23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Perşembe, 09 Kasım 2017 07:59

Halk­çı Ece­vit­ler'den Söz Açıl­mış­ken (3)...

Yazan  Selma Erdal

Halk­çı Ece­vit­ler'den Söz Açıl­mış­ken (3)...

Bir za­man­lar “ki o gün­le­ri bil­mez yaşı otu­zun al­tın­da­ki­ler” Kıb­rıs Barış Ha­re­ka­tı’nın ar­dın­dan uy­gu­la­nan am­bar­go­lar sil­si­le­si sü­re­cin­de ABD bu­yur­du T.C.’ye, Baş­ba­kan ECEVİT’in şah­sın­da; Tür­ki­ye, TÜTÜN ek­me­sin diye…

Böy­le­ce 80’lerin so­nun­da, Bursa’nın Gö­rük­le kö­yü­nün tütün tar­la­la­rı­na te­mel­ler atıl­dı, ve­rim­li top­rak­la­rın üze­ri­ne ko­nuş­lan­dı­rıl­dı ULU­DAĞ ÜNİVERSİTESİ… Ve son­ra­sın­da sıra, sıra TEKEL TÜTÜN İŞLEME iş­yer­le­ri, de­po­la­rı ka­pan­dı, ör­ne­ğin Mu­dan­ya’da­ki­ne bir ad kondu; Ulu­dağ Üni­ver­si­te­si’ne bağlı Güzel Sa­nat­lar Fa­kül­te­si diye… Henüz An­ka­ra’da TEKEL iş­çi­si so­kak­la­ra çık­ma­dan çok daha ön­ce­sin­de Bursa so­kak­la­rın­da do­laş­ma­ya baş­la­dı JAPON TO­BAC­CO’yu pa­zar­la­yan şir­ke­tin ara­ba­la­rı…

Daha son­ra­sın­da TEKEL iş­çi­si so­kak­la­ra dö­kü­lün­ce, yıl­lar­dır sin­si­ce ve de giz­li­ce ya­pı­lan pa­zar­lık­la­rı sanki bil­mez­miş­çe­si­ne si­ya­set­çi­ler; bir­den des­tek­çi olu­ver­di­ler TEKEL ça­lı­şan­la­rı­nın iş akit­le­riy­le il­gi­li so­run­la­rı­na… CHP’li Çetin SOY­SAL biber gazı sal­dı­rı­sı­na uğ­ra­dı az kal­sın bo­ğul­ma pa­ha­sı­na… Se­siy­le, yü­re­ğiy­le des­tek ver­me­ye geldi Edip AK­BAY­RAM… 12 Eylül 1980 ön­ce­sin­de kalan işçi, emek­çi sınıf da­ya­nış­ma­sı anı­sı­na Şev­val SAM boy gös­ter­di ka­me­ra­la­rın kar­şı­sın­da… Bayan ECEVİT’siz olur mu ?... O da “Dev­let Baba”ya kustu öf­ke­si­ni; “Uta­nı­yo­rum…Dev­let Baba, ba­ba­lı­ğı­nı yap­mı­yor diye uta­nı­yo­rum” ma­ka­mın­dan… Ne yazık ki her şey boş, her şey na­fi­le… So­nun­da ye­nil­me­ye mah­kum bu ka­fi­le…

Bugün mu­ha­le­fet­te olup da dün ik­ti­da­rı pay­la­şan­lar; kü­re­sel ka­pi­ta­liz­min sah­ne­ye koy­du­ğu ve 90’lerın ba­şın­dan beri kamu ku­rum­la­rın­da baş­la­tı­lan “emek­çi sı­nı­fı” güç­süz­leş­tir­me, erit­me ve en önem­li­si de sen­di­ka­sız­laş­tır­ma aracı, yolu, yön­te­mi “ta­şe­ron­laş­ma” uy­gu­la­ma­sı­nı neden kal­dır­ma­dı­lar RTE’den çok ön­ce­sin­de ik­ti­dar­da ol­duk­la­rı gün­ler­de ?…Oysa on­la­rın dö­nem­le­rin­de bir yıl­lık söz­leş­me­ler­le ger­çek­leş­ti­ri­len, kamu ku­rum­la­rın­da­ki “ge­çi­ci işçi sta­tü­sü” kad­ro­la­rı işte bu ka­ran­lık gün­le­rin ha­ber­ci­siy­di…

 

Kü­re­sel­leş­me bağ­la­mın­da en çok “öteki” ve “öte­ki­leş­tir­me” ya da ulus dev­let kav­ra­mı­nı to­zu­ma­ya, eroz­yo­na uğ­rat­ma ama­cı­nı için­de giz­le­yen “ye­rel­leş­me” kav­ram­la­rı­na kafa yoran aydın, bay­dın ki­şi­lik­ler; kü­re­sel­leş­me­nin, sı­nır­la­rın kalk­ma­sı bağ­la­mın­da üre­ti­len o tatlı ya­lan­la­rı­na ka­nar­ken “sanki ge­liş­miş ül­ke­ler,ge­liş­me­miş­le­re kucak do­la­yı­sıy­la sı­nır­la­rı­nı aça­cak, do­la­yı­sıy­la tüm Dün­ya­lı­lar gö­nenç için­de ya­şa­ya­cak”…

Ne­re­de o yo­ğur­dun bol­lu­ğu ?...

Bi­tecek mi kulun, kula; kö­le­li­ği, kul­lu­ğu kü­re­sel­leş­me sü­re­cin­de ?...

Ne­den­se kü­re­sel eko­no­mi­le­rin sö­mü­rü dü­ze­ni­ni daha da pe­kiş­tir­mek bağ­la­mın­da “acı­ma­sız­ca sınır ta­nı­ma­yan” emek­çi sı­nı­fı yok et­me­ye yö­ne­lik ayak oyun­la­rı­nı gör­me­di­ler (mi ?), gö­re­me­di­ler (mi ?), yoksa gör­mek is­te­me­di­ler (mi ?) bu aydın, bay­dın ki­şi­lik­ler/kim­lik­ler…

Ki RTE’ye ge­lin­ce­ye değin…

Çünkü bu uy­gu­la­ma Ana­va­tan Par­ti­li Mesut Yıl­maz’ın Baş­ba­kan ol­du­ğu dö­nem­de baş­la­mış­dı…Ve onun ar­dın­dan, özel­lik­le de Bay(an) ECEVİT’in “ko­alis­yon eş­li­ğin­de de olsa” baş­ba­kan ol­du­ğu dö­nem­de ya da daha geniş bir anım­sat­may­la DSP’nin önce “büyük” sonra da “küçük” ortak ol­du­ğu dö­nem­ler­de de iş­çi­nin yaz­gı­sı IMF’nin buy­ruk­la­rıy­la sen­di­ka ağa­la­rın­dan, ta­şe­ron şir­ket­le­rin in­sa­fı­na bı­ra­kıl­mış­dı.

 

Bir dö­ne­min 1475 Sa­yı­lı İş Ya­sa­sı’nın CHP’li Ça­lış­ma Ba­ka­nı Bü­lent ECEVİT’in; iş­çi­nin-emek­çi­nin yaz­gı­sı­nı, ka­ran­lık ge­le­ce­ği­ni yazan bu “ta­şe­ron­laş­ma” yön­te­mi, DSP’li bir baş­ba­kan ola­rak kol­tu­ğa otur­du­ğu gün­ler­de ne­den­se onun ca­nı­nı hiç acıt­ma­mış­dı ve yine o gün­ler­de “Bay ECEVİT be­de­ni­nin için­de­ki baş­ba­kan” Bayan ECEVİT de TEKEL iş­çi­si so­ka­ğa dö­kül­dü­ğün­de Dev­let Baba’nın, TEKEL iş­çi­le­ri­ne karşı ba­ba­lı­ğı­nı yap­ma­ma­sın­dan do­la­yı utanç duy­du­ğu gibi, ne­den­se o gün­ler­de hiç de utanç duy­ma­mış­dı işçi sı­nı­fı­nın gi­de­rek olum­suz­la­şan ko­şul­la­rın­dan…Çünkü Bay(an) ECEVİT’ler için o gün­ler­de önem­li ve de ön­ce­lik­li olan; Hü­sa­met­tin ÖZKAN’ın do­lay­lı ta­ri­kat des­te­ği ve de Vah­det­tin’in “vatan sev­gi­si” üze­ri­ne ya­pı­lan açık­la­ma­lar eş­li­ğin­de sağ­la­nan, sağ­lam bir kol­tuk gü­ven­ce­siy­di…

 

Ne yazık ki ül­ke­miz­de si­ya­sal par­ti­ler bozuk saat gibi dur­duk­la­rı za­man­da, dur­duk­la­rı yerde doğru söy­ler­ler… Ne za­man­da, ne­re­de mi ?... El­bet­te­ki mu­ha­le­fet­te ol­duk­la­rın­da… O gün­ler­de TEKEL iş­çi­le­ri­nin saf­la­rın­da son ne­fe­si­ni, son gü­cü­nü yi­ti­rir­ken, on­lar­dan yana söz söy­le­yip, halk ya da iş­çi-emek­çi sı­nı­fı dal­ka­vuk­lu­ğu yap­mak; vahşi ka­pi­ta­liz­min dişli çark­la­rı­nın ara­sın­da öğü­tü­lüp, kanı akı­tı­lan iş­çi­yi, emek­çi­yi kur­tar­ma­ya yet­mi­yor… Zin­cir­le­rin­den önce, mi­de­sin­de­ki açlık zi­li­nin kı­rıl­ma­sı kay­gı­sı­na düşen işçi sı­nı­fı­nın “üre­tim­den gelen güç” teh­di­di; “pat­ron” Hü­kü­me­ti hiç ür­küt­mü­yor, do­la­yı­sıy­la is­tek­le­ri­ni elde ede­me­yen emek­çi­nin kar­nı­nı da do­yur­mu­yor… O gün­ler­de Hü­kü­me­tin iş­çi­le­re öner­di­ği 15 Şubat 2010 gü­nü­ne değin iş­ba­şı ya­pan­la­ra üc­ret­le­ri­nin öde­ne­ce­ği, ya­şa­dık­la­rı kent­ler­de başka kamu ku­rum­la­rın­da gö­rev­len­di­ri­le­cek­le­ri ve en önem­li­si de mil­yon­lar­ca iş­si­ze kar­şın “sen­di­ka­lı ola­rak is­te­dik­le­ri­nin ya­rı­sı kadar olsa da” ücret kar­şı­lı­ğın­da iş gü­ven­ce­si, is­tih­dam ola­na­ğı su­nu­la­ca­ğı söz­le­ri­nin ve­ril­me­si kar­şı­sın­da iş­çi­le­rin çoğu çö­zü­lü­yor, di­re­niş­ten geri dö­nü­yor, işçi sı­nı­fı eri­yor, tü­ke­ni­yor, do­la­yı­sıy­la RTE’nin aba al­tın­dan sopa gös­te­ren söz­le­ri kar­şı­sın­da emek­çi sı­nı­fı dün ekmek uğ­ru­na sa­vaş­dı­ğı­nı söy­ler­ken, son­ra­sın­da yine ekmek uğ­ru­na savaş ala­nın­dan çe­ki­li­yor­du…

Ve böy­le­ce Hü­kü­met de grev kı­rı­cı­lık iş­le­vi­ni “pes eden, ekmek kor­ku­su­na, kay­gı­sı­na düşen” iş­çi­ler üze­rin­den ger­çek­leş­tir­miş olu­yor…

Ne de­miş­di 24 Ocak 2010 günü (hani şu ünlü 24 Ocak ka­rar­la­rı­nın alın­dı­ğı güne gön­der­me­de bu­lu­nur­ca­sı­na) RTE?...

- Ku­su­ra bak­ma­yın…Ka­sa­yı soy­du­ra­mam !...

 

Kü­re­sel­leş­me budur işte… Vahşi ka­pi­ta­liz­min sö­mü­rü­sü­nün daha da acı­ma­sız­laş­ma­sı… Kü­re­sel düşün, yerel yaşa… Gö­re­cek­sin bak daha neler ge­lecek başa ?...

 

İşte bu­gün­ler­de de Zon­gul­dak­lı Maden İşçisi; özel­leş­tir­me kar­şıt­lı­ğıy­la, ka­pa­tın­ca ken­di­ni maden ocak­la­rı­na... Ki onlar dün TEKEL iş­çi­si­nin ya­şa­dık­la­rı­nı bu­gün­ler­de ya­şa­ma yolunda...​Ondandır bunca söz, on­dan­dır dünü anım­sa­mak...​Ve on­dan­dır işçi sı­nı­fı­nın ge­le­ce­ği için kay­gı­lan­mak...​Gidiş hiç iyi değil dostlar...​Ve siz far­kın­da mı­sı­nız bu ya­şa­nan­la­rın Sayın Bayan ECEVİT?...

 

Bugün de gün­ler­den 10 Kasım...​Varolu­şu­mu­zu,ba­ğım­sız­lı­ğı­mı­zı, ge­le­ce­ği­mi­zi borç­lu ol­du­ğu­muz o büyük in­sa­nın; Ulu Ön­de­ri­miz Kemal ATA­TÜRK'ün be­den­sel ola­rak ara­mız­dan ay­rıl­dı­ğı gün...

O'nu say­gıy­la anı­yo­rum; var ol­duk­ça da O'nun ay­dın­lı­ğın­dan ay­rıl­ma­ya­ca­ğı­ma and içi­yo­rum.Yolum,yönüm,yö­rün­gem; yal­nız­ca sen­sin