20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 06 Kasım 2017 08:25

Vurun bakalım abalının sırtına

Yazan  Erol YILDIZ

Vurun bakalım abalının sırtına

Bu ülkede ilk yapılması gerekenlerin başında vergi reformu gerekiyor. Alınan vergilere bakıldığında, en büyük verginin dar gelirli vatandaş ve çalışanın üzerinden alındığını görüyoruz. En büyük vergi tahsilatı yakıtta gerçekleşiyor. Bunca dostumuzun olduğu söylenen Arap ve Ortadoğu ülkelerinden getirilen petrol ürünleri, ne hikmetse ülkemize girdikten sonra el yakacak halde halkın kullanımına sunuluyor.

Vurun abalının sırtına diyerek, abalı gördükleri vatandaşın sırtında patlıyor zamlar ve vergiler. Üç kuruşluk araçlara binerek, deposunda taşıdıkları gaz bombası ile, camdan sol kolunu sarkıtarak, sonuna kadar açtığı Ankara oyun havaları ile hava atan zavallı gariban, ödediği bedellerle ne kadar zararda olduğunun adeta farkında değil. Aracı zamlarla besleniyor, vergilerle yürüyor, kendisi ise afyon yutmuş gibi ayakta uyuyor.

Vergiler toplandıkça ülkenin ekonomisi rahatlar. Bizde öyle değil. Vergilerin adil biçimde toplanması mümkün değil. En rahat verginin vatandaştan toplandığı bir gerçek. Zengin ve iş sahiplerinden vergiler istenildiği gibi toplanmıyor. Nasıl olsa bir vergi affı ile bu işi çözerim zihniyeti ile hareket edildiğinden, devletin bütçe açık vermeye mahkum bırakılıyor.

Enflasyonun çift hanelere gelmesini sivri bibere bağlayanlar, işin aslının zamların neticesi olduğunun farkında bile değil. Farkında da söylenecek söz bulamayınca işin özü bu yana kayıyor. Artan zamlar şu günlerde karşımıza çıkan enflasyon canavarını yükseltirken, enflasyon ise, faizlerin yükselmesine neden oluyor.

Faiz lobisiymiş. Ben mi yarattım faiz lobisini yoksa vatandaş mı? Biz bu ceremeyi çekerken, Avrupa’daki insanlarla eşit görülüyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Avrupa’da yaşayan vatandaşların asgari ücretiyle, ülkemizde beş ay babalar gibi tatil yapabiliyor. Bunun örnekleri Ege ve Akdeniz bölgelerinde var. Bunun örneklerini isterseniz anlatayım. Ege’de ev sahibi olmuş İngiliz vatandaşı, İngiltere’nin en avam kesiminden gelenlerdir. Aldığı emekli maaşı bizim emekli maaşının neredeyse on katı. Bu para ile harcayacak yer bulamıyor. Bizim insanımız ise değil harcayacak yeri, parasını dikkatli harcamazsa aç bile kalabilir.

 

Bizim vatandaşımız, kırk derecelik güneşin altında pazara yürüyerek giderken, İngiliz ise kiralama şirketinden araç kiralayarak işlerini görüyor.  Aradaki fark bu derece bariz. Dengesiz bir tüketim politikası izliyoruz. Bir yandan araba sektörü yeni üretim yaparken, diğer taraftan vatandaşın eski aracına göz dikerek, satışı arttırma yönünde yeni müşteri arıyoruz. Üstelik de araç bedelinin yarısından fazlasını vergilendirerek. Bununla da bitmiyor. Araç sattığımız insandan MTV vergisi ve sigorta bedellerini ümüğünü sıkarak alıyoruz. Bazen diyorum da anlamak ne mümkün. Ne akıllı bir milletiz biz ya.