19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Çarşamba, 08 Kasım 2017 08:39

D İ L B A Y R A M I

Yazan  İlter Gözkaya-Holzhey

D İ L    B A Y R A M I

Dilin önemi, her şeyde olduğu gibi kaybedince daha iyi anlaşılır. Altmış yıllarında Avrupa’ya işçi göçü gurbet kelimesini sık kullanır hale getirdi. Yurtiçi göçlerindeki, yabancı olma duygusundan daha acıydı, işçilerle birlikte giden okur yazarlar için gurbet dilinden ayrılınca başladı.

Dil akıl ve bilime öncülük eder, dil sayesinde insan vatandaş olmanın bilincine varır. Ortak noktaları birleştirir, düşünce üretir ve zihni geliştirir, duyguları ifade eder. Açıklanan, yaşanan duygu şiir, edebiyat ve şarkıya yansır.

Dil devriminin 85. yılı Türkiye’de, ilerici belediyelerden alınan destekle çeşitli kentlerde görkemli kutlamalar yapıldığını, bazı medya ve basın yayınlarından öğrendim. Yeri gelmişken Berlin-Spandau’da bir Dil Derneği vardı, yeniden canlandırılmasını öneriyorum.

Öğretim ve Eğitim, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü dil kurumunu etkileyen de dildir. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte kılık kıyafet, ölçüler ve takvim yenilenmişti.

1928 yılında harf devrimi ile erkeklerde yüzde dört, kadınlarda binde iki iken, okur yazar sayısını kısa zamanda çoğaltmıştı. 1932 yılında başlayan dil devrimiyle yüzyıllarca unutulan Türkçe canlandırıldı. Halk eğitim öğretim, adalet ararken kendine ve devletine gövendi.

Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu 1980 askeri darbenin akabinde 1983’de kapatılıp, Cumhurbaşkanı gözetiminde Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesine dönüştürüldü. Böylece işlevini kaybettiğini biz yurtdışında pek anlamamıştık. Ama dilin önemini, gelişmesini koruyan aydınların 1987’de kurduğu Dil Derneği’nden haberdar olmuştuk.

Harf ve dil devrimleri lâik eğitimin anahtarı görevini üstlendi. Din ile bağı koparılmıştı, zira Osmanlıca dine bağımlı arapçaydı.

Dernek, tabela kirliliğine, yiyecek giyeceklerin, konaklama, alışveriş marketlerin İngilizce adlandırılmasına karşı çıktı. Avrupa’da da İngilizce anaokullarına kadar inmiştir. Dünya dili olmasından kaçınılmıyor, bu dili öğrenmeden yurtdışı ilişki kurulamıyor, seyahat mümkün olmuyor.

Almanya’da da Türklerin oturduğu semtlerde alışveriş merkezleri, restoranların adı Türkçe. Buna alışmayan tutucu Almanlar da var. Küresel Dünya’ya açılma tarafları olanlar turistleri o semtlere getirip, gösteriyorlar.

Türkçem benim ses bayrağım. Fazıl Hüsnü Dağlarca

Anadil insanın yuvasıdır, evidir. Bu nedenle Dil Derneğine üye olarak desteklemeli. Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, herkesi düşüncesi, yapıtlarıyla ve eylemleriyle birlikte ortak akıl üretmeye çağırıyor. Elimizi tutun, sesimize ses verin, yitirdiğimiz zamanı, karar gününde birlikte aydınlatalım, diyor. Yurtdışında destekleyeci dernekler kurulmalı.

Avrupa’da dilimize sevdalı öğretmenler, düğer ülke dilleriyle Türkçe’nin eşit muamele görmesi için çok emek verdiler. Fakat başarmak çok zor, Türkiye’nin Avrupa Topluluğuna üye olmaması öne konulan engel oluyor. Türkiye AB’ye üye olan Yunanistan ve Bulgaristan Türkleri desteklemeli.

Almanya’da eyaletten eyalete durum değişiyor. Berlin’de Türkçe birinci dil veya ikinci dil olarak seçilen okullar var.

Aziz Nesin İlkokulu iki dil eş değerli okutulan tek okuldur.

Üçüncü, dördüncü nesilde artık Türkçe anadili olarak okutulmuyor. Eyaletlerde Senatörlüklerde görevli öğretmenler bunun bilincinde, öğretimde ona göre metod uyguluyorlar. Ailede iki dilli yaşama uyulmalıdır.

Konsolosluklar nezdinde Türkiye’den gönderilen öğretmenler, ders saatleri dışında ders yaptıklarından dolayı arzu edilen başarıya ulaşılmıyor. Aynı zamanda öğrencinin bildiği noktadan hareket edemiyorlar. Durumu tanımadıkları gibi, çözülmesi gereken başka sorunlar da var. Bu konuda etraflı açıklama ayrı bir makale yazdırır.

Artık üçüncü nesilden itibaren yaşadığı ülkenin dilinin anadili olduğu kabul edilmeli. Türkçe ona göre verilmeli, Dil Derneği ile Avrupa’daki dernekler anlaşarak, öğrencilere ders verilmelidir. Türkçe bilmediklerinin sebebini anlayıp, hor görmemelidir.

Yaz tatillerinde Türkiye’de Türk olarak nasıl Türkçe bilmezsin, diyerek, çocukların cesareti kırılmamalıdır. Yüzyılda  hâlâ Türkçe bilmeyen kürt kökenli vatandaşlar olduğunu bilmiyorum, ama tahmin ediyorum. Yani dil okulda öğrenilir. Almanya’da Alman öğretmenlerin bazıları hâlâ Türkçe öğrenmeyi, konuşmayı Almanca’ya karşıt, engel olarak görüyorlar. Evde aileleriyle Türkçe konuşmalarına karşı, Türkçe televizyon izlememelerini arzu ediyorlar.

Özel Türkçe yayın yapan televizyon kanallarının kalitesi düzeltilmeli. Avrupa’da sadece reklâm amaçlı yayın yapıyorlar. Avrupa yaşamına uymayan, Türkiye’de çevrilmiş filmler gösteriliyor. İzleyici reklâmdan bıkınca, kaliteli Alman Devlet kanallarına yöneliyor.

Dil kültür birleştirici, iletişim aracıdır. Ülkede vatandaşlık bağlarını kuvvetlendirir. Ülke dilini bilme şartıyla, azınlık dilleri de geliştirilmelidir. Kaybolan her dil çeşitliliğe zarar verir. Nesli tükenen her bitki, her çeşit hayvan doğanın fakirleşmesi anlamına gelir. Dil de böyledir, bütün var olan dilleri yaşatmaya çalışılmalı.

Hoşça kalın, ama dilsiz kalmayın.

 

 

 

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey Hakkında