19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

MAHKEME, ASKİ’NİN SU KATILIM PAYI TALEBİNİN

HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNA KESİN OLARAK KARAR VERDİ

 

Kapatılmış olan Akbük Belediyesi’nin zaman aşımına uğramış olan su katılım payı tahsilâtları konusundaki ısrarı yargıya taşınmış ve Aydın Vergi Mahkemesi bu taleplerin hukuka aykırı olduğuna karar vermişti.

Ancak Akbük Belediyesi kapandıktan sonra söz konusu talepler ASKİ tarafından yeniden gündeme getirildi.

Özellikle taşınmaz devirleri sürecinde uygulamaya konan su katılım payı talebi vatandaşlar tarafından yeniden yargıya taşındı. Bu konuda birden çok dava yine aynı sonuçla noktalandı ve söz konusu alacağı tahsil etmenin hukuka aykırı olduğu bir çok kez daha saptandı.

Son olarak, ASKİ Genel Müdürlüğü aleyhine Ahmet Yücel Pazarkaya adlı bir vatandaş tarafından açılan aynı içerikli dava, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından karara bağlandı.

 

MAHKEME KARARI NE DİYOR?

Mahkeme gerekçeli kararında üç önemli hukuki gerçeğe dayanıyor:

1. Dava konusu su katılım payı alacağı zaman aşımına uğramıştır.

2. Zaman aşımı, mükellefin bu konuda müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.

3. Dolayısıyla ASKİ’nin alacağı ortadan kalkmıştır… Talep edilmesi hukuka aykırıdır.

 

HUKUKÇULARIN GÖRÜŞÜ

Bu konuda görüşlerine müracaat ettiğimiz hukukçular özetle aşağıdaki açıklamayı yaptı:

 

- ASKİ’nin zaman aşımına uğramış bir alacağı tahsil etmeye kalkışması hukuka aykırıdır. Gerek vergi mahkemeleri ve gerekse hukuk mahkemelerinin vermiş olduğu çok sayıda karar bu gerçeği ortaya koymuştur. Hal böyle iken, ASKİ’nin bilgisayar kayıtlarında hala su katılım payı taleplerinin alacak kaydı olarak yer alması, hukuku ihlal etmekte direnilmekte olduğunu göstermektedir. Hele vatandaşların emlak satışları sürecinde bu alacakların ödenmesinin bir dayatma olarak ileri sürülmesi hukuka aykırılığı daha da artırmaktadır. Dileğimiz bu yanlış yönetim anlayışından bir an önce dönülmesidir. Çünkü bu hukuka aykırı uygulamanın sürdürülmesinde ısrar edilmesi aynı zamanda siyasi sonuçları da olabilecek yanlış bir tavırdır. Düşüncemize göre bu tavır bir an önce gözden geçirilmelidir.

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:35

CADDELERİN İKİ YÜZÜ FARKLI

CADDELERİN İKİ YÜZÜ FARKLI

Didim’de inşaat sektörü yeni arsalar yaratmak için eski yerleşim alanlarındaki tek katlı evleri yıkıp çok katlı evler yapılıyor.

Binaların caddelere bakan cepheleri yeni mimari özelliklerde ve gayet lüks yapılırken bina aralarındaki mezbelelik hem binanın özelliğine gölge düşürüyor, hem de çirkin görüntüler oluşturuyor.

Bu sokaklarda müteahhitler ön cephe süslemelerini ve caddeye bakan bölümleri  kaldırım veya parke taşı döşemeleriyle güzelleştirirken arka cephelerdeki kirliliği belediyenin sorumluluğundaki sokaklar olarak görüldüğü için hiçbir düzenleme yapıyorlar.

Bu tür onlarca sokak varlığından bahsedilirken, bu sokaklara bakan evleri olan vatandaşlar belediyeden bu alanlara el atılmasını ve buraların düzenlenerek estetik bir görünüm kazandırılacağını ya da en kötü ihtimalle ön cephedeki park sorunlarına çözüm olabileceğini düşünüyorlar.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:35

KAYMAKAM TÜRKÖZ’E TEMA ROZETİ TAKILDI

KAYMAKAM TÜRKÖZ’E TEMA ROZETİ TAKILDI

TEMA Didim Temsilcisi Salih Bozkurt, Başkan yardımcısı  Ayhan Kızgıngül ve yöneticiler Lütfiye Baskın, Nursel Orçunsel ve Ertan Yurderi Kaymakam Mehmet Türköz’ü makamında ziyaret ederek TEMA rozeti taktılar.

TEMA’çılart Kaymakam Türköz’e hoş geldin dedikten sonra vakıf olarak Didim’de neler yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde yapmayı planladıkları etkinlikler konusunda desteğini istediler.

Kaymakam Türköz ağaçlandırma alanları hakkında henüz net bilgisi olmamasına rağmen mümkün olan her alanın yeşillendirilmesinden menün olacağını belirtti ve belediye  başta olmak üzere diğer kamu kurumlarıyla yapılacak projelerde destek olacağını söyledi.

 

TEMA Vakfı Didim İlçe Başkanı Salih Bozkurt Kaymakam Türköz’e üyelik formu vererek kendisinin de TEMA gönüllüsü olmasını istedi ve yakasına TEMA rozeti takarak Kaymakamı TEMA’lı ilan etmiş oldu.

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:35

Sokak Hayvanları Ambulansı

Sokak Hayvanları Ambulansı

Barınakta röntgen ve tahlil gibi imkanlar sağlanamadığı için Hayvanları Ve Doğayı Koruma Derneği üyeleri barınaklara da düzenli ziyaretler yapıp, tedavisi gereken hayvanları veterinere götürüyorlar. Sokak hayvanlarını ve barınaktaki hayvanları veterinere götürürken, hayvanların minibüse alınması yasak olduğu için biraz zorlanıyorlardı. Şimdi bu duruma bir çözüm buldular. İki senedir bu işi gönüllü olarak yapan hayvanseverler, yakın zamanda kendi imkanlarıyla aldıkları kırmızı retro bir aracı sokak hayvanları ambulansı olarak kullanıyorlar. Bu aracın birde ismi var: ‘Atlı Karınca.’ Didim’de her gün mama dağıtımı yapılırken, haftanın iki günü de (Salı ve Cuma günleri) Atlı Karınca ile şehirdışına çıkıp, oradaki sokak hayvanlarını besliyor ve tedavi ettiriyorlar. Siz de sokak hayvanlarına yardım etmek istiyorsanız onlar için mama ve para bağışı yapabilir veya eski eşyalarınızı pazarda satılması için bağışlayabilirsiniz.

 

İletişim numaraları: 0538 853 72 74 – 0532 427 81 88

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:34

ATABAY YÖRÜKLERLE BULUŞTU

ATABAY YÖRÜKLERLE BULUŞTU

Didim ve Yöresi Yörükleri Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin Kültür Parkta yaptıkları toplantıya Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’da katıldı.

Atabay Didim’deki Yörük kültürünün Didim’in güzel renklerinden bir olduğunu söyledi ve bu kültürü yaşatanlara teşekkür etti.

Bir dönem Didim’imin ve çevre ilçelerin beslenmesine katkısı olan Yörüklerin sayısının giderek azaldığını sanayi ve turizmin gelişmesiyle birlikte gençlerin hayvancılık ve tarımla uğraşmak yerine başka işlerde çalışmayı tercih ettiklerini söyleyen yörükler başkan Atabay’dan sorunları hakkında yardım da istediler ve dernek olarak yapmayı planladıkları bazı etkinlikleri anlattılar.

Didim Belediye başkan yardımcısı Salih Bankoğlu, Meclis üyeleri AliÇağlar ve Erdal Baylan ile  CHP İlçe Başkanı Gökmen Karataş’ında katıldığı toplantıda Başkan Atabay’ı gören çocuklar,  Atabay’dan imza istediler, Başkanı çocukların bu isteğini kırmadı bazı çocuklarında koluna imza attı.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

ACI BİBER YENİ LEZZETLERİ İLE KARŞIMIZDA

‘Nerede o eski baklavalar’ diyenler için mevcut menüsüne yeni tatlar ekleyen Acı Biber’in meşhur Milas Böreği ve Milas bol cevizli ev baklavasını mutlaka deneyin. Organik ürünler ile hazırlanan hafif tatlara doyamayacaksınız.

Oldukça lezzetli olan bu baklavaların sırrı; hamurunun usta ellerde açılması. Bu leziz baklava ve börekleri porsiyonu 5 tl’den alabilirsiniz. Acı Biber’in Milas böreğini bu kadar meşhur eden malzemeler nelermiş bakın: Ispanak, pazı, dereotu, maydanoz, ısırgan, yeşil soğan, kırmızı pancar kökleri, gelincik otu, hakiki zeytinyağı ve lor peyniri.

Hem Uygun Hem Lezzetli Tatlar

Gazetemize verdiği röportajda, işletme sahibi Zeynep Özcan’a yemeklerin hem bu kadar lezzetli hem ucuz olma sebebini sorduğumuzda; ‘‘Esnafa yönelik çalışan bir lokantayız. Çok fazla insana hitap ediyoruz bu yüzden kaliteyi uygun fiyatlarda sunmak bizim için önemli. Et ürünlerimizi yerel marketlerden, baklagil ve kuru gıdalarımızı ise güvenilir toptancılardan temin ediyoruz. Müşterilerimiz arzu ettikleri takdirde mutfağımızı gezebilirler”diyerek cevapladı. “Özellikle açık mutfakta ve hijyenik ortamda çalışıyoruz.’’ Diyen Özcan  “Dilerseniz ev ve iş yerlerine istediğiniz yemekleri porsiyon veya kilo ile paket servis isteyebilirsiniz. Lokanta 22.30’a kadar açık. Toplu grup olarak 2 gün önceden işletmeye bildirirseniz, size özel yapılacak olan yemekler için de sipariş verebilirsiniz” dedi.

Acı Biber’de fiyatlar yaza kadar sabit. Yakın zamanda açılmasına rağmen bir çok insanın favorisi olan Acı Biber’e sizde gitmek isterseniz: Yeni mah. 825. Sk. No:17/B Didim-AYDIN (Didim Esnaf Ve Sanatkarlar Odası karşısı)

 

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:22

2019… UCUNDAN AZ-CIK!

2019… UCUNDAN AZ-CIK!

 

Bir ülke tek kişinin iradesine teslim ve terk edildiğinde o ülke tarihin geçmişinde kalan –en az- iki yüzyıl geriye düşer…

Vitrine ne konursa konsun, dükkân sultanlıkla yönetiliyor demektir.

İtiraz mı ediyorsunuz?

Peki, padişahlık olsun!

Ama ismini ne koyarsanız koyun: Han-hamam aynıdır.

Batı diktatörlük, diyor. Doğu sultanlık.

Var mıdır bir farkı?

Toparlayın farkındalıklarınızı, bölün çarpın, sonuç aynıdır:

- Bir adam vardır koltukta… İçine kurulduğu koltuğu, taht haline getirmiştir. Sözü kanundur!

Siz isterseniz, “kanun hükmünde kararname” deyin. Çevresindeki hık-deyiciler “yasa” diyor.

Siz bu ayrımı da sokun farkındalık bohçanızın içine…

Sonuç nedir?

- Halk bir tek kişi tarafından fütursuzca yönetilmektedir!

İşte 2019, bu düzeni yasal hale getirecektir. Uyanalım!

Ve tüm kişisel çekişmelerinizi, kavga-kıyamet hırslarınıza bir çeki düzen verip, özgürlük mücadelesinde saf tutalım!

Çünkü mesele özgürlükse, gerisi teferruattır…

 

Halkın adalete olan güven duygusu çöktü mü, o ülkede anarşi, zorbalık, haydutluk ve dalavere kök salar.

İstismar, yolsuzluk ve şiddet tavan yapar. Kişi güvenliği ortadan tümüyle kalkar.

Adaletin güvenli olabilmesi için ise, onu dağıtan yargıçların bağımsız olması gerekir.

Öyle veya böyle ya da şöyle bir bağımsızlık değildir bu:

- Tam bağımsızlıktır!

Yargı kararları “talimatlarla” değil, sadece hukuk kuralları ve vicdanları ile baş başa kalabilen yargıçların özgür iradeleri ile oluşacaktır.

Yargı kurumları üzerinde baskı olmayacaktır.

İşte 2019, bu adaletsizliği yasal hale getirecektir. Uyanalım!

Ve tüm kişisel çekişmelerinizi, kavga-kıyamet hırslarınıza bir çeki düzen verip, adalet cephesinde yerimizi alalım!

Çünkü mesele adaletse, gerisi teferruattır…

 

Bütün bu gerçekleri bildiğinizi ve anladığınızı biz de biliyoruz.

Ama sorun, uygulamaya geldiğimizde ortaya çıkıyor.

İşte mesele, o noktada önümüze çıkan ve mutlaka üstünden atlamamız gereken hırsımız, çıkarcılığımız ve bencilliğimizin üstüne çıkabilmektedir…

Eğer içimizdeki bu hendeği aşamıyorsak;

- Utanalım biraz yani… Ucundan az-cık!

 

www.haksal.av.tr

@farukhaksal42

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayınlandığı yer Av. Faruk Haksal
Cumartesi, 07 Ekim 2017 13:21

Ağaç Kat­li­am­la­rı

Ağaç Kat­li­am­la­rı

Entel, dantel..​Ulema, ukela...​Az bilen, çok bilen her kim varsa; dil­le­rin­de­ki ortak söy­lem­ler şöyle:

-Hay­van­la­rı ko­ru­ya­lım, se­ve­lim!...

-Gay­le­ri, kez­bi­yen­le­ri ko­ru­ya­lım, se­ve­lim!...

Ca­nı­nız kim­le­ri ko­ru­mak ve sev­mek is­ti­yor­sa; is­te­di­ği­ni­zi yapın da...Yü­re­ği­niz­de, vic­da­nı­nız­da bi­raz­cık da ağaç­la­ra yer açın be kar­de­şim!

 

Ekim ayı­nın ilk gün­le­rin­de Ma­lat­ya'dan bir duyum yan­sı­dı te­le­viz­yon ara­cı­lı­ğıy­la...​Malatya'da üre­tim ma­li­yet­le­ri­ni kar­şı­la­ya­ma­dık­la­rı için; ka­yı­sı ye­tiş­ti­ren köy­lü­ler, öf­key­le ka­yı­sı ağaç­la­rı­nı kes­miş­ler.

 

Bi­lin­di­ği gibi 1939 yı­lın­da ko­ru­ma al­tı­na alın­mış olan zey­tin ağaç­la­rı­nı da acı­ma­sız eller, vic­dan­sız yü­rek­ler yıl­lar­dır ke­si­yor, yok edi­yor. İşte yine Ekim ayı­nın ilk gün­le­rin­de Şar­köy'de zey­tin ağaç­la­rı ke­sil­miş...​Zeytinlik alana, ko­nut­lar di­kil­sin diye...

 

Ve Didim'de de zey­tin ağaç­la­rı­nın ke­sil­me­si­nin ya­nı­sı­ra, bir de ko­ru­ma al­tın­da olan ke­çi­boy­nu­zu ağaç­la­rı da yok edil­miş.Üs­te­lik de ağaç­la­rın ke­sil­me­si­nin yasak ol­du­ğu bi­lin­me­si­ne kar­şın, yap-sat­çı­lar bu kesim işini nasıl kı­lı­fı­na uy­dur­muş da ağaç­lar yok edil­miş,kim­se­cik­ler buna akıl, sır er­di­re­me­miş...​Ve yet­ki­li­ler de bu kat­li­ama nasıl ve neden göz yum­muş?...​Bunu da kim­se­ler bil­mi­yor; sor­mu­yor, sor­gu­la­mı­yor.

 

ŞE­REFSİZLİĞİN, NA­MUS­SUZ­LU­ĞUN BU KA­DA­RI­NA DA PES…

VE BU AĞAÇ­LA­RI KES­MEK­TEKİ HEVES; EL­BET­TEKİ BU ÜLKEYİ İYİCESİNE YEDİ DÜVELİN ÜRETTİKLERİNE TESLİM ETMEK İÇİN…

VE BUNCA PİÇİN AMACI; BİR ZA­MAN­LA­RIN BUĞ­DAY AM­BA­RI ÜLKEMİZİ, YA­BA­NIN DA­RI­SI­NA, AR­PA­SI­NA MUH­TAÇ ETTİKLERİ GİBİ, DOĞAL BESİN KAY­NAK­LA­RI­MI­ZIN EN ÖNEMLİSİ SAĞ­LIK İKSİRİ ZEYTİN YA­ĞI­MI­ZIN MEM­BA­ĞI ZEYTİNLİKLERİMİZİ YOK EDE­REK, ULU­SU­MU­ZU DA GDO’LU YA­ŞA­MA MEC­BUR ETMEK…

VE SON KER­TE­DE DE AMAÇ; BE­DE­NEN VE BEYİNEN SAĞ­LIK­SIZ BİR NÜFUS OLUŞ­TU­RA­RAK BU ÜLKEYİ DE TÜ­MÜY­LE BİTİRMEK…

DAHA UYU­YA­CAK MI­SI­NIZ BE HEY SO­RUM­SUZ MİLLET ?…

 

Şu AK­BA­BA­LAR'ın ege­men­li­ğin­dey­ken ülke bunca ağaç ve özel­lik­le de zey­tin ağacı yok edil­dik­çe so­ra­sım var on­la­ra:

-ZEYTİNLİKLERE SAL­DI­RAN MÜS­LÜ­MAN !…

HANİ PEY­GAM­BERİN ZEYTİNLE AÇAR­DI ORU­CU­NU,YOKSA BI­RAK­TIN MI Kİ ONUN YO­LU­NU;

KAT­LET­MEK­TESİN ZEYTİNLİKLERİ ?…

Ner­den, ne­re­ye?...Kıs­sa­dan, hisse...

İnsan türü; şu dün­ya­da va­ro­lan, an­la­şıl­ma­sı en zor ya­ra­tık …Hem ağaç, orman, ot, ye­şil­lik ol­ma­dan ya­şa­ya­maz…Hem de ağaç­la­rı keser, keser; on­lar­dan türlü nes­ne­ler yapar ve bazen de bu ağaç­lar­dan yap­tı­ğı nes­ne­le­re tapar…Ta­pın­mak için yap­tı­ğı nes­ne­nin bir adı da var; TOTEM…

PAS­KAL­YA ADASI DA İŞTE BU DÜ­ŞÜN­CEY­LE YOK EDİLMİŞ…

İNSAN­LAR TOTEM YAPMA YA­RI­ŞI­NA GİRİŞİP, AĞAÇ­LA­RI KESMİŞ VE KESMİŞ VE KESMİŞ…

SON AĞAÇ DA KESİLDİĞİNDE…İNSAN­LAR DA GİDEREK YOK OLMUŞ…

BUGÜN PAS­KAL­YA ADA­SIN­DA YA­ŞA­YAN­LAR ya da VA­RO­LAN­LAR; YAL­NIZ­CA O APTAL İNSAN­LAR­DAN KALAN TO­TEM­LERMİŞ…

Ağaç­la­rı yok et­me­ğe he­ves­li kur­naz;sen son ağacı kesip, son ko­nu­tu dik­ti­ğin­de,o ko­nu­tu sa­ta­ca­ğın bir insan kal­ma­ya­cak ha­be­rin olsun!...​Ve dik­ti­ğin o ko­nut­lar; o to­tem­ler gibi ar­kan­dan ka­la­cak­lar ama sen on­la­rın ya­nın­da ol­ma­ya­cak­sın...

Yayınlandığı yer Selma Erdal

T Ü R K İ Y E   G E N Ç L İ K   O R K E S T R A S I

Almanya ile Türkiye politikacıları basın ve medya aracılığı ile kavga seslerini yükseltiyordu. Türk politikacıları halkın diğer yarısının dilinde, Alman politikacıları ise idare edenlerin elite dilinde kalmayı tercih etti.

Bilhassa birinci nesil, Türklerin seçim kampanyasına alet edilmeyeceklerini görmek kısmet olmayacak, diye hüzünleniyordu.

İşte tam bu esnada Berlin Konzerthaus’da (Gendarmenmarkt) görkemli bir konser verildi. Euro Classic Müzik Festivali’nde

yetenekli Avrupa gençlik orkestraları şöleni müzikseverler keyfle yaşadı.

Türkiye’yi temsilen, Cem Mansur şefliğinde önde gelen konservatuarlardan sınavla seçilen seksen başarılı gencin yarısından fazlası kızlardan oluşuyordu. Cinsiyete göre değil, çaldıkları enstrümanlara göre sahnede yerlerini aldılar. Türkiye’nin lâik aydınlık yüzünde gösterdiler.

Alkış tufanının sonu gelmiyor, onurla tüyler diken diken olurken heyecanlı coşku tam ikibuçuk saat devam etti. Konser arasında tanıdık bir yüz görebilir miyim, diye dolaştım, ama hiç tanıdık yüz görmedim. Türkiye’nin Batı lâik yüzünü savunanlar derneklerinden dışarı çıkamamışlardı.

Richard Strauss’dan Don Juan (1888) parçasıyla giriş yapıldı. Çapkın erkek güzel kadınlar arasında sosyete dünyasında fırtına estirdi. Şiiri, 1844 yılında romantik şair Nikolaus Lenau yazmıştı.

Aradan sonra ilk çalınan Ali Ekber Çiçek’ten alınan Haydar Haydar’ı Ali Özkan Manav bestelemiştir. Ali Ekber Çiçek

(1935 – 2006), Türkiye’de sayılı tanınmış halk müziği bestecisidir.

Ali Özkan Manav 1967 yılında Mersin’de doğdu. İstanbul Devlet Mimar Sinan konservatuarından sonra tahsilini Boston’da tamamladı. Mimar Sinan Konservatuarı’nda 1991 yılından beri ders veriyor. Bavyera radyosundan ödül almış, Avrupa’da bilhassa Almanya’da tanınmış bir bestecidir.

Tschaikowski’den keman konçertosu (1878) hüzün ve depressiyon içeriyordu. Bestecinin biyografisini bilenler, öğrenciye ulaşamama aşkını hissedebilirdi. Yalnızlığa çekilip depressiyon geçirdiği anlar müzikte dile getirilirken izleyicileri de hüzün bulutuna bürüdü.

Antonin Dvorak’ın Senfonik Çeşitlemesi (1877) akılları durduran bir fantazi dünyasını yaşattı. At üstünde Orta Asya bozkırında dağları ovaları dolaşırken, ılık esen rüzgârı canlandırıyordu.

Gazeteci Rolf-Dieter Krause moderatörlüğünü yaptı. Sözlerine Avrupa başkenti Brüksel’de zor günler yaşanırken, böyle güzel müzik dinlemenin sağlığa ve ülkelerarası diyaloğun önemine vurgu yaparak başladı.

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası demokrasinin laboratuvarı olarak 2007 tarihinde kuruldu. O günden beri konser vermediği  Avrupa ülkelerinde büyük şehir kalmadı. Barış elçiliği görevlerine başarıyla devam ediyor.

Orkestra şefi Cem Mansur’un hem özel hayatı, hem de sanatçı yaşamı kozmopolitik içeriyor. Çok kültürlü yetişmenin zenginliğine örnek oluyor. 1957 yılında İstanbul’da çok dilli bir ailede Dünya’ya geldi. Londra’da müzik yüksek tahsilinden sonra Leonard Bernstein nezdinde Los Angelos Filarmoni Enstütüsünde devam etti. Avrupa, USA, İsrail, Güney Afrika ve daha birçok ülkede tanınmış orkestralarda şeflik yapmaya devam ediyor.

Solo kemancı Hande Küden, 1992’de Adana’da doğdu. Çukurova Üniversitesi’nde tahsilini yaptı. Sonra bursla Hanns Eisler Müzik Yüksek Okulu Berlin’de devam etti. Başarısı sözle anlatılmaz, salonda bıraktığı çoşkuyu bizzat yaşamak gerek. Boşuna çok sayıda ödül almadı.

Berlin müziksverlerde yaşatılan şahane konserden önce orkestra şefi Cem Mansur ve tanınmış genç piyanist besteci Berlin’li Senem Altan ile Türk müziği tarihi hakkında bir söyleşi yapıldı. Bir saat süren bu söyleşiyi moderatörlüğünü üstlenen Dieter Rexroth konuya çok etraflı hazırlanmıştı. Tartışmalı bir zamanda müzik ve kültür kimliğinin ayrıntılarına girmek, politikacılar tartışa dursun, tarih iki ülkenin yaklaşımlarını tam tersine halkların dostluğunu ispat ediyor.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Türk klasik müziği yalnız sarayda icra edilirken, yeniçeri müziği sokakta cereyan ediyordu. Bazı müzik enstrumanları Avrupa müzik enstrumanlarına örnek alınmıştı. Wolfgang Amadeus Mozart’ın Türk marşı, Macar bestecisi Bela Bartok’un Türk Halk Müziği derlemesi bu örneklerden sadece birkaçıdır.

Ezan ve mevlut okumada müziğe dinin doğrudan ve dolayle etkisi görülüyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün reformlarında birçok bilim ve sanat dalında olduğu gibi, müzikte de Alman müzikbilimcilerin rolü unutulmadı. 1933 yılından sonra Hitler rejiminden hayatını, canını kurtaranlara kucak açan Türkiye biliminsanlarından faydalanmayı bildi.

İlk opera, Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümünü kuran Eduard Zuckmayer’den (1890-1972) bahsedilmeden geçilmaz elbette. Eduard Zuckmayer minnettarlığını göstermek için Türkiye’de kalan bilimadamlarından biridir, Ankara’da vefat etmiştir.

Batı Müziği öğrenimi için Türkiye’den bursla Almanya’ya gönderilen beşli müzisyenler çok önemli kurucu rolünü yüklendiler. Ne mutlu bize ki, bugün Almanya’da doğup büyüyen opera gibi Batı müziği okuyan çocuklarımız var.

İzleyiciler söz almadığı için aşağıdaki sorular salonda havada açıkta, benim de içimde kaldı. O zaman doğruydu, ama bugün tartışılabilir, diye düşündüm. Toplantı sonunda Rexroth Bey ile konuştum.

Anayasada Türkiye vatandaşı olanın kimliği Türktür, kayıdı vardır. Bunlar İstiklâl Savaşı’nı birlikte yapan, Türkiye Cumhuriyetini kuran Kürt, Türk, Çerkez, Laz olanlar dini müslüman olmalarında birleşiyordu.

Ne mutlu Türkün diyene! Hürriyet gazetesinin başlığında Türkiye Türklerindir, yazısı.

Doğar doğmaz çocuğun nüfus cüzdanına dini bölümüne İslâm yazılıyor.

Sevgili okuyucularım, sizler bu ifadelere cevap bulmaya çalışın. Ben başka bir makalede konuyu ele alacağım. Tarihe bakmadan anlama ve açıklama kolay değil.

Demokarasi Laboratuvarı Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, bir fırtına gibi gelip geçti, ama arkasında rüzgâr ve yağmur izleri bıraktı. Barış elçiliği başarılarının devamını diliyorum. Devletleri idare edenlerden daha etkili ve kalıcı olmaları müziğin gücünde gizlidir.

Alman ve Türk halkların dostluğu Eduard Zuckmayer’in şu öğretmen Okulu şarkısında gibi derindir:

DOSTLUK (iki sesli)

Dostluğun biz sevgisiyle,

toplandık her an burda.

bu sevgi bağı kopmaz hiç,

dağılsak birgün yurda.  (bugün Avrupa’ya)

Bu güzel günü andıkça,

çarpacak kalbim benim.

Bu sevgiyle edebiyen,

uzanır sana elim.

Hoşça kalın, ama asla müziksiz kalmayın!

Yayınlandığı yer İlter Gözkaya-Holzhey

CHP DİDİM'DE İLÇE SEÇİMLERİ İÇİN DERİN ANALİZ

Sırası ile; Filiz Korkmaz, Gökmen Karataş, Nurettin Koçak  ve son olarak ta Aşkın Atlı İlçe binasında basın önüne çıkarak adaylıklarını açıkladılar.

Deniz Atabay, Mustafa Bekar, Mehmet Elçin Sandalcı, Murat Kalaycı bir sonraki belediye başkan aday adayı olarak şimdilerde kulislerde adı geçenler.

Deniz ATABAY’ın bir daha ki dönemde aday olamayacağını düşünenler var, bende bu yönde düşünenlerdenim.

Bana göre; Didim CHP'de İlçe Başkanlık yarışı, Belediye Başkan adayları için çok önemili.

Birinci senaryo;

Gökmen KARATAŞ, Deniz ATABAY birlikteliğinin yanına Hüseyin İLHAN, Ali Abbas AYDIN desteği var.

 

İkinci senaryo;

Delege seçimlerinden sonra Nurettin KOÇAK, Aşkın ATLI ve Filiz KORKMAZ'ı da yanına alarak İlçe Başkanlık koltuğuna oturabilir.

 

Üçüncü senaryo : Olası en yakın muhtemel senaryo ;

Filiz KORKMAZ, Nurettin KOÇAK ve Aşkın ATLI'yı yanına alarak, ''CHP Didim'de sevgiyi yeniden filizlendirme'' adına İlçe Başkanı olursa, CHP Didim’de çok şey kazandırır ve Didim solan sevgiyi yeniden filizlendirir.

Ne demişti Nazım;

VE KADINLAR  BİZİM KADINLARIMIZ.

Korkunç ve mübarek elleri,

İnce küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

Anamız, avradımız, yarimiz.

KADINLAR BİZİM KADINLARIMIZ.

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş