20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

Salı, 31 Ekim 2017 14:23

SAKIN HA !..

SAKIN HA !..

Yaptıklarımız,yapacaklarımızın teminatıdır,

Çok doğru,

Bu güne kadar yaptıklarının yarın yapacaklarının göstergesidir,

Öyle de olmadı mı?

İstanbul çıkartmasından Ankara varmasına kadar geçen sürede yaptıklarını göz ardı ettik,

Ne oldu,

İstanbul uygulamalarının daha  kötüsü yaşandı,yaşatıldı ve yaşatılmaya da devam edilmekte,

İşte bu nedenle dün neyseler,bu günde aynısı, yarında  aynısının benzerinin tıpkısı olmaya devam edilecektir,

Bunun için TAKİYE siyasetine aldanmayın,

Ondan dolayıdır ki sakın ha! dedik.

Geçmiş geçmişte kaldı diyenlere cevap olsun,

Çok uzağa gitmeye gerek var mı bilmem,

Daha dün gibi 29 Ekim tarihlerinde sanki sözleşmişçesine hep hastalanıldı,

Bahane, bahane,

Hatta sadece 29 Ekimlerde mi?

23 Nisanlarda,

19 Mayıslarda,

30 Ağustoslarda

Hep aynı terane,

Amaç  TÜRK’ ün Milli  değerlerini yok saymak,

ANDIMIZI yasaklayanlar bunlar,

TÜRK  Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar bunlar,

TÜRKÜM demeyi ırkçılıkla eşdeğer tutan bunlar,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Millet tanımını yok sayanlar bunlar,

Gazi Mustafa Kemal diye hitap edenlerden hiç duydunuz muydu ATATÜRK kelimesini

Bu dönemde başladı ATATÜRK’ ü kullanmalar,

Daha ,daha…

Yetmedi yasaklamalar,

Sebebi alisi belli KEMALİZM  düşmanlığı,

KEMALİZMİN tüm değerlerinin ortadan kaldırılma projesi.

Peki ne oldu da 2017’ ye gelindiğinde her şey değişti birden bire

İşte TÜRK Milletinin ATATÜRK sevgisini aşamayacaklarını görenler tak iyeye baş vurmaya başladılar,

Hani bıyık altından gülme deyimi var ya dudak ucuyla  ATATÜRK sevdası başladı birden bire bunlarda,

Elbet TAKİYE  edilmeliydi,

Hedefte 2023 var,

Cumhuriyeti ve KEMALİZMİ ortadan kaldırma projesi,

100. yılında mevlidi şerifi okutmak

Onun için öncelikle 2019 engelini ortadan kaldırmak,

Ne yapmalı,

Uyanmaya başlayanları uyutmaya devam etmek,

Bak biz değiştik,

Cumhuriyeti, ATATÜRK’ ü sahip çıkıyoruz tak iyesi,

Yutar mıyız, daha önceki yutmalar gibi,

Yetmez ama EVETÇİLERİ  yaratmakla

En büyük yardımcısı  OHAL  ile,

Beyler, ey Millet

Bu tak iyeyi yutmayalım,

Bunun adı ne metal yorgunluğu,

Ne de başka bir şey,

Hedef Seçmen kitlesini etkileyip 2019 engelini hatasız kazasız aşmak,

Sonrası 2023 hedefi

Vaz geçti mi hiç 2023 hedefinden,

Duydunuz mu  hiç ağızlarından  Cumhuriyetin ilelebet yaşatılmasını, KEMALİZ’ i

Asla,

Çünkü Yeşil Kuşak projesi içinde yer almaktadır hedef 2023,

BOP eş başkanlığı da bu projenin bir parçasıdır.

Aman ha!..

Yutmayalım,

KEMALİZMİ  sahip çıkalım, yaşatalım,

CUMHURİYETİMİZDEN  vaz geçmeyelim,sahip çıkalım,

LAİKLİĞİMİZİ SAHİP ÇIKALIM .

BOP’ u boşa çıkaralım…

 

Salı, 31 Ekim 2017 14:20

KEL GÖZÜKTÜ MÜ DERLER…

KEL GÖZÜKTÜ MÜ DERLER…

 

94 yıllık Cumhuriyetin getirildiği nokta bu gün yaşanlardır,

Mustafa Kemal ATATÜRK  ve Arkadaşlarının  Cumhuriyeti ilan ettikleri o ruh içinde  yıllar boyu aynı canlılık ve neşe ile  kutlandı,

Demokrat parti iktidarlarında bile belki içleri buruk da olsa kutlandı,

Keza  AP ve Doğru Yol partisi dönemlerinde aynı şekilde.

Ta ki 2002 de iktidarın ellerine geçirilmesi ile  AKP  iktidarı döneminin ilk yıllarında buruk da olsa kutlamalar Devlet erkanı eliyle ama Milletin Coşkusu bastırılarak,hatta yasaklanarak kutlandı.

Ama Cumhuriyet Ruhunu benliğine işlemiş,kendinin Mustafa Kemal’in Askeri olduğunu söyleyenlerce  hep coşku ile kutlanmıştır.

Her türlü baskı ve tehdide  göğüs gererek coşkusunu yitirmeden  kutlamalarını,sahip çıkmaya devam edilmiştir.

Devletin  tepesinden gelen baskı ve yasaklara boyun eğen  en küçük bürokrasisine  kadar sindirilme  devam etti,

Devleti yöneten erklerin yaptıklarına bakarak söylüyoruz bütün bunları,

Bizleri yaşattıkları yasak ve engellerden çıkartarak yazıyoruz bunları,

En tepelerden,  en küçük bürokrasine kadar o günlerde hastalanmalar yaşanmadı mı?

Bahane ve gereksiz uydurmalarla katılımlar engellenmedi mi?

Sahip Çıkmalar engellenmeye çalışılmadı mı?

Coşku ile yapılan mitingler,toplantılar ve gösteriler,kutlamalar engellenmedi mi?

İnançlı  Yurttaşların dirençleri ve kararlılığını bir türlü engelleyemediler.

Geldiğimiz noktada Kel gözüktü,takke öne düştü artık,

Millet gözünü açtı ve Ümmetlikten Yurttaşlığa getiren rejimini “Cumhuriyetini sahip çıkıyor artık,

Ya gençlik,

İşte Mustafa Kemal’in gençliğe verdiği görevi sahip çıkması ile,

Bursa Nutkundan aldığı emirler doğrultusunda,

Gençliğe  Söylevindeki gibi görevlendirmeyi inançla sahip çıkarak TÜRK GENÇLİĞİ görev başındadır.

Artık bu gençlik Milletiyle bütünleşerek görevinin başında,Nöbetini devam etmektedir.

Cumhuriyet yıkıcılarının TAKKESİNİ  önlerine düşürerek Keli göstermişlerdir.

Cumhuriyet harcını LAİKLİK  malzemesi ile hazırlayan Milli Mücadele kahramanları sağlam temeller üzerinde emanetini TÜRK Gençliğine teslim etmişlerdir.

Bizlerde o ruh  ve inanç içinde Cumhuriyetimizin bekçiliğini yapmaya devam ediyoruz…

 

Cuma, 27 Ekim 2017 11:55

C U M H U R İ Y E T…

C U M H U R İ Y E T…

Mazlum Milletlerin  önderi büyük Devrimci,Anadolu aydınlanmasının kıvılcımını çakan  büyük insan Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün en büyük eserim dediği Laik Cumhuriyetin 94.yıl dönümünü kutlamaya başladığımız şu günlerde Laik Cumhuriyeti daha iyi anlamak,daha iyi savunmak ve korumak hepimizin görevi olduğu bilinci içindeyiz.

Cumhuriyet bir FAZİLETTİR demiştir Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,

Evet,Laik Cumhuriyet bir fazilettir,

Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir rejimdir,

Nice Cumhuriyetler var iken  Bağımsızlık ve Özgürlük savaşını TAÇ’LANDIRANLAR,

Niçin islam Cumhuriyeti dememişlerdir  eserlerinin adını,

Niçin o günlerin moda deyimi ile Sosyalist Cumhuriyet dememişlerdir de Laik Cumhuriyet demişlerdir,

Çünkü

Halkını Ümmetlikten Millet  olmaya,

Kulluktan  Özgür bireyliğe,

İnsan Haklarına dayalı  YURTTAŞLIĞA,

Kadın, Erkek eşitliğine,

Cinsiyet ayrımcılığından kişi hak ve hürriyetlerine saygılı bir toplum olmayı Laik Cumhuriyet sayesinde kavuşsun istemişlerdir TÜRK Milletini.

Belki 79 yıl boyunca kıymetini öyle yada böyle bildiğimiz Haklarımızın Laik Cumhuriyet ile elde ettiğimizin farkında değildik,

Bir Başörtüsü teranesi ile nerelere tırmandırılacağının farkında değildik laikliğimizin,

Masum bir istek algısı ile aldatıldığımızın yeni farkına vardık  belki de Millet olarak.

Ancak son 15 yıldır yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız  bizi bu noktaya getirmiş olmalıdır,

Cumhuriyeti sahip çıkmak sadece onu  anma törenleriyle kutlamalar olmamalıdır,

Laik Cumhuriyeti sahip çıkmak,

Özgürlüğünü sahip çıkmakla,

Hukukunu sahip çıkmakla,

Yaşam biçimimiz olan Demokrasimizi sahip çıkmakla,

Misak-ı Milli sınırlarımızdan bir çakıl taşını bile söktürmemekle,

Ulu önderimizin dediği gibi “ Yurtta Barış,Dünyada Barışı” şiar edinmekle,

Komşuluk ilişkilerimizi karşılıklı çıkar ve menfaatlerimizi gözeterek korumakla,

Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi sahip çıkmakla,

Milli dayanışma ruhu içinde,

Manevi değerlerimizi, örf,adet ve gelenlerimizi koruyarak olmalıdır.

Her türlü EMPERYALİST işgale karşı koyarak milli şuur ve bilinç içinde Misak-ı milli sınırlarımız içinde Yurttaşlık bilinci ile Kardeşçe  yaşamakla olur.

Bu bilinç içinde Milli şuurumuzu ve değerlerimizi sahip çıkmak ancak ve ancak  Laik Cumhuriyetimizi kutlamak, sahip çıkmak demektir.

Bu duygu ve düşünceler içinde  Cumhuriyetimize sahip çıkacak,

“Bağımsızlık benim karakterimdir” inancı içinde  Mustafa Kemal ATATÜRK gençliği olarak TÜRK MİLLETİNİN  CUMHURİYET  bayramı kutlu olsun…

 

Perşembe, 26 Ekim 2017 08:46

HANİ 3 Y’ Dİ…

HANİ  3 Y’ Dİ…

3 tane  Y harfi yan yana getirildiğinde hiçbir anlam ifade etmez,

Ancak  açılımlarını yan yana koyduğunuzda çok şeyi ifade eder,

Yani  1. Y – YASAKLAR, 2. Y – YOKSULLUK, 3 .Y-YOLSUZLUK.

Toplumsal yaşamımızda  Yasaklar,Yoksulluk ve Yolsuzluk çok şeyi ifade eder.İşte bu nedenle Halk bu bu üç şeyden kurtarmaya gelenlere baş tacı yapar ve bunlardan kurtarmak isteyenlere tam destek verir,

Türk Halkı da  AKP ‘ye bunlardan kurtarma sözü verdiği için 2002 ‘nin Kasımında tam destek verdi ve tek başına iktidar yaptı,

GERÇEKLEŞTİ Mİ?

Evet gerçekleşti,

YOKSULLUK  kökten yok edildi,

Millete iş verilip ekmek parasını alın teri dökerek kazanıp yoksulluktan kurtarma yerine biat payı olsun diye üç kuruşa mahkum edildi,

Bir torba makarna, bir çuval un, bir torba şekere satın alınması kolay olsun diye tüm halk yoksulluğun dibine oturtuldu,

Seçim zamanları yoksulların geçim zamanı oldu,

Al torbayı ver oyları haline dönüştürüldü,

Hepimizin zihinlerindedir,

Evinde Elektrik olmayan,hatta köyünde elektrik olmayanlara buzdolabı, bulaşık makinesi, Çamaşır makinesi v.s. taşındı, belki de bu makinelerin  çalışıp çalışmadığı dahi bilinmeyen eşyalardı.

YOLSUZLUK AKP iktidarında artık olağan şey haline geldi,

Yolsuz yapmayan suçlu haline düşürüldü,

Yani enayi denildi.

Yolsuzluklar konusunu incelemek için Türk Siyasi tarihini ikiye ayırmak gerek,

Milenyumdan öncesi,

Milenyumdan sonrası diye

Milenyumdan öncesinde Mevcut AP ve DYP de bir Yahya Demirel olayı ve İstanbul Bankası olayı vardı,

Milenyumdan sonrasını sormayın gitsin saymakla bitiremiyoruz.

Milenyumdan sonrasında tüm siyasi partilerde dürüst ve namuslu insan bulmak çok zorlaştı,Yolsuzluğa bulaşmamış siyasi figür bulmak çok zor, her parti için geçerli.

Bakın kulaklarımla duyduğum bir olayı  anlatayım,

Oğlu, AKP’li olan hatta öncesinde Fetocu olan birini tanıyorum, hayatını zar zor ikame eden biri, oğluyla tartışırken   “ ya oğlum millet  akepe’li ama bal tutan parmağını yalamıyor artık yutuyor durumda iken ya sen ne yapıyorsun, böyle boşu boşuna tutmak olur mu,sen de bir tarafından yapışsan da en azından çocuklarını bir yerlere yerleştirsene dediğini…” duydum.

Hal bu hale gelmişken yolsuzluklarla mücadele kökten çözüldü, bulaşmayan enayi oldu.

Hatta yolsuzluk yapmayanlar muteber olmadığı ortaya çıktı, partide yetkili ve etkili yerlere getirilmediler,

Partide  etkili ve yetkili bir kişisi  ne demişti, “Allah verdikçe veriyor” demişti hatırlayınız.

Allah AKP’ lileri  “ yürü be kulum yürü” demiş özellikle.

Yoksulluk, AKP’ lilerde tarih oldu,tarih…

Tepeden tırnağa yolsuzluğa bulaşmamış bir Allahın kulunu gösteremezsiniz AKP yöneticilerinin içinde,

Hani  İtalya’nın Berlusconi’nin dönemindeki   savcı gibi bir SAVCI’YA  görev verilse tertemiz bir AKP’ li bulamazsınız…

YASAKLAR  için ne söyleyeceğiz bilemiyorum,

Yasak olmayan ne kaldı ki,

Özgürlüklerin ve Demokrasinin rafa kaldırıldığı yerde hangi yasaktan bahsedebiliriz ki?

Tek kişi yönetimlerinin hangisinde Demokrasiden bahsedebiliriz ki,

Tek kişi yönetimleri Yasaklarla ayakta durur,

Bunu görmezlikten sadece ve sadece o tek kişi ve yandaşları  gelebilir ama  HALK olarak bunu görmemek mümkün değildir.

Bunun için diyoruz ki,

Ey TÜRK Milleti,

Kürdü ile,

Türkü ile,

Lazı, Çerkezi,

Boşnağı Arnavutu ile

Sünni’ si,  Alevi ise ile

Tek kişi yönetimi Diktatörlüktür,

Tercih senin,

Ya Diktatörlükle,

Ya da DEMOKRASİ yönetileceksin,

Artık AKP’nin DEMOKRASİ  treni istasyona vardı varacak,

Daha tam Diktatörlüğü kurmadan YAŞARIKLARIMIZ, YAŞAYACAKLARIMIZIN  göstergesidir,

Tercihi Türk Milleti olarak sen karar vereceksin…

 

Çarşamba, 25 Ekim 2017 10:20

YETMEZ AMA !..

YETMEZ AMA !..

Treni binene kadar kimlere el açmadınız ki!

Ne Soros kaldı,

Ne de Hikmetyar,

Üç Y’leri bitirdiniz, trenden inmeye  başladınız,

Yetmez amma EVET diyenlere  bir diyeceğiniz yok mu?

En azından bu günlere taşıdıkları için bir TEŞEKKÜR de mi yok?

Ey YETMEZ AMA,evet  diyenler,

Demokrasi treni daha istasyonuna varmadan  durdurulup inilmeye çalışılırken,

Sizinde söyleyeceğiniz bir şeylerin olduğunu  sanıyordum.

Yiğitlik sizde kalsın,

Çıkın artık kendinizi ifade edebileceğiniz bir medya kuruluşunun sahnesine de,

İtiraflarınızı,  söyleyeceklerinizi  söyleyin artık bu Millete,

En azından öyle olduğunu inanmıştık ama KANDIRILDIK  deyin,

TREN istasyona varmaya ramak kalmışken.

Siyaset çok nankör ve aynı zamanda Kördür derlerdi de inanmazdım,

Hatta vefasızdır da derlerdi,

Gerçekten öyle

Birlikte  yola çıktığınız insanları bile yarı yolda bırakıp yok ederek yolunuzu devam etmek,

Yolunuzu çıkıp dur ,ne yapıyorsun dedirtmeden yok edersiniz en yakınınızdakini,

Sonra dönüp bakarsınız arkanıza,

Yanınızda yol arkadaşlarınızdan kimse kalmamış,

Ama ne çare,

Yeni yol arkadaşlarınız oluşmuştur çoktan,

Nitelikleri ve nicelikleri önemli değil,

Önemli olan senin aldığın yoldur,

Ne büyük,ne küçük,

Ne akil, nede bilge tanımazsınız hırsınızdan,

Bir bakmışsın ki bir gün yapayalnız kalmışsın

VEFA, VEFA,

Yok be kardeş,

Siyasetin VEFASI kalmamış küresel Kapitalizmde,

Olanlar,

Olması beklenenler,

Ve hatta yarın olacakların sorumluları

Yetmez ama

EVET diyenlerdir.

Kafanızı  iki elinizin arasına alıp  önünüze eğerek başınızı  utancınızdan değil usunuzun önünüze doğru akmasını sağlamak için,

Belki AKLINIZ başınıza gelir.

Çok uyarıldınız,çok söylenildiniz

Ama siz hep yetmez ama  EVET diyerek varlık sebebiniz olan Laik Cumhuriyetle hesaplaşmaya gelenlere destek oldunuz,

Laik Cumhuriyetle hesaplaşmalar  sona gelindi sayılır,

Çok mutlu olduğunuzu sanıyoruz,

Yarın sizin içinde çok geç olacak.

Yaşananlar bunların bir göstergesi olsa gerek…

 

Salı, 24 Ekim 2017 08:55

YAPMANIZ GEREKENİ YAPTINIZ MI?..

YAPMANIZ GEREKENİ YAPTINIZ MI?..

Moda deyimi ile Metal yorgunlarının  dinlendirilmeye alınmaları ile ilgilenmekte sayın Siyaset  aktörleri,

Ya  Allah aşkına sizin başka işiniz mi kalmadı,

Bu sorun AKP iktidarının sorunu  size ne?

Ülkemin sorunları var iken günler AKP’li atanmış ve halka dayatılarak seçtirilmişleri azledilenlerin  durumlarını  tartışmakla geçiyor,

Dolar şu an 3,67… Avro 4,35…

Vay ihracatçımın haline,

Vay İthalatçımın haline,

Vay imalatçımın haline…

Ülkenin Ekonomisi kimin umurunda.

Düşünen bile yok,

Ver Mehteri, al vergiyi,götür götürebildiğin kadarını.

Muhalefet soruyor “… başkanları sen atamış olabilirsin ama vatandaşın oyu ile seçilmişleri görevden azletmek hakkı nereden geliyor, suçları var ise  yasal yollar var ve görevden alırsın ve yargıda  hesap sorarsın” diye,,

Sorulan sorulara duyan bile yok, bırakın cevap vermeyi.

Sayın Partili Cumhurbaşkanının hesaplarını bozmak için sizin sorularınız yetmez.

Zaten gücünüz de yetmemekte,

Hatırlayınız  filan tarihte gitti “One Munite” dedi, verdi Mehteri,götürdü oyları. Tabanını ayaklandırıp arkasından gemicikleri ile İsrail’e  petrol taşımayı kamufle etmeyi becerenler neyi halledemez ki bu ülkede.

“…eylerin” çoğaldığı bir dönemde gürleyip yağanlar Ey ABD diyebiliyorlar mı?

Önümüzde Seçim var,

Gerek erken,

Gerekse zamanında

Tabanda  kaybedilenleri, rahatsızları tekrar kazanabilmek için iç hesaplaşmada güç gösterisidir bütün bunlar,

16 Nisan’ nın rövanşı bile olsa.

Yani güç kimdeyse gereğini yaptığını gösterme işidir.

Feto  çetesi ile mücadelede siyasi ayak sorulduğunda ne ayak ya denip geçiliyor,

Sonuçta hep kandırılma ile geçiştiriliyor.

Her akşam Kamuoyu yattı kalktı Gökçek istifa edecek mi,

Yok rest çekecek mi?

Sonuçta kuzu, kuzu meeeee diyerek istifa edeceğini açıkladı.

Piyasalar,

Kamuoyu rahatladı mı?

Şimdi sırada ne var,

İthalat-İhracat makası açıldıkça açıldı,

Ekonomi allak bullak,

Ama Muhalefet hala kayıkçı kavgasında,

Yok “GÜL” aday göster ilsinmiş,

Yok İngilizler ABD ile anlaşmışlar,GÜL’ de karar kılmışlar,

Muhalefet aday göster sinmiş.

Bu mantığınızla,bu tutarsızlığınızla 2019 yine kayıp ,yine kayıptır.

Bu ülkeyi TÜRKLER değil Emperyalistler yönetiyormuş haberimiz yokmuş,

Ülke siyasetini onlar belirliyor,kararları onlar veriyor sanki.

Bürüksel Merkezli kararları uygulayanların yönettiği bir yerde iktidarda kim olursa olsun ne değişecek.

Ey Muhalefet,

Ey CHP, fabrika ayarlarına dön ve görevini yap,

Yoksa yarın senin içinde,ülken içinde çok geç olacaktır…

Pazartesi, 23 Ekim 2017 07:36

SALLASAN ELİNDE KALIR…

SALLASAN ELİNDE KALIR…

Siyasi manevraları bir türlü içime sindiremiyorum,

Adamı il Başkanı yapacaksın,sonra çok yoruldun çekil kenara git yerine diyeceksin,

Adamı İlçe başkanlığına seçeceksin,

Adam koltuğa hazır bulmuşken oturayım deyip kalkmamak için direnecek, sonra da hadi kalk yürüyelim,çalışalım diyeceksin “ yok benim işlerim var,ben ticaret yapıyorum”  diyerek hazmettirmeye çalışacak.

Adamları  seçtirecek,atayacak ve sonrasında da indirmek için göğüs, göğüs’e çarpışmayı bile göze alacaksın,

Milletin iradesinin oluştuğu kişileri yine millet indirmeli öyle değil mi?

Hadi canım sende,millet de kimmiş,

Ben istersem her şeyi yaparım diyemezsin,

İşte o dediğimiz şey Diktatörlükte olur,

Demokrasilerde değil,

Koltuklara sen oturtmuş olsan bile üzerinde Halkın iradesi oluşmuş ise onu ancak halk iradesi indirebilir.

Bütün bu saydıklarım  ülkemin siyasi arenasında yaşananlardır.

İktidarından muhalefetine  hepsi aynı kavağın kaşığı,

Biraz  az, biraz fazla, pek farkları yok.

Bakınız 7 Haziran seçimlerinde hesap defteri  halkın iradesi ile tam kapatacaktı İstikşafi görüşmeler kurtardı,

Kasım  seçimlerinde ipi göğüslediler ama sarhoşluktan mıdır yoksa göğüslenen ipin boyunlarına dolanmasından mıdır nedir aşırı yorgun düştüler,

İp aslında ellerine ayaklarına dolanmışken,

Ülkenin Kurtuluşu adım, adım yakınken,

Sallasanız dökülecek bir iktidarı sallayacak Muhalefet aranmaktadır.

Ey Muhalefet, dökülmeye hazır sallamaya gereksinim duyulan bir iktidarı niçin salmamakta direniyorsunuz,

İktidar ağırlığının altından kalkamamaktan mı korkuyorsunuz?

Eğer öyle iseniz  Siyaset tarihinden silinme miadını doldurmuşsunuz demektir,

Yarın çok geç olmayacak mı  ülkem için, Milletim,laik Cumhuriyetim için,

Muhalefetin ister küçüğü,isterse büyüğü isterse Anası olsun,

Sizin hedefiniz iktidarın yapamadıklarını yapmak için iktidar olmak değil mi hedefiniz,

Öyle gözüküyor ki hedefinizde öyle bir şey gözükmemekte.

Yavru muhalefetin öyle bir derdi de yok zaten,onun misyonu ülkenin tıkanan DIŞ politikasını yönlendirme ve açma işi imiş,

Ya Ana muhalefet senin görevin ne, birde onu öğrenebilsek.

Yeni doğan Muhalefette kaldı Milletin umudu,

Doğmadan boğup öldürmesinler de,

Ne de olsa OSMANLI torunları olduğunu söyleyenler var koltuklarda,

Padişah efendilerinden miras kalmış olabilir boğdurmak…

 

Çarşamba, 18 Ekim 2017 08:05

NEREYE VARACAĞIZ !..

NEREYE  VARACAĞIZ !..

Siyasetin cilvesi  bu olmamalı,

Siyaset süreklilik ister,

Siyaset istikrar ister,

Öncelikle  ilkeli olmayı gerektirir.

Bizde öyle mi,

Elbet gönlümüz öyle olmasını ister ama ne yazık ki hayır.

Kazandırır mı,

Yıllardır görüyoruz,kazandırmadığını,

Hala aklımızı başımıza toplayamadık,

Kayıkçı kavgasına devam.

Benim ilkelerim beni bağlar ve kararlılığım her yerde ve herkese karşı aynıdır,

En azından  arkadaşlarımda beni öyle kabul etmelidir,

Bu gün  kaybeden ben miş gibi gözüküyor ama yarınlar bizim için olduğunu unutmayalım.

Bu gün yarışıyormuş gibi gözükse de her şey o meşhur koltuk,rant ve çıkar içindir.

Bu nedenle başarı yollarda sürünmekte.

*****************************

Bu gidiş varacağı yer ise,

2019 Türkiye Cumhuriyetinin kader yılı,

2019 Kasım ayı belki de Cumhuriyetin miladı olacak,

Öyle gözüküyor ki  bu konuda kararlı olan bu güne kadar  hep kazançlı olmayı başaranlardır,

Hedefleri belli,kararları belli,

Sonuç almak için yöntemleri farklı,

Her şey onlar için mubah,

Onlar için yeter ki başarmak olsun ,

Uzağa gitmeye gerek yok,

7 Haziran, 1 Kasım,16 Nisan ayan beyan ortada iken Cumhuriyet için ,Demokrasi için,Milli irade için diyenler hala sen ben yarışı  içindeler,

Şöyle olursa ,bu böyle olur,

Yok öyle değil de böyle olursa şunu şöyle kazanırız,

Yok be kardeşim yok,

Sen kayıkçı kavgasına devam edersen  “ …atı alan üsküdarı geçer …”

Bak buradan söylüyorum,

1-OHAL ile  yarışa girilirse  baştan kaybetmeyi kabul etmiş olursunuz,

2-Milli iktidar,milli hükümet diyenler kulağınızı ve gözünüzü açın da  Milli olmayan biriyle bu seçime giderseniz yine kaybetmeyi baştan kabullenmiş olursunuz,

3- Tüm kamuoyunun  kabul buyurduğu,% (60-70)’  leri kucaklayacak Demokrat,Laik,Cumhuriyet değerlerini içselleştirmiş  ATATÜRK devrim ve ilkelerini savunan biriyle girmezseniz yarışa yine baştan kaybederseniz.

4- Herhangi bir partinin temsilcisi olmayıp Cumhuriyetin,Parlamenter Demokrasinin  ve Milli iradenin temsilcisi olan birisiyle girilmesi gerekmektedir.

Yoksa VARACAĞIMIZ YER HEDEF 2023 değil 2019 olur.

Bu ilkelerle birlik ve beraberliği ortaya koyarsak kazanan Parlamenter Demokrasimiz, Laik Cumhuriyetimiz ve Kemalizm olacaktır…

Cuma, 13 Ekim 2017 08:20

YERELDEN ESİNTİLER…

YERELDEN ESİNTİLER…

Bu ülkede dert biter mi?

“Ömür biter Dert bitmez”  dermişim,

Bu ülkenin yönetim anlayışı,siyaset arenalarının Aktörleri doyumsuz rant ilişkileri için  yarışıyorlarsa ne dert biter,ne de ömür yeter.

Bakın kimi partilerde koltuk kavgası için neler yaşanmakta,

Bazılarında ise kapabildiğim kardır anlayışı içinde yarışta ipi göğüsleme derdinde.

Kimisi bu rant koşuşturmasında gözde olabilmek için çırpınadursun, kimileri de  boynum kıldan ince ama yetmez diyerek kelle götürme peşinde.

Bu anlayış ne zaman Hizmet etme,hizmet götürme anlayışı içinde ahlaklı ve dürüst insanlar elinde olursa o zaman  belki diyorum,çünkü böyle bir anlayış içinde siyasetin varlığı  şu an mümkün gözükmemektedir.

Diyeceksiniz ki ne bu karamsarlık,

Karamsarlık değil,

Şöyle bir gerçekçi gözüyle gözlem yapınız ve küçücük bir araştırma yaparsanız,görecekleriniz bu yazdıklarımdan farklı değildir.

Gelelim,bizim esintiden aldığımız kokulara,

Yerelden demiştik,

Evet yerelden yani şu gözümüz kadar değer  verdiğimiz Mavi ve Yeşilin birleştiği yerdeki AKBÜK’ümüze.

Yaz sezonu geçti,daha çok sezonlarda geçecek.

Bu  sezon yani Yaz sezonu boyunca bir defa denize girdim,hem de Temmuz,Ağustos ve Eylül ayları boyunca yaşanan Cehennem sıcaklarına rağmen,

Keyfin bilir diyenlerini duyar gibiyim,

Tabi ki,

Keyfimden girmemezlik etmedim,

Denizin pisliğinden,

Deniz tabanındaki pislik ve kirlilik hat safhadaydı,

Deniz tabanı bulanıklıktan dibe kadar dalsanız bile tabanı görmek mümkün değildi,

Sebep,

KİRLİLİK,

Tabi ki,

Karadan  denize sızıntılar,

Kapalı bir koy olan Akbük körfezinin akıntısı Denizden karaya olduğu için  deniz kendini temizleyemiyor.

Sabah saat 10’u geçirdiniz mi denize girmek ne mümkün,

Deniz yüzeyi bir yağ tabakası ve köpük kaplanmış vaziyette,

Hadi girebilirsen gir denize.

Çözüm,

Akbük körfezi bir HALİÇ  olmadan, geçmişteki İZMİR körfezi olmadan biran önce tedbirin alınması.

Hani sözler verilmişti,Eylül sonunda Kanalizasyon  için  kazma vurulacaktı,

Duyumlarımıza göre daha henüz ihale bile edilememiş,

Ne zaman ihale edileceği de meçhulmüş,

Bu bölgeyi yönettiğini söyleyen ey siyasi kadrolar yarın hem sizler için,hem de Doğamız için çok geç olacaktır.

Bazı kararları almak zor ve risklidir ama alınan kararlar doğru zamanda ve yerde ise bu Millet takdiri  değer sahip çıkar kararları.

Umut olmak kolaydır belki ama,umutları yeşertmek daha da önemlidir…

 

Perşembe, 12 Ekim 2017 12:18

NEREYE KOŞUYORUZ !..

NEREYE KOŞUYORUZ !..

Yıl 1923, Cumhuriyet ilan edilmiş,

Yıkılmış,yakılmış bir devleti yeni idari sistemi olan Cumhuriyet ile İmar etmeye çalışan Osmanlıdan kalmış bir Kadronun Cumhuriyet inancı ile kolları sıvayarak geldiği tarih 1923 Ekimi.

Cumhuriyet Bayramları tıpkı kurulduğu gün gibi neşeli,coşkulu ve yine aynı ruh ve heyecan içinde kutlanıyordu.

Ta ki  2002 de iktidarı  üç tane  Y’yi yaşamlarından kaldırmayı vaad eden bir iktidara kadar.

Ne olduysa oldu,

İşte o iktidar, görevi devir alıp  iş başı yapana kadar,

Bu Milletin % 40 da SÜRÜ halinde değildi.

Milli ve Dini Bayramlarını aynı RUH ile kutlayan,

Üretime  Çoluk çocuk demeden katkıda bulunan,

Tarımından Sanayisine kadar her alanda üretim yapan,

BACA’ larının  tüttüğü bir ortamda,

Siyasetinden  eğitimine,

Sağlığından güvenliğine,

“Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesiyle DIŞ Politikasını yürüten MONŞERLERİ  ile,

Onurlu ve Dik duruşlu  dış politikasında ülkesinin bağımsızlığı söz konusu olduğunda Kenetlenmesini bilen bir Milletin varlığı hissedilirdi.

Dünyanın sayılı güçlerinden olan TSK, erinden,erbaşından,Paşalarına kadar KARA HARP, HAVA HARP VE DENİZ HARP  okuluna girdiği o andaki ruhu ile dimdik ayakta dünyaya çelikten örülmüş ZIRH’ını hissettirirdi,

Ne oldu bize,

Niçin,

Neden,

Kime hizmet için,

90 yıllık Laik Cumhuriyet ruhundan zerre kadar kalmamış duruma nasıl düştük,düşürüldük,

Kim ve kimin için,

Milletin üzerinde  serpilmiş ÖLÜ toprağını  bir türlü atamayan bu milletin gözüne gözükecek bir şeyler mi oluyor bilmem,

Ama,

Gerçek şu ki gidiş, iyi bir gidiş değil.

Ekonomi,

Dış politika,

Dünya Barışı,

Karşılıklı çıkar ilişkileri içindeki komşuluk diyalogları,

Yok be birader hiç biri yok artık,

Bitti, bitirildi.

1950 ye kadar bu devleti yönetenler Meclis iradesi dışında karar alıp Devlet yönetmemişler,

Ne olduysa 1950’den sonra olmuş,

Ne olmuş,

Demokrasi uğruna,

Çok partililik adına,

Tek kişi iktidarına adım atılmış,Meclisler devre dışı bırakılmış

Adı Milli irade denilen hikaye ile uyutulan Millet,Tek kişi rejimi ile bu günlere taşınmış,

Ne olduysa olmuş 2003 den sonrası malum,

Hepimiz birlikte yaşayarak görüyoruz ve gördük.

Rus Duvarına toslayanların son haline bakın,nerelere gelindi,

Ya şimdi,

Son duvarı toslayanlar nereye koşacak hep birlikte yaşayarak  göreceğiz…