20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 02 Ekim 2017 16:52

DİDİM GÜNDEMİNDE İTİRAF VİDEOSU

DİDİM GÜNDEMİNDE İTİRAF VİDEOSU

Geçtiğimiz yıl Didim Belediyesi ve Didim’deki bazı olayları bir komplo gibi sunan ve işi şova dönüştürerek provokasyon ortamı yaratılan bazı gelişmelerde kullanılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeş Celal Kılıçdaroğlu, ODATV ve MYNET’ haber sitelerinde yayınlanan haberlerde,   bazı itiraflarda bulunarak yapılan şovların kendisine menfaat temin edileceği vaat edilerek yaptırıldığını itiraf etmiş ve sosyal medya da yapılan yayınlarında kendi bilgisi ve kontrolü dışında  gerçekleştiğini itiraf ettiği görülüyor.

Didim’de 11 katlı otel inşaatı ile ilgili olarak belediyenin ruhsat iptalinden sonra kendisine ulaşan müteahhitlerin kendisine ev ve araba vaat ederek Belediye Başkanı ile aralarında aracılık teklif ettiğini kendisinin de buna kanarak bu tür eylemlere giriştiğini bir itiraf videosu yayınlayarak anlattı.

CHP’li belediye meclis üyesi Hasan Yavuz’unda bu konuya dahil olduğunu anlatan C. Kılıçdaroğlu, Didim’e ilk geldiğinde Büyükşehir ve Didim Belediye Meclis üyesi Yavuz’un da bu görüşmelerden bilgisi olduğundan bahsetti.  Kendisinin ilk olarak bu otele yerleştirildiğini bazı görüşmeleri bu otelde yaptığını da söyledi.

Bilindiği gibi Meclis üyesi Hasan Yavuz’un ismi daha önce den de 75. Yıl Sanayi sitesinde ruhsatsız olarak yapılan bir fabrikanın Belediye tarafından yıkılmasını engellemek için aracılık ettiği ve bu yıkılma işlemini engellemek için  fabrika sahibi  Hüseyin Şimşek Hasan Yavuz’a 5 bin TL para verdiğini ileri sürerek “Hasan Yavuz bizden 5 bin TL ücret aldı; bu işi çözeriz” diyerek menfaat temin ettiğini açıklamıştı.

Hasan Yavuz’un 11 katlı inşaatla ilgili olarak  geçmişte yaptığı açıklamalar da konu ile ilgili olarak “Danıştay kararının avukatlar aracılığı ile tebliğ edilmesini Belediye Başkanımız Ahmet Deniz Atabay kabul etmiyor. Belediye Meclisi’nde de söyledi. Mahkeme kararını bekleyeceğim diyor. Bu konuda ne meclis kararı, ne imar kararı var. Başkan kişiselleştiriyor. Karşı tarafla yaşadığı husumet ve sürtüşmeler nedeniyle bunlar yaşanıyor. Bu başkanım tek taraflı tasarrufudur. Aydın İdari Mahkeme’sinden de cuma günü kararın çıktığını duydum. Salı gününe kadar mahkemenin kararı başkanın eline gelecektir. Başkan mecburen uygulayacak bu kararı" diyerek olaya taraf olduğunu bildiren açıklamalar yapmıştı.

C. Kılıçdaroğlu’nun  bazı haber ajanslarında bu videoların tehdit  altında çekildiğini durumun böyle olmadığı  röportajları yayınlandı.

 

Yayınlandığı yer Didim

Eşit ve Özgür bir Hayat için…

Bu Yasalar Böyle Geçmez!

Didim Kibele Kadın Dayanışma Derneği üyeleri dün bir basın açıklaması ile yeni yasama döneminde kadın hakları konusunda meclis önünde dün topluca yapılacak başvurunun bildirisini okudular.

Yönetim Kurulu üyeleri Ümran Direk ve Elif Karaman’ın okuduğu basın bildirisi 150 kadın örgütü temsilcis tarafında TBMM’nin yeni yasama yılında meclis başkanlığına da verilecek.

Didim CHP Kadın Kolları üyelerinin de katıldığı basın Açıklaması; “ Kendi adımıza karar vermemizi, hayatlarımızı nasıl yaşayacağımızı kendimiz seçmemizi engelleyen veya zorlaştıran tüm toplumsal ve siyasi baskılara karşı;  Bu baskıları artırmak için adım adım oluşturulan yasal çerçeveye karşı;  Biraraya geliyoruz!” diyerek başladı.

Karaman’ın yaptığı açıklamada, kadınların resmi nikahlarının müftülüklerde yapılması, küçük yaşta evlendirilmeler de yaşa değil rızaya bakılması, soyadı kanunundaki kadınların  kızlık  kullanmaları önündeki engeller, evlilik yoluyla Türk vatandaşına geçecek kadınlarda Genel Ahlak  kavramının nasıl ve hangi kriterlere göre aranacı konuları eleştirildi.

“Tüm kadınların her yanı şiddetle kuşatılmamış hayatlar sürebilmesi için, gittikçe artan ‘aileyi bir arada tutma’ baskısının hayatlarımıza mal olmaması için;

Kadın-erkek eşitsizliğinin kanıksandığı, boşanmanın önü alınması gereken bir tehdit olarak görüldüğü ama 15 yaşında evliliğe rıza ihtimalinin gündeme geldiği, sosyal hizmet alanın gittikçe dinle iç içe geçtiği bir rejimde canımızın, geleceklerimizin güvende olmadığını bildiğimiz için;

Bu yasalar böyle geçemez diyoruz!” denilerek sürdürülen açıklama şöyle devam etti.

Mağdur Hakları Yasa Tasarısı kadınlara sorulmaksızın hazırlandığından bizlerin yararına olmayacak uygulamalara zemin hazırlıyor. Biz kadınların şiddete maruz kaldığımızda karakol, savcılık gibi ilgili birimlerde yaşadıklarımızı tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmayacağımız, ihtiyaç duyduğumuz psiko-sosyal desteklere ulaşabileceğimiz, sosyal güvenlik sigortasından prim ödemeksizin yararlanabileceğimiz, yeni destek ve yardımlar sağlanabilen düzenlemeler elbette hayata geçirilmeli. Fakat toplumsal cinsiyet eşitsizliği dikkate alınmadan ve uygulamada yol açabileceği mağduriyetler düşünülmeden hazırlanan bu tasarıyla böyle bir sonuç elde edilemez. İlgili hak örgütlerine danışılmadan hazırlanan bu yasa, içinde bulunduğumuz OHAL yönetiminde tüm hak mekanizmalarının işleyişi neredeyse tamamen durmuş olduğundan ve yasalardaki muğlaklıklar uygulamada genellikle bize zarar olarak döndüğünden biz kadınlar aleyhine olacaktır” denildi.

Açıklamanın son bölümünde ; “Bu yasal düzenlemeler kuşkusuz bazı ihtiyaçların varlığına da işaret ediyor. Ama bu haliyle tasarıların bizim ihtiyaçlarımıza karşılık gelmediği, hatta tam tersine bizleri daha eşitsiz ve güvensiz hale getirdikleri açık. Çünkü toplumun yarısı olan biz kadınları doğru ve eksiksiz bilgilendirerek, yararımız için çalışan kadın örgütlerini sürece katarak bizlerle birlikte tartışıp çalışarak hazırlanmıyorlar. Bu yasaların toplumun sadece belli bir kesiminin -erkeklerin- yararına olacak şekilde aceleyle hayata geçirildiklerinde neler olabileceğini biliyoruz ve bunun sonuçlarına katlanacak olan yine - kim olursak olalım veya nasıl hayatlar yaşarsak yaşayalım - biz kadınlar olacağız. Hayatlarımızı belirleyecek yasaların bize sormadan yapılmasına itirazımız var!

Bu yüzden, eşit ve özgür bir hayat için, bu yasalar böyle geçmez diyoruz!” diyerek tamamlandı.

 

Yayınlandığı yer Didim

MAHİR ÖZGÜR ADAMAR ADINA LOKMA DAĞITILDI.

Didim’in eski okullarından olan Mahir Özgür Damar’a adının verildiği 21 yıl önce hayatına kaybeden Mahir Özgür’ün  anısına sürdürülen geleneksel hayır bu yılda yapıldı.

Okulun karşısındaki  Dost Cafe’de yapılan lokma dağıtımı öğrencilerin okuldan çıkış saatine denk getirilerek  Mahir Özgür’ün anısı yaşatıldı.

Eczacı Beyazıt Damar’ın 21 yıl önce kaybettiği oğlunun anısına bu yılda döktürülen 500 kişilik lokma öğrenciler ve velileri tarafından  başsağlığı dilekleriyle yenildi.

Eczacı Beyazıt Damar, her sene aynı gün oğlu anısına yaptığı hayırlarla Mahir’in unutulmadığını okulun karşısında ki evinde çocukların seslerinden mutlu olduğunu belirti.

Bazı öğrenci velileri dağıtılan lokmanın okula adını veren gencin anısına olduğunu öğrendikten sonra 20 yıl önce eğitime giren okulda binlerce öğrencinin eğitim gördüğünü okula adını veren Mahir Özgür’e rahmet dilediler ve okulu yaptıran baba Beyazıt Damar’a teşekkür ettiler.

 

Yayınlandığı yer Didim

GENÇLİK KOLLARI ATLI’YA  DESTEK İÇİN DİDİM’E GELİYOR

CHP'de adaylık yarışı sürerken, ilçe başkanlığına aday olanlar önce sosyal medya üzerinden adaylıklarını açıklıyor, daha sonra partililerin ve halkın önünde ilan ediyorlar.

Bu alışkanlık zincirine ilçe başkan adayı olduğunu önce sözlü beyan eden CHP Aydın ilçe Gençlik Kolları yöneticisi Aşkın Atlı önceki gün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile 5 Ekim 2017 Perşembe günü adaylığın parti binasında toplantı ile başkan adayı olduğunu açıklayacağını duyurdu.

Sosyal medyadaki adaylık açıklamasında gençlik vurgusu yapan ve seçimleri demokrasi yarışı olarak nitelendiren Atlı kimseden icazet almadık sözleriyle diğer adayları zan altında bırakmış oldu.

 

Aşkın Atlı adaylık açıklamasına destek olmak için CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre Yılmaz ve Genel Başkan Yardımcısı Kemal Güneri CHP Aydın İl Gençlik Kolları Başkanı Yılmaz Tilki ile Aydın İlçe Gençlik Kolları Başkanlarının katılacağı da bildirdi.

Yayınlandığı yer Didim

SEREBRA PALSİLİLER İÇİN MEYDAN OKUYORUZ  “ZIPLAYACAĞIZ”

6 Ekim Dünya Cerebral Palsy Günü’nde yüzbinlerce kişi Cerebral Palsy’li bireyler için zıplayacak veya tekerleme okuyacak. Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nın öncülüğünde bu yıl ikinci kez düzenlenecek farkındalık kampanyasında amaç toplumun Cerebral Palsy hakkında bilgilenmesini sağlamak ve farkındalık yaratmak.

‘Ekim ayı Cerebral Palsy farkındalık ayı’

Ekim ayı 50’den fazla ülke tarafından Cerebral Palsy Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Ülkemizde de Cerebral Palsy hakkındaki farkındalığı artırmak amacıyla Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nın öncülüğünde bir meydan okuma kampanyası düzenleniyor.

6 Ekim Cerebral Palsy Günü’nde gönüllüler zıpladığı veya tekerleme okuduğu video kayıtlarını sosyal medya hesapları üzerinden paylaşıyor. Her gönüllü 3 arkadaşına meydan okuyarak bir yandan arkadaşlarının Cerebral Palsy hakkında farkındalıklarını artırırken bir yandan da kampanyaya destek vermeye davet ediyor. Cerebral Palsy’li çocuklar çoğunlukla yürüyemiyor, koşamıyor, zıplayamıyor ve tekerleme söyleyemiyorlar. 6 Ekim Dünya Cerebral Palsy Günü’nde bu aktiviteleri gerçekleştiremeyen çocuklar için harekete geçerek toplumda Cerebral Palsy’e yönelik farkındalık yaratmak amaçlanıyor.

Didim’de de zıplayacağız

Didim Yöresi Engelliler Derneği’de bu etkinliğe aynı günde düzenleyeceği doğum sırasında ya da daha sonra gelişen bazı travmalar ile oluşabilen  bazı anomalilerden dolayı engelli olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan Serebral Palsi hakkındaki son gelişmeleri hastalığın seyri ile ilgili olarak Didim’de aileleri ve Didimlileri bilgilendirmek için bir seminer düzenliyor.

Didim Yöresi Engelliler Derneği tarafından düzenlenen semineri özellikle bu hastalığın tedavisi üzerine çalışmalar yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı  Prof. Dr. Muharrem İnan verecek.

Hastalığın oluşumu ve tedavi süresi ile ilgili son gelişmeler hakkında bilgiler paylaşılacak olan seminerde son dönem yapılan çalışmalarda Bu tip tedavilerin çok erken araştırma aşamalarında olmalarına rağmen, kök hücrelerle yapılan rejeneratif terapilerin sinir dokusunu yenilemekte ve beyin hasarını tamir etmekte bir tedavi seçeneği olabildiği umudu anlatılacak. Seminere ayrıca Ortopedi, botoks ve ameliyatları ile skolyoz gibi hastalıklar hakkında da  Doç.Dr. Umut Baki Tugay , Dr. Ozan Ali Erdal, Fzt. M.Zafer Pınarer de katılımcılara bilgiler aktaracaklar.

DİYED’den yapılan duyuruda,  6 Ekim Cuma Günü Saat : 15.00 de Didim Ticaret Odası  Nurullah Kocabıyık Kültür Salonunda Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muharrem İnan’ın katılımıyla “Selebral Palsi’ li Çocuklarda Güncel Ortopedik Yaklaşım ve Bilgilendirme " semineri düzenlenecektir.  Seminerde ayrıca ve  botoks ve ameliyatları ile skolyoz gibi hastalıklar hakkında da  Doç.Dr. Umut Baki Tugay , Dr. Ozan Ali Erdal, Fzt. M.Zafer Pınarer Didimlilerle buluşacak.

DİYED Serebra Palsililer gününde tüm Türkiye ile birlikte  zıplama ve tekerleme söyleme etkinliği saat …….,,,’de Cumhuriyet Kent Meydanında gerçekleşecek.

 

Cerebral Palsy nedir?

Cerebral Palsy, gelişimini tamamlamamış beynin doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası dönemde hasar görmesiyle oluşan bir engellilik durumu. Beynin tramvaya uğramış kısımlarına erken müdahale edilerek, hayat boyu rehabilitasyon uygulamasıyla önemli gelişmeler sağlanabiliyor. Cerebra Palsy’ye çoğunlukla başka bir fiziksel ya da zihinsel engellilik durumu da eşlik edebiliyor. Dünya genelinde 17 milyon Cerebral Pasly’libirey bulunuyor. Türkiye’de ise her 8 saatte bir Cerebral Palsy’li bebek dünyaya geliyor ve her 1.000 canlı doğumdan 4,4’ü Cerebral Palsy’li.

 

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 02 Ekim 2017 09:47

BOŞ­VER BE KADIN !...

 

BOŞ­VER BE KADIN !...
1980 ön­ce­sin­de; “bi­linç­li mut­suz­luk-bi­linç­siz mut­lu­luk” tar­tış­ma­la­rı ya­şa­nır­dı…
Bi­linç­li mut­suz­lu­ğun pen­çe­sin­de dev­rim­ci­ler; “iş­çi-me­mur-emek­li-emek­çi-köy­lü-ma­ra­ba-ır­gat; sınıf bi­lin­cin­den yok­sun, sö­mü­rü­lü­yor kat, kat… Ya­şı­yor bi­linç­siz­ce­si­ne bir mut­lu­luk… Oysa yap­tı­ğı, ya­şa­dı­ğı; var­sı­la kö­le­lik, kul­luk… Sü­rü­yor top­ra­ğı, elin­de pul­luk; ama artık değer gi­di­yor baş­ka­la­rı­nın ka­sa­sı­na…” diye ta­sa­la­nır­lar­dı…
Sar­hoş ma­sa­la­rın­da her gece, Dev­rim’e kaç gün kal­dı­ğı­na iliş­kin zaman ve zemin yok­la­ma­sıy­la sa­yık­la­nır­lar­dı…
Özün­de az-çok o gün­ler­den kal­ma­yız ya, 1980 son­ra­sın­da böyle sa­yık­la­yan­lar, tek, tek ayık­lan­sa­lar da, ki­mi­le­ri de (saf de­ğiş­tir­mek için) tek, tek uya­nık­lık­la ayıl­sa­lar da “de­ğiş­me­yen, de­ği­şi­min ken­di­si­dir” de­me­yi bir türlü be­ce­re­me­yen ben ve benim gi­bi­ler için, bugün bile sü­rü­yor aynı tar­tış­ma, aynı sor­gu­la­ma, aynı beyin ke­mir­me…
Oysa gün/gün­dem gel­miş iki­bin­li yıl­la­ra…
O gün­ler­den, bu­gün­le­re de­ği­şen ne ?...
Dü­zen­siz­lik­ler dü­ze­ni; tı­kı­rın­da iş­li­yor…
Ken­di­si­ne karşı çı­ka­nı; ar­sız­ca haş­lı­yor…
Te­ke­ri­ne çomak so­ka­nı; acı­ma­dan taş­lı­yor…
Hır­sı­nı ala­maz­sa, kuy­tu­lar­da şiş­li­yor…
“Bi­linç­siz mut­lu­luk” ya­şı­yor san­dık­la­rı­nın
San­dık­la­rı dolu, bir el­le­ri yağda, di­ğe­ri balda; ke­yif­le­ri ye­rin­de…
Deniz kı­yı­sı, ağaç göl­ge­si, ma­bad­la­rı se­rin­de…
Se­nin­se kay­gı­la­rın yerli, ye­rin­de;
Düş­ler­de kaldı ay­dın­lık bir ge­le­ce­ğe iliş­kin umut­la­rın…
İşte gel­din, gi­di­yor­sun…
Daha ne sorup, sor­gu­lu­yor­sun, bi­linç­li mi, bi­linç­siz mi diye ?...
Bu dü­zen­siz­lik dü­ze­ni­ne uyan­lar “mut­lu­luk”la gir­miş ger­de­ğe…
İzler­ken on­la­rı, ben­ze­din şaş­kın ör­de­ğe…
Yeter artık, boş­ver be kadın !...

  • Dünya’yı sır­tın­da ta­şı­yan ATLAS mısın ?...

 

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Pazartesi, 02 Ekim 2017 09:47

Farklı kriterlerde vekil alınacak


Farklı kriterlerde vekil alınacak
Her şey sırayla. Bir çok konunun değişikliği yapılıyor. Mesela eğitim sisteminin üstü altına geldi. Yeniden altı üstüne getirilmeye çalışılırken, olmadı. Bu sefer altı yana kaydı. Sağlık sisteminde de yaşananlar buna benzer durumlardan oluşuyor. Son yıllarda başlatılan sağlıkta reform çalışmalarıyla, özel hastanelerin önü açıldı. Sonra ne olduysa oldu ve özel hastaneler şu şartlara göre bundan sonra devletten bedel alabilecek denildi. Çünkü o dönemde her şey oldukça normal görünüyordu. Daha sonra bakıldı ki, bu ülke kandırılmaya müsait. Neyse, bu beni aşıyor. Kandırılan ve kandıran düşünsün. Ben sapına kadar Atatürkçüyüm. Bu da tersine dönmüşken, şimdi yerine gelmeye çalışıyor ama sanırım sıkıntı büyük.
Hükümetin en büyük destekçisi olan MHP, önceden söylediklerine tamamen ters tavır sergilerken, ilk başta kendi tabanını şaşkına çevirerek, siyaset yapmaya başladı. Daha sonra bu birliktelikten doğan güzellikler gün geçtikçe arada farklılıkların olduğunu sezenler, partisinden bir bir ayrılmaya başladı. Genel Başkanın sözleri farklılaşmaya, iktidar gibi düşünmemeye başladı. Bundan sonra fikirler eskisi gibi dönüp aynı şekle dönüşür mü bilemem. Dönüşmeyeceği bence ortada çünkü, kendi fikirdaşlarından bir çok insanın eski düşüncelerini terk ederek ayrıldıklarını görüyorum.
Kendimi bildim bileli, işe başlama zamanı gelenlerin en büyük iş desteğini sağlayan kurumun iş ve işçi bulma kuru olduğunu bilmeyen ayıp eder. Hatta şu anki adı da iş bulmaya yakın görünse de, iş kur olması, bana farklı düşünce uyandırıyor. İş arama değil de sanki iş kurmak isteyenlere iş kurduracakmış gibi zemin hazırlanmış. Sen işini kur ben sana destek veririm.
Aslına bakılırsa bu düşünce daha güzel görünüyor. Memleketimin akıllı insanları, cebinde parası olmasa da ağzından malbora sigarasının düşmediği bir yaşam tarzını çok seviyor. Kazandığı aylık ücret sofrasındaki ekmeğe zor yeterken, ben onun savunuculuğunu yapıyorum. O ise altında bagajı bomba yüklü gibi olan sonradan çakma gazlı aracıyla çocuklarını gezdirirken, aracım var diye bir de sırıtabiliyor. Araç ise taş devrinden kalma. İnsanları kayırmıyorum bu sözlerimle. İnsanların ne halde olduklarını fakat neden haklarına karşı dik durmadıklarını anlatmaya çalışıyorum. Sözüm zaten anlayabilene.
Gelelim bizi yöneten şimdilik beş yüz elli, ileride altı yüz olacak vekillerimize. İçlerinde dört dörtlük olanlar olsa da, sırf çıkarları için orada oturup parmağını kaldırıp, boş zamanında uyumayı yeğleyenlere sözüm. Yakında iş kur bunlara da el atabilir belli mi olur. Der ki bu ülkeyi yönetenler, bizim kriterlerimiz bu kardeşim. Sen buna göre kriterleri olanlardan sınav yap, bu sınava göre elimine ederek gerekli sayıda bize vekil bul. Biz seçimde onları seçeceklere bu isimleri sunalım. Olur mu olur. Şaka değil ya, olabilir böyle bir şey. Kurum iş kurumu olsa da, işten çıkaran kurum olunca, insan ister istemez düşünüyor.


 

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Pazartesi, 02 Ekim 2017 09:46

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - VIII

 

Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı,  Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - VIII

· İŞTE İLHAM KAYNAKLARIM: “Bürokratik engeller, bürokrasideki yalamaları, gönderilen yazılardan geri dönüşüm olmaması, gecikmeler, keyfi muameleler, devlet kapısını zulüm kapısına çevirenler, çeşme başlarını tutan zübükler, acımasız müdürler, kraldan çok kralcı kesilen müdür yardımcıları, işgüzarlar, dalkavuklar, yağcılar, narsistlerin tutum ve davranışları; beni sürekli yazma eylemine sevk etmiştir. Her haksızlığa uğradığımda, hümanist kimliğimden ne yazık ki bir kaç puan eksiltmiştir.
***
· " Kalbim ve Kalemim; her zaman güçsüzden ve haklıdan yanadır."
***
· ZULÜM KAZASI, TRAFİK KAZASINI SOLLADI
Zulüm, otoban da saatte 140 km hızla gidiyor; radarı, trafik kuralını taktığı yok.
Zulüm kazasının bilançosu çok büyük. Kazada sağ kalanlar, ya intihar ediyor, ya ceza evine giriyor, ya da üzüntüden kanser olup, ölüyor.

Zulüm kazasının üstüne bir de doğal felaketler de eklenince psikiyatrik vakalarda da büyük artış var.
***
*        Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilen Sağlığın tanımına harfiyen bu zamanda, bu şartlarda uyan her vatandaşa 1000 dolar Sağlık teşvik primi WHO tarafından verilecektir (mesela yani)

* SAĞLIK: Normal bir insanın hastalık ve sakatlık hali olmayıp; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik ve huzur halidir.
***
Şu dünyada iki şey çok tehlikeli arkadaşlar. Bu iki şeyi taşıyanlardan uzak durun.
1- Cimri olan
2- Kibirli olan
Evlat olsa sevilmezler?
Haluk LEVENT
***
· Kızlar, diri diri gömülürken Hz. Muhammed'e peygamberlik geldi. Lut Kavmi 'de anormal cinsel ilişkilerden dolayı telef olmuştu. Kaynak: Kutsal öğretiler
(Şimdi de diri diri insanlar yakılıyor, yine diri diri kafa, kol, bacak kesiliyor) Hak, hukuk çiğneyenleri, hırsızlık yapanları, zulüm yapanları da unutma Allah'ım, beklenti içindeyiz.
***
· Türbanla başı kapatarak Müslüman olunsaydı, o zaman tüm rahibelerin Müslüman olması gerekirdi.
***
· Faşizm; epidemik tablodan pandemiye dönüşüyor.
***
· Hukuksuz geçen her gün, vicdanlara ve günlüklere kara bir not olarak düşüyor. "
Musa Dinç
***
· Bir yerde; "Israrla Nerelisin?" sorusunun altında
" Milliyetçilik mi, Stigma mı, Şöven ruh mu, Faşist zihniyet mi, Bölücülük mü, Ötekileştirme mi, ayrımcılık mı?”
Adına ne derse deyin, yanıtınız ne olursa olsun; sohbetin havası, havai fişeği ateşler.
Musa DİNÇ
***
· Doğal afetlerin tanımsız zorlukları vardır: İnsanlar kendilerini çaresiz ve yalnız görür. Korku, panik, stres tavan yapar. Damdan düşenin halini, damdan düşenler daha iyi anlar. Tabi ki empatik yaklaşım çok önemli burada.
***
· "Huzur içinde geçirebileceğimiz bayramlara hasret kaldık."

 

 

Yayınlandığı yer Musa Dinç