20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Salı, 31 Ekim 2017 14:19

Ekim Ayını Uğurlarken

Yazan  Selma Erdal

Ekim Ayını Uğurlarken



Daha dün yeni yılı kutlarken; bugün Ekim ayını uğurluyoruz...Günler hızlı geçiyor, anlamadan gün bitiyor, ay bitiyor, bir de bakmışsınız yıl bitiyor... 2011 yılında Japonya'da yaşanan 8.9 şiddetindeki Tsunami ve deprem sonrasında; Dünyamız'ın ekseni bir kaç derece kaydığından dolayı günler daha hızlı geçiyor, aylar daha hızlı kaçıyor. Doğal olarak da işte Ekim ayı da sararan yapraklarla birlikte pek çok anı ve olayı ardında bırakarak çekip gidiyor. 2017 Ekim ayında şöyle bir baktığımızda anılarımıza;neler yaşamadık ki?...



Öncelikle belediye başkanları ve onların "ileri demokrasilere özgü, Saint Tayyip Efendi zorlamalı" istifaları...Bu istifalar sırasında Melih Gökçek'in pazarlıkları...Ama sonuç olarak Ankara artık Melihsiz kalmış...

Metal yorgun, Melih yorgun; bir tek Ulu Manitu Saint Tayyip Efendi haşa..Bir tek o yorulmaz!...

Zavallı Melih!...BÖYLE SANATIN İÇİNE TÜKÜREYİM demek kolay; BÖYLE SİYASETİN İÇİNE TÜKÜREYİM desene!...

Ah, ah keşke böyle siyasetin içine tükürmek için tükrük bezleri güçlü bir Melih görseydik...

Ama Ankaralı'nın bayramını gördük; Melih Gökçek'den kurtuluş bayramını... İyi oldu, iyi...Hem de çok iyi...



İYİ demişken; bir de çiçeği burnunda,her türlü çıkar guruplarından seçkin katılımcılar koynunda yeni bir siyasal partimiz de oldu bu Ekim ayında...Meral Akşener'in İYİ Partisi...

Yüce bir amaç için siyaset değil; ziyafet için siyaset yapanlar var bu ülkede...İYİ si de böyle olacakdır, kötüsü de hiç kuşkunuz olmasın...



Kamusal yarar değil zarar ilkesini benimseyecekdir İYİsi de, kötüsü de...Özel yararlarının, çıkarlarının önceliği olacakdır hep gündemde...



ERDOĞAN'la Osmanlı-Amerikan Devleti'ni kuramayanlar; umutlarını AKŞENER bacınıza mı bağladılar acaba?...

Ve diyorlar ki:

- Akşener’in İYİ Partisi’nin ismi, Kayıların “IYI” isimli sancağına göndermedir.Kayı Boyu Oğuzlarin bir koludur.Kol Gokturk'lere kadar uzanır.



Benim de anladığım odur ki Kayı; Osmanlı'yı kurdu...Bu durumda Meral Bacınız da Yeni Osmanlı'yı mı kuruyor olacak?... Bakalım bu ülkede daha ne fırıldaklar dönecek?...





Her Çarşamba; Diriliş Ertuğrul Gecesi...25 Ekim Çarşamba da; Meral Akşener günü ve gecesi

Bir başka anlatımla yiyicilerin pardon İYİ'cilerin gecesi

Acaba kim, kime sponsor?...TRT'li Diriliş Akşener'e mi, Akşener Diriliş'e mi?... Ya da her ikisinin ardındaki kuklacı kim?...

Sorular, sorular; aldı başını gidiyor...

Türk Siyasal Tarihi'nde; ilk kez bir sıfat, bir siyasal partinin adı oldu:İYİ...

Acaba...

Ardından KÖTÜ ve ÇİRKİN partileri de gelecek mi?...

Partinin adı için düşünüle, düşünüle bulunan ad buysa...

Neden olmasın; Kötü ve Çirkin adlı partiler?...

Sanki spagetti western filmlerini izler gibi...

Yoksa dağ fare mi doğurdu ?...

Bununla birlikte Türklük, Türkçülük yeniden gündemde, tedavülde, geçer akçe, moda...Türklük ve Türkçülük için söylenen kötücül sözler; söyleyenler ve dinleyenler tarafından hazmedilmiş olmalı içince birer şişe soda...Bundan böyle; "Ver Mehteri" dönemi kapanmışdır!..."Çal Dombra'yı" dönemi başlamışdır. ANDIMIZ'ı kaldıranlar, ERGENEKON'u terör örgütü diyerek kafaları bulandıranlar; ulusal bayram kutlamalarında dişi kurt Asena önderliğinde, dağı delip de ta Ergenekon'den başlayacak yolculukla,girerse Anadolu'dan içerilere sakın şaşırmayalım...Hani temsili Kuvva-i Milliyeciler gibi, hani Samsun'a yanaşan Bandırma Vapuru ve Samsun'dan, Ankara'ya koşan sporcular gibi...



Türkün kimlik bilinciyle uğraşanlar; ne oldu da böylesine Türkçü oldular?...Dün Türk'e tükürenler;Diriliş Ertuğrul'la,tükürdüklerini yalamakdalar...

Velhasıl TÜRKÇÜLÜK MODASI aldı yürüdü...Anlaşılan AKBABALAR; geleceğin (Y)İYİ'cilerinden pek korkmaktalar...

Ve bu arada önce Anıtkabir'e gitmiş Meral Hatun/Katun, oradan da türbeye... Ne diyelim?...

Oynak türbanlı Çiller Bacısı'ndan, türbanı cebinde Meral Bacısına;Mübarek olsun bu sofra, biliyoruz çevresinde toplanacak türlü çeşitli softa...Biraz da onlar aldatacaklar ve aldanacaklar; kimin umurunda ki bu ülke, bu ulus neredeyse son nefesde?...







Ve ayaktopçular...Yine saf dışı, yine hesap dışı...Tutmadı yapılan "o yenilseydi, şu berabere kalsaydı,hakem bize düdük çalsaydı, halamın bıyıkları olsaydı amcam olurdu" teraneleri...Tayyiban'ın topçuları; yine iflas etti...Boşuna bekledik,umutlandık, heveslendik; sonunda ayaktopu karşılaşmalarının tarihinden silindik...

Ümmet-i Tayyiban topçuları;dünya 5'den ibaret değilse, yenilme de görelim dedik, ama boşuna, nafile...

Okyanus ısınıyor,deniz kıyıları yükseliyor;ama bizimkiler BOP'çuların ayağında lastik top,yalnızca oynuyorlar onlarla hop,hop...Ama Tayyibanın topçuları, yeşil sahalarda hiç yok...

One munut;hani 3. gol?...3. golu de yediler; ayaktopu tarihi sahnesinden silindiler.

Harç bitti, yapı paydos!...

Ayaktopçular, Bonzaiciler, hapçılar, ceplerden paraları kaptıkaçtılar...

Unutmayalım, şiddetle anımsayalım;Qatar da demek ki değilmiş ki dost...Harçlıkları kalmadı; ümmet dururken, ulusun cebine daldı AKBABA pençeleri...Vergi de vergi diye düşdü çeneleri...Hiç düşünen yok mudur şu TBMM'de; bu halkın durumu ne olacak diye?...



ESKİ YUNAN'DA VE DE ROMA'DA...FİLOZOFLAR HEP ERKEKTİR...HEP EŞEYSELDİR...KADINSIZ DÜNYANIN TOHUMLARI SAÇILMIŞ TA O GÜNLERDEN

VE BOY VERMİŞ KUTSAL KİTAPLARDA KADINLARA YÖNELİK DÜŞMANLIK, ONLARI YOK SAYMAK, ŞEYTAN DİYE TANIMLAMAK ve TAŞLAMAK..

SONRA DA DENMİŞ Kİ GELİŞMİŞ İNSANLIK...BEN GÖREMİYORUM, VAR MI GÖREBİLEN İNSANLIKTAKİ "KADINSAL" KONULARA İLİŞKİN GELİŞMEYİ...

KANIMCA GELİŞEN YANIZCA DÜŞMANLIK; SOFTALAR DİLİYLE, YOBAZLAR ELİYLE...

Çünkü...

Şu kadınların;oğulları hiç yoluna her gün şehid...Müftüler; koca heriflerle, bebelerin nikahını kıyacak...Ana-babalar nedense hep suskun...Ve bize de ne oluyorsa?...Bu yozluk, yobazlık için kaygılıyız...

Fesli deli; Mısırlıoğlu...

Fethedenin fethi...

Sen koskoca Osmanlı; FAS'ı al, sonra da başına hamam tası gibi FES'i al.Ve ardından da 94 yıllık Cumhuriyetin sanki hiç yokmuşçasına; FES'li bir manyak, ulusla geçsin matrak...

Sinek küçük mide bulandırır.Ümmetin aklı kaçık; bu FES'li çatlağın sözlerine inanır. Ayaktopçular gibi, bu topraklardaki kadınlar da toplumsal tarihimizden silinir; varlıkları yoklar hanesine yazılır...

Müftü nikah kıyacak, imam şehid cenazelerinin namazını kıldıracak...Saint Tayyip Efendi de buyruklarını yağdıracak... Memleket of the Tayyiban'da işbölümü yapılmış, halk sellere kapılmış.

Boşverin kaygılanmayı;şimdi cihad zamanıdır. Öyleyse Ekim ayında başlatılan şu İdlib Operasyonları bir düşünelim bakalım;kime ne yarar sağlar?

1)Dünya nüfus planlaması bağlamında savaş ölümleri

2)Savaş tüccarlarının dolan cebleri

3)Siyasilerin sallanan ya da sağlamlaşan koltukları

Yıllardır her alanda yere çakılmışız, kimsenin umurunda değil.Milli Takım yenilince birilerinin onuruna dokunmuş. Sizin onurunuza turp suyu...

Ve yıllardır adı konmamış bir savaşın içindeyiz.Bu koşullar sürdükçe düşünüyorum da "Yetmez ama EVET" diyenlerin iç sesi gerçekde ne dedi?...

-Ölüm ve zulüm; yetmez ama daha çok ölüm ve zulüm.

İşte özledikleri son yaklaşıyor...Ortadoğu batağına dalınca Tayyibanın ordusu; bu neyin kurgusu diye sorunca USA hem dolar yükseliyor, hem de Trump eniştemin öfkesi...

Bugün kahrolsun Amerika diyenlere... Yeşil kart verileceği üzerine bir çağrı gelse...Dantelli çarşaf kefenli kimsecikler kalmaz bu ülkede; hepsi yüzerek çıkar Elbe Adası'na, yapışırlar Madam Liberty'nin eteklerine...

Aman ne gam?... Zaten Kurtuluş Savaşı'nı ATATÜRK değil de, "yeşil sarıklılar" kazanmış-mış ya nasıl olsa Ortadoğu batağında da Coniler'in icabına bakar bu yeşil sarıklılar.

Bir de sormak isterim:

-TRUMP'la bundan böyle "kaç dakika" görüşemeyecek diye de hava atacak mısınız AKDAVARLAR?...

Siz nikahı müftü mü kıysın, imam mı derken; Ortadoğu batağında Azrail çocuklarınızla ölümüne nikah kıyacak ömürlerinin henüz baharındayken...Haberiniz var mı?...



Ümmet-ül Tayyiban; memleketde cihad, cihanda cihad dedi...Ve yürüdü gitti küffarın üzerine; yanar-döner Uğur Işılak söylesin dombrayı, dombaylara...

Ve utanmazca sözler türetiyorlar...Neymiş?...Atatürk ne yapmış?...Türkiye İngilizin izin verdiği kadar bağımsızmış.

Böyle diyen akdavar; göster bakalım senin bağımsızlığın ne kadar?...Senin gücün düşmanı nasıl savar?...Derdin, sıkıntın Osmanlıcılık oynamak...Yeni Osmanlılık markasıyla var olmaya kalkışmak...

Yeni Osmanlılık mı?...Batı da diyecek ki?...Nerede kalmışdık?...

Sen saymazsan ve de saydırmazsan Lozan'ı; topraklarında çıkarılacak savaşda çaldırırsın ölüm borazanı...



ÇİN korkusundan olsa gerek Donald Duck; K.Kore ile kapışmayacak... Ama bizimkiler dalınca İdlib macerasına DOSTUM sözüyle birlikte, vizeleri de kaldırdı.Ümmet-i Tayyiban yosmaları artık çocuklarını USA'da doğuramayacak ah ne yazık!...

Kısasa, kısas...Vizeye, karşı vize kaldırma...Aman Amerika beni aldırma; ZARRAF'ın okey masasına 4.kişi diye yalvarmamak için mi bütün bu olanlar?.



Çok yazdık; uysa da kodum, uymasa da diyecek, USA bize demokrasi getirecek diye...İşte bu nedenle vizeye, karşı vize; USA sakın bize gelme...

Ve VİZE demişken;şu artiz İlyas SALMAN da Fransız konsolosluğunun kapısında VİZE için nasıl da ağlıyordu bir zamanlar...

Unutmadık, unutturmayız böylesi yavşaklıkları!...

Önce TRT'de etnik kimlikler bağlamında yayınlar başladı... Ardından İ-MAN kafaların Arapça'yı, Kürtçe'yi okullara sokmak için sonsuz çabaları...

Boşnakça da öğretilecek okullarda dediler; sonra da yeterli katılım yok diyerek Boşnakça derslerini zorunludan, seçmeliye dönüştürdüler.

Acaba bu değişiklik neden diye sormaya başladı Boşnak kökenli Türkiye Cumhuriyeti yurtdaşları...Acaba neden?...

Hani insanın aklına Boşnaklar ayrılıkçı olmadığı, bölücü olmadığı için onları yok saymak amacıyla mı kaldırılıyor Boşnakça?...

Ya da seçme-me-li durumuna getiriliyor Boşnak diline ilişkin dersler?...

Çünkü seçmeli ders demek; seçilmeyen ders demekdir bilindiği gibi...

Yine yaptı yapacağını takiyyeciler her zamanki gibi...Ama kaygılanmasınlar; bu halk çocuklarına Boşnakça öğretmesini de bilir,NE MUTLU TÜRKÜM demesini de...

ÖNCELİKLE OSMANLI TARİHİ BİLİNE... CAHİLLİK BU ULUSTAN SİLİNE... DİKİLMESE GÖZLERİMİZ KİMSELERİN İLİNE...

AMA YİNE DE MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ HANİ BURALARIN İLK DEĞİL DE 600 YILLIK SAHİBİ DENİLE...

Avusturyalı, köpeklerine koklatınca Türkleri; Viyana kapılarına dayanası gelir bu halkın...Bu kadar da kavga aranmayın Saint Tayyip Efendi ile uğraşacağız diye Eyyy Avusturya!...


Ve bu arada; 29 Ekim kutlamaları bağlamında verilen receptiona kimler, kimler katılmış da; biliyor musunuz ki bir tek kim yok?...Meral Katun'dan İYİ haberleri aldık da bir de en kötüsü kaldı, onu da duyuralım...Ah ne yazık ki Saint Recep Efendi'nin 29 Ekim reception'una katılanlar arasında bu yıl GÜLBEN ERGEN yok...Ne kötü bir haber değil mi?...


Eflatun CemGüney anlatıp, bitirirken masallarını gökten 3 elma düşürürdü; biri masal kahramanlarının,biri dinleyenlerin, biri de masalı anlatanın başına...

Ne yazık ki bizim artık tüm masallarımız tasalı başımıza elma yerine bomba ya da bomba etkisinde türlü,çeşitli bela düşüyor yıllardan beri...

Eloğlu,almış eline davulu; yaşamdan keyif almak için çalmakta

Bizlerse her gün bir yara sarmakta; ülke için, doğa için, özgürlükler için...

Yine de susmayacak dilimiz, durmayacak elimiz, var olacak benliğimiz sonsuza dek her EKİM ayı geldiğinde;Cumhuriyetimiz'i kutlamak için...

KUTLU OLSUN CUMHURİYET; TÜM SALDIRILARA KARŞIN AYDINLIKLARDAN GELİYORUZ, AYDINLIKLARA YÜRÜYECEĞİZ...ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİN DOĞRULTUSUNDA; BU YÜRÜYÜŞÜMÜZ ULAŞACAK SONSUZLUĞA...

Selma ERDAL;Didim, 29 Ekim 2017