17 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

BU ÜLKE,  KURUCULARIMIZ, ŞEHİTLERİMİZ BİZİ GÖREVE ÇAĞIRIYOR!

Atatürkçü Düşünce Derneği  Didim Şube Başkanı Türker Bacaksız  ““Yurtseverlere Çağrımızdır Irak’ta Yapılacak Halk Oylaması Ülkemizin Bölünmez Bütünlüğünü Tehdit Etmektedir” başlıklı bir basın açıklaması yayımlayarak endişesini kamu oyu ile paylaştı.

Bacaksız Bu ülke,  kurucularımız, şehitlerimiz bizi göreve çağırıyor! diye devam eden açıklamasında şu görüşlere de yer verdi; “ Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın en güzel coğrafyasında ve tarihin en stratejik noktasında kuruludur. Doğal güzellikleri, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri yanında, stratejik önemi,  değerini birkaç kat daha arttırmaktadır.

Binlerce yıldır bu topraklarda devlet kuranlar bir ateş çemberi içinde kalmışlardır. Yüz yıl önce gizlice imzalanan Sykes Picot anlaşması bu durumun en kesin kanıtı olduğu gibi, anlaşmayı yapanlar, aradan geçen yüz yıla rağmen amaçlarından asla vazgeçmemişlerdir.

Yaklaşık 20 yıl önce açıklanan BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi) yüz yıl önceki anlaşmanın halen geçerli olduğunu bir kez daha göstermiştir. En yetkili ağızlar bölgemizde 22 ülkenin haritasının değişeceğini ilan etmiş, geçen zamanda pek çok ülkede iktidarlar devrilmiş, o ülkelere vahşet, kan ve ölüm egemen olmuş, siyasal yapıları parçalanmış ve yeni oluşumlar türemiştir.

Birinci Körfez Savaşı ile başlayan Irak’ın işgali ve bölünme süreci; ABD’nin ve İsrail’in Kürt yönetimine verdiği destek ile zaman içinde ivme kazanmış ve bugünkü “halk oylaması” açıklaması noktasına gelinmiştir. Bu süreci iyi göremeyen ve partisinin kurultayında onur konuğu eden mevcut siyasi iradenin Barzani’ye verdiği kredi, Barzani ve yandaşlarının “halk oylaması” kararını almalarında etkili olmuştur.

Irak’ın kuzeyinde Barzani milislerinin ülkemiz topraklarını kullanarak Ayn-el Arap’a (Kobani) ulaşması Barzani yönetimini cesaretlendiren ayrı bir gelişme olmuştur. Hava limanlarımıza asılan Barzani yönetiminin sözde bayrakları, Barzani’ye açıkça destek verildiği şeklinde anlaşılmıştır.

Beş yılı aşkın süredir Suriye’de sürdürülen savaş, emperyalizme hizmet eden ve onlardan destek gören Kürt yönetiminin Akdeniz’e açılma projesinin en önemli adımıdır. Kendilerini emperyalizmin hizmetine bağlamış Kürt yönetimi şimdi bölgeyi kana ve ateşe boğan ABD emperyalistlerinin kışkırtması ile 25 Eylül 2017 tarihinde “Bağımsız Kürdistan” için bir halk oylaması yapacaklarını ilan etmişlerdir. Bu girişime karşı ülkemizden yeterli tepki gelmediği gibi bazı ihanet odakları Diyarbakır ilimizde bu oylamaya destek toplantılarını sürdürmektedir. Bu büyük bir kışkırtma ve bölgeyi daha büyük çapta ateşe vermek için geri dönülmez bir yoldur. Bu ateş, Irak ve Suriye’den sonra İran’ı ve ülkemizi de saracaktır. Bu gidişe ulusça karşı çıkmalı ve tüm yurtsever güçler olarak birlikte hareket etmeliyiz.

Mevcut siyasi iradenin, bu halk oylamasına karşı olduğunu açıklaması yetmez; Irak’ın kuzeyine yönelik ekonomik, ticari ve siyasi tedbirleri alma imkânı vardır. Bu kararlılığı ortaya koymalı ve halk oylamasının yapılması halinde de en sert tedbirleri yaşama geçirmelidir.

Önümüzdeki günlerde yurtsever olmanın ölçüsü bu olacaktır. Geçmişte yapılan kavgaların, kendi tarihimizde yaptığımız iyi ve güzel işlerin değeri kalmayabileceği gibi, yakın geçmişte ülkeye yapılan kötülüklerin de unutulabileceği tarihi dönemece geliyoruz. Bu tarihi dönemeçten savrulmadan çıkmamız halinde, ülkemizin bölünmez bütünlüğü, halkımızın birlikte, özgürce yaşama iradesi ve koşulları sağlanabilecektir.” Dedi.

 

ADD Didim Şube Başknaı Türker Bacaksız diğer kurumlara da; “Bu amaçla tüm siyasal partileri, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek örgütlerini, kısaca kendine “yurtsever” diyen herkesi “Irak’ın Kuzeyinde kukla bir Kürt devleti kurulmasına yol açacak halk oylamasına HAYIR” diyen bu metin çerçevesinde ortak basın açıklamasına davet ediyoruz.” Diyerek açıklamasını tamamladı.

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 16 Eylül 2017 15:25

DİDİM ESNAFINDAN MAVİ BEYAZ KAŞKOLE DESTEK

DİDİM ESNAFINDAN MAVİ BEYAZ KAŞKOLE DESTEK

Didim Belediyespor’a Didimli esnaflar tarafından destekler devam ediyor.

İşyerlerinin en müstesna köşesine asmak için  kaşkol almak isteyen esnafların Didim Belediyespor yöneticiler tarafından teslim edilen kaşkolleri işyerlerinde görünür bir yere asan esnaflar Didim Beleidyespor’a da maddi yardımda bulunuyorlar.

Hafta içinde kaşkol almakiçin yönetim kuruluna başvuran esnaflardan Teknik Ozalit’in sahibi   Orhan Aytekin Bey, Didimspora başarılar diledi ve desteğinin süreceğini söyledi.

Artı's Mangalbaşı lokantasının işletmecisi Serkan Almaz’da Didim Belediyespor Logolu kaşkolü kalabalık yönetici gurubunun elinden aldı ve takıma her zaman her yerde destek olacağını belirtti. Didim esnaflarından Aral Eczanesi sahibi Tütüncü Kardeşler Didim Belediyespor’a manevi  desteğin yanı sıra maddi  desteğe de hazır olduklarını vurgulayarak mavi beyaz kaşkol sahibi oldular.

Metin ve Feridun Tütüncü edindikleri kaşkolün manevi değerinden dolayı  evinde güzel bir köşede sergileyeceğini belirterek takıma başarılar diledi.

 

Didim Belediyespor Başkanı Cezmi Arslan ve Yönetim Kurulu üyeleri Didim Esnafından gördükleri desteğe teşekkür ettiler ve “ Didim Belediyespor Futbol Kulübümüz için Maddi ve Manevi yardımlarından dolayı,  Kulübümüz adına İşlerinde Başarılar diliyorum Sağolsun. Varolsunlar” dedi.

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 16 Eylül 2017 15:23

CENAZEYE SAYGISIZLIK CEMEVİ’NDE KINANDI

CENAZEYE SAYGISIZLIK CEMEVİ’NDE KINANDI

 

Didim Cemevinde geçtiğimiz gün vasiyeti üzerine Gölbaşı İncek mezarlığına gömülmek istediği için işlemler başladıktan sonra mezarlığın bulunduğu köyden  bazı vatandaşların defin işlemi bitmesine rağmen naaşın bu mezarlıktan atılacağı tehditleri üzerine cenaze tekrar mezardan çıkarılan Hatun Tuğluk'un cenazesi defnedilmek üzere gece saatlerinde otobüsle Tunceli’ye gönderildi. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ise cenaze törenine özel izinle katılmıştı.

Olay tüm ülkede olduğu gibi Didim'de tepkiyle karşılandı. Konuyla ilgili olarak Didim Cemevi’nde bir basın açıklaması yapılarak  olay protesto edildi.

İlk konuşmayı Yapan Eğitim Sen Didim Temsilcisi Öğretmen Turgay Elçi "barışı savunan bizler Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Arap’ıyla, Çerkez’iyle yaşamayı savunduk. Bu saldırıyı yapanlar barıştan yana olmayanlardır ve bu saldırıya müdahale ettirmeyen zihniyet dün Semih ve Nuriye'nin duruşmasına gelenleri gözaltına alabildi” dedi ve “Hatun Tuğluk hepimizin anasıdır ve Aysel Tuğluk'un acısını paylaşıyoruz ve herkesin bu acıya saygı duymaya davet ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. .

Ardından Didim Cemevi Derneği Başkanı Hüseyin İlhan; "Cenazelerimiz aynı mezarlığa gömemeyeceksek kardeşlikten nasıl bahsedeceğiz" diye başladı. "Kin ve nefret üzerine kurulan siyasetin geldiği yer bugün cenazelere bile saygı tahammül edemeyenlerin zihniyetin ayrımcılığına  artık ölülerimizde uğrar hale geldi.

Bu güne kadar yapılanlara karşı vicdan çağrısı yaparken artık bu vicdan çağrısının bir anlamı olmadığını gördük. Bu durumdan utanması gerekenler utanmıyor, biz insanlık namına utanıyoruz." dedi.

İlhan Konuşmasını; Çocuklarımızın asimilasyonu için milyarlarca para harcayan Diyanet, birazda kendi çocuklarına, kendi inancını doğru öğretmek  için harcasalardı,  böylece siyasetçilerin kendileri için robotlar yetiştireceğine biraz da insana yatırım yapmış olurlardı" ifadelerini kullandı.

Didim Cemevi Derneği Başkanı Hüseyin İlhan; " Didim Cemevi ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak sözün yetersiz kaldığı, insanın kanını donduran  bu organize nefret suçunu tertipleyenleri, buna göz yumanları ve sessiz kalanları kınıyoruz.

 

Toplumun her kesiminedir sözümüz; 'kindar siyasete alet olmayın. Kirli Siyaset tohumları ekenlere de sözümüz 'ölülerimizi sizin leş siyasetinizin inisiyatifine bırakmayacağız’. Alevi Cemevleri, Hatun ana gibi mezarsız ve topraksız bırakılan her can için açıktır ve açık olacaktır. Ruhu Şad, mekanı nur, menzili açık, devri daim olsun." diyerek tamamladı.

Yayınlandığı yer Didim

KARADA  VE DENİZDE ATATÜRK SEVGİSİ HERGÜN TEKRARLANIYOR

Didim’de düzenlenen tekne turları yolcularını teknelerde ve Didim’in koylarında teknecilerini düzenlediği farklı eğlencelerle memnun ederken dönüş yolunda Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan marşlar eşliğinde karaya yanaşıyorlar.

Saat 10’da başlkayan yolculuklar boyunca tekne içinde bazı ikramlar ve farklı konseptte eğlenen yolcular deniz sefasının son bölümünde karaya yanaşırken Altınkum sahilinde güneşlenen ve denize giren tatilcilere  büyük Türk bayrakları açarak ve ulusal marşlar ve türküler söyleyerek selamlıyorlar.

Denizin içinde ve karada dinlenen tatilciler toplu halde  teknedekilere selamlar gönderiliyor ve çalınan marşlara ve türkülere alkışlar eşliğinde yanıt veriliyor.

 

Didim sahillerinde denizlerindeki bu Atatürk ve ulus sevgisi tatilcileri ve Didimlileri mutlu ediyor ve eğlencenin içinde de olsa ülkeye ve Atatürk’e sahip çıkmanın göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Yayınlandığı yer Didim
Cumartesi, 16 Eylül 2017 15:22

ZİLLER BUGÜN ÇALIYOR

ZİLLER BUGÜN ÇALIYOR

2017/2018 eğitim öğretim yılında  Didim’de 37 Okulda 587 öğretmenle 9370 öğrenci ders başı yapıyor.

Bugün saat 9,00’da Cumhuriyet Meydanında Atatürk anıtına çelenk konulması ile başlayacak programda Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Valiler İlköğretim okulunda yapılacak  olan eğitim ve öğretim yılı kutlama etkinliklerine geçilecek.

Burada saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından günün anlam ve önemine dair konuşmalar yapılacak  öğrencilerin Halkoyunları Gösterileri yapılacak öğrenciler tarafından şiirler okunacak.

Katılan protokol tarafından okula yeni başlayan 1. Sınıf öğrencilerine çiçekler ve bazı hediyeler verilecek.

Anaokulundan birinci sınıflara  kaydolan öğrencilerin hangi sınıflarda ve hangi öğretmende eğitim göreceği ile ilgili kuraların çekilmesinin ardından, geçtiğimiz hafta (11-15 Eylül 2017 tarihlerinde), geçen yıl anasınıfında olanlar ile bu yıl anasınıfına kayıt olan  okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5’inci sınıflarındaki öğrencilerin eğitim ve öğretime hazırlanması amacıyla uyum eğitimi başlamıştı.

3 Anaokulunda 303 öğrenci ve ilköğretim okullarının 1. Sınıfına kayıtları yapılan öğrenciler dün velileri ile birlikte okullarına giderek hem okulu tanıma hem de öğretmenleri ile ilk kez karşılaşmanın heyecanını yaşadılar.

Milli Eğitim Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre diğer sınıflar ve okullarda tüm öğrenciler ise bugün (18 Eylül 2017) ders başı yapacak.

Didim’de sayısal olarak eğitim öğretim yılından; 14 İlkokul, 13 Ortaokul, 3 Anaokulu ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 2 Anadolu Lisesi 1 İmam hatip Lisesi 1 tanede yaygın eğitim kurumu ile 207 Ortaokul Öğretmeni, 195 İlkokul Öğretmeni, 167 Lise öğretmeni ve 18 Anaokulu öğretmeni ile 44 İdareci 45 Kadrolu Personelle görev yapacak. Eğitim öğretim görecek 506 derslikte ortalama 18,51 öğrenci düşüyorken 587 öğretmene de 16 öğrenci düşüyor.

Eğitim yılı takvimde yer alan tarihlere göre birinci kanaat  döneminin bitişi ve  yarıyıl tatili, 22 Ocak 2018 - 2 Şubat 2018 tarihleri arasında yapılacak. İkinci kanaat dönemi ise 5 Şubat 2018 Pazartesi başlayacak 8 Haziran 2017'de sona erecek.

MEB’in hazırlanan çalışma takvimine göre 18 Eylül 2017'de başlayan 2017-2018 eğitim öğretim yılı 8 Haziran 2017'de sona erecek ve öğrenciler yine yaz tatiline girecek. Bakanlığın  yaptığı açıklamaya göre 2018-2019 eğitim öğretim yılı ise 17 Eylül 2018 Pazartesi başlayacak.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger’in Ahilik Haftası Mesajı

Milletimizin köklü geleneklerinden biri olarak yüzyıllar boyunca varlığını koruyan, gücünü ve etkinliğini geniş bir coğrafyada devam ettiren Ahilik kurumunun, medeniyetimizin gelişmesinde, kültür, sanat ve ticaret hayatının zenginleşmesinde, çalışma hayatında ahlaki değerlerin yerleşmesinde büyük rolü olmuştur.

Temelleri Ahi Evran-ı Veli tarafından atılan Ahilik; Selçukludan bu yana sanat, ticaret ve ekonomi gibi çeşitli alanlarda insanları yetiştiren aynı zamanda toplumu ekonomik yönden kalkındıran ve ahlaki esaslarıyla  da sosyal yaşamı biçimlendiren kısacası toplumsal ilişkileri, çalışma yaşamının meziyetlerini esas alarak düzenleyen sosyo-ekonomik bir sistemdir. Mesleki dayanışma temeli üzerine kurulu, güzel ahlaka dayalı, üretimi standarda bağlayan ve ihtiyaca göre sınırlayan, sanatı geliştirmeyi ve nefis terbiyesini benimseyen, sevgi, saygı ve yardımlaşmayı öne çıkaran, insanı merkeze alan, devleti koruyup kollayan evrensel değerler bütünüdür.

Ahilik, dürüstlük, cömertlik ve yardımseverlik ilkelerinin bir arada yaşatılmasını  prensip edinen, yöneticisinden ferdine kadar herkese ışık tutan bir yaşam felsefesi ve idari sistemdir. Toplumsal hayatın ortak paydası olan insanı esas alan Ahilik kültürü ve felsefesi kem bakmamayı, kötü söz söylememeyi ve kimsenin namusuna ve şerefine göz dikmemeyi öğütler.

Ahilik Kurumu, ayrım yapmadan bu coğrafyada yaşayan herkese elini ve gönlünü açmış ve sınırlarımız ötesinde de başka kültürlere ve toplumlara esin kaynağı olmuştur. Yaklaşık bin yıldır topraklarımızda hayat bulan Ahilik kurumunun kültürel, toplumsal ve siyasi boyutlu ilkeleri bugün dünya ülkelerinin her alandaki kalkınmalarına temel teşkil eden ahlaki değerler manzumesidir.

Ahilik kurumu; rekabetin esas olduğu ticari yaşamda, üretim ve hizmette standart ve kaliteyi hedefleyen bununla birlikte yardımlaşma felsefesiyle de üretimde artışa ve çeşitliliğe imkân sağlayan ticaret ahlakını içermektedir.

Ahilik prensiplerinden ve kültüründen bugün de alınması gereken ilhamlar vardır. Ahilik değerleri sadece ekonomik alanda değil sosyal hayatın dinamiklerine de esin kaynağı olmuştur. Böylece toplumu sadece ekonomik boyutta değil, gerek idari gerekse felsefi alanda geliştiren prensipler bütünü olarak değerlendirilmelidir.

Ahilik felsefesinin barındırdığı tüm bu güzelliklerin; ekonomimizin bel kemiğini, sanayileşmemizin ve kalkınmamızın çekirdeğini oluşturan ve bugün de özünde aynı meziyetleri taşıyan esnaf ve sanatkârlarımızın eli ile daha da ileriye taşınması dileğimdir.

Bu düşüncelerle; ilimiz esnafı ve meslek kuruluşları ile tüm halkımızın ahilik haftasını kutlar, birlik, beraberlik, ahiliğe esas olan kardeşlik duygusunun büyüyerek devam etmesini temenni ederim.

Yavuz Selim Köşger

 

Aydın Valisi

Yayınlandığı yer Didim

Esnaf Odası Başkanı Pektaşoğlu Ahilik Haftası Kutladı

 

Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yaşar Pektaşoğlu Ahilik haftası dolayısıyla  yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Ahilik kültürünün yaşatılması gereken bir kültür olduğundan bahsettiği  açıklamada binlerce yıl önce temelin atılan Ahilik kültürünün esnaflığın değerlerini koruduğunu söyledi.

 

Ahilik haftası dolayısıyla yazılı açıklama yapan Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yaşar Pektaşoğlu Temelleri Ahi Evran-ı Veli tarafından atılan Ahilik kültürünün yıllardır esnaflara ve zanaatkara yol gösterdiğini söyledi. Pekaşoğlu yıllar önce temeli atılan bu kültürün medeniyetin gelişmesine ticaret, kültür ve ekonominin ilerlemesine katkı sunduğunu belirterek “Ahilik kültürü, esnaflar ile halk arasında dürüstlük, cömertlik ve yardımseverlik ilkelerinin bir arada yaşatılmasını katkı sağlamaktadır. Ekonominin yanı sıra toplumsal dayanışmayı ve yardımlaşmayı da esas olan bu kültür, kalkınmanın da temelini oluşturmaktadır. Bizlerde görev yaptığımız süre içerisinde bu kültürü ilçemizde yaymaya gayret ettik.  Ticari yaşamda, üretim ve hizmet alanında bu kültürünün faydasını anlatmaya çalıştık. Bu duygu ve düşüncelerle başta Didim esnafımız ve sanatkarımız olmak üzere, tüm halkımızın Ahilik haftasını kutlar, sağlıklı ve bol kazançlı günler dilerim.”ifadelerini kullandı.

 

 

 

Yayınlandığı yer Didim

Didim Ticaret Odası Ak Parti’yi Ziyaret Etti


Ticaret Odası heyeti Ak Parti İlçe Yöneticilerine;  başta Hastane, Akbük Kazıklı Milas Havaalanı Yolu ve Didim adına taleplerini içeren raporlar sunmak üzere bir ziyaret gerçekleştirdi.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Üstündağ, Meclis Başkanı Hilmi Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Mekin Subaşı ve Meclis Üyesi Deniz Demir’den oluşan Ticaret Odası Heyeti Ak Parti Didim İlçe Başkanlığını ziyaret eden Ticaret Odası Heyetini Ak Parti Didim İlçe Başkanı Cenk Ünlü, Ak Partili Belediye Meclis Üyeleri Şakir Saruhan, Ali Bakay, Maşallah Subaşı ve Cemal Engil ile İlçe Gençlik Kolları Başkanı Kaan Özal Duran karşıladı.

Ticaret Odası heyeti Ak Parti İlçe Yöneticilerine,  başta  Hastane, Akbük Kazıklı Milas Havaalanı Yolu ve Didim adına taleplerini içeren raporlar sundu.

Başkan Şaban Üstündağ, yazılı hale getirilen bu taleplerden en önemli görülenlerin ve bu metne ilave edilmesi gerektiği düşünülen konuların ortak bir mutabakatla belirlenip, ilçedeki siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile birlikte Ankara’ya giderek gerekli mercilerle görüşülmesini talep ediyoruz dedi.

MHP İlçe Başkanlığı ile de görüşeceklerini ve bu taleplerini onlara da ileteceklerini belirten Üstündağ, Aydın Milletvekillerimizin önderliğinde bu adımları atmak istediklerini de sözlerine ekledi.

İlçe sorunları konusunda istişarelerde bulunan taraflar mutabakatın sağlanarak ziyaretlerin gerçekleşmesi konusunda fikir birliğine vardı.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger’in 19 Eylül Gaziler Günü Mesajı

Ülkemizin her karış toprağına terlerini ve kanlarını akıtarak tarihimize altın sayfalar yazdıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yaşamasının en büyük teminatı olan, Türk kahramanlığının sönmeyen meşaleleri Gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü’nü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Aziz milletimizin Atatürk’e şükran ve minnetinin ifadesi olarak 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Gazilik unvanının verildiği 19 Eylül tarihi “Gaziler Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu tarih, aynı zamanda gazi ve şehitlerimize duyduğumuz minnet ve saygının da açık bir göstergesidir.

Şehitlik ve Gazilik, milletimiz için şereflerin en yücesidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın aziz milletimiz için vatan haline dönüşmesi, şehit ve gazilerimizin canları pahasına verdikleri ulvi mücadele ile gerçekleşmiştir. Bu cennet vatan uğruna cepheden cepheye koşan ve şehit olmayı göze alan Gazilerimiz,  cesaretin ve fedakârlığın sembolleri, ülkemizin medarı iftiharıdır.

Tarih boyunca ülkemizin bütünlüğüne, bağımsızlığımıza ve birlikte yaşama irademize kast eden düşmanlar karşılarında daima “ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışı ile dimdik duran sağlam bir milli iradeyi bulmuşlardır. Bugün bu topraklar üzerinde bağımsız ve hür olarak yaşamamızı bu iradeye borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.

 

Gaza ruhu dün olduğu gibi bugün de milletimizin bilincinde yaşamaya devam etmektedir. 15 Temmuz’da milletimizi esaret altına almak ve ülkemizi vesayet altına sokmak isteyen şer güçler ve maşaları, karşılarında her bir ferdi vatan ve millet için canını silahlara, bombalara ve uçaklara siper eden bir milleti bulmuşlardır. Bu millet 15 Temmuz’da meydanlardaki cansiperane mücadelesiyle   “Gazi Millet” unvanını taşımayı hak ettiğini bir kez daha tüm dünyaya ispat etmiştir.

 

Bu gün vesilesiyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere mukaddes değerlerimizin muhafazası ve terörle mücadelede hayatlarını tereddütsüz tehlikeye atan gazilerimizi şükran ve minnetle yâd ediyor, bu uğurda canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Hayatta olan tüm gazilerimizin Gaziler Günü’nü tebrik ediyor, kendilerine sağlıklı ve mutlu ömürler diliyorum.

Yavuz Selim Köşger

Aydın Valisi

 

Yayınlandığı yer Didim

Eğitim-İş’ten MEB’e Çağrı "Sürgün kararlarını iptal edilsin”

 

Eğitim İş Sendikası Didim temsilciliği eğitim öğretim yılı başlamadan önce bazı ders kitaplarından ve müfredattan Atatürkle ilgili konuların azaltılması başta olmak üzere eğitim öğretim yılının sıkıntılarla başladığına dair bir basın açıklaması  yaptı.

İlçe Temsilcisi Ahmet Kahraman ve İlçe sekreteri Al Nar ile Kurucu başkan Yüksel Adıbelli ile Didim deki demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve ADD  Didim Şubesi üyeleri de katıldılar.

“ yeni eğitim öğretim yılı sorunlarla başlıyor

Atatürk’ü anlatmaya devam edeceğiz gerici müfredata hayır!” başlığıyla yapılan açıklamayı Sendikanın Didim Temsilcisi Ahmet Kahraman okudu.

Kahramanın yaptığı açıklamada ; “ 2017-2018 eğitim-öğretim yılı 18 Eylül 2017 tarihinde başlayacaktır. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılına da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla girecektir.

MEB tarafından son dönemde yapılan bazı değişiklikler ve uygulamalarla milyonlarca öğrenci ve veli yine mağdur edilecektir.

Başta öğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, taşımalı eğitim, temel lise garabeti, uluslararası sınavlardaki başarısızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkûm edilmesi, sözleşmeli öğretmenlik, hukuksuz bir şekilde görevden alma ve ihraçlar, sürgün uygulamaları gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılında da yaşanacaktır.

Eğitimin acil çözüm bekleyen sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine, MEB yangından mal kaçırırcasına hazırladığı ve bu öğretim yılında uygulamaya koyacağı yeni müfredatla, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin son parçalarını da yok etmeye çalışmıştır.

Din ağırlıklı içeriklerin artırıldığı müfredatta; pozitif bilimlerin öğretimi geriletilmiş ve Atatürkçülük kavramı gölgeye itilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Çağdaş, bilimsel, laik ve ulusal eğitimin savunucusu Eğitim-İş olarak bu tepeden inmeci, gerici müfredatı yargıya taşıdığımızı, Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini, bilimin ana konularını çocuklarımıza öğretmeye devam edeceğimizi belirtiyoruz. “ vurgusu yapıldı.

Kahraman, açıklamasının son bölümünde; “ MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın 30.05.2017 tarih ve 53 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgeleri Konulu kararı ve bu karara bağlı olarak düzenlenen eki Haftalık Ders Çizelgesi Tabloları yayımlanmıştır.

Haftalık çizelgelerde ortaya çıkan en göze çarpan mesele, iktidarın tüm okulları imam-hatipleştirme arzusudur.

Pek çok yönden sakıncalı olan bu haftalık ders çizelgelerinin iptali için Danıştay nezdinde sendikamızca dava açılmıştır.

2017-2018 eğitim öğretim yılında MEB’den daha çok, Diyanet, bazı dernek, vakıf ve cemaatlerin okullardaki faaliyetlerine tanık olacağız.

 

Devlet taşınmazlarının bu yapılara devri, tarikat ve cemaatlere yurt/etüt merkezi açma imkanı tanınmasına yönelik adımların hepsine tepki göstermiş ve yargıya taşımıştık. Ancak MEB, karşımıza Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı ile imzaladığı protokoller ile çıkmıştır.

MEB’in, modern, çağdaş ve laik eğitim karşıtı, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin ve Devrim Kanunlarının temel ilkelerine aykırı düşünce ve faaliyetleri ile bilinen bu tür vakıflarla işbirliğine gitmesi,  ulusal ve laik eğitimin içini boşaltma çabalarının bir örneğidir.

Gezi, kamp, eğitim, yarışma gibi etkinlikler kapsamında vakıf çalışanlarına MEB para ödeyecek. Yani öğretmenlerin, yaşam şartlarının iyileştirilmesine ve özlük haklarının korunmasına dair her türlü talebini “bütçe kısıtlılığı” gerekçesiyle geri çeviren Bakanlık, devletin parasını,  bu vakıflara aktaracak.” Diyerek bitirdi.

Eğitim İş Didim Temsilciliği İlçe Sekreteri Ali Nar’da yaptığı konuşmada ; “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetki devri anlamına gelen ve Anayasa’ya aykırı olan protokolleri Eğitim-İş yargıya taşımıştır” diyerek açıklamayı sürdürdü.

Ali Nar ; “ 4+4+4 düzenlemesinin 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren hayata geçirilmesiyle birlikte, okul dönüşümlerine paralel olarak, çok sayıda köy okulu kapatılmış ve taşımalı eğitim uygulamaları yaygınlaşmıştır.

Taşınan öğrenci sayısı 817 bin 799’dur. Taşınan öğrenciler devlete ait yurtların sayı bakımından çok yetersiz olması nedeniyle barınma sorunu ile karşı karşıya bırakılmış, cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilmiştir. Ortaöğretimde kız çocuklarının yüzde 0.9’u, yüksek öğretimde ise yüzde 14’ü devlet yurtlarından faydalanabilmektedir.

Tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen, 06.05.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği ile de gerçek ve tüzel kişilere ortaokul düzeyinde yurt açma izni verilmiştir. Ortaokul düzeyinde açılacak yurtlar mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı tarafından işletilmelidir.

Özellikle İlköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzat hizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı, hiçbir suretle özel teşebbüs, dernek, vakfın faaliyetine izin verilmemelidir. Eğitim-İş olarak özel yurtların kapatılması görüşüyle özel öğrenci barınma hizmetleri yönetmeliğinin iptali için dava açmış bulunmaktayız.

Hükümet, MEB 2017 yılı bütçesi için sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlamıştır.

MEB’in 2017 bütçesinin milli gelire oranı sadece yüzde 3,54’tür. Öngörülen milli eğitim bütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir.

Eğitime yeterli bütçe ayrılmaması sonucu, eğitim kurumları birer “ticarethaneye”, okul müdürleri “tüccara”, öğrenci velisi ise "müşteri" durumuna düşürülmektedir.

Bakanlık öğretmen açığını gidermek için kadrolu öğretmen atamasından vazgeçerek “doğrudan torpil” anlamına gelen mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirdi” dedi .

Sekreter Ali Nar; “ Yaklaşık 450 bin ataması yapılmayan öğretmen varken ücretli öğretmenlik gibi geçici çözümlerle okullardaki öğretmen açığının kapatılması mümkün değildir.

KHK’larla mesleğinden ihraç edilen birçok eğitimcinin sınıflarına tekrar kavuşması için verdiğimiz mücadele sürerken, karşımıza bu kez sürgün uygulaması çıkarılmıştır. Sürgün dalgası, görev yaptığı yerlerde gericiliğe, haksızlığa, zulme dimdik duran 5 arkadaşımıza da vurmuştur.

Bu sürgün uygulamasına gerekçe olarak ise 10 Ekim 2015’te Ankara Garı Katliamı’nın ardından öğretmenlerimizin iş bırakma eylemi yapması gösterilmiştir.

MEB’e çağrımız: Sürgün kararlarını iptal etmesidir.

İktidar ve onun yandaş konfederasyonu, toplu görüşme için oturdukları masada, kamuoyuna yine senaryosu önceden tasarlanmış, bir oyun izletilmiştir.

Yetkili ancak etkisiz olan bu konfederasyon, memuru ve emekliyi açlık ve yoksulluğa mahkûm etmiştir.

Enflasyon son yıllarda %10 civarında seyrederken, yandaş konfederasyon 2018 yılı için hükümetin teklifinde sadece %0,5 puan artış yapılarak, %4 + %3,5 sözleşmesine imza atmıştır.

Eğitim sistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüz bırakılmıştır.

Bir yandan temel bir insan hakkı ve bir kamu hizmeti olan eğitim piyasaya açılırken, öte yandan da ulusal belleği silinmiş, sorgulamayan, itaatkâr, biat eden bir nesil yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Çocuklarımızın öğrenmeye değil, sınavlara koşullandırıldığı, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek ve güvencesiz çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın sınır tanımadığı, okullardan bilim ve sanatın kapı dışarı edildiği, dini referans alan uygulamaların arttığı bir eğitim sistemiyle sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi mümkün değildir.

Eğitim-İş olarak; parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrım gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz” diyerek açıklamayı tamamladı.

 

Daha sonra Kurucu Başkanlardan Yüksel Adıbelli’de bu yıl yapılan değişiklikler ve eğitim öğretim üzerinde oyunlar oynandığı iddiasıyla çocuklarımızı geleceğine sahip çıkalım” dedi.

Yayınlandığı yer Didim