17 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

BARIŞ HEYKELİNİN İKİZİ İZİN BEKLİYOR

Didim Aytepe Barış Parkına dikilen heykelin ikizi yapıma hazır.

1 Eylül Dünya Barış gününde açılışı yapılan ve üzerindeki figürün Ege’nin iki yakasında yaşayan insanların kardeş olduklarını simgeleyen heykelin ikizinin kardeş kent Leros’a dikileceği konuyla ilgili çalışmaların başlatıldığı biliniyor.

Dünya Barış Gününde heykelin açılışına ve törenlere katılan Belediye Başkanı Mihalis Kolias’ın da memnuniyet duyacağını söylemiş ve bu konuda elinden geleceğini söylemiş ve Heykeltıraş Eray Okkan’a teşekkür etmişti.

Didim’de Yeni Mahalle Kavşağındaki Atatürk Heykeli’ni de yapan Heykeltıraş Eray Okkan,  Leros Adasına yapılacak olan heykelin tüm kalıplarını hazırladığını kendisinin de içinde bulunduğu bir heyetle Yunanistan’a gidip bu konuda görüşmeler yaptıklarını be izin başvurusu yaptıklarını tüm yetkililerin konuya duyarlılık göstererek olumlu karşılamalarına rağmen henüz bir haber alamadıklarını söyledi.

Heykeltıraş Okkan,  yapılacak heykelin tüm masraflarını kendisinin yapacağını da belirtti, dört bin yıla dayanan dostluk ve komşuluk ilişlerinin kendisi için çok önemli olduğunu bu kadim dostluk ve komşuluk ilişkilerinin sembolü olacak bu heykeli yapmak için heyecanla izin beklediğini söyledi. Sanat yaşamı boyunca bir çok Yunanlı dostunun olduğunu ekleyen Okkan Didim’deki heykelin halkların barışı için bir adım olduğunu ve bin yıllar öncesi başlayana ilişkilerin siyasilerin tüm olumsuz davranışlarına rağmen sürdürüleceğine emin olduğunu da ekledi.

Heykel Traş Eray Okkan barış heykeli girişimlerinde kendi eserinin kullanılmasından duyduğu memnuniyeti belirtirken bu girişime öncülük eden Didim ve Leros Belediye başkanlarına da teşekkür etti. Herşeyim hazır izni bekliyorum, umarın en kısa zamanda olumlu cevap gelir ve kısa sürede bitireceğim eserimi hep beraber gidip Leros halkına armağan ederiz.” Dedi.

 

Yayınlandığı yer Didim
Salı, 31 Ekim 2017 14:56

AKBÜK’E 112 AMBULANS İSTASYONU

AKBÜK’E 112 AMBULANS İSTASYONU...

Geçtiğimiz yaz ayında Akbük  Kültür Çevre Derneği [AKÇED] öncülüğünde başlatılan kampanya’da Akbük’e “Sağlam ve Sağlıklı bir Sağlık Merkezi” yapılması talep edilmişti.

İmza metninde aşıdaki talep dile getiriliyordu:

“Biz aşağıda imzası olan kişiler; resmi nüfusu 5.000’iken, yaz aylarında 70.000 kişiye ulaşan Akbük’de mevcut sağlık ocağı yapılanmasının yetersiz olduğu ve bu durumun halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunun bilincinden hareketle, Sağlık Ocağı’nın acilen tam teşekküllü “Semt Polikliniği”ne dönüştürülmesini Sağlık Bakanlığı’ndan bekliyor ve saygılarımızla talep ediyoruz.”

Toplanan imzalar AKÇED tarafından Aydın İl Çevre Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’na gönderilmişti. Ancak halen gönderilen imza metinleri ile birlikte yapılan başvuruya ilgili makamlardan bir yanıt alınamamış durumda.

Görüşlerine başvurduğumuz AKÇED başkanı Ferda Kılıç kısaca şu açıklamayı yaptı:

- Akbük yıldızı her geçen gün biraz daha parlayan önemli bir turizm yerleşim birimidir. Kış nüfusu 5.600 iken yaz aylarında 70.000’i aşmaktadır. Bırakınız turizmin gelişmesine katkıda bulunmayı Devlet’in her şeyden önce vatandaşlarının sağlık sorunlarına çözümlenmesine öncelik vermelidir. Akbük’de yaşayan halkın çoğunluğu emekli insanlardan oluşmaktadır. Bu gerçek ise sağlık sorunun önemini daha da artırmaktadır. Sayın yetkililerin bu gerçekleri değerlendirerek arz ettiğimiz meseleye öncelik vermelerini diliyoruz.

İNŞAATLAR 300 GÜNDE TAMAMLANACAK

Akbüklülerin bu talepleri gündemdeki yerini korurken Sağlık Bakanlığı Didim’e yapmayı planladığı 112 Acil Sağlık İstasyonları yatırımı kapsamına Akbük’ü de dahil etti.

23 Kasım günü yapılacak olan ihalede, Kuşadası Davutlar’da  ve Çine’de hizmete girecek olan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Toplum Sağlığı Merkezi ve bir Aile Sağlığı Hekimliği  binalarının yapım işi de var.

 

23 Kasım 2017 günü saat 10’da Aydın Sağlık Müdürlüğü’nde da yapılacak olan ihalenin konusu oluşturan ihale sözleşmesi içeriğinde söz konusu inşaatların yapım süresinin 300 gün ile sınırlandığı belirtiliyor.

Yayınlandığı yer Didim

GAZİ İLKOKULU OKULUNDAN PEKTAŞOĞLU’NA TEŞEKKÜR PLAKETİ…

Didim Gazi İlkokulu Aile Birliği yöneticileri, Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yaşar Pektaşoğlu’na ziyaret edip katkılarından dolayı teşekkür plaketi verdi.

Didim Gazi İlkokulu Müdürü Birol Kurt, Okul aile birliği Başkanı Deniz Demirtaş ile okul aile birliği yöneticilerinden oluşan heyet, Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyaret etti. Ziyarette Gazi İlkokulu heyetini Oda Başkanı Yaşar Pektaşoğlu ağırladı. Okul Müdürü Birol Kurt okulda yaptıkları çalışmaları ile yeni dönemde yapılacak çalışmalar hakkında bilgiler verirken, okul aile birliğiyle birlikte yürüttükleri çalışmalara değindi.

 

Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yaşar Pektaşoğlu ise oda olarak her dönem eğitimin yanında olduklarını belirterek, oda olarak yıllardır üniversite öğrencilerine burs verdiklerini, bunun yanı sıra okullardan gelen talepleri de geri çevirmediklerini söyledi.

 

Ziyaretin sonunda Okul Müdürü Birol Kurt ve Okul Aile birliği başkanı Deniz Demirtaş katkılarından dolayı Başkan Pektaşoğlu’na teşekkür plaketi verdi.

Yayınlandığı yer Didim

Ölü Ve Yaralıların Sayısı Dudak Uçuklattı !

Türkiye genelinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı verileri kapsamında, son on yılda Türkiye’de gerçekleşen trafik kazaları üzerine bir inceleme yapıldı. Yapılan araştırma kapsamında; kaza sayısı, ölülerin ve yaralıların sayımında çıkan rakamlar dudak uçuklattı !

Türkiye’de son on yılda gerçekleşen trafik kazaları, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı verileri kapsamında hesaplandığında; son on yılda 1 milyon 518 bin trafik kazası gerçekleşip, bu kazalar sonucunda; 44 bin kişi olay yerinde hayatını kaybederken, hastanelerde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayan kişi sayısı ile beraber toplam 51 bin 869 kişi hayatını kaybetti.

Türkiye’de en çok konuşulan haber başlıkları içerisinde ilk sıralarda trafik kazaları yer alıyor!

Yapılan araştırmalar kapsamında 2006-2016 yılları arasında trafik kazalarını konu alan haberlere bakıldığında, toplam 96 bin 860 haber yapıldığı öğrenildi. Son üç yılda ise 719 bin 668 trafik kazası haberi yapıldı. Son on yılda gerçekleşen kazaların en fazla olduğu dönem yazın tatil zamanlarında, kaza sayısının en az yaşandığı dönem ise trafiğin tatil dönemine kıyasla daha az kalabalık olduğu kış döneminde yaşandığı tespit edildi. Yapılan incelemelere göre; en fazla kaza Temmuz ayında, en az kaza ise Şubat ayında yaşanıyor. Ay olarak incelenmesinin yanı sıra gün olarak da incelenen kazalar için elde edilen sonuçlar; en çok kaza yapılan gün (tatil olarak da bilinen) Cumartesi günleri yaşanırken, en az kazaların ise Salı günleri gerçekleştiği yönünde bilgiler tespit edildi.

Dünya genelinde yapılan trafik kazaları araştırmalarına göre;  yılda ortalama 1,2 milyon kişi trafik kazası sonucu hayatını kaybederken, 50 milyondan fazla kişi de yaralanıyor.

Yine yapılan araştırmalar kapsamında edinilen bilgiye göre;  yaşanan trafik kazalarında kusur oranı en çok insan faktöründe çıktı. Araçlardan kaynaklı gerçekleşen trafik kazaları %1 olarak tespit edilirken; sürücü, yolcu ve yaya olmak üzere kusur oranının  %99 insanlardan kaynaklandığı öğrenildi. Trafik kazaları sonucu oluşan sosyo-ekonomik maliyet ise 518 milyar dolar oldu.

2006-2016 yılları arasında meydana gelen trafik kazaları üzerine detaylı bilgiler aşağıdaki tabloda yer alıyor:

YIL

TOPLAM KAZA

ÖLÜ

YARALI

HABER ADET

2006

728.755

4.633

169.080

9.481

2007

825.561

5.007

189.057

7.851

2008

950.120

4.236

184.468

8.596

2009

1.053.346

4.324

201.380

8.643

2010

1.106.201

4.045

211.496

9.259

2011

1.228.928

3.835

236.074

9.466

2012

1.296.634

3.750

268.079

9.418

2013

1.207.354

3.685

274.829

8.641

2014

1.199.010

3.524

285.059

8.605

2015

1.313.359

7.530

304.421

8.684

2016

1.400.000

7.300

303.812

8.216

 

Yayınlandığı yer Didim

Unutulmaya Yüz Tutmuş Meslek, Didim’de Yaşatılıyor

Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri olan el yapımı ayakkabı imalatı, eskilerde kalan bir meslek olsa da hala bir yerlerde bu mesleğin ekmeğini yiyenler var. Tıpkı saat tamirciliğinde olduğu gibi, el yapımı ayakkabı yapımı da babadan oğula geçen mesleklerden biri olarak biliniyor.

Okan Göymen ilk olarak Muğla’da, babasıyla beraber el yapımı ayakkabı imalatı yaparak ekmeğini kazanıyordu. Yıllarca orada faaliyet gösterdikten sonra mesleğini Didim’de devam ettirmeye karar verdiler. 17 yıldır Aydın ilinin Didim ilçesinde, aynı dükkanda bu işi yapan Okan Göymen, ayakkabı tamirciliğinin yanı sıra özellikle Sandalet İmalatı yapıyorlar. Teknolojiye karşı mesleğini yaşatmak için uğraşan Okan Göymen gazetemize yaptığı açıklamada; “Babam 75 yaşında ve el yapımı sandalet imalatını hala birlikte yapıyoruz. Çünkü işini hala severek yapar. Babadan oğula mesleğimizi birlikte icra ediyoruz. Bizim yoğunluğumuz yılbaşı ile beraber başlıyor. Ocak ayında deri sandalet imalatına başlayıp, ürün stokluyoruz. Ayakkabı vitrinde birkaç aydan fazla kalmadan satılıyor, bizde yenisini üretiyoruz. Müşteri yoğunluğumuz Nisan ayında başlayıp, yaz sonuna kadar devam ediyor. Ürünlerimize Didimlilerde en az yabancı turistler kadar ilgi gösteriyor.  Devamlı müşterilerimizin yanı sıra yeni müşterilerimiz de fazla oluyor. Özellikle bu yaz çok yoğun ilgi vardı, ürün yetiştirmek için gece geç saatlere kadar dükkanda kalıp çalışmamız gerekti.” Dedi.

Okan Göymen sözlerine şu şekilde devam etti; “Kullandığımız deriler gerçek ve her zaman aynı kalitededir. Kullandığımız derinin kumaşını değiştirirsek sandaletlerimiz şuan gördüğü talebi görmez, her şeyden önce kalite önemli bizim için. Bununla beraber kullandığımız derilerin belli başlı renkleri var. Bunlar: Taba rengi, koyu kahve, haki yeşili, hardal ve krem rengi. Renk olarak kısıtlıyız ama model olarak müşterilerimiz arzu ettiği takdirde bize gösterecekleri bir fotoğraf ile istedikleri modeli yapabiliyoruz. Ücret olarak arada çok büyük bir fark olmadan istenilen sandalet modelini yapıp, kısa sürede teslim ediyoruz” dedi.

Yapılan sandaletler daha çok yetişkin bayan ve erkek üzerine ağırlık gösterirken; yürümeye başlayan bebekler içinde deri sandalet üretimi yapılıyor. Bebeklerin yanı sıra 10-15 yaş arası erkek çocukları içinde modeller mevcut fakat bu yaş grubu çok tercih etmediği için bu gruba fazla sandalet üretilmiyor. Müşterilerde en çok bayanların ilgi gösterdiği belirtilirken, yine özel sipariş isteyenler en çok bayanlar oluyor. Piyasanın altında fiyatlarla satış yapan Okan Göymen; fiyatların 2 yıldır değişmediğini ama bu yıl deriye zam gelmesi sebebiyle yazın fiyatların artacağının haberini de verdi.

 

Yayınlandığı yer Didim

AMBULANSSIZ MAÇLAR  ENDİŞELENDİRMEYE BAŞLADI

Amatör Maçlarda Ambulans bulundurulması zorunluluğunun olmaması hafta sonu  tartışmayı yeniden başlattı. Yönetmelik gereği Bölgesel amatör Lig maçlarından daha alt kümelerdeki maçlara Sağlık Müdürüüğünce Ambulans görevlendirilememesi saha içindeki yaralanmalarda hayati tehlikesi olan oyuncular olması durumunda  kötü şeylere sebep olabileceği  endişesini yaşatıyor.

Gazetemizde daha önce de yer alan haberde Aydın  Vali Yavuz Seli Köşger’in daha önce görev yaptığı Sinop’ta bir oyuncunun saha içinde hayatını kaybetmesinin ardından Valilik talimatıyla sahada ambulanslar görev yapmış ve büyüklü küçüklü bir çok yaralanmaya ve sakatlanmaya anında  müdahale edebilmiş.

Geçtiğimiz hafta oynanan maçlarda hem yan sahada hem Atatürk Stadyumunda yaralanmalar oldu. İlk olarak Yenihisarspor,  Söke Gençlikspor karşılaşmasında Murat Demir, kaleci Ozan Soyvar’la çarpışarak yaralandı. Çağrılan Ambulans olay yerine geç kaldı gelen ambulansın içeri girebilmesi için sahaya giriş kapısı anahtarı bulunamayınca kapı kırılarak içeri girildi. Murat’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

İkinci yaralanma vakası Didim Belediyespor  ile Kuşadası Trabzongücü arasındaki maçta Can Samur’la Didim Belediyesporlu Muhammed Amin’in kafa topuna çıkışında her iki oyuncada yaralandı. Muhammed Amin saha kenarında müdahale edilerek oyuna devam ederken,   Can’ın açılan kaşı sahada bulunan sağlıkçı tarafından tamponlanarak durdurulsa da açılan kaşa müdahale edecek malzemenin olmaması nedeniyle çağrılan ambulans, yürüyüş yoluna kum dökülmesi için ters yönden gelerek sporcuya müdahale etti ve sahadan acil olarak çıkması bile 5 dakikadan fazla sürdü.

Geçen hafta yaşanan ve kötü sonuçlanmayan bu iki kaza, sporseverlerde ya daha kötüsü olursa sorumlusu kim olacak endişesi yaratıyor.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Salı, 31 Ekim 2017 14:23

SAKIN HA !..

SAKIN HA !..

Yaptıklarımız,yapacaklarımızın teminatıdır,

Çok doğru,

Bu güne kadar yaptıklarının yarın yapacaklarının göstergesidir,

Öyle de olmadı mı?

İstanbul çıkartmasından Ankara varmasına kadar geçen sürede yaptıklarını göz ardı ettik,

Ne oldu,

İstanbul uygulamalarının daha  kötüsü yaşandı,yaşatıldı ve yaşatılmaya da devam edilmekte,

İşte bu nedenle dün neyseler,bu günde aynısı, yarında  aynısının benzerinin tıpkısı olmaya devam edilecektir,

Bunun için TAKİYE siyasetine aldanmayın,

Ondan dolayıdır ki sakın ha! dedik.

Geçmiş geçmişte kaldı diyenlere cevap olsun,

Çok uzağa gitmeye gerek var mı bilmem,

Daha dün gibi 29 Ekim tarihlerinde sanki sözleşmişçesine hep hastalanıldı,

Bahane, bahane,

Hatta sadece 29 Ekimlerde mi?

23 Nisanlarda,

19 Mayıslarda,

30 Ağustoslarda

Hep aynı terane,

Amaç  TÜRK’ ün Milli  değerlerini yok saymak,

ANDIMIZI yasaklayanlar bunlar,

TÜRK  Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar bunlar,

TÜRKÜM demeyi ırkçılıkla eşdeğer tutan bunlar,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Millet tanımını yok sayanlar bunlar,

Gazi Mustafa Kemal diye hitap edenlerden hiç duydunuz muydu ATATÜRK kelimesini

Bu dönemde başladı ATATÜRK’ ü kullanmalar,

Daha ,daha…

Yetmedi yasaklamalar,

Sebebi alisi belli KEMALİZM  düşmanlığı,

KEMALİZMİN tüm değerlerinin ortadan kaldırılma projesi.

Peki ne oldu da 2017’ ye gelindiğinde her şey değişti birden bire

İşte TÜRK Milletinin ATATÜRK sevgisini aşamayacaklarını görenler tak iyeye baş vurmaya başladılar,

Hani bıyık altından gülme deyimi var ya dudak ucuyla  ATATÜRK sevdası başladı birden bire bunlarda,

Elbet TAKİYE  edilmeliydi,

Hedefte 2023 var,

Cumhuriyeti ve KEMALİZMİ ortadan kaldırma projesi,

100. yılında mevlidi şerifi okutmak

Onun için öncelikle 2019 engelini ortadan kaldırmak,

Ne yapmalı,

Uyanmaya başlayanları uyutmaya devam etmek,

Bak biz değiştik,

Cumhuriyeti, ATATÜRK’ ü sahip çıkıyoruz tak iyesi,

Yutar mıyız, daha önceki yutmalar gibi,

Yetmez ama EVETÇİLERİ  yaratmakla

En büyük yardımcısı  OHAL  ile,

Beyler, ey Millet

Bu tak iyeyi yutmayalım,

Bunun adı ne metal yorgunluğu,

Ne de başka bir şey,

Hedef Seçmen kitlesini etkileyip 2019 engelini hatasız kazasız aşmak,

Sonrası 2023 hedefi

Vaz geçti mi hiç 2023 hedefinden,

Duydunuz mu  hiç ağızlarından  Cumhuriyetin ilelebet yaşatılmasını, KEMALİZ’ i

Asla,

Çünkü Yeşil Kuşak projesi içinde yer almaktadır hedef 2023,

BOP eş başkanlığı da bu projenin bir parçasıdır.

Aman ha!..

Yutmayalım,

KEMALİZMİ  sahip çıkalım, yaşatalım,

CUMHURİYETİMİZDEN  vaz geçmeyelim,sahip çıkalım,

LAİKLİĞİMİZİ SAHİP ÇIKALIM .

BOP’ u boşa çıkaralım…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya
Salı, 31 Ekim 2017 14:20

KEL GÖZÜKTÜ MÜ DERLER…

KEL GÖZÜKTÜ MÜ DERLER…

 

94 yıllık Cumhuriyetin getirildiği nokta bu gün yaşanlardır,

Mustafa Kemal ATATÜRK  ve Arkadaşlarının  Cumhuriyeti ilan ettikleri o ruh içinde  yıllar boyu aynı canlılık ve neşe ile  kutlandı,

Demokrat parti iktidarlarında bile belki içleri buruk da olsa kutlandı,

Keza  AP ve Doğru Yol partisi dönemlerinde aynı şekilde.

Ta ki 2002 de iktidarın ellerine geçirilmesi ile  AKP  iktidarı döneminin ilk yıllarında buruk da olsa kutlamalar Devlet erkanı eliyle ama Milletin Coşkusu bastırılarak,hatta yasaklanarak kutlandı.

Ama Cumhuriyet Ruhunu benliğine işlemiş,kendinin Mustafa Kemal’in Askeri olduğunu söyleyenlerce  hep coşku ile kutlanmıştır.

Her türlü baskı ve tehdide  göğüs gererek coşkusunu yitirmeden  kutlamalarını,sahip çıkmaya devam edilmiştir.

Devletin  tepesinden gelen baskı ve yasaklara boyun eğen  en küçük bürokrasisine  kadar sindirilme  devam etti,

Devleti yöneten erklerin yaptıklarına bakarak söylüyoruz bütün bunları,

Bizleri yaşattıkları yasak ve engellerden çıkartarak yazıyoruz bunları,

En tepelerden,  en küçük bürokrasine kadar o günlerde hastalanmalar yaşanmadı mı?

Bahane ve gereksiz uydurmalarla katılımlar engellenmedi mi?

Sahip Çıkmalar engellenmeye çalışılmadı mı?

Coşku ile yapılan mitingler,toplantılar ve gösteriler,kutlamalar engellenmedi mi?

İnançlı  Yurttaşların dirençleri ve kararlılığını bir türlü engelleyemediler.

Geldiğimiz noktada Kel gözüktü,takke öne düştü artık,

Millet gözünü açtı ve Ümmetlikten Yurttaşlığa getiren rejimini “Cumhuriyetini sahip çıkıyor artık,

Ya gençlik,

İşte Mustafa Kemal’in gençliğe verdiği görevi sahip çıkması ile,

Bursa Nutkundan aldığı emirler doğrultusunda,

Gençliğe  Söylevindeki gibi görevlendirmeyi inançla sahip çıkarak TÜRK GENÇLİĞİ görev başındadır.

Artık bu gençlik Milletiyle bütünleşerek görevinin başında,Nöbetini devam etmektedir.

Cumhuriyet yıkıcılarının TAKKESİNİ  önlerine düşürerek Keli göstermişlerdir.

Cumhuriyet harcını LAİKLİK  malzemesi ile hazırlayan Milli Mücadele kahramanları sağlam temeller üzerinde emanetini TÜRK Gençliğine teslim etmişlerdir.

Bizlerde o ruh  ve inanç içinde Cumhuriyetimizin bekçiliğini yapmaya devam ediyoruz…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya
Salı, 31 Ekim 2017 14:19

Ekim Ayını Uğurlarken

Ekim Ayını Uğurlarken



Daha dün yeni yılı kutlarken; bugün Ekim ayını uğurluyoruz...Günler hızlı geçiyor, anlamadan gün bitiyor, ay bitiyor, bir de bakmışsınız yıl bitiyor... 2011 yılında Japonya'da yaşanan 8.9 şiddetindeki Tsunami ve deprem sonrasında; Dünyamız'ın ekseni bir kaç derece kaydığından dolayı günler daha hızlı geçiyor, aylar daha hızlı kaçıyor. Doğal olarak da işte Ekim ayı da sararan yapraklarla birlikte pek çok anı ve olayı ardında bırakarak çekip gidiyor. 2017 Ekim ayında şöyle bir baktığımızda anılarımıza;neler yaşamadık ki?...



Öncelikle belediye başkanları ve onların "ileri demokrasilere özgü, Saint Tayyip Efendi zorlamalı" istifaları...Bu istifalar sırasında Melih Gökçek'in pazarlıkları...Ama sonuç olarak Ankara artık Melihsiz kalmış...

Metal yorgun, Melih yorgun; bir tek Ulu Manitu Saint Tayyip Efendi haşa..Bir tek o yorulmaz!...

Zavallı Melih!...BÖYLE SANATIN İÇİNE TÜKÜREYİM demek kolay; BÖYLE SİYASETİN İÇİNE TÜKÜREYİM desene!...

Ah, ah keşke böyle siyasetin içine tükürmek için tükrük bezleri güçlü bir Melih görseydik...

Ama Ankaralı'nın bayramını gördük; Melih Gökçek'den kurtuluş bayramını... İyi oldu, iyi...Hem de çok iyi...



İYİ demişken; bir de çiçeği burnunda,her türlü çıkar guruplarından seçkin katılımcılar koynunda yeni bir siyasal partimiz de oldu bu Ekim ayında...Meral Akşener'in İYİ Partisi...

Yüce bir amaç için siyaset değil; ziyafet için siyaset yapanlar var bu ülkede...İYİ si de böyle olacakdır, kötüsü de hiç kuşkunuz olmasın...



Kamusal yarar değil zarar ilkesini benimseyecekdir İYİsi de, kötüsü de...Özel yararlarının, çıkarlarının önceliği olacakdır hep gündemde...



ERDOĞAN'la Osmanlı-Amerikan Devleti'ni kuramayanlar; umutlarını AKŞENER bacınıza mı bağladılar acaba?...

Ve diyorlar ki:

- Akşener’in İYİ Partisi’nin ismi, Kayıların “IYI” isimli sancağına göndermedir.Kayı Boyu Oğuzlarin bir koludur.Kol Gokturk'lere kadar uzanır.



Benim de anladığım odur ki Kayı; Osmanlı'yı kurdu...Bu durumda Meral Bacınız da Yeni Osmanlı'yı mı kuruyor olacak?... Bakalım bu ülkede daha ne fırıldaklar dönecek?...





Her Çarşamba; Diriliş Ertuğrul Gecesi...25 Ekim Çarşamba da; Meral Akşener günü ve gecesi

Bir başka anlatımla yiyicilerin pardon İYİ'cilerin gecesi

Acaba kim, kime sponsor?...TRT'li Diriliş Akşener'e mi, Akşener Diriliş'e mi?... Ya da her ikisinin ardındaki kuklacı kim?...

Sorular, sorular; aldı başını gidiyor...

Türk Siyasal Tarihi'nde; ilk kez bir sıfat, bir siyasal partinin adı oldu:İYİ...

Acaba...

Ardından KÖTÜ ve ÇİRKİN partileri de gelecek mi?...

Partinin adı için düşünüle, düşünüle bulunan ad buysa...

Neden olmasın; Kötü ve Çirkin adlı partiler?...

Sanki spagetti western filmlerini izler gibi...

Yoksa dağ fare mi doğurdu ?...

Bununla birlikte Türklük, Türkçülük yeniden gündemde, tedavülde, geçer akçe, moda...Türklük ve Türkçülük için söylenen kötücül sözler; söyleyenler ve dinleyenler tarafından hazmedilmiş olmalı içince birer şişe soda...Bundan böyle; "Ver Mehteri" dönemi kapanmışdır!..."Çal Dombra'yı" dönemi başlamışdır. ANDIMIZ'ı kaldıranlar, ERGENEKON'u terör örgütü diyerek kafaları bulandıranlar; ulusal bayram kutlamalarında dişi kurt Asena önderliğinde, dağı delip de ta Ergenekon'den başlayacak yolculukla,girerse Anadolu'dan içerilere sakın şaşırmayalım...Hani temsili Kuvva-i Milliyeciler gibi, hani Samsun'a yanaşan Bandırma Vapuru ve Samsun'dan, Ankara'ya koşan sporcular gibi...



Türkün kimlik bilinciyle uğraşanlar; ne oldu da böylesine Türkçü oldular?...Dün Türk'e tükürenler;Diriliş Ertuğrul'la,tükürdüklerini yalamakdalar...

Velhasıl TÜRKÇÜLÜK MODASI aldı yürüdü...Anlaşılan AKBABALAR; geleceğin (Y)İYİ'cilerinden pek korkmaktalar...

Ve bu arada önce Anıtkabir'e gitmiş Meral Hatun/Katun, oradan da türbeye... Ne diyelim?...

Oynak türbanlı Çiller Bacısı'ndan, türbanı cebinde Meral Bacısına;Mübarek olsun bu sofra, biliyoruz çevresinde toplanacak türlü çeşitli softa...Biraz da onlar aldatacaklar ve aldanacaklar; kimin umurunda ki bu ülke, bu ulus neredeyse son nefesde?...







Ve ayaktopçular...Yine saf dışı, yine hesap dışı...Tutmadı yapılan "o yenilseydi, şu berabere kalsaydı,hakem bize düdük çalsaydı, halamın bıyıkları olsaydı amcam olurdu" teraneleri...Tayyiban'ın topçuları; yine iflas etti...Boşuna bekledik,umutlandık, heveslendik; sonunda ayaktopu karşılaşmalarının tarihinden silindik...

Ümmet-i Tayyiban topçuları;dünya 5'den ibaret değilse, yenilme de görelim dedik, ama boşuna, nafile...

Okyanus ısınıyor,deniz kıyıları yükseliyor;ama bizimkiler BOP'çuların ayağında lastik top,yalnızca oynuyorlar onlarla hop,hop...Ama Tayyibanın topçuları, yeşil sahalarda hiç yok...

One munut;hani 3. gol?...3. golu de yediler; ayaktopu tarihi sahnesinden silindiler.

Harç bitti, yapı paydos!...

Ayaktopçular, Bonzaiciler, hapçılar, ceplerden paraları kaptıkaçtılar...

Unutmayalım, şiddetle anımsayalım;Qatar da demek ki değilmiş ki dost...Harçlıkları kalmadı; ümmet dururken, ulusun cebine daldı AKBABA pençeleri...Vergi de vergi diye düşdü çeneleri...Hiç düşünen yok mudur şu TBMM'de; bu halkın durumu ne olacak diye?...



ESKİ YUNAN'DA VE DE ROMA'DA...FİLOZOFLAR HEP ERKEKTİR...HEP EŞEYSELDİR...KADINSIZ DÜNYANIN TOHUMLARI SAÇILMIŞ TA O GÜNLERDEN

VE BOY VERMİŞ KUTSAL KİTAPLARDA KADINLARA YÖNELİK DÜŞMANLIK, ONLARI YOK SAYMAK, ŞEYTAN DİYE TANIMLAMAK ve TAŞLAMAK..

SONRA DA DENMİŞ Kİ GELİŞMİŞ İNSANLIK...BEN GÖREMİYORUM, VAR MI GÖREBİLEN İNSANLIKTAKİ "KADINSAL" KONULARA İLİŞKİN GELİŞMEYİ...

KANIMCA GELİŞEN YANIZCA DÜŞMANLIK; SOFTALAR DİLİYLE, YOBAZLAR ELİYLE...

Çünkü...

Şu kadınların;oğulları hiç yoluna her gün şehid...Müftüler; koca heriflerle, bebelerin nikahını kıyacak...Ana-babalar nedense hep suskun...Ve bize de ne oluyorsa?...Bu yozluk, yobazlık için kaygılıyız...

Fesli deli; Mısırlıoğlu...

Fethedenin fethi...

Sen koskoca Osmanlı; FAS'ı al, sonra da başına hamam tası gibi FES'i al.Ve ardından da 94 yıllık Cumhuriyetin sanki hiç yokmuşçasına; FES'li bir manyak, ulusla geçsin matrak...

Sinek küçük mide bulandırır.Ümmetin aklı kaçık; bu FES'li çatlağın sözlerine inanır. Ayaktopçular gibi, bu topraklardaki kadınlar da toplumsal tarihimizden silinir; varlıkları yoklar hanesine yazılır...

Müftü nikah kıyacak, imam şehid cenazelerinin namazını kıldıracak...Saint Tayyip Efendi de buyruklarını yağdıracak... Memleket of the Tayyiban'da işbölümü yapılmış, halk sellere kapılmış.

Boşverin kaygılanmayı;şimdi cihad zamanıdır. Öyleyse Ekim ayında başlatılan şu İdlib Operasyonları bir düşünelim bakalım;kime ne yarar sağlar?

1)Dünya nüfus planlaması bağlamında savaş ölümleri

2)Savaş tüccarlarının dolan cebleri

3)Siyasilerin sallanan ya da sağlamlaşan koltukları

Yıllardır her alanda yere çakılmışız, kimsenin umurunda değil.Milli Takım yenilince birilerinin onuruna dokunmuş. Sizin onurunuza turp suyu...

Ve yıllardır adı konmamış bir savaşın içindeyiz.Bu koşullar sürdükçe düşünüyorum da "Yetmez ama EVET" diyenlerin iç sesi gerçekde ne dedi?...

-Ölüm ve zulüm; yetmez ama daha çok ölüm ve zulüm.

İşte özledikleri son yaklaşıyor...Ortadoğu batağına dalınca Tayyibanın ordusu; bu neyin kurgusu diye sorunca USA hem dolar yükseliyor, hem de Trump eniştemin öfkesi...

Bugün kahrolsun Amerika diyenlere... Yeşil kart verileceği üzerine bir çağrı gelse...Dantelli çarşaf kefenli kimsecikler kalmaz bu ülkede; hepsi yüzerek çıkar Elbe Adası'na, yapışırlar Madam Liberty'nin eteklerine...

Aman ne gam?... Zaten Kurtuluş Savaşı'nı ATATÜRK değil de, "yeşil sarıklılar" kazanmış-mış ya nasıl olsa Ortadoğu batağında da Coniler'in icabına bakar bu yeşil sarıklılar.

Bir de sormak isterim:

-TRUMP'la bundan böyle "kaç dakika" görüşemeyecek diye de hava atacak mısınız AKDAVARLAR?...

Siz nikahı müftü mü kıysın, imam mı derken; Ortadoğu batağında Azrail çocuklarınızla ölümüne nikah kıyacak ömürlerinin henüz baharındayken...Haberiniz var mı?...



Ümmet-ül Tayyiban; memleketde cihad, cihanda cihad dedi...Ve yürüdü gitti küffarın üzerine; yanar-döner Uğur Işılak söylesin dombrayı, dombaylara...

Ve utanmazca sözler türetiyorlar...Neymiş?...Atatürk ne yapmış?...Türkiye İngilizin izin verdiği kadar bağımsızmış.

Böyle diyen akdavar; göster bakalım senin bağımsızlığın ne kadar?...Senin gücün düşmanı nasıl savar?...Derdin, sıkıntın Osmanlıcılık oynamak...Yeni Osmanlılık markasıyla var olmaya kalkışmak...

Yeni Osmanlılık mı?...Batı da diyecek ki?...Nerede kalmışdık?...

Sen saymazsan ve de saydırmazsan Lozan'ı; topraklarında çıkarılacak savaşda çaldırırsın ölüm borazanı...



ÇİN korkusundan olsa gerek Donald Duck; K.Kore ile kapışmayacak... Ama bizimkiler dalınca İdlib macerasına DOSTUM sözüyle birlikte, vizeleri de kaldırdı.Ümmet-i Tayyiban yosmaları artık çocuklarını USA'da doğuramayacak ah ne yazık!...

Kısasa, kısas...Vizeye, karşı vize kaldırma...Aman Amerika beni aldırma; ZARRAF'ın okey masasına 4.kişi diye yalvarmamak için mi bütün bu olanlar?.



Çok yazdık; uysa da kodum, uymasa da diyecek, USA bize demokrasi getirecek diye...İşte bu nedenle vizeye, karşı vize; USA sakın bize gelme...

Ve VİZE demişken;şu artiz İlyas SALMAN da Fransız konsolosluğunun kapısında VİZE için nasıl da ağlıyordu bir zamanlar...

Unutmadık, unutturmayız böylesi yavşaklıkları!...

Önce TRT'de etnik kimlikler bağlamında yayınlar başladı... Ardından İ-MAN kafaların Arapça'yı, Kürtçe'yi okullara sokmak için sonsuz çabaları...

Boşnakça da öğretilecek okullarda dediler; sonra da yeterli katılım yok diyerek Boşnakça derslerini zorunludan, seçmeliye dönüştürdüler.

Acaba bu değişiklik neden diye sormaya başladı Boşnak kökenli Türkiye Cumhuriyeti yurtdaşları...Acaba neden?...

Hani insanın aklına Boşnaklar ayrılıkçı olmadığı, bölücü olmadığı için onları yok saymak amacıyla mı kaldırılıyor Boşnakça?...

Ya da seçme-me-li durumuna getiriliyor Boşnak diline ilişkin dersler?...

Çünkü seçmeli ders demek; seçilmeyen ders demekdir bilindiği gibi...

Yine yaptı yapacağını takiyyeciler her zamanki gibi...Ama kaygılanmasınlar; bu halk çocuklarına Boşnakça öğretmesini de bilir,NE MUTLU TÜRKÜM demesini de...

ÖNCELİKLE OSMANLI TARİHİ BİLİNE... CAHİLLİK BU ULUSTAN SİLİNE... DİKİLMESE GÖZLERİMİZ KİMSELERİN İLİNE...

AMA YİNE DE MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ HANİ BURALARIN İLK DEĞİL DE 600 YILLIK SAHİBİ DENİLE...

Avusturyalı, köpeklerine koklatınca Türkleri; Viyana kapılarına dayanası gelir bu halkın...Bu kadar da kavga aranmayın Saint Tayyip Efendi ile uğraşacağız diye Eyyy Avusturya!...


Ve bu arada; 29 Ekim kutlamaları bağlamında verilen receptiona kimler, kimler katılmış da; biliyor musunuz ki bir tek kim yok?...Meral Katun'dan İYİ haberleri aldık da bir de en kötüsü kaldı, onu da duyuralım...Ah ne yazık ki Saint Recep Efendi'nin 29 Ekim reception'una katılanlar arasında bu yıl GÜLBEN ERGEN yok...Ne kötü bir haber değil mi?...


Eflatun CemGüney anlatıp, bitirirken masallarını gökten 3 elma düşürürdü; biri masal kahramanlarının,biri dinleyenlerin, biri de masalı anlatanın başına...

Ne yazık ki bizim artık tüm masallarımız tasalı başımıza elma yerine bomba ya da bomba etkisinde türlü,çeşitli bela düşüyor yıllardan beri...

Eloğlu,almış eline davulu; yaşamdan keyif almak için çalmakta

Bizlerse her gün bir yara sarmakta; ülke için, doğa için, özgürlükler için...

Yine de susmayacak dilimiz, durmayacak elimiz, var olacak benliğimiz sonsuza dek her EKİM ayı geldiğinde;Cumhuriyetimiz'i kutlamak için...

KUTLU OLSUN CUMHURİYET; TÜM SALDIRILARA KARŞIN AYDINLIKLARDAN GELİYORUZ, AYDINLIKLARA YÜRÜYECEĞİZ...ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİN DOĞRULTUSUNDA; BU YÜRÜYÜŞÜMÜZ ULAŞACAK SONSUZLUĞA...

Selma ERDAL;Didim, 29 Ekim 2017

 

 

Yayınlandığı yer Selma Erdal

DİDİM  29 EKİM CUMHURİYET KUTLAMALARI

Cumhuriyet bayramını bu yılda eskisi gibi olmasada , coşku ile kutladık .Alanlardan okullara hapsedilen etkinlikler, malesef ,geniş halk yığınlarının katılımını engellemeye dönük bir davranışın ürünüdür ve başarılı olduğu da bir gerçektir, alanlarda bize bunu gösteriyor, ne yazık ki Bu uygulamalar bayrak sevgisini, ulusal bilinci zayıflatmak için bilinçli bir şekilde her geçen gün artarak devam etmektedir.

Didim’in aydınlık yüzlü güzel insanları da bu uygulamadan nasibini aldı, ve maalesef geniş halk kitleleri ile buluşma, güdük törenlerle geçiştirilerek zapturapt altına alındı. Özellikle CUMHURİYET HALK PARTİSİ VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN dar kadro ile de olsa temsil edildiği  kutlamalar yine de içimizi ferahlattı.

Alanlarda , AKP’ ye kızan, sayın Erdoğan’a veryansın edenler yoktu yine ,CHP’yi eleştiren, sayın Kılıçdaroğlu’nu  yetersiz bulanlar hiç yoktular

Okullarda, günü kurtarma adına yapılan göstermelik etkinlikler dışında  Didim’de, ADD  Akbük şubesi ve Didim ADD  şubesinin Cumhuriyet  balosu etkinliğine şahit olduk. Öncelikle Akbük’de bizlere bu anlamlı kutlamaları sağlayan sayın yöneticilere teşekkür etmek istiyorum. Didim Atatürkçü Düşünce derneği başkanı sayın Türker Bacaksız ve yönetim kurulu üyelerine ise iki kez teşekkür etmek istiyorum. Katılımın son derece yüksek olduğu gece muhteşemdi, sağcısından solcusuna, Didimi’n Atatürk sevdalılarını ,Cumhuriyet aşıklarını bir araya getirmeyi başarmışlar, vals’le açılış bize Mustafa Kemal’imizin medeniyet yüzünü hatırlattı. Masalara dağıtılan bayraklar katılımcılara vatan bayrak sevdasını yeniden yaşattı, kısacası son dönemlerde yaşadığım dolu dolu bir Cumhuriyet gecesiydi. Sezar’ın hakkı Sezar’a.

Cumhuriyet ve onun inşasını sağlayan Atatürk’ü unutturmaya çalışan ve bunu birincil görev  bilen AKP iktidarına  kızmanın ötesine giderek alanlara gitmemiz gerekiyor , Cumhuriyetimize ve onun aydınlık yüzünü yaşatmak için daha fazlasını yaparak  bundan sonraki kutlamalara hem de çocuklarımızla katılmamız ve bu uğurda mücadele edenlere güç vermemiz adeta bir zorunluluk halini almıştır. Bir sonraki ulusal bayramlarında hep beraber olmak üzere,

YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN ONUN KURUCUSU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

 

 

 

 

 

2

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş
Sayfa 1 / 2