22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

T.C. Didim Belediye Başkanı A.Deniz ATABAY, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin başkomutanı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesi ile kurulan Cumhuriyetimizin 94. yıldönümünü kutlamanın kıvancını yaşıyoruz.  Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde milletimizin azmiyle yürütülen Millî Mücadele’nin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, dünya tarihinin önemli başarılarındandır. Bugün, bağımsız, özgür bir devlet olarak yeniden ayağa kalktığımız, “En Büyük Bayram” günüdür.

Ulu Önder Atatürk’e inanan, ilke ve devrimlerine sahip çıkma kararlılığını gösteren, Cumhuriyetimizin çevresinde kenetlenen bir milletiz. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin 94. yıldönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum”

 

A.Deniz ATABAY

 

T.C. Didim Belediye Başkanı

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 27 Ekim 2017 15:05

YENİHİSARSPOR ADALET ARIYOR

YENİHİSARSPOR ADALET ARIYOR

Geçen Hafta oynanan Yenihisarspor, Güzelçamlıspor karşılaşmasında hakem hatalarından dolayı sertleşen oyunda Yenihisarsporlu oyunculara kırmızı kartlar yağmış ve Didimspor maçın sonunda  eksik kadrosuyla mağlup namağlup sürdürdüğü  serisini,  Güzelçamlı’da bırakarak dönmüştü.

Hafta içinde toplanan Futbol Disiplin Kurulu Yenihisarsporlu 3 yıldız oyuncuya 4’er hafta maçlara çıkmama  cezası verdi. İlk yarının bitmesine iki hafta kalan bu cezaların Yenihisarspor’un başarısını gölgeleme tehlikesi yanı sıra  Yönetim Kurulu Adına Av Tarık Pelit bu cezaların fazla ve gereksiz olduğunu  belirten açıklama yaptı.

 

Cezaların fazla  ve Yenihisarspora karşı adaletsizlik olduğunu beyan eden Av. Pelit Şunları söyledi; “Oyuncularımız Yemen  Baran ve Ahmet Var 4'er maç ceza yedi. Sadece küfür ettiler diye, taşkınlık yok bir şey yok. Geçen hafta da Emrah İnce rakibi ittirdi diye 4 maç ceza yedi. Federasyon 3 kaptanımıza da fazla ceza verdi. Emrah'a ceza gelmemeli, diğerlerine de 2'şer maç gelmeliydi. Emrah'ın cezasına karşı Ankara'ya itiraz ettik, bunlara da edeceğiz. Federasyon Disiplin Kurulu adil karar vermiyor, Yenihisarspor'un mazisinde kötü olaylar olduğundan oyuncularımıza fazla ceza kesiliyor. Disiplin Kurulunun bu tutumu  adil mücadelenin önüne geçmekte, bazı takımların başarısına çanak tutmaktadır. Federasyonu, her takıma karşı adil davranmaya, cezalar verilirken takımlardaki malzemecinin alınterine kadar herşeyi gözönüne alarak vicdanı hür bir şekilde, sadece güncel olayları, bugüne göre değerlendirmeye davet ediyoruz. Saygılarımızla.

Yayınlandığı yer Didim

Cumhuriyetin Kuruluşunun 94. Yıldönümü Cumhuriyet Meydanında Kutlanıyor

Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 94. Yıldönümü olması sebebiyle Didim’de Cumhuriyet Meydanında kutlama töreni programı gerçekleşecek. Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 94. Yıldönümü kutlama töreni programı dahilinde kutlamalara 1 gün öncesinden başlanılacak. Cumhuriyet Meydanında, Atatürk Anıtı önünde gerçekleşecek olan kutlama töreni programı bugün (28 Ekim Cumartesi günü) saat 13:00’de başlayacak.

Törenlere Kaymakam Mehmet Türköz, Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, Garnizon Komutanı Çetin Gülseven  başta olmak üzere Didim protolü katılacak. Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 94. Yıldönümü Kutlama Töreni, Cumhuriyet Meydanındaki Atatürk Anıtına; Kaymakamlık Çelengi, Garnizon Komutanlığı Çelengi ve Belediye Başkanlığı Çelengi sunulmasıyla başlayıp, Saygı Duruşunda bulunduktan sonra İstiklal Marşı söylenmesiyle devam edecek. İstiklal Marşı eşliğinde, Didim Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından Bayrağımız göndere çekildikten sonra kutlama töreni programı sonra erecek.

Bu törenin ardından Cumhuriyet Halk Partisi ve Atatürkçü Düşünce Derneği Cumhuriyet Kutlamaları başta olmak üzere Milli Bayramların sönük geçirilmesi için çaba gösterildiği gerekçesiyle resmi törenlere katılmayacaklarını, resmi törenin ardından Didimlilerin katılımıyla alternatif çelenk koyma töreni yapacakları öğrenildi.

İkinci gün Resmi Bayram Kutlamaları yarın (29 Ekim Pazar günü) sabah 09:30’da Hükümet Konağı Kaymakamlık Makamında Tebrikat Töreniyle başlayacak. Buradaki tören bittikten sonra, saat 10:00’da Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlama töreni başlayacak. Bu törende Kaymakam Mehmet Türköz, Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, ve Garnizon Komutanı Çetin Gülseven birlikte halkın ve törene katılanların bayramını kutladıktan sonra Saygı Duruşunda bulunulacak ve ardından İstiklal Marşı eşliğinde göndere Bayrak çekilecek.

Bu törende Kaymakam Mehmet Türköz günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapacak ve Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında ilçemiz okulları arasında düzenlenen Resim, Şiir ve Kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere protokol tarafından ödül verilecek. Lise öğrencileri günün anlam ve önemini belirten şiirler okuyacak. Atatürk İlkokul öğrencilerinin hazırladığı Kafkas Yöresi Halk Oyunları ekibinin gösterisi yapılacak. Daha sonra Didim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin Bando Takımı eşliğinde okulların Geçit Töreni yapılarak Bayram Kutlamaları sona erecek.

 

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 27 Ekim 2017 15:02

Antik Kent’te Sanat Başkadır

Antik Kent’te Sanat Başkadır

Didim’de 2 yıldır faaliyet gösteren Didim Sanat Akademisi, yaş sınırlaması olmadan çocuk ve yetişkinler için birçok branşta kurs dahilinde eğitim veriyor. Eğitim verilen branşlar kapsamında: Tiyatro, Drama, Filografi, İşaret Dili, Seramik, Ahşap Boyama, Yağlı boya, Karakalem, Resim, Piyano, Çello, Keman, Gitar, Bateri, Kanun, Bağlama, Ud, Yan Flüt ve Klarnet alanlarında, her dersin eğitmeni ayrı olacak şekilde ve ayrı odalarda ders işleniyor.

 

İşletme sahibi Demet Kara’nın gazetemize verdiği röportajda; grup halindeki derslerin en fazla 6 kişilik gruplarla, özel dersler ise birebir olarak alındığını belirten Demet Kara: ‘’amacımız olabildiğince insanlara sanatı sevdirmek. Keşke elimizden gelse de hiç karşılık almadan yapabilsek bu işi.’’ Diyerek duygularını ifade ederken, ders fiyatlarının uygun olduğunu belirttikten sonra sözlerine şöyle devam etti: ‘’Sanatın birçok dalında faaliyet gösteriyoruz. Kursumuzda eğitim için herhangi bir yaş sınırı yok. Çünkü sanatın yaşı yok. Kursumuzda yaşı büyük olan öğrencilerimizde var, çok küçük yaşta olan öğrencilerimiz de var. Bazı veliler çocuklarını beklerken dilediği takdirde Didim Sanat Akademisi cafe bölümümüzde çayını, kahvesini yudumluyor ve el yapımı yiyeceklerimizden yiyebiliyorlar.’’ Şeklinde konuştu. Çocuk ve genç öğrencilerinin oluşturduğu bir müzik grubu olacağını ve yakın zamanda bu öğrenci grubunun sahne alacağı da belirtildi.

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 27 Ekim 2017 15:02

Okullarda Demokrasi Deneyimi

Okullarda Demokrasi Deneyimi

GAZİ ORTAOKULUNA SANDIK KURULDU

Ortaokullarda, alınacak kararlarda öğrenciler adına yöneticiler ve Okul aile birlikleri toplantılarına katılma, öğrencilerin rahatsız olduğu okul  ve çevresindeki olumsuzluklara birlikte çözüm üretme mekanizmalarına katılması amaçlanan öğrencilerin kendi seçtikleri temsilcileri ile toplantılarda temsil edilmesini sağlayacak olan okul temsilciliği ve öğrenci meclisi seçimleri Gazi Orta Okulunda da yapıldı.

Geçtiğimiz gün yapılan seçimlerde 9 aday kıyasıya yarıştı.

 

Her sınıftan bir öğrencinin aday olduğu seçimler kıyasıya çekişmeyle geçti, gerçek seçimlerdeki örneğe benzer olarak önce tarafsız olarak seçimlerin yürütülmesi için Sandık kurulu,  öğretmen Şerife Kanyılmaz başkanlığında 3 öğrenciyle oluşturuldu. Gizli Oy açık sayım usulüyle yapılan seçimde, başlayan oylama sonucunda 195 öğrencinin seçimlere katıldığı verilen oylarda 3 tanesinin geçersiz sayıldığı seçimlerde 79 oy alan 8B sınıfı öğrencisi Şükran Esin Esen kazandı.

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 27 Ekim 2017 15:01

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

Didim Cemevi’nde Türkiye Nereye Gidiyor  Paneli Düzenlendi.

Didim Cemevinde 26 Ekim 2017 günü düzenlenen panelde “Türkiye Nereye Gidiyor”, “Eğitimde Dincileşme  ve Cihat Eğitimi”, Medeni Kanunda değişiklik yapılarak “Müftülere Nikah Yetkisi Verilmesi”nin ne amaçla yapıldığına dair yaklaşımlar katılımcılara anlatıldı.

Panel öncesi bir konuşma yapan Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan son günlerde Cemevinin siyasete karıştığı şeklindeki yorumlara kendince açıklama getirdi.  İlhan, bulunulan yerin Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği olduğunu ancak buradaki dini ritüellerin oluşturulan Dedeler Kurulu tarafından yürütüldüğünü,  günlük hayata ilişkin  çalışmalarında dernek yönetim kurulunun yürüttüğünü böylece dini siyasete karıştırmadıkları yorumunu yaptı. Yılboyunca yapılan etkinliklerden ve gelir getirici çalışmalarından elde edilen gelirlerin başta eğitim bursları olmak üzere nerelere yapıldığına dair Cemevi gelir giderlerinin önümüzdeki hafta Perşembe günü yapılacak bir toplantıyla şeffaf bir şekilde dernek üyeleriyle paylaşılacağını belirtti.

İlhan’ın konuşmasının ardından Eğitimci, Yazar Alevi Bektaşi Federasyonu önceki dönem Genel başkanı Ali Balkız ve Sosyolog Dursun Güzel kendilerinin belirlediği ve gözlemlediği şekliyle  Eğitim’deki değişiklikler ve ders kitaplarına Cihat konusunun eklenerek çocukların erken yaşlarda barıştan uzak bilgilerle donatıldığını belirtti ve Medeni Kanundaki değişikliklerrin nelere yol açabileceğine dair açıklamalar yaptı.

Sosylog Dursun Güzel’de Müftülere nikah yetkisi verilmesi konusunda en çok kadınların tepki göstermesi gerektiğini kazanılmış hakların ellerinden alınması durumunda toplumun temel nüvesi olan aile birliğinin mutsuzluklara ve karmaşaya dönüşeceğini  bu tehlikenin mutlaka engellenmesini ve yasalan bu durumun geri çekilmesini istedi.

 

Panel boyunca Didim CHP Kadın Kollarının Müftülere Nikah Yetkisi ve Yasanın geri çekilmesi için başlattığı imza kampanyası da panel girişinde devam etti

Yayınlandığı yer Didim

Atatürk Temalı  Çizilen Resim Şikayet Edildi !

Mimar Sinan Üniversitesi Ressamlık mezunu olan Sabahat Haytaoğlu, milli değerlerimizi yansıtmak amacıyla Didim’de uygun görülebilecek bazı yerlerde ‘Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı’ temalı resim çizmek istediğini Didim Belediyesi Kültür Müdürlüğüne bildirmiş ve belirlenen yerlere çizilmesi şartıyla onay almıştı. Bunun üzerine ilk olarak Efeler Mahallesi Muhtarlık binasına ‘Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı’ temalı resim çizmiş, sonrasında Efeler mahallesindeki bir trafo için izin verilmişti. Yine burada da ‘Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı’ temalı resim çizerken, trafonun bir duvarında da Atatürk ‘ü zeybek oynarken resmetti.

Sabahat Haytaoğlu, Efeler Mahallesindeki çalışmasında çocuklarında ellerine fırça vererek, onlarında katkı sağlamasıyla resmin daha da güzelleştiğini belirtirken; resmin ana taslağının tamamlandığını, ince işlerin henüz bitmediğini, son rötuşları yapacağını ifade etti. Efeler Mahallesindeki bir trafo üzerinde resmettiği eserinin son düzenlemelerini yaparken ‘Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı’ temalı resim çalışmasının ‘Resmedilenin Atatürk’e birebir benzemediği ve Milli Değerlerimizin taşlara, sokak ortalarına yapılması yanlıştır.’ Gerekçesiyle Belediye’ye şikayet edildiğini öğrenmiş olup, çizdiği resimleri Milli değerlerimizi yaşatmak amacıyla yaptığını ve durum karşısında üzüldüğünü ifade etti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Türker Bacaksız, Yönetimden Ömer Aygün ve Adnan Çelik, Sekreter Aysel Tazeoğlu’da Milli Değerlerimizi yansıtan Atatürk içerikli çizimlere desteklerini bildirmek için etkinlik alanında bulundular. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Türker Bacaksız, gazetemize yaptığı konuşmada: ‘‘Sabahat hanım 2-3 aydır bu işle uğraşıyor ve ücret almadan bu işi severek, gönülden yapıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bizde kendisine maddi-manevi elimizden geleni yapıyoruz. Sabahat hanımın ‘Resmedilenin Atatürk’e birebir benzemediği ve Milli Değerlerimizin taşlara, sokak ortalarına yapılması yanlıştır.’ Gerekçesiyle şikayet edildiğini öğrendik. Resmin birebir benzemesi zaten mümkün değil. Öyle güzel bir önderin resminin kimse tam doğrusunu yapamaz, bunu birebir yansıtmak zaten mümkün değil. Burada önemli olan bu değerin yaşatılması amacıyla yapılan resimdir. Atatürk’e saldırıların arttığı dönemde bu değerlerin korunması çok önemli. Ulu Önder Atatürk’ü unutturma çabaları hiçbir zaman başarılı olamayacaktır.’’ Şeklinde açıklamada bulundu.

 

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 27 Ekim 2017 11:55

C U M H U R İ Y E T…

C U M H U R İ Y E T…

Mazlum Milletlerin  önderi büyük Devrimci,Anadolu aydınlanmasının kıvılcımını çakan  büyük insan Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün en büyük eserim dediği Laik Cumhuriyetin 94.yıl dönümünü kutlamaya başladığımız şu günlerde Laik Cumhuriyeti daha iyi anlamak,daha iyi savunmak ve korumak hepimizin görevi olduğu bilinci içindeyiz.

Cumhuriyet bir FAZİLETTİR demiştir Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,

Evet,Laik Cumhuriyet bir fazilettir,

Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir rejimdir,

Nice Cumhuriyetler var iken  Bağımsızlık ve Özgürlük savaşını TAÇ’LANDIRANLAR,

Niçin islam Cumhuriyeti dememişlerdir  eserlerinin adını,

Niçin o günlerin moda deyimi ile Sosyalist Cumhuriyet dememişlerdir de Laik Cumhuriyet demişlerdir,

Çünkü

Halkını Ümmetlikten Millet  olmaya,

Kulluktan  Özgür bireyliğe,

İnsan Haklarına dayalı  YURTTAŞLIĞA,

Kadın, Erkek eşitliğine,

Cinsiyet ayrımcılığından kişi hak ve hürriyetlerine saygılı bir toplum olmayı Laik Cumhuriyet sayesinde kavuşsun istemişlerdir TÜRK Milletini.

Belki 79 yıl boyunca kıymetini öyle yada böyle bildiğimiz Haklarımızın Laik Cumhuriyet ile elde ettiğimizin farkında değildik,

Bir Başörtüsü teranesi ile nerelere tırmandırılacağının farkında değildik laikliğimizin,

Masum bir istek algısı ile aldatıldığımızın yeni farkına vardık  belki de Millet olarak.

Ancak son 15 yıldır yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız  bizi bu noktaya getirmiş olmalıdır,

Cumhuriyeti sahip çıkmak sadece onu  anma törenleriyle kutlamalar olmamalıdır,

Laik Cumhuriyeti sahip çıkmak,

Özgürlüğünü sahip çıkmakla,

Hukukunu sahip çıkmakla,

Yaşam biçimimiz olan Demokrasimizi sahip çıkmakla,

Misak-ı Milli sınırlarımızdan bir çakıl taşını bile söktürmemekle,

Ulu önderimizin dediği gibi “ Yurtta Barış,Dünyada Barışı” şiar edinmekle,

Komşuluk ilişkilerimizi karşılıklı çıkar ve menfaatlerimizi gözeterek korumakla,

Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi sahip çıkmakla,

Milli dayanışma ruhu içinde,

Manevi değerlerimizi, örf,adet ve gelenlerimizi koruyarak olmalıdır.

Her türlü EMPERYALİST işgale karşı koyarak milli şuur ve bilinç içinde Misak-ı milli sınırlarımız içinde Yurttaşlık bilinci ile Kardeşçe  yaşamakla olur.

Bu bilinç içinde Milli şuurumuzu ve değerlerimizi sahip çıkmak ancak ve ancak  Laik Cumhuriyetimizi kutlamak, sahip çıkmak demektir.

Bu duygu ve düşünceler içinde  Cumhuriyetimize sahip çıkacak,

“Bağımsızlık benim karakterimdir” inancı içinde  Mustafa Kemal ATATÜRK gençliği olarak TÜRK MİLLETİNİN  CUMHURİYET  bayramı kutlu olsun…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya
Cuma, 27 Ekim 2017 11:43

H A Y A T A Ğ A C I

H A Y A T    A Ğ A C I

Zeytin ağacı mitoloji ve botanikte ölümsüz ağaç, diye geçiyor. Uzun ömürlü ve dayanıklıdır. Oldukça ağır ve zahmetli büyür. Kökleri derinlere uzar, bu nedenle kalkerli, çakıllı, taşlı ve kurak topraklarda yetiştirilmeye elverişlidir. Yazı sıcak, kışı ılıman geçen iklimi sever.

Akdeniz iklimini seven bu ağacın meyvası zeytin, sofralarda eksik olmaz. Nur suresinde Kuran-ı Kerim’de kutsal olarak geçiyor. Ramazan aylarında oruç açmaya zeytinle başlanır.

Hayat ağacı olması, Nuh’un gemisi hikâyesine dayanır. Gönderdiği güvercin, zeytin dalı getirince suyun çekildiği anlaşılmış, yani yaşama başlanır. Barış sembolüdür, çiftçi barış olursa tarlasında çalışır, ürün elde edebilir.

Ağaç 2500 yıl yaşayabiliyor, bu nedenle olsa gerek, çok tanrılı ilk çağda ölümsüz ağaca tapılıyordu. Akdeniz kıyılarından Mezopotamya’ya uzanan coğrafyada yaşıyor.

Eşsiz mevya ekmeğe katık, sağlığa faydalıdır.

İlk defa zeytini bostan tarlasında yediğimde henüz ilkokula gidiyordum. Bugünkü beyaz ekmekle halam şehirden getirmişti. Köyümüzde yufka yapılırdı o zaman. O tadı hiç unutamadım, çocukluğumda hatırladığım en önemli tad.

Yaşar Kemal’ın öykülerinde, Nazım Hikmet’in şiirlerinde okuyunca merakım daha arttı. Ressam komşum Turgut Gülten’in sergilerde gösterilen resimleriyle de hayranlığım arttı.

Çok hor davranılan bir ağacı doğaseverlerle yıllar önce korumaya aldık. Ama sadece ömrünü uzattık, gölgesinde deniz kenarında izgara yapıyorlardı. Sigara içiliyordu, ki 250 sigara dumanı bir ağaç öldürmeye yetiyormuş. Bugün kuru ağacı bile korumaya çalışıyor, doğaseverler. Ağaca alışan kuşlar hâlâ dallarına konuyor. Gövdesinde yaşayan kertenkele gibi hayvanlar yaşıyor.

Topraktan aldığı gücü insana yansıtır. Bu ağacın meyvasından elde edilen yağı yemek pişirmede mutfaklardan eksik olmaz. Saç ve cilt bakımında kullanılmadan önce, yüzyıllarca bu toprakların insanlarını aydınlatmış, sabunuyla insan vücudunu temizlemiştir.

Akdeniz’e aşık, insanları da ona sevdalıdır. Hititleri, Yunanlıları, Romanlıları, İsa’nın havarilerini, Türklerin Anadolu’ya gelişine şahit olan bu ağacın sevgisi nesilden nesile aktarılmıştır.

Ege’de bulunan batık gemilerde izlerine rastlanıyor. Bu nedenle ticareti çok eskilere dayandığı görülüyor. Hipokrat en büyük şifacı olarak zeytinyağını işaret ediyor. Berlin’de adının verildiği bir sokak olan Bergamalı Galenos’un, birçok reçetesinde zeytinyağı kullanması ölümsüzlüğünün bir başka kanıtıdır.

 

Türkiye, bugün dünyanın en zengin zeytinyağı üreten ülkelerinden biridir. Bunun bilincinde olan sektör her gün biraz daha kaliteli yağ üretiyor ve ihraç ediyor.

Bu satırları yazarken, masamda Kristal Yağları Genel Müdürü Christopher Dologh’un 80 yıllık gönlünü ve hayatlarını bu ağaca vermiş bir ailenin üçüncü kuşağı olarak yazdığı bir kitapçık var. Zeytinağacı gibi dostu ve bir yoldaşı olduğu için kendisini mutlu sayıyor.

Zeytinin anayurdu olarak kucak dolusu saygı, sevgi anlayışla geliştirerek dünya ikinciliğine gelmek mümkündür. Aşılmayacak sorun yok aslında. En sağlıklı besin kaynağını yaşam için fırsata çevirmek beraberce mümkündür.

Ekim ayında meyvalar toplanmaya başlanıyor. İnsan eliyle dikilmeyen ağaçlar kuşların dışkısıyla toprağa düşen çekirdeklarden orman gibi gelişmiş. Bin kadar çeşidi var. Berlin’e gelirken çekirdek getirerek saksılarda yetiştirmeyi denemek mümkün.

Berlin sokaklarını süsleyen, kestane ağaçlarının hikâyesi de Osmanlılar zamanında Anadolu’ya uzanıyor.

Dologh Bey, Kristal çatısı altında zeytinağacına, zeytine, zeytinyağına, üreticisine ve tüketicisine saygı duymayı, dahası sevmeyi öğrenmiş. Bir zeytin dalı kâfi, yeter ki zeytin ağacının kökleri eksik olmasın, diyor.

Didim/Yeşilkent sitesinde yaşlı bir zeytinağacı doğa korumaya alınmış, buna çok sevindim. Yazılarımda dile getirmiştim.

Kim demiş Türkler okumaz, diye. Genellemek çok tehlikelidir, okuyan da var elbette.

Turistler fotoğraf çekiyor, henüz bilgi veren bir levha ağaca iliştirilmemiş. Herhalde hazırlanıyor olmalı.

Hoşça kalın!

 

 

 

Yayınlandığı yer İlter Gözkaya-Holzhey

Her 29 Ekim Gü­nün­de, Ye­ni­den, Ye­ni­den Doğ­mak…

Bi­rin­ci Dünya Sa­va­şı’nın ar­dın­dan, güzel Ana­do­lu­muz’u pay­la­şan yedi dü­ve­le kar­şın o gün­le­rin Gazi Mus­ta­fa Kemal’i; Ana­do­lu hal­kı­nı “Ya is­tik­lal, Ya Ölüm” di­ye­rek bir Kur­tu­luş Sa­va­şı baş­lat­mak için teş­vik eder­ken şöyle de­miş­ti:

-HAT­TI MÜ­DA­FAA YOK, SATHI MÜ­DA­FAA VAR­DIR !...

 

Kemal ATA­TÜRK güzel Ana­do­lu­muz’u ba­ğım­sız­lı­ğı­na ka­vuş­tur­mak için; yal­nız­ca bir cep­he­de değil, pek çok cep­he­de bir­den sa­va­şıl­ma­sı ve Ana­do­lu­muz’un bü­tü­nüy­le sa­vu­nul­ma­sı ge­rek­li­li­ği­ni bu söz­le­riy­le an­lat­mış­tır. Üs­te­lik Kemal ATA­TÜRK; ülke sa­vun­ma­sı­nın, yal­nız­ca düş­ma­nın ül­ke­den ko­vul­ma­sıy­la bit­me­di­ği­ni ve bit­me­ye­ce­ği­ni de bu söz­le­riy­le dile ge­tir­miş­tir. Çünkü O; “yedi dü­ve­lin de­ni­ze dö­kül­me­siy­le işi­miz bitti” di­ye­rek bir kö­şe­ye çe­kil­me­miş, ter­si­ne dev­rim­le­riy­le “sathı mü­da­faa” ya­pa­rak, bir diğer de­yiş­le geniş bir alan­da­ki sa­vun­ma­sıy­la, Ana­do­lu hal­kı­nı iç­te­ki ve dış­ta­ki düş­man­la­rın­dan ko­ru­ma­ya ça­lış­mış­tır.

Os­man­lı Dev­le­ti’nin önem­se­me­di­ği, gi­de­rek yok say­dı­ğı Ana­do­lu Türkü’ne; NE MUTLU TÜR­KÜM DİYENE söz­le­riy­le, Türk­lük’den kı­van­ma­sı­nı öğ­ret­miş­tir. Ona din­sel ge­ri­ci­lik­ten arı­nıl­ma­sı­nın ge­rek­ti­ği­ni an­la­ta­rak İslam di­ni­nin akıl ve man­tık dini ol­du­ğu­nun yo­lu­nu gös­ter­miş­tir. En önem­li­si de; Türk hal­kı­nı, ulu­su­nu ay­dın­lat­mak için yeni Türk harf­le­ri­ni doğ­ru­dan ken­di­si öğ­re­te­rek, tüm ulu­su­nun ba­şöğ­ret­me­ni ol­muş­tur. İşte bütün bun­la­rın an­la­mı; “sathı mü­da­faa” kav­ra­mı­na girer. Bir başka de­yiş­le; O’na göre belli bir hatta, bir diğer de­yiş­le cep­he­de düş­man­la, elde si­lah­la sa­vaş­mak ye­ter­li de­ğil­dir. Her alan­da ba­ğım­sız­lık için, bu sa­va­şı top­lum­sal ya­şa­mın her ala­nı­na yay­mak ge­re­kir. Do­la­yı­sıy­la ba­ğım­sız­lık sa­va­şı­nın ar­dın­dan, ya­pı­lan dev­rim­ler “sathı mü­da­faa” de­mek­tir ki Türk­lük bi­lin­ciy­le, kı­van­cıy­la dolu bir ulus, mi­sak-ı milli sı­nır­la­rı için­de ül­ke­si­ni her alan­da sa­vu­na­cak­tır.

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Sayfa 1 / 2