22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:20

T Ü R K İ Y E G E N Ç L İ K O R K E S T R A S I

Yazan  İlter Gözkaya-Holzhey

T Ü R K İ Y E   G E N Ç L İ K   O R K E S T R A S I

Almanya ile Türkiye politikacıları basın ve medya aracılığı ile kavga seslerini yükseltiyordu. Türk politikacıları halkın diğer yarısının dilinde, Alman politikacıları ise idare edenlerin elite dilinde kalmayı tercih etti.

Bilhassa birinci nesil, Türklerin seçim kampanyasına alet edilmeyeceklerini görmek kısmet olmayacak, diye hüzünleniyordu.

İşte tam bu esnada Berlin Konzerthaus’da (Gendarmenmarkt) görkemli bir konser verildi. Euro Classic Müzik Festivali’nde

yetenekli Avrupa gençlik orkestraları şöleni müzikseverler keyfle yaşadı.

Türkiye’yi temsilen, Cem Mansur şefliğinde önde gelen konservatuarlardan sınavla seçilen seksen başarılı gencin yarısından fazlası kızlardan oluşuyordu. Cinsiyete göre değil, çaldıkları enstrümanlara göre sahnede yerlerini aldılar. Türkiye’nin lâik aydınlık yüzünde gösterdiler.

Alkış tufanının sonu gelmiyor, onurla tüyler diken diken olurken heyecanlı coşku tam ikibuçuk saat devam etti. Konser arasında tanıdık bir yüz görebilir miyim, diye dolaştım, ama hiç tanıdık yüz görmedim. Türkiye’nin Batı lâik yüzünü savunanlar derneklerinden dışarı çıkamamışlardı.

Richard Strauss’dan Don Juan (1888) parçasıyla giriş yapıldı. Çapkın erkek güzel kadınlar arasında sosyete dünyasında fırtına estirdi. Şiiri, 1844 yılında romantik şair Nikolaus Lenau yazmıştı.

Aradan sonra ilk çalınan Ali Ekber Çiçek’ten alınan Haydar Haydar’ı Ali Özkan Manav bestelemiştir. Ali Ekber Çiçek

(1935 – 2006), Türkiye’de sayılı tanınmış halk müziği bestecisidir.

Ali Özkan Manav 1967 yılında Mersin’de doğdu. İstanbul Devlet Mimar Sinan konservatuarından sonra tahsilini Boston’da tamamladı. Mimar Sinan Konservatuarı’nda 1991 yılından beri ders veriyor. Bavyera radyosundan ödül almış, Avrupa’da bilhassa Almanya’da tanınmış bir bestecidir.

Tschaikowski’den keman konçertosu (1878) hüzün ve depressiyon içeriyordu. Bestecinin biyografisini bilenler, öğrenciye ulaşamama aşkını hissedebilirdi. Yalnızlığa çekilip depressiyon geçirdiği anlar müzikte dile getirilirken izleyicileri de hüzün bulutuna bürüdü.

Antonin Dvorak’ın Senfonik Çeşitlemesi (1877) akılları durduran bir fantazi dünyasını yaşattı. At üstünde Orta Asya bozkırında dağları ovaları dolaşırken, ılık esen rüzgârı canlandırıyordu.

Gazeteci Rolf-Dieter Krause moderatörlüğünü yaptı. Sözlerine Avrupa başkenti Brüksel’de zor günler yaşanırken, böyle güzel müzik dinlemenin sağlığa ve ülkelerarası diyaloğun önemine vurgu yaparak başladı.

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası demokrasinin laboratuvarı olarak 2007 tarihinde kuruldu. O günden beri konser vermediği  Avrupa ülkelerinde büyük şehir kalmadı. Barış elçiliği görevlerine başarıyla devam ediyor.

Orkestra şefi Cem Mansur’un hem özel hayatı, hem de sanatçı yaşamı kozmopolitik içeriyor. Çok kültürlü yetişmenin zenginliğine örnek oluyor. 1957 yılında İstanbul’da çok dilli bir ailede Dünya’ya geldi. Londra’da müzik yüksek tahsilinden sonra Leonard Bernstein nezdinde Los Angelos Filarmoni Enstütüsünde devam etti. Avrupa, USA, İsrail, Güney Afrika ve daha birçok ülkede tanınmış orkestralarda şeflik yapmaya devam ediyor.

Solo kemancı Hande Küden, 1992’de Adana’da doğdu. Çukurova Üniversitesi’nde tahsilini yaptı. Sonra bursla Hanns Eisler Müzik Yüksek Okulu Berlin’de devam etti. Başarısı sözle anlatılmaz, salonda bıraktığı çoşkuyu bizzat yaşamak gerek. Boşuna çok sayıda ödül almadı.

Berlin müziksverlerde yaşatılan şahane konserden önce orkestra şefi Cem Mansur ve tanınmış genç piyanist besteci Berlin’li Senem Altan ile Türk müziği tarihi hakkında bir söyleşi yapıldı. Bir saat süren bu söyleşiyi moderatörlüğünü üstlenen Dieter Rexroth konuya çok etraflı hazırlanmıştı. Tartışmalı bir zamanda müzik ve kültür kimliğinin ayrıntılarına girmek, politikacılar tartışa dursun, tarih iki ülkenin yaklaşımlarını tam tersine halkların dostluğunu ispat ediyor.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Türk klasik müziği yalnız sarayda icra edilirken, yeniçeri müziği sokakta cereyan ediyordu. Bazı müzik enstrumanları Avrupa müzik enstrumanlarına örnek alınmıştı. Wolfgang Amadeus Mozart’ın Türk marşı, Macar bestecisi Bela Bartok’un Türk Halk Müziği derlemesi bu örneklerden sadece birkaçıdır.

Ezan ve mevlut okumada müziğe dinin doğrudan ve dolayle etkisi görülüyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün reformlarında birçok bilim ve sanat dalında olduğu gibi, müzikte de Alman müzikbilimcilerin rolü unutulmadı. 1933 yılından sonra Hitler rejiminden hayatını, canını kurtaranlara kucak açan Türkiye biliminsanlarından faydalanmayı bildi.

İlk opera, Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümünü kuran Eduard Zuckmayer’den (1890-1972) bahsedilmeden geçilmaz elbette. Eduard Zuckmayer minnettarlığını göstermek için Türkiye’de kalan bilimadamlarından biridir, Ankara’da vefat etmiştir.

Batı Müziği öğrenimi için Türkiye’den bursla Almanya’ya gönderilen beşli müzisyenler çok önemli kurucu rolünü yüklendiler. Ne mutlu bize ki, bugün Almanya’da doğup büyüyen opera gibi Batı müziği okuyan çocuklarımız var.

İzleyiciler söz almadığı için aşağıdaki sorular salonda havada açıkta, benim de içimde kaldı. O zaman doğruydu, ama bugün tartışılabilir, diye düşündüm. Toplantı sonunda Rexroth Bey ile konuştum.

Anayasada Türkiye vatandaşı olanın kimliği Türktür, kayıdı vardır. Bunlar İstiklâl Savaşı’nı birlikte yapan, Türkiye Cumhuriyetini kuran Kürt, Türk, Çerkez, Laz olanlar dini müslüman olmalarında birleşiyordu.

Ne mutlu Türkün diyene! Hürriyet gazetesinin başlığında Türkiye Türklerindir, yazısı.

Doğar doğmaz çocuğun nüfus cüzdanına dini bölümüne İslâm yazılıyor.

Sevgili okuyucularım, sizler bu ifadelere cevap bulmaya çalışın. Ben başka bir makalede konuyu ele alacağım. Tarihe bakmadan anlama ve açıklama kolay değil.

Demokarasi Laboratuvarı Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, bir fırtına gibi gelip geçti, ama arkasında rüzgâr ve yağmur izleri bıraktı. Barış elçiliği başarılarının devamını diliyorum. Devletleri idare edenlerden daha etkili ve kalıcı olmaları müziğin gücünde gizlidir.

Alman ve Türk halkların dostluğu Eduard Zuckmayer’in şu öğretmen Okulu şarkısında gibi derindir:

DOSTLUK (iki sesli)

Dostluğun biz sevgisiyle,

toplandık her an burda.

bu sevgi bağı kopmaz hiç,

dağılsak birgün yurda.  (bugün Avrupa’ya)

Bu güzel günü andıkça,

çarpacak kalbim benim.

Bu sevgiyle edebiyen,

uzanır sana elim.

Hoşça kalın, ama asla müziksiz kalmayın!

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey Hakkında