22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 12 Mayıs 2017 07:49

O BAYRAK YERE DÜŞMEMELİ!

Yazan  Ferda KILIÇ

O BAYRAK YERE DÜŞMEMELİ!

Muhtemelen gözünüzden kaçmıştır…

Küçük bir haber, “tek sütun, beş-on satır…”

Ama içeriği büyük, geniş, derin, feci…

Anlamlarla yüklü, okuyun okuyabildiğiniz kadar.

Olayın boyu, boyunuz kadar…

Bilincinizin kavrayabildiği ölçüde önemli, evet!

Okuyun:

“Antalya'nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası'ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve eşi Aysin Büyüknohutçu (61) önceki gün akşam saatlerinde vahşi bir cinayete kurban gitti…”

İşte böyle…

Ancak bu haber, bir polisiye vakıa değildir.

Üç kuruşluk çıkarları uğruna yemyeşil bir ormanı kesip biçebilen, dereleri kurutabilen, doğayı katledip; elde ettiği parayla da tüketim toplumun kuyusuna düşüp, komplekslerini doyurmaya kalkışan sosyal-magandaların öyküsüdür…

Zavallıların arabesk süsler ile üstü örtülmüş cakasıdır!

Bu zavallıların karşılarında ise, bilinç vardır, doğa sevgisi vardır, yürek vardır… Kısaca, insan olmamızı sağlayan değerler; daha kısası, insanlık vardır.

Bu vahşi cinayetten üç-beş gün önce Büyüknohutçu çiftinin evinde yangın çıkartılıyor… Düpedüz kundaklanıyor insanların yuvaları…

Aldırmıyorlar.

Yasal mücadelelerini sürdürüyorlar.

Kundaklamanın faillerini biliyorlar zaten…

Savcılığa gidip, “malumu ilan” eden suç duyurusu dilekçelerini veriyorlar.

Doğaya ve doğayı koruyan evlerine karşı sürdürülen vahşete karşı hukuka… Sadece hukuka dayanarak savaşıyorlar “vahşi” çıkar kabileleri ile…

Mücadele bayrağını ellerinden düşürmüyorlar.

Ve sonunda cenazeleri [bazı incelemeler için] Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılıyor.

Neyi inceleyecekler doktorlar bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey var:

- Bu bayrak yere düşürülmemelidir!

Bu ülke bu vahşi magandalara terk ve teslim edilmemelidir…

Bu mücadele, bir bayrak yarışıdır.

Bu yiğit insanlardan o bayrağı devir alıyor ve beynimizin ve yüreğimizin üstünde dalgalandırıyoruz.

Haydi!