20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Şimşek Acar

Şimşek Acar

Şimşek Acar Hakkında

Web sitesi adresi:

Pazartesi, 26 Aralık 2016 17:24

DİDİM İN HABERİ VARMI…???

DİDİM İN HABERİ VARMI…???

Didim güzelleşiyor.Didim yılların kamburu çarpık kaçak yapılaşmadan kurtuluyor.Didim artı gelecekte marka olmaya aday oluyor desem haberiniz var mıdır.Sadece merakım sizlerin neler hisettiği.

Nerede der gibi dediğinizi duyuyorum.Yapılıyor bir şeyler ama gerçekten araştırma konusu olacak kadar ilginç.Arabaya bir bidon süt koydunuz yol bozuk sallandıkça kapağından dökülüyor bu arada bidon  da bir delik oluşuyor kapağımı tutarsınız deliğimi kapatırsınız.Biz çimdi kapağı tutanları seyrediyoruz,Delikten boşalan bidonla ilgilenen yok.O yüzden dolu çıkıyoruz yola pazara varmadan kapağa gerek kalmıyor.

Ciddi bir kaçakla mücadele olduğu görüntüsü var çok ciddi.Tavukları kış dediler meralardan attılar.Ama dişlerini gösterip duranlar,onlara vaziyeti idare et hallederiz diyenler ortada.Hırsız karakolun önünde polis mahallede arıyor.Keman Sunalı anmadan geçemeyeceğimiz bir hikaye yazılıyor.Okuyanda çok ciddi ciddi.Sivri sinek mücadelesi bataklık kurutularak olur.Var mı  bir baba yiğit kaçak yapının sahibine değil de göz yumana çanak tutana hesap soracak.Bağış adı altında toplanan paraların hesabını sorabilecek.Bir  75. Yıl sanayisi üzerinden Didim i  yiyip bitiremeyenlere.Önce işe bataklıkta başlayıp orayı kurutmak gerek.

75 . yıl sanayi sitesi beklide Didim deki tüm yolsuzlukların ana kaynağı.Didim soyulmaya buradan başlandı.Önce siteye belediye elektrik sattı.(yasal değil). Kimse sormadı bu toplanan elektrik parası ne iş.Toplayanlar komisyon aldı esnaftan,Sonra talan başladı yer göstericiler çıktı , yeri göster işaretle bahşişi kap ,bağışı da malum yere ulaştır.Yeri verdin elektrik ne olacak bu kez 75. Dernek devrede ona da bağışı ver al kablonu çek elektriği,Su o kalay bağla gitsin arayan yok soran yok.Ayranı kabaranlara gidin bakın kaç yasal abone var Halep orada arşın burada,sonra yol lazım dendi vern bakalım dükkan başı 400.000 tl.toplandı yol yapıldı ama işin enteresan tarafı yolu belediyemi yaptı yoksa dernek mi BİLEN yok.Parasını kim ödedi BİLEN yok kaça yapıldı ,kaç para toplandı BİLEN yok.ve final sahnesine

OT PARASI……….. Trilyon falan bir rakam kim verdi kim vermedi ne verdi ne vermedi ama bu para ödendi.Hesabı bilen yok,hesap soranda yok.Peki kim verdi o da çok kolay.Belediye  numarataj servisinde sitenin son hali var gidip bakın kimin verdiğini görürsünüz.Sitenin dışındı dönüm dönüm parsellere yazılan isimler verdi vermesine de kim aldı. İki adet soru işareti.Ahlakın bittiği yere.Devletin bittiği yere.Adaletin bittiği yere.

Evet Didim düzeliyor artık koylar temizlendi (çöp yuvası oldu) kıyıda balıkçılıkla geçinen İŞGALCİLER SÖKÜLÜP ATILDI. Hatta diktikleri ağaçlarda.

Ah be NASRETTİN HOCAM  senin paranın icadından sonra Gelmiş geçmiş en büyük adam sensin hakkın ödenmez.

Bir sonraki yazımı resimlerle yazacam.OKUMAKTA ZORLANANLAR İÇİN…………………………….SAYGILAR zaman ayırıp okuduğunuz için.

 

Salı, 06 Aralık 2016 07:44

UMUT VAR

UMUT VAR

En yetkili ağızlardan olayları dinleyip analiz edince içimizdeki karanlık tünelde ufakta olsa bir ışık gözüktü.Didim gibi bir doğa hazinesini yıllardır ahbap çavuş mantığı ile rezil edildikten sonra sahiplenildiğini görmek duymak umut veriyor.Devletin malını deniz sananlar için deniz bitti demek istiyorum ama yinede temkinli olup gelişmelerin sonunu görmek lazım.İhtiyatlı olup beklemek gönüllü bir emeğin mutlu sona ulaşmasını o zaman daha coşkulu yaşayabiliriz.

Devleti hissedilmediği başı bozuk bir düzenin üçüncü sınıf haline getirdiği bir Didim en sonunda bir kıpırdanma bir sahiplenme içinde esir olduğu cehalet ve rant çıkmazından kurtulacağına inanmak istediğim çizgeye geliyor.

Elbette seçilmişler atanmışların asli görevi o yöre halkının yaşam düzeyin yükseltici etkinlikler öncülük etmek haksızlığı önleyip adaletin şemsiyesinde halka hizmet  etmek.Yıllardır yasal olmayan  kolay kazançlarla anılan Türkiye nin en ucuz ilçesi ve en borçlu ilçesi durumuna düşen Didim bu gömleği yırtacak gibi.Tek eksik devletin ağır işleyen prosedürü.Marka olmak halkın refahını artırır  malını değerlendirir.Ama buna cesur insanların katkı vermesi lazım.Cahil beyni olmayan midesi düşünen yaratıkların tehdit ve ev kurşunlamalarına aldırmadan.Bu adaletin yıllardır çöreklenmiş bir ihanet şebekesinden temizlenme aşamasındaki bu günler de Devletin gücünü göstermeye  katkı sağlayacak inanıyorum.

Umudumdaki en önemli  etken 18 yıldır siyasetten uzak sadece Didim in geleceği için verdiğim gazetecilik fark edilip değer görmesi.18 yıl eleştirdiğim bir yerel yönetim vardı ki bir aralar acaba okuma özürlüler mi diye düşünmeye başlamıştım.Olumlu yada olumsuz bir tepki hiç gelmedi.Koltuk ağırlığını kaldıramadıkları kesin.Bir kaç kişisel çabaları bu kavramdan imtina ederim.

Son günlerde devlet malına sahip çıkmaya başladı.Tabii bu alışılmış bir durum değil.Ne oluyoruz oldu birileri.Toz duman arasında kuruya yaş ta karıştı ama böyle zamanlar bu doğal.Sahilleri kafe bar şemsiye şezlong işgali,arazileri de zeytin dik etrafını çevir üstüne yat yapanlar tutuştu.Bu arada küçük balıkçı esnafı bu fırtınada yaralanırken Akbük yolundaki işgal araziler sanki unutulmuş gibi.  Geçmiş yönetimlerin kamburu şu an ciddi değerle sahip üçer beşer dönüm işgal edilmiş işyeri depo yapılmış hatta kiraya verilmiş bu kaçak yapılaşmasının ağa babaları DURUYOR…. Bu adaletlimi değimli şimdilik bu bekleyelim devlet her yerde mi görmek için.

Didimli küçük balıkçının durumun geçici tedbirlerle bu kışı atlatması lazım.İnsan vicdanın sızlatan uygulamalardan en azından gerekli alt yapı oluşana kadar bir çözüm üretmek lazım.Taş burun limanı devreye girene kadar,Büyük şehrin  balıkçı barınakları devreye girene kadar geçici izinle hareketli karavanlarıyla barınmaları sağlanmalı.Bunun dışındaki her uygulama insan vicdanını yaralayacaktır.Bu insanların çoğu kader mahkumu ,bir kısmı evsiz ailesi yok yalnız ve önümüz kış İnsanlar Devletin sopasını değil  şefkatini görmek istiyor.Bir önceki yazımda  OHAL arkasında ifadesini de burada düzeltmek istiyorum.Bu uygulamaların Ohal le alakası yok sadece gecikmiş bir adalet olarak ifade etmek istiyorum.Amacım kimseyi kırmak değil ve art niyet yok bundan çok müsterihim.

Bir de yılların içimize çöreklenmiş hain şebekesinin artıklarının görmezden geldiği kaçak avcılık hileli av zamansız av gibi konulardaki devletin hassasiyetini hissedersek daha da umudumuz artacak.İlk defe iyi bir yola girdik diye düşünüyorum ve umutluyum.Yıllardır siyah yazılardan en azından gri tonlara geçmek ve beyaza ulaşılabileceğini düşünmek güzel.

Sosyal medya basın yoluyla ayağına basılanların kara propagandalarına da kulak asmayın. AMA YILLARCA SU TAŞIYIP BÜYÜTMEYE  ÇALIŞTIĞIM AĞAÇLARIN  SÖKÜLMESİNDEN duyduğum üzüntüyü bir kez daha paylaşmadan geçmeyeceğim. Vali ile köylünün muhabbeti illaki odunumun parası..Saygılar…………….

 

MERA TEMİZLİĞİMİ

MERAMINI ANLATANIN  SEMİZLİĞİMİ……………

Soru bu ;

Cevabı verecekler inşallah çıkar.Ohal yasalarını arkasına alıp  yel değirmenlerine saldırmak kolay.Çıkın arenaya da boğalara saldırın da  görelim…

Vatandaş devletini sevmesi için devletin adil olması lazım.Devlet kendisini en küçük birimde bile adaletle temsil etmesi lazım.Yoksa değer kaybı devletin vekillerinden devlete sirayet eder.Millet olarak en büyük şansımız vatandaşın devlete olan şartsız bağlılığı.Bunu suiistimal edenlerde bir gün hesap verirler.Kahramanın ucuzu  çabuk harcanır.

Devlet vekillerine bana ait olup ta işgal altında olan yerleri temizleyin talimatını verdi yada buna benzer bir emir ve uygulama.Elbette en önemlisi sahillerdeki işgaller.Sırtı sağlam olan şemsiye şezlong ,kafe bar, yaz geldi mi hasılatı topla vergi yok algı yok sigorta yok lüp para cebe eh biraz parmak oynuyordur ama devlete değil kime peki, saf olmayın o kadar elbette bildiklerinize.Bildikleriniz kim takım elbise kravat donanımıyla adam resminde  olup insani ahlak ve kurallardan nasibini alamamış bir gurup zevat.yiyip içtikleri yerleri içleri sızlayarak yıkıp görüntü sağladılar.

Sahillerde kaçak restoranlar da  bundan nasibini aldı.Olması gereken zaten neredeyse yirmi yıllık hikaye sonlandı.Bu arada DİDİM KÜÇÜK BALIKÇISI da bu furyada büyük darbe yedi.Önceleri Taşburunda baraka ,damlarda  barınan balıkçının Balık çiftliklerine lojistik sağlamak  gerekçesi ile barakaları yıkılıp kovuldular.Koylara dağılan küçük balıkçı derme çatma hareketli karavanlar yaparak barınma ve temel ihtiyaçları depolama  işleri halletme yoluna gitti.Onlarda bu son furyada kaldırıldı.Barınacak yer YOK. Çare üreten  YOK.Söylenen gidin.Söyleyen tayinle gelmiş memur gönderilen kentin yerlisi ,balıkçısı.Mera da olsa sahile elli metre mesafe sahil şeridi sayılır halka da açıktır.sabit olmamak kaydı ile buradan insanlar faydalanır .Bunun aksini gösteren hiçbir yasada yoktur.Sadece asayiş söz konusudur onunda kriterleri bellidir.Neticide görev adı altında hak ihlali yapılmakta olup buna  sebep olanda seyredende suç işler, ama suç işlemek kişiler özel olduğu varsayıldığı bir durumda tartışma konusudur.

Yel değirmenlerini yıkan Don Kişot boğalara hala ilişmedi yada ilişemedi.Onlar hala mera yada hazine arazilerinde işlerini yapıp ceplerini doldurdukları yetmiyor gibi  birde sahiplenip üstüne yatmanın kısadan köşe dönmenin derdinde.Laik iz ya işe ALLAH ıda karıştıramıyoruz kul zaten yeme derdinde .
SEVGİLİ BEYLER BU AKBÜK YOLU VE ÇEVRESİNDEKİ (75.yıl sitesi hariç)diğer kaçak yapılar NE OLACAK.Gücünüz mü yetmiyor ödeneğiniz mi.20 yıldır  mera olan bu alanda betonarme yapılara göz yumanlar görmezden gelenler elektrik su bağlayanlar çöpünü alanlar bunlar ne zaman adalete bunun hesabını verecek.

MERADA YAPILAŞMA YASAKTI DA NEDEN BU YAPILAR DURURKEN YİRMİ BALIKÇININ  KARAVANLARINI DERDEST EDERKEN ACELE  ETTİNİZ.Dilimin ucunda ama söylemeyeceğim vatandaş nasılsa biliyor sizde biliyorsunuz .yel değirmeni şövalyeleri  boğalar hikayesi olarak suç unsuru olmadan anlatmak istedim.

DEVLETİN İTİBARINI ZEDELEMEDEN SİZE VERİLEN GÖREVİ HAKKIYLA YAPIN.BUNUN İÇİN MADDİ VE MANEVİ BİR ÇOK SEBEP VARKEN CİMBOMLUYA SARI KAYSERİYE KIRMIZI KART HAKEMLİK DEĞİL.İKİSİDE SARI KIRMIZI AMA SİZİN SARI KIRMIZI GİBİ BİR TANIMDA YOK HAKEMLİK LİTERATÜRÜNDE.

DEVLETİN ADALETİNİ VATANDAŞLARA EŞİT OLARAK DAĞITIN.

MERA LARI KORUDUĞUNUZ KADAR MERAMINI ANLATMAKTA (!!!!!!!!) ZORLANANLRINIDA KORUMANIZ GEREKTİĞİNİ HATIRLATMAK İSTEDİM. RUĞANLARINIZI ÇAMUR ETTİĞİNİZ KADAR PARLATTIĞINIZ YERLERDEKİ HIRHIZLIKLARIDA GÖRÜN.

VATANDAŞ………………..

 

Perşembe, 27 Ekim 2016 07:49

Ekmeklerini almayın.

Ekmeklerini almayın.

Ülkenin en klasik hastalıklarından biride  tekil siyaset.Her söze birilerinin cebi doluyor mantığı ile yaklaşmak.Bu mantık aslında ithal bir algı operasyonu.Amaç eylemi engellemek. Turizm yatırımları yapılacak ilk tepki ülkenin sol zihniyetinden efendim biz karşıyız ülke zenginleşecek orada ağaç Kesilecek  iyide ağaç dikilir yeniden ama maden çıkarılamaz başka türlü amaç engel iddia  masumane sebeplerle  kamufle edilerek engel olmak.Ukenin geleceği halkın refahı iş istihdamının artması işlerine gelmiyor kimlerin ? her istemem denen olayda alman İngiliz Amerikan vatandaşları (bizi çok seven) işin içinde ve destekçi.

Yıllardır bu aklın siyaseti Didim i adeta köy kalmaya mahkum etti.İçinde yaşadığım şahit olduğum Milas a yapılan hava alanı Didim e yapılacaktı kampanyalar düzenlediler ve yatırım Milas a kaydı.Çok memnunsunuzdur şimdi.

Sanayi yok, yatırım yok, iş istihdamı yok ,herhangi bir girişim yok.Ne var  konserler festivaller kutlamalar ve havai fişek gösterileri.Karnınız doymuştur inşallah.

Şimdi Kaymakamlık ve Belediye cep telefonlarına  mesaj gönderiyor.Denizdeki teknelerinizin emniyetini çalınıp kaçakçılıkta kullanılmaması için tedbir alınız. Ne kadar komik .Ne kadar devletin itibarına  zarar veren bir yaklaşım.Polis var Jandarma var koyun sahiller emniyeti sağlasın acizlik mi söz konusu.Tekne sahiplerinin ufak balıkçı esnafının yürüyen minibüsten yapma  karavanlarını bile

Yasaya aykırı olarak topladınız kaldırdınız.Nasıl barınacak teknesinin başında bir öneriniz var mı sevgili yöneticiler.Bu insanlar oralarda yada balıkçılık yaptığı çevrede karavanı ile bulunurken çevreyi temiz tutuyor kanunsuz olaylarda devletle bilgi paylaşıyor .Bu esnaf üç ay burada iki ay orada. Yasak diye kaldırttığınız karavanlar hareket sahibi sabit betonarme değil kaçak restoran kafe değil sadece barınma amaçlı.Yıllarca diş geçirilememiş kaçak esnaflık yapanlarla yasal yollardan balıkçılık yapan esnafı bir kefede tartınız.Matematikte bir kural var elma ile armut toplanmaz.Şimdi tüm sahiller koylar ıssız ve bu sadece yasadışı yollardan insan kaçakçılığı yapanların irtediği ortam.Yarın makamınıza teşekkür için çiçek gönderirlerse  şaşırmayın.Devlet vatandaşı için var olmalı.Onu korumalı ihtiyaçlarına imkan sağlamalı yasal yollardan kazanmalarının önündeki imkanları açmalı.Tek anlışılabilir eylem kayıtsız plakasız teknelerin kontrol altına alınması.Biz vergimizi ödüyor,yasal vizelerini yaptırıyor, ve Kaptanlık ehliyetimiz avlanma belgelerimizle balıkçılık yapıyoruz.Buradaki sakıncayı paylaşırsanız eksiklerimizi kusurlarımızı gidermeye çalışırız.Devlet vatandaşına yanlış yapmaz.Ancak yasalara hakim olamayan devlet adına yanlışa düşer.Bunu değerlendirmek lazım.Senelerdir sahilleri parselleyip kafeler barlar plajlar şemsiye şezlong lara haksız kazanç sağlayanların iskeleleri ile  derme çatma tahtadan sadece suya girmeden tekneye çıkmayı sağlayan iskeleri bir tutup yıkmak eşek üstünde yel değirmenlerine saldıran hikayeye atıfta bulunur.Bunun yasal bir dayanağı da yoktur devlete bir katkısı da.Yarın balıkçılıktan ekmeğini çıkaramazsa bu esnaf ne yapacak .yasadışı işler.Sorumlusu da Devlet adına yanlış yaptırımlar uygulayanlardır.10 bin liralık teknesini yirmi bin liraya kaçakçıya satacak sonrada çalındı diyecek.Ki bunu yapan bayağı tekne sahibi de var.Alın size birde suç duyurusu araştırın.

Küçük işler her zaman büyük yanlışlara sebep olur.Koskoca sahili olan Didim de  34 koydan iki tane barınak yapıp vatandaşın hizmetine sunamayanlar biraz düşünmesi lazım.

Vatandaşına sahip çıkacak devlet adamına seçilmiş siyasiye ihtiyaç var.Devlet sevgiye büyür zulümle nefretle değil.İki adımlık makamına makam aracıyla gidenlerin yolu olmayan koya yayan gidip birde suya girip teknesine ulaşıyorsa Burada yanlış bir şey var.

Haklar ve kişilerin hukuku birileri tarafında haksız  yetkilerle engelleniyor.Sonuçları yarın kamu vicdanın acıtacak olaylara sebep olursa kim bu yükün altına girer.Düşünmek  lazım.

Aç it fırın yıkar.Ata sözü ben söylemedim sadece aracı olmaya çalışıyorum asgari doğrularda buluşmak için çalışıyorum.O sahilleri ıssızlaştıranlar yasadışı işlere zemin hazırlar.Orada barınan balıkçı zaten mera kanununa uygun balıkçılık yapıyor illa ikide kuzu otlatması lazım..El eli elde yüzü yıkar .Zaten gelir düzeyi en altta olan balıkçılara sahip çıkmalı devlet ve yerel yönetim.Asıl hizmette bu.Yoksa hizmet karavanları kaldır tekneleri kaldır balıkçının diktiği çiçeği ağacı  sök resmine çek vali beye gönder mi.?

 

 

Salı, 25 Ekim 2016 07:57

O. "Z AMAN" BU YANLIŞ……

O.  "Z AMAN"  BU YANLIŞ…

“Fakirin düşkünü  beyaz giyer kış günü “ diye güzel bir deyimimiz var.Bunu akılsızın düşkünü bindiği dalı keserle de çoğaltmak mümkün.Yıllardır Didim de yaşayıp göremediklerimin özlemini yazmaktan usandım.Ama Didim i yönettiğini düşünenler hiçbir şey üretmemekten utanmadı.Yılları kısır rant kavgaları ile YUVARYAYIP YOK ETTİK.

Tarımı  YOK, hayvancılığı  YOK, sanayisi üretimi YOK, öyle yok ki bırakın üretmeyi tüketmekten tükenmesini önleyen emeklilik hayatlarını Didim de geçirmek için yerleşenlerin emekli maaşlarından başka ekonomik bir giriş yok.Bunu düzeltmek içinde hiçbir çalışma yok.Turizm diyenleri duyuyorum güldürmeyin her şey dahil başta olmak üzere çarpık yapılaşmayla Altınkum ,dışarıdan gelen esnaf tarafından ekonomisi sömürülüyor.Sezonda gelip sezon sonu toparlanıp gidiyorlar.Yerlisi kolaycı mülkünü kiraya verip kenara çekiliyor böyle olunca geriye Didim ekonomisi için emlak ve inşaat sektörü kalıyor.Didim in imar sıradanlığı da emlak değerlerinin  çok düşürüyor.

Didim in küçük esnafı yarı aç yarı tok yıllardır yaşam mücadelesi vermesine rağmen ilginç kimsenin umurunda değil.Tayinle gelen zevat  klasik  bürokrasi ile zamanını geçirip  giderken seçimle gelenlerde yıllardın  müteahhit sarmalından çıkamadığı için ranta dayalı plansız bir şehirleşme ile kentin değerini sıfırladılar.Didim Türkiye nin en temiz denizi, en bol çeşitli balığı,muhteşem havası,cennet gibi koylarıyla anılması gerekirken, Altınkum arabeskliğine teslim olmuş bir batak.Tozuyla yollarının bozukluğuyla ,kentin çarpık yapısıyla anılıp kenara atılıyor.

Düşüne biliyor musunuz  kent merkezi turistlerin dışarıdan gelenlerin alış veriş yapabilmesi için cazibe merkezi olması gerekirken,kentin içine doldurulan AVM lerle yok ediliyor.Kent merkezinde çarşıda araç parkı olmadığı gibi,yolda tek şeride düşürülerek tamamen devre dışı bırakılıyor.Yazın Cumhuriyet caddesinden belediye istikametinde arabanızla seyahat edin ne demek istediği yaşamak fırsatını yakalayın.Yaz sıcağında adım adım tek sıra en az dört beş ışık sonra geçin bakalım bir daha oralara uğrar mısınız.

Tipik bir ege yarım adası olan Didim  sizce bir sahil kenti mi ? Düşünün bakalım Didim de taze günlük balığa ulaşabiliyor musunuz ?

Oturup bir yerde o güzel ege balıklarından yiyebileceğiniz  bir salaş balıkçı mekanı var mı?.Yada Didim de  yaşayıp sabah avdan dönen küçük balıkçılardan balık alabileceğiniz bir yer var mı?

VAR ; bizi yönetenlere göre var 22 km ötede Akbük limanı balıkçı kooperatifi,10 km beride de Taşburun barınağı.bu ikisinin arası yaklaşık bir saatlik mesafe.İkisi de Didim diye geçmez biri Akbük diğeri Akköy.Senelerdir o kadar atıl duran yerlerden bir kaçının balıkçı barınağı, balık mezatı yapılmasını istedik.İlçenin balıkçısı kayaf denen aracılara yok  parasına balığını satmasın ,vatandaş aracısız taze balığa ulaşsın,hatta küçük balık lokantaları ile balıkçının balığını işleyerek satması sağlansın dedik .         Dile getirdik.Siyasilere bürokrasinin yetkililerine ulaştırmaya çalıştık :sonuç DERDİMİZİ DUVARA ANLATTIK.

Son olarak ta atıl koylarda balıkçılıkla evini geçindiren çocuklarını okutma derdinde olan balıkçı esnafının suya girmeden teknesine ulaşabileceği 3 -4  metre tahta iskeleleri bile yıkıldı.Mera alanları  hayvancılık için gerekçesi ile ,acaba balık hayvandan sayılmıyor mu?

Balıkçının malzemelerini koymak soğuk aylarda balıktan dönünce iki bardak sıcak çayla içini ısıtacak bazı geceler içinde kaldığı minibüs ten yapma yürür karavanları bile kandırtıldı.Vatandaş yada  balıkçı yürüyen araçla dahi teknesinin yanına ulaşamayacak.Bu arada İnsan kaçakçıcığında  devletin gönüllü bekçiliğini yapan insanlar sahillerden soyutlanarak tam da kaçakçıların istediği ortam yaratıldı.Bu da maalesef gerçek.

Devlet sahip çıkacak,devlet koruyacak,devlet imkan yaratacak,devlet yol gösterecek,devlet alternatifler yaratacak doğru mu?

DEVLET YIKIYOR, ÇAREDE ÜRETMİYOR

O ZAMAN BUDA YANLIŞ

 

Bu devletin saygınlığına  gölge düşürüyor .Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.Benim bu 10. Köyüm………………………

NEDEN DİYE SORDUĞUMUZ ÇOK ŞEY……..

Devlet mekanizmasında işler görev verilenlerin makamının yetkin eğitimli ve amaçlarını kavramış kişiler tarafından yürütülür. Tarımla ilgili    ise ziraat mühendisi  bürokrasi ile ilgili ise kamu yönetimi eğitimli kişilerle işler yürür.

Savunma  görevinde olanlar emir komuta zincirinde sorgulamadan, asayiş görevinde olanlarda emir komuta zincirinde sorgulayarak  işlerini yürütür.

Bunlar genel kurallar olup istisnaları da  olabilir.İşte o istisnalar neden sorusunun ana kaynağı  görev sahibinin yetersizliğinin işaretidir.Bu kişiler toplum vicdanını sızlatır devlete olan sevgi  ve saygıya zarar verir.

İdarenin küçük birimlerinde istisnai durumları daha çok görürüz.Memur görev amacının kendisine tanıdığı gücü anlayamaz yada kendisini ayrıcalıklı hissetme hastalığına kapılır.

Gelelim neden sorularına;

İlçemizin en büyük mülki amiri kaymakam seçilmiş olarak ta belediye başkanı.uygulamalarıda yüklenen memurlar ordusu.

Neden Didim İnsan kaçakçılığı ile anılan yörelerin başında geliyor.Çünkü tüm sahiller sahipsiz korumasız.Doğanın bahşettiği zenginlik özel ilişkilerin sonucu haksız kazanç kapısı haline gelmiş.Bunlara göz yuman yada ilgisizlik nedeniyle  sebep olanlar kimler.Devletten maaş alıp ya  gelip yatanlar.Yıllardır kaçak yapılarla haksız kazanç sağlayan illegal kişiler aynı zamanda da insan kaçakçılığın yatakçılığını yapanlar .Bunların yanında küçük balıkçı esnafı ki bunların çoğu hayata küsmüş insan profilinden  devlete yük olmadan illegal yollara baş vurmadan kıyı balıkçılığı ile karın doyurma derdinde olan insanlar.Devlet memurluğunu hazmedemeyip koltuk sevdalılarının işlerini yapmamaları silsile takip ederek en sonunda daha üst makamlara ulaşınca yarı tehdidi yarı şiddet içeren emirle alt görevlileri  fırçalayıp emir verince  neden soruları  ile dolu  yanlışlar sıralanır.

Yıllardır  göz yundukları kıyı yağmasına bir anda OHAL durumunu da arkasına alıp  ortalığı darmadağın etmenin görev olduğunu zanneden kişiler ortalıkta bollaşıyor.Sonra denize kazıklar çakıp iskeler üzerinde restoran kafe bar yapıp her türlü denetimden uzak para kazananlarla akşam balıktan dönünce ıslanmadan denizden çıkmak için üç dört metre derme çatma iskeleyi bir gören Donkişotlar saldır yık yok et emirlerinin arkasında mağrur ve tatmin olmuş gülücükler atabiliyor.Aslında utanç verici yıllardır  ilişemedikleri mekanlarla ilişkilerimi var sorusunun muhatabı olmak.

Kaçak avlananlar ihbar edilince bizim çocuklar mı diye soranlardan bahsediyor balıkçılar

Buralarda yiyip içip gittiler senelerce diyor balıkçılar

Daha neler neler neden sorularıyla dolu.

Orada sahipsiz kayıtsız üzerinde hiçbir  emare olmayan büyük ihtimalle  insan kaçıklığı için getirilmiş o tekne kıyıya alınıp korunurken    liman kayıtlı plakalı balıkçı tekneleri bağlı oldukları derme çatma iskeleler sökülüp tekneler başı boş bırakılıyor neden diye sormadan geçemiyorum.

Orada balıkçı iki üç ağaç dikmiş taşıyıp sulamak için bidonlarla su getirmiş incirler dut ağaçları çam fidanları onların ne suçu vardı söküp attınız.neden var mı cevap verebilecek.yapanı koruyanı eziyet et hor gör Devlete düşman illegal amaçlara hizmet et.

Devlet bunun için değil.Buna sebep olanlar ehliyetsiz dirayetsiz kişilere makam verenlerde.

Bakın Belediye ye  kim çok alkış sevgi dolu işleri halledilmiş, sövüp sayanlar  mavişehirden dükkan verilmemiş şezlong şemsiye işi verilmemiş aklı midesinde olanlar.

Devletin görevi sahipsize sahip çıkmak.Terör için güney doğuya tirilyonluk yatırım yapıp işsizliği önlemenin terörü önleyeceğini düşünen devlet batıda küçük balıkçının iskelesini yıkıp  yolunu bozup işsiz bırakma derdinde.NEDEN NEDEN KÜÇÜK İNSANLARA MEMUR OLURKEN İLLEGAL KİŞİLERE MA……  OLUYORSUNUZ NEDEN

DEVLETİN BAŞI İLE EN KÜÇÜK BİRİMDEKİ TEMSİLCİSİ BİR OLAMAK ZORUNDADIR.AKIL MANTIK VE ADALET SADECE BUNLAR İNSANLIK İÇİN YETERLİ.

O AĞAÇLARI SÖKENLERDEN  HER ALANDA DAVACIYIM.İLAHİ ADALET YAŞ AGACA UZANAN ELLERİ KIRACAGINDAN EMİN VE MÜSTERİHİM

 

Bu bile utanmasını bilen için yeterli………………

Cuma, 02 Eylül 2016 13:45

FESTİVALLER ŞENLİKLER

FESTİVALLER ŞENLİKLER

Genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür. Festival kelimesi Latince festa kelimesinden gelir. İlk kez 1200'lü yılların başında kullanıma girmiş ve yerleşmiştir. Festivaller genelde doyasıya yemeklerin yendiği, çevrenin en güzel şekilde süslenip, temizlendiği olgulardır. Birçok kültürde festivaller tanrı veya tanrıların huzurunda duruştur. Festivallerin insanlara Tanrı tarafından verildiğine inanılır ve kutsal kabul edilir. Festivaller dinî yönlerinin yanı sıra, dinden tamamen ayrı insanların eğlence için kendilerinin oluşturduğu eğlenceler de olabilir. Dünyada en yaygın olarak kutlanan festivallerden birisi de mevsim festivalleridir. Özellikle Nevruz'da olduğu gibi ilkbaharın kutlanmasına benzer olarak birçok kültürde kışın gelişi, beklenen yağmurun yağması gibi etmenlerle de festivaller düzenlenmektedir.

Salı, 30 Ağustos 2016 07:27

BÜYÜDÜK TE NE OLDU ?

BÜYÜDÜK TE NE OLDU ?

Bizim köyün eskisini de bilirim.Yıllar önce Söke de bir mağazada geçen baba kızın arasındaki diyalog  o günlerin özetiydi.”Kız babasından şemsiye istiyordu.Baba Didime gideceğim şemsiyeni alabilirmiyim yağmur varmış,baba kızım yandan çizme al çamura şemsiye ne yapsın”.

Hala gölgesi üzerinde olan köylü boylu  zihniyeti kader olmaktan çıkmadı Didim den.Siyaseti kendilerine yapanların ,siyaset, halk için yapanlara alışması zor gözüküyor.Emlak- müteahhit ikilisin çıkarlarına halkın ki ağır basınca  köylü gurubu şaşkın ve hiddetli.Emekli horoz gibi toprağı didikleyip duruyorlar  .

Köy belediyeciliğinden Büyük şehre  geçince zaten kıt olan imkanlar şimdi dahada kısıldı.En önemlisi de iki başlılık.

Sahillerde tuvalet , su yok yada çok yetersiz.Yıllarca Altınkum – Didim iklilemine birde Büyükşehir eklendi.Tuvalet su için  ASKİ yetkili ama muhatap bulmak zor.Vatandaş ne yapıyor davalının aptalı durumuna düşürülüp mübaşire dert anlatmak zorunda bırakılıyor.

Yılların köy siyaseti imarı öyle içinden çıkılmaz hale getirdiki bir delini  kuyuya attığı taşı kırk akıllı çıkaramıyor.Yılların ulaşım sorunu sarı civcivlerin bile başını döndürüyor.Nereden gelir nereye gider diye sormanıza gerek binin nasılsa sizin oradan geçecek.Zaman sıkıntısı yok ise.Varsa yürüyün hem sağlıklı hem de stres yok.

Emeği geçenlere her zaman teşekkür ettiğim arıtma tesisi muhteşem bir yatırım ilçe için.Temizlik sinek açısından.Peki imar dehşetini aşması mümkün mü.Terfi istasyonlarının seviyesinden düşük binalar dolu.Arıtmaya dahil olamıyor.Fosseptik ve vidanjör  marifeti ile bu işi çözüyor.Neden ? sorma alışkanlığımız yok ama yinede sebebi belli.Köy siyasetin kıyağı kottan bir kat,bağıştan bir çatı katı ,müteahhide ekstra kazanç ama kente geri dönülmez bir ihanet.Ucuz laflarla yediler çaldılar  falan demiyorum.Ama ilçenin geleceğini sattılar diyebiliyorum gönül rahatlığı ile.Cehalet ve cehalet başak izahı yok.

Daha kötüsü ise arıtmanın yolu. Bu yol toprak ve yıllardır yapılmadı.Önceleri imar yoktu şimdi hızla yapılaşma ver ve insanlar o yolun çevresinde yaşamaya çalışıyor.En başta müthiş bir toz yağmuru altındaydı.Şimdi buna Vidanjörlerin  araçlarını bu bozuk yolda kısadan dönmek için bil hassa geceleri toprak yola boşaltıp dönmelerine sebep oluyor.Gece o yol  tam bir lağım batağına dönüşüyor .Havanın sıcağıyla çabuk kuruyup sabahın tozuyla birlikte orada yaşayanların üzerine yağıyor.Küçüğe söylüyoruz bu büyüğün işi diyor.Yarın o bölgede bir salgın hastalık olmaması  bir mucize.Hem milli servet hem insan sağlığı

Ve en garibi ne biliyor musunuz inanılması zor ama  , hala bu köyde ,köyü bu hale düşürenler itibar görüp siysete devam diye biliyor.Biraz fazlaya gerek yok ……… olsa bırakın burada  siyaset yapmayı utancından uzaklara kaçıp gitmesi gerekir.Kasapta kemik bitene kadar kapısından eksik olmayacak ucuz yalakaları her zaman olacak.Hayatını avantaya bağlamış bunca köy ….. varken işimiz zor.

Dahası burası doğru adamı bile bozar.Akıl sağlığını kastediyorum.Siyesetçi  yuvarlaklıktan çıkıp köşeli olunca,önünde yuvarlayamayanlar çıldırıyor.Kim mi   bakın sağınıza solunuza azgında tükürüğü kurumuş bir  sürü görebilirsiniz.

Bazen şans ayagınaza gelir  üstüne basar geçersiniz.Beslemeniz bol olacak sokakta o zaman  gürültünüz de bol olur şakşakçınızda.Didim ???????  ile dolu bir gelecek.

Beş yılda Dünyanın turizm başkenti olabilecek potansiyele sahip,ama gördüğünüz gibi.İnanın Türkiye nin bu kavurucu sıcaklarda nefes alınabilen tek yer .Akdeniz nem ve su buharında insanları boğuyor ama öyle bir yapma görseli var ki

 

İnsanlar  fark edemiyor. Ümit ve hayal ikisi olmadan gelecek olmaz.Ümidimiz var  ve hala hayal edebiliyoruz……….

Perşembe, 28 Temmuz 2016 08:42

MAVİ ŞEHİR

MAVİ ŞEHİR

Sosyal belediyecilik aslında açılım yapılması gereken bir sıfat.Nasıl olursa sosyal nasıl olursa asosyal bir yapı oluşur. Ayranım ekşi ekmeğim bayat diyene  rastladık mı hiç.? Hayır.

Toplumu şekillendiren sevgi ve saygı kültürünü oluşturan öğelerin derlenmesi gelecek nesillere aktarılması sosyal belediyeciliğin içinde yok mu.?  Sadece huzur evleri açıp orada birer  geçmiş olan insanların sözde huzur içinde hayatlarını tamamlaması mı.? Bizim çocukluk yıllarımızda kıraathaneler vardı. Oralarda sabah namazdan çıkmış yaşlı insanlar toplanır genç nesillerle hatıralarını paylaşır bu paylaşımlar birer kültür mirası olarak geleceğe akardı,Nesilden nesile.Öyle tatlı uyarılar olurdu ki beğenmedikleri yanlış gördükleri herhangi bir olayı biz çocukken diye başlar sade anlaşılır ve içi nasihatlerle dolu dolu paylaşırlardı.Elbette bu paylaşımlar akıllarda bir ders olur ve kişini hayatında örf adet kısmının mimarisini oluştururdu.

İnsanlar hayatı bir yarış olarak görmek üzere dizayn edilmiş.Bütün hayatta bu yarışın imtihan arifeleri ile dolu  .Başarının ölçüleri de farklı olmasına rağmen sonuçta para denilen alım gücüne endeksli.Kimi köle bazında tutkun kimi ihtiyacı kadar.Bu yarışın mağdurları da  maalesef yaşlı insanlar.Huzur evlerinin genel misafirleri okumuş başarılı buna karşılık zengin kişilerin ebeveynleri.

Mavi şehir ise çok farklı bir konsept.Burada hali vakti yerinde çoluğa çocuğa muhtaç olmayan kültürlü insanların hayat buldukları nadide bir mekan.Burası aslında bir tarih arşivi.Öyle ki hala Cumhuriyetin ilk yıllarını yaşamış bir çok insana ev sahipliği yapıyor.Ve bu tarih maalesef ilgisizlikten birer birer yok oluyor.İlçemizin eğitim kurumları ,yerel yönetimler inanın bunun farkında değil.Araştırılsa bu insanlardan yaşadıkları hatıralar toplanıp derlense gelecek nesillere tarihten,siyasetten,kültürden örf adetten geleneklerden neler aktarılabilinir.Kaybolup gitmekte olan ne mahalli yemekler,börekler tatlılar gelecek nesillere aktarılabilinir.şimdiki çocukla  ekmek aşı bilmez,yoğurtlu kesme bilmez,mıhlama bilmez bunlar ilk akla gelenler ki bunların toplum ekonomisine bile  katkıları olabileceği ekmekleri çöpe atılmaktan kurtaracağı,evde  biriken gıda maddelerinin  israfının önüne geçebileceği de göz önüne alınırsa ciddi rakamların gelecek nesillerin imkanlarına katkı sağlayacağı aşikar.

Ne sanatçılar ne akademisyenler yılların birikimleriyle birlikte bu dünyadan göçmeyi beklerken , geleceğe imkanlar sunacak olan tecrübeler atıl kalıyor.

ARAŞTIRILSA  İLÇEMİZ SAKİNLERİ yaşlı insan profilleri çıkarılsa bu insanların tecrübeleri bil hassa yaz akşamları kent meydanında birer söyleşi geçmişle geleceğin akıl şölenine dönüştürülse kazanabileceklerimizi lütfen düşünün.

Eğitim kurumlarımızın katkıları ile saha araştırması yapılıp bu insanlarla yapılan sohbetler toparlanıp derlense,zamanla bunlar tiyatro öykü roman çalışmalarına dönüşse bir DİDİM klasiği yaratılsa müthiş olur.

Hep Avrupa örnekli iyi şeyleri söyleyip buna karşın avrupanın bütün pisliklerini yaşam tarzı yapmamızın sebeplerini hiç düşündünüz mü.? Zannetmiyorum yıllardır çocukların gençlerin izlediği çizgi film ,film belgeseller değil mi bizim insanımızı imrendiren . Her şey mükemmel her şey onlarda güzel algısı böyle oluşmuyor mu.Biz kendi güzelliklerimize  böyle yabancı kaldıkçada bu süregelecek.Bu sıcak havalarda birilerini gözüne takılır belki hayırlı bir işe vesile oluruz duygusu ile paylaştım  düşüncelerimi.

 

Aynı düşüncelerle sokak başlarında motosiklet avlayan trafik polislerimiz onlardan çok daha tehlikeli  yaratıklar özel eksozları ile geceyi delerken nerelerdeler. Üç beş sapığın bir tatil beldesinde kabus olması daha ne kadar sürecek.İki gece bunların temizlenmesine yetecekken biz ilçe sakinleri günlerce kabus yaşamak zorunda mı kalacağız.Park cezasından daha fazla getirisi olduğuna da inanıyorum .Zaman ayırıp sona gelenlere sonsuz teşekkürler.

Cuma, 08 Temmuz 2016 08:56

Didim düzene girecek.

Şimdilik ekmek almaya gönderiğimiz çocuk ekmekleri yemekten sonra getiriyor ama zamanıda geleceğine inanmak ta geliyor akla.

Dedi kodu dairesinden kafayı kaldırıp bakıldığında aslında ufak bir iki neşterle gelecek umut verici olabilir.En önemli gösterge Çöp işinin özelleşmesi .Biraz daha sıkı denetimle  çöp sorun olmaktan çıkacak gibi.Bunun yanında en büyük handikap imar.Hala dağ bayır imara açılıyor .Buralar yol ister su ister park ister ilaçlama ister istekler bitmez.İyide bu istekleri karşılamanın bir maliyeti var. Zaten devasa bir borç yükünün altıda ezilirken imar aksaklığı kamburu sürekli büyütüyor.Radikal kararlarala bir çember çizilip o dolmadan yeni alanlara imarı durdurmak tek çözüm.

Turizm ilçenin neredeyse tek geçim kaynağı.Bu kaynak Altınkum sahiline sıkışmış Didime hiçbir getirisi olmadığı gibi  dev problemleride yanında getirip sezon sonu çekip gidiyor.Alış veriş merkezleri,gezi ve spor alanları,eğlence mekanları yeme içme alanları seyir alanları gibi cazibe merkezleri yaratıp turizimi ilçe geneline yayılması lazım.Atıl duran bir sürü koy toplumun hizmetine açılmalıdır.Ay tepe ,taşburun seyir terası olarak düzenlenebilecek ilk akla gelen yerler.Bir mavi şehir gerçeği önümüzde varkan neden restoran ve kafe alanları oluşturmuyoruz.alkollü alkolsüz seçeneklerle yöresel lezzetlerin zeytinin yağın üzüm pekmezinin şarabın ekonomik yönlerini hayata neden geçiremiyoruz.

Bu yıl malum sebeplerde turizimde ciddi bir daralma var.Bodrum ve Çeşme  hariç.Bodrum mimarisi dogal güzellikleri eglence hizmet sektöründeki kalitesi ile işi götürüken Çeşme alternatif bir alanda sörf,yelken,kayt gibi su ve rüzgarın kaynakları ile hizmet kalitesinide üst seviyede tutarak içi götürüyor.Adamlar lahmacun ayran fiatları ile magazin olurken biz hala döner ekmek ayran beş liranın peşindeyiz.Çok ucuzuz çok.

Fener koyu gibi bir yer istense ölüdenize rakip olabilecekken mületeci terminali olarak kullanılıyorsa düşünmek lazım. Didim belediyesi tekvando okçuluk basket futbol gibi klasik sporlara yaptığı yatırımın yarısı bile olmayacak bir bütçe ve alanla rüzgar ve deniz aktivitelerine alan açsa çok daha büyük cazibe merkezi olabilir.Ben kızımı sutopu ögrenip oynayabilmesi için Bodruma gönderiyorsam Kaynattığımız tenceredeki yemeğin malzemelerini bir daha kontrol etmek lazım.Neden bir sutopu,sörf, yelken kayt kursları ve zaman  içinde takımlaşması olmasın.

Didim ayaga kalkması için ciddi bir konsept değişikliğine ihtiyaç var.Bunlar sözde kent meclislerinin işi ama farkındalık olmaması ,ideolojik yaklaşımlar yolu kapatıyor.Hala toplum yararı olan hizmetleri rant diye algılayan kısır beyinler çok.

Bir yarım ada ve gelenleri genelde anadolu insanı.ŞUNU  ibretiçin paylaşıyorum.Ankaradan gelip uzun süreliğine kalan bir dost Yahu  Ankaraya dönsemde balık yesem balığa hasret kaldık denizin kenarında.Diye dert yanıdı.Utandım.

Söylenecek çok  ama kısası makbul diye buraya kadar zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.Amaç farkındalıkları ortak akla çevirip eyleme geçirmek.Taktir eder yada etmezsiniz her ikisindede lütfen görüşleriniz çevrenizle paylaşın.Avrupa şampiyonasına ayırdığımız cümlelerin yarısınıda Didim için kuralım.

 

Hasretlerin olmadığı bir ilçe olma ümidi ile …………… Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Sayfa 2 / 4