19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 15 Eylül 2017 12:56

B ö l ü n m ü ş H a y a t

Yazan  İlter Gözkaya-Holzhey

B ö l ü n m ü ş   H a y a t

Şair, kocaman bir elma ağacını bir küçücük elma çekirdeğine sokabilme ustalığını gösteren insandır.

Orhon Murat Arıburnu

Dr. Ertekin Özcan’ın biyografisini yazdığı metinleri, şiirlerle ahenk ilâve ettiği kitabın adı böyle.

Göçmenlerin düşünce ve duyguları Türkiye’de, vücutları Almanya’da anlamına kullanılmış.

Almanya Sosyal Demokrat Parti Kültürform’da yönetici olan Ekkehard Barthel da, açılışta kitaba konan bu ismin yerine iki Dünya Arasındaki Hayat deseydi, diyerek konuşmasına başladı.

Ben kitaba Birleştiren Hayat, derdim.

Yazar onbir yaşında Erzincan’dan ailesinden ayrılıp abisiyle İstanbul’a göçmüş. Köyde yaşamını ve diğer çocukların güçlüklerini hiç unutmamış. Ömrü boyunca her yaptığı işte onları da düşünmüş. Okulu olmayan köylerden öğrenciler çamurlu, karlı yollarda öğrenmeye isteyerek geliyorlardı. Bir köy okulunda o yıllarda beş sınıf iki birleştirilmiş sınıfta ders yapıyordu.

Şair Erzincan-Çaykent-Çayırlı Köyünde doğdu. İnönü’nün kadınlara sizi altınsız, ama babasız, oğulsuz ve kocasız bırakmadım, dediği yıllardı. İkinci Paylaşım Savaşı’nın fakirlik izleri Anadolu’nun bütün köylerinde hakimdi.

Yalnız kendi biyografisini  anlatmamış şair. Metin ve şiirleri okurken Almanya’ya geldiği 1973 yılına kadar Türkiye’nin sonra her iki ülkenin sosyal, kültürel, siyasal tarihini de yazmış. Bu nedenle zamana bir bütün olarak bakıyor. Okur çok yönlü bilgi alıyor.

Hukuk tahsilini Türkiye’de yaparak, avukatlık yaptıktan sonra Berlin’de Hür Üniversitesi’nde siyasalbilimi okuyor. Bu nedenle ve geçmişinden getirdiği deneyimlerle çok iyi toplum gözlemcisi oluyor. Geldiği yeri, çektiği zorlukları unutmadan hep ileri yürüyor. Fakat kendisiyle yürüyemeyenleri ihmâl etmiyor.

Türkiye’den üniversiteye okumaya gelenlerle dernek kurmaya veya kuranlarla birlikte çalışıyor. Berlin’de ve daha sonra Almanya’da kurulan sosyal demokrat sol yönlü dernek ve kuruluşlarda hep onun emeği ve katkısı var.

Yazar Türk işçilerin en zor, Almanların istemediği pis ve sağlığı bozan işlerde çalışması, ikinci sınıf muamele görmesini şiirlerine yansıtmıştır.

Ders verdiği Yüksek Halk Okulu ve diğer kuruluşlarda gençlere verdiği derslerde gözlemlerini ürüne çevirmeyi fevkalâde başarmış.

Almanca yazılan kitap, dergi ve makalelere çok önem veriyorum. İlk nesilden Almanca yazan şimdiye kadar olmamıştı. Türkçe yazınca biz yazıyor, söylüyoruz. Halbuki çözüme ancak birlikte ulaşılır. Bu nedenle de Almanlara ulaştırılması bakımından bu kitabı çok önemsiyorum. Şimdiden Noel’de Alman arkadaşıma ne hediye etsem, diye düşünmeyin, bu kitaptan daha isabetli bir hediye olamaz.

Dr. Ertekin Özcan’ın organize dernek çalışmalarının, politikaya yönlendirmesinin meyvası olan Berlin Eyalet Sağlık Senatörü Dilek Kolat (SPD), kitap tanıtım etkinliğinde yazara abi, diye hitap etti. Kısa konuşmasında bu kadar işi nasıl yürüttüğüne şahit olduğunu dile getirdi. Bu biyografi yazılmalıydı, gelecek nesillere örnek olacak, başucu ve başvuru kitabı olarak kullanılacaktır.

Çalışmalarında ikinci nesli politikaya hazırlarken, yazdığı raporlar ve makalelerle sorumlu karar mekânızmalarına göç politikasında öneriler sunuyor. Değişen kanun ve yasaları böylece etkilemiş oluyor.

Kitabın kapak resmini yapan Süreç Özcan, kitap tanıtım töreninde müziği, gitarı ile renk kattı. Fotoğraflar tarihi çizerek daha iyi anlatıyor. Karikatürleriyle Hayati Boyacıoğlu anlatıya can vermiş.

Şiirlerinde işlemediği konu kalmamış, toplumda kadın ve erkeğe eşit muamele, ayrımcılık, anavatana hasret, aşk ve sevgi, işçi sınıfının ve göçmenlerin çektiği zorlukları hem bedensel hem de duygusal olarak ifade ediyor.

Türkiye’deki yaşadıklarını Almanya’da birleştirici olmayı gösteriyor. Yazdığı Türkçe şiir kitaplarıyla Türkiye’de de hor görülen Türk işçilerinin uğradıkları haksızlıkları göstermiş. Birinci nesil çok şey başarmıştır, haksızlığa karşı şiirlerinde o neslin sözcüsü olmuş.

Elbette çocukları dernek çalışmalarında, okul aile birliklerinde ihmâl etmemiş. Duyarak, görerek ve iki kızını  tüm okul hayatı boyunca takip ediyor. İki ve çok dilliliğin zenginliğine daima vurgu yapıyor. Türk velilere sınıf aile başkanlığı görevi almaları için cesaret veriyor, teşvik ediyor.

Işıl Gündüz ile 1979 yılında evlendikten sonra sosyal mücadelesinde yalnız değildir. Seminer ve etkinliklerde ön görülen öneri ve eleştirileri derlediği raporlarla görevlilere, sorumlulara çözümde yol gösteriyor. Berlin Hür Üniversitesi’nde 1987 yılında “Federal Almanya’daki Türk Göçmen Örgütleri” adı altında tezini sunduktan sonra bilimsel çalışmalarında daha yoğunlaştı.

Bir kere ülke sınırını aşanlar, Dünya’da insanların birbirine çok benzediğine şahit olur ve bu olguyu sanatında işler. Sanatçılar politikacılardan daha önce küreselleşmenin önemini kavramışlardır. İnsanın gözyaşı ve kanı tüm gezegenimizde aynı renktedir.

Yazılarının dergi, gazete ve kitaplarda Almanca dilinde işlemesine kızları Gönenç ve Süreç, Dr. Ingrid Mönch desteklemiş. Türkçe ön düzeltmeleri şair dostu Mehmet Özata yapıyor.

Metinleri başka bir dile çevirirken, anlaşılan yazılır. Fakat şiiri çevirme ayrı bir hüner ister. Anadildeki kavramı kaybetmeden ikinci bir dile çevirme dil yeteneği ister. Bu, bu kitapta başarılmıştır. Dil açıkça dolaysız akıcı bir şekilde işlenmiştir. Okurken ritimleri mandolin teline dokunur gibi hissettim. Bu nedenle Süreç’den başka şiirleri besteleyenlerin olacağını bekliyorum.

Şu sözleriyle yetişkinlerin çocuklardan öğreneceği çok şeyler olduğunu gösteriyor:

“Tüm haksızlık, baskı ve yoksulluklara karşın, yeryüzünün içinde sevgi, umut, hoşgörü ve barışın yeşerdiği bahçeye dönüşebileceğini dünyamızdaki çocuklardan öğrendim.”

Çok kültürlüğün bir zenginlik olduğunu, devletlerin kültürleri rakip gibi görüp, asimile etmesinin yanlış olduğunu birçok şiirinde dile getiriyor. Bilhassa Türkçe’yi Almança’ya rakip gören Alman öğretmenlere aşağıdaki şiir çağrı niteliğinde. Çocuğun iç dünyasına giremeyen öğretmenler iyi öğretemez.

Üç Resim

Bir gün anaokulunda üç resim yaptım,

biri anneme, biri babama, biri de bana.

Annem sordu, neden üç resim, babam da.

Her üç resimde de açıyordu gökkuşağı,

birinde ay yıldızlı Türk,

diğerinde mavi beyaz Yunan,

öbüründe kırmızı siyah altın sarısı

Alman bayrağı.

Ben hem babamı, hem annemi

hem de burayı seviyorum.

Üçüne de bağlıyım,

babam Türkiyeli, annem Yunanistanlı,

ben de buralıyım.                             (1985)

Bu kitabı okuyan, böyle dopdolu bir yaşam öyküsü bir kitaba sığmaz, arkasından daha başka kitap ta gelmelidir, diye düşünür.

Biz de www.ha-ber.com olarak yazabilmesi için köşedaşım

Dr. Ertekin Özcan’a Işıl, Gönenç, Süreç ile birlikte ömrünü sağlıklı uzatmasını diliyoruz.

Hoşça kalın, ama kitapsız kalmayın!

 

 

 

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey Hakkında