18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

TÜM GERİCİ VE İSTİSMARCI  YASALARA VE ZİHNİYETLERE İTİRAZ EDİYORUZ

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Akbük Şubesi Kadın Kolları üyeleri Cemevi inşaat alanında müftülüklerin nikah kıyma yetkisinin verilmesine karşı çıktıklarını belirten basın açıklaması yaptılar.

Akbüklü kadınlar “Müftülere nikah yetkisi veren yasa tasarısına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İsteseniz de istemeseniz de Meclisten geçecek” sözlerine  tepkili olduklarını söyledikleri açıklamaya  “Bu zihniyetin hayatlarımıza egemen olmasına itiraz ediyoruz” diyerek başladılar.

“Kadınların tepkisiyle karşılaşan ve tartışma yaratan, il ve ilçe müftülüklerini de evlendirme memurları arasına ekleyen “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” bugün Meclisten geçti ancak;   ‘Eşit ve özgür bir yaşam için: Bu yasalar böyle geçmez’ diyoruz Erdoğan ise ‘Zaten bu konuda karar verildi. Zaten geçecek.’ diyor.   Bu yasayla medeni kanunla elde ettiğimiz haklar ortadan kaldırılıyor. Evlilik,  miras ve boşanma haklarında güvencesiz bırakılmamızın önünü açıyor. Medeni hakların din görevlilerine  devredilmesi laikliğe aykırıdır. Ve laikliğin olmadığı yerde en çok biz kadınların hakları tırpanlanır.

2015 yılında resmi nikah yapılmadan dini nikah kıyılması halinde: dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesi yasası kaldırıldı. 2016 da ise  bir yasayla “ Çocukların dinsel ilişkiye rıza” yaşı 15 den 12 ye indirildi.

Çocuk yaşta evlendirilen, tacize uğrayan kız çocuklarının yaptıkları doğumlarının bildirimine ilişkin zorunlulukta ortadan kaldırılıyor” diyen kadınlar bu yasanın istismar ve tecavüzün önünü açtığını iddia ettiler  ve “Nikahı kimin kıyacağı (Belediye memuru, müftü) kadınlar üzerde bir baskı ve şiddete dönüşebilir. Bu baskı altında kadınlar istemeseler de  din görevlisinin nikahına zorlanabilir” dediler.

‘KADINLAR BU KURUMLARA MAHKUM EDİLİYOR’

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Akbük şubesi kadınlar basın açıklamasının son bölümünde “Bizlerin hayatlarını etkileyen tasarılar olduğu gibi çocuklarımızın da laik ve bilimsel eğitimden koparılarak dini eğitime yöneltildiklerini görmekteyiz.

Müftülük kurumunun son 5-10 yıldır sosyal politika ve sosyal hizmet alanında ciddi biçimde yetkilendirilmekte. Müftülüklere bağlı aile ve dini rehberlik büroları açılıyor. Bu bürolar her yerde var. Ancak her ilde, her ilçede kadınların şiddete uğrağında başvuracakları şiddet önleme merkezi yok. Kadınlar zaten bu kurumlara başvurmak zorunda bırakılıyor. Çünkü başka bir olanak sunulmuyor. Zorunda bırakıldığımız kurum, bizlerin erkeklerle eşit olmadığımızı söylüyor. Bu eşitsizlik aslında şiddetin ve cinayetlerin sebebi.

Bunun tüm kadınların aleyhinde olduğunu söylüyoruz ve itiraz ediyoruz. İmam nikahının azaltılacağı söyleniyor. Bunu inandırıcı bulmuyoruz. Tam tersine yine toplumu kutuplaştıracaklar kadın üzerinden.
Siyaset çünkü kendini kadın bedeni üzerinden kurguluyor. Bütün kadınların buna karşı çıkması gerektiğini düşünüyoruz ve itiraz ediyoruz” dediler.

Açıklamalarında eğitim siteminde ki rahatsızlıklarını da ; “ Son birkaç yıldır İstanbul’da, özellikle emekçilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde, hem kreş hem de okul öncesi din eğitimi veren, denetimden muaf sübyan mektepleri hızla yayılmaya başladı. Devlet okullarında ana sınıflarının yeterli sayıda olmaması, 150-200 lira arasında değişen ana sınıfı ücretlerinin aileler tarafından karşılanamaması, okul saatlerinin çalışan kadınlara uygun olmaması nedeniyle yaşanan çaresizlikler bu ‘mektep’leri cazip hale getiriyor.
Son zamanlarda, sübyan mekteplerinde yaşanan olaylar ve çocukların yaşadığı ruhsal zorluklar gündemde.
Ebeveynler, ‘ağaç yaşken eğilir’ yaklaşımı ile çocukların erken yaşta din eğitimi almaları gerektiğine ikna edilmeye başlandı.
Bu yaklaşımın, çocukların gelişim süreçlerini istismar etmesi ve bu konudaki bilgi eksiklikleri nedeniyle çocukların ruh sağlığı açısından acilen yeniden düşünülmesi gerekiyor.

Biz kadınlar medeni kanunla kazanılmış haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Laik ve bilimsel eğitimden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceklerini sübyan mektepleri ve dini vakıflar eliyle karartılmasına boyun eğmeyeceğiz. Şeri yasalarla yönetilmek istemiyoruz” diyerek tamamladılar.

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 19 Ekim 2017 15:14

DİDİMTO’NUN 4. SAYISI ÇIKTI

DİDİMTO’NUN 4. SAYISI ÇIKTI

Didim Ticaret Odası dergisi Didimto’nun 4 sayısı yayınlandı.

Didim Ticaret Odasının son dört yılda hayata geçirdiği projeler, yaptığı veya ortağı olduğu çalışmalarla birlikte, haber içeriklerinin yer aldığı dergi ücretsiz olarak Didim Ticaret Odasından edinilebilir.

Didimto Dergisi Basılı versiyonunun yanında edergi. didimto. org.tr adresinden online olarak da okunabiliyor.

 

Mobil cihazınızdan ulaşmak için karekodu okutabilirsiniz.

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 19 Ekim 2017 15:13

FORMA VE KAŞKOL ALDINIZ MI?

FORMA  VE KAŞKOL ALDINIZ MI?

Didim Belediyespor geçtiğimiz hafta kalabalık bir taraftar önünde yaptığı ve 2 -0’lık skorla ümit vermeye başlamasıyla birlikte mavi beyaz atkı ve  “Bir Formada Sen Al” kampanyası da hızlandı. Yönetim kurulu üyelerinin kaşkol ya da forma almak isteyen Didimli  esnafları ziyaret ederek kaşkol ve formaları ulaştırıyorlar.

Bu hediyeler karşılığında da vatandaşlar ve işadamları takıma ekonomik yardım yapıyor ya da bazı durumlarda sponsorluk yaparak destek veriyorlar.

 

“Bir Formada Sen Al” kampanyası ile ilgili olarak Didim Belediyespor Genel Kaptanı Mustafa Teke Didimli işadamlarının duyarlılığına teşekkür etti, “takım olarak başarımızda taraftarımızın desteğini hissetmemizin büyük önemi var, destek verenlere çok teşekkür ediyorum, işadamlarımızın desteklerinin devamını bekliyoruz. Bizi sevindiren en önemli şeylerden biri,  aldığı kaşkolünü işyerinin en görülen yerine asması ve maç günleri de kaşkolle stada gelmeleri” dedi.

Yayınlandığı yer Didim

Muhtarlar Günü Etkinliği Cumhuriyet Meydanı’nda Gerçekleşti

Vatandaş ile Devlet arasında köprü kuran, vatandaşa her zaman yardımcı olan muhtarların geçmişi çok eskiye dayanıyor. Köylerde ve ilçelerde Nüfus Müdürlüğünden, İlçe Tarım Müdürlüğüne kadar Devletin birçok alanında yardımcı olarak görev alan Muhtarlar için, 19 Ekim Muhtarlar Günü etkinliği sebebiyle kutlama töreni gerçekleştirildi.

Kaymakam Mehmet Öztürk, Muhtarlara Çiçek Takdim Etti

19 Ekim 2015 ve 29507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/11 sayılı Başbakanlık Genelgesi kapsamında düzenlenen yasa gereği her yıl 19 Ekim ‘Muhtarlar Günü’ olarak kabul edildi. Bu yıl ikincisi kutlanan Muhtarlar Günü Kutlama Programı 19 Ekim 2017 Perşembe günü saat 10:00’da Didim’de Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşti. Kutlama törenine; Didim’de ki Mahalle Muhtarları,  Belediye Başkanı Deniz Atabay, Kaymakam Mehmet Türköz ve Sivil toplum Kuruluşları katılım gösterdi. Hisar Mahallesi Muhtarı Bahri Aşık ve Yenimahalle Muhtarı Şaban Tokmak tarafından Atatürk Anıtına çelenk sunumu yapılmasıyla başlayan etkinlik, bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal marşı ve Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti. Ardından Efeler Mahallesi Muhtarı Mehmet Emin Öztürk kürsüye çıkıp, muhtarların mahallelere ve vatandaşlara katkılarını ve önemini belirten yaptığı konuşmada: ‘‘Muhtarlar Devletin en küçük ve en önemli birimidir. Devletin temsil konumunda birinci basamağı gibidir. Muhtarlar Devletin en küçük ayrıntıyı gören gözü, en ufak fısıltıyı duyan kulağı, en ücra köşelere uzanan eli konumundadır.’’ dedi. Tören sonunda Kaymakam Mehmet Türköz, ellerinde çiçek buketi ile hazır bekleyen öğrencilerden tek tek çiçekleri alarak, Didim’de ki Mahalle Muhtarlarına takdim etti.

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 19 Ekim 2017 15:11

Didim Tanıtım Çekimleri Başladı

Didim Tanıtım Çekimleri Başladı

Meandros Derneği Başkanı Başak Kamacı Budak tarafından, 19 Ekim Perşembe günü saat 10.30’da D-Marin’de Key-f Restaurant’da kahvaltı toplantısı düzenledi. Didim’in Sonbahardaki sosyal yaşamını ve bilinmeyen yönlerini konu alan, çekilecek tanıtım programı hakkında bilgilendirme amaçlı düzenlenen kahvaltı toplantısına katılanlar arasında; Didim’de ki Mahalle Muhtarları, Sivil toplum kuruluşları, Didim Rumelili Romanlar Derneği, Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği, Dimder Didim Müzik Derneği, Akbük Kültür ve Çevre Derneği Başkanları, Basın mensupları ve ‘İlden İle Yurdun Sesi’ program sunucusu Faruk Demir yer aldı.

Toplantıda yapılan bilgilendirmeye göre; Aydın’ın bazı ilçelerini konu alan çekimlerin ilki Söke’de yapılırken 2. Bölüm olarak ilçemiz Didim’in tanıtım çekimleri yapılacak. Meandros Derneği’nin ev sahipliğinde Didim’de gerçekleşecek olan ‘İlden İle Yurdun Sesi’ programı Faruk Demir’in sunuculuğunda yayınlanacak. Kanal B’de, Çarşamba günleri yayınlanan tanıtım programında; Antik kent Didim’in bilinmeyen yönleri, köy hayatı ve koylarını görecek, Apollon tapınağı başta olmak üzere tarihi miraslarını ve sosyal yaşamını izleyeceğiz. Kahvaltı toplantısından hemen sonra başlayacağı belirtilen çekimler 3 gün boyunca devam edecek.

Meandros Derneği Başkanı Başak Kamacı Budak’ın yaptığı konuşmada: ‘‘Sivil Toplum Kuruluşları olarak her platformda Didim’ tanıtmaya çalışıyoruz. Bu yüzden Sevgili Faruk Özdemir’den ‘İlden İle Yurdun Sesi’ programı için Didim’e gelip burada da çekim yapmasını rica ettik. Kendisi de bizim bu önerimizi kabul etti. Faruk Özdemir çok güzel bir projeye vesile oldu. Çok teşekkür ediyorum.’’ Diyerek sözlerine devam etti: ‘‘Çekilecek program için Didim’de Meandros Derneği olarak ev sahipliği yapmamız yetmez; Didim’de ki bütün Sivil Toplum Kuruluşlarını bu etkinliğe dahil ederek, ortak bir program ortaya çıkardık. Çünkü faaliyetlerimizi birlikte yaparsak daha güçlü ve etkili olacağımıza inanıyorum. Ayrıca Mahallelerimizi temsilen Muhtarlarımızın da bu projede olmasını istedik. Hem programa destek vereceğiniz için hemde buraya katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum.’’ Dedi. Kanal B’nin hem kültür sanat koordinatörlüğünü hem de program yapımcılığını üstlenen ve ‘İlden İle Yurdun Sesi’ programının sunuculuğunu yapan Faruk Özdemir, bir yıldır halk dilinde ‘gezelim-görelim’ tipi televizyon programını hazırlayıp sunduğunu dile getirirken, yaptığı konuşmada; ‘‘ Bu program ile alakalı 40 ili gezip, 52 ilçenin çekimlerini yaptık. Çekimler bugün itibariyle başlayıp cumartesi akşamına kadar devam edecek. Önümüzdeki günlerde Didim’de çekilen programımız ekranlara gelecek dedi.’’ Dedi.

 

Yayınlandığı yer Didim

“Maden İşçileri İş Cinayetlerine Mahkum Ediliyor !..”

Eğitim Sen Didim Temsilciliği Yürütme Kurulu Adına Öğretmek Turgay Elçi Şırnak’ta kaçak maden ocağında meydana gelen göçükle ilgili olarak yaşanan olayın cinayet olduğunu bildiren basın  bildirisi yayınladı.

Turgay Elçi açıklamasında aynı gün Soma davasında bazı sanıkların tahliye edilmesi ile aynı günde olmasına dikkat çekti ve ;”Soma, Şırnak… Maden İşçileri İş Cinayetlerine Mahkum Ediliyor!” dedi.

Şırnak’taki maden ocağında meydana gelen iş göçük nedeniyle ne yazık ki 7 işçi yaşamını yitirmiş, 1 işçi ise yaralanmıştır.

Eğitim Sen Didim Temsilciliği Yürütme Kurulu Adına Öğretmek Turgay Elçi; “Ne tesadüftür ki aynı gün, 301 işçinin yaşamını yitirmesine neden Soma katliamı için yürütülen davada tutuklu yargılanan vardiya amirinin tahliye edilmesi kararı verildi.

Denetlenmeyen, kaçak çalışan, işletmecilerin kar hırsına ter edilen madenlerde işçilerin payına düşen tek şey, ekmek parası uğruna pamuk ipliğine bağlı yaşamlar olmaktadır.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki, böylesi içimizi yakan olaylar birer kaza değil, iş cinayetidir. Bu iş cinayetlerinin engellenmesinin yolu ise sadece işletmecilerin değil, bu çalışma düzenine ve bu sömürüye göz yuman, bu düzenin böyle devam etmesi için politika üreten herkesin yargılanmasından ve kamu vicdanında mahkum edilmesinden geçmektedir.

 

Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diler, bu faciadan yaralı kurtulan işçi arkadaşımıza acil şifalar dileriz” diyerek sözlerini tamamladı.

Yayınlandığı yer Didim

“MESLEK ÖĞRENEN KURSİYERLERDEN 5 KİŞİ AVRUPA ÜLKELERİNE STAJA GİDECEK”

Didim Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Çoban Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na iade-i ziyarette bulundu.

Oda Başkanı Yaşar Pektaşoğlu ve yönetim kurulu üyelerinin  kapıda karşıladığı başsavcı Fatih Çoban’a binayı tanıttıktan sonra yaptıkları çalışmaları anlatıldı. Başkan Pektaşoğlu Oda olarak özellikle eğitim konusunda ki gelişmeleri anlattı ve geçtiğimiz yıl 30  mesleki eğitim öğrencisinin Finlandiya’ya gönderildiğini, daha önceki yıllarda   Avrupa birliği projeleri ve öğrenci değişim programı Erasmus için üzerinden hazırladıkları  projelerle öğrenci değişimleri yaptıklarını anlattı ve bu yıl Didim’den 5 öğrencinin yine AB ülkelerine staj ve mesleği eğitim için gönderileceğini belirtti.

Aydın bölgesinde AB Projeleri ile en çok öğrenci gönderen oda olduklarından da bahseden Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yaşar Pektaşoğlu üyelerinin çocukları başta olmak üzere çok sayıda öğrenciye  burs verdiklerini, okula ile birlikleri ve okul yöneticilerinin talepleri doğrultusunda okullara eğitim malzemesi ve giysi yardımı yaptıklarını belirtti.

Kendi binalarında 6 aydır hizmet ettikleri belirten Pektaşoğlu odanın seçim sürecinin başladığını Ocak ve Şubat ayı içinde seçim takvimi için gün istediklerini üst kurulların belirleyeceği tarihte seçime gideceklerini söyledi.

Didim Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Çoban çocuklarının eğitime başlaması ile Didim’e tam olarak alıştığını belirterek  Didim’in güzel ve yaşanılabilir bir kent olduğunu belirtti ancak yıl boyunca kendilerine ulaşan dosya sayısında kentin büyüme oranının yıl sonu itibariyle tasnif edildikten sonra önlemlerin güvenlik birimleriyle ayrı ayrı değerlendirileceğini, ancak suç işleyenlerin nedenlerinin çoğunda alkol faktörünün ön plana çıktığını söyledi.

 

Oda Başkanı Pektaşoğlu birlikte çalışılacak sürece Oda olarak her türlü  yardıma hazır olduklarını da belirtti.

Yayınlandığı yer Didim

CHP DİDİM DE  DELEGENİN  İRADESİNE  SAYGI.........!

Emege  saygı. CHP’ nin en önemli  argumanlarından  biri. Emeğin en yüce değer olduğunu her ’ CHP’ li bilir  ve  bunu yüksek sesle  dillendirir.  Didim’de CHP ‘de  partililer  mahallelerinde  sandığa  giderek  özgür  iradeleri  ile  oylarını  kullandılar   ve  tercihlerini   mavi,  sarı,  beyaz ve kırmızıdan yana kullandılar.

Nurettin Koçak’ın listesi , büyük bir farkla kazanan  taraf oldu , bizde  diğer  aklı  selim insanlar  gibi  kendisini  arayarak  başarısına ortak olup  tebrik ettik. Seçimde kendisine oy vermeyenlerin bile şu sözlerine tanık oldum . çalıştı, haketti , kazandı.  O halde konu kapanmıştır . Bundan  sonrası  iktidara  giden yolda  mihenk taşı olan, yerel seçimlere götürecek ilçe yönetminin  oluşumunda   kendisine  destek olmaktır, değilse  seçilememe kaygısı yanlış  kişilerin önünü açar, onların haketmedikleri halde yönetime girmelerini sağlar.  Kendisine açık destek vermiş belediye  başkan  adayları içinde bu geçerlidir,  Benim adamım yönetime girsin yerine, hakedenin yönetime girmesi için, sayın koçak’n elini  güçlendirmek  doğru  olanıdır.

Daha önceki yazılarımda, ilçe seçimlerinin,  önümüzdeki  dönemde öne  çekilecek  yerel  seçimlerde,  aday olmayı düşünen  aday adayların  yarışına evrileceğini ifade etmiştim  ve öylede oldu. Tabidirki  her adayın, gönlünde  bir ilçe başkan adayı yatmıştır, kimi bunu hayat memat  meselesi yapmış, kimiside daha aklı selim davranarak, tercihini  oyunu  gidip kullanarak kimseye  baskı  kurmamış, demokratik bir tavır sergilemiştir , en azından yılanı dahi yuvasından çıkaran tatlı dili ile yapmıştır. Yada tarafsız kalma hakkını kullanmıştır.

Gerek basından gelen haberler ve gerekse sahadan aldığımız bilgiler  bir takım zorlamalarla  delegeler  üstünde baskı kurarak sandığa saygı duymadan onu ters  düz etme çabalarının ayak sesleri duyuluyor olmaması dilerim,  böyle anti demokratik  uygulamaların dedikodu olarak kalmasıdır, bu anti demoratik   uygulamaya tevesül edenler delegenin sarı  kartı ile  kalmayıp ,genel merkezin kırmızı kartına hazır olmalarıdır.

Önümüzde’ki yerel seçimlerde belediye başan adaylığını düşünenler yada aklından geçirenler , siz siz olun  önümüzdeki  seçimde ; genel merkezin bizzat sayın Kılıçdaroğlu’nun şu sözünü unutmayın  YEREL  YÖNETİCİ  ATAMALARI   GENEL  MERKEZ   TARAFINDAN,   MERKEZ    YOKLAMASI  TARFINDAN  ATANACAKTIR.    

 

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş
Perşembe, 19 Ekim 2017 08:30

Bilim ilim işin hikayesi

Bilim ilim işin hikayesi

Hani hep derler ya; filler tepişir, çimenler ezilir. Bizde aynen böyle oluyor. Filler tepişiyor, alttaki çimenler ise ezilerek harap oluyor. Yaşamı gidiyor. Bir daha yaşam tarzını eskisi gibi sağlama şansı ne derece olur belli değil ama eskisi gibi olmayacağı muhtemel.

Şimdi sokaktaki adama deseniz ki, üniversitede ders veren hocalar dekan veya profesörden olmamalı, bunların yerine normal asistanlar diğer hocalardan daha okumuş olduklarından, bilimsel yönü ağır basmaktadır. Bu nedenle biz halkımıza sesleniyoruz ve şunu diyoruz, kesinlikle çocuklarınızın iyi bir eğitim alması için asistanların olduğu okullara kayıtlarını yaptırın. Peşine kesin olarak büyük alkış kopacaktır. “Yaşa, Varol, ülke seninle gurur duyuyor.”

Halbuki hayatında rektör ne, dekan ne, üniversitede akademik kariyer ne, akademik kariyer sıralaması ne? Hatta neden bu sıra takip ediliyor? Neden ilk başta Yardımcı doçent var da, profesör yok. Bunları bilebilmek için başta iyi bir okuyucu olmak, daha sonra dünya ve ülke siyasetini iyi takip edebilmek, hatta çağdaş ve kültürlü kişi olmaktan geçiyor. İnsanları ayırt etmek gibi bir düşüncem asla olmadı ve olamaz. Siz kalkıp birine, üniversitede Profesöre gerek yok, onları TÜBİTAK da çalıştırmak bilime daha fayda sağlar derseniz, bundan çoban veya köylü hiçbir şey anlamaz.

Bu sefer ileride kaos çıkar. Mesela biri gelir oturur işin başına ve der ki, arkadaşlar, sözlü olarak müracaat edenler yani sözlü beyan önemlidir. Bu kişilere Yardımcı doçentlik vereceğiz. Üniversiteye gerek yok. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı yapabilir. Mesleğini söyle, içinde bulunduğun kariyerini açıkla al belgeyi, ol Yardımcı Doçent. Tarihini hatırlamam ama, eskiden iki yıllık teknik okul mezunları, mezun olduklarında tekniker olmuşken, farklı bir çalışma sonucunda ki bunu Adalet Partisi dönemi diye aklımda kalmıştır, hepsine Mühendis unvanı verilmişti. Şimdi neden olmasın. Ben kendimi garantiye almak adına hemen belediye kültür müdürümüze şifahi olarak konuyu açarak kendime yardımcı doçentlik için zemin hazırladım. Belli mi olur belki ileride belediyeler verir.

 

Muhalefetin dile getirdiği ve bir yıldır konuştuğu en önemli konuların başında eşit adalet ve operasyonlarda doğru insanların üzerine gidilmesi gerektiği hep vurgulanmıştır. Ohal kapsamında yaşanan bu temizleme çalışmaları içinde bir çok suçsuz insanın gerekçe gösterilmeden açığa alınması sonucunda yaşanan sıkıntılar, Cumhurbaşkanı tarafından da dile getirildi. Aslında yapılan mücadele bu tarzda olmalıydı. Şimdi bir örnek vereyim size. Falan belediye kalkacak ve ihaleye sadece Bank Asya’yı sokarak, otobüslerin biniş kartlarına yüklemeyi bu banka kanalıyla sağlayacak. Kısacası ona finans sağlayacak. Peki her evden en az bir kişi otobüs ulaşım kartı almak zorunda mı? Evet zorunda. Kartı nereden alacak diye düşünmeye gerek yok. İhaleyi kapan Bank Asya’dan. Bank Asya kime hizmet ediyordu? Sahibi belli. Ben kurmadım o bankayı. Vatandaşa sana hesap açıyoruz, bu hesaba göre verdiğimiz otobüs ulaşım kartı geçerlidir diyerek açılan hesaptan dolayı siz adamı Fetöcü ilan ederseniz büyük günah işlemiş olursunuz. Ne yapsın vatandaş yani buradan kart almasın mı? Siz ihale etmediniz mi? Günahı ne? Suçlusu keyif çatarak işinin başında kalsın, gariban vatandaş buradan hesap açtı diye fetöcü olsun. Yok böyle bir şey.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ