17 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Selma Erdal

Selma Erdal

Web sitesi adresi:

Hep mi Küfür?...​Bi­raz­cık da Kül­tür...

*Ame­ri­ka­lı ünlü yazar Er­nest He­min­g­way demiş ki YAŞLI ADAM ve DENİZ adlı ki­ta­bı hak­kın­da?...

-Ki­tap­ta sem­bo­liz­me iliş­kin hiç­bir şey yok. Deniz bil­di­ği­miz deniz, yaşlı adam da yaşlı adam. Ki­tap­ta­ki kö­pek­ba­lık­la­rı, de­niz­de­ki­ler­den daha iyi veya daha kötü de­ğil­ler. İnsan­la­rın ki­tap­ta bul­duk­la­rı sem­bo­lizm ör­nek­le­riy­se zır­va­dan iba­ret.

 

İşte bu ne­den­le; öy­kü­nün için­de de­fi­ne arar­ca­sı­na, ken­di­le­rin­ce bul­ma­ca çözüp, an­lam­lan­dır­ma ya­rış­ma­sı­na gi­ri­şir­ce­si­ne bey­ni­ni zor­la­yıp, to­to­su­nu yır­tan en­tel-dan­tel var­lık...​Oku işte ki­ta­bı;ka­rış­ma baş­ka­la­rı­nın kitap okur­ken can­lan­dır­dı­ğı düş­le­re eğer ki­ta­bın ya­za­rı bile bu söz­le­ri söy­lü­yor­sa...

 

Üs­te­lik düş­ler için ne demiş 27 Ağus­tos günü yi­tir­di­ği­miz de­ğer­li ya­za­rı­mız Mu­zaf­fer İzgü?...

-Düş kuran insan, dü­şü­nü­yor de­mek­tir.Dü­şü­nen insan da soru sorar.

 

Be hey en­tel-dan­tel var­lık; kulak ver İzgü us­ta­ya, ka­rış­ma okur­la­rın düş­le­ri­ne, engel koyma dü­şün­ce­le­ri­ne...

 

 

*Daha ön­ce­sin­de; sa­na­tın içine tü­kü­ren­ler, bu­gün­ler­de "öğ­ret­me­ni yok" ge­rek­çe­siy­le, halk eği­tim mer­kez­le­rin­de, halk oyun­la­rı öğ­re­tim ders­le­ri­ni ya­sak­la­mış­lar.

Halk oyun­la­rı yasak,Ara­bın kalça kı­vır­ma­sı free.​Bu ülke daha başka nasıl yi­ti­re­bi­lir­di ki kim­li­ği­ni?...Türk olanı;yok edi­yor bu yok ola­sı­ca­lar...

 

Bi­lin­di­ği gibi üni­ver­si­te sınav so­nuç­la­rı açık­lan­dı­ğın­da; en ba­şa­rı­sız olan­lar İmam Hatip Li­se­li­ler oldu ve ar­ka­sın­dan "se­çim­ler­de ol­du­ğu gibi" hemen bir ma­ni­pu­las­yon...​Pu­an­lar ye­ni­den he­sap­lan­dı, ki­mi­le­ri­nin canı yandı ve ar­dın­dan İHL'iler üni­ver­si­te­le­re kayıt hakkı ka­zan­dı...​Artık hoşaf üze­ri­ne bi­lim­sel sen­tez ve ana­liz­le­ri­ni ya­par­lar üni­ver­si­te dü­ze­yin­de...​Bir de ata­la­rı­mız der ki EŞEK HO­ŞAF­DAN NE ANLAR?... Onlar ho­şa­fı böy­le­si­ne bi­lim­sel ola­rak in­ce­le­yip, ir­de­le­dik­le­ri­ne göre...EŞEK olan biz­le­riz; ne ho­şa­fı, ne de on­la­rı de­rin­le­me­si­ne araş­tır­ma­dı­ğı­mı­za ve ba­şı­mı­za mu­sal­lat et­ti­ği­mi­ze göre...

Eşe­ğiz, eşek; çok ha­fi­fe aldık on­la­rı şu çok bil­miş en­tel­lek­tü­el ka­fa­la­rı­mız­la...

 

*Ne Monet’yi ta­nı­dı, ne de Pi­cas­so’nun kübik an­la­tım tar­zı­na yo­ğun­laş­tı so­kak­ta­ki adam, işçi, köylü, emek­li öge­le­rin­den olu­şan hal­kı­mız…

Rodin’in “dü­şü­nen adamı” ona yal­nız­ca Ba­kır­köy Akıl ve Ruh Sağ­lı­ğı Has­ta­ne­si’ni çağ­rış­tır­dı, si­yah-be­yaz Türk film­le­ri ara­cı­lı­ğıy­la…Durum böyle olun­ca; de­li­le­ri akıl­lı sandı, ba­şı­na taç yaptı... Şimdi ken­di­si de de­lir­di iyice ve artık bu de­li­le­re her gün bay­ram, milli iç­ki­si ayran...Üs­te­lik de baş de­li­si­ne hay­ran; ta­pı­nı­yor ona...

 

 

*Okul­lar­da neden TARİH öğ­ret­mi­yor­lar?... El­bet­te ki Ak­te­ke­ler;Tay­yi­ban'ın uy­dur­du­ğu ya­lan­la­ra kan­sın diye...

Son yıl­lar­da 29 Mayıs gel­di­ğin­de,il­ko­kul mü­sa­me­re­si ta­dın­da İstan­bul'u fet­he­di­yor Tay­yi­ban...

Ge­mi­ler kal­kı­yor Eyüp'den; Ye­ni­ka­pı'ya doğru ve için­de Tür­kün Ta­ri­hi­ni yok sayan üm­met-i Tay­yi­ban...

Ulu­bat­lı Hasan'ı yok say­dık­la­rı­nı çok çabuk unut­tu­lar; İstan­bul'u fet­het­mek için yine yola ko­yu­lu­yor­lar her 29 Mayıs gel­di­ğin­de...

TARİH bil­me­yen bir nesil ye­tiş­tir­di­ler; ger­çek­le­ri öğ­ret­mek ye­ri­ne, uy­dur­duk­la­rı mar­ta­val­la­ra ina­nan ak­ko­yun­la­ra her 29 Mayıs'da ti­yat­ro oy­nu­yor­lar.

4+4+4 dü­ze­ni­nin be­be­le­ri­ne sor­sa­lar İstan­bul'u kim aldı diye; yanıt ve­re­cek­ler­dir el­bet­te; Fa­tih-ül Tay­yi­ban diye...

Anım­sat­mak is­te­rim ki;

İstan­bul'u fet­he­den Fa­tih-ül Tay­yi­ban; beyaz atdan düş­tü­ğü için...​Eyüp'den şehir hat­la­rı­na at­la­yıp, hop İstan­bul cepte...

Ama bu­nun­la bir­lik­te, bu Türk Ulusu ver­mez ko­la­yın­dan kim­se­cik­le­re paye...​Karış­tır­ma­sın­lar sakın ola ki on­la­rı ümmet ma­ka­mın­dan bu top­rak­lar­da ya­yı­lan sü­rüy­le... Onlar ancak us dışı pa­lav­ra­la­ra ka­nar­lar; sa­da­ka da­ğı­tı­lan ta­ri­kat ka­pı­la­rın­da ge­zer­ken etek­le­ri­ni sü­rü­ye, sü­rü­ye...

El­bet­te AT'dan dü­şen­ler değil; Türk kim­li­ğiy­le yü­rek­li­ce atına binip düş­ma­nın üze­ri­ne yü­rü­yen­dir İstan­bul'u kur­ta­ran ... Önce Fatih Sul­tan Meh­med ve son­ra­sın­da da İngi­liz iş­ga­lin­den kur­ta­ran büyük adam; Mus­ta­fa Kemal Atam...

 

*Kent­da­şım, Bur­sa­lı ünlü yazar;Pınar Kür… De­miş­di ki bir za­man­lar te­le­viz­yon yan­sı­la­rı­na düşen söz­le­riy­le:

- Ro­man­cı ve şair yaz­mak için otu­rup, ilham bek­ler…Ama araş­tır­ma­cı yazar; sü­rek­li ça­lı­şır. Emek-yo­ğun ça­lı­şır. Va­ro­lan dün­ya­yı eleş­ti­rir yaz­dık­la­rıy­la…El­bet­te ki daha güzel, daha ya­şa­na­bi­lir ol­ma­sı için…

Kuş­ku­suz Pınar Kür’e hak ver­me­mek elde değil… Ya­zar­lık ya da söz söy­le­me sa­na­tı; özel bir ye­te­nek kuş­ku­suz… Çünkü ki­mi­le­ri iyi ko­nu­şur da, ko­nuş­tuk­la­rı­nı dö­ke­mez ya­zı­ya… Ve de bak­mak­la, gör­mek ara­sın­da­ki uçu­rum da gi­rin­ce sı­ra­ya; ya­zar­lık de­di­ğin kolay iş de­ğil­dir sı­ra­dan in­san­la­ra…

Ye­te­nek­le, bir de bilgi bi­ri­ki­mi bir­le­şin­ce…Kuş­ku­suz duygu yoğun ya­zı­lar, di­ze­ler değil ama dü­şün­ce ya­zı­la­rı için durum böyle…Üs­te­lik so­ru­nu gören; çö­zü­mü de üre­te­bi­li­yor­sa, işte budur yo­rum­cu­luk ya da köşe ya­zar­lı­ğı, ya da dü­şün­ce ya­zar­lı­ğı (es­ki­le­rin fikir ya­zı­sı de­dik­le­ri­ni ya­zan­lar)…

Bil­di­re­lim is­te­dik; ga­ze­te­ler­de­ki köşe yas­tık­la­rı­na…

 

*Sağ­lık­çı­la­ra göre; ne yer­sen o'sun­dur... Mo­da­cı­la­ra göre ne gi­yer­sen o'sun­dur... Ve bana göre de; ne okur­san o'sun­dur...

Do­la­yı­sıy­la oku­du­ğu­nuz kadar do­na­nır­sı­nız, oku­du­ğu­nuz kadar var­sı­nız­dır ve oku­du­ğu­nuz kadar da ya­zar­sı­nız...

Ve ben; sağ­lık için bes­le­nen...​Kadın ol­du­ğu için gi­yi­nip, süs­le­nen...​En önem­li­si de oku­yup ken­di­ni bil­gi­len­mey­le var et­me­ğe ça­lı­şan bir kadın kişi ola­rak yaz­ma­dan da du­ra­mam...

Ya­zı­la­rım­la göz­le­ri­ni­ze do­ku­nup, dü­şün­ce­le­ri­niz­de bir yer bu­la­bi­li­yor­sam ne mutlu bana...

Çarşamba, 30 Ağustos 2017 12:06

Ey Üm­met-i Müs­lü­man!...

Ey Üm­met-i Müs­lü­man!...

2015 yı­lı­nın Ağus­tos ayı­nın son gün­le­rin­de;İstan­bul Ka­pa­lı­çar­şı'da Asya kö­ken­li ve de Müs­lü­man bir İrlan­da yurt­da­şı mey­dan da­ya­ğı at­mış­dı AK-ES­NAF ta­ife­si­ne...

Bir Türk dün­ya­ya bedel diye ye­tiş­ti­ri­len­le­re; acı bir de­ne­yim­di bu... Ama dayak yiyen AK-ES­NAF olun­ca; durum başka...

Na­sıl­sa onlar; Müs­lü­man'ın, Müs­lü­man'a vur­du­ğu yerde GÜL biter di­ye­bi­lecek AK-GENÇLİK or­du­su­na sahip...

Üs­te­lik DAYAK CEN­NET'DEN ÇIKMA ol­du­ğu­na göre; AK-ES­NAF iba­det yap­mış say­mış­tır ken­di­ni,yav­şak­lı­ğı­nı ört­mek için kul­lan­mış­tır di­ni­ni...

 

İşte 2002'den beri ül­ke­nin genel özeti:

AK-SA­RAY'IN ASKERİNE ÇUVAL...

KO­YUN­LA­RI­NA KAVAL...

ES­NA­FI­NA DAYAK...

Ve her türlü ayak; ulu­sal bay­ram­la­rı kut­la­ma­mak, an­ma­mak için...

Üs­te­lik de SANKİ BUN­LA­RIN KA­FA­LA­RI BİRAZ­CIK KIYAK...​HALA DÜNYA DEV­LETİ SA­NI­YOR­LAR KENDİLERİNİ...

Her geçen günle yi­ti­ri­yo­ruz öz­gür­lük­le­ri­mi­zi; ka­za­nıl­mış hak­la­rı­mı­zı...

Ama biz öz­gür­lük­le­ri­miz için söz söy­ler­sek...​Hakları­mı­zın pe­şi­ne dü­şer­sek ve özel­lik­le de ATA­TÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'nden ödün ve­ril­me­sin diye sa­va­şır­sak...Dü­şün­ce­le­ri­miz, gö­rüş­le­ri­miz mo­da­sı geç­miş sa­yı­lır da...6.yüz­yıl­dan gü­nü­mü­ze dü­şen­ler her dem yeni diye da­ya­tı­lır...​Ne ırk­çı­lık,ne din­ci­lik yap­ma­yız;ay­rım­cı­lık sa­ya­rız bu sap­kın yol­la­rı...

Ulu­sal kim­lik­den ödün ver­me­di­ği­miz için ra­hat­sız ede­riz on­la­rı...

Ama bütün bun­lar biz­le­re müs­te­hak...​Virus gibi ya­yı­lır­kan teh­li­ke; kör ba­kan­lar önce gitdi, Si­liv­ri'de yo­ğurt yedi. Biz sı­ra­dan yurt­daş­lar; ünlü tür­kü­cü, şar­kı­cı, dizi oyun­cu­su,dönek, yav­şak de­ği­liz ki sö­zü­müz din­len­sin. Biz kay­gı­lan­dık­ça bu olum­suz sü­reç­den; hem yenik çık­tık yoz­lar­la, yo­baz­lar­la yap­tı­ğı­mız gü­reş­den...

Biz­de­ki bu olum­suz­lu­ğun mü­seb­bi­bi olsa da Sam Amca; ger­çek­te sı­ra­dan Ame­ri­ka­lı yurt­daş ve de­mok­ra­si­ye değer veren tüm dün­ya­lı­lar biz­de­ki bu de­ği­şik­lik­ler ne­de­niy­le kay­gı­lıy­dı. Ama pi­yan­go on­la­ra da vurdu, talih kuşu on­la­rın da baş­la­rı­na kondu, on­la­rın da bir TRUMP efen­di­le­ri oldu.

TRUMP gel­me­den önce, Ame­ri­ka­lı di­yor­du ki vır, vır ko­nu­şan bu adam için:

-DANGER...​Mouth ope­ra­tes fas­ter than brain.

Türk­çe kar­şı­lığy­la de­ğer­li okur, diyor ki akılı, uslu Ame­ri­ka­lı:

-TEHLİKE: Be­yin­den daha hızlı iş­le­yen ağız.

 

Nasıl?...​Durumlar biz­de­kiy­le bi­re­bir ör­tü­şü­yor değil mi?...​Onların ba­şı­na gelen de bi­zim­ki­ler gibi değil mi?... İşte onlar da bu­lun­ca biz­de­ki­nin ben­ze­ri­ni, biz­ler gibi onlar da gö­rü­yor­lar ana­la­rı­nın öre­ke­si­ni TRUMP aga gel­di­ğin­den beri...

 

O kadar da dedik on­la­ra; gülme kom­şu­na, gelir ba­şı­na...​Ama din­le­me­di­ler; şimdi inim, inim in­le­sin­ler biz­ler gibi, ama biz­den beter ola­sı­ca­lar...

 

 

İşte bu Ame­ri­ka­lı­lar kendi ül­ke­le­ri­ni zora sok­tuk­la­rı yet­mez­miş gibi, ha­bi­re çomak sok­mak­ta­lar başka ül­ke­le­rin dü­ze­ni­ne...​Talan et­mek­te­ler doğal kay­nak­la­rı­nı; aşı­rıp, ta­şı­mak­ta­lar kendi top­rak­la­rı­na... Zorda kalan yok­sul halk­lar da bi­ne­rek çürük san­dal­la­rı­na, ölü­mü­ne bir umut yol­cu­lu­ğuy­la vur­mak­ta­lar bazen ölü, bazen diri yaban ül­ke­le­rin sa­hil­le­ri­ne...İklim Göç­men­le­ri dense de, ger­çek­te aç­lı­ğa mah­kum edil­miş kara adam­lar bunlar...​Bu ya­şa­nan­lar so­nu­cun­da da bu ta­lan­cı­lar, ülke so­yu­cu­lar, bu acı­ma­sız soy­gun­cu­lar; utan­maz­ca kay­gı­lı açık­la­ma­lar yap­mak­ta­lar:

- Kont­rol­süz göç­men­le­rin ço­ğal­ma­sı; teh­li­ke­li ve ka­çı­nıl­maz bir sonuç.

On­lar­dan kur­tu­luş yok diye ya­kın­mak­ta­lar bu bay­lar...

İyi de çok say­gı­de­ğer sö­mür­gen­ler; aç­lı­ğa mah­kum et­ti­ği­niz in­san­lar ekmek ara­ma­ğa gel­me­sin­ler mi sizin ora­la­ra?...Aç­lık­tan öl­sün­ler mi?...

Eğer sen is­te­mi­yor­san on­la­rı;ÇALMA KA­PI­LA­RI­NI, işte bak ÇA­LAR­LAR KAPINI...​TALAN EDER­SENİZ KARA ADA­MIN AFRİKASI'NI...​EKMEK İÇİN GELİRLER SENİN EVİNE...

Yeter artık doy­sun gözün; bırak şun­la­rın ya­ka­sı­nı!...

 

 

Ve 26 Ağus­tos 2017 günü ül­ke­de ya­şa­nan­la­ra ba­kar­sak...

Muk­te­dir; an­sı­zın Türk oldu, elde yay, yaya bı­rak­tı AL­PA­AS­LAN'ı bile...​Ama gir­me­di hiç atdan düşme ris­ki­ne; MA­LAZGİRT kah­ra­ma­nı oldu, dö­nü­ver­di 1071 yı­lı­na...

Mu­ha­lif; atlet ve ada­let ku­rul­ta­yı için Ça­nak­ka­le yol­la­rın­da, üs­te­lik de PKK'lı­la­rın kol­la­rın­da, 26 Ağus­tos günü "OR­DU­LAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ" diyen Gazi Mus­ta­fa KEMAL ATA­TÜRK'ün o en büyük za­fe­ri­ne, ut­ku­su­na gölde dü­şür­dü.

 

Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­rin­de; Arap kır­ma­sı ve Fe­toş­çu EK­ME­LEDDİN'e, Ata­türk'ün CHP'sini tek­me­led­di­ren Kemal efen­di;26 Ağus­tos 2017 gün­de­mi­ni, en az Saint Tay­yip efen­di­nin sap­tır­dı­ğı, kadar sap­tır­dı.İşte bun­lar YENİ CHP'liler...İŞİN GER­ÇEĞİ "YENİ" DEĞİL; "YARIM" NİTELİKLİ CHP'LİLER...Çünkü ta­mam­la­na­bil­mek için zaman, zaman yap­tık­la­rı açık­la­ma­lar­la; CE­MA­AT, EŞCİNSEL TAİFESİ VE PKK EŞKİYASI des­tek­li bir kad­ro­ya ge­rek­si­nim duy­mak­ta­lar.

BUN­DAN BÖYLE; ALTI OKLU CHP'Lİ OL­MAK­LA, BÖY­LESİNE B-O-KLU BİR CHP'YE KA­RIŞ­MAK, ON­LAR­LA BA­RIŞ­MAK KO­NU­SU­NU İYİCE DÜ­ŞÜN­MELİ YURT­SE­VER ATA­TÜRK­ÇÜ­LER !...

Bu ya­şa­nan­lar bağ­la­mın­da; NE MUTLU TÜR­KÜM di­yen­ler ol­duk­ça kay­gı­lı­lar bi­lin­me­li, CHP'nin ATA­TÜR­KÜN kur­du­ğu Cum­hu­ri­ye­tin kim­li­ği­yel öz­deş­le­şen, ör­tü­şen ALTI OK il­ke­si ye­ni­den ya­şa­ma ge­çi­ril­me­li...

Muk­te­dir ve de mu­ha­lif olan bay­lar; uzak­laş­dık­ça dev­le­ti­mi­zin ku­ru­luş de­ğer­le­rin­den, ver­dik­çe yedi dü­ve­li hoş­nut eder­ce­si­ne pek çok buy­ruk...

Ne yazık ki oklar kırık, ulu­sun yü­re­ği buruk...​Az kaldı, bu gi­diş­le ge­çecek düş­ma­nın eline kuy­ruk;hem Ma­laz­girt, hem de Sa­kar­ya mey­dan­la­rın­da bo­şu­na akmış ola­cak kan, yok yere yi­ti­ril­miş ola­cak onca can...​Ve bo­şu­na de­me­sin imam amcan; dün­ya­da mekan, ah­ret­de iman...​Ne me­ka­nın ka­la­cak ya­şa­ya­ca­ğın, ne de dinin ka­la­cak ina­na­ca­ğın bi­le­sin ey üm­met-i müs­lü­man!...

Salı, 29 Ağustos 2017 14:16

Kadın Ve… Kadın ve adı:

Kadın Ve… Kadın ve adı:

Ka­dı­nın adı Martı; alt­mış yaş­la­rın­da vardı… İstan­bul’da doğ­muş…Ona hangi duy­gu­lar­la verdi acaba; ana-ba­ba­sı MARTI adını?...

Gü­nü­müz kör-be­yin­le­ri­nin alay­cı dil­le­riy­le nasıl da ya­ra­la­ya­bi­le­cek­le­ri­ni MARTI ka­dı­nı, o gün­ler­de ön­gö­re­bi­lir miydi onlar ?...

Ve başka ka­dın­lar; ad­la­rı Biber, Kiraz, Çiçek…Ama ger­çek­ten de güzel; adı­nın Martı ol­ma­sı o alt­mış­lık ka­dı­nın, pek çok­la­rı gü­lünç bulsa da…Bi­raz­cık hoş­gö­rü; ka­dı­na iliş­kin her ko­nu­da, her ne varsa…

*Kadın ve sa­yı­lar:

Artık ka­dın­la­ra dert değil sa­yı­lar; ya­şı­na iliş­kin, ki­lo­su­na iliş­kin…Na­sıl­sa her şeyin çö­zü­mü var, ko­la­yı var…İşte bu ne­den­le ka­dın­lar; bir di­ğe­ri­ne “kaç çift ayak­ka­bın var?” diye so­ru­yor­lar, ama “kaç tane ki­ta­bın var ?” diye ke­sin­lik­le sor­mu­yor­lar…

Bu denli önem­li ve bu denli çok sa­yı­da olun­ca ayak­ka­bı­lar; çok zor­la­nı­yor beyaz atlı prens de, hangi ayak­ka­bı­nın üze­rin­de­ki kızı se­çe­ce­ği ko­nu­sun­da…Çünkü kız­lar kupol oca­ğın­dan dökme demir gibi aynı ka­lıp­ta, aynı mo­del­de, aynı renk­te, ama on­la­rın mal­ze­me­si doğal değil; plas­tik, si­li­kon, yapay, sahte…

*Kadın ve CHP:

Anım­sa­na­ca­ğı gibi CHP eş­cin­sel­le­rin hak­la­rı için öner­ge ver­miş­ti Mec­lis’e…Biz de "demek ki bun­dan böyle CHP; “kah­rol düş­man, al sana Al­tı­ok” di­ye­rek eş­cin­sel­le­rin hak­la­rı­nı sa­vu­na­cak" dedik…

Ve dedik ki o açık­la­ma ya­pıl­dı­ğın­da kendi ken­di­mi­ze:

-CHP; Al­tı­ok’u kıra, kıra… Al­tı­ok’un sim­ge­le­di­ği il­ke­le­ri sa­vun­mak­tan­sa, baş­la­ya­cak; eş­cin­sel­le­rin pe­şin­den koş­ma­ya, on­la­ra tu­tun­ma­ya…Hak­lı­lar…Eş­cin­sel­ler, oy po­tan­si­ye­li ol­duk­ça ka­la­ba­lık kitle; ne de olsa “erkek mil­le­tiz”…

Dünya’da iş­çi­nin, emek­çi­nin değil; eş­cin­sel­le­rin hak­la­rı­nı sa­vun­mak ka­pi­ta­list dü­ze­nin izin ver­di­ği tek alan…CHP mi ola­cak bunun dı­şın­da kalan ?...​Ne de olsa CHP; her dem çağ­daş­lık der­din­de…

Çağ­daş­lı­ğın ge­rek­le­ri­ne uymak bir yana…ama bana göre, bence ve de ka­nım­ca; ka­dın­lar öl­dü­rü­le, öl­dü­rü­le tü­ke­necek tür­le­ri diye, CHP umut bağ­la­mış ol­ma­lı 45 nu­ma­ra sti­let­to­lu­la­rın oy­la­rı­na…Olur mu, olur; on­la­rın oy­la­rı CHP için san­dık­da ve biz­le­rin 35 nu­ma­ra­la­rıy­sa belli ki atıl­mış dama…

Üs­te­lik 35 nu­ma­ra­lı sti­let­to­lar da son yıl­lar­da üre­til­mi­yor ka­dı­nın sa­yı­sı gi­de­rek tü­ken­dik­çe, tü­ke­til­dik­çe…

*Kadın ve cin­sel şid­det:

Ka­dın­lar şid­det­ten ko­run­mak­tan önce, doğru er­ke­ği seç­me­si­ni öğ­re­necek; şid­de­te maruz kal­ma­mak için…Çünkü…

Çünkü er­kek­lik çok kısa bir dönem, baş­lar du­rak­sa­ma­lar, ak­sa­ma­lar kır­kın­dan sonra…Ve ka­ba­rır öfke güçlü ka­dın­lı­ğa…Baş­lar dayak faslı za­val­lı­ca ve hatta uza­nır öfke ölüm oyu­nu­na…

Üs­te­lik…

Bir za­man­la­rın deli fi­şek­le­ri­nin ba­rut­la­rı­nın; bir atım­lık kal­ma­sı yıl­lar için­de…

Ve yine de ka­dı­nın me­no­po­zuy­la dalga ge­çer­ler; oysa ken­di­le­ri bo­ğul­mak­ta­dır and­ro­po­zun sa­hil­le­rin­de…

*Kadın ve duy­gu­sal şid­det:

Geç­miş­te kaldı; ye­me­ğin sal­ça­lı­sı, ka­dı­nın kal­ça­lı­sı…Gü­nü­müz­de gü­zel­li­ğin de, sağ­lı­ğın da ön­ko­şu­lu; in­ce­lik... Bu ko­şul­lar­da bi­raz­cık kilo alır­sa kadın; bazen “konca” ama bazen de “koca” denen odun, ona derse ki nedir bu du­ru­mun; kar­nın­da­ki göbek mi, bebek mi ?...​Ben bir şey koy­ma­dı­ğı­ma göre belli ki şiş­man­lık…İşte o zaman eyvah ki eyvah, vay ada­mın ha­li­ne…Düş­me­sin yet­ki­li­le­rin eline; çünkü bir er­ke­ğin eşine, “gö­be­ğin çok” de­me­si, gi­rer­miş psi­ko­lo­jik şid­de­te…

 

Unu­tul­ma­sın diye de bir anım­sat­ma; “ka­dı­na şid­det hattı”nın ALOsu 183…Sev­gi­li “K” harf­le­ri; ol­ma­sın ya­şa­mı­nız “E” harfi kar­şı­sın­da ya­şa­nıl­maz, zor ve güç...

Bu ne­den­le sen KADIN; Ata­tür­kün İlke ve Dev­rim­le­ri'ni çok iyi sakın...​Ye­nil­me ka­ran­lık yol­cu­la­rı­na ve sıkı sarıl bu ül­ke­nin ulu­sal bay­ram­la­rı­na da...​Kutla 30 Ağus­tos Zafer Bay­ra­mı'nı coş­kuy­la...​Ka­ran­lık güç­le­rin kar­şı­sın­da; son­su­za dek dim­dik dur ayak­da!...

Pazartesi, 28 Ağustos 2017 08:19

30 Ağus­tos Ön­ce­si Ah­val-i Şe­ra­it

30 Ağus­tos Ön­ce­si Ah­val-i Şe­ra­it

NOHUT:

Nohut oda, bakla sofa şöyle dur­sun…

Bir za­man­la­rın ta­rım­da başa gü­re­şen ve kendi, ken­di­ni bes­le­yen ül­ke­si Tür­ki­ye; bugün Ka­na­da'dan NOHUT alı­yor...

Dolar yük­se­lin­ce de apı­şıp ka­lı­yor... Ço­rum­lu da leb­le­bi ya­pa­mı­yor... Do­la­ra en­deks­li it­ha­lat ne­de­niy­le...

Yok­su­lun aşı ten­ce­re­ler­de kay­na­tı­la­mı­yor diye ya­kı­nı­yor aşçı da, ev ka­dı­nı da...

Hiç ya­kın­ma­yı­nız bay­lar, ba­yan­lar; müs­te­hak siz­le­re!..

Üşe­nir­se­niz tar­la­nı­zı sür­me­ğe, ekip, biçip, üret­me­ğe… Öze­nir­se­niz kent­li ya­şa­mın ala­ca­lı renk­le­ri­ne…

Tohum ye­ri­ne, beton gö­mer­se­niz top­ra­ğa

Daha çok avuç açar­sı­nız; ya­ban­da­ki ar­pa­ya, no­hu­da...

Eğer ten­ce­ren­de kay­na­sın is­ti­yor­san nohut; sen Ata'nın sö­zü­nü tut..​Kent­de sü­rü­nen, hor­la­nan ol­mak­tan­sa; ye­ni­den ol ULU­SU­NUN EFENDİSİ KÖYLÜ...Sür tar­la­nı; gül­sün bol­luk, be­re­ket­le top­ra­ğın yüzü...

ST­RAT­FOR

ST­RAT­FOR nedir bilir mi­si­niz?... Hani şu Ge­or­ge Fri­ed­man adlı si­ya­sal komp­lo ku­ram­cı­sı ve de 100 Yıl Sonra Tür­ki­ye, 10 Yıl Sonra Tür­ki­ye ki­tap­la­rı­nın ya­za­rı ya da Tür­ki­ye’nin ge­le­cek­te­ki yol ha­ri­ta­sı­nı (ABD’nin is­te­di­ği, düş­le­di­ği, plan­la­dı­ğı gibi) be­lir­le­me­ğe so­yu­nan zat-ı muh­te­rem ve ST­RAF­FOR da onun “sivil CIA” diye de ta­nım­la­nan şir­ke­ti…Ve bu şir­ke­tin in­ter­net si­te­sin­den pay­laş­tı­ğı bil­gi­ye göre son yıl­lar­da ABD ile flört­le­şen İran; nük­le­er güç da­ğı­tı­cı­sı altı ülke ara­sın­da otur­muş ma­sa­ya, nük­le­er güç-lü adam sa­yı­lı­yor açık­ça…

Sen daha te­rö­rist­le­ri­ni te­pe­le­ye­mez­ken...İran otur­muş ma­sa­ya; nük­le­er­ci 6.dünya gücü ola­rak... Ha­be­rin var mı sa­kal­lı soy­ta­rı?...

Dünya dua değil; nük­le­er güç ya da güç­süz­lük bağ­la­mın­da den­ge­de…Se­nin­se aklın; savaş son­ra­sı ağa­be­yin­den arta ka­la­cak yen­ge­de…

FAY HATTI

Dünya yal­nız­ca terör olay­la­rıy­la sar­sıl­mı­yor. En son Bod­rum sar­sıl­dı, yer dep­reş­ti; neyse ki can­lar yi­ti­ril­me­di. Biz ki dep­rem ger­çe­ği­ni ve bı­rak­tı­ğı acı­la­rı pek çok kez ya­şa­mış bir ül­ke­yiz; pek çok ca­nı­mı­zı yi­tir­dik dep­rem­ler­de, çünkü ya­şa­dı­ğı­mız ülke ko­nuş­lan­mış bir uçtan, bir uca fay hattı üze­rin­de…

Uz­man­lar en­di­şe­li, uz­man­lar bek­len­ti için­de büyük İstan­bul dep­re­mi bağ­la­mın­da…Ama ege­men­le­rin değil ki umu­run­da…Ne önlem, ne uyarı…Ül­ke­de bul­du­lar bunca hı­ya­rı…Ön­ce­ki dep­rem­le­rin mü­seb­bi­bi açık gi­yi­nen ka­dın­lar­dı, Ata­türk­çü/Er­ge­ne­kon­cu as­ker­ler­di…Ka­nım­ca ya­şa­na­cak ilk sar­sın­tı­da; ölüm­le­rin po­tan­si­yel dep­rem so­rum­lu­su ola­rak da FETOŞ’un Ce­ma­at be­la­sı gös­te­ri­le­bi­lir. Hiç­bir zaman yet­ki­li­ler, et­ki­li­ler so­rum­lu­luk almaz. Suç­la­ya­cak bi­ri­le­ri­ni bu­la­maz­lar­sa da ihale; CE­NAB-I ALLAH’a ha­va­le edi­lir.

Terör,dep­rem,sel,tra­fik;ül­ke­nin nüfus plan­la­ma yön­tem­le­ri­dir.Bu ne­den­le ve­ri­lir ka­dın­la­ra en az 3 çocuk do­ğu­run diye buy­ruk ki kısa kal­ma­sın kuy­ruk…

Sakın boş durma üm­met-i Müs­lü­man !…Unut­ma!...Çocuk pey­dah­la­mak senin en bi­rin­ci va­zi­fen!...

 

30 Ağus­tos...

30 Ağus­tos Baş­ko­mu­tan­lık Mey­dan Mu­ha­re­be­si ve do­la­yı­sıy­la o günü ULU­SAL BAY­RAM ola­rak kut­lu­yo­ruz Cum­hu­ri­yet Ta­ri­hi­miz bo­yun­ca…

15 Tem­muz 2016 ge­ce­si sah­ne­le­nen Darbe Gi­ri­şi­mi bağ­la­mın­da; üm­met-i Tay­yi­ban ta­ra­fın­dan Baş­ko­mu­tan ola­rak va­ta­na, mil­le­te du­yu­ru­lan zat-ı muh­te­re­min de bay­ra­mı olu­yor doğal ola­rak…

BAŞ­KO­MU­TAN­LA­RI­MI­ZIN; BAŞ­KO­MU­TAN­LIK MEY­DAN MU­HA­RE­BESİNİ KA­ZAN­MIŞ OL­MA­LA­RI NEDENİYLE ULU­SAL BAY­RAM OLA­RAK DU­YU­RU­LAN 30 AĞUS­TOS ZAFER BAY­RA­MI­MI­ZI BAŞTA TÜRKİYE, YAVRU VATAN KIB­RIS VE DİĞER ÜL­KE­LER­DE BU­LU­NAN TEMSİLCİKLERİMİZDE…

15 Tem­muz ta­ri­hi iti­ba­riy­la ata­nan; SON BAŞ­KO­MU­TA­NI­MI­ZIN COŞ­KUY­LA KUT­LA­YA­CA­ĞI­NI, KUT­LA­MA­LA­RA KA­TIL­CA­ĞI­NI BİLİYORUZ…mu…çok bek­ler­si­niz mi di­yo­ruz?...

De­ni­ze düşen yı­la­na sa­rı­lır gibi 15 Tem­muz son­ra­sın­da ATA­TÜRK’ün ma­ne­vi var­lı­ğı­na sa­rı­lan­la­rın (iyi sa­at­de ol­sun­lar gibi) sağı, solu belli olmaz…Kut­la­ma yapıp, yap­ma­ya­cak­la­rı ka­mu­sal tep­ki­le­re göre be­lir­le­nir…Ama

biz ATA­TÜRK­ÇÜ­LER 30 AĞUS­TOS ZAFER BAY­RA­MI­MIZ’ı coş­kuy­la, yü­rek­le­ri­miz tit­re­ye­rek kut­la­ya­ca­ğız Dünya va­rol­duk­ça…Bunu dost da, düş­man de çok iyi bilir!...

Ve son bir söz:

WALK 'TILL YOU DROP...

TÜRK­ÇESİ'YLE YERE DÜ­ŞE­NE KADAR YÜRÜ...

BEN 1 YA­ŞIM­DAN BERİ YÜ­RÜ­YO­RUM; DUR­MAK­SI­ZIN...SİZLER DE YÜ­RÜ­YÜN...

 

Çünkü bu ül­ke­ye beden ve akıl sağ­lı­ğı ye­rin­de yurt­daş­lar ge­rek­li...

Cumartesi, 26 Ağustos 2017 07:42

Ben Ço­cuk­ken

Ben Ço­cuk­ken

Ben ço­cuk­ken; as­ke­re gi­din­ce adam olu­nur de­nir­di…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki as­ke­re gi­den­ler adam değil, ölü olu­yor­lar…

Ben ço­cuk­ken; hayat ka­dı­nı de­ni­yor­du, en çok on­la­rın ya­şa­dık­la­rı­nı sa­nı­yor­dum…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki en az onlar ya­şı­yor­lar, ölüm ka­dı­nı olu­yor­lar…

Ben ço­cuk­ken; de­lik­li zımba ile ke­sil­miş ren­ga­renk ka­ğıt­lar­dan ha­zır­la­nan kon­fe­ti­ler­le süs­le­nir­di mut­lu­luk an­la­rı­mız…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki küçük şey­ler­den mutlu olma ve azla ye­tin­me gün­le­ri­miz, yok edici tü­ke­tim top­lum mo­de­li­nin çok ön­ce­sin­de kal­mış…

Ben ço­cuk­ken; öğ­re­ti­ci, bil­gi­len­di­ri­ci, ger­çek­çi ol­ma­lı de­nir­di ya­zı­lan ro­man­lar için…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki sabun kö­pü­ğü gibi aşk­lar­la do­nan­mış ya da uçan ba­lon­lar gibi eğ­len­ce­li, ama pat­la­yın­ca ge­ri­de hiç­bir iz bı­rak­ma­yan boşa ya­zıl­mış say­fa­la­ra değer ve­ri­lir olmuş…

Ben ço­cuk­ken; tarih ki­tap­la­rın­da ya­zar­dı Timur’un fil­le­ri­ni An­ka­ra’nın or­man­la­rı­na sak­la­dı­ğı­nı ve de Yıl­dı­rım Ba­ye­zid’in or­du­la­rı­nı bek­ler­ken, yine onu bu or­man­lar­da tu­za­ğa dü­şü­rüp, Türk bir­li­ği­nin par­ça­lan­ma­sı­na neden ol­du­ğu­nu…

Bü­yü­dü­ğüm de gör­düm ki ne An­ka­ra’nın or­man­la­rı vardı, ne de Timur’a rağ­men ye­ni­den oluş­tu­ru­lan Türk bir­li­ği, Türk dir­li­ği…

Ben ço­cuk­ken; der­ler­di ki bü­yük­le­ri­miz oku “Bir Çift Öküz”, oku “Tır­pan”, oku “Ka­çak­çı Şahan” ki an­la­ya­sın Doğu’yu, Do­ğu­lu’yu, öz­ve­riy­le ko­şa­sın onlar için hiz­me­te…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki onlar meğer kin bü­yü­tüp biz­le­re, bir de yedi dü­vel­le el ele verip, uğ­rat­mak­tay­mış­lar bu ül­ke­yi he­zi­me­te…

Ben ço­cuk­ken; kız­la­ra oku­yup, ayak­la­rı­nın üze­rin­de dur­ma­nın ge­rek­li­li­ği öğüt­le­nir­di…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki kız­lar işin ko­la­yı­na kaçıp, er­kek­le­re yas­lan­ma­yı öğ­ren­miş­ler…

Ben ço­cuk­ken; de­nir­di ki önce okul, önce mes­lek ve son­ra­sın­da is­ter­sen ya­par­sın sanat, spor, si­ya­set…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki okula git­me­nin, say­gın bir mes­lek edin­me­nin dı­şın­da bize ya­sak­la­nan ne varsa; bu­gün­ler­de olmuş be­ce­ri, ma­ri­fet…

Ben ço­cuk­ken; “sakla sa­ma­nı, gelir za­ma­nı” denir, tu­tum­lu olmak öğüt­le­nir­di biz­le­re…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki ne sak­la­na­cak saman, ne sav­ru­la­cak har­man, ne de göl­ge­si­ne sı­ğı­nı­la­cak orman kal­ma­mış…

Ben ço­cuk­ken; bü­yük­ler ço­cuk­la­ra oyun­cak­lar alır­dı, oy­na­yıp, eğ­len­sin­ler diye…

Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki ço­cuk­lar zevk oyun­ca­ğı ol­muş­lar, bü­yük­le­rin hoy­rat el­le­rin­de…

Ben ço­cuk­ken; ge­lin­lik­le gir­di­ğin evden, ke­fen­le çı­kar­sın de­nir­di… Bü­yü­dü­ğüm­de gör­düm ki yal­nız­ca bu de­dik­le­ri doğru çıktı; bo­şan­mak is­te­yin­ce ka­dın­lar, beyaz ge­lin­lik­le­riy­le gir­dik­le­ri ev­ler­den, ke­fen­le­riy­le çı­kı­yor­lar…

Cuma, 25 Ağustos 2017 15:33

DİŞLER…

DİŞLER…

Ya­şam­la­rı sü­re­sin­ce altı kez de­ği­şir­miş fil­le­rin diş­le­ri…Ve son kez, bir başka de­yiş­le al­tın­cı­sın­dan sonra diş­siz kal­dık­la­rın­da, bir kez daha çık­maz­mış diş­le­ri…Diş­le­ri çık­ma­yın­ca da bes­le­ne­me­yen fil­ler; aç­lık­tan ölür­müş…

İnsan bir kez yi­tir­di mi diş­le­ri­ni; gel­sin pro­tez­ler, imp­lant­lar…

İnsan ya­şam­da daha uzun süre ka­la­bil­mek için akıl­lı…İnsan yaşam sü­re­si­ni uzat­mak için biraz da kur­naz… Türlü, çe­şit­li araç, gereç üre­ti­yor ken­di­si­ne yaşam oyu­nu­nu daha da uzat­mak için…

Oysa fil­ler?…

Fil­le­rin takma diş­le­ri ol­say­dı belki de aç­lık­tan öl­mez­ler­di…

Kadın ağ­lı­yor…

Çünkü yaşlı atı as­lan­la­ra yem ola­cak…

Çünkü yaş­la­nan atlar, inek­ler; as­lan­la­ra yem olu­yor­lar…

Kadın göz­yaş­la­rı için­de; “vaz­geç­tim, öl­dür­me­yin” diyor, yaşlı atını öl­dü­rüp, as­lan­la­ra yem edecek olan gö­rev­li­le­re…

Gö­rev­li­ler­den genç bir kadın; “kay­gı­lan­ma, er­te­le­dik ölü­mü­nü” diyor… Gözü yaşlı kadın umut­la­nı­yor, ra­hat­lar gibi olu­yor…Ama genç kadın sür­dü­rü­yor söz­le­ri­ni:

-Bir­kaç gün me­ra­da do­la­şa­cak, di­le­di­ğin­ce ot­la­ya­cak, st­re­si git­sin diye ser­best bı­ra­ka­ca­ğız ve daha sonra ölümü ger­çek­le­şecek…

At zayıf, diş­le­ri dö­kül­müş…Bütün gün ot­la­sa da kar­nı­nı do­yu­ra­mı­yor ve tel ka­fes­le­rin ar­dın­da­ki as­lan­lar atı ot­lar­ken gör­dük­çe; sal­dır­mak için tel­le­re ko­şu­yor, me­ra­da ot­la­mak­ta olan ye­me­ği bir an önce yemek is­ti­yor­lar.

Sonra genç bir gö­rev­li erkek ge­li­yor…

Ba­şın­dan bey­ni­ne doğru sap­la­na­cak kes­kin bir dar­bey­le atın ya­şa­mı son bu­la­cak…

Gözü yaşlı kadın; “ne olur acı­sız olsun, uzun sür­me­sin” diye yal­va­rı­yor…

Atın can­sız be­de­ni par­ça­la­nı­yor…Par­ça­lar sa­bır­sız­ca bek­le­yen as­lan­la­rın önüne atı­lı­yor…As­lan­lar ye­mek­le­ri­ni ye­dik­ten sonra; ka­fe­sin tel­le­ri­ne yak­la­şı­yor­lar…Genç kadın on­la­rı ok­şu­yor; as­lan­lar sa­kin­ler bir kedi gibi…

İki ya da üç günde bir yaşlı bir atı ya da yaşlı bir ineği yiyen as­lan­lar; bu gö­rev­li­ler için çok mu de­ğer­li?…

Evet; çok de­ğer­li…Çünkü onlar çok para edi­yor­lar…İyi ba­kı­lıp, bes­le­ni­yor­lar; üre­me­le­ri, ço­ğal­ma­la­rı sağ­la­nı­yor…Özen­le, ih­ti­mam­la…

Sonra… Sonra ne olu­yor?… Neden bu bakım, neden bu özen, neden bu ih­ti­mam?…

Okla av­lan­mak için…

Bes­len­sin diye uğ­ru­na nice yaşlı at­la­rın, inek­le­rin feda edil­di­ği as­lan­lar; belli bir iri­li­ğe gel­dik­le­rin­de av olu­yor­lar, çünkü av olmak için bes­le­ni­yor­lar. Av­lan­ma pa­ra­sı­nı öde­yen okla av­lan­ma­ya me­rak­lı bi­ri­le­ri­nin za­lim­ce zevk­le­ri için onlar da okla can ve­ri­yor­lar…

Ken­di­ne pro­tez diş­ler yapan, çe­ne­si­ne çe­lik­ten diş­ler eken insan; diş­siz olan başka tür­le­re hiç acı­mı­yor, on­la­rın ya­şam­da daha uzun süre kal­ma­la­rı için hiç çaba gös­ter­mi­yor…Ama on­la­rın diş­siz­lik ne­de­niy­le yü­rü­dü­ğü ölü­mü­ne yol­cu­luk­tan bile çıkar sağ­la­mak­tan da geri kal­mı­yor…

Bu dün­ya­da ya­şa­yan tür­ler için­de en vahşi olan han­gi­si­dir diye bir araş­tır­san, acaba bu­la­bi­lir misin onun kim ol­du­ğu­nu sen ey insan ?…

Üs­te­lik bu acı­ma­sız­ca ey­lem­le­ri­ni gizli, saklı yap­mak bir yana, teş­hir­den de sa­kın­mı­yor insan; NG Wild bel­ge­sel­le­riy­le su­nu­yor iz­le­yen göz­le­ri­mi­ze…

Hay­van hak­la­rı diye, diye so­kak­la­ra dö­kü­len “iyi” mas­ke­li insan da; gör­mü­yor bu acı­ma­sız­lık­la­rı, acaba ne­den­dir, acaba niye?…

Perşembe, 24 Ağustos 2017 08:33

DİLE DÜ­ŞÜN­CE SÖZ­LER

DİLE DÜ­ŞÜN­CE SÖZ­LER

Yaşam; iki nokta ara­sın­da­ki uzam…Bek­le­me hiç yu­ka­rı­da­kin­den sana ya­pa­cak diye zam… Ve gök­ten zem­bil­le daha kaç kitap inse de ka­dın­la­rın çı­ka­rı­na de­ğiş­me­yecek nizam, in­ti­zam ne yazık ki…

İsla­mi­yet’den önce kız­la­rı diri, diri gö­mer­ler­miş top­ra­ğa… Değer ve­ril­mez­miş ka­dı­na, kıza… Put­la­ra ta­par­lar­mış… Her türlü hak­sız­lık, ada­let­siz­lik, gasp, soy­gun kol ge­zer­miş top­lum­da ve ayırt edil­mek­si­zin kız, erkek; te­ca­vüz edi­lir­miş ço­cuk­la­ra… Ca­hi­liy­ye Devri diye ta­nım­la­nan dö­nem­de Arap top­rak­la­rın­da böy­ley­miş man­za­ra… İsla­mi­yet’le bir­lik­te gel­miş dir­lik, düzen, nizam, in­ti­zam… Ger­çek­ten de gel­miş mi acaba ?… El hak İsla­mi­yet’in ay­dın­lat­tı­ğı ileri sü­rü­len top­rak­lar­da; kız­lar diri, diri gö­mül­mü­yor top­ra­ğa iki gözüm önüme aksın ki…Önce bı­çak­la­nı­yor en az yedi ye­rin­den ya da ölü­mü­ne kur­şun­la­nı­yor…İnti­ha­ra zor­la­nıp iple de ası­lan var, derin su­lar­da bo­ğu­lan da…Vel­ha­sıl diri, diri gö­mü­len yok İsla­mi­yet son­ra­sın­da; ke­sin­lik­le can­sız be­den­ler gö­mü­lü­yor top­ra­ğa… İsla­mi­yet ön­ce­sin­de kuş­ku­suz değer ve­ril­mez­miş ka­dı­na, İsla­mi­yet’den son­ray­sa de­ğe­ri, ederi çok paha; bu ne­den­le sak­lan­mak­ta kafes ar­dın­da, kilit al­tın­da, üs­te­lik de baş­lık kar­şı­lı­ğı alı­nır, sa­tı­lır bir meta ev­li­lik pa­za­rın­da… İsla­mi­yet’den önce put­la­ra ta­par­lar­mış; insan eliy­le taş­tan oyul­muş put­la­ra…İsla­mi­yet’den son­ra­sın­da; put­lar, taş­lar boş inanç, hu­ra­fe, saf­sa­ta… Artık ta­pı­lan değer; dolar, avro ba­zın­da cash para… İsla­mi­yet’den ön­ce­sin­de her türlü hak­sız­lık, ada­let­siz­lik, gasp, soy­gun; ha­ra­mi­ler, çe­te­ler, eş­ki­ya­lar ara­cı­lı­ğıy­la ya­pı­lır­mış… Fazla söze gerek yok…İsla­mi­yet’den sonra; ada­let mül­kün, mülk Allah’ın, para sof­ta­nın…

İsla­mi­yet’den önce ayırt edil­mek­si­zin kız, erkek; te­ca­vüz edi­lir­miş ço­cuk­la­ra…İsla­mi­yet’den sonra hiç ola­bi­lir mi böyle bir vaka ?… 9 ya­şın­da­ki kızın dinen en doğal hak­kı­dır ko­ca­ya git­mek; cin­sel ya­şa­mın icap­la­rı­nı ye­ri­ne ge­tir­mek…Ayşe ana­mız gibi 9 ya­şın­da gelin olmak…Ne demek te­ca­vüz ?…Haşa !… Di­ni­mi­zin emir­le­ri­ne uy­ma­yan­la­ra kız­gın maşa !… Hele ki oğlan ço­cuk­la­ra te­ca­vüz; ale­nen kuru if­ti­ra… Henüz bir­kaç sene ev­ve­lin­de bu­yur­ma­dı mı Lond­ra’da ya­şa­yan bir ulema; erkek, er­ke­ği se­ve­bi­lir diye ?… Ka­rış­tı­rı­nız ha­tı­ra­tı, sorun Murat Bar­dak­çı abi­ni­ze; Ha­li­fe efen­di­le­rin buy­ru­ğu al­tın­da­ki kos­ko­ca Os­man­lı top­rak­la­rın­da kadı efen­di­ler en çok ne se­ver­di ?… Ge­ce­ler boyu ci­van­lar­la mu­hab­bet, hamam se­fa­la­rı ve on­lar­la sa­bah­la­ma… Hiç olur mu mah­bub­lar­la, gıl­man­lar­la meş­kin adı te­ca­vüz?… Tövbe is­tih­far getir kafir; ce­hen­ne­min­de yakar seni Allah, atma if­ti­ra, yoksa sen sey­ta­na mı oldun sefir ?…

Ne yazık ki şehid kan­la­rıy­la su­lan­mış bu top­rak­lar­da, mi­sak-ı milli ile sı­nır­la­rı çi­zil­miş bu yurt­da, Ata­türk İlke ve Dev­rim­le­ri’yle ay­dın­la­tıl­mış ulu­sun oluş­tur­du­ğu Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Dev­le­ti’nde son yıl­lar­da genel durum böyle, böyle… Dev­rim­ler du­mu­ra uğ­ra­tıl­mak­ta, ter­si­ne bir evrim ge­çir­mek­te ülke, ulus… Tü­ke­tim top­lu­mu­nun moda ol­gu­su­nun sü­rek­li ken­di­ni yi­ne­le­me­si­ne; moda tek­rar­dan iba­ret­tir de deriz ama özel­lik­le ta­ri­hin tek­rar­den, te­ker­rür­den iba­ret ol­du­ğu­nu, in­san­lık ta­ri­hi bo­yun­ca dün­ya­lı­lar ola­rak çok iyi bi­li­riz… Geç­miş­te ya­şa­nan Ca­hi­liy­ye Devri; tek­rar eder­ken gü­nü­müz­de ken­di­ni, gi­de­rek Orman Ka­nu­nu da hüküm sür­me­ye baş­la­mak­ta top­lum­sal ya­şam­da… Bir fark­la ki; kaba gücün ye­ri­ni, para gücü al­mak­ta…Para da tüm de­ğer­le­ri satın al­mak­ta, hak­la­rı kul­lan­ma, ya­sa­lar­dan ya­rar­lan­ma; pa­ra­yı elin­de bu­lun­du­ra­na bah­şe­dil­mek­te…

Ters oran­tı­lı bir de­ği­şim; yük­se­len iler­le­me, çağ­daş­laş­ma…Ama kadın sen dur ye­rin­de; sakın ken­di­ni aşma !…

Ola­nak­lar yal­nız­ca er­ke­ğe su­nul­muş ve kadın in­san­lı­ğın­dan bile so­yut­la­nıp; köle/ca­ri­ye/tar­la­da ırgat ve met­res olup kat, kat sö­mü­rül­müş

Orta Asya’da eski Türk­ler’de kadın olmak; Han’ın ya­nın­da Hanım/Hatun olmak…

Ve Türk­ler; Doğu’dan, Batı’ya yü­rü­dük­çe, yi­tir­miş­ler pek çok özel­lik­le­ri­ni, de­ğer­le­ri­ni…

Suyun gir­di­ği kaba göre bi­çim­len­me­si gibi; ya­şa­dı­ğı coğ­raf­ya­ya/coğ­raf­ya­da ya­şa­yan­la­ra ben­ze­me­ye, ben­zeş­me­ye, dö­nüş­me­ye baş­la­mış…

Ora­da­ki­ler gibi gi­de­rek ka­dı­nı­nı, ara­la­rın­da­ki or­tak­lık­tan dış­la­ma­ya, ez­me­ye, üz­me­ye, sö­mür­me­ye, aşa­ğı­la­ma­ya baş­la­mış…

İlk dört harfi aynı ol­mak­la bir­lik­te; R ve Z harf­le­riy­le biten iki söz ya da ke­li­me… TACİR ve TACİZ…

İlk sözün kar­şı­lı­ğı, an­la­mı; ka­dı­nı me­ta­laş­tı­rı­yor… Di­ğe­riy­se; ruh­sal­lı­ğı­nı/tin­sel­li­ği­ni mev­ta­laş­tı­rı­yor…

Ve Dünya’da kadın ta­cir­le­ri­nin elin­de; pek çok sa­yı­da kadın ölü­yor, ruhen ve be­de­nen…

En çok da Ne­w­york, Lond­ra başta olmak üzere tüm me­ga­pol­ler­de ta­ciz­ci­le­rin cin­sel amaç­lı sal­dı­rı­la­rı­nın ar­dın­dan ka­dın­lar ya­şa­mı­nı yi­ti­ri­yor…

İtalya gibi ken­di­ni uygar, çağ­daş sayan/sanan bir Av­ru­pa ül­ke­sin­de bile kadın ci­na­yet­le­ri ar­tı­yor…

Neler olu­yor gü­nü­mü­zün er­kek­le­ri­ne ?…Ter­si­ne evrim mi ge­çi­ri­yor­lar ?…

Or­ta­çağ’da iklim de­ği­şik­li­ği, bir başka de­yiş­le ha­va­la­rın soğuk git­me­si­nin ne­de­ni­ni bile ka­dın­lar­dan bilen, daha doğ­ru­su CA­DI­LAR’dan bilen er­kek­le­rin on­la­rı yak­ma­sı gibi, yoksa gü­nü­mü­zün er­kek­le­ri­nin de te­ka­mü­lü/ge­li­şi­mi /zih­ni­ye­ti/dü­şün­ce­si mi ge­ri­le­di de BURN WITCH der­ce­si­ne ka­dın­la­ra sal­dı­rı­yor­lar; ya­şa­dık­la­rı olum­suz­luk­lar, buh­ran­lar, sı­kın­tı­lar kar­şı­sın­da…

Neler olu­yor böyle siz­le­re sayın bay­lar ?…

Din iş­le­ri, dev­let iş­le­ri; bir di­ğe­rin­den ayrı dur­mak şöyle dur­sun, bir­bi­ri­ne ge­çir­di iyi­ce­si­ne diş­le­ri, sanki pit­bul kö­pe­ği­nin çe­ne­si,bir türlü açıl­mı­yor…

Allah ile kul ara­sın­da kal­mak­tan sı­kı­lan DİN; ka­yı­ver­di ka­mu­sal alana, bu­laş­tı din tüc­car­la­rı­nın di­lin­de her türlü ya­la­na…

Si­ya­set­te, ti­ca­ret­te, (b)ilim­de; ha­mil-i kart ye­ri­ne, “ha­mil-i ta­ri­kat ya­ki­nim­dir” dö­ne­mi…Dev­le­te, mil­le­te ha­yır­lı olsun…Di­le­ye­lim ki bu ülke tez günde ay­dın­lı­ğa çıkan yol­la­rı bul­sun!...

Çarşamba, 23 Ağustos 2017 10:40

En­di­şe­ler, Kay­gı­lar

En­di­şe­ler, Kay­gı­lar

*Pla­net Of The Apes

“May­mun­lar Ge­ze­ge­ni” fil­min­de, uzay­da başka bir ge­ze­gen­de ol­du­ğu­nu sanan Charl­ton Hes­ton; bu­lun­du­ğu yerin DÜNYA ol­du­ğu­nu, deniz kı­yı­sın­da­ki ka­ya­la­rın ar­ka­sı­na ge­çin­ce Bayan Li­berty’nin yer­ler­de yatan mer­mer küt­le­siy­le kar­şı­laş­tı­ğın­da anlar…

Acaba ken­di­ni tüm ya­ra­tık­lar­dan ve de diğer in­san­lar­dan üstün gören BA­TI­LI’nın ger­çek­le yüz­leş­me günü ne zaman ge­lecek ?...

Ve bu BA­TI­LI’nın; “Batı, Batı” di­ye­rek Dünya’nın dö­nü­şü yö­nün­de Doğu’ya ulaş­ma­sıy­la,

acaba Dün­ya­mız’ı ko­ru­yu­cu dü­şün­ce ve de­ğer­le­re de ulaş­ma­sı bir gün ger­çek­le­şecek mi ?...

Bir za­man­lar in­san­lık Doğu fel­se­fe­sin­den yana umut­la­nır­dı…Do­ğu­lu’nun er­dem­li olmak üze­ri­ne üret­ti­ği, oluş­tur­du­ğu bin­ler­ce yıl­lık bi­ri­ki­min­den, er­dem­li insan olma yo­lun­da tin­sel­li­ği­ni bes­ler­di…Gü­nü­müz­de Ba­tı­lı’nın doy­maz­lı­ğıy­la ya­rı­şan Do­ğu­lu’yu gör­dük­çe; ge­ze­ge­ni­miz için kay­gı­la­rı­mız daha da ar­tı­yor…

Neden art­ma­sın ki ?...

İşte Ja­pon­ya; G8’ler­den en var­lık­lı­sı…Bu var­sıl­lı­ğın nedir Doğa’ya, Dünya’ya pa­ha­sı?...

İşte Çin; sera gazı sa­lı­nı­mın­da en başta adı geçen, üre­tim ya­par­ken Doğa’ya özen gös­ter­me­yen ül­ke­ler­den biri, bi­rin­ci­si…

Bu gi­diş­le Dün­ya­lı­lar diri, diri ce­hen­ne­me gi­re­cek­ler…Üs­te­lik de ken­di­le­ri­nin ya­rat­tı­ğı bir ce­hen­ne­me…Ne yazık ki bu ce­hen­ne­min; gü­nah­lar­dan arın­dık­tan sonra gi­di­lecek bir cen­ne­ti de yok…

Gü­nü­mü­zün aç gözlü, hırs­lı in­sa­nı; daha çok üre­tim, daha çok para uğ­ru­na, Ya­ra­dan’ın, ya­rat­tı­ğı­nı yok etme ce­ha­le­tin­de ne yazık ki…

“Pla­net Of The Apes” ya da Türk­çe adıy­la “May­mun­lar Ce­hen­ne­mi” fil­mi­ni anım­sa­mak is­te­yen­ler için;

http://​charltonhestonworld2.​homestead.​com/​PlanetOfApesPg2.​h…

 

*Made In India

Mar­ka­sı; MUDO…

MUDO; ol­duk­ça ünlü ger­çek bir Türk mar­ka­sı…1970’lerde İstan­bul Mısır Çar­şı­sı’ndaki TAVİLLER Ma­ğa­za­sı’ndan doğ­muş; gi­ri­şim­ci Mus­ta­fa DOĞAN’ın mar­ka­sı…

Ama ne­re­de do­kun­muş hır­ka­sı ?...​India’da; Türk­çe söy­le­yiş­le Hin­dis­tan’da…

Ve çok ünlü Ame­ri­kan mar­ka­sı GAP’i de yıl­lar­ca Bur­sa­lı YEŞİM Teks­til üret­ti; ama hiç yaz­ma­dı eti­ke­tin­de MADE IN TURKEY açık­la­ma­sı…

Oysa Hint­li üre­ti­yor MUDO’ya, kendi im­za­sıy­la, du­yu­ru­yor bütün Dünya’ya bu malın üre­tim yeri, ya­pıl­dı­ğı yer Hin­dis­tan ve eti­ket­li­yor onu; MADE IN INDIA…

İşte bu­lun­maz Bursa ipe­ği­nin, bu­lun­maz Bursa ku­ma­şı­nın kenti; dök­müş­dü bir za­man­lar do­ku­ma­cı­sı­nı so­ka­ğa, fab­ri­ka­la­rı­nın ka­pı­sı­na as­mış­dı kilit…Kü­re­sel eko­no­mi­nin sö­mür­gen­le­ri­ne çok­tan ol­muş­du tes­lim…

Ne yazık ki ül­ke­de son durum böyle...​Malımızı, mar­ka­mı­zı elin ya­ba­nı üret­mek­te, ola ki biz ya­ban­cı­lar için bir şey üre­tir­sek de; adı­mız yok sa­yıl­mak­ta, üre­tim yeri, üre­ti­len ülke yeri ola­rak, ül­ke­mi­zin adına yer ve­ril­me­mek­te…Bu gi­di­şat de­ğiş­mez­se, söy­le­yi­ve­rin Ali’ye, Ayşe’ye; dur den­mez­se bu sö­mü­rü­ye, bun­dan böyle ba­ba­la­rı çok zor ekmek gö­tü­rür sof­ra­ya…

 

 

*Sam Amca

Anım­sı­yo­rum da 2015 yı­lın­da Ame­ri­ka'da yayın yapan PBS te­le­viz­yo­nun­ca ATA­TÜRK bin yılın adamı se­çil­miş­di.

Oysa Kur­tu­luş Sa­va­şı'nda SA­RI­ŞIN EŞKİYA de­di­ler O'na...​Bugün RTE on­la­rın de­ne­ti­min­den çıkıp ka­fa­sı­na göre ta­kı­lın­ca da ka­fa­yı ye­di­ler, ATA­TÜRK kar­tı­nı sür­mek­te­ler ortaya...​Aman sakın inan­ma­yın Sam Am­ca­ya; en büyük ATA­TÜRK düş­ma­nı­dır kendisi...​Ne de olsa ya­pa­ma­dı Tür­ki­ye'yi Ame­ri­kan man­da­sı ATA­TÜRK'ün var­lı­ğı nedeniyle...​Bu alın­ma­dık öf­ke­si ne­de­niy­le de bi­lin­di­ği gibi hiç say­ma­dı Lozan'ı şu Sam Amca...​Bugün öv­gü­ler düzse de ya­za­rı, ozanı Kemal ATA­TÜRK'e, bilin ki O'nun ül­ke­si­ni par­ça­la­mak için en büyük des­te­ği ver­mek­te­dir Sam Amca PKK'lı Kürt'e !...

Amma ve lakin...​Siz, siz olun...​Yine de kan­ma­yı­nız ara­la­rı­nın bo­zu­la­ca­ğı­na/bo­zul­muş ola­ca­ğı­na/bozuk ola­ca­ğı­na... İşte bu ne­den­le; "One mi­nu­te" ki Türk­çe­si ile VAN MİNİT mi dedi san­mış­dı­nız o çok tan­ta­na­lı top­lan­tı­da?...Öy­ley­se çok ya­nıl­dı­nız...​VAN MİNİK; ve­re­lim git­sin PKK'ya demek is­te­miş­ti oysa...

Veee...​Evet...

Sa­nı­rım siz AKP'ye oy veren TÜRK­LER,evet siz­ler ne yazık ki bu ger­çek­le­ri hiç an­la­ma­dı­nız. Bugün MİLLİYETÇİLİK oy­nar­ken "döt kor­ku­su­na" yine ona ka­nı­yor­su­nuz. Te­le­viz­yon yan­sı­la­rın­dan ya­yı­lan du­yum­la­ra göre; 26 Ağus­tos'da Ma­laz­girt'e gi­de­cek­miş, Al­pas­lan'ı an­ma­ya, yeter ki 26 Ağus­tos'da Ata­türk'ün Büyük Ta­ar­ru­zu'nu an­ma­sın, 30 Ağus­tos için de bir ba­ha­ne bulup,önem­li ulu­sal bay­ram­la­rı­mız­dan bi­ri­ni kut­la­ma­sın Saint Tay­yip Efen­di...

 

Ve sakın göz­den ka­çır­ma!...

Bunca alen­gir­li, ent­ri­ka­lı gün­dem ara­sın­da; yan­lış an­la­ma­la­ra, al­gı­la­ra mey­dan ver­me­mek için USA;ya­kın­da ül­ke­ni dön­dü­recek kuşa...​Bak sı­nır­dan dı­şa­rı­ya; Kür­dis­tan ku­ru­yor Sam Amca...​Hey Türk; yeter artık ama, yeter uyuma!...

Salı, 22 Ağustos 2017 15:48

Genç­le­rin İşsiz­li­ği

Genç­le­rin İşsiz­li­ği

TÜİK’in ve­ri­le­ri­ne göre genç nü­fus­ta iş­siz­lik art­mış… Genç nü­fus­ta iş­siz­lik oranı yüzde yirmi bil­mem kaç… Daha an­la­şı­lır bir söy­le­yiş­le; genç nü­fu­sun ço­ğun­lu­ğu aç… Oysa her derva AK­BA­BA­LAR ; genç­le­rin iş­siz­li­ği­ne de bul­muş­tu çözüm… A be ne diye uy­gu­la­mı­yor­su­nuz bu çö­zü­mü, iki gözüm ?... Ya­kı­şır böy­le­si bir çözüm muh­te­şem Tay­yi­ban’a; fır­sat da ver­me­miş olur­su­nuz “iş­siz­li­ğe çözüm bu­la­ma­dı­nız” diye ba­ğı­ran mu­ha­lif ze­va­ta…

 

Gü­nü­müz­den yak­la­şık yedi yıl önce; bir sabah vak­tin­de an­la­tıl­mış­tı çö­zü­mün bi­çi­mi ince, ince… Öy­le­si­ne bal­lan­dı­ra, bal­lan­dı­ra an­lat­mış­tı ki AKP’den Bü­lent GEDİKLİ çö­züm­le­ri­ni… Bu çözüm söy­le­mi; umut ol­muş­tu o gün­ler­de aklı ül­ke­sin­den çok, ya­ba­nın il­le­rin­de olan pek çok gence… İşte TÜİK’in iş­siz­lik ve­ri­le­ri ara, sıra açık­lan­dık­ça ka­mu­oyu­na; son ve­re­lim şu iş­siz­lik denen oyuna, dö­ne­lim yedi yıl ön­ce­si­ne… “Balık ha­fı­za­la­ra yem ol­ma­sın diye” anım­sa­ya­lım ba­ka­lım çözüm diye ne sü­rül­müş üm­met-i Tay­yi­ban'ın önüne ?...

 

Gün­ler­den 29 Ağus­tos 2007 sa­ba­hı; TV 8’de Erkan TAN’ın ko­nu­ğu, AKP’den An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Bü­lent GEDİKLİ… Söy­le­şi­yor­lar… Gün­dem; AKP’nin I.​iktida­rın­dan, II. ik­ti­da­rı­na uza­nan süreç, 2 Kasım’dan, 22 Tem­muz’a… Bu sü­reç­te sanki AKP ile halk omuz, omuza… Erkan TAN ta­raf­sız bir yak­la­şım ser­gi­ler­miş gibi iz­le­yi­ci­ler­den gelen so­ru­la­rı yö­nel­ti­yor GEDİKLİ’ye… O da DE­MOK­RASİ-LAİKLİK-SOS­YAL HUKUK DEV­LETİ üze­ri­ne dök­tü­rü­yor da dök­tü­rü­yor…

Sıra özel­leş­tir­me üze­ri­ne so­ru­la­ra ge­li­yor, “her şey sa­tıl­dı, sa­tı­la­cak” der­ken, GEDİKLİ; Dünya’da, dev­let­le­rin eko­no­mi­den el çek­ti­ği­ne, iş­le­ti­ci, uy­gu­la­yı­cı değil, de­net­le­yi­ci ol­du­ğu­na iliş­kin söy­le­vi­ne baş­lı­yor, SSCB’nin de dev­let ola­rak iş­let­me­ci­li­ği be­ce­re­me­yi­şin­den, Dünya’daki eko­no­mik de­ği­şi­me ayak uy­du­ra­ma­dı­ğın­dan do­la­yı çök­tü­ğü­nü ve geç­mi­şin ko­mü­nist ül­ke­le­ri­nin bugün tü­mü­nün özel­leş­tir­me­den yana uy­gu­la­ma­la­rı ger­çek­leş­tir­di­ği­ni ke­yif­le an­la­tı­yor.

 

Bunca “özel­leş­tir­me” söy­le­vi­nin ar­dın­dan, sıra ül­ke­mi­zin ge­le­ce­ği ve en önem­li ger­çe­ği üze­ri­ne öv­gü­ler düz­me­ye ge­li­yor. Bu ger­çek de ül­ke­mi­zin en genç nü­fus­lu ülke ol­du­ğu… GEDİKLİ’ye göre; nü­fu­su­mu­zun yüzde el­li­si­nin 25 yaş al­tın­da oluşu se­vin­di­ri­ci bir durum ve bu “se­vin­di­ri­ci durum” üze­ri­ne yo­rum­lar ya­pı­yor...

 

Ger­çek­ten de se­vin­di­ri­ci mi acaba ?...

İnsan kay­nak­la­rı eko­no­mi­si­ne göre tar­tış­ma­ya açık, çok önem­li bir konu ve de bir ya­zı­lık değil, baş­lı­ba­şı­na bir ki­tap­lık, belki de bir­kaç ki­tap­lık bir konu…

Kuş­ku­suz bu du­ru­mu AKP’liler gibi pembe göz­lük­ler­le gö­re­me­yen­ler/de­ğer­len­di­re­me­yen­ler için…

 

GEDİKLİ diyor ki:

-En geç on yıl sonra, bütün Av­ru­pa ül­ke­le­ri bizim pe­şi­miz­den ko­şa­cak, bu genç nü­fu­su­muz için… Çünkü on yıl için­de on­la­rın ça­lı­şan nü­fu­su hemen, hemen hiç kal­ma­ya­cak…

 

İşte AKP’nin ül­ke­mi­zin genç nü­fu­su­na iliş­kin düş­le­ri, ön­gö­rü­le­ri, gö­rüş­le­ri, bek­len­ti­le­ri, var­sa­yım­la­rı, ta­sa­rı­la­rı, öz­lem­le­ri… Özel­leş­tir­me­yi sa­vu­nan, “her şey sa­tı­lık” an­la­yı­şıy­la kal­kın­ma düş­le­ri kuran AKP (uzun dö­nem­li kal­kın­ma plan­la­rı yap­mak ye­ri­ne), ge­lecek on yıl için­de genç nü­fu­su­mu­zu, AB iş­gü­cü pa­za­rı­na sür­me­yi düş­lü­yor, umu­yor, ta­sar­lı­yor, kal­kın­ma­sı­nı bu kay­nak üze­rin­den yap­ma­yı düş­lü­yor; emek­çi, işçi, amele, ırgat ola­rak… Türk genç­li­ği­ni bek­le­yen ge­lecek bu… Nasıl ki Ame­ri­ka’ya göre, Tür­ki­ye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da as­ke­ri… Av­ru­pa’ya göre de, Tür­ki­ye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da on yıl için­de pa­za­ra sü­rü­lecek olan iş­gü­cü, emek gücü…

 

Ve Ame­ri­ka­lı, Av­ru­pa­lı öğ­re­ti­ci­le­rin­den al­dı­ğı ders­ler­le AKP kal­kın­ma plan­la­rı ya­pı­yor yüzde el­li­lik genç nüfus üze­rin­den… Her şey sa­tı­lık, her şey sa­tıl­ma­lı; o yüzde el­li­lik genç insan gü­cü­ne ya­tı­rım ya­pıl­mak­tan­sa, on­la­rın gü­cün­den ül­ke­de ya­rar­lan­mak için is­tih­dam ya­rat­mak­tan­sa “her şey sa­tı­lık/her şey sa­tıl­ma­lı” il­ke­si ge­re­ğin­ce; genç nes­lin emek gücü sa­tı­la­cak, genç nesil iş­gü­cü/emek gücü pa­za­rı­na sü­rü­lecek, alt­mış­beş ya­şı­na ge­lin­ce de po­sa­sı çık­mış ola­rak me­za­ra gö­mü­lecek…

 

Böy­le­si­ne ko­lay­cı çözüm yol­la­rı var­ken; ne is­tih­dam (işe alma) ar­tı­şı için ya­tı­rım­la­ra, ne doğum kont­rol-nü­fus plan­la­ma­sı için söz söy­le­me­ye, ne de ni­te­lik­li yurt­taş­lar ye­tiş­tir­mek için eği­ti­me, öğ­re­ti­me para ve zaman har­ca­ma­ya gerek de kal­mı­yor… Çünkü kas gü­cüy­le ça­lı­şa­cak olan­la­rın dip­lo­ma­la­ra ge­rek­si­ni­mi var mı hiç ?... Bir taşla kaç kuş ?... AKP’nin gü­nü­müz­den yak­la­şık yedi yıl ön­ce­sin­de, bir sabah vak­tin­de te­le­viz­yon yan­sı­la­rı­na düşen “genç nes­lin de­ğer­len­di­ril­me­si” üze­ri­ne düş­le­ri, gö­rüş­le­ri, ta­sa­rı­la­rı, ön­gö­rü­le­ri, var­sa­yım­la­rı işte böyle: İnsan eme­ği­ni dış ül­ke­le­re sat­mak, onlar üze­rin­den KÖLE TİCARETİ yap­mak…

 

İşin ko­la­yı var­ken neden is­tih­dam ya­ra­tıl­sın ki ?... Daha ön­ce­le­ri DEMİREL Hü­kü­me­ti de Türk in­sa­nı­nı Av­ru­pa iş­gü­cü pa­za­rı­na sürüp, iş­siz­lik so­ru­nun­dan sıy­rı­lı­ver­me­nin yo­lu­nu bul­ma­mış mıydı ?... Türk in­sa­nı­nın da “pa­zar­dan at seçer gibi” Alman dok­tor­la­rın­ca diş­le­ri sa­yı­lıp, kas­la­rı yok­la­nıp sa­na­yi­nin dişli çark­la­rın­da eri­til­me­si ko­lay­cı­lı­ğı ya­şan­mış­ken, bir kez ya da bir çok kez daha neden ol­ma­sın­dı ?...

 

AKP hü­kü­met­le­ri için bi­rin­ci, ikin­ci, üçün­cü devre geçip, gitti ve genç­le­rin iş­siz­lik so­ru­nu, AKP'nin oy ora­nıy­la eş­gü­düm­lü ola­rak yıl­lar bo­yun­ca ar­tı­şı­nı bü­yüt­tü çığ gibi...​Bu nasıl us dışı bir iliş­ki­dir böyle; an­la­mak güç...

Ve bu ya­şa­nan­lar kar­şı­sın­da top­lum­da ne bir baş­kal­dı­rı, ne bir tepki, ne bir ey­le­me geçme du­ru­mu...​AKP yap­mış açık otu­ru­mu; ka­ra­rı da almış ken­din­ce, çözüm bul­muş bin­ler­ce gence ve paye ver­miş köle sta­tü­sün­de...

 

Sonuç ola­rak TÜİK ve­ri­le­ri­ne göre genç ne­sil­de­ki iş­siz­lik oranı geç­ti­ği­miz yıl­la­ra oran­la her yıl daha da art­tı­ğı­na göre; demek ki AKP hü­kü­me­ti, genç nes­lin is­tih­da­mı için ya­tı­rım yap­ma­mış, yapma ge­re­ği duy­ma­mış, iş­siz­lik so­ru­nu­nun or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı­na iliş­kin yeni bir öneri ge­tir­me­miş, bir başka çaba, ça­lış­ma ger­çek­leş­tir­me­miş… ki genç nüfus bunca yıl­lık tek ba­şı­na ik­ti­dar olan bu AK EGE­MEN­LER dö­ne­min­de; hala iş­siz­ler or­du­su­nun ne­fe­ri...

Ve AK EGE­MEN­LER'in de bunca yıl­lık ik­ti­dar sü­reç­le­rin­de demek ki hiç de­ğiş­me­miş plan­la­rı, prog­ram­la­rı, bek­len­ti­le­ri Av­ru­pa ül­ke­le­ri­nin yaşlı nü­fu­su­na bağlı iş­siz­li­ğe çözüm bulma düş­le­ri...

Onlar elden, ayak­tan dü­şe­cek­ler yak­la­şan on yıl için­de; ça­la­cak­lar Tür­ki­ye’nin ka­pı­sı­nı “genç iş­gü­cü/emek gücü” için…

 

 

Bu du­rum­da sa­bır­la bek­le­yi­niz üm­met-i Tay­yi­ban; göz açıp, ka­pa­yın­ca­ya geçer yıl­lar, bu ace­le­ci­lik niçin ?... Bu ül­ke­de özel­leş­ti­ril­me­miş yal­nız­ca hal­kı­mız, yurt­ta­şı­mız, in­sa­nı­mız kal­mış­tı; AKP’nin “ida­re­si ve ina­ye­tiy­le” ha­yır­la­ra ve­si­le ol­ma­sı dua ve te­men­ni­le­riy­le ve de Allah’ın iz­niy­le o da ger­çek­le­şe­cek­tir… Siz al­dır­ma­yı­nız iş­siz­lik oran­la­rın­da­ki ar­tı­şa… Az kaldı, az kaldı; ça­la­cak­lar Av­ru­pa­lı mo­ruk­lar, bizim dal­da­ki ko­ruk­lar için AKP’nin ka­pı­sı­nı…

Ka­ra­göz ile Ha­ci­vat Hayal Per­de­sin­de

Ben­de­niz is­tir­ham ettim ve de kır­ma­dı­lar beni,Ha­ci­vat Çe­le­bi ile Ka­ra­göz gü­nü­müz­de; yine düş­tü­ler hayal per­de­si­ne… Bir yol kulak ve­re­lim on­la­rın se­si­ne; atış­ma­la­rın­dan or­ta­ya dö­kü­lecek der­si­ne…

 

Gün­ler­den bir gün Ha­ci­vat çalar, Ka­ra­göz’ün ka­pı­sı­nı

Na­sıl­sa unut­muş­tur; ye­di­ği ka­zık­la­rın he­pi­si­ni

Bi­raz­cık eğ­le­ni­rim, şen­le­nir, ke­yif­le­ni­rim di­ye­rek…

Ses­le­nir ha­ya­sız­ca, bey­nin­de bin­bir kur­naz­lık­la…

A benim Ka­ra­gö­züm; iki gözüm…

Çok­tan­dır gö­rün­mez oldun;

Çık dı­şa­rı da se­nin­le oy­na­ya­lım bir oyun…

Gü­nü­müz güzel geç­sin

Ge­ril­miş si­nir­le­ri­miz de gev­şe­sin…

Ka­ra­göz pen­ce­re­den bakar Ha­ci­vat’ın se­si­ne

Gem vurur onun oyun he­ve­si­ne

Gel­mem der; yine kan­dı­ra­cak­sın beni

Kim bilir neyin, ne­si­ne?... Boş yere ün­le­me !...

Yok der Ha­ci­vat; kan­dı­rık­çı­lık olur mu?... Se­nin­le güzel, güzel oy­na­mak var­ken; ne ka­pan­dın eve böyle erken, erken?... Yoksa ha­nım­dan mı kork­tun; Yoksa gitti mi efe­lik, er­kek­lik elden?...

 

Bu söz­ler kar­şı­sın­da efe­le­nen "Ha­nım­dan da kim kor­kar­mış?"diye, sözü koy­nu­na ge­ve­le­nen Ka­ra­göz’ü Ha­ci­vat Çe­le­bi bir güzel kan­dı­rır. Pen­ce­re­den so­ka­ğa in­di­rir…

Ka­ra­göz Me­rak­la sorar; ne oyu­nuy­muş bu der… Söyle ba­ka­lım; madem ki beni kan­dır­ma­ya­cak­sın... Ve de kız­dır­ma­ya­cak­sın; öy­ley­se oy­na­ya­lım…

Der ki Ha­ci­vat; ben sana ne der­sem di­ye­yim, sen bana “uyuz tazı Ha­ci­vat” di­ye­cek­sin… Bu­gü­ne kadar bi­ri­ken öf­ke­ni de ye­ne­cek­sin… Sen bu oyunu pek se­ve­cek­sin…

Pe­ki­yi der Ka­ra­göz ve önce sözü Ha­ci­vat alır:

- Adın ne Ka­ra­göz ?

- Uyuz tazı Ha­ci­vat !…

- Anan kim Ka­ra­göz?...

- Uyuz tazı Ha­ci­vat !…

- Baban kim Ka­ra­göz?...

- Uyuz tazı Ha­ci­vat !...

Der­ken hemen ayı­lır, ayar Ka­ra­göz; bir kez daha kan­dı­rıl­dı­ğı­nı anlar… Tam küfre baş­la­ya­cak­ken; kah­ka­ha­la­rı pat­la­tan Ha­ci­vat, hemen ora­dan tüyer... İşte bu ül­ke­nin halkı olan Ka­ra­göz­ler’i de, uya­nık Ha­ci­vat­lar hep kan­dı­rır, hep al­da­tır… Al­dan­ma­ya­ca­ğım, bir kez daha al­dan­ma­ya­ca­ğım diye kendi, ken­di­ne söz­ler veren bu halk; ne­den­se hep ton­ga­ya düşer, ök­se­ye tu­tu­lur, man­ta­ra basar…Ve sonuç her zaman hasar, zarar, ziyan… Çünkü çevre, çe­pe­çev­re sa­rı­lı olun­ca böy­le­si­ne ak­ba­ba, sırt­lan, yılan, çiyan…

 

Ha­ci­vat: PKK’yı bom­ba­la­ya­cak uçak­lar İncir­lik’ten kal­kı­yor…

Ka­ra­göz: Aman ne iyi Ha­ci­vat!...

Ha­ci­vat: IŞİD’i bom­ba­la­ya­cak uçak­lar İncir­lik’den kal­kı­yor…

Ka­ra­göz: Aman ne iyi Ha­ci­vat!...

Ha­ci­vat: PYD’yi ku­cak­la­yan uçak­lar İncir­lik’ten kal­kı­yor…

Ka­ra­göz. Aman ne iyi Ha­ci­vat !...

Ha­ci­vat: Kucak, kucak bom­ba­lar ül­ke­de pat­lı­yor…

Ka­ra­göz: Aman ne…ne?... Yine beni kan­dır­dın kö­ro­la­sı­ca Ha­ci­vat !...

 

İşte böyle; Ka­ra­göz ile Ha­ci­vat hayal per­de­sin­de… Gü­nü­müz­de­ki iz­dü­şüm­le­ri­ne ba­kar­sak; neler yan­sır göz­le­ri­mi­ze?... Bi­ri­si baş­kan­lık pe­şin­de… Pe­şin­de ko­şan­lar şaş­kın­lık için­de… Bu şaş­kın­la­rın ma­ri­fe­tiy­le bu ülke, bu ulus Az­ra­il’in elin­de…

 

Kör, kör par­ma­ğım gö­zü­ne…Bile, bile lades… Çok sevse de siz gi­bi­le­ri Ares... Bi­li­niz ki bu yap­tık­la­rı­nı­zı hiç ba­ğış­la­ma­ya­cak Ce­hen­nem Tan­rı­sı Hades!...