24 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 06 Kasım 2017 08:24

Zey­tin­den Yola Çık­tım

Zey­tin­den Yola Çık­tım

 

Bi­lin­di­ği gibi Ekim,Kasım ay­la­rı zey­tin hasat ay­la­rı­dır. Bi­li­rim zey­tin ye­tiş­tir­me­nin çok emek is­te­yen bir iş ol­du­ğu­nu , ama so­nu­cun­da da insan sağ­lı­ğı için çok ge­rek­li, önem­li ve de­ğer­li bir ürün elde edil­di­ği­ni de iyi bi­li­rim...​Anne ta­ra­fım;Se­la­nik'de zey­tin­ci­lik ya­par­mış, an­ne­min ço­cuk­lu­ğu zey­tin bağ­la­rın­da minik ku­zu­suy­la hop­la­ya, zıp­la­ya geç­miş...​Ve doğ­du­ğum kent Bursa da zey­ti­nin baş­ken­tiy­di bir za­man­lar...​Ama sa­na­yi­leş­me ya­la­nı, ya­pı­laş­ma ta­la­nı; Bursa'nın zey­tin­lik­le­ri­ni yok etdi.

Ela­zığ­lı Prof. Dr. Canan Ka­ra­tay te­le­viz­yon­lar­da zey­tin mu­hab­bet­le­ri yap­ma­dan çok önce; biz zey­tin ya­ğı­na "hilaç bu hilaç" diyen bü­yü­kan­ne­ler­le bü­yü­dük. Daha gür­leş­sin diye zey­tin­ya­ğı sü­rü­lür­dü yı­kan­ma­dan önce saç­la­rı­mı­za...​So­kak­da koşup düş­tü­ğü­müz­de di­zi­miz­de­ki ka­na­yan ya­ra­ya da zey­tin­ya­ğı sü­rü­lür­dü, el­le­ri­miz bir kaza so­nu­cu ya­nın­ca da...​Ve deniz ke­na­rın­da zey­tin­ya­ğı sü­rer­dik te­ni­mi­ze gü­ne­şin olum­suz­luk­la­rı­na karşı biz­le­ri ko­ru­sun diye...​Ve en önem­li­si de pilav bile zey­tin­ya­ğı ile pi­şi­ri­lir­di ev­le­ri­miz­de...

 

Böy­le­si­ne zey­tin tut­ku­su olun­ca bende, ben­li­ğim­de...​Yine bir zey­tin kenti olan Didim bu ne­den­le oldu yeni evim.

 

İşte bu Pazar günü Ak­ye­ni­yöy'deki bir üre­ti­ci­den Me­me­cik Zey­tin­ya­ğı almak için yola çı­kı­yo­ruz...

Tav­şan­bur­nu Kamp ye­ri­nin önün­de­ki polis nok­ta­sı­na gel­di­ği­miz­de, ile­ri­de du­man­la­rın yük­sel­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz.Biz yak­laş­dık­ça du­man­la­rın yo­ğun­lu­ğu daha da ar­tı­yor. Tam o sı­ra­da ar­ka­mız­dan bir it­fa­iye aracı ge­li­yor, yol ve­ri­yo­ruz, geçip gi­di­yor önü­müz sıra...​Sanıl­ma­sın ki çok hızlı gi­di­yor; biz 60'la gi­di­yor­sak, yan­gın sön­dür­me-me aracı en çok 80'le gi­di­yor.

Ak­köy­lü kadın pa­zar­cı­la­rın bu­lun­du­ğu yere yak­la­şık 150 metre kala alev­le­ri gö­rü­yo­ruz.Alev­ler zey­tin ağaç­la­rı­nı sar­mış, in­san­lar al­dı­rış­sız,hiç bir çaba gös­ter­mi­yor­lar yan­gı­nı sön­dür­mek için...​Ve ar­ka­mız­dan gelip, bizi geçen it­fa­iye aracı da gö­rü­nür­de yok.

Ge­çen­ler­de yanan ma­ki­lik­de­ki gibi,belki bu yan­gın da ka­sıt­lı çı­ka­rıl­mış­dır, ya­pı­laş­ma için arsa üre­ti­mi için yine bir kun­dak­çı­lık­dır bu diye kay­gı­la­nı­yo­ruz.

Tam Ak­köy­lü ka­dın­la­rın pa­za­rı­na ulaş­dı­ğı­mız­da; kar­şı­dan it­fa­iye ara­cı­nın gel­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz. Oysa yan­gın daha ge­ri­dey­di, neden bu araç, geçip git­miş yan­gın ye­ri­nin ya­nın­dan ve şimdi ne­re­den ge­li­yor diye merak edi­yo­ruz.

 

İstan­bul-İzmir arası 2 saat kı­sal­sın diye;Dünya sı­ra­la­ma­sın­da, sof­ra­lık zey­tin­ler ara­sın­da ALTIN MA­DAL­YA­LI Gem­lik-Or­han­ga­zi zey­tin­le­ri­nin bağ­la­rı yok edil­di. İstan­bul'dan yola çı­kan­lar;2 saat erken ge­le­cek­ler­miş İzmir'e diye,İstan­bul-Bur­sa-İzmir Ka­ra­yo­lu yapım ça­lış­ma­la­rı sı­ra­sın­da, ül­ke­mi­zin ge­le­ce­ği yok edil­di, ül­ke­mi­zin öz­kay­na­ğı SİYAH ALTIN ZEYTİN'in ağaç­la­rı ke­sil­di.

Za­val­lı ülkem!...​Umar­sız ülkem!...

Hoy­rat ege­men­le­rin elin­de; bi­ti­yor­sun, yok­lu­ğa gi­di­yor­sun, to­zu­ma­ya uğ­ru­yor­sun gün­den, güne...

Oysa bir avuç­luk ülke Mon­te­neg­ro'da ya da Os­man­lı­nın ver­di­ği adıy­la Ka­ra­bağ'da; zey­tin ağaç­la­rı­nı kes­mek yasak...​Zey­tin bağ­la­rı­nın bu­lun­du­ğu top­rak­la­rı ya­pı­laş­ma­ğa açmak yasak, imar izni ver­mek yasak...​Bun­la­rı bi­li­yor muy­dun Didim Be­le­di­ye­si?...Üs­te­lik ta­be­lan­da CHP ya­zı­lı ama sanki için­de başka par­ti­ler mi saklı?...​Hiç ve­ri­lir mi bunca imar izni; zey­tin­lik alan­la­ra?...

Ül­ke­miz­de AK­BA­BA­LAR ik­ti­da­ra gel­di­ğin­den beri (ki bu ne­den­le de­ğiş­ti­ril­di Yerel Yö­ne­tim­ler Ya­sa­sı) ya­pı­laş­ma uğ­ru­na; tarım top­rak­la­rı­na, me­ra­la­ra, zey­tin bağ­la­rı­na uza­nı­yor yok edi­ci­le­rin,van­dal­la­rın kı­rı­la­sı­ca el­le­ri.

Didim'de; dün gör­dü­ğün zey­tin­lik­de, bugün yan­gın, yarın yap-sat­çı­la­rın top­ra­ğın kar­nı­nı yaran kep­çe­le­ri, zey­tin­le­rin ye­ri­ne be­ton-çi­men­to dö­kü­yor...​Ve on­la­rın ne göz­le­ri, ne de ka­rın­la­rı hiç, ama hiç doy­mu­yor ne yazık ki..

 

GÖREN GÖZ, SÖY­LE­YEN DİL PAY­LAŞ­MIŞ...​Pay­laş­mış da ne olmuş?...

Ya­kı­nı­yo­ruz...Ül­ke­mi­zi, ül­ke­mi­zin var­lık­la­rı­nı kem göz­ler­den sa­kı­nı­yo­ruz...​Sonuç; elde var sıfır...

Sa­bah­çı kah­ve­le­rin­de­ki ga­rip­ler gibi miyiz yoksa ?...​Onca gam­sız­lar uyur­ken mışıl, mışıl; biz gamlı bay­kuş­lar dü­şün­ce­le­rin gir­da­bın­da...

Oysa...

Ko­yun­la­rı say­dık­ça uy­ku­su ge­lir­miş biz­den ön­ce­ki­le­rin. Say, say ko­yun­la­rı; tü­ken­mi­yor­lar ki en ve­rim­li dö­ne­min­de üre­tim 2002'den beri...

Veee

Kasım ayı geldi...​Ya­kın­dır BÜTÇE/KÜRT­ÇE GÖ­RÜŞ­ME­LERİ; daha şim­di­den HA­YIR­LI OLSUN mu de­me­li?...

Ne demek mi bunun an­la­mı ?...,

Yıl­lar­dır BÜTÇE gö­rüş­me­le­ri baş­lar; ko­mis­yon­lar top­la­nır, TBMM'de gö­rüş­ler açık­la­nır, tar­tış­ma­lar ya­pı­lır...

Ama bö­lü­cü­le­rin BİR TÜRLÜ DEĞİŞME­YEN bir tek gün­dem mad­de­si var­dır; KÜRT­ÇE, KÜRT­ÇÜ­LÜK, BÖ­LÜ­CÜ­LÜK...

ANA­YA­SA'nın de­ğiş­ti­ri­le­mez ilk üç mad­de­si bile de­ği­şir/de­ğiş­ti­ri­lir, Ana­ya­sa'nın içe­ri­ği de­ği­şir /de­ğiş­ti­ri­lir; ama bö­lü­cü­le­rin bu gün­dem mad­de­si hiç de­ğiş­mez, de­ğiş­ti­ril­mez...​Ba­ka­lım bu yıl neler ko­nu­şu­la­cak, tar­tı­şı­la­cak, ne söv­gü­ler dü­zü­lecek, ne kav­ga­lar iz­le­necek TBMM tv yan­sı­la­rın­dan?...

Ha­yır­la­ra ve­si­le olsun desek mi acaba ?... Ol­ma­ya­cak duaya amin den­me­ye­ce­ği­ne göre...​Yormaya­lım çe­ne­mi­zi, na­sıl­sa gül­dü­re­mi­yo­ruz ül­ke­mi­zin çeh­re­si­ni...

Ama içi­miz ya­nı­yor­muş zey­tin­lik­ler için...

Bir de demiş ki ozan; sen yan­ma­san, ben yan­ma­sam, nasıl çı­ka­cak ka­ran­lık­lar ay­dın­lı­ğa?...

Be hey sev­gi­li ozan; var­ken bu kadar oyun bozan...​Bu ülke hep­den kül, duman da...İtfa­iye­ci­le­rin başka iş­le­ri var,var ki yan­gı­nın ya­nın­dan geçip, gi­di­yor­la

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Sayfa 2 / 2