19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Şimşek Acar

Şimşek Acar

Şimşek Acar Hakkında

Web sitesi adresi:

Perşembe, 23 Haziran 2016 09:58

KİŞİYE ÖZEL

KİŞİYE  ÖZEL………………..

Turizmin  tek geçim kaynağı olduğu bir yer düşünün.Bu yer  için iyi yada kötü senaryolar çeşitlemesi yapın.Sonra tüm senaryoları üst üste koyun birleştirin bakın bakalım ne çıkacak.

DİDİM.

Yirminci hemşerilik yılını doldurduğum  ilçemde her şey değişti demek isterdim.En azından  insanlar sevgiyi paylaşmayı kişiye özel olmaktan sıyrılıp topluma mal etmeyi başardılar demek mutluluğu hayal ettiğim oldu.Umutsuzca ve beklemek üzere duraktayım.İnsanlık durağında.

Neden bu kadar bencil ve tekil düşünen insanlar  sanki özel olarak bir araya gelmiş.Doğanın bunca cömertliğine insanlar neden cimri.Üretip yenilik yapıp farklılıklara imza atmak yerine birinin başardığı bir işe hemen yanına demir atarak onu yok etmenin telaşına kapılıyor.İyi bir şeylere imza atmaya çabalayanın elinden çekip almak zevk olmaktan ne zaman çıkacak.Yeşilin zenginlik pembenin aşk kırmızının sevgi olacagı günleri takvimden kimler koparıp çaldı.

Bundan sonrası küçük senaryolar.

Biraz geri gidelim iyi ve kötü adamın köyünde bir sanayi bölgesi yapma  oyunu yirmi yıldır aç gözlülerin çalıp çevirip evirip kendine yontuğu ,başrolde  genelde şaban ve kötü hüsmen aganın oynadığı bir arazi talan filmi.Daha doğru ifadeyle dizi film.

Bir sahil kasabasının ağasının iki üç oğlu arasındaki meyhane disko şemsiye şezlong işletmesi için çevirdikleri dolapları konu alan  ucuz komedi.çiçekçisi dondurmacısı mısırcısı anutçusu ile kuru gürültü kuru kalabalık bir setten manzaralar.

Zengin mütahidin  oğlu ile fakir arsa sahibini kızı arasında belediyeninde içinden geçen bir aşkın hikayesi.Uyanık mütahit akıllı oğlunu kullanıp fakir arsa sahibine dört daire verip yarısı kottan yarısı çatı katı ruhsatından yirmi daire iki dükkanı lüplemesini anlatan film.Burada imar katledilir,çevre yok sayılır.iskan kör verilir cebibol elbise giyenlere  rengi yeşil kağıtlar doldurulur shide kadehler elde purolar tüterek sırıtarak verilen pozla sonlanır.Tabi menü rakı balık……Bu arada diğer insanlarda figüran olarak alık.

Film senaryolarında kendilerine rol beğenipte yer bulamayan bir zevet sürüsüde anarşistlikten geri kalmaz.yere attığı izmariti üçbinlik telefonun 16 megapiksel kamerası ile çeker ve Şu şekilde bağırır.Pislikten geçilmiyor. Birde bu söylemini pislikle selfi çekerek  doğrular.Bu ilk rol aldığı pislik olarak onca çok değerlidir.

E sonunda birde istemezükçüler var.ne yaparsanız yapın istemezük korosu olarak karşınıza çıkar.Daha doğrusu  film senaryosu değil de genelde orta oyunu figürasyonunda  gözükürler.Kahvelerde kulaklara fısıldadıkları bir gizli ajanın çalışması edasıyla .düğünlerde hıh la başlayan meşhur ayran hikayesiyle, kapısından alıp kapısına bıraksan ayağı yere değdi diye mırıldaması ile kolayca bulursunuz.Aslında fikrinin raf ömrü dolmuş,kokmasın diye tuzladığı üç beş dedikodu ile geçip giden boş hayatın boş yolcusu.

Ve film bitti .Işıklar yandı. Turizm gerçeği dağ gibi karşımızda.Şehre girerken ilk gelen olsanız ne düşünürdünüz .bir tarafta yağma hasanın böreği yağmalanmış tel örgüler garip garip iş yerleri,diğer tarafta şehir merkezi levhasının boynu bükük durduğu bir kavşağın hüznü.Bu tabloda bir turisti mutlu edecek tek bir öğe var mı. Daha başından konusuz bir senaryo ile turizm filmi çekmek çok zor.O nedenlede gişe yapmıyor.beyler.

 

Çözüm siyaseti kişisel çıkarları bir kenara koyup bir ayağa kalkmaya bakar.gerisi zaten zenginlik her türlü……………….

Pazartesi, 07 Mart 2016 09:55

UMUDA MI ??

UMUDA MI ??

Turizm için neler yapılabilirin klasikleştiği sezon başı etkinlikler tam gaz başladı.Her yıl umutla başlayıp hüsranla biten filmin yeni singılı çekiliyor.Nedense hiç biri istenen gişe hasılatını yakalamadan yeni yıla devrediyor.loto gibi bir şey oldu turizm Didim de.her yıl devrediyor kimse kazanamıyor.

Barış şenliklerinin ikincisinde Didimli olmuştum.İlkini ay farkı ile kaçırdım.Kortej yürüyüşünde çocuklarımla pankart taşıdık barış adına.Turizimden medet uman bir coğrafya ve barış.ikisi bir arada pek uyuşmuyor ama anlam güzel.Barış huzurun olmadığı yerin özlemi.Didim barış şenliği huzursuzluktan isyanın ,ayrımcılıktan isyanın yani bir isyanın sesi.Turizim ise huzurun olduğuna inanılan  coğrafyadan bir parça hayat çalmak,sorunlardan kısada olsa soyutlanmak anlamı taşıyor .İlk yılların verdiği heyecanla o zamanki belediye başkanımız herkesin Mehmet abisi ile heyecan yaşamak ,Didimli olmak için bir çabanın gönüllüsü olduk.Rüya çabuk bitti.Para araya girince turizm huzur falan teferruat olup rafa kalktı.Yerinde artık imar ve inşaat rantı çoktan yarışmaya dahil olmuştu.Deliler gibi konut yapılıyor ,kurgu resim ve sahte görüntülerle tatlı bir para trafiği akıp geçiyordu.Dere yatakları yollar başkasına ait araziler yapılıp satılırken siyaset, kılıf dikme işinden  yorgun düşüyordu.Ve her rüzgar gibi buda sona erdi ortada çer çöp ve yığınla pislik bırakıp başka alanlara kaydı.

İmar mezarlığından turizm bahçesi yapıp turizm yeşertmek için verilen uğraşlar birde olumsuz imajla oldukça zor bir dönemin habercisi.Sevinçler ve hayal kırıklarının bile absürt olduğu Didim bu haliyle nasıl ayağa kalkacak.Pratiği olmayan sorunun cevabını bulamamanın getirdiği sıkıntılar nasıl aşılır.Didim ve turizm ne zaman barışır .sorular soruları kovalıyorsa işiniz zor.Elbette kolaylaştıracak eylemlerde mevcut.Uygulamaya koymak ve bürokrasinin dolambaçlı yollarından uzak çözümler üretmekle  çözüm süreci başlayabilir.

Didim e öncelikle  imaj kazandıracak eylem lazım.Bu ne olabilir kafaları bu soru meşgul etmeli.şeytan ayrıntıda gizli unutulmamalı.Akşam haberlerin hepsinde bir KAZ muhabbeti.Adamlar kazı kaynatıp bulgur pilavı ayran la bütün büyük medyada haber.Didim de bir Meandos festivali !!!!! barış şenliği ile yerle basında bile yer bulmakta zorlanıyorsa buradan başlamak lazım.

Didim son ayların en popüler ilçesi basında ama konu farklı.Mülteci sorunları ve mülteci facialarının üssü olmakla,her eylemi bir kara olarak boynuna bağlanan Didim cenaze levazımatçılığı ilemi yoksa turizimlemi kalkınacak buna karar vermeleyiz.

UMUT   VE  FACİA  Didim in vizyonunda daha ne kadar yer alacak.Ölenlerin suçlu öldürenlerin seyirci olduğu yerde sorumluların ortaklığı tartışmaya açılır.

Yollara  kontrol noktaları kurmakla olmadığını,asıl çözümün halk olduğunu,halkın desteği işbirliği olmadan çözüm olmayacağı hala siyah renkse beyazın şansı yine kirlenmek olacak. Okumanın düşünmenin başlangıcı olduğu gerçeğinde yola çıkıp zamanınızı ödünç aldım. Saygılar sunarım

 

Salı, 01 Mart 2016 08:44

Biz insanlar

Biz insanlar

Biz insanlar ;geleceği geçmişe çeviren şimdiki zamanda yaşıyoruz.bu gerçeği göremeden de hep yarın için planlar yapıyoruz.Yarın gizemli belirsiz hatta bizim içinde olabileceğimiz bile belirsizken tüm hayaller yarın için.

Yarının istediğimiz için elimizde bu günün olduğundan farkında olmadan.Boşa bakan gözler yarını hep pembe olarak düşünüyor.peki yaşadığımız bu kötü bugün dünün yarını değimli.

Siyasetin en büyük silahı da aslında yarın bugünün adını anmadan ver gitsin ayarı yarın adına.Yarın için nasıl olsa bir çok yarınlar var umut dağıtacak.

Gelelim yaşadığımız coğrafyaya ;yani Didim e.Yıllardır bir pembe hikaye ile siyah beyaz yaşadık halada yaşamaya devam ediyoruz.Günü kurtaran ucuz siyasilerin çözülmez bir yumak haline getirdiği sorunları kamera şakası gibi şunu hele bir tut şimdi geliyoruz diye kucagına bırakıp kaçanlar kenarda kıs kıs gülerken halk daha hala gökkuşağının altından geçmek için uğraşıyor.On dokuz yılı doldurduğum Didim de yaşama serüvenim boyunca hiç ideolojik düşünmeden eleştiriler ve çözümler sunmaya ,tartışmaya sundum.Hadime mi düşmüş belki ama sıradan kısır çıkar beklentilerinden uzak eğitim ve bilgi birikimlerimi paylaşmaktan kaçmadım.Elbette elimizde bir belediye var ,asayiş hukuk ta bizi ilgilendiren konular olmasına rağmen muhatap yerel olmadığı için serzenişten öte geçemedik.Ama belediyeyi yerel yönetimi dilimizin döndüğünce saygı ve ahlaki sınırlar içinde eleştirip aynı zamanda çözümlerde önerdik.

En başta imar çarpıklığı .Öyle ki hala yol sorunlarını çözebilmek için vatandaşın arazisinde  ki işgalleri çözmek aşamasındayız.Konudan uzak olanlar anlamayanlar için miğrosun arka sokağı ile eski tansaşın arka sokağındaki yapılaşma mükemmel bir aydınlanma olur.Şimdi vur sopayı abalıyamantığı ile bu günü eleştiremiyoruz.Sadece üzülüyoruz.Kamera şakası gibi kucağına bırakılmış bir sorun.

Turizimden başka getirisi hiç olmayan bir ilçe Didim.Hoca gibi sorsam nasıl bilirsiniz Didim mi diye İmar rantiyesi cevabı hep bir ağızdan.İngiliz furyası yerli furyası yerel yönetim faciası ile bir anada imar rahmetli oldu.Onlarca koy var hepsi işgal altında hatta son zamanda insan ihracat limanı vazifesi görüyor bir kısmı.İhraç ediyor Didim deniz mevtaları iade ediyor.

Öyle komik durumlar var ki  komik diyorum günlük bir mizah dergisine fazla gelecek malzeme var.En komik olanıda turizm. Ne ile özendireceksiniz turisti Altınkum arabeski ile mi,imar mezarlığı ile mi,balık restorantları ile mi.? Gözleme yemeye mi gelecek insanlar yoksa yarım ekmek döner ayran (5 tl) için mi.

Bugün den başlamak lazım.Turist deniz,güneş,kum, balık ve otantik lezzetler için gezer.ucuza karın doyurmak için kimse seyahate çıkmaz.

Bir deyip sahil seçeneklerini çoğaltıp (33 koy var)her kesimden inasan deniz ve güneş sunmalıyız.Ukalalık yapıp ideolojik düşünmeden.iki deyip deniz için gelen insanın olmazsa olmazı balığı menüsüne koymalıyız.

Üç deyip gelen turistin tercihlerini göz önünde tutarak her düşünce ve kültüre saygı duyup alkollü seçeneklerle alkolsüz seçenekleri, genç dinamizmle sakin tercihleri karşılayacak alanları bir birinden bağımsız oluşturmalıyız.Sezonu uzun kılabilmek için sağlık ve spor turiziminin   isteklerine de alan ayırmalıyız.

Deniz var balığı yok,güneşi var kumsalı yok(şemsiye şezlong rezilliği olmayan),restoranı çok yenecek özel bir şeyi yok,zeytini var marka bir yağı yok.ne için turist bekliyorsunuz merak ediyorum.güzenmeyin dost yüze gerisi size kalmış………….

 

Çarşamba, 24 Şubat 2016 09:31

Bizim tarlamıza edenler…

Bizim tarlamıza edenler………………

Dünya Savaşı'nda Yugoslavya'yı işgal eden Nazi Almanyası ordusundan bir kolordu, bir dağ köyünde konuşlanmış,Nazi generali,Gece yarısı,kaldıkları hanın sahibini çağırıp "Tuvalet nerede" diye sormuş. Han sahibi köylü "Bizim handa tuvalet yok" diye cevap verince Nazi general sinirlenmiş, "Peki ben nerede def-i hacet edeceğim" diye bağırmış.
Hancı "Sayın komutan beni takip edin" demiş. tarlanın ortasına gelince hancı generale "Buraya edeceksiniz" demiş. Bunun üzerine Nazi general çok sinirlenmiş, "Sizde hiç organizasyon yok" diye bağırmaya başlamış. Bu sözleri duyan hancı gülmüş ve "Bizde organizasyon olsaydı, şimdi ben sizin tarlanıza ediyor olurdum sayın general"

Bu gerçek bir hikaye .Organize olamamak elinizdeki değerleri rezil etmekten öte getirisi olmaz.

Yıllardır Didim de yaşamanın şans mı yoksa şansızlık mı olduğuna karar verememiş çok insan var. Biri de benim.

Türkiye nin en büyük en düz arazisine sahip,pırıl pırıl denizi ile bir cennet olması gerekirken bunu başaramıyor.Üzücü olanı da neden sorusunun olmaması.

Yılların yanlış uygulamaları başta imar olmak üzere turizm,ekonomi ,insan gücünün olumsuz kullanılması da eklenince maalesef üçüncü ligden bir türlü terfi edemiyor.

Neden bir yarım ada olan Didim de balıkçılık yok.Neden.

Balıkçı barınaklarımı yetersiz yoksa hiç mi ?? yok.Bunu düşünende mi yok.Bir taşburun vardı oradaki küçük balıkçılar oradan resmen kovuldu.Kovulanlar çaresiz doğal bir liman olan yolu ulaşımı sorun olan fener koyuna yerleşti.İyi kötü ekmeklerini çıkarıyorlardı bir anda Suriye Afgan mültecilerin  iltica limanı oldu.balıkçılar tüm imkanları ile direndiler aylardır Didim garajından daha faal çalıştı.Bir çok  faciaya ev sahipliği yaptı.Ne polis ne Jandarma ne de Sahil güvenlik, gereken tedbirleri yapılan ihbarlara rağmen yapmadı ki bu çok manidar.Buradaki balıkçılar Özdemir Sabancı nın katillerini bile yakalamasında önemli rol oynadı.Bu bile büyük bir facianın engellemesine sebep oldu.

Fener koyunu  deniz ve balık için kullananlardan biriside benim.altı yedi yıldır  koyla özdekleştik.Denizini temiz tuttuk çevreyi ağaçlandırdık  kısırlaştırılıp oraya terk edilen sokak hayvanlarına sahip çıktık.sonuç

Organize olamadık………………..

Mülteci sorununda sınıfta kalanlar  faturayı orada ki balıkçılara kesti.kovuyorlar oradan.sebep çok sık  vatandaşlık görevi yaptıkları için rahatını bozdular görevlilerin.

Son olarak 22-02-16  tarihinde bizzat yaşadığım olayı aktarıp  vatandaş gazeteci çevreci vazifemi yapmak istiyorum.

Saat 15.30 sıraları zabıta dahil tüm güvenlik birimleri orada.Çekiciler sahilde  karada olan kaçakçılıkta kullanılan sürat tekneleri ve filikaları kaldırıp yedi emine taşıtıyor.Buraya kadar normal ama bir adet parasayling denen sürat teknesi denize ve o kalıyor.23-02-16 sabah 08 suları bu sürat teknesi içi mülteci dolu polis basıyor sadece mültecileri indirip gidiyor(balıkçı arkadaşların anlatımı) az sonra tekrar makilerin arasından elli kadar mülteci tekneye doluyor ve yola çıkıyor.Tekneyi kullananda mülteci ve çok acemi yarım saat kadar koyda  debelenip bir türlü çıkamıyor koyda sonrada tekneyi karaya oturtuyorlar bunlar video ile kayıtlı.sahil güvenlik telefonla arayıp fener koyunu ve tekneyi soruyor inanılır gibi değil  fener koyunu anlatmak için iki üç dakika tarif etmek zorunda kalıyoruz.

Organize olamadığımızdan……………..

Ve fatura balıkçılara kaçakçılara yol açmak için kovuluyorlar.arabadab yaptıkları malzemelerini muhafaza ettikleri denizden dönünce bir çay yapıp içini ısıttığı karavanlarını da alıp gitmeleri için bir hafta süre veriliyor. Yıllardır itilip kakılan Didim balıkçıları bir Akbük kadar olamamanın bir barınağa ,bir balık mezatına sahip olamamanın faturasını Didim halkı İzmir den gelen iki sefer nakliye ödenmiş balığı pahallıya yiyor Didim balıkçısı sahipsiz iki üç kayafın cebini doldururken aç susuz hayat mücadelesini vatandaşlık görevlerini unutmadan sürdürüyor.

Bu kadar.

 

Perşembe, 19 Kasım 2015 08:33

TERÖR

TERÖR

Huzur kenti olmaya aday bir yerde gürültü anarşisine dur diyecek kimsenin olmaması çok garip.

Kentin sokakları kaldırımların yapıldıkça güzelleşmesinin yanında kaldırım işgalleri bir türlü sonlanamıyor.iş yerleri yine kaldırımlara ufak ufak yayılıyor.kaldırım hem var hem yok.var yaya kullanamıyor yok esnaf işgal etmiş.

Son zamanların tam bir geri zekalılık ürünü bu abort eksoz denen saçmalık kentin gecelerini gürültü sağnagına çeviriyor.şehrin ana caddesinde yaşayanlar için bir kabusa döndü.Enteresan tarafı geceleri sahipsiz bir görüntü ortaya koyması.Yok mu bu ilçede asayiş trafik denen işlerden sorumlu memur amir.nedir bu başıboşluğun sebebi..Gece 24 te havai fişek gösterileri .Bizim huzurumuzu sağlamakla görevliler bu ilçenin bir emekli kenti beklide Türkiye nin en yaşlı nüfus ortalamasın sahip olduğunun farkında değiller mi.

Birer trafik canavarına dönüşen bu gençler aslında birer eğitim kurbanı.Yerli yersiz kullandığımız  “insanlık ödlümü” sorusunu soranlar insanlığın geleceği gençlere neden yatırım yapmazlar.Okul maçları bu görüntünün en bariz göstergesi.Atatürk gençliği diye çene yoranlar spor salonlarındaki mücadelede gençliğin kalitesini gelip görmeliler.spor yapmaya çalışan bir avuç genç ve onları seyretmek yerinin sinkaflı slogan üretme yarışında bir gurup. Okul müsabakalrına neden ilği göstermez geleceğin mimarları.gelin yetiştirdiğiniz öğrencilerin kalitesini görün.bu çocuklar aslında çok iyi niyetli ama sahipsizlik ilgisizlik onların insanlık kalitesini düşürüyor.Küçük bir ilçede aynı mahallede oturan ayrı okullara giden çocuklar  bir spor müsabakasında aldıkları eğitimsizliği  tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Böyle düşük ahlak seviyesinde büyüyen toplum olmanın farkındalığından uzaklaşmış çocuklar gençler kimin eseri ?.elbette bizlerin.Dün izlediğin okullar arası voleybol müsabakalarında salondaki seyirci olarak bulunan gençler beni çok üzdü.onların arasında onlarla bir abi amca seviyesinde kurduğum iletişim bile bir kısmının müsabaka sonuçlanınca her iki takımı da alkışlamaları tek mutluluk oldu.Yetkililer öğretmenler emekliler bu çocukların arasında olmalı.İyi örnekler teşkil etmeli  .yoksa spordan ziyade anarşiye hizmetten öte fayda sağlıyacağını sanmıyorum.

İyi bir gelecek iyi yönetim özveri ile oluşacağı kesin.O halde neden bu boş vermişlik.Sokakları ralli pistine çeviren avaz avaz bağıran eksozlu arabalarla gürültü terörü yaratan ,gençler geleceğimiz.onlara daha fazla vakit ayırıp enerjilerini daha olumlu yönde harcamalarını sağlamamız gerekir.sokakları çöpten,gençleri kötü alışkanlıklardan kurtarıp,doganın,sokak hayvanlarının farkında olan genç yaşlı insanların bu ilçenin toplumunu oluşturduğunu ,saygı ve sevgi filizlerinin geleceği daha parlak kılacağını gençlerden uzak durarak değil onların arasında olarak sağlayabiliriz.

Sokakta evde spor salonunda toplum içerisindeki sosyal olaylarda yanlarında ve örnek olmalıyız.çocuklarımızın spor müsabakalarında ilçemizin idareci eğitmen güvenlik sorumlusu esnafı doktoru kısaca toplumun her kesiminden insan profilleriyle zenginleştirip.geleceğimize hep birlikte sahip çıkmalıyız.

 

Sayın Kaymakamım ,Sayın Emniyet Müdürüm bu sokakları gürültü terörüne sebep olan trafik canavarlarına bırakmayalım.Sadece huzur ,üzüleceğimiz telafisi olmayan acılardan korunmak elimizde.Aşırı hız gece ve arabaların kalitesizliği yarın bizleri çok üzmeden çözüm üretelim.Saygılar.Okuduğunuz için teşekkürler.

Cumartesi, 07 Kasım 2015 08:24

BÜYÜDÜK…..

BÜYÜDÜK…..

Yılların yorgunu Didim yerel yönetimlerin yanlış politikaları ile çarpık bir imar rezilliğine döndükten sonra, büyük şehir yasası ile BÜYÜDÜ.

Artık bir büyük şehrin küçük   ilçesi ile yola devam ediyor. sorun yumağı bu büyümenin içinde kendisini besleyen kaynakların kesilmemesi , küreselleşmenin getirdiği sorunlarla da yeni boyutlar kazanıyor.

Teknolojik gelişmenin insanlar üzerindeki kötü etkileri de giderek kültür yozlaşması  olarak kendini gösterince saygısız sevgisiz bir topluma dönüştük.

İnsanların huzur aradığı bir ilçe olan Didim yılların yanlışları ile boğuşurken birde bu yozlaşmanın kazanımları ile yaşamak zorunda kalıyor.

Farkındasınızdır son zamanlarda modifiye denilen bir akımın zavallıları abort eksoz denen bir sinir bozucu gürültünün kurbanı olarak biz Didimlilerin kabusu oldu.Şu satırları gecenin iki buçuğunda yarım satir devam eden eksoz gürültüsüne kurban olan uykumdan feragat ederek yazıyorum.Yok mu ? diye sorulacak o kadar soruya cevap aramakla meşgul olan beynim çaresizliği sahipsizliği hazmedemiyor.

Son seçimlerden sonra kısmen de olsa bir düzelme sahiplenme hissi uyansa da tereddütleri ortadan kaldıracak hamleler henüz ortada yok. Talan tüm hızıyla devem ediyor.Yılların kördüğümü 75.yıl sanayi sitesi parası olanın adamı olanın çiftliği.kafasına esen bir yeri çevirip dükkan atölye yapıyor.öyle doyumsuzlar var ki sırf rant için üç kuruş kazanılmamış servet için utanma duygusundan sıyrılmış her yere saldırıyor.İlçemiz insanları Didim i bir hayatın son durağı huzur durağı olarak tercih etmeleri , bu tip ahlaksızlıklara ilgi göstermelerini engelliyor.Farkındalıktan uzak kalmayı tercih ediyor.Akbük yolunun sol tarafı tam bir talan resmi.hatta o kadar ki bir kişi iki üç yer çevirmiş,yapacak bir şeyi olmadığı için çevirdiği yeri bir öteki talan ürünü iş yerinin reklamında kullanıyor.Bu bahse konu araziler yola sıfır üç dört dönümden oluşan milyon liralarla ifade eldin hazinin arsaları.Kısacası milletin malı.kimi çevirmiş tabela koymuş,kimi çevirmiş reklamlarla doldurmuş,kimi de çevirip bekliyor satmak için kiraya vermek için.bu aysberğin yol üstü kısmı bir de  yolun alt tarafı var ki yani sağı talan tarlası.sanayicilikle uzaktan yakından alakası olmayan halk tabiri ile uyanıkların talan edip ,üzerine yatmanın ,kolay zengin olmanın , hırsızlığın mübah sayıldığı YER.

İnsanlığın UTANCI MÜLTECİ sorunuda bu yok mu sorularının arasında.Artık o boyutlardaki alenen insan tacirlerinin cirit attığı bir ilçe görünümde Didim.Tüm sahiller insanlık dramının platosu olmuş.Kimse kardeşim siz ne yapıyorsunuz demiyor.Ya acizlik yada sorumsuzluk.başka söz yok.

Bu arada yıllardır tenkit ettiğim şehirleşme eksikliği son zamanlarda iyi yönde ivme kazanması,kent olmanın belirginliği yol ve kaldırımlar Süratle düzelmesi de takdir edersiniz güzel bir gelişme.

Atalarımız bir sözü “at sahibine göre kişner” tüm soruların cevabı.sahibi çıkanlar çözülüyor sahipsizler de sahibinin gözüne gireceği  günü bekliyor.

Yok mu geceleri ralli pistine dönen Didim de  kendini bilmez üç beş zeka problemlinin yarattığı gürültüye son verecek .

Yok mu yılların sorunu sanayi sitesi adı altındaki hazine arazilerinin talanına dur diyecek.

Yok mu insanlık dramı mülteci sorununa el atacak.

Yok mu ?

 

Yok mu ?

Çarşamba, 14 Ocak 2015 16:31

SAHİPSİZ DİDİM

SAHİPSİZ DİDİM

 

Türkiye’nin en güzel sahil kasabası ama hak ettiği değeri bir türlü bulamamış.En başta yerel yönetimlerin ihmal mi desem bilgisizlik mi  desem yol açtığı çarpık yapılaşma ilçeyi içinden zor çıkılır bir konuma getirmiş.Şimdi eskilerin bir lafı var bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkartamıyor.Büyük şehir olduktan sonra formaliteler de  zaman  aldığı için  düzeltmekte o kadar zorlaşıyor.ciddi bir yapılaşma reformu ardından bir düzen içinde yapılaşmanın yayılması kontrol altında  olması  zaman içinde  belli bir düzelme sağlar diye umut ediyorum.

Yılların verdiği başı bozuk idare sistemi yanında talanı da getirdi.Hazine arazileri ciddi bir işgal altında.gözüne kestirdiği yeri düzleyip çeviren çevirene.Bunda geçmiş yönetimlerinde ciddi suiistimali var.kimi hatır kimi çıkar karşılığı göz yumulmak suretiyle Akbük yolu üzerinde yüzlerce hazine arazisi kapış kapış talan edildi.Bun talanda  daha önceki yönetimlerin şehri düzene sokmak için yapmayı planladığı  75.yıl sanayi sitesi de   çalınan minareye kılıf olarak kullanıldı.Küçük sanayici için planlanan toplu iş yeri projesi yönetim değişikliği ve gerekli prosedür takip edilmeden aceleye getirilince hırsıza rantçıya kapı oluverdi.Yap bağışı (adı bağış ne veren ne alan belli) yönetimim adımı eşliğinde çevir araziyi.Şu anda  adı geçen sanayi sitesine giden yolun sol tarafı tamamen talan edildi.Öyle talan ki birkaç dönümü çevirip binayı çaktı yanında da birkaç dönümde tel çekip sahiplenme hesaplarındalar. Bunlar tamamen rant elde etmek için işgal edilmiş milletin malı.kimse  siz burada ne arıyorsunuz diye soramıyor.ondan sahipsiz Didim.

Sitenin etrafında da  site projesinin dışında yüzlerce dönüm arazi  çevrilip iş yeri oldu.içlerinde öyle  aç gözlüler var ki  buraları kiraya verip gelir elde ediyor.Bura da devlet kira gelirlerinden aldığı vergiyi de alamıyor.Ne arayan var ne soran.Zaten vergi sanki çalmak için icat edilmiş bir sistem buralarda.Gözü kara  insanlar.İçlerinde  çiftlik ,villa otopark olarak kullananlar var.Bunun yanında Burada  yerel yönetimin vaatleri ile kura ile dükkan verilen gerçek sanayi esnafı ruhsat alamadığı için yıllardır yetki belgesi,bayilik gibi resmiyet gerektiren imkanlardan faydalanamıyor.tam tamına 17 yıldır.

Bu sorun Didim in kangren olmuş bir sorunu.Bunun yanında sosyal ve ticari mahrumiyetlerde ilçenin geleceğini de  tehdit ediyor.En önemli sorunların başında ulaşım. Hala şehrin gidiş geliş yolları tamamlanamadı.bu çok kötü bir intiba yaratıyor.Şehir içi ulaşımda tam anlamıyla eziyet.gitmek istediğiniz yere yürüyerek  daha kolay ulaşıyorsunuz.Bu konuları yıllardır dile getiriyorum ama bir tek geri dönüş yok.Okumayan bir kitleye yazmanın cilvesi.

İlçemizde son yılların en kötü gelişmesi de  insan kaçıranların merkezi durumuna gelmesi.Otuz kilometre sahili olan bir kentte otuz iki kilometresi atıl kalan ,gerisi de  her zaman savunduğum utanç verici şezlong şemsiye soygunun merkezi.Turizm den  başka neredeyse başka girdisi olmayan bir yerde ,bozuk yollar kötü ulaşım soygun zihniyeti ile otopark şezlong şemsiye ,bir tane bile balık restorandı olmaması konaklamanın turların her şey dahil uygulaması ile pansiyonculuğa kalması .turizmcilik  yapıyorum diyenlerin ne yaptıklarını sorgulaması gerekir.Sahil şeridinin adeta  kurda kuşa terk edildiği başı boşluk yanında yasadışı işlere zemin hazırlıyor.Bir sahil yolu projesi yapılaşmaya kapalı,yürüyüş yolları spor alanları sanatsal aktivitelere  ayrılmış alanlar ve ciddi bir  peyzaj çalışması ile halkın kullanımına açılsa bu alanlar ıssızlıktan  kurtarılsa yasadışı işlerinde böyle kolay yapılmasını engeller.Hem ilçeye artı değer katar.

Bu soruyu her seferinde soruyorum.Didim neresi iç Anadolu da bir kasabamı yoksa bir sahil kasabası mı ?.İnsanlar denize güneşe ipek gibi kuma geliyor.akşam olunca sakin nezih bir ortamda öncelikle deniz ürünleri yemek istiyor.Peki var mı ?.Eğlence denince  bar disko dan başka ufku olmayan bir anlayış huzur ve kalite arayan turistin  Didim tercihini  yok ediyor.Tam arabesklik içinde Altınkum gerçeği ile turizm in mantığı örtüşüyor mu ?, Yerleşik yaşayan asıl kentli denizin nimetlerine kolay ulaşabiliyor mu.Balık alabiliyor mu taze deniz mahsullerine  ulaşabiliyor mu?.Balık bizim sularımızda yakalanıp İzmir haline gidiyor ertesi gün iki kere nakliye eklenerek halka satılıyor.İzmirli bizim sularımızda yakalanan balığı 3-5 tl ye  tüketme şansını bulurken bizler 8-10 liraya birde  çok nadir günlük ürün tüketebiliyoruz.İlçemizde 50 ye yakın küçük balıkçı var ama ne barınağı var nede yakaladığı balığı taze taze vatandaşa ulaştırabileceği bir mezat alanı var .doğrumu sizce.

Atı alan Üsküdar ı geçmiş biz hala kaybolan eşeğimizi arıyoruz.Sonra birde soruyoruz neden bu ilçe bir adım ileri gidemiyor.Bizler el feneri ile ışık saçıp yol açmaya çalışıyoruz ama bu yola sizlerinde katkısı olmadan bir yere varamayız.Lütfen sahip çıkalım DİDİM mize.saygılarımla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cuma, 05 Aralık 2014 15:25

Çamurda YÜRÜMEK…………

Çamurda YÜRÜMEK…………

Bu gün basında Türkiye’nin yolsuzluk ve rüşvette yüz yetmiş beş ülke arasında elli dört üncü sıradan altmış üç üncülüğe gerilediği bununda dört bakan ve bir iş adamının yarattığı algıdan kaynaklı olduğundan bahsediyor.Rüşvet iki kişilik bir ahlaksızlık ama yolsuzluk insanlık ayıbı.kendi çıkarı için birden fazla insanın hakkını çalıp kendine aktarması kazanç sağlaması utançların en büyüğü.

Bu ayıpların en önemli nedeni toplumun kanıksamış olması,eğitim seviyesinin düşük kültürün o ne diye soruluyor olmasıdır.Ülkede öyle algı refleksleri var ki   insanlar  ayaklarından çalınan çoraptan haberi yok.Siyaset  sokak ağzına indirgenmiş bir dedikodu yumağı.Hep içinde para olan algıları siyaseten yorumlamaya dayanmış.saraylar ,paralı askerlik, falancanın köşkleri filancanın villaları  gibi ucuz öznelerle cümleler kurmak alkışlanır olmuş.kim olduğu önemli değil birisine yama bunları alkışlayanlar bulmak hiçte zor değil.

İdeolojiler var sayılırken içi menfaatler üzerine kurulmuş çıkar çatışmaları almış başını gidiyor.bir tarafta diktatör padişah benzetmesi işlenirken öte yanda veliaht seçilmişi kovma telaşında.iktidarlar tezgahlarda örülmeye çalışılıyor.tüm bunlar ülke sathında kim fazla çalıp çırpacak telaşında işleniyor.yinede altmış üçüncülük  küçümsenmemeli.

Yıllardır kentimizde yaşananlar kimseyi rahatsız etmiyor.Yargısı,yürütmesi ve halkı herkes  kendi davulunu çalıp oynamanın keyfini çıkartıyor.kendini Ahlak piri sananlar  dergahlarında dönen yolsuzluklara kör.hem de özürlüler haftasını kutladığımız şu günlerde.

Sormak istiyorum .Sorum herkese .bu kentte yaşıyorsak bir çamurun etrafında yaşıyoruz çünkü.Bir sanayi sitesi hikayesiyle çıkılan yolda her kesimden insan bu çamurun içinde.kimi seyrediyor kimi ellerinde direkler ,teller yer çevirme telaşında.Bu  çamurun ortasında ki bir büroda paraları toplamakta.yer kimin kim kime satıyor verilen paralar neye karşılık alınıyor verilen bu yerler kimlere veriliyor yani soru sormanı sonsuz olduğu bir kurgu yaşanıyor.Yağma öyle ki  kimse etrafıyla ilgilenecek durumda değil .al gülüm ver gülüm düzeni.

Hacısı hocası esnafı tüccarı memuru işçisi ne var sende alsaydın yüzsüzlüğü ile bu talanda köşe kapmaca oynuyor.Umut o ki bir düdük çalar ve oyun bitti beyler der.hani çarpılıp ta kamerayı görünce devlet nerede adalet nerede bağıran vatandaş eksik bu rezil filimin içinde.

Sitede yol yapıldı sorma ver paraları toplandı tek bir makbuz bir hesap bilgisi verilmeden.verenler olduğu kadar vermeyenlerinde  olduğu bu yol işinde  nasılsa yol yapıldı bitti .alan aldı veren verdi toplayanda  bereket versin deyip gitti.kimse bu yolun kaç liraya yapıldığını ne kadar para toplandı alacak var mı borç var mı bilmiyor.yine bu sitede ot parası adı altında  yine para toplandı.bu paralar kaç metrekareye ne kadar ot parası  kim ne kadar alan işgal etmiş hissesine ne düşüyor ? hesap yok.para ödendi  hatta şimdi plan programlar için yeniden paralar toplanacak bakalım makbuz yada belge olacak mı .Yoksa sorma ver hesabı mı olacak .bekleyip göreceğiz.hatta biraz sabır edersek bu çamurun içinde dolaşanları da   üstlerindeki çamurları nasıl yıkayacaklar nasıl temizleyecekler  göreceğiz.

 

Bu güne kadar  yağma hasanın böreği yemenin hazmı kolay mı  soracak biri çıkacak mı.getirin defteri kitabı ne aldınız ne verdiniz diye soracak var mı göreceğiz.zaman hırsıza umut olur ama haklının yanında biter.Sadece sanayi sitesinin adını kullanarak iki yüz dönümden fazla hazine arazisi birilerine satıldı.kim sattı kim aldı burada soruyu adaletin sorması lazım devletin sorması lazım.Tereddütlerimle  soruyorum  ,çünkü on yedi yıldır bu sorunun muhatabı olmadı.şimdi çıkar mı yoksa daha zaman dolmadı mı.

PSİKOPAT GÜRÜLTÜ UZMANI SAPIKLAR………………

Bu üç beş kendini bilmezin çevreye yaşattığı bir ses kabusu..Akşam olduğu zaman yarasa gibi ortaya çıkıp hem egzoz sesi,hem de bayağı maliyetli müzik setleri ile

Evlerin camlarını titreterek mahalle aralarında insanları rahatsız ediyorlar.üç beş bin liralık arabaya arabanın değerinden fazla masraf ederek yaptıkları sadece aşırı gürültü üretmek.psikopatlıktan başka bir şey değil.hatta bu insanların ehliyet alıp trafiğe çıkması bile tehlike.ama maalesef ilçemizde akşam oldu mu bu kabus başlıyor.son zamanlarda bu anlaşılmaz insanlara  motosikletlilerde  eklendi.Mersin polisi bunu fark edip tedbir almış .Didim dede bu sapıklardan temizleneceği günü bekliyoruz yetkililerden.bazıları okul ve kurs önlerinde kız öğrencileri de rahatsız ediyor.

Egzozlarından yüksek ses çıkartan araçlarla ilgili gelen şikayetleri değerlendiren polis ekipleri, kent genelindeki çok sayıda noktada denetim yaptı. Denetimler sırasında araçlarda inceleme yapan ekipler, egzozlara kurulan özel bir sistemi tespit etti. Egzozların, aşırı ses çıkartması için çakmaklık veya torpidoya yerleştirilen kumandayla yönetildiği belirlendi.


KUMANDAYLA DEĞİŞİYOR
Sistemde kumandayla egzozun ayarını değiştiren sürücünün, gaza bastığında yüksek ses çıkmasını sağlarken polis kontrollerinde de aynı yöntemle egzozu eski haline getirilebildiği anlaşıldı. Ayrıca bazı araçlarda farklı yerlere gizlenmiş daha büyük çaplı egzozlar tespit edildi.
Mersin Trafik Denetleme Şube Müdürü Mehmet Özer, gazetecilere yaptığı açıklamada, vatandaşların yoğun şikayeti üzerine bu tarz araçlarla ilgili denetimlerini artırdıklarını söyledi. Ele geçirilen malzemelerin fiyatlarının, üstüne takılan araç fiyatlarından daha yüksek olduğuna dikkati çeken Özer, şöyle konuştu:


"Maalesef gençlerimiz bu yüksek sesli egzozları keyif almak için takıyorlar. Yüksek miktarlarda ücret ediyorlar. Böylece trafikte hem çevreyi rahatsız ediyorlar hem de gürültü kirliliği yaratıyorlar. Bu egzozları araçlara yeri geliyor 300 liradan 4-5 bin liraya kadar fiyatla takanlar var. Muhtelif mekanizmalarla bunları polisi gördüğünde ya da denetim alanında kapatıyorlar. Bizim detaylı denetimlerimizle bunları tespit ediyoruz ve egzozlarını ya da ses sistemlerini normal hale dönüştürene kadar trafikten men ediyoruz."
Özer, denetimlerde bu sisteme sahip 100'ün üzerinde aracı trafikten men ettiklerini söyledi. Ekiplerin denetimine yakalanan bazı sürücüler ise araçlarına bu tür egzozları zevk için taktırdıklarını belirtti.

KEYİF İÇİN TAKIYORLAR

Böyle zevki olan insanın ruh yapısında kesinlikle hastalık vardır.trafikten men etmekle birlikte psikolojik dest eğede ihtiyaçları olduğu kesin.tedavi edilmeli birer trafik canavarı olmaları önlenmelidir.araba kavramı bu kişilerde bir tür silah .Bunun bir an önce kontrol altına alınması için yetkilileri uyarmak istiyorum.saygılar..

 


Cumartesi, 21 Haziran 2014 17:34

Paranın Köleleri….

Paranın Köleleri….

İnsanlığın paranın peşindeki serüveni sürekli yeni boyutlar kazanarak artık ahlak ve vicdan kurallarının dışına çıkmaktan utanmıyor.Ülkede siyaset yapan her kesim karşı tarafı hırsızlık ve yolsuzlukla suçlamayı kendilerinin hırsızlığının paravanı olacağını düşünüyor.Halbuki çok güzel ata sözlerimizden biri derki "kişi karşısındakini kendi gibi beller"

Hırsızlık yolsuzluk adeta dizi furyasının hayata yansıması olarak algılanıp sıradanlaşmış.kim daha dürüst kim daha ahlaklı olduğunun önemi sıfırlanıp yolsuzluk pirim yapar olmuş.bu siyasi bir dizi gibi Didim dede çekiliyor.insanlar ilgisiz ,uyanık ahlaksızlar baş rolde yerel yönetimler senarist ,hukuk ta esneye esneye seyirci.Utanılması gereken olaylar şerefsizliğin gururu olmuş.

16.12.1997 tarihinde zamane yönetimi tapusu mera vasfı ile kendisine ait 1108 parsele mera vasfından çıkarılmadan suç teşkil eden bir uygulama ile proje dahilinde 211 dükkan yapıp ilçe esnafını zorunlu olarak buraya iskan etti.daha ilk dakikada yolsuzluklar başladı.kura ile dağıtılması gereken  iş yerleri bağış adı altında para yada demir çimento karşılığı yola cephe dükkanlar verildi.geri kalanlardan kıymet ifade edenlerde yani köşe başları siyasi yandaşlara  dağıtıldıktan sonra kalanda esnafa kura ile verildi.yıllarca yol  ve ulaşımdan mahrum ayakta kalma mücadelesi veren esnaf bir süper marketin avm sinin yapılması ile ulaşımla tanıştı.yıllarca esnafa kör olanlar sermayeye cin gibi oldu.

Bu sanayi sitesi sadece bununla da rezilliğiyle kalmadı.Belediye başkanının göz altına alındığı,bazı kişilerin tutuklandığı bir diz rüşvet skandalının da  ana temasını oluşturdu.Belediyede görevli bir işçi bağış yapanlara teşrifatçılık yer göstermekten bayağı nemalandığı bu nedenle de amele işine verildiği ,sanayi esnafı vasfı olmayan otelcisi,fırıncısı emlakçisi inşaatçısının   ,bağış adı altında verdiği paralara karşılık yol kenarlarında ve konuya bahis olan 1108 parselde üçer beşer dönüm yerler dağıtıldı.Hazineye ait olan bu yerler göz yumularak menfaat karşılığı dağıtıldı.Hukuk sisteminde ki cumhur yani halk n temsilcileri görmediler bu talanı.müdahil olmadılar maalesef .zamane yönetiminin hiçbir belge sunamaması nedeniyle hala yargılandığı bu olaylar dizisi hala tüm hızıyla devam etmekte.

Bu sanayi sitesi ilçedeki ahlak fukaralarının kazanç kapısı olmaya devam ediyor.Olayın esas müsebbibi  belediye oda kenarda kalmaya çalışıyor.işin içinde trilyonla ifade edilen rant bazılarını korkuturken bazılarının da salyalarının akmasına sebep oluyor  .

Çözüm çok kolay ama çözecek baba yiğit yok.Bu ülkede maalesef ahlaklılar ahlaksızlar kadar cesur değil.Belediye ye sorarsanız onlar vermedi bu yol üzerindeki halkın malını.peki neden talana seyircisiniz bir gocunduğunuz mu var.Neden gerekeni yapıp hukuk yoluyla talancıları temizleyip hak sahiplerine yaptığınız yanlıştan dönemiyorsunuz.

Şimdi kooperatif adı altında halkı soyanların hırsızlığına kılıf hazırlama telaşı var.o kadarki  kooperatif aidatlarında bile işgal ettikleri dönümle ifade edilen yerlerin metre karesinden ödemek bile istemiyorlar.orada gerçek hak sahibi tamirci kahveci  bakkal ile aynı kişi başına ödemekten bile utanmıyorlar.

Her gün bir hukuksuzluktan geri dönülmesi biraz umutlandırıyor ama Ergenekon balyoz dan biz sıra ne zaman gelecek.Bizim ilçemizde hukukun topuzu adalet için haksızların tepesine inecek.Paranın köleleri ne zaman kefenin cebi olmadığını servetin insana misafir ,şerefin baki olduğunu öğrenecek.

Göz yuman, görmezden gelen,arkasını dönen ,işine gelmeyen ,görevini kötüye kullanan hukuk size de lazım olacak.Doğrunun değer bulacağına hala inanıyorum.

Sayfa 3 / 4