22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Salı, 31 Ekim 2017 14:16

Sanki geçmiş yılları yaşıyoruz

Yazan  Erol YILDIZ

Sanki geçmiş yılları yaşıyoruz

Bu ülke işgal ile yeni tanışmıyor. Memleketin dört bir yanı sarılmış, halk aç ve susuz bir şekilde eziyet çekmekteydi. Elde kalan sadece küçük bir bölüm vardı. Orası da elden çıkacakmış gibi direncini yitirmek üzereydi. Trakya ve İzmir Yunan işgalinde kuşatılmıştı. İstanbul İngilizlerce kuşatılarak, Osmanlıyı adeta esir etmişlerdi. 1453 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in karadan gemileri denize indirerek fetih ettiği İstanbul, yıllar sonra İngilizlerin baskısıyla elden çıkarılıyordu. Ege'nin büyük bölümü ile Akdeniz'in Doğusuna kadar olan kısımlar İtalyanların, Adana Mersin'den Anadolu'nun Kuzeyine uzanan kısım ise Fransızlarca zapt edilmişti. Yine İtalyan ve Fransızların desteğiyle ve Amerika’nın baskıları sonucunda Osmanlı'dan kopan Kürt gruplar ile Doğudaki Ermeniler doğu illerini ve doğu karatenizi ellerine geçirmişlerdi.

Daha sonra Atatürk ve arkadaşlarının halk ile bütünleşen milli mücadele başlatılarak, ülke emperyalist güçlerin kuşatmasından ülke kurtarıldı. Bunları yazarken hem yıllar önce yaşananları düşünerek gözlerimin dolduğunu, hem de bunları anlamayacak kadar gözleri görmeyenlerin hallerine üzülüyorum. Onlara nefretle bakıyorum. Çünkü bu ülkenin tam bağımsızlığı için çok mücadele verildi. Anadolu'nun toprakları kan ile sulanarak düşmanlarımızdan arındırıldı. Günümüzde bunun bir farkı sanki yok gibi görülüyor. Etrafımızda belki çok uluslu ülkeler fiilen yok ama, onların bir çok alanda yaptıkları atraksiyonlarla ülkenin değerleri aynı o yıllarda olduğu gibi ellerine geçmiş görünüyor. Memleketin bankaları neredeyse tamamıyla yabancı sermayenin elinde. Madenlerimizin çoğu özele devredilmiş, üstelik özelde de kapasitesi yarının altında çalışıyor. Elimizde bulunanların büyük bölümü yine yabancıların elinde. Önemli maden kaynaklarımızın kullanım hakları ve gelecekteki rezervleri yine yabancıların elinde. Fabrikaların sermayeleri artık bizlere çalışmıyor. Kısacası memleketin büyük bölümü gerek ABD gerekse AB'nin ortaya koyduğu koşullar ile hem maddi hem de manevi sıkıntıları aynen kurtuluş yılları öncesi gibi yaşıyor. Dört bir yanı denizlerle çevrili olan ülkemizde neredeyse yabancı gibi olacağız.

 

Turizm gerekçe gösterilerek, yabancılara verilen haklar doğrultusunda ne arazi kalmış, ne de o araziyi süsleyen orman. Her yer adeta talan ediliyor. Doğal plajların sayıları gün geçtikçe azalıyor. Yerini şirketlerin ellerine geçirerek oraları şahsi çıkarlarına göre işletilen yerler olarak yerini alıyor. Ya da enerji piyasasının elinde yaşanmaz hale getiriliyor. Bakalım sonumuz ne olacak. Bu millet tarihini iyi bilmelidir. Bilmediği taktirde geçmişi ile yüzleşecek belki de ileride vakti hiç olmayacak. Ne diyeyim ki, kendi düşen ağlamaz.