22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

“YA RANT YA HAYAT” TERCİH BELEDİYELERİN !

Geçtiğimiz Cuma akşamı Ege Denizinde 6,8 büyüklüğündeki depremin en çok hissedildiği yerlerden biri olan Didim’de Aydın Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Başkanı Hasan Kuru gerçekleşen Depremi gazetemiz için değerlendirdi.

Kuru Depremle ilgili sayısal veri ya da depremin sistematiği ile ilgili konuşmak yerine yaşam alanlarında ve konutlarda deprem öncesi neler yapılması konusundaki eksikliklere dikkat çekmek istediğini söyledi.

“Deprem, konutunuzu ya da ofisinizi teknik detaylara dikkat ederek yaparsanız   öldürmez, bunu bilerek tercih yapmak gerekiyor, ya rant  ve kar uğruna riskli konutlar üretilecek ya da temelden başlayan zemin etüdü ve değerlendirmeler ve işin uzmanından  görüş alarak ve kurallar uygun binalar inşa etme tercihi yapacaksınız.

Aydın’da 17 belediyeden yalnızca 3’ünde jeoloji mühendisi var ve kontrol noktalarında olmasalar da mühendislik bilgilerinin mutlaka dikkate alınması  konusunda tercihin belediye yönetimlerince  önemsenmesi gerekiyor. Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bilgi isteyen, danışmak isteyen tüm kurumlara destek ve görüş bildiriyoruz, ancak bu kimsenin isteğine ya da yönetim anlayışına bağlı kalmadan bir kural haline gelmesi gerekiyor” diyen Kuru JMO olarak yürütülen çalışmalarla ilgili de bilgiler verdi.

“Bizden görüş isteyen her kuruma bila bedel görüş bildiriyor danışmanlık yapıyoruz. Ancak durumdan vazife çıkarıp kurumların işine de karışmak istemiyoruz. Oda olarak bina öncesi zemin etüdü ve sağlamlaştırma ile ilgili bir yönetmelik hazırlıyoruz, mevcut yönetmelik güncellenmediği için ve her bölgeye tek yönetmelik  uygulandığı için farklı yerlerde farklı uygulamalar yapılmıyor ya da yapılamıyor. Her bölgenin jeoloji sistematiği farklı  tek tip yönetmelikle bu iş yürütülemez.

Korku yaratmak yada panik yaratmak için söylemiyorum ama yaşanan 6.3’lük deprem denizde değil de kıyıda ya da karada olsaydı bunun bedeli çok büyük olurdu, Kıyı bölgede yaşayanların iç bölgelerde yaşayanlardan daha fazla özellikle zemin sağlamlaştırma ve temel öncesi ciddi bir çalışma yaptırmaları ve söylenenleri dikkate almalarını istiyoruz, depremle ilgili teknik ve ayrıntılı bilgisi olanlar ne demek istediğimi anlarlar” diyen  ve JMO olarak belediyelerle görüştüklerini ve mesleki disiplinle yapılması gerekenleri aktardıkların da belirten Başkan Hasan Kuru; “Biz oda olarak belediyeler mutlaka bir jeoloji  ya da jeoteknik mühendisi çalıştırmaları gerektiğini bir kez daha önemle söylüyoruz. Yapı denetimlerinde mutlaka jeoloji disiplinleriyle çalışılmasını müsamaha gösterilmemesini önemle hatırlatıyoruz. Vatandaşın istese bile Belediyeler bu konuda inisiyatif almalı ve irade göstermeli ya rant ya insan yaşamı tercihini  seçmeli” dedi.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 13:58

AK PARTİ İLÇE KONGRE DELGELERİNİ SEÇTİ

AK PARTİ İLÇE KONGRE DELGELERİNİ SEÇTİ

Ak Parti Didim ilçe Teşkilatı parti içi seçimlerde oy kullanacak olan delegelerini seçti. Parti tüzüğünün 12. maddesi gereği 400 delegenin seçimin için İlçe binasında sandıklar kuruldu.

Ak Partide delege tespiti,  partinin son milletvekili genel seçiminde o ilçede almış olduğu toplam oy rakamına bölünerek ve bölme sonucu çıkan kat sayının, o ilçeye bağlı her mahalle veya köyde alınmış oyla çarpımı sonucu çıkan sayı ile tahsis olunan sayının toplamı, ilgili mahalle veya köyün ilçe kongresi için seçeceği delege sayısını belirliyor.

Parti binasında yapılan seçimlerde ilçe başkanı Cenk Ünlü’de oyunu kullandı, Ünlü genel merkezin belirlediği seçim takvimine uygun olarak süreci başlattıklarını Didim’de kayıtlı 9320 üyenin tamamının oy kullanabileceği  mahalle delege seçimlerin yoğun katılımla yapıldığını belirtti.

Referandum sonrası  seçimle ilgili sürecin genel merkezin talimatları doğrultusunda  başlanıldığını Aydın il teşkilatının 17 ilçedeki takvimi netleştirmesinin ardından hazırlıkları tamamlanan delege seçimlerinin mahallelerdeki kayıtlı seçmen ve partinin o mahalleden aldığı oyla orantılı bir formülle mahalle bazında tespit edildiğini söyledi.

16 mahallede en yüksek delegeliğin Yeni Mahallede olduğunu ve 79 delegenin seçileceğini, 78 delegeli Efeler Mahallesini 68 oy ile Cumhuriyet Mahallesinin takip ettiğini en az delegeliğin Nüfusla orantılı olarak Batı Köyde 2 delege Akköy’de 4 delege ve Mavişehirde 6 delegenin olduğunu belirtti.

Ak Partinin seçim süreci gereği ilçe başkanlığı seçimleri hazırlıklarına başlayacaklarını  da söyleyen Cenk Ünlü Ağustos ayı başında bitecek olan delege seçimlerinin ardından 19 Ağustos ile 12 Kasım 2017 tarihleri arasında genel merkezin uygun göreceği bir tarihte de ilçe başkanlığı seçimlerinin yapılacağını söyledi.

 

Ünlüden alınan bilgilere göre nüfusla orantılı olarak belirlenen diğer mahallelerdeki delege sayıları şöyle; Akbük 22, Ak Yeniköy 16, Altınkum 16, Balat9, Çamlık Mahlallesi 24, Denizköy 11, Fevzipaşa9 Hisar Mahallesi27 Mersindere 8 ve Yalı Köy 7

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 13:58

HELP İN HANDS YİNE YÜZ GÜLDÜRDÜ

HELP İN HANDS YİNE YÜZ GÜLDÜRDÜ

Didim’de yaşayan İngilizlerin oluşturduğu ve Kent Konseyi bünyesinde bir çok yardım yapan gönüllü oluşum önceki gün iki engelliyi daha sevindirdi.

Didim Yöresi Engelliler derneği üyesi bedensel  engelli  Halil İbrahim Nadas ve İbrahim Budak’a  yardımı yapan kafede düzenlenen törenle teslim edildi. Sandalyelerine kavuşan engellilerin sevinci yüzlerine yansıdı ve İngiliz gönüllerin bazıları duygusal anlar yaşadı.

Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Casper isimli barda zaman zaman eğlenceler ve yarışmalar düzenleyen ve bu oyunlardan elde edilen bir takım gelirleri daha sonra yardıma çeviren gönüllü gurup, Büyük Suskunluk adına verdikleri  bir oyunda elde ettikleri 3 bin Tl yi Help İn Hands gurubuna teslim etmişler.  48 saat boyunca hiç konuşmadan günlük yaşam sürdürülen Büyük Suskunluk”  oyununda İngiliz vatandaşı Martin Gibson’un hiç konuşmadığı oyun sırasında da 3 bin Tl para birikmiş ve kafede daha önceki oyunlarda da biriken paralarla birleştirilmiş ve elektrikli sandalye alınması amacıyla guruba teslim edilmiş.

Help in Hands gurubu  sözcüsü Lynn Cole cafedeki  İngilizler yardım yapılan Halil İbrahim Nadas’ın doğuştan engelli olduğunu ve engel derecesinin %87 olduğunu sandalye verilen İbrahim Budak’ın geçirdiği bir beyin kanaması sonucu bazı yeteneklerini kaybettiğini  ve dolayısıyla verilen bu araçların onları sosyal hataya katacağını belirti ve yardım yapan cafe sahibine ve İngilizlere aileler adına teşekkür etti.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

24 Temmuz Gazeteciler Günü ve Basın Bayramı

Türk basınında sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak her yıl 24 Temmuz'da “Gazeteciler ve Basın Bayramı” kutlanmaktadır.

Vatandaşın haber alma özgürlüğü için kişisel özgürlüğünden olan kişidir gazeteci diye yazmalı haberci bu günlerde yaptığı tanımda... Sen oku, sen öğren sen de bil diye tüm olanı biteni ... çünkü bugün bizler basında sansürün kaldırılmasının bayramını kutluyorduk emekçi gazeteciler olarak normalde. Normal günler içerisinde olmadığımız gerçeği ile son yıllarda Türkiye'de mezuniyet alanları arasında en yüksek işsizlik oranı sanat ve gazetecilik alanlarında gerçeği ile yaşıyoruz. İşini işinin gereği gibi yapabilmek adına mücadele eden gazetecilerin kendilerini bile haber yapamadıkları gerçekleri ile yüzyüzeyiz.

Vatandaşın haber alma özgürlüğünü kutluyoruz normal şartlarda Sahada yetişmiş, mesleğin her halinde görev almış ve her türlü zorlu şartlarına direnmiş meslektaşlarımız bugün hiç olmadıkları kadar kaygılı.

 

Kutlama yapamıyoruz; çünkü artık gazeteciler mesleklerinin gereklerini yerine getirmeye çalışırken hedef haline getiriliyor; darp ediliyor, şiddete maruz kalıyor ya da ölüyor. Ne yazık ki, son 6 ayda çeşitli saldırılarda 165 basın emekçisi yaralandı. Ölen arkadaşlarımızın failleri de bulunamadılar.

Okumak istediğiniz özlediğiniz tüm o güzel haberler için, hiç okumak duymak istemediğiniz bir takım haberleri paylaşmamız bu haberleri yapmak için gereğini yerine getirmek gerektiğini biliyoruz.

Biz emekçi gazeteciler olarak 'Gazeteciler Günü ve Basın Bayramı'nı günün anlam ve önemine yakışır halde kutlamak ve yaşatmak istiyoruz.

Artık sansür içimizde...

Didim Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu adına Başkan

Ergun KORKMAZ

Ka­mu­oyu­na sevgi ve say­gı­la­rı­mız­la...

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 13:55

DEPREM BİLİNÇİ EĞİTİMİ VERİLECEK

DEPREM BİLİNÇİ EĞİTİMİ VERİLECEK

Didim Arama Kurtarma Derneği geçtiğimiz hafta yaşanan depremin ardından bir dizi eğitim verecek.

Didim Ticaret Odası ve Didim Belediyesinin katkılarıyla düzenlenecek olan eğitimlerde Deprem sırasında nasıl davranılacağına ilişkin bilgiler verilecek ve Didim’de deprem sırasında ve sonrasında neler yapılması gerektiği anlatılacak.

Didim Arama Kurtarma Derneği 25 Temmuz 2017 Salı günü saat 20.30’da  Didim Ticaret Odası Aytaç Nurullah Kocabıyık Kültür Merkezinde yapılacak olan Temel Afet Bilinci Eğitimi ne tüm Didim halkını davet etti.

 

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 13:54

ŞEHİT POLİSİN ADI SÖKE’DE YAŞAYACAK

ŞEHİT POLİSİN ADI SÖKE’DE YAŞAYACAK

Aydın-İzmir otoyolunda 11 Ocak 2016 tarihinde gizli buzlanma yüzünden meydana gelen ve 9 kişinin yaralandığı zincirleme trafik kazasına müdahale eden Aydın Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru İbrahim Karaarslan (44), kontrolden çıkan otomobil ile bariyer arasında sıkışarak ağır yaralanmıştı. Aydın Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan Karaarslan, tüm müdahalelere rağmen 8 gün sonra şehit olmuştu.

Aydın Emniyet Müdürlüğü Şehit Polisin adını Söke Trafik Denetleme İstasyonuna verme kararı aldı.

Yarın (25 Temmuz 2017) Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger ve Aydın Emniyet Müdürü Dr Rahmi Baştuğ’un katılımıyla14,30’da yapılacak.

 

Aydın Valiliğinden verilen bilgide “11/01/2017 günü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü sorumluluk alanındaki Aydın-İzmir Otoyolunda oluşan gizli buzlanma nedeni ile meydana gelen zincirleme trafik kazasında, görevli olarak kazaya müdahale ettiği esnada ağır yaralanan ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 19/01/2017 günü şehit olan Polis Memuru İbrahim Karaaslan’ın ismi Söke Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğine verilecek” Denildi.

Yayınlandığı yer Didim

Eğitim Sen Didim Temsilciliği  Yürütme Kurulu adına Öğretmen Turgay Elçi, 1/07/2017 tarih ve 30130 sayılı Resmi Gazete’de  yayınlanan “Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik”le ilgili  olarak bir basın bildirisi yayınladı.

Milli Eğitim Bakanlığının bu yönetmeliğe dayanarak Yetkilerini Diyanete Devretmeye Devam Ettiğini iddia  ettiği açıklaması şöyle; “Yönetmeliğin amacında, vergi muafiyeti bulunan vakıflara, mülkiyeti hazineye ait olan kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların 49 yıllığına bedelsiz olarak verilmesi öngörülmüştür.

Yönetmelik, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4’üncü maddesinin ikinci fıkrası ile geçici 21’inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik ile Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti  yürütenlere Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilecektir.

Kanunda Diyanet İşleri Başkanlığının adı geçmemesine rağmen Yönetmelikte eğitim ve yurt için yapılan başvurularda Milli Eğitim Bakanlığı veya Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hazırlanacak plan ve projeler için uygun görüş alma zorunluluğu getirilmektedir. Bu şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı eğitimle ilgili kurumlarda ibadet yeri zorunluluğu vb. konular dışında teknik içerikli plan ve projelerde bile söz sahibi olarak eğitimin içine girecek ve uygun görüş vermezse hazırlanan projeler uygulanamayacaktır.

Kanunda Diyanet İşler Başkanlığı’na bir sorumluluk verilmemesine rağmen yönetmelikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na belirleyici rol verilmesi kanuna da aykırılık oluşturmaktadır.” Denildi.

Elçi’in açıklamasında ; “ Yönetmelikle yapılan düzenlemeye göre eğitim faaliyeti yapacak ya da yurt açacak vakıfların, hiç ilgisi olmadığı halde Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan uygun görüş almak zorunda kalacak olması dikkat çekicidir. Yayımlanan bu yönetmelik ile vakıfların eğitim faaliyetleri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kontrolüne geçmiş olacak; Milli Eğitim Bakanlığı devre dışı kalacak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın izni olmadan vakıflar eğitim faaliyetlerini sürdüremeyeceklerdir. Eğitim ve yurt faaliyetleri için Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan uygun görüş alınacak olması ne kanuni, ne de teknik açıdan açıklanabilecek bir durum değildir.

430 sayılı Kanun ile ülke genelinde eğitim faaliyeti yürüten tüm kurumlar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Yayımlanan bu yönetmelik ile vakıfların eğitim ve yurt faaliyetlerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ait olan yetkinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nca paylaşılacak olması 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu’na da aykırıdır.” Deniliyor.

Elçi Açıklamasının son bölümünde ise ; “ Özellikle 4+4+4 yasası Nisan 2012’de resmi gazetede yayınlandığı günden bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’nın yerini Diyanet İşleri Başkanlığı almıştır. Hac organizasyonları, umre yarışmaları, yaz okulları, sıbyan okulları, ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’ vb. projeler, konferans, sempozyum vb. tüm etkinlikler, müfredat değişikliği sürecinde Diyanet İşleri’ne bağlı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Komisyonu’nun tüm derslere değerler eğitimi üzerinden uygunluk vermesi gibi yapılan tüm uygulamalar da MEB’in görev ve yetkilerini Diyanet İşleri Başkanlığı’na devretmekte olduğunu göstermektedir.

Yayınlanan yönetmelik, bugüne kadar gelen yaşanan tüm olumsuzlukların devamı niteliğindedir. Kamu kaynakları devlet okullarına, devlet yurtlarına ayrılmalıdır. Taşımalı eğitim sistemi okul yetersizliği üzerinden Türkiye tarihi boyunca görülmemiş bir rakama 1,5 milyona ulaşmıştır. Okul ve yurt yetersizliğinden kaynaklı 2012’den bu yana örgün eğitimden ayrılan öğrenci sayısı 1 milyon 287 249 sayısını bulmuş ve ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen atama beklerken bu uygulama devletin sosyal devlet ilkesinden ve kamusal eğitimden, bilimsel eğitimden tamamen vazgeçildiğinin kanıtıdır.

Eğitim sisteminin özelleştirmeye ve bilimi, laik, bilimsel eğitimi reddeden ideolojik dini yapılara devredilmesi asla kabul edilemez. Bu tür uygulamalar ile yeni Ensarlar, yeni Aladağlar gibi yeni vakaların yaşanması kaçınılmazdır.

Tüm çocuklarımız ve geleceğimiz için tek çözüm; kamusal eğitime sahip çıkma sesini, sözünü, mücadelesini güçlendirmektir.” Dedi.

 

Yayınlandığı yer Didim

Vali Köş­ger; “Basın men­sup­la­rı 15 Tem­muz’da de­mok­ra­si­den yana tavır koydu”

Basın Bay­ra­mı do­la­yı­sıy­la bir kut­la­ma me­sa­jı ya­yın­lan­dı.

24 Tem­muz 1908 ta­ri­hi­nin ül­ke­miz­de ba­sın­dan san­sü­rün kal­dı­rıl­dı­ğı tarih ol­du­ğu­na işa­ret eden Vali Köş­ger, “Bu ta­rih­te ga­ze­te­ler ilk kez san­sür­süz ola­rak ya­yın­lan­ma­ya baş­la­mış ve san­sür ağır suç­lar­dan biri sa­yıl­mış­tır. Bu ne­den­le bu­gü­nü ‘Basın Bay­ra­mı’ ola­rak kut­lu­yo­ruz. Gü­cü­nü ka­mu­oyu des­te­ğin­den alan, hal­kın haber alma hak­kı­nın kul­la­nıl­ma­sı­nı sağ­la­yan basın, önem­li ve etkin bir de­ne­tim or­ga­nı olma mis­yo­nuy­la de­mok­ra­si­nin temel un­sur­la­rın­dan­dır. Şüp­he­siz, de­mok­ra­si­nin tüm kurum ve ku­ral­la­rıy­la iş­ler­lik ka­zan­ma­sı, iyi iş­le­yen bir medya ya­pı­sıy­la müm­kün­dür. Med­ya­nın güçlü ol­ma­sı, gerek ifade öz­gür­lü­ğü­nün te­mi­ni, gerek ka­mu­oyu­nun istek ve ta­lep­le­ri­nin doğru yan­sı­tıl­ma­sı açı­sın­dan ha­ya­ti önem­de­dir. Bun­dan do­la­yı ga­ze­te­ci­lik, gü­nü­müz­de en di­na­mik ve fe­da­kâr­lık is­te­yen mes­lek­le­rin ba­şın­da gel­mek­te­dir. Ya­zı­lı ve gör­sel bo­yu­tu­nun yanı sıra, sanal or­tam­da da ciddi iler­le­me­ler kay­de­den ba­sı­nı­mı­zın, geç­miş­ten gü­nü­mü­ze ül­ke­mi­zin ve ili­mi­zin ge­liş­me­sin­de çok de­ğer­li kat­kı­la­rı ol­muş­tur” dedi.

 

 

“Özel­lik­le 15 Tem­muz sü­re­cin­de hain darbe gi­ri­şi­mi­ne karşı, dev­le­ti­mi­zin ve mil­le­ti­mi­zin ya­nın­da yer ala­rak de­mok­ra­si­den yana tavır koy­ma­sı ve ce­sa­ret­le olay­la­rın ay­dın­lan­ma­sı­nı sağ­la­ma­sı her tak­di­rin üze­rin­de­dir” diyen Köş­ger, me­sa­jın­da şu ifa­de­le­ri kul­lan­dı: “Dün ol­du­ğu gibi ya­rın­lar­da da ba­sı­nı­mı­zın, doğru ve hızlı bi­çim­de bilgi ve haber verme, kamu ya­ra­rı­nı il­gi­len­di­ren konu ve olay­lar­da ka­mu­oyu oluş­tur­ma ve top­lu­mu ay­dın­lat­ma iş­le­vi­ni ye­ri­ne ge­ti­rir­ken; mes­lek il­ke­le­ri ve eti­ği­nin gö­ze­til­me­si, ki­şi­lik hak­la­rı­na, özel ya­şa­ma, giz­li­lik ala­nı­na saygı gös­te­ril­me­si, doğru ol­ma­yan ha­ber­ler­den ka­çı­nıl­ma­sı gibi il­ke­ler doğ­rul­tu­sun­da ha­re­ket ede­rek ül­ke­mi­zin ay­dın­lık ge­le­ce­ği­ne kat­kı­lar su­na­ca­ğı­na yü­rek­ten ina­nı­yo­rum. Bu duygu ve dü­şün­ce­ler­le top­lu­mu ay­dın­la­tan, dün­ya­da ya­şa­nan tüm olay­la­rın ve ge­liş­me­le­rin biz­le­re ak­ta­rıl­ma­sı için gece gün­düz de­me­den, ge­re­kir­se ha­yat­la­rı­nı teh­li­ke­ye ata­rak büyük çaba sarf eden, her ko­şul­da so­rum­lu­luk bi­lin­ciy­le ça­lı­şa­rak bu zor ve me­şak­kat­li gö­re­vi ye­ri­ne ge­ti­ren tüm basın men­sup­la­rı­mı­zın 24 Tem­muz Basın Bay­ra­mı­nı kut­lar, basın emek­çi­le­ri­ne ça­lış­ma ya­şam­la­rın­da ba­şa­rı­lar di­le­rim”                           (İHA)

Yayınlandığı yer Didim

“43. YIL ÖNCE BİZ ADAYA BARIŞ GÖTÜRDÜK”

Kıbrıs Barış Harekatının 43. yıl dönümü yarın  Didim Ticaret Odası Kültür Merkezinde yapılan etkinlikle hatırlandı.

Didim Ticaret Odası Kültür Merkezi Nurullah Kocabıyık salonun fuayesinde resim sergisi ile başlayan Kıbrıs Barış Harekatının 43 Yılı etkinlikleri  Kıbrıs harekatı ile ilgili anıların anlatıldığı  konuşmalar, Şiir Dinletisi ve Multivizyon gösterisiyle devam etti.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan gece de ilk konuşmayı kendisi de Kıbrıs Gazisi olan Astsubay Hasan Karataş yaptı. Karataş harekatın ilk dakikalarından başlayarak Beş Parmak dağlarında sürdürülen harekatla ilgili hem kendi anılarını hem de daha sonra askeri bilgilerden elde edilmiş gerçekleri anlattı.

Didimli er Rıdvan Çakır’ın da şehit olduğu ilk harekat dakikalarını heyecanla anlatan gazi Karataş Kıbrıs’a gezi amaçlıda olsa gideceklerin harekatın yaşandığı yerleri mutlaka görmelerini tavsiye etti.

Ardında söz alan Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay,  Kıbrıs Barış harekatı  sırasında ve sonrasında yaşananları anlattığı konuşmasına -“Arkadaşlar, Kıbrıs düşmanın elinde bulunduğu sürece, bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz, bu ada bizim için önemlidir” diyerek adanın önemine dikkat çeken Atatürk’e ait sözle başladı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve hükümetin koyduğu iradenin öneminden bahsetti.

Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in uluslararası müzakerelerde çözümsüzlük çıkması üzerine “ Ayşe Tatile Çıksın” şifresiyle başlayan Kıbrıs Barış Harekatının” bu sözlerle ve “Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Adaya gidiyoruz” diyen Başbakan Bülent Ecevit’in sözleriyle hatırlandığını söyledi.

Didim Kaymakamı İskender Yönden’de  yaptığı konuşmasında Adana’da hareketin başladığı günlerde binlerce gönüllünün Askerlik şubelerinin kapısında oluşan uzun kuyrukları hatırladığını ve daha sonra Kıbrıs ziyaretinde Beşparmak Dağlarında kayaların üstüne kadar çıkabilmiş ve orada anıt olarak kalmış tankın kendinde yarattığı heyecanı anlattı.

Kurtuluş savaşındaki şehirler ve gazilere saygı duyduğunu söyleyen Kaymakam İskender Yönden gazileri ziyaret etmeyi ve Şehit aileleri ile birebir görüştüğünü bunu bir devlet memuru olarak değil vatanını seven bir vatandaş olarak yapmak gerektiğini ve kendisinin de bunu yaptığını belirtti.

Kıbrıs’ta şehit olan Didimli asker Rıdvan Çakır’ın ailesinin de salonda olduğunu yeni öğrendiğini  söyleyen Kaymakam Yönden “biz bu ülkeyi ve yavru vatan Kıbrıs’ı o şehitler ve gazilerimizin kanlarıyla aldık ve sahip çıkacağız” dedi ve Kıbrıs harekatının yıl dönümünde böyle bir etkinliği düzenleyen Belediye Başkana Deniz Atabay’a ve tüm personele teşekkür etti

Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Başbakan Bülent Ecevit'in Özel Kalem Müdürü olan Diplomat Fotoğraf Sanatçısı Zeynel Yeşilay Bülent Ecevit’in  “Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs’a indirme ve çıkarma harekâtı başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışma olmaz. Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Adaya gidiyoruz. Bu karara ancak tüm politik ve diplomatik yolları denedikten sonra mecbur kalarak verdik. Bütün dost ülkelere, bu arada son zamanlarda yakın istişarede bulunduğumuz dost ve müttefiklerimiz Birleşik Amerika’ya ve İngiltere’ye, meselelerin müdahalesiz ve diplomatik yollardan halledilebilmesi için gösterdikleri iyi niyetli çabalar için şükranlarımı belirtmeyi borç bilirim. Eğer bu çabalar sonuç vermediyse elbette sorumlusu bu iyi niyetli gayretleri gösteren devletler değildir. Tekrar bu hareketin insanlığa milletimize ve tüm Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim.” Sözleri ile hatırlandığını belirtti ve dünya tarihine bu konuşmanın “Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Adaya gidiyoruz”  sözleriyle geçtiğini belirtti.

Kıbrıs’taki görevi boyunca kendisine eşlik eden Olgun Asım adlı bir mücahidin Kıbrıslı Türklerin neler yaşadığı hakkında bilgiler aldığını ve bir çok kahramanlık destanının yazıldığı yerleri bizzat ziyaret  ettiğini de belirten Yeşilay halen devam eden Kıbrıs müzakerelerinin o zaman gösterilen iradenin devam ettirilmesi durumunda sonuç alıcı olunabileceğini de belirtti.

Fotoğraf sanatçısı olarak görev sırasında ve sonrasında Kıbrıs’ın bir çok yerinden fotoğraf çektiğini ve salonun fuayesinde bunlardan yalnızca 290 tanesini sergilediğini arşivinde 10 binlerce Kıbrıs fotoğrafı olduğunu söyledi ve katılanlara teşekkür etti.

Bu konuşmaların ardından etkinliğe katılan Şair İlter Yeşilay’ın sözlerini yazdığı ve Türk Sanat Müziği Repertuvarına girmiş olan  şarkısını dinleyen salondakiler daha sonra şairin viyolonsel eşliğindeki şiirlerini dinlediler.

 

Yeşilay çiftinin resimlerinin multivizyon gösterisinin ardından halen hayatta olan Gazilere birer plaket takdim edildi ve  etkinlik sonunda kokteyle birlikte Şair İlter Yeşilay Kendi Romanı olan Yağmur Taşı kitabını imzalayıp okurları ile sohbet etme fırsatı buldu.

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 21 Temmuz 2017 14:06

DİDİM’DE HALK SOKAĞA DÖKÜLDÜ

 

DİDİM’DE HALK SOKAĞA DÖKÜLDÜ

Önceki gün saat 01,31 civarında merkez üssü Ege Denizde 12 adalar bölgesinde olan  10 km derinlikte meydana gelen deprem Didim’de de yoğun hissedildi.

Kandilli Rasathanesinin resmi sitesinde şiddeti 6,8 olarak kaydedilen deprermin artıcılar gece boyunca devam etti. Resmi olmayan bilgilere göre Kos adasında 2 ölümlü vaka olduğu bilgisi ve çok sayıda yaralı haberlerinin ardından Türkiye’de en fazla hissedilen bölgelerden Didim Bodrum ve Gökova’da herhangi can kaybı ve yaralı haberi gelmedi.

 

Deprem sonrası bazı bölgelerde Tsunami bilgisi gelse de resmi olarak doğrulanmadı. Didim’de bazı bölgelerde halk evlerine girmeden sokaklarda sabahladı.

Tarih (TS)

Enlem

Boylam

Derinlik

Tip

Büyüklük

Ülke

Diğer

21/7/2017 01:48:28

36.9136

27.3833

18.79

Mw

4.4

-

Ege Denizi, 8.03 km. Bodrum (Mugla)

21/7/2017 01:40:48

36.9515

27.5213

7.00

ML

3.7

Türkiye

Gokova Korfezi, 3.12 km. Bodrum (Mugla)

21/7/2017 01:38:00

36.8980

27.4041

2.65

ML

3.8

-

Ege Denizi, 8.79 km. Bodrum (Mugla)

21/7/2017 01:37:37

36.8576

27.6560

7.43

ML

4.0

Türkiye

Gokova Korfezi, 5.29 km. Datça (Mugla)

21/7/2017 01:31:12

36.9740

27.5230

7.80

Mw

6.3

Türkiye

 

Yayınlandığı yer Didim