20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Perşembe, 05 Ekim 2017 14:31

Demokrasi

Yazan  Konuk Yazar

Demokrasi

 

Demokratik haklar, özgürce kullanıldığında demokrasiden söz edebiliriz. Aksi olsa ne denir; ‘cici demokrasi’ denir ki bu durumda haktan, hukuktan, adaletten söz edilemez. Demokrasi kuralları, kurumların belirlediği anayasal haklarla belirlenir. Seçme ve seçilme hakkı da il ilçe seçim kurulları ve yüksek seçim kurulunun kararı son mercidir. Seçimlerin yasal olup olmadığına karar verirler. Şu günlerde garip işler oluyor; İstanbul Belediye Başkanı ve sırada olanlar var. Bir gerekçe sunmadan görevlerinden istifa ediyorlar. ‘Açıklama yapmadıysa ne var bunda’ diyebiliriz, aslında çok şey var; Kadir Topbaş’ın hiç bir sağlık sorunu yok ama verdiği beyanat düşündürücü ve soru işaretleri de var. Bir şirket düşünün; şirketin CEO’sunun görevine son verilecek. ‘Tazminat talep etmeyin; biz size ikramiye verelim. İstifanızı siz verin ki piyasada önünüz açık olsun.’ Ülkemizde antidemokratik partiler ve seçim yasalarının geçerli olması, genel başkanın ve parti meclisi üyelerinin onayı ile adaylar tayin ediliyor ve görevden alınıyorsa herhangi bir şirketten ne farkı var? Şu farkı var: Şirketler kar-zarar üzerine ar-ge projelerle varlığını sürdürür. Siyasi partiler insan odaklı; halkın refahı, mutluluğu, bağımsızlığı, bireylerin özgürlüğü, geleceği için programlarla yurttaşların karşısına çıkar. Demokrasi, demokratik uygulamalarla varlığını sürdürür. Şimdi işin özüne gelelim: Siyasi partiler Millet Vekili ve Belediye Başkanı’nı Genel Merkez belirliyor ise; halk mı seçmen yoksa oy veren mi seçmeni seçendir ? Kendi adayını seçer, o zaman seçmen olur. Demokratik hakkını kullanmış olur. Burada da halkın iradesi değil; hükmedenlerin iradesi var. Ne demek bu: siz bilmezsiniz, biz sizin yerinize düşündük. Siz gidin tıpış tıpış oyunuzu verin. İşte cici demokrasi uygulaması: oy veren değil, önemli olan seçmen olmak. Gerisi tırı vırı.

Bu kategorideki diğerleri: « HEYKEL