19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ergun Korkmaz

Ergun Korkmaz

Ergun Korkmaz

Web sitesi adresi:

Cumartesi, 27 Ağustos 2016 10:17

YOK BÖYLE BİR ŞEY...

YOK BÖYLE BİR ŞEY...

 

Didim Didim olalı böyle rezillik görmedi. İzmir ve Aydın dan bazı gazeteler, Didim Belediyesi ve Başkan Atabay için yalan yanlış, asparagas, dedikoduları gerçekmiş gibi göstererek yazıp duruyorlar.

Bu dedikodulara da Didim de herkes inanıyor. Konuyla ilgili doğrusunu öğrenmek bir telefon kadar yakınken. Didim dışından özel sipariş ile getirilen basında, Restauranta iki kadeh rakı, bir puro içtikten sonra, hükümet kuran, hükümet devirenlerin bazı asalakların dediklerine inanıp, ciddiye alıp haber yapıyorlar. Bu haberleri yapanlara gazeteci demek ne kadar doğru olur bilinmez. Bu asılsız haberleri yapan gazeteleri okurken, Didim de yaşanlar olarak iki dakika düşünsenize?

Bu gazeteciler kim?

Bu gazetecileri Didim’e kimler çağırıyor?

Niye Didim’e gelip, Belediye Başkanının alehinde asılsız haberleri yapıyorlar?

Gazetecinin ailesini bir eğlence parkında kimler misafir ediyor?

Kimin restaurantında gazetecileri ağırlanıyor ve asılsız bilgiler veriliyor dan bilginiz ve haberiniz var mı?

Partisinden dışlanmış, Seçim kaybetmiş, siyaseten Didim de silinmiş yada karalanmış kişilerin ve bundan önceki yönetim zamanındaki büyük rantları olan kişiler, eski günlerini özlediğinden dolayı. Didim dışından getirip bu haberleri yaptırdığını Didim’de bilmeyen yok. Bu aşıkar, zaten kendileride gizlemiyorlar, alenen yapıyorlar.

Benim anlamadığım. Siyaseten bitmişleri, Usulsüz inşaatlar yapanlar, İşi gücü olmayan akşama kadar ortalarda asalak asalak gezen. Mekanına gelip ev, arsa, tarla almak isteyenleri kazıklayan. Dernekleri dolandıranların, Face’de her dakika yalan yanlış iftira atan bir iki tane iftiracıya inanarak dedikodu yapan salaklara inanamıyorum.

Didim de basın yok mu?

Didim Belediyesinde gerçekten bir şeyler oldu da yazmadık mı?

Mesela, Meclis Üyesi Hasan Yavuz gibi.

Hasan Yavuz’un yaptıkları niye konu olmuyor?

Didim dışındaki basınla ilişkisi olan iftiracı kişilerle, Hasan Yavuz’un da ilişkisi olabilir mi?

Belediye de olumsuz olabilecek dedikoduları geçtiler, kendilerini Belediye personel müdürü sana bu asalaklar, istedikleri kişileri Belediyenin istedikleri birimine müdür, danışman vs. vs. gibi yerlere atayıp duruyorlar. Bu yalanlara inana salakları Didim de say say bitmezsin.

Aklına gelen her fantaziyi face’ye yazan bu kişilere, Didim de bazı salaklar ciddiye alıyor. Face’de herkes aklına geleni yazdığı için, Face de yazan piskopatlara sözüm yok ama.  Face de yazılanlara inananlar gerçekten salak. Salak kelimesini hakaret sanmayın sakın ha, Face’de yazılan dedikodulara, mesnetsiz iddialara, gerçekmiş gibi inananlara iltifattır, SALAK kelimesi.. Çünkü, bir yazanlara baksa, bir de yazılanlara baksa, akıllı insan bir dakika bile düşünmeden yazılanların iftiraları ve yalan olduğunu anlar.

Bir laf edene bakarım ‘ADAM MI’ diye

Bir de lafa bakarım ‘LAF MI’ diye

Sonra çay ocağına bakarım ‘Çay var mı’ diye

Bu salakça iddialara Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın yerel basına yaptığı açıklamayı Cumartesi günkü sayımızda okuyun. Didim de menfaatçı bir grubun, kendi çıkarları için neleri yapabileceğine sizler karar verin.

Bu gün ona buna iftira atanlar, yarın sana ne atacağı ortadadır.

Bu iftiraları atanlar, attıranları bir bakın, geçen yerel seçimlerde birbirlerinin ailesine sözlü saldırıyorlardı. Bu gün kanki olmuşlar aynı masada rakı, puro içiyorlar.

Şimdi Ş’li, O’lu bir şey yazacağım ama, yazınca suç oluyor. Hasan Yavuz da olduğu gibi.

Türkiye de darbe girişimi oldu, devamında Türkiye de çok şey değişti, her gün bir birine laf sokuşturma yarışında olan parti başkanları birbirleri ile kanki oldu. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Didim değişen bir şey yok, aynı tas, aynı hamam.

Didim de yıllarca siyaset yapan Yoranlı, yaptığı rezillik ve partisine karşı yaptığı ihanetten sonra bile. Didim siyasetinde az da olsa bir yeri vardı.

Yıllarca CHP’den meclis üyeliği ve belediye başkanlığı yapan, hakkında çıkan kasetten sonra CHP’den belediye başkan adayı gösterilmeyince. Seçilemeyeceğini bildiği halde, sırf CHP kaybetsin diye, DSP’den aday olan Yoranlı Kamacı, hala neyin kinini ve nefreti güdüyor belli değil.

Bu kadar olan bitenden sonra bile, Yoranlı Kamacı’nın Didim siyasetinde çok az kalan kredisini. Şu andaki etrafında gezinenlere ve bu kişilerle olan ilişkilerine bakınca tükenmiş durumda. Didim de bu filmin benzerini. Yıllar önce Didim AK Parti de iki kişide görmüştük, biri geri dönmeyi başardı. Öbürü kapayı çarpıp giderken ‘ben zaten 3,5 Pensilvanya’lı sözünü söylemiştim” demeye başlamış. Siyasette bu ne demektir anlayan anlamıştır herhalde.

“Hiç bir zaman çıktığı kapıyı hızlı çarpma, geri dönmek zorunda kalabilirsin.“ Demiş atalarımız.

AK Parti’de ve CHP’de, kendileri olmayınca bu partiden bir b.k olmaz sananlar. Gidince arkalarından koşulacağını sanan Hint kumaşları! Şimdilerde bu yanlıştan nasıl geri dönerimin hesaplarını yapmaya başladılar. Üstelik hepside başkan adayı.

Kolay gelsin mi dersiniz?

Geçmiş olsun mu dersiniz?

Ne derseniz deyin ama, Didim’i önümüzdeki günlerde siyasette sıcak günler beklediği ortada.

NOT : Yalan yanlış yazan, asalakları, iftiracıları Face (denen) BOOK(’u iyi takip edin), kimlerin yarası varmış anlarsınız...

Pazartesi, 18 Temmuz 2016 08:32

H. YAVUZ AKLANMIŞ!

H. YAVUZ AKLANMIŞ!

 

H. Yavuz açıklama yapıyor, Didim basını haberi daha yazmadan,  Gündem 3,5 diye bir internet sitesi haberi yapıyor. Demek ki H. Yavuz Didim’den önce İzmir gazetelerine demeç vermiş gibi gözüküyor.

Gündem 3,5 diye bir internet sitesi yapılan haberde. Didim’in H. YAVUZ adlı meşhur meclis üyesinin “CHP’NİN DİDİM KALESİNİ YIKAMADILAR” diye haber yapmış.

Aydın’dan gelip, Didim’de içki masalarında onun bunun yalanlarını yazmaktan madara olan Aydın’daki bazı gazeteler bitti, Bundan sonra İzmirdeki gazeteler revaçta.

İzmir manşetli bir haber sitesine, Didim’de olan biten den niye bu kadar ilgilendiğini yazmama gerek yok herhalde. durum ortada, RANT...

Neyse, Gündem 3,5 internet sitesindeki haberi okuyunca, kimler tarafından servis edildiğini hemen anlarsınız.

 

Gündem 3,5 H. YAVUZ’u, Ergun KORKMAZ’ı yolda görse tanımaz ama yaptığı habere bakılırsa her şeyi bildiğini sanıyor, halbuki hiç bir şey bilmediği, bilgisi olmadan, Didim’de her gün face’lerde her ota, boka karışarak, asparagas  yazı yazanlarının dediği ile  haber yaptığı ortada.

Gündem 3,5, H. yavuz için “CHP’NİN DİDİM KALESİNİ YIKAMA’DILAR” diye yazmış.

H. Yavuz gazeteye son geldiğinde, karşılıklı konuşmalarımızı gazeteye yazdığımdan sonra, Hakimin verdiği hapis kararına bakarsan H. YAVUZ’u ben çok iyi “YIKAMIŞ’ım” sonuçu ortaya çıkıyor.

Gündem 3,5'in herhalde, Hakimin verdiği karardan haberi yok.

Gündem 3,5'in yazdığı haberin tamamını okuyun, Didim’e kimlerin uslubu ile yapılmış. Kimlerden bilgi, belge almış ve kimlerin siyasetini güttüğünü anlarsınız.

H. Yavuz yaptığı açıklamasında olayla ve haberler hiç ilgisi olmayan eşimin resimlerini yayınlatmış, Ondan sonra H. Yavuz’a kendisine belden aşağı siyaset yapılmış yalanını söylüyor

Ben bugüne kadar Mümin Kamacı dahil, mühalefet yaparken hiç kimsenin ailesi ile ilgili bir yazı yazmadım, resmini yayınlamadım, belden aşağıya seviyesiz siyaset yapmadım.

H. Yavuz’un Didim’de yaptığı siyaset de, Ticaret de ortada.

Bunların hesabını aheste aheste H. Yavuz’dan soracağıma emin olsun.

Belden aşağı siyaset nasıl yapılıyormuş görür bundan sonra.

Gündem 3,5'in, H. Yavuz açıklamasında “Başkan Atabay ve İlçe Başkanı Karataş'ın basın toplantısının yapıldığı sırada, gazetecilerin önünde Meclis Üyesi Hasan Yavuz'a "aklan da gel" dedikleri yerde, bugün Didim Belediye Başkanı Atabay'ın bulunduğu ortamda "aklandım" açıklaması yaptığını yazmış. YALAN...

 

H. Yavuz, Açıklama yapacak gazeteci bulamayacağını bildiği, için her zaman cuma günleri yapılan basın toplantılarını takip edip, Belediye Başkanı Deniz Atabay toplantı salonundan çıktıktan sonra açıklama yapabiliyor. Özel olarak gazetecileri çağırsa, ciddiye alınmayacağını bildiği için. İkidir bu uyanıklığı yapıyor.

Her iki açıklamayı da yaparken  Belediye Başkanı Deniz Atabay, H. Yavuz’un bulunduğu ortamda yoktu. Gündem 3,5'a bilgi veren H. Yavuz değil ise, Hangi taklacı ve çanakçı güvercinlerin haber uçurduğunu anlamışsınızdır. Didim’de olmayan, Toplantıya katılmadan yapılan haber böyle asparagas olması normaldir.

Gelelim H. YAVUZ’A

H. Yavuz “AKLANDIM diyor ya, YALAN

Neyden aklandın H. Yavuz?

- Hazine arazisine yapılan usulsüz fabrika inşaatından sonra, Hüseyin Şimşek’in PARAYI KAPTIKTAN SONRA YÜKÜ ÜZERİNDEN ATTI” demesinden mi aklandın?

- Hüseyin Şimşek’in, “bizden 5 bin TL. ücret aldı.” demesinden mi aklandın?

- Rüşvet iddiasından sonra, yaptığın açıklamada “Bana bir parti büyüğü rica etti” sözünden mi aklandın?

Senin elinde salladığın karar. Benim Didim’de ki ASKİ’nin yerinin tutulması sırasında olayı konu alan yazımdan sonra. Sen ve kankin Özgür DENİZ’in hava parası kelimesini, rüşvet algıladınız. Önce Özgür DENİZ telefonda hakaret etti. Sonra sen gazeteye gelip tarafıma sen hakaret ettin.

Aramızda geçen sözlü tartışmanın sonucunda sana söylediğim sözleri köşe yazıma yazdım diye, hakim hakaret saydı. İki tane şahidim olduğu halde, Hakim’in senin, benim mekanım da bana yaptığın hakareti görmemezlikten gelmesini hala anlamış değilim.

Bir kişinin mekanına gidip hakaret ediyorsan, alacağın tepki bellidir.

Hakim aldığı karada ne diyor “Ergun Korkmaz yaptığı eylemden pişmanlık duymaması” diyor.

Ben şerefsizlik yapmadım ki, Rüşvet de almadım, Yalan söylemedim ki pişmanlık duyayım.

Türkiye Cumhuriyetinin kanunları. Doğruları yazdı diye, şerefini, haysiyetini korudu diye, bana ceza veriyorsa, ben cezama razıyım.

H. Yavuz’un elinde salladığı karar, "PARAYI KAPTIKTAN SONRA YÜKÜ ÜZERİNDEN ATTI” “bizden 5 bin TL. ücret aldı.” olayından sonra, Başkan Atabay ın H. Yavuz’a "aklan da gel" olayı ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Başkan Atabay ve İlçe Başkanı Karataş'ın gazetecilerin önünde Meclis Üyesi Hasan Yavuz'a "aklan da gel" sözü hala geçerliliğini sürmektedir.

H. Yavuz bu olayda kendini zor aklar.

H. Yavuz. Hüseyin Şimşek, Hüseyin Çalışkan ve beni rüşvet iddiaları ile yapılan açıklamadan ve haberden dolayı Cumhuriyet Savcılığına Şikayette bulunmuştu.

 

Sonuç “KAVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI” KARARI ÇIKTI.“

H. Yavuz’un elinde salladığı kararı okuyun bakalım, "aklan da gel” olayı ile bir ilgi var mı?

Yayınladığım belgeleri okuyun anlarsınız.

 

Cumartesi, 09 Nisan 2016 10:03

PAPAZLARI GÖRDÜNÜZ MÜ?

PAPAZLARI GÖRDÜNÜZ MÜ?

Bundan evvelki köşe yazımda “Soruşturma bitsin Papaz kim miş, imam kim miş göreceksiniz.” demiştim.

Tehditler, rüşvetler  işe yaramadı, Adalet yerini buldu.

2 ay önce, Didim Belediyesinin önüne onlarca yandaşını ve avukatını peşine takarak sov yaparak, Mahkeme kararın belediyeye vermekle. Üç beş tane soytarının belediyenin karşısındaki bir mekanda, ağzında purosu ile keyifle kahvesini içerken olayı pis pis sırıta sırıta seyretmekle.  Mahkeme kararını restaurant da puro içerek kutlama yaparken, resim çekip face de paylaşarak haklı olduğunu göstermeye çalışıyordunuz.

Maden ki haklıydınız da, üç beş tane çapulcuya rüşvet verip, belediye başkanını ve meclis üyesini niye tehdit ediyorsunuz?

Ahmet Orak ve ortağı, Yoranlı Kamacı’nın döneminde ki gibi her şeyi yapabileceklerini sandılar.

Eski belediye başkanını.

Eski il genel meclisi üyesini.

Eski meclis üyerinden bazılarını.

Ortalıkta adamım diye gezen itleri,

Günün 24 saati face de, Didim halkının seçtiği belediye yönetimine her türlü hakareti yapan çapulculara  güvenerek iş yaparsan, durumun bundan farksız olması beklemek salaklık olur.

Ahmet Orak ve ortağının, Didim de dostluk kurduğu bu kişileri zamanında, Didim halkı verdiği oylarla belediyenin başına getirdiler. Makam sahibi olunca da. Önce halkı, sonra seçildikleri partiyi tanımadılar.

Halkçıyız dediler, Halkı tanımadılar.

Atatürkçüyüz dediler, Atatürk’e hakaret ettiler.

"Didim’in ilaçı Mümin Kamacı" dediler. Yaralı parmağı kangiren ettiler.

CHP’liyiz dediler, CHP’ye ihanet ettiler.

Son yerel seçimlerde DSP’li oldular, seçim bitti DSP’yi bir kenara attılar.

Ahmet Orak ve Süryani ortağına akıl verdiler, milleti hapisanelik ettiler.

İki sene önce 11 kat inşaatın temeline bir taş attılar. Elli akıllı hala çıkaramadı.

Bunları yazınca aklıma bir fıkra geldi .

Adam amansız bir hastalığa yakalanmış ölmek üzereymiş, yanında da karısı varmış.

Adam, karısına söyle demiş.

İşyeri açtım, batırdım yanımdaydın,

İcra geldi yanımdaydın,

Trafik kazası geçirdim yanımdaydın,

Ölüyorum yanımdasın, Ulan sen ne nalet bir karısın” demiş.

Ağlanacak halimize gülmeyi bırakalım işin özüne gelelim.

Altınkuma 150 mt. mesafedeki usulsüz 11 kat inşaat yapılan arsayı, Nehirsan firması alırken, tapu devrinde hangi  eski belediye başkanının akrabası bazı kişilerin vekilliğini yaptı?

Yoranlı Mümin Kamacı’nın olabilir mi?

2014 yerel seçimlerinden hemen önce, arsanın yollarını iptal edip büyütme girişiminde kimler bulundu?

Yoranlı Mümin Kamacı’nın ve meclis üyeleri olabilir mi?

Seçimden bir hafta önce, inşaat ruhsatı verenler kimlerdir?

Yoranlı Mümin Kamacı’nın vekil bıraktığı meclis üyesi olabilir mi?

Bu binanın projesini çizen mimar, Yoranlı Kamacı’nın akrabası olabilir mi?

Bu işin en başından beri, Yoranlı Kamacı işin içinde olduğunu kanaat getirmeyen var mı?

İkide bir Süryaniler ve yalakaları, Atabay’ın rüşvet istediğini iddia ediyorlardı. Süryanilerin aslında rüşveti kimlere vermiş olabileceğini tahmin edeniniz var mı?

Hiç bir şey gizli kalmaz, iş daha yeni başladı, bekleyin görün ileride daha neler olacak. Tatlı tatlı yemenin, acı acı kokusunu yakında çıkar duyarsınız .

Didim de kürdü, alevisi, Lazı, sunnisi, çerkezi, arnavut’u, yerlisi, yabancısı vs. vs hepsi birbiriyle dosttur. Çık çarşıya, kahveye, kafeye, parka, meyhaneye, camiye istediğin yere git bak. Hiç kimse kimsenin ırkına, mezhebine bakmaz, ilgilemez. Kendi mezhebinden değil diye hakkında kötü düşünmez.

Didim de iki tane usulsüz bina yapma uğruna. Didim’i ortadoğuya çevirdiniz be.

Hiç bir şey durup dururken olmaz.

Her seferinde kendilerine süryani olduklarını söyleyen ve süryani oldukları için haksızlık yapıldığını söyleyen Ahmet Orak ve ortağı. Yoranlı Mümin Kamacı’nın zamanında hiç bir sorun yaşamazken, niye  A. Deniz Atabay’ın zamanında sorun yaşadılar.

Sizce hangisi Didim’in geleceğine ihanet ediyor.

Usulsüz ruhsat veren KAMACI’mı?

Usulsüz ruhsatı iptal ettirmeye çalışan ATABAY’mı?

Karar kamu oyunun...

 

 

 

Salı, 05 Nisan 2016 09:55

Habercilerle papaz olmuşlar

Habercilerle papaz olmuşlar

Gazetemize “EMNİYETTEN SÜRYANİ OPERASYONU…” başlığı altında yaptığımız haberimizi, facebook’da Süryanilere karşı yapılan bir eylem gibi nitelendirip, Süryanilere karşı yapılmış bir eylem gibi görüyorlar. Bu yalakalar utanmasalar mezhep değiştirecekler.

Adliyenin önünde “Hepimiz Süryaniyiz” diye niye bağırmadıklarına da saşırıyorum.

Haberi iyi okuyun Etnik değil, Rant Operasyonu, Rüşvet Operasyonu, Tehdit operasyonu artık adını siz koyun.

Bu yönetim seçildiği günden beri olan olayların, kimler tarafından yapıldığını, kimlerin destek verdiğini Didim’de bilmeyen, tahmin etmeyen yok. Bu günkü gazetemizde ki haberimizi okuyunuzda tahminlerinizde yanılmadığınızı görürsünüz.

Aslında bu gün gazetemize yaptığımız haber olayın çok kısa bir özeti, soruşturma devam ettiği için fazla detaylı yazamadık ve yorum yapamadık.

Şüphelinin biri ifadesinde. Kendisine vaat edilen parayı alamayınca “Yaptığın iş ses getirmedi, Habercilerle papaz olduk, para mara yok” demişler.

Ne o, Hacı mı olmayı bekliyordunuz?

Eğer söylenenler doğru ise, Kim bu gazeteciler?

Facebook’a desteksiz, mesnetsiz yazı yazıp kendini gazeteci gören dallamaları mı?

Yoksa Didim dışından gelen satılık gazetecilerimi kastediyor?

Yine ifadenin bir yerinde. Şüpheliye, A.O.’ın söylediği bir sözü söylerken yanında kimlerin olduğu sorulduğunda. Söylediği kişileri sizlere söyle tarif edeyim. M.K. ve E.B. vs. vs. oradaymış.

Anlayamayanlara biraz daha ayrıntılı anlatayım. Aylar önce Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ile ilgili bir ses kaydı vardı hatırlarsınız, basına da yansımıştı “Vermez ise ayıp eder, yumurta gibi çocuksun” sözlerini söyleyen kişilerin isimlerini verdiğini ve aynı mekan da olduklarını iddia ettiğini söylüyorlar.

Ben böyle isimleri kısaltma ile, tarif ile, iddia üzerine gibi yazmayı hiç sevmiyorum, direk yazacaksın ki okuyan ne okuduğunu anlasın. Böyle yazdığım için özür dilerim ama, yapacak bir şey yok, Soruşturma bitsin, Papazı da, imamı da herkes görecek...

Cumartesi, 02 Nisan 2016 14:28

DİDİM İŞGAL ALTINDA...

DİDİM İŞGAL  ALTINDA...

 

Didim’de, devletin tasarrufu altındaki yerler işgal altında, Denizi, Sahili, Mera arazisi, Tarım arazisi olmuş hiç farketmiyor. Herkes önüne gelen her yeri işgal ediyor. İşgal ettikten sonra yıllarca kullanıyor, o da yetmiyor başkalarına kira verip, binlerce lira kira geliri alıyorlar. Utanmadan Devlete ecrimisil ödüyorum kardeşim diyor. Ecrimisilin ceza olduğunu bildiği halde, Devlete kira ödüyorum derken, posta koyar gibi konuşuyorlar.

Atalarımız ne demiş. “Devletin malı deniz, yemeyen keriz”

Köylü vatandaş bir metre kare devletin yerini kullansın mahkemelerde senelerce sürünüyor, üstüne birde ceza yiyor..

Üç kağıtçılar, 100'lerce dönüm yer kapatıyor bir şey olduğu yok, mahkemeye çıkan yok, devlete hesap veren yok, hesap soranda yok.

Devlet iti kopuğu korumaya mı aldı da, milletin mi haberi yok?

Didim’de devlet yok.

Didim’de kanun nizam hak götüre.

Türkiye’de bir ilçe düşünün, bütün kurumları laçka olmuş.

Didim halkı gördüğünü artık, devlet kurumlarına şikayet etmiyor. Şikayetlerini basına bildiriyor, niye?

Devletin kurumlarına güven kalmamış, Vatan-daş devletin kapısına gittiği zaman, gördüğü muameleyi yazmaya gerek yok herhalde.

Konu ne olursa olsun, bir yetkiliye bir şey sor, topu birbirlerine atıyor. Devletin kurumlarındaki yetkisiz yetkililer çok güzel organize olmuş. Kendi aralarında çok iyi bas yapıyorlar. Messi ile aynı takımda oynasalar, Messi yedek kalır.

Devletten bir metrekare yer kirala, yada satın almaya kalk, yıllarca uğraşırsın. Gasp etmek bir dakikalık iş.

Yani devletin malını gaspet, çalışmadan, üret-meden devletin malıyla köşe olursun.

Namusunla bir iş yap. Elektrik abonesi, su abonesi, vergi, stopaj, ruhsat, bağkur, sigorta, kira ver ver bitmez.

Devletin dönüm dönüm yerini gaspet.  Bina  ruhsatı hak götüre, İşyeri ruhsatı almana gerek yok. Kira yok, vergi yok, sigorta yok. elektrik ve suyu yakından bir yerden kaçak al aboneye gerek yok. İşyerinin güvenliğini soran yok,  Sigortalı işçi çalıştırıp çalıştırmadığını soran yok. Gıda maddesi sattığın halde temizlikmi, hijyenmi diye  soran yok,  Eşek eti, at eti, Domuz etimi satıyor belli değil, kontrol eden yok. Yok babam yok.

Üç kağıtçısı, dolandırıcısı, hırsızı, arsızı elini kolunu sallaya sallaya devletin tasarrufu altındaki yerleri gasp ediyor. Elektriği, suyu kaçak, ruhsat yok, usulsüzlük diz boyu, devlet bakıyor.

Evet, Bu gün konumuz kıyılar,

Kıyıları gasp edenlere, devlet niye bu kadar taviz veriyor?

Kıyılar hani halkındı, halka açıktı, halk istediği yerde denize girebilecekti. Bazı sitelerden sonra şahısların  tek tek sahilleri kapattığı ve kapatmaya da devam ediyorlar. Didim’de denize girecek en güzel yerleri gasp etmişler. Sezon açılıyor halkın denize gireceği yer kalmayacak yakında.

Devlet şimdiden önlem almaz ise, ne zaman alacak.

Devletin yetkilileri nerede?

Devletin tasarrufu altındaki yere, tahta kazıkların üstünde beach clup yapmış, gören yok.

Kıyı kanununu hiçe sayıp, güzelim plaja beton atanlar bile var.

Denizin ortasına  beach clup’ına elektrik çekmiş AYDEM nerede?

Sahile su çekmiş ASKİ nerede?

Ruhsatı yok belediye nerede?

Sattığı mala fiş fatura kesmiyor vergi dairesi nerede?

Denizin ortasına  beach clup yapanlara, sahileri kapatanlara elektrik, su, vergi, ruhsat muhafiyeti geldi de, bizlerin mi haberi yok.

Devletin görevlisi, grevini yapmamak için topu vatandaşa atıyor, “Şikayet et gerekeni yapalım” diyor. Vatandaş illaki  ispiyon mu edecek?

Basına yansısa bile, bir şey olmuyor, vatandaş şikayet etse ne olacak?

Devletin memur, koltuğundan olma korkusuyla yaşarsa. Fazla bir şey beklemez salaklık olur.

Didim’in siyasetçisi yandaşının usulsüzlüklerine eyvallah deyip,  oy uğruna usulsüzlüklerin üstüne gitmiyor. Devletin görevlileride koltuk derdine düşmüş, siyasetcinin ağzına bakıyor. Kim s.ker vatandaşın hakkını hukukunu.

Kanuna bir madde ilave ediliyor. Sanırsınız ki Akköy’de dağlarındaki araziler talan edilsin diye çıkarmışlar. Hazine arazileri için çıkan kanundan sonra Türkiye’nin hiç bir yerinde olmayan talan, Akköy’de oluyor.

Neden?

Didim’de devletin yetkilileri toplantı düzenliyor, toplantıda hazine arazileri ile ilgili evrak dağıtıyor. O günden  sonra yüzlerce dönüm arazi talan edildi ve talan edilmeye devam ediliyor. Talan Akköy sınırlarını geçti, Didim sınırlarına dayandı. Devlet hala boş boş bakıyor.

Pazartesi, 18 Ocak 2016 12:53

PARTİNİN BÜYÜĞÜ KİM?

PARTİNİN BÜYÜĞÜ KİM?

Gazetemizde 70 gün evvel yaptığımız haber de “KANUNSUZLUK YAPANIN YANINA KÂR KALMAYACAK” başlıklı yazımızda “ENCÜMEN ÜYESİ USULSÜZLÜĞE GÖZ MÜ YUMDU?” Polis Amirinin Firma yetkilisine “Neden bu zamana kadar beklediniz? tebligat yapılmış, mühürleme yapılmış; neden?” sorusuna ilginç iddialarda bulunan Firma sahiplerinden Hüseyin Şimşek ise şunları söyledi; “Biz konuyu Belediyeye ilettik. Mühürleme yapıldı; doğrudur. Encümen üyesi olan Hasan Yavuz bey’e durumu da anlattık. O da bize ‘ yap bir şey olmaz en fazla binayla ilgili encümende ceza keseriz;’ olur biter” diye sözler söyledi. Biz de bekledik.” diye yazmıştık.

Bazı şeyler ayyuka çıkınca, Belediye Başkanı Deniz Atabay açıklama yapınca ve savcılık harekete geçince, Hasan Yavuz’da istemeye istemeye mecburiyetten önce savcılığa suç duyurusunda bulunuyor ve sonra açıklama yapmak zorunda kalıyor.

Hasan Yavuz, hakkında çıkan iddialara, açıklamasının başında şöyle diyor “Bir parti büyüğüm beni aradı. Bu vatandaşın bir mağduriyeti var. Acaba yardımcı olabilir misin?” dedi diyor.

Bu parti büyüğü kim.?

Kılıçdaroğlu mu?

Özlem Çercioğlu’mu?

Ünü ülke dışına taşmış. Hüseyin Yıldız mı?

CHP Aydın İl Başkanı mı?

Yada hala senin gibilerin büyük gördüğü Flim artisti Mümin Kamacı mı?

Böyle usulsüz işler için seni niye arıyorlar?

Mümin Kamacı zamanında aranacak çok kişi vardı. Bu dönem de yalnızca sen mi kaldın?

Hasan Yavuz açıklamasına yapılacak işi şöyle tarif ediyor : “Senin bu yıkımı durdurabilmen için buraya mal müdürlüğünden bir tahsis alman lazım, eğer mal müdürlüğünden, bu alanın 75 yıl sanayi sitesi için tahsis edildiğine dair bir yazı alabilirsen ve 75 Yıl Sanayi sitesinden de, bu alanın sana tahsis edildiğine dair bir yazı alabilirsen ve bu yazıları birlikte mevcut inşaatının için projesini çizdirip ruhsat talebinde bulunabilirsen. Bu taleplerinin sonucunda yıkılmayabilir. Bu konuda sana destek verebilirim” demiş .ve konuşmanın sonucunda “Kendisi teşekkür etti ayrıldı, ne kendisi bana bir ücret talep etti, nede ben kendisinden bir ücret talep ettim.” diyor. ve  “Ben bu inşaatın yerini  bilmiyorum. Samimi söylüyorum hala bilmiyorum” diyor.

Bilmediğin görmediği yer için Hasan Yavuz ahkam kesiyor.

Türkiye Cumhuriyetinde, Hazine arazisine, kim önce inşaat yapıp, sonrasında projesini çizip belediyeden ruhsat talebinde buluna bilir? derseniz. Olması mümkün değil dersiniz. Ama Hasan Yavuz’un aklıyla olur.

Tapusu olmayan yere, inşaat projesi çizilip, ruhsat talebinde bulunulur mu, Be cahil...?

Kılavuzu karga olanın, burnu neyden kurtulmaz mış? bilirsiniz.

Belediye bu yer için tekrar tekrar yıkım emri gönderiyor. bina mühürleniyor. Üstelik yıkım kararı alıyor ve yıkım kararımda da Hasan Yavuz’un imzası var.

Bir meclis üyesinin verdiği akıla, gösterdiği yola bakın. Bilgisizlik, cahillik, usulsüzlük diz boyu.

Hasan Yavuz “Arkadaşım (Hüseyin Şimşek) Mavi Didim’e verdiği ilk demeçte. Hasan Yavuz bana yardımcı olacak demiş. Ceza yazarız ama yıkmayız demiş. Olay bir şekilde çarpıtılmış bir şekilde.” diyor.

Olayda çarpıtılan bir şey yok. Gayet net. Hüseyin Şimşek 70 gün evvel “Hasan Yavuz, yardım-cı olacaktı. Ceza yazarız ama yıkmayız” dedi ve sonrasında da bu işi halletmesi karşılığıda da “Hasan Yavuz’a 5 bin Tl. verdim" diyor.

Hüseyin Şimşek net konuşuyor. Olayı sulandıran çarpıtan sensin Hasan Yavuz. Yok Ergun Böyle yazmış. Yok Ergun eskiden beri de böyle yaparmış. Yok Ergun meclis üyesi olamadığı için böyle yapıyor muş. Allahın sevgili kuluymuşum da nasip etmemiş, yoksa benim de adım senin ve senin gibilerle bir anılacaktı.

Bak, M. Cahit Kaya hocam niye, kendi resminin sizinki ile aynı karede olmasından rahatsız?

Ne yaptıklarınızı çok iyi bildiği için olmasın?

Hasan Yavuz benim için “Partiye zarar verdiğimi, yıprattığımı, KORSAN GAZETE çıkarıp dağıttığımı ve hatta o zamanın gençleri bu olaylardan dolayı işyerine fiili tecavüzde bulunduğunu .” söylüyor.

Ben sivil toplum örgütlerinde seçilmiş olanların, usulsüzlükleri eleştiriyorum. Bu CHP olur, AK Parti olur, MHP olur hiç farketmez. Benim gazetecilikten anladığım budur. Eskiden de öyle idi, şu anda öyle. Yani benim için değişen bir şey yok...

Ben senelerce Mümin Kamacı’nın yaptıklarını eleştirdim. CHP’nin siyasetini değil. Ama senin gibiler Mümin Kamacı’yı, CHP üstünde tuttu. Mümin Kamacı 2009 da “%50 oy alınca, Kamacı “Partinin oyu %20, benim oyum %30'dur” dediğinde sesini çıkarmayanlardan biri de sensin.

Ben CHP üyesiyim. Ben bu partiye oy verdim, ne yazık ki dolaylı yoldan da senin gibi birine de oy verdim.

CHP’de keşke herkes benim yaptığım gibi yapsa da, verdiği oyunun hesabını sorsa. Yerel de olduğu gibi, genelde de iktidar olurduk. Ama Hasan Yavuz gibiler yüzünden, genelde zor görünüyor. İnşallah yerelde zor olmaz.

Hasan Yavuz “KORSAN GAZETE çıkarıp dağıttığımı söylüyor.”

Mavi Didim Gazetesi, Didim’in ilk Günlük Gazetesidir.

Didim’de ilk sarı basın kartını ben ve eşim aldı.

Didim’de 4 sarı basın kartlı gazeteci vardır. 3'ü Mavi Didim Gazetesindedir.

Mavi Didim Gazetesi, Didim’in tek vasıflı gazetesidir.

Mavi Didim Gazetesinin siyasi görüşünü herkes bilir, ama biz hiç bir zaman karşı görüşte kişi ve partilere ayrımcılık yapmadan gazetecilik yaptığımızı da herkes bilir.

Mavi Didim Gazetesi ilk çıktığı günden beri yasaldır, yasalara ve yasakları iyi bilir. Yasalara ve yasakları hiçe sayanların durumu ortada. Yasaları ve yasakları hiçe sayarsan gazeteni kapatır gidersin (Gazete2000 gibi.)

Biz hiç bir zaman senin söylediği gibi “KORSAN GAZETE” çıkarmadık, dağıtmadık.

Bu konuda  en kısa zamanda ya gazetemizden açık bir şekilde özür dilersin ya da mahkemede hesabını verirsin.

Hasan Yavuz, “Hatta o zamanın gençleri bu olaylardan dolayı işyerine fiili tecavüzde bulunduğunu ...” söylüyor.

Kim bu CHP’li gençler?

Gecenin 4-5'inde, yani kimseler ortalarda yokken, kahpece gazetemizin camlarını kırıp kaçan bu itleri emniyet bulamamıştı. O zamanlar CHP İl Genel Meclisi üyesi olduğun için, Senin bildiğin ortada, her halde mahkemede de açıklarsında... Hasan Yavuz’un ne kadar dürüst olduğunu görürüz.

 

Çarşamba, 13 Ocak 2016 16:45

DİDİM’E HAPİSHANE İSTEMİYORUZ..!

DİDİM’E HAPİSHANE İSTEMİYORUZ..!

Didim’e hapishane konusu gündeme yeniden geldi.

Devletimiz Didim’e niye hapishane yapmak için ısrarlı olabilir?

Didim’de İngiliz, Alman, Fransız, Norveç, Fillandıya ve diğer avrupa ülkelerinden Didim’e gelipte kazık yemeyen var mı?. Bunun yanında Almancı diye tanımladığımız türk vatandaşları ve Türkiye’nin her ilini bırak, her ilçesinde kazıklamadığımız insan kalmadı. Yani Didim’in dolandırıcısı, üç kağıtçısı, Rüşvetçisi ve mafyası Didim’in her köşe başında.

Bu kişiler sokakta yanı başımızda gezerken rahatsız olmuyoruz da, Hapishane yapılmasına niye rahatsız oluyoruz?

Bence,

Hapishane yapılmamasına Didim’in dolandırıcısı, üç kağıtçısı, Rüşvetçisi ve mafyası karşı çıksa. Klasörler dolusu imza toplanır.

Dolandırıcısı, üç kağıtcısı, Rüşvetçisi ve mafyası nüfus çoğunluğuna göre, Türkiye oranlarının çok üstünde olan bir ilçe olarak, hapishanenin Di-dim’e yapılmasını ve bu kişilerin sokaklarda gezeceğine, hapishane yaparak kontrol altına almak  istemiş olabilir devletimiz.

Yani Denizi, Güneşi olan yere Turistik otel yapmak ne kadar normalse. Dolandırıcısı, üç kağıtcısı, Rüşvetçisi ve mafyası olan yere hapishane yapılması o kadar normal.

İster kabul et, ister etme, Didim’in gerçeği bu.

Hapishane yapılmasın diye ilk imzayı atanlardan biriyim. Bu yazdıklarımı yanlış anlayıp yapılmasını istiyorum gibi anlam çıkarmayın.

* * * * *

Hasan Yavuz, Aydın Büyükşehir Belediyesi Denetim Kurulu Komisyonuna seçilmiş.

Kümesi, Kurda teslim etmişler.

Birde komisyon başkanı seçim tam olsun.

 

* * * * * *

“ “Son Mohikan, Hasan YAVUZ.” diye yazım yazıda bir resim yayınlamıştım. Resimde Cahit Kaya hocamızın da resmi vardı. Cahit Hocam bu olayla sanki kendisinin de alakası varmış gibi algılandığını söylediği için resmi değiştirdim. Bende olsam, o resimdekilerle aynı kare de olmak istemezdim. Ben o resmi yayınlamamın sebebi Yoranlı Kamacı ile Hasan Yavuz’un beraber siyaset yaptığını göstermekti.

Bazı kişiler Hasan Yavuz’u, Deniz Atabay’a yakın kişi olarak görüyor. Hasan Yavuz, Mümin Kamacı’nın zamanından kalan, Mümin Kamacı’nın siyasetine bire bir uyum sağlayan, fikir, düşünce ve yaptığı işlerini bu dönem de  uygulayan bir kişidir. Bu olayda da görüyorsunuz zaten. 5 yıl aralarında hiç bir fikir ayılığı olmadan kardeş kardeş geçindiklerinden de anlaya bilirsiniz.

Bundan önce yazdığım “Son Mohikan, Hasan YAVUZ.” yazımda Cahit hocamın bir ilgisi ve alakası yok. Benin bazı gazeteciler gibi resimden kişileri silmek gibi bir huyum yoktur. O yüzden resmin tamamını yayınlamıştım. Hocamın ricasına ilk defa resim kestim. Okuyucularımdan özür dilerim.” yazmıştım.

Facebook da birileri ileri geri yazı yazanlar. Bu yazımdan dolayı geri adım attığım anlamını çıkaranlar olmuş. Yazımı nereleriyle okuyorlarsa.

Cahit Kaya hocam, “Ergun ben karede olmaktan rahatsızın” dedi. ben de kendisine “Haklısın hocam” dedim. Benim gazetemin camları kırıldığında CHP’li İl Genel Meclisi üyesi olduğu halde arayıp cam kıranları kınayan birine saygısızlık yapmam mümkün değildir.

5 sene Hasan Yavuz ile Aydın İl Genel Meclisi üyeliği yapan birinin aynı resimde olmak istememesini. Hasan Yavuz hakkında çıkan iddiaların ne kadar  doğru olup olmadığının bence kanıtıdır.

Aynı resimde olan Mümin Kamacı ve Şavgu Aydın bir tepkisi yok, neden? Meşrepleri geniş de ondan.

* * * * *

Eski CHP İlçe başkanının, eski karısı Özlem Aydın Girgin. Facebook da bir yazı yazmış. Tamamını yazarak gereksiz kişilerlerin, gereksiz yazılarıyla kafanızı şişirmemek için özetliyorum.

Yazısının bir yerinde, gazetemizi kastederek “Mümin Kamacının peşinden koşarken, şimdi onun muhalefet yapan gazetecileri sindirmeye çalıştığını söylüyor...” demiş.

“Mümin Kamacı’nın peşinden koşarken..” gelince.

Ben, Yoranlı Kamacı, belediye başkanı olmadan beraber siyaset yapıyordum.

Sen Yoranlı Kamacı, belediye başkanı olmadan ne yapıyordun?

2004 yılında, önce bağımsız belediye başkanının yanında, sonradan SHP Belediye Başkan Adayının yanında siyaset yapıyordun.

Ben, Yoranlı Kamacı belediye başkanı olduktan sonra, matbaamıza olan partinin borçlarını belediyeden karşılayacaklarını söylediği için. Ayrıştık..

Sen ne yaptın? Yoranlı Kamacı belediye başkanı olunca, hemen yanına koşup eteklerinden öptünüz, Kimle? Eski kocan Şavgu Aydın ile birlikte.

Arkadaş nasıl etek öpmekse. Kocası İlçe Başkanı, Kendisi meclis üyesi oldu. Büyük meziyet, herkes de bulunmaz.

Ö. Aydın Girgin “muhalefet yapan gazetecileri sindirmeye çalıştığımı söylüyor...”

Ayıp ayıp. Sen bu lafı söylerken yüzün kızarmadı mı?

Yoranlı Kamacı döneminde belediye toplantılarında “Mavi Didim’i görmüyoruz, kapattı mı. kiikiiikiii” diye, dalga geçen sen değilmiydin.

Gazetemizin camları kırıldığında “kiikiiikiii” yapan sen değilmiydin?

Didim de senelerce ötekileştiren sen ve senin gibi kişiler değilmiydi?

Gazetemizin camları kırılırken, Gazetemiz dağıtımı engellenirken. Sözde gazeteci Ö. Aydın Girgin sen neredeydin?

Ne oldu?

Mavi Didim Gazetesi yıkamadınız. Yıkamazsınız da.

Neymiş “Meslektaşımı şikayet etmişim ve kapatılmasına sebep olmuşum”

Basın İlan Kurumunun kuralları bellidir. Ben kurallara uyarken, Gazete2000 uymadığı için bakacak kadar salak mı sandın beni.

Her b.oku biliyorsunda, Hem gazete2000'in kadrosunda sigortalı olup, hem de bir otelde çalışıp sigortalı gözükemeyeceğini bilmiyor musun?

Şahsi menfaatlerin, usulsüzlük dinlemediği ortada. Meclis üyeliğinden kalan bir alışkanlık olabilir mi?

İki siyerinde sigortalı olma hakkının sana kim verdi? M. Kemal Özgürsoy mu?

Gazete2000'in kapanmasına sebep sakın sen olmayasın?

Neyse sen, masa başı klavyeciliğine facebok da yazmaya devam et. Bu memlekette kimin ne yaptığını, nasıl bilindiğini, kimin kime zulüm ettiğini. Herkes biliyor. Sen kiiikiiikiii yapmaya devam et.

* * * * *

Bazı arkadaşlar diyor ki. “Çok noktalı yazıyorsun”

Bu arkadaşlara Can Yücelin bir sözüyle cevap vereyim.

SON MOHİKAN TEMİZE ÇIKMAZSA GEREĞİ YAPILACAK

 

21 Aralık’ta gazetemizde çıkan “Parayı kaptıktan sonra yükü üzerinden attı” haberimizde ileri sürdüğümüz rüşvet iddiaları kamuoyunda, bazı haber sitelerinde dillendirilmesinin ardından Belediye Başkanı A. Deniz Atabay haftalık basın toplantısında iddialara cevap verdi. Başkan Atabay “Tüm meclis üyelerine eşit mesafede olduğunu belirterek “Anılan meclis üyesini çağırdım ve gereğini yap dedim. O da bu işin gereği kendisini aklamalıdır. Konu yargıda. TEMİZE ÇIKSIN YOKSA GEREĞİ YAPILIR” dedi.

Deniz Atabay, Hasan Yavuz ile olan mesafesi eşit değil, araya büyük bir şerit çekmesi lazım.

Deniz Atabay, “TEMİZE ÇIKSIN YOKSA GEREĞİ YAPARIM’” diyor.

Hasan Yavuz için kamuoyunda temize çıkması zor görünüyor ama. Adli makamlarda tecrübesi ile tartışılmaz Yoranlı Kamacı’dan destek alırsa. Avukat bile gerek olmaz diye düşünüyorum.

Yargımız Allah’a emanet olduğu için. Gereği konusunda yargı ne yapar Allah bilir.  O yüzden Allah’ın işine karışmayın işinize bakın.

Didim kamuoyu, Hasan Yavuz’un mesleki ve siyasi olarak iddia edilenlerin ne kadar doğru ve yanlış olduğunu gayet iyi bilir. Fazla söze gerek yok.

Atabay “Ben anılan meclis üyesi arkadaşımızı çağırdım böyle bir iddia var bu iddianın altında durmayız. Gereğini yap; nedir gereği temize çıkmak ve vicdanlarda temizlenmektir. Kendisi dün itibariyle (Perşembe günü) Savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Evrakını getirdi. Buradan çıkacak netice sonucunda işlem devam edecek. Artık işlem hukuka gidildi. Benim kendisine söylediği şu; yapman gereken ne varsa yap, yoksa ben yapmam gerekenleri yaparım. Söyleyeceğimi söyledim. Bu konuda kararlıyım. Daha evvelde söyledim babamın oğlu olsa affetmem diye;  Hiç birimiz partimizi yada belediyeyi zan altında bırakma lüksüne sahip değiliz. dedi.

Atabay “Ben anılan meclis üyesi arkadaşımızı çağırdım böyle bir iddia var bu iddianın altında durmayız. Gereğini yap” “yapman gereken ne varsa yap, yoksa ben yapmam gerekenleri yaparım” demiş.

Hasan Yavuz'da, adli makamlar harekete geçince, bir zahmet şikayette bulunmuş, şikayet etti demesinler yanı.

Atabay’a bence, şu ana kadar hiç bir şey yapmadı..!

Atabay’ın Belediye başkanı olarak yapması gereken neydi?.

Olayı ortaya çıkaran gazetenin gece saat 4-5'lerde camlarını kırdırması lazımdııı!.

Tehdit telefonları ettirmesi lazımdııı!.

Gazetemizi  mafyaya toplatması lazımdııı!.

Şu ana kadar hiçbir hareket yok,  çoook pasif başkan yaaa..!

Ben senelerce bunları gördüğüm için. Her sabah bakıyorum camlar sağlam. Telefonla tehdit yok. Gazetelerime el koyan da yok.

Gel de Yoranlı Mümin KAMACI’nın zamanını özleme! Nerede o eski günler.

Ben yanlış yaptığımı, Yoranlı Mümin Kamacı seçimi kaybettikten sonra anladım!

Atabay yönetime geldiği günden beri, Didim’de gazeteciliğin ne zevki kaldııı! Ne aksiyonu kaldıı..!

Bu sebepten dolayı gazeteciliği bırakmayı düşünüyorum ki, Yoranlı Mümin Kamacı yeniden önümüzdeki seçimlerde belediye başkan adayı olacağını duyunca, eski günlerin hatırına devam etmeye karar verdim.

İddialara  göre Yoranlı Mümin Kamacı, DSP’den aday olacakmış.

Mantıklı.

Önder Aksakal DSP’ye Genel Başkan oldu biliyorsunuz.

Unutanlar ve bilmeyenler için küçük bir hatırlatma yapayım. Yoranlı Kamacı usulsüzlükten savcılık tarafından ifadesi alınıp son anda tutuksuz olarak salındığın zaman, Olayla ilgilenen savcı Feride Aksakal’dı.

Feride Aksakal, Önder Aksakal’ın eşidir.

Bu yüzden bana da DSP olması mantıklısı geldi.

Ee nede olsa eski arkadaşlıklar ve vefalar unutulmuyor.

Gerçi  Yoranlı Kamacı’ya VEFA nedir diye  sorsanız? İstanbulda bir semt olarak bilir de.

Hayatı siyasetle geçen birinin 2019 yerel seçimlerinden yeniden aday olması kadar normal bir şey yok tabi ki.

Bu iddialar hakkında gerekirse Yoranlı  Mümin Kamacı açıklama yapar, doğru olup olmadığını öğreniriz.

Yoranlı Mümin Kamacı, siyasi olarak alakasız bir partiye de zarf attığını bilesiniz.

Ama ne olursa olsun, Yoranlı Kamacı daha ölmedi!

Yoranlı Kamacı’nın, Didim Belediye Meclisinde, Aydın Büyük Şehir Meclisinde, Aydın CHP İl yönetiminden, Didim CHP İlçe Yönetiminde bile hala seven adamları var. Gerçi çoğu CHP’liler bunları adam yerine koymuyorlar ama. Pantolon farkıyla işi şimdilik yürütüyorlar.

Bu yazdığıma kızanlara bir açıklama yapayım. Pantolon giymekle adam olunmaz. Konuştuğunun arkasında durmakla adam olunur. Her gün bir başkasının önünde eğilmekle, kaypaklık yapmakla adam olunmaz. Adam gibi adam olacaksan,  Sözünle özün bir olacak.

Fazla söze gerek yok. Eşek olmayan anlar diyeceğim. Bu arkadaşların hepsinin sırtında ayrı bir semer, semerin üstünde bir efendi olunca. Anlamalarını beklemek eşeklik olur.

Eşek olunca, semer vuran çok olurmuş.

Neyse bir konu daha var.

Bundan önce yazdığım “Son Mohikan, Hasan YAVUZ.” yazımda bir resim yayınlamıştım. Resimde Cahit Kaya hocamızın da resmi vardı. Cahit Hocam bu olayla sanki kendisinin de alakası varmış gibi algılandığını söylediği için resmi değiştirdim. Bende olsam, o resimdekilerle aynı kare de olmak istemezdim. Ben o resmi yayınlamamın sebebi Yoranlı Kamacı ile Hasan Yavuz’un beraber siyaset yaptığını göstermekti.

Bazı kişiler Hasan Yavuz’u, Deniz Atabay’a yakın kişi olarak görüyor. Hasan Yavuz, Yoranlı Kamacı’nın zamanından kalan, Yoranlı Kamacı’nın siyasetine bire bir uyum sağlayan, fikir, düşünce ve yaptığı işlerini bu dönem de  uygulayan bir kişidir. Bu olayda da görüyorsunuz zaten. 5 yıl aralarında hiç bir fikir ayılığı olmadan kardeş kardeş geçindiklerinden de anlaya bilirsiniz.

Bundan önce yazdığım “Son Mohikan, Hasan YAVUZ.” yazımda Cahit hocamın bir ilgisi ve alakası yok. Benin bazı gazeteciler gibi resimden kişileri silmek gibi bir huyum yoktur. O yüzden resmin tamamını yayınlamıştım. Hocamın ricasına ilk defa resim kestim. Okuyucularımdan özür dilerim.

Cuma, 08 Ocak 2016 12:08

Son Mohikan, Hasan YAVUZ...

Son Mohikan, Hasan YAVUZ...

 

11 Aralık da “DİDİMİN HALİ İÇLER ACISI” diye yazdığım köşe yazısından sonra, Hasan Yavuz her yerde beni savcılığa şikayet edeceğini söylüyormuş. o günden beri dört gözle bekliyorum hala savcılıktan haber yok.

 

Sayın Hasan YAVUZ..!

ASKİ’nin yerinin kiralanması konusunda yazdığım yazıdan sonra. Gazeteye geldin ne oldu?

25 yıllık esnafım, ilk defa dükkanımdan birini s..tir ettim.

Seni gazeteden s..ktir ederken, neler söylediğimi yazmayacağım okuyucularımıza ayıp olur.

Hasan YAVUZ’un son söylediğin söz “savcılığıya şikayet edecem” di. ne oldu?

Booş.

Hasan YAVUZ’un “Savcılığıya şikayet edecem” sözünden sonra. Hasan Yavuz’a söylediklerimden dolayı, büyüklerinden çok çok özür dilerim.

Sayın YAVUZ meclis üyesi. Yediğin hurmalar bir gün gelir adamı tırmalar.

Savcılığa şikayet edeceyim değip etmedin niye?

Sayın Hasan Yavuz, “Söz, Namustur” bu Ata sözünü bildiğini sanmıyorum. Oku da öğren, Bu sözün ne anlama geldiğini anlaman zor olabilir. Ben zoru severim ara beni anlatayım.

 

11 Aralık’daki köşe yazısının sonra, 21 Aralık günü gazetemizde, “PARAYI KAPTIKTAN SONRA YÜKÜ ÜZERİNDEN ATTI” diye bir haber yaptık. Hasan Yavuz bu haberden sonra, Projektör görmüş tavşan gibi oldu.

Sayın Hasan Yavuz..!

Tavşan bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde sıçar.

Usulsüz işler yaptığın iddia edilecek. yaptığın ayyuka çıkacak. Hala zeytinyağ gibi suyun üstüne çıkmaya çalışacaksın.

Zeytinyağ gibi suyun üstüne çıkmayı, Yoranlı Mümin KAMACI’dan öğrendin? Eee nede olsa bu konularda Didim de en tecrübeli ve tartışmasız üstadı, flim artisi Yoranlı KAMACI. Hasan Yavuz’un Hocası sağlam.

Keçiye rakı içirmişler, kurdun evini sormuş.

“AYDINDA YANKI YARATAN SKANDAL” adı altında Aydın Gündem Gazetesinde Yalçın Yıldırım imzalı bir haber var okunuz mu bilmiyorum. Okumadıysanız okuyun ve ses kaydını dinleyin.

Didim’de kimler kimlerle iş birliği içine girdiğini. Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan, Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran, Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’a nasıl kumpas kurduklarını ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkında nasıl seviyesizce konuştuklarını Youtube’ye düşen ses kaydında; “https://www.youtube.com/watch?v=Gkt-WfMKFmI” adresinde dinleyin.

Aydın Gündem Gazetesinin haberinde :

Ekrem Batur isimli şahıs, yanında bulunan iş adamları ile birlikte, Özlem Çerçioğlu'nun Danışmanı Erkan Karaarslan'ı arıyor. Görüşmenin bazı yerlerinde Erkan Bey, bazı yerlerinde Erkan Karaarslan'ın lâkabı olan Üstad şeklinde hitap ediyor.

Görüşmede Erkan Karaarslan ve Özlem Çerçioğlu ile ilgili bir konuyu soruşturmak için Aydın’a gelen Müfettişin Mardinli olduğu, Didim'deki Mardinli işadamları tarafından Özlem Çerçioğlu'na yardımcı olmak için ağırlandığı konuşuluyor ve soruşturmanın detayları hakkında bilgiler veriliyor.

Bunun karşılığında İş adamının Didim Belediyesi ile aralarında süren sorunun çözümü için yardım isteniyor ve Erkan Karaarslan tarafından Özlem Çerçioğlu ile görüşülecek randevu gün ve saati belirleniyor. Konuşmalar sırasında “Çerçioğlu’nun sorularına hazırlıklı olarak gelin” vurgusu da dikkat çekiyor.

EKREM BATUR'DAN DENİZ ATABAY'A AĞIR İFADELER

Ekrem Batur ile Erkan Karaarslan arasında geçen görüşme sırasında Ekrem Batur Danışman Erkan Karaarslan'a, müfettiş ile yaptıkları bire bir görüşmeyi, soruşturmanın detaylarını, müfettişle yakınlıklarını anlatıyor; Müfettişin “Yakında Özlem Çerçioğlu'nu alacağız” şeklinde kendilerine bilgi verdiğini öne sürüyor.

Ekrem Batur, BİMER'e Özlem Çerçioğlu hakkında şikâyeti Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay'ın yaptığını belirterek, Erkan Karaarslan'a Atabay ile eşi hakkında ahlâk dışı ifade ve iddialarda bulunuyor. Ekrem Batur'un Ahmet Deniz Atabay'a ve ailesine yönelik ağır ifadelere bir anda girmesi, sorunun karşı taraf yani Erkan Karaarslan tarafından yöneltildiği olasılığını güçlendiriyor.

Bunun yanı sıra Ekrem Batur Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan ve Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran'ın da şikâyetlerin arkasında bulunduklarını iddia ederek, Özlem Hanım ile görüşme sırasında iş adamının hazırlıklı gelmesini istediğini söyleyen Erkan Karaarslan'a, her soruya karşı hazırlıklı oldukları ve bunun kafa kopartmak yani konuşmada adı geçen CHP'li Belediye Başkanları'nın tasfiyesi için, “tarihi bir fırsat” olduğunu vurguluyor. Özellikle Deniz Atabay hakkında Çerçioğlu’nun Danışmanı Erkan Karaarslan'ın, “Ahmet Bey hazırlıklı gelsin. Deniz Atabay'ın kafasını kopartalım” dediği, Ekrem Batur'un ağzından ortamdaki şahıslara ifade ediliyor.

Ekrem Batur'un Özlem Çerçioğlu'nun Danışmanı Karaarslan'a, “Bu Aydın başka memleket, başka gezegen. Buraya gelirken poponu kollayacaksın” dediği de, konuşmalara net şekilde yansıyor.

Danışman Erkan Karaaslan’ın HDP’li gözde gazetecisi Ekrem Batur masadaki randevu aldıkları işadamına, “Ben de geleyim mi?” şeklinde teklifte bulunuyor. İşadamı tek gideceğini söyleyince Ekrem Batur, “Özlem Hanım belki sana çıkma teklif eder” vurgusu yapıyor.” diyor haber de.

 

Ses kaydında olup da, habere konu olmayan 3. kişi benim dikkatimi çekti.

Ses kaydını kime dinlettiysem, Mümin KAMACI dedi.

Bu ses kaydında ki 3. kişi senmisin Yoranlı Mümin KAMACI?

Eğer bu kişi Yoranlı Mümin KAMACI ise.

Yoranlı Mümin KAMACI “Seçimlere 4 gün var bütün ortamı gezen mülkiyeciler var,  Vali, Kaymakam, Savcı dinlemiyorlar. Burada AKP yok. Benim için şu oldu bu oldu diyorlardı  şimdi (bu arada “çıkırt” diye bir ses geliyor) yapsınlarda  göreyim diyor.

Ses kaydının 7.15 dakikasında çıkan bu “Çıkırt” diye ses. Konuşan kişi kendine takılan gazoz kapağını mı çıkarıyor, yoksa birilerine el hareketi ile kapak mı takıyor, sesi dinleyin siz karar verin.

Ekrem BATUR da “Aynen öğle“ diyerek onaylıyarak, yağlama görevini yerine getiriyor.

Özlem Çerçioğlu’ndan alınan randevu ya gidecek olan kişiye Ekrem BATUR, “Rendevuya ben de geleyim mi?”diyor. İşadamı tek gideceğini söyleyince Ekrem Batur, “Özlem Hanım belki sana çıkma teklif eder” diyor. Bu 3. kişi de “Yumurta gibi çoçuğu görünce tabi eee.” “Vermese aybeder” diye seviyesizce dalga geçiyor.

Bu kişi Yoranlı Mümin KAMACI ise. Senelerce Didim kimler tarafından nasıl yönetilmiş görün ve duyun.

Senelerce CHP’de meclis üyeliği yap, 10 yıl Belediye Başkanlığı yap. CHP’den aday gösterilmediği için DSP’den Belediye başkan adayı ol, Partine ihanet et. Yerel seçimlerde, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “Bir partinin genel başkanı gelecekmiş” ve “Obama gelse ne yazar” diye dalga geç. Hızını alama şimdide, CHP’li Aydın Büyükşehir Belediye Başkanına ve CHP’li  İlçe belediye başkanları hakkında konuştu seviyesizce muhabbete bak.

HDP’li Ekrem Batur’un bundan önce de, Didim'de taksi ve minibüs hattı alacağız vaadiyle vatandaşların yüklüce miktarda dolandırılması iddiaları medya ve sosyal medyada uzun süredir tartışılmıştı.

DSP’li Yoranlı Mümin KAMACI ise. Yerel seçimlerden önce kasedi çıktı. Koştura koştura savcılığa gidip yayın yasağı koydurdu. bu konuda hala bir şey yazamıyoruz.

Kasetler hava da uçuşuyor. Ne kadar kirli çamaşırları varsa, ortaya dökülmüş. Ekrem Batur ses kaydına “montaj” diyor. Yoranlı Mümin KAMACI yayın yasağı koyduruyor. O masada oturanların  neyi  doğru ki?

Mümin KAMACI utanmadan bir de çıkmış hala CHP’ye kaydını yaptırmak için ona buna yalvarıyor.

Yoranlı Mümin KAMACI’nın CHP’ye kaydının yapılması için destek veren Aydın Milletvekilleri bu ses kaydını iyi dinlesin. Özellikle Lütfi BAYDAR.

- Biliyorsunuz Yoranlı Mümin KAMACI’nın siyasi hayatını bitiren belden aşağı muhetti. Yoranlı Mümin KAMACI’nın yaptıklarına bakılınca hala akıllanmamış. Belden aşağı muhabbete ve siyasete devam ediyor.

Yoranlı Mümin KAMACI sevenleri  bir yerlerini yırtarcasına “Didim’in ilacı Mümin KAMACI” “Didim’in ilacı Mümin KAMACI” diye bağırıyorlardı. Görün artık taklacı kuşlar “Kelin ilacı olsa başına sürerdi. G..üne değil”

Bu ses kaydını ortaya çıkarıp, Kirli çamaşırları ortaya dökerek, kamuoyunu bilgilendiren Yalçın YILDIRIM ve Metin CAN’a Didim adına teşekkür ederim.