17 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 03 Kasım 2017 10:46

Kan­dı­ran, Kan­dı­ra­na

Yazan  Selma Erdal

Kan­dı­ran, Kan­dı­ra­na

Bu yıl 29 Ekim kut­la­ma­la­rı için; AKP'nin söy­lem­le­ri­nin ve AZİZ ATA­TÜRK'e saygı su­num­la­rı­nın en üst dü­zey­de ol­du­ğu bir yıl­dö­nü­müy­dü de­ne­bi­lir. Çünkü bu­gün­ler­de­TÜRK­ÇÜ­LÜK moda (özde değil el­bet­te sözde) ve Meral Katun çıktı ya ka­mu­sal alana... Sen bak AK­BA­BA­LAR'daki ta­kiy­ye­ci ATA­TÜRK­ÇÜ­LÜK ya­la­nı­na ve tü­kür­dü­ğü­nü ya­la­ma ya­rı­şı­na...

Ak­ko­yun­lar da iyice aptal ola­cak­lar; bir gün ATA­TÜRK'e küfür, diğer gün şükür...

Vel­ha­sıl AK­BA­BA­LAR'ın ça­yır­la­rın­da ko­yun­luk zor za­na­at...

 

Üs­te­lik "Demir dağ­la­rı eri­ten ata­la­rın to­run­la­rı­yız biz" diyor artiz Er­tuğ­rul da TRT1'de...

Bu ne per­hiz, bu ne la­ha­na tur­şu­su...​Hani Er­ge­ne­kon diye bir şey yokdu, uy­dur­may­dı ve Er­ge­ne­kon bir terör ör­gü­tüy­dü.Sen ER­GE­NE­KON; terör ör­gü­tü­dür di­ye­rek nice can­la­rı yak­tı­ğı­nı/al­dı­ğı­nı unut­tu­ğu­mu­zu sa­nı­yor­sun sa­nı­rım...​Sakın sanma!...

 

TRT 1'deki Er­tuğ­rul; AK­BA­BA­LAR'ın ve on­la­rın ne­re­de ot­la­ya­ca­ğı­nı şa­şı­ran da­var­la­rı­nın kes­kin U dö­nüş­le­ri­nin yan­sı­dı­ğı bir dizi film... Daha ön­ce­le­ri Polat Alem­dar­lı KURT­LAR VADİSİ'nde ül­ke­nin po­li­tik se­nar­yo­la­rı ya­zı­lır, ön­gö­rü­lür ve dizi film­le Ame­ri­ka'ya karşı kah­ra­man­lık­lar ya­şa­nır ve ya­şa­tı­lır­dı(biraz Reha Muh­tar söy­le­mi gibi oldu)...​Bugün­ler­de de Er­tuğ­rul di­zi­siy­le Tür­kün düş­man­la­rı­na korku sa­lı­nı­yor ev­ve­lal­lah... Hol­y­wo­od; Dünya si­ya­se­ti­ni, ge­le­ce­ği, gi­de­ce­ği (ik­ti­dar­lar bağ­la­mın­da) dis­to­pi­ala­rıy­la, bazen de uto­pi­ala­rıy­la be­lir­ler de bi­zim­ki­ler hiç geri durur mu?...​Beyaz cam ara­cı­lı­ğıy­la tarih ya­zı­yor­lar, tarih...​Heyt bre peh­li­van­lar!...Önce Arap ya­rı­ma­da­sın­dan çıktı ma­sal­la­rı, ama Meral katun yü­zün­den Er­ge­ne­kon Des­ta­nı'na ulaş­dı.

Kan­dı­ran, kan­dı­ra­na...Ül­ke­nin de­ği­şen si­ya­set ba­ro­met­re­si­ne göre, dev­let te­le­viz­yo­nun­da ya­yın­la­nan di­zi­nin akışı bi­çim­le­ni­yor. Doğal ola­rak da da­var­lar pek bir şaş­kın.Neyse ki Sır­bis­tan'dan et­le­ri geldi de...İşte görün!...Sırp­sın­dı­ğı Sa­va­şı'nın he­zi­me­ti­ni 21.yüz­yıl­da bile üze­rin­den ata­ma­yan Sırp­lar, AK­KO­YUN­LAR'a hiz­met ya­rı­şın­da...​Adı Fetoş'la aşk-meşk iliş­ki­le­ri­ne ka­rı­şık A1 mar­ket, artık AK­BA­BA­LAR'la ba­rı­şık ol­du­ğu için bu et­le­ri onlar sa­ta­cak­mış. Bir de Bilal oğ­la­nın dük­kan­la­rı... Sen KOÇ'un, SA­BAN­CI'nın dük­kan­la­rı­na gi­der­sen, çok bek­ler­sin Sırp­sın­dı­ğı Sa­va­şı'nın ga­ni­met­le­rin­den se­bep­len­me­ği...

 

Üm­met-i Tay­yi­ban'ın yi­ye­ce­ği et­le­re ağ­zı­mı­zı su­lan­dır­ma­ya­lım(çünkü ümmet, kimin üm­me­tiy­se; onun sof­ra­sı­na çöker,sa­hi­bi­nin at­tı­ğı ke­mi­ği yalar)...

Ülke ge­ne­lin­de­ki kan­dı­rık­çı­la­rı bı­ra­ka­lım, bir de yerel dü­zey­de­ki kan­dı­rık­çı­la­ra ba­ka­lım.

 

Efen­dim; Di­dim­li­ler'e hiz­met için be­le­di­ye­nin te­pe­sin­de kol­tuk kapan bir Halk Par­ti­li demiş ki:

-Bun­dan böyle kut­la­ma­lar­da ha­va-i fişek kul­lan­ma­ya­ca­ğız. Çünkü kuş­lar ölü­yor...

Aman ne güzel...​Kutlarız...​Ama bu ar­ka­daş; kuş­la­rı dü­şün­dü­ğü kadar, kent­de ya­şa­yan­la­rı da dü­şün­se nasıl olur acaba?...

Kuş­lar; ha­va-i fi­şek­ler ne­de­niy­le uça­mı­yor­lar, ölü­yor­lar. Kent­li­ler de bit­mez, tü­ken­mez konut üre­tim­le­ri, ya­pı­laş­ma ne­de­niy­le yol­lar­da yü­rü­ye­mi­yor­lar.

İşte be­le­di­ye­nin ba­şın­da­ki baş­kan; kuş­la­rı dü­şün­dü­ğü gibi, kent­li­le­ri de dü­şün­se iyi olmaz mı?... Daha açık bir de­yiş­le; mü­te­ah­hit­le­ri, yap-sat­çı­la­rı,in­şa­at­çı­la­rı değil de Di­dim­li­ler'i dü­şün­se...

 

Ör­ne­ğin; Hisar Ma­hal­le­si'nde köşe ba­şı­nı tut­muş bir dev gibi, Dünya Komp­lek­si adlı ya­pıy­la iki yolu da işgal eden, işgal de nedir ki, dü­pe­düz gasp eden mü­te­ah­hit...​Kuşku­suz adı, in­şa­atın ruh­sat ta­be­la­sın­da ya­zı­lı,doğal ola­rak bi­li­yor­dur Baş­kan onun kim­li­ği­ni...​Sayesinde ma­hal­le­li; İsrail'in yük­sek du­var­lar­la top­rak­la­rı­nın sı­nır­la­rı­nı çe­vir­di­ği Fi­lis­tin­li­ler gibi kı­sı­lıp, kal­mış durumda...​Evine gi­rer­ken;her gün "yol bul­ma­ca" so­ru­nuy­la karşı, kar­şı­ya...

İşte bu­ra­da sor­mak is­te­rim ki o kol­tuk­la otu­ran gö­rev­li­nin;Be­le­di­ye Baş­ka­nı ola­rak tem­sil et­ti­ği parti acaba kimin par­ti­si?...​Halkın CHP'si mi?...​Yoksa mü­te­ah­hit­le­rin CHP'si mi?...

Baş­kan­lık gö­re­vi­ne; kime hiz­met etmek için gel­miş o kol­tuk­da otu­ran kişi?...

Yoksa o da mı bir kan­dı­rık­çı ?...

O kol­tuk­da otu­ran kişi için de­ğer­li olan, önem­li olan kim ya da ne?...​Halk mı, halka hiz­met mi?... Yoksa mü­te­ah­hit­ler mi, on­la­rın iş­le­ri­ni ko­lay­laş­tır­mak mı?...

Yoksa, yoksa; Didim'i altın ta­bak­da, AKP'ye sun­mak mı?...

Her­kes ya­kı­nı­yor; halk, esnaf, taksici...​ Ama be­le­di­ye umur­sa­maz, hal­kı­nı saymaz...​Yok, yok; ül­ke­yi yö­ne­ten­ler gibi, be­le­di­ye de kan­dı­rık­çı, kan­dı­rık­çı...​Halkın par­ti­si sa­vıy­la oy­la­rı almış, otur­muş o kol­tu­ğa ama ka­yır­dı­ğı, kol­la­dı­ğı belli ki halk değil...Çünkü halk ezi­yet çe­ki­yor, ama mü­te­ah­hit­le­rin dev gibi iş ma­ki­na­la­rı hal­kın kul­la­na­ca­ğı yol­la­rın önüne set çe­ki­yor...​Halka hiz­met için gö­re­ve ge­len­ler­se halkı hiç umur­sa­mı­yor.

Ba­ka­lım bu gi­di­şa­tın sonu ne­re­ye va­ra­cak?...