20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

BİR 16 NİSAN’I, BİR DE 16 KASIM’I  UNUTMAYIN…

Cumhuriyet tarihinde unutulmaması gereken o kadar güzel günler var ki,unutulmamalı,

Ancak hiç hatırlanmaması gerekenler de var mutlaka,

Bu tarihi ve önemli günler arasına birde 16 NİSAN  ve 16 KASIM koymamız gerekir bence,

Bu günler Cumhuriyet tarihinde unutulmayanların arasına almamız gerekir,

Hangi özelliğinden  diye sormayın gitsin,

Tarihi öneminden dolayı,

Cumhuriyet tarihinin kara günlerinden birisi olduğu için,

16 NİSAN  “ …Atı alan Üsküdar’ı geçmesinden”  dolayı,

16 KASIM da Cumhuriyet Tarihinde TSK’nın başına Çuval geçirildiğinde ABD ‘ye verilmesi gerek Devletler hukukuna göre  NOTA, ÜLKENİN Başbakanı tarafından “ne notası,Müzik notası mı?” gibi alaycı bir tavırla dalga geçilmesine rağmen Milli DAMADIMIZ  REZZA için ABD’ye NOTA verilmesinden dolayı  tarihe geçen unutulmaması  gereken günler arasına girmelidir.

ABD hükümeti tarafından NOTA’ ya verilen cevapta ise çok rahatlatıcı bir yanıt olmalı ki Ülke Dış İşleri  rahat nefes almışa benziyor.

NOTA’ ya verilen cevapta  “REZZA beyefendi  FBİ’ nin kontrolünde ve ABD’de sağlıklı bir şekilde dir.”  (Basından)

Dış işleri oh be diyerek rahat bir nefes almıştır artık.

ABD devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında bir DEVLET sorunu haline dönüştü şu bizim Milli DAMAT  REZZA.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti  Milli Damatları konusunda demek ki çok hassasmış, bilmiyorduk ,

Rezza bey  sayesinde bunu da öğrenmiş olduk.

Rezza’nın yanında TSK’da ne oluyormuş ki,

Bunu da öğrenmiş olduk bu olayla.

Ancak bunun altında kesinlikle Rezza’ nın vereceği  mahkemedeki ifade çok önemli olmalı ki,

Hem ABD korumaya almış REZZA’yı,

Hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti REZZA damadının peşini bırakmıyor.

Dünya kamuoyu  27 Kasımdaki Mahkemeye kilitlenmiş vaziyette,

17-25 Aralık  döneminin ülkenin başına ne işler açacağını  meraklarından mı, yoksa ABD’nin Federal Mahkemesinin vereceği karar doğrultusunda bir dönemin karanlık sayfalarının aralanması  mıdır. Göreceğiz,

Hep birlikte göreceğiz ve öğrenip yaşacağız.

Ama bir gerçekte  şu ki

Nisan ve Kasım aylarının 16 ‘tısı , Türkiye Cumhuriyeti  Tarihinde nereye, hangi sayfaya yazılacağıdır.

 

Çarşamba, 15 Kasım 2017 09:15

HAKKINI VERMEK GEREKİRSE…

HAKKINI VERMEK GEREKİRSE…

Gerçekten hakkını vermek gerek iktidarın,

Algı yönetiminde üstüne yok,

Gündem yaratmada üstüne yok,

Gündem değiştirmede  eline kimse su dökemez,

Bir laf atıyor ortaya, hayda alsana gündem,

Hiçbir şey yapmasa bir hafta sürer siyasi söylemleri muhalefete,

Son birkaç gündür ATATÜRKÇÜLÜK konusunda toz duman karıştı,

Daha düne kadar  ATATÜRK, TÜRK kelimelerinden öcü gibi kaçınan iktidar ve onun sayın genel başkanı,

Hala ATATÜRK düşmanlığını sürdüren yandaşları,

Hatta sarayda kendine danışmanlık yapanlardan bile ATATÜRK düşmanlığını sürdürenler var,

Bi durun bakalım diyen bile yok,

Çevresini kuşatanlarda bu ATATÜRK düşmanlığı  devam ediyor,durduramıyor,

Baktı ki 2019  riskte  gözüküyor,

Kolları sıvayayım ki şu  CeHApE bir tokat, bir tokat atayım ki o sendelemelerden kurtulana kadar ben atı alıp Üsküdar’ı aşarım düşüncesi ile algı oluşturuverdi,

Nasıl beceriyor akıl alır gibi değil,

Küçücük aklımla çözmeye çalışıyorum ama,ne çare…

Sayın genel başkanın üslubu ve anlatımı kendine has güzel mesaj veriyor tabanına,

Karşı cepheye şimşekleri yönlendirmede üstüne yok.

Sayın AKP genel başkanının hızına da hayranım,

Gücüne de hayranım,

Benim yaşıtım,aramızda belki birkaç gün var,

Ben  1 Mart 54 doğumluyum,

O da ya şubat sonu,yada mart başı 54 doğumlu,

Bu yaşta uçaklarla da olsa,araçla da olsa o kadar yoğun çalışmaya güç,kuvvet yetmez,

Ne kadar özel beslenme,özel takviyeler de alsa Fizyoloji ,metabolizma zayıflıyor,

Güç zorlanıyor , belki benim için öyle.

Onun için hayranım performansına.

Ama güttüğü siyaseti benimsemiyorum,

Onların yetiştiği kulvar belli,

Hedefleri belli,

Ne yaparlarsa yapsınlar o dünya görüşlerinden vaz geçmezler,

Şu an yaptıkları tam anlamıyla ta kıyye,

Bu tak iyelere de yiyen bizim kuşaktan pek kimse de yok.

Daha dün Rusya federasyonuna giderken,

Sayın genel başkan yurtdışı çıkışı havalimanında basınla konuşurken yine verdi veriştirdi,

ABD ile Rusya federasyonu güya Ortadoğu için çözümde Askeri olarak değil de Siyasi olarak çözümde anlaşmışlar,

Tüm gücü ile karşı çıkışlarını izledim,

Ama sayın Cumhurbaşkanı ile sayın Putin’in görüşmelerinden sonra yapılan açıklamalarda da siyasi çözümde karar kıldıkları anlamında bir açıklama,

Hayretler içinde izlenen bir dış politika,

Ayak uydurabilene aşk olsun.

Bunun için  attım o başlığa,

Gerçekten Milenyum Siyasetinin hakkını vermek gerekse bu  dedim…

 

 

ÜLKE YANIYOR, ATEŞİ KİM SÖNDÜRECEK !..

Güzel ülkem sanki bir yangın yeri,

Her tarafından dumanlar çıkmakta,Ateşi yükselmiş,

Söndürmek için yürek gerek.

Bu ateşi söndürecek yiğit,

Hem de aslanlar gibi,

Baba yiğit ,

Var mı bildiğiniz,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün verdiği görevi yerine getirmek için yemin etmiş bir Baba yiğit  çıkmayacak mı?

Ülkemin geldiği nokta bu.

Siz bakmayın atıp tutmalara,

Hatta afaki nutuklara,

Bırakın  yılları, ayları, günlere

Saat saat’e bile tutmayan nutuklar,

İki saat ara ile atılan nutuklardaki çelişkileri anlayanlar  anlar,

İşte sözünü ettiğim yangının Ateşi  burada gizli,

Yangını söndürmeyi bırakın,yayılmasını  önlemek bile yürekli yiğitlerin işi.

Ekonomi uçmuş, uçmuş,

Tutabilene aşk olsun,

Takla üstüne takla atmalar,

Halbuki atılan taklalar yalanlar, yalanlar,

Sadece ateşi tutmak için atılan taklalar,

Nereye kadar,varılacak yer CONCORDATO,

Bunu mu  istiyorsunuz ey babayiğitler,

Bu ülkenin temel harcı KEMALİZM  ile  atılmış,

Ne yaparsanız yapın sonunda bu ateşi söndürecek bir BABA yiğit vardır elbet.

Ekonomi dibe vurmuş,

Hayır,hayır,

Uçuyor  diyenlere sormak gerekli,AVRO,DOLAR kaçlarda,

Ülkenin üretim ekonomi  tamamen TÜKETİM  ekonomisine döndürülmüş,

Üretmeden tüketen toplumların varacağı yer uçurum ekonomisidir,

Genel Tarım ülkesi olan güzel ülkemin tarımı çökertilmiş,

Verimli tarım arazileri imara açılmış,Beton yığını haline getirilmiş,

Vatandaş nede güzel söylüyor değil mi?

Her bir köşesinden Çooooooook yüksek apartmanlar,gökdelenler yükseliyor,

Her yer Otoban ağı ile çevrildi,”Çalıyorlar ama yapıyorlar” vatandaşımın sözleri değil mi?

Hayvancılık bitti, bitti.

Eti,sütü,tavuk’u,samanı,

Hatta yumurtayı bile ithal etmedik mı?

“Likit yumurta”  ithal edilip satılmadı mı?

Hani Babalar gibi satarım diyen bir Maliye bakanımız vardı,Rahmetli Kemal

Ağabeyimiz,

Onun oğlu likit ithal yumurta getirtmedi mi bu ülkeye,

94 yıllık genç Cumhuriyetin satılmadık bir dikili taşı kaldı mı?

Avrupa’nın sular içinde yüzen küçücük ülkesi HOLLANDA’ nın tarım İHRACATI 100 milyar Avro üzerinde,

Ya bizim ki kaç milyar avroluk İTHALAT  içindeyiz  bir açıklayıversin sayın EKONOMİ  bakanımız,

Görelim bakalım, nasıl uçuyormuş ekonomimiz,

Nasıl büyümüşüz,

Nasıl kalkınmışız,

Nasıl dünya devleri arasına girmişiz,

Hep birlikte hava atalım,

Hava atmaya gelince üstünüze yok

Ama çözüm üretmekte marifetiniz yok,

Hep söylüyoruz ve söyleyeceğiz,

Bu ülkenin kurtuluşu KEMALİZM de ,

ÜRETİM EKONOMİ’’sinden geçer.

İktidara talip olanların ilk ele alması gereken konusu bu olmalı…

 

Pazartesi, 13 Kasım 2017 11:26

NEYİN KAVGASI BU…

NEYİN KAVGASI  BU…

İster merkezi ,isterse yerel yönetimlerde olsun iktidarda bulunan Partilerin kadroları iktidar sarhoşluğundan değil, metal yorgunluğundan değil,

Ya koltuk kapma yarışından,

Ya da iktidarın Rantından pay kapma yarışına giriyor güzel ülkemde.

Eskiden böyle miydi,

Elbet hayır,

Hani hayır derken yalan da söylemeyelim,

Hani bir sözümüz vardır,” Bal tutan parmağını yalar diye”

Eskiden öyleydi,

Parmak yalamaktı,

Milenyumdan sonrasında bu yalamak sözü “YUTMAK” oldu,

Hatta  PAYLAŞMAK  sözü tarihe kavuşup yerini bencilliğe terk etti.

Merkezi yönetimlerde ise  Paylaştırıldığı kadarını razı olmak var,

Aynı Havuza akıyorsa sel, sen kim oluyorsun ki öyle…

Ya yerel yönetimlerde,

Sorma gitsin,

Yandaş olmak yetmiyor,

Hatta partili olmak yetmiyor,

Vallahi de, Billahi de PAYDAŞ olmak gerek.

Birileri  hocam  nereden çıktı şimdi  bu demeyin sabah,sabah

Yaşanan bir olaydan  ortaya çıktı, aklıma takıldı.

Seçim zamanlarında Sandığa götürüp oy attırmaya gelindiğinde özellikle yandaş olanlar garanti,olmayanları sürüklemek önemlidir.

Peki seçimler ufukta gözükmemekte mi şu anda,

Bence yanılırız hep birlikte.

Seçim hem de çok yakın ufukta gözükmekte,

Seçim ŞAFAĞI söktü,haberiniz olsun uyuyanlar.

Şimdi neyin nesi şu parti içi kavga,

Neyi paylaşamıyorsunuz,

Koltukları mı,

Yoksa üç kuruşluk rantı mı?

Küçücük  AKBÜK Mahallesinde  Vatandaşı kış günlerinde bir şeylerle uğraşılarını sağlayan şu el beceri kursları var ya,

Sen ben kavgası yüzünden  hala açılamadı,

Halk eğitim kursları neredeyse yarı yıla ulaştı,

Ama,Belediye destekli kurs hala başlamadı,

Edindiğim bilgilere göre eski Kurs Öğreticisi  Mevcut Parti yönetimine karşıymış,

Delege seçimlerinde mevcut yönetime destek vermemiş de o yüzden elinden kurs öğreticiliği alınmış,

Beyler bu koltuklar hiç kimseye baki değildir,babanızın da malı değildir,bu gün siz,yarın biz diye kendinizi alıştırmalısınız  ama ne gezer.

Balık baştan kokar,

Kaç seçim kaybeden yönetim anlayışı PARTİNİN TEPESİNDEN  hala gitmiyor ve gitmemek için direniyor ve hatta Ülkemizin KADERİ ile oynayabiliyorlar ise,

Neden il,ilçe yönetimleri yerelin kaderi ile oynamasınlar,

Yeter ki koltukları sağlam olsun,

Acaba öyle mi olacak,

Yarınlar her şeye gebe,

Bu ülke bağımsızlığını ve özgürlüğünü öyle kolay kazanmadı,

O yerel  yönetimler öyle kolay kazanılmadı

Direnerek, canı ve kanı pahasına,

Büyük mücadeleler verilerek kazanıldı.

Öyle kolayca  teslim edilmeyecek,

Beyler bizim görevimiz sizlere gördüğümüz yanlışlarınızı söylemek ve yazmaktır,

Bizim  özellikle benim öyle Rant, Koltuk kavgam hiç olmadı ve olamazda,

Ancak Hizmet kavgam vardır, ben daha iyisini yaparım yarışı vardır,

Hizmet yarışını ,en iyisini yapma yarışı olmayanlarla da kavgam hayatım boyunca devam etti ve devam edecektir.

Doğruları söylemek  ve yazmak görevlerim arasında olduğu için  yazmak istedim

Benden uyarması,

Gereğini yapmak da siz yönettiğini sananlarındır…

 

Cumartesi, 11 Kasım 2017 12:04

UYANMAK MI DERSİNİZ !...

UYANMAK MI DERSİNİZ !...

Mustafa Kemal ATATÜRK,Türk milleti için vazgeçilmezdir, bunu bilmeyenlere bu 10 Kasım mutlaka anlatmış olmalıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK  de her canlı gibi fani olup bir gün ebediyete göç edecekti,

Zaten kendi ifadesi ile  “ … benim naçiz vücudumda bir gün elbet  toprak olacaktır,Ancak TÜRKİYE CUMHURİYETİ ilelebet payidar kalacaktır.” demiştir.

İşte o gün bir  10 Kasım sabahı gerçekleşmiş 09.05 gözlerini yummuş,TÜRK Milletini veda etmiş,büyük bir üzüntü içinde Yüce TÜRK Milletine duyurulmuştur.

Türk Milleti bu acıyı bağrına basmış,Büyük bir yas içinde,vakur ve mağrur bir şekilde eserlerine sahip çıkmak için and içmiş ve en büyük eseri Laik Cumhuriyetini bu günlere kadar taşımıştır.

Büyük önder Gençliğe söylevinde söylediği gibi,     “ …. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakrü zarüret içinde harap ve bitap düşmüş olabilirler.

Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır….” diyerek Emaneti TÜRK gençliğine teslim etmiştir.

İktidarı eline geçirenler daha düne kadar  ATATÜRK soy ismini bile kullanmaktan kaçınanlar  bu gün ise ben işime geleni istediğim gibi oynarım, gerekirse Demokrasi trenini  ineceğim yere kadar biner,istediğim yerde de inerim mantığını kullanmaktan hiç çekinmemektedirler.

Ama bu böyle olmayacaktır,

Bu millet artık aldatılanlarla nereye kadar yürüyecektir,

Elbet içlerinde işbirlikçiler,

Bedbahtlar olacaktır,

Ama,uyuyan dev uyanmıştır artık,

Hani hep yazdık durduk,ey millet,üzerindeki ölü toprağını at artık,gaflet uykusundan uyan artık diye, diye

İşte vakit o vakit olduğunu bu 10 Kasım’da gösterdi,

Aldatılmışlarla bu Devleti yok ettirmeyeceklerini gösterdi,

Aldatılmışlar,artık bu milleti Tak iyeleri ile aldatamayacaklardır.

Ne acıdır ki bir gerçeği de PARMAK basarak uyuyan devi uyandırmıştır inşallah,

Neydi o,

İkinci büyük eseri olan Cumhuriyet Halk Fırkasının” Partisinin” Kemalist bir parti olmaktan çıktığı söylemiydi,

Sayın Cumhur Başkanı AK Saraydaki konuşmasında CHP yi çatarak Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün partisi olmaktan çıkarıldığının üstüne basa, basa söyledi,

Orada çok doğru söyledi,

Gerçekte buydu,

Biz CHP ‘yi,Y-CHP yapılarak Kemalist Çizgisinden saptırılmış,

İçteki ve Dıştaki bedbahtların emrine girerek Milletinden uzaklaşmıştır diye

Hep Söylüyor ve yazıyoruzduk,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün CHP si KEMALİST  çizgiye, yani “Fabrika ayarlarına” dönmediği,  döndürülmediği sürece

Demokrasi TRENİNE binerler,inerler,

Bir gün gelir bundan önceki “15 yıllık süreçteki” gibi 23 Nisanları,19 Mayısları,30 Ağustosları, 29 Ekimleri ve 10 Kasımları kutlatmazlar,kutlayamayız.

Sakın ola ki değiştiklerini ve değişimi inanmayalım,

Tak iyelerine kurban olmayalım,

Söyledikleri gibi, “ …gerekirse Papaz elbisesi bile giyeriz” sözünü unutmayalım…

 

Çarşamba, 08 Kasım 2017 11:22

NASIL DÜZELTİLECEK…

NASIL DÜZELTİLECEK…

Doksan dört Yıllık Genç Kemalist Cumhuriyetin  son 15 yılda kaybettiği irtifa’ ya bakıldığında nelerin elimizin altında kayıp gittiğinin farkında bile değiliz.

Kaybettiklerimizi nasıl geri kazanacağız bilemiyorum,

Yeni bir KURTULUŞ Savaşı ile mi?

Yoksa,kaybettiklerimizin üzerinden bir bardak soğuk su içerek mi?

Emperyalizm  son yıllarda Devletlerin parçalanması için eski yöntemi olan iç savaş ve hükümet devirmeleri in sonucu parçalanma politikaları yerine içten kemiren bir toplum yaratarak çürümüşlük ve iç kurdu misali çökertme projeleri uygulamaya başlamıştır.

VİETNAM savaşı  ABD emperyalizmine son darbe olmuş,

Afganistan saldırısı ile burnundan getirildiğini görünce  IRAK saldırısı milat olmuştur.

Artık şekil ve yön değiştiren ABD  saldırıları içten çökertme,

Yani Ağaç kurdu misali  içten çürüterek devirme yöntemlerini tercih etmektedir.

Taşeron kullanma  alışkanlığı artık Emperyalizmin hüneri olmuştur.

Türkiye gibi Sağlam temeller üzerine kurulmuş devletleri bu yöntemi uygulamaktadır.

Uzun vadeli ama garanti olarak görmektedir.

Öncelikle Eğitim sistemini çökerteceksiniz,

Sağlık sistemi ile halkın  varlığını çürüteceksiniz,

Sonra da Halkının beslenmesini bozarak açlık ve sefaleti ortaya koyarak birbirlerini kırdırma politikasını uygulayacaksın.

Sonrasın da arkası yarın programı uygulamaya sokacaksın.

Bu gün ülkemizde uygulanan bu yöntemdir.

15 yılda ülkemin siyaseti nereden nereye getirildi,

En azından şu Terör saldırılarını  millete kanıksatır duruma getirtildi

Neredeyse her evden bir şehit cenazesi çıkar oldu,

Tabi ki Anadolu Halkının evlerinden,

Fakir fukara evlerinden,

Gördünüz mü hiçbir zengin ailenin çocuğunun  şehit olduğunu,

Bu memleketi yönettiğini söyleyenlerin hiç birinin çocuğu şehit oldu mu?

Bırakın şehit olmayı, Askere gittiler mi acaba,

Sosyal medya da sayfalar dolusu  Askere gitmeyen siyasilerin çocuklarının isim listeleri yayınlanmakta,

Mustafa Kemal ATATÜRK, “.. milletin efendisi TÜRK köylüsüdür” demişti, bence buna bir şey daha eklemeyi hiç aklına getirmemiş olacak ki “…milletin efendisi ve sahibi TÜRK Köylüsüdür” demesi gerekirmiş.

Eksik söylemiş bence.

Neyse,

Dün ANA Muhalefet lideri  GURUP  toplantısında Hükümetin başbakanına teşekkür etmiş,

Niçin mi?

Mecliste bir araştırma önergesine destek vereceğini söylemiş başbakan,iyi de başbakanın söylemesi yetmez,

Başbakan söylerde,

Saraydan vekillere gelecek bir işaretle red edilmeyeceği ne kadar garantilidir,

Erken teşekkür değil midir bu,

Bu güne kadar ne söyledilerse tam tersini yapmadılar mı?

Çözüm mü?

Bu sistemden kurtulmak,

Bu sistemden beslenen  siyasileri  tarihin çöplüğüne göndermek,

Tıpkı 90 yıl öncesindeki gibi,

Her şey TÜRK Milleti,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti için olan siyasete dönerek,

Yani Devletimizin gen haritasını tekrar masaya yatırarak,

Tam bağımsız TÜRKİYE için,

Siyaseti  RANT, KOLTUK  ve  ÇIKAR  odaklarının elinden kurtararak…

 

Salı, 07 Kasım 2017 13:30

YAZ BOZ TAHTASI…

YAZ BOZ TAHTASI…

Bu ülkenin aydınlanma ışığını  Emperyalist uşağı  bir avuç feodal ağaların baskısını dayanamayanlar söndürmüştür.

Nasıl ki Köy enstitüleri kapatılmış,

Bir avuç feodal ağalarının oy hesaplarının baskısını dayanamayanlar bu ülkenin geleceğini ta 1940’lı yıllarda karartmışlardır.

O gündür bu gündür  adının başında Milli kelimesi bulunan iki bakanlıktan biri olan Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve öğretim politikaları  siyasi iktidarların taşeronluğunda Emperyalizmin yaz boz oyunu haline getirilmiştir.

Hele, hele  milenyuma kadar Türk Milli eğitim politikaları siyasetin yaz boz tahtasına benzetilmiş,

Milenyumdan sonrasında ise sormayın gitsin.

Tıpkı ORTA DOĞU bataklığının  çamuruna saplandırılmaya çalışılmış ve ellerine yüzlerine bulaştırılarak sonunda kendilerinin  de işin içinden  çıkamayacakları bataklığa  sokulmuştur.

2002 de iktidarı eline geçiren AKP, 15 yıl boyunca altı  bakan görev yapmış,

Her bakan döneminde yeni bir uygulama,

Yeni bir sistem

Yeni bir anlayış uygulanmış,

Her biri yeni bir sistem getirmiş ve Milli olmaktan çıkmış eğitim sistemimiz,AKP sistemi olmuştur.

En son  TEOG da kendi ürünleri iken kaldırılmış Mahalli Yerleştirme sistemi gibi saçma sapan bir uygulama sistemi getirilmiştir.

Amaçları bellidir,

Türk Milli eğitimini  milli bir şuur ve amaç  olmaktan çıkartıp tam da kendi istedikleri Biatçı ve Cihatçı  bir nesil yetiştirmektir.

“Kindar ve Dindar bir nesil yetiştirmek”.

Bu söylem benim değil,sayın AKP genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan’a aittir.

Daha ilk okul sıralarında hatta ilk okul birinci sınıfa yeni başlamış çocukların   önüne konan TEKBIR, TEKBİR sesleri arasında yemin törenleri  yaşanıyor bu ülkenin okullarında. “ Basından”.

Daha ötesi var mı?

Bunun neresi Milli dir anlamak mümkün değildir.

Adamların niyetleri belli ki TÜRK Milli eğitiminde ilk ve ortaokul eğitiminde Andımız boşuna kaldırılmamış,

TÜRKLÜK  şuuru yerine Ümmetçilik şuurunun yerleştirilmesi için olduğu açıktır artık,

Başka şeylerin arkasına saklanmaya gerek kalmamıştır,

Her şey açıktır,ortadadır.

TEOG’ un kaldırılması da bunun gibi bir proje sonucudur,

Her Mahallede oluşturulan imam hatip orta okulları ve lise’leri  boş kalmış,

Ancak doldurulması birer zorunluluk haline getirilmek için TEOG kaldırılmalıdır,

Çünkü mahalli yerleştirme adı altında evine en yakın okula yerleştirme sistemi bunun bir gerekliliğidir.

Kendi çocukları Kolejlerde hatta yetmez yurtdışı  kolejlerde okuyacak, vatandaşın çocuğu  mahalli İmam hatip okullarında,

Bu projenin adı ilk ve orta okul çocuklarını TEOG yarışından kurtarmak, dershanelerden kurtarmak değil, İmam hatip orta okullarına ve liselerine yerleştirmektir.

Amaç öyle değil diyorsanız ey Siyasiler,

Ey Milli Eğitim Bakanlığı yöneticileri,

Ey Milli eğitimde etkin olan Eğitim Birsen’in yöneticileri  hodri meydan,

TÜRK Milli eğitiminde en büyük reform olarak  Tarih dersleri yerine ATATÜRK’ ün Nutkunu Tarih dersi olarak,

Din  ve ahlak dersi olarak da TÜRKÇE  Kuranı okutmaya var mısınız,

TÜRK Milli eğitiminin kurtuluşu böyle bir proje ile Biatcılıktan ve Cihatçılıktan kurtulur…

 

Pazartesi, 06 Kasım 2017 11:44

KARAOĞLAN ECEVİT…

KARAOĞLAN  ECEVİT…

Karaoğlan denince akla ilk gelen Rahmetli Bülent Ecevit gelir,ölüm yıldönümlerinde ve Kıbrıs barış harekatlarının yıldönümlerinde  rahmetle anılır,

Bizde KARAOĞLAN  Bülent ECEVİT’ i rahmetle anıyoruz.

Dürüstlüğü  ile, devletçilik anlayışı ile, yurtseverliği ile halkının kalbini fetih etmiş bir siyasi insandır Karaoğlan Bülent Ecevit.

Bülent ECEVİT Türk siyasi hayatında çok önemli bir yere sahiptir,

Özellikle CHP tarihinde,

Cumhuriyet Halk Partisi, tarihte Cumhuriyet Halk Fırkası iken  devletimiz Türkiye Cumhuriyetini kurmuş bir partidir,

İktidarı döneminde Genç Cumhuriyetin  “KEMALİST  DEVRİMLERİ “ ini gerçekleştiren bir partidir.

Yani Devrimci bir partidir.

Bu devrimciliğini  çok partili demokrasi geçişinden sonra  da devam ettirmiş ancak 1960 devriminden sonra İsmet Paşanın genel başkanlığında genç bir milletvekili Bülent ECEVİT’ in  parti içindeki hareketliliği ile Ortanın solu ve daha sonrasında da Bülent ECEVİT harekatı, Demokratik Sol hareketi ile gelişen daha sonrasında da İsmet Paşa döneminin kapanması ve Bülent ECEVİT dönemi ile 1970’li  yıllara gelinmiştir.

Bülent ECEVİT’ in  Demokratik sol hareketi 1970’li yıllarda damgasını vurmuş,

Tıpkı Kemalist Devrimlerin ışığı olan Altı ok harekatında içerik olarak aynı olmak üzere isimlerini değiştirerek CHP ideolojisi olarak devam etmiştir.

Bizim gençlik yıllarımıza denk gelen,bizim kuşağın fırtına biçtiği o dönemlerde işte Karaoğlan ECEVİT olması bu nedenle TÜRK Siyesi tarihine geçmesi  olmuştur.

1974 seçimleri ile iktidar ortaklığı ve o günün koşullarındaki Kıbrıs Barış harekatı ve sonrasında ABD  emperyalizmine karşı koyması ve Demokrat partiden miras kalmış ve Adalet Partisiyle devam eden  Emperyalizm bağımlılığına karşı çıkış ve sonrasın ABD ve Ambargoları.

Ecevit harekatının en önde gelen Demokratik sol projeleri yarıda bıraktırılmış, ambargo kıskacında nefes aldırılmaz duruma getirilmiş, ülkede yarım yamalak bir hükümet ortaklığında Demokratik Sol projeler  ile devam ettirilmiştir CHP tarihinde.

Karaoğlan’ın Demokratik solu Devrimci. Milliyetçi ve tam bağımsızlıkçı laik devlet anlayışından uzaklaştırılarak “BİZİM ÇOCUKLARIN  “ darbesi ile sosyal Demokratlığa soyundurulmuş ve liberalizme kaydırılmıştır.

İşte Cumhuriyet Halk Partisinin  tarihinde KEMALİZM ile başlayan devlet kurma ve devlet yönetme anlayışı  Ortanın soluna dönüşmüş ve sonrasında Demokratik Sol düşünce ile ECEVİT önderliğindeki  Türkiye  Cumhuriyeti Devleti yönetim biçimi 1980  darbesi ile Sosyal Demokrat olan CHP bu günlere öylece taşınmıştır.1990’lı yıllarda bir Karaoğlan ruhu daha sonra  DEMOKRATİK SOL PARTİ adı altında  devam ettirilmeye çalışılsa da maalesef kuşatılmış Türkiye,Yeşil Kuşak Projesi içinde nefes aldırılmamış ve BOP projesi hayata geçirilmeye çalışılmış ve iktidara taşınmıştır.

Karaoğlan ECEVİT tam bağımsızlıkçı ve Özgür birey anlayışı içinde Kemalizm’in karma ekonomisini  bir başka ad altında sürdürmeye çalışmış,ne yazık ki emperyalizmin siyasi ve ekonomik baskısı içinde hayata geçirilememiştir.

Ne mükemmel bir ideoloji, felsefe idi  o Demokratik sol  düşünce,

Tüm ülkede bir heyecan getirmişti.

Ecevit’in   “Toprak işleyenin,su kullananındır” ilkesi,

“ Emek en yüce değerdir” ilkesi,

Köy-KENT projesi,

Haşhaş ekimi konusundaki ABD ye karşı koyması

v.s. gibi atılımlar emperyalizmi ürkütmüş ve sonuçta al aşağı edilmiştir.

Ecevit’in ölümü bile  şaibe altındadır bana göre

Uydurulmuş bir hastalık,

Bence araştırılmaya  değerdir

Turgut ÖZAL’ ın,  ECEVİT’ in  ölümleri,

Hatta son günlerde yaşanan sayın BAYKAL’ ın  rahatsızlığı.

Ancak şu anki yönetim anlayışı ile mümkün değildir

Belki  bir gün…

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ de…

 

Perşembe, 02 Kasım 2017 15:19

VAKA-İ EKİM !..

VAKA-İ    EKİM !..

Tarihte  Vaka-i Hayriye diye bir olay vardır,Çandarlı kara Mustafa Paşa isimli bir Osmanlı paşası  tarafından Yeniçeri ocağının yok edilmesi olayı.

Bu olay dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olaydır.

Bir devletin kendi ordusunu topla tüfekle yakıp yıkarak yok etmesi olayının adıdır Vaka-i Hayriye olayı.

Tıpkı bu olay gibi  bu günün koşullarında  “OHAL  altında” ve de böyle devlet yönetimi anlayışı içinde yani Hedef 2023  gösterilmiş iken 2019’u hatasız kazasız aşmaya çalışan bir anlayışa karşı Erken seçim istemek tıpkı bir Vaka-i Hayriye ye benzer Vaka-i Ekim olayı olacaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin sonunu hazırlayan bir seçime çağrıdır,

Laik Türkiye Cumhuriyeti için bu olağan üstü hal ile seçime gitmek siyasi intihardan öteye hiçbir anlam taşımaz.

Her türlü Tak iye yapılanmalarına rağmen göz göre, göre bu koşullar içinde seçim istemek sizce ne anlam taşır,

Ülke siyaseti artık ıslah olmaz anlayışa girmiştir,

İktidarı elinde tutanların,

Ana muhalefet görevindeki bir partinin yöneticileri ile yapılan atışmaların seviyesine dikkat edildiğinde “..gemi azıya almış” derler ya aynen öyle durumdadır.

Ağza alınmayacak sözler,

Küfüre varan sözler,

Hakaret derecesinde sataşmalar,

TÜRK Siyasi tarihinde görülmemiş manzaralar.

Yani bu ne demektir  biliyor musunuz,

Artık ok yaydan çıktı,nereye vurursa demektir.

Görevleri gereğince  yapmaları gerekeni yapma noktasında hedefe yaklaştıkları bir ortamda na müsait durumlara gelindiğini görenlerin sapacağı yoldur,,

Bunu, bu Devleti kuran ve  Laik Cumhuriyeti savunan en azından seçmen ve savunan kitle olarak CHP’lilerin bu tuzağa düşmemeleri gerekir,

İstenilen ortamları,yaratmama görevi beğensek de beğenmesek de CHP’yi yönetenlerin gelmemesi gerekmektedir.

İstedikleri kulvarda koşmalarını sağlamamak gerekir.

Artık dünya kamuoyu kimin ne olduğunu bilmiyor değil, emperyalistler tavşan kaç tazı tut derler onlara da güvenmemek lazım,

Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün söylediği gibi  ….milletin azim ve kararlılığı önemlidir,bakılacak yerde orasıdır.

Bir daha söylüyorum,

Söyleyeceklerimiz, savunacaklarımızı çok ölçülü ve kararlı bir şekilde yarınlarda nelere gebe bırakılacağımızı hesap ederek yapmalıyız.

Onun için Vaka-i Hayriye  bize ders çıkartmalı ve Vaka-i Ekim olmasın diye yazdım,amacım yöneticilerimizi uyarmaktır…

 

Çarşamba, 01 Kasım 2017 08:37

ALGI YÖNETİMİNDE ÜSTÜNE YOK…

ALGI YÖNETİMİNDE ÜSTÜNE YOK…

AKP yönetimlerinin üstüne yok algı oluşturmada,

Nasıl yapabiliyorlar,

Bu da büyük beceri gerektirir,

Kutlamak gerekir bence.

Daha düne kadar Mustafa Kemal ATATÜRK için sadece Gazi Mustafa Kemal diye hitap ettikleri ATATÜRK yeniden doğmuş gibi birden bire Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  denilebiliniyorsa,

Kemalizm’in  Cumhuriyetinin iki bakanlığının adının başında Milli kelimesi var iken bunları hiçe sayarak Millilikten  çıkartmayı eylem ve uygulamaları ile becerebilme  başarısını gösterip sonra da Cumhuriyeti   savunuyormuş gibi yapabilmek gerçekten büyük maharet ister,

Daha dün ilk okul sıralarında yeni eğitim öğretim başlarken Okul sırlarından Tekbir sesleri gelirken Laik Cumhuriyetin savunucusu  olmak gerçekten de maharet ister,

Mustafa Kemal ATATÜRK yoktan var etmeyi becerebilen bir liderin ideolojisi olan KEMALİZM içinde dikilen bacaları ile yapılandırılan  Makine’ li tarım yani sözün kısası ÜRETİM ekonomisini,  TÜKETİM ekonomisi ile yok etme projelerini sanki onlar uygulamamışlar gibi Cumhuriyeti savunur duruma geçmelerini inandırabilmek her yiğidin haddi değildir.

Mustafa Kemal ATATÜRK tam bağımsızlığı şiar edinmiş bir lider olarak EMPERYALİZM kafa tutmuş, temsilcilerinin dizinin dibine oturmamış,hatta emperyalistlerin kapısını aşındırmamış,diz çöktürdüğü emperyalist devletlerin liderlerini ayağına getirerek  onlardan hesap sorarcasına DÜNYA LİDERİ olduğunu eylemleri ile göstermiştir ve de Dünya Mazlum milletlerinin önderi olmuştur.

Hiçbir zaman bir ideolojinin temsilcisi olduğunu,bir emperyalist  projenin bir ucundan tutmamış iken ne zaman unuttunuz BOP eş başkanı olduğunuzu gururla savunduğunuz günleri,

Bu ülkenin yurttaşları olarak  karınca kararınca  tırnağından,dişinden artırarak yoksulluk içinde de olsa ülkesinin geleceği olan Sınai tesislerini kurarken ya TANRI aşkına bir baca diktiniz mi ki  unutturmaya çalıştığınız ATATÜRK’ den söz edebiliyorsunuz.

Belki sizler dün dündür diyerek söylediklerinizi,uygulamalarınızı ve hatta planlarınızı saklayarak Milletin gözünü boyamaya çalışabilirsiniz ama bu Millet yoktan var etmesini bilen bir Millet olarak öyle kolay unutmaz,

Dün,dünde durmakta,

Bu gün ise  yaşayarak devam etmekte iken

BOP emperyalist planları  gereğince  HEDEF  2023’ü hiçbir zaman unutmaz ve unutmayacaktır.

Sizin ilk hedefiniz olan baraj olarak gördüğünüz   2019 u da unutmayacaktır, Payandanız  MHP ve dolaylı olarak da Y-CHP de olsa bu ülkenin mayası olan KEMALİZM yaşatılmaya devam edilecek,

KEMALİZM  yeniden hayata  geçerek  ÜRETİM ekonomisi ile,

Komşu ülkeleriyle karşılıklı çıkar ilişkileri içinde  “ YURTTA BARIŞ,DÜNYADA BARIŞ” ilkeleri doğrultusunda  Milletinin bölünmez bütünlüğü içinde  kapalı kapılar ardında yapılan emperyalist amaçlar uğruna pazarlıkları bozacaktır.

Ülkemizi Muasır Medeniyet seviyesinin üstüne çıkartarak hak ettiği Dünya Milletleri ailesindeki yerini alarak çağdaşlık yolunda LAİK CUMHURİYET  İLE  orta doğu ülkelerine örnek kimliği ile yapılanmalarını  destek verecek,

Ortadoğu ülkelerinin yurttaşlarının da hak ettikleri insanca yaşamalarının önünü açacaktır.

21. Yüz yıl Emperyalizmin  yok edildiği, Laik TÜRKİYE Cumhuriyeti  devleti de hak ettiği yeri koruyarak varlığını devam ettirecektir.

Emperyalizm ve işbirlikçileri  döktükleri ve döktürmeye devam ettikleri kanda boğulacaklardır.

TÜRK Milletinin her bir yurttaşı Tak iye’lere kapılmadan  Liderleri Mustafa Kemal ATATÜRK ideolojisi KEMALİZM çizgisinde  yoluna devam edecektir.

TAK’İYELER BİZİ KANDIRAMAZ…

 

Sayfa 1 / 37