23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 03 Mart 2017 21:18

LEVENT AĞRALI'YI ANIYORUZ…

Yazan  Doğan Ersoy

LEVENT AĞRALI'YI ANIYORUZ…

 

Bugün 26 Şubat; 16 yıl önce Didim'in 'Çınar'la­rın­dan bi­ri­ni, Sev­gi­li LE­VENT AĞ­RA­LI'yı kay­bet­tik…

O'nu bir kez daha anı­yo­ruz…

Sizi; 23-28 Tem­muz 2004 ta­ri­hin­de ya­pı­lan, "DİDİM 1.SANAT EDEBİYAT VE KİTAP GÜN­LERİ"nin son günü ak­şa­mı­na, "LE­VENT AĞ­RA­LI" Pa­ne­li'ne gö­tür­mek is­ti­yo­rum: (Ko­nuş­ma­cı­lar: Doğan Ersoy, Fer­yal Ağ­ra­lı ve Şavgu Aydın)

***

"Sev­gi­li ko­nuk­lar... Özel­lik­le de Le­vent Ağ­ra­lı'nın sev­gi­li eşi Güzin Ağ­ra­lı...

Ben Mimar Doğan Ersoy ve ko­nuş­ma­cı ar­ka­daş­la­rım Fer­yal Ağ­ra­lı ve Şavgu Aydın, siz­le­ri saygı ile se­lam­lı­yo­ruz.

Büyük bir et­kin­li­ğin son ak­şa­mın­da da büyük bir in­sa­nı anmak için top­lan­dık…

Sev­gi­li LE­VENT AĞ­RA­LI...

Araş­tır­ma­cı, yazar, res­sam, mü­zis­yen, ozan...

Bir in­san­da bu kadar me­zi­yet olur mu de­me­yin... Le­vent Ağ­ra­lı'da olur...

Da­ha­sı var; ola­ğa­nüs­tü el be­ce­ri­si...

Bon­cuk, taş, midye ka­bu­ğu, sedef, ahşap, demir... Sev­gi­li Le­vent'in eline düş­me­ye­gör­sün; yep­ye­ni bir biçim, yep­ye­ni bir hayat ka­za­nır...

Didim'de Le­vent Ağ­ra­lı'nın bir adı da 'Se­def­çi Baba' dır.

Bu ni­te­lik­le­rin­den han­gi­si daha ön­de­dir bi­le­mem. Ancak sa­nı­rım ya­zar­lı­ğı ve şa­ir­li­ği biraz daha öne çık­mış. Şunu bütün iç­ten­li­ğim­le söy­le­ye­bi­li­rim ki; Sev­gi­li Le­vent'in bir özel­li­ği di­ğer­le­ri­nin tü­mü­ne bedel ve et­kin­di:

Hoş­gö­rü­sü, se­ve­cen­li­ği ve yar­dım­se­ver­li­ği...

Özet­le İNSAN'lığı...

O'na kır­gın, O'na küs­kün kim­se­nin ola­bi­le­ce­ği­ni dü­şü­ne­mi­yo­rum. Ama san­ma­yın ki her­şe­yi ka­bul­le­nir­di...

Böyle bir­şey ede­bi­yat­çı­lı­ğın, şa­ir­li­ğin, mü­zis­yen­li­ğin, res­sam­lı­ğın, yani sa­nat­çı­lı­ğın do­ğa­sı­na ay­kı­rı zaten...

O da iti­ra­zı­nı ya­par­dı, doğ­ru­ya yö­nel­tir­di...

Sa­de­ce siz far­kı­na var­maz­dı­nız, so­nun­da an­lar­dı­nız de­ğiş­ti­ril­di­ği­ni­zi..."

Söz­le­ri ile baş­la­yan ko­nuş­mam­dan da alın­tı­lar ya­pa­rak sür­dü­re­ce­ğim ya­zı­mı…

***

İna­nı­yo­rum ki; sev­gi­li dos­tum Le­vent, Didim'e do­ya­ma­dan ay­rıl­dı ara­mız­dan...

Didim'e doy­mak müm­kün mü?..

Emi­nim her gi­de­nin ar­dın­dan bu söz söy­le­necek.

Yeter ki ger­çek­ten 'Di­dim­li' olsun.

Sev­gi­li LE­VENT, ger­çek­ten 'Di­dim­li'ydi...

Didim'de do­ğan­lar­dan daha çok 'Di­dim­li'...

Doğa tut­ku­nu, 'Çevre'ciydi…

Le­vent Ağ­ra­lı'nın bu yö­nü­nü ve Didim sev­gi­si­ni; O'nu çok seven bir diğer Didim Çı­na­rı'ndan, Di­dim­li'lerin "Tan­yel Baba" diye ta­nı­dık­la­rı Tan­yel Talay'dan, vefat günü al­dı­ğım duygu yüklü faks­dan oku­ya­lım…

Şöyle di­yor­du Sev­gi­li Tan­yel:

 

"İlk Al­tın­kum'a ge­li­şim 1967 se­ne­siy­di. O gün­ler­de öm­rü­mün ya­rı­sı­nı bu­ra­da ge­çi­re­ce­ği­mi bil­mi­yor­dum. Ama bu­ra­sı bam­baş­ka bir yerdi. Sanki her yer­den daha sıca, daha samimi...? sanki de­ni­zi daha bir deniz ko­ku­yor­du, güneş bir başka doğup, bir başka ba­tı­yor­du.

Bir son­ra­ki sene tek­rar gel­di­ğim­de bu iz­le­nim­le­ri­min ilk in­ti­ba­dan değil, in­sa­na her ge­li­şin­de bu şirin sahil yer­le­şi­mi­nin ver­di­ği o bü­yü­lü özel his­ler­den ol­du­ğu­nu an­la­dım.

Al­tın­kum ne kadar ay­rı­ca­lık­lı ise, orada ya­şa­yan­la­rın ara­sın­da da çok ay­rı­ca­lık­lı ki­şi­ler ol­du­ğu­nu ise, takip eden sene Al­tın­kum'dan bir ev alıp, yaz ay­la­rın­da da olsa ya­şa­mak ka­ra­rı­mı ver­dik­ten sonra an­la­dım.

Al­tın­kum'da ya­şa­yan­la­ra Al­tın­kum gönül ve­ri­yor­du, ruh ve­ri­yor­du, biz de Al­tın­kum'a bütün gön­lü­müz­le sa­rı­lı­yor­duk.

Sev­gi­li Le­vent Ağ­ra­lı ağa­be­yi­miz Al­tın­kum'a en fazla ruh veren can­lar­dan­dı.

Al­tın­kum'a sö­kül­mez çi­vi­ler çaktı, unu­tul­maz ha­tı­ra­lar bı­rak­tı, ye­ri­ne gel­mez say­gın ki­şi­li­ği ile bu defa Al­tın­kum'a can veren ruh­lar olmak üzere ara­mız­dan ay­rıl­dı.

Le­vent Ağa­bey'imiz, büyük küçük her­kes­le için­de­ki zarif asa­let­le ko­nu­şur­du.

Eşiy­le bir­lik­te ya­rat­tı­ğı ha­ri­ka el iş­le­ri, Al­tın­kum'un bir kö­şe­sin­den tüm koyu gör­dü­ğü­nüz Le­vent Ağa­bey'in liman lo­kan­ta­sı ve onun akor­de­onun­dan çıkan nağ­me­ler, Didim için yap­tı­ğı bes­te­ler, yaz­dı­ğı şi­ir­ler...

Hele bir de O'nunla iki tek atmak lut­fu­na ermiş ise­niz ser­gi­le­di­ği zen­gin ve kül­tür­lü ki­şi­lik...

O'nu çok öz­le­ye­ce­ğiz.

Didim'i ve Didim Halkı'nı çok seven Tan­yel Baba"

 

Biz­le­rin de duy­gu­la­rı­na ter­cü­man olan sev­gi­li Tan­yel Baba'ya, bir kez daha te­şek­kür edi­yo­rum.

***

Le­vent Ağ­ra­lı 1933 do­ğum­luy­du. Ben­den bir yaş büyük...

Öz­geç­mi­şi­ni 1998 yı­lın­da ba­sı­lan 'SİNCİ' adlı öykü ki­ta­bı­nın ar­ka­sın­da kendi ka­le­min­den oku­ya­lım:

 

"1933 İstan­bul do­ğum­lu olup lise me­zu­nu­yum. Ev­li­yim, bir kızım, iki to­ru­num var.

Yazın ya­şa­mı­na 1950 yı­lın­da An­ka­ra Zafer ve Zon­gul­dak Haber ga­ze­te­le­rin­de mu­ha­bir ola­rak baş­la­dım. Daha sonra, Zon­gul­dak'da tüm yerel ga­ze­te­le­re ve İstan­bul'da Tür­ki­ye Der­gi­si'ne ya­zı­lar yaz­dım.

1976 Mil­li­yet roman ya­rış­ma­sın­da Göçük adlı ya­pı­tım ödül aldı.

Gi­ta­rist ve pi­ya­nist ola­rak 25 yıl pro­fes­yo­nel mü­zis­yen­lik yap­tım. Bes­te­le­rim var.

Yağ­lı­bo­ya resim ça­lış­ma­la­rım ve Didim'e gel­dik­ten sonra baş­la­dı­ğım sedef iş­le­ri uğ­ra­şım var.

Didim'de İmece ile tek­rar ga­ze­te­ci­li­ğe dön­düm.

Uzun sü­re­li ola­rak Didim Pa­rag­raf, Söke Eksp­res'de yaz­dım. Şimdi ise Mavi Didim'de yazı iş­le­ri mü­dür­lü­ğü ve köşe ya­zar­lı­ğı yap­mak­ta­yım.

 

Aydın Ga­ze­te­ci­ler Ce­mi­ye­ti'nden 1996'da köşe ya­za­rı bi­rin­ci­lik ve Didim Ga­ze­te­ci­ler Ce­mi­ye­ti'nden 1997 onur ödü­lüm var. Söke Ti­ca­ret Odası da, Göçük için ödül verdi.

Sedef iş­le­rim için de, Didim Kay­ma­kam­lı­ğı'nın ve Didim Tu­rizm Der­ne­ği'nin tak­dir belge ve pla­ket­le­ri­ni aldım.

Çevre öy­kü­le­ri­mi top­la­dı­ğı­nı Sinci adlı ya­pı­tı­mın da be­ğe­nil­me­si en büyük di­le­ğim. Bunu da, Di­di­nı'de ger­çek­leş­tir­miş ol­mak­tan, büyük bir mut­lu­luk du­yu­yo­rum."

***

Ağ­ra­lı'nın sa­na­ta ba­kı­şı­nı ve roman, şiir, resim, müzik iliş­ki­si­ni de; Şavgu Aydın ile yap­tı­ğı bir söy­le­şi­den oku­ya­lım:

"Uzun yıl­lar süren mes­lek ya­şan­tı­ma rağ­men, halen devam eden bir sanat ya­şa­mım var. Ön­ce­lik­le sa­na­tı bir mes­lek ola­rak hiç gör­me­dim ve gör­mü­yo­rum.

Daha il­ko­kul­da iken pom­pa­lı ağız mı­zı­ka­sı ve ar­mo­ni­ka ça­lı­yor­dum. Or­ta­okul­da gi­ta­ra baş­la­dım. Hele li­se­de iken müzik öğ­ret­me­ni­mi­zin, Tür­ki­ye' nin sa­yı­lı bes­te­ci­le­rin­den Kemal İle­ri­ci ol­ma­sı, sağ­lam bir temel ve çağ­daş bir etki ya­rat­tı sa­nı­yo­rum. Neyse müzik ko­nu­su­na fazla gir­me­ye­lim...

Re­sim­le de uğ­raş­tım. Bu ko­nu­da beni et­ki­le­yen, bu zevki aşı­la­yan, resim yap­ma­ya özen­di­ren, resim öğ­ret­me­ni­miz Eşref Üren oldu. (bir rast­lan­tı; Eşref Üren benim de öğ­ret­me­nim­di. - Doğan) Re­sim­de, "D Gu­ru­bu"nu ku­ran­lar­dan ve ül­ke­mi­zin sa­yı­lı res­sam­la­rın­dan de­ğer­li bir sa­nat­çı.

Önü­müz­de­ki se­zon­da sayın Ersoy' ların Didim Sanat Ga­le­ri­si'nde, ki­şi­sel ol­ma­sa da, karma bir ser­gi­ye ka­tıl­ma ar­zu­su ta­şı­yo­rum. (Ne yazık ki bu sergi ger­çek­le­şe­me­di. Çok üz­gü­nüm.)

Ya­zar­lık ya­şa­mım da da­ğı­nık ol­duk­ça!.. 1950 yı­lın­da Zon­gul­dak'da ya­yın­la­nan bir ga­ze­te­nin mu­ha­bi­ri ola­rak baş­la­yan ya­zar­lı­ğım, bu­ra­da bir pa­ren­tez açmak ge­re­ki­yor, ben ga­ze­te­ci değil ya­za­rım, yıl­lar­la iler­le­di. Zon­gul­dak'da geçen 25 yılda, ya­yın­la­nan tüm ga­ze­te­ler­de gün­lük köşe ya­zı­la­rım çıktı. Bazen aynı günde üç ga­ze­te­de de gün­lük ya­zı­la­rım çıktı.

Lise yıl­la­rın­da baş­la­yan şiir he­ve­sim de sü­rü­yor hala.

Ede­bi­yat ders­le­ri­nin et­ki­si ile aruz vez­nin­de baş­la­dı­ğım şiir yazma tut­ku­su, za­man­la hece ve ser­best vezne de döndü. Amma ben hala aruz vez­ni­nin bir aşı­ğı­yım.

Man­zum öy­kü­le­ri­mi, düz yazı öy­kü­ler ve ro­man­lar iz­le­di.

Didim'de de yirmi yıl­dır bu sanat dal­la­rın­da­ki uğ­ra­şı­mı sür­dü­rü­yo­rum."

Fazla gir­mek is­te­me­di­ği müzik ko­nu­sun­da 20'den fazla bes­te­si de var Ağ­ra­lı'nın... Özel­lik­le "Ayşem" ve "Te­red­düt" isim­li slo­w­la­rı ile "İkimiz" isim­li tango dans mü­zi­ği bes­te­le­ri ünlü...

"An­ka­ra Rad­yo­su'nun Se­vi­len Cazı" diye anons edi­len "Le­vent ve Ar­ka­daş­la­rı" ku­ar­te­di uzun süre zevk­le din­len­miş. Ünlü müzik adamı Okay Temiz ile ça­lış­mış.

Sah­ne­ler­de Nejat Uygur ile şov prog­ram­la­rı yap­mış.

***

 

Didim için de iki şi­iri­ni bes­te­le­miş.

"Köy kız­la­rı tar­la­da,

Kuş gibi se­ki­yor­lar,

El­le­rin­de fi­de­ler,

Hep tütün eki­yor­lar."

dört­lü­ğü ile baş­la­yan “DİDİM KIZ­LA­RI" ve;

"Yirmi yıl olmuş hay­ret! Oysa henüz dün gibi,

Nasıl geç­miş bunca yıl, sanki bir kaç gün gibi.

Bu gü­ze­lim bel­de­de, insan hiç yaş­lan­mı­yor,

Bu öyle bir duygu ki an­la­ta­bil­mek çok zor."

diye baş­la­yan ve;

"Apol­lon yüz­yıl­lar­ca, biz­le­ri göz­le­yecek,

Doğa soy­kı­rı­mı­nı, hay­ret­le iz­le­yecek."

di­ze­le­ri ile son­la­nan "DİDİM'İ YA­ŞA­MAK"...

***

Dost­la­rım...

Üzün­tü­nüz büyük bi­li­yo­rum.

Ben, bu üzün­tü­nün ya­nın­da buruk da olsa bir mut­lu­lu­ğu ya­şı­yo­rum.

Le­vent Ağ­ra­lı'yı ta­nı­ma­nın, onun dostu ol­ma­nın mut­lu­lu­ğu­nu...

Tıpkı; ara­nız­da çok ol­du­ğu­nu bil­di­ğim siz dost­la­rı gibi...

Sev­gi­li Koca Le­vent'i daha uzun süre zaman zaman da olsa ana­ca­ğız sa­nı­yo­rum...

 

O, sin­miş artık Didim'in ha­va­sı­na...

Size O'nun ka­le­mi ile bir Didim tab­lo­su:

"Yine; kı­zı­lın, sa­rı­nın, tu­run­cu­nun,

Her to­nu­na bo­yan­dı gök­yü­zü.

Bir şafak vakti, Didim'de,

Alev­den fır­ça­lar­la."

1994 yı­lın­da yaz­dı­ğı bir şi­iri­nin so­nun­da ne güzel bir aracı kul­lan­mış:

"Didim,

Yine bin­ler­ce yıl ön­ce­si­nin,

Si­hir­li ge­ce­li­ği­ne bü­rün­dü.

Sü­tun­la­rı, el aç­tı­lar göğe Ta­pı­nak'ın.

İnsan­lar adına, özür di­le­mek için."

***

26 Şubat 2001 günü Didim Mer­kez Camii'nde ta­bu­tu­nun ba­şın­da, uğur­la­ma ko­nuş­ma­sı­nı yap­mak­tan onur duy­muş­tum, bunun mut­lu­lu­ğu­nu ta­şı­yo­rum…

 

Ko­nuş­mam:

"Bugün 26 Şubat 2001...

Didim'in 'Çınar'la­rın­dan biri daha dev­ril­di...

Sev­gi­li LE­VENT AĞ­RA­LI, Allah'ın rah­me­ti­ne ka­vuş­tu…

Ne mutlu sana 'Le­vent'...

Didim senin ya­sı­nı tu­tu­yor, senin için göz­ya­şı dö­kü­yor...

Ge­le­ne ağam, gi­de­ne paşam de­me­din, daima doğ­ru­dan yana oldun...

'Düzen'in eko­no­mik vur­gu­nu sen, kim­se­ye eğil­me­din...

Ge­rek­ti­ğin­de 'Doğa'dan ya­rar­lan­dın, o be­ce­rik­li, sa­nat­çı el­le­rin­le deniz ka­buk­la­rın­dan ekmek yedin...

An­ka­ra Rad­yo­su'ndan gelen bi­ri­ki­mi­ni 'Klav­ye­ne' yan­sıt­tın...

Sa­nat­çı ru­hu­nu ka­le­min­le ki­tap­la­rı­na ak­tar­dın, tu­va­li­ne res­met­tin...

Ta­raf­sız eleş­ti­ri­le­ri­ni, in­san­cıl sev­gi­le­ri­ni dü­rüst­çe ve sa­mi­mi­yet­le ga­ze­te­ler­de­ki 'Köşe'ne aldın...

Kimse sana 'Vayy...' de­me­di, kimse sana kı­za­ma­dı...

Kim­se­yi kır­ma­dın, ama kı­rıl­dın...

Kim­se­ye dert­len­me­din, dert or­ta­ğın ka­le­mi­ne sa­rıl­dın.

' Kara Elmas'dan Mavi Didim'e' isim­li ki­ta­bı­nın son şi­irin­de dile ge­tir­din kır­gın­lı­ğı­nı ve şöyle bi­tir­din:

'Ya­şa­mak bu de­mek­se, say ki ben de ya­şa­dım…’

Sev­gi­li Le­vent, iyi ki sen de ya­şa­dın...

Ma­ale­sef senin gi­bi­ler, ancak ara­mız­dan ay­rıl­dık­tan sonra ya­şı­yor...

Rah­met sana Sev­gi­li Le­vent...

Varsa hak­kı­mız helal olsun ...

en de hak­kı­nı helal et...

Seni çok ara­ya­ca­ğız, sev­dik seni…

Gıpta sana…”

 

***

Son değişiklik Pazar, 05 Mart 2017 19:31
Bu kategorideki diğerleri: « “UMUT ve ÇARE !..”