22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 28 Mart 2016 08:10

SESSİZ MİYİZ? DEĞİLİZ

Yazan  Özlem Kurdoğlu

SESSİZ MİYİZ? DEĞİLİZ

 

Sesimiz farklı şekilde çıkıyor. Mevcut şartlarımız altında doğrusunu da yapıyoruz aslında.

Kim nasıl burun kıvırırsa kıvırsın, sessiz kaldığımızı düşünmüyorum.

Milletçe bir tuzağa düşmeden birlikte ses vermenin etkili yolunu arıyoruz.

Zira farkındayız ki toplumu şiddetli isyana davet etmek tam ters etki yapar: Sabıkalı yönetici bunları topluma daha fazla baskı kozu olarak kullanır.. E ne anladık?

Gezi ruhu farklıydı, o tür ruhta davete filan gerek kalmaz, herkes kendi aklının yoluyla kendiliğinden ortak kararda buluşur ve uygular, kimse kimseye çağrıda serzenişte filan bulunarak gezi ruhunu tekrarlayamaz.

Öte yandan "susmamak" demek illa da toplu isyan veya toplumsal hayatı yürüyemez hale sokmak değildir.

1- Sessiz kalmama adına bunu birbirimizden beklemek zorunda değiliz.

2- Bu tarz birşey görünceye dek toplumumuzu sessiz kalmış saymak zorunda da değiliz.

Bakın size "susmamanın" gerçek sırrını açıklayayım:

Susmamak demek, yönetemeyen yöneticiyi istifa etmek zorunda bırakabilmek demektir.

Yani ona artık itaat edilmeyeceği mesajının toplumdan kesin biçimde gitmesi demektir.

İşte asıl Gezi ruhunun temeli de budur: Yani zıvanadan çıkmış yönetici sana saçma şeyler dayatmaya kalkar, sen de hadi ordan deyip geri dayatırsın, ürkmeyi rafa kaldırırsın.

Bu ille sokakta olacak diye bir şart yok. Evde de olur, işyerinde de olur, okulda da olur, alışveriş yerinde de olur, eğlence mekanında da olur, hatta usulü dairesinde resmi kurumda da olur.

Sağduyunun gereği budur deyip toplu kararlı tavır konur, kimse de karşısında duramaz.

Bunun yolunu inşa edip uygulamaya başladığımızda, toplumuna saygı duymayan her yöneticiye artık kapıyı gösterebilir hale geliriz.

Özlem Kurdoğlu

Özlem Kurdoğlu

Özlem Kurdoğlu Hakkında