20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

Salı, 16 Mayıs 2017 11:01

YAMA TUTMAZ !..

YAMA TUTMAZ !..

Nafile,yama tutmaz,

Bir kez bozuldu mu bir daha düzeltemezsiniz,

Hele ehlisinin elinde değilse,

Hiç dikiş tutturamazsınız.

Neyi mi,

Türk siyasetinin durumunu ne kadar yama yaparsanız yapın,

Bir kere Emperyalizmin boyunduruğuna girmişsiniz,

Yamanızı da,

Dikişinizi de,

O istediği gibi yaptırdığı için

Yapacağınız her yama sadece göstermelikten öteye geçmez.

Genç Cumhuriyet kalkınmasını,gelişimini,siyasetini her şeyini KEMALİZM’ e göre kurgulamış,ona göre yapılandırmıştı,

Ne acıdır ki sistemin kurucusu gözlerini yumduğu andan itibaren ellerini ovuşturanlar meydanlara doluşmuşlar,

Köşe kapmaca her şeyi teslim alarak  piyonlarını, kişilere gocundurmadan seçmiş ve tere yağdan kıl çekercesine köşe başlarına rahatsızlık vermeden yerleştirmişlerdir.

Öncelikle  Büyük insan kurucu lider’in siyasi  kadrolarından başlayarak teslimiyeti oradan  başlayarak  dizayn etmişlerdir.

Önce CHP içinden işbirlikçiler tespit edilerek  bölünme  parçalanma oradan başlatmışlardır,

Demokrasi adına, milli irade diye, diye  Millet olmak özelliklerini taşımayan bir halk yığınına dayatmışlar  ve bu günlere gelmişlerdir.

İkinci yapılan şeyde bu halkın Millet olma özelliğini ortaya çıkartan Aydınlanma ışığını söndürmekle başlamışlardır.

1937 de temelleri atılan aydınlanma hareketini  1940’ların başlarında söndürmek için üflemeye başlamışlar,bir feodal ağa’nın bu halkın ırgatı olduğunu gösteren şu sözüne  bir bakalım.

Aydınlanma ışığı  olan KÖY ENSTİTÜLERİ kastedilerek  “ Komünist yuvalarını  kapatmazsanız  size oy yok” diyecek kadar milli iradenin olmadığı açıkça göstergesi değil midir?

Milli irade bu ise gelinen noktayı garipsememek gerek

1960’daki yapılan toparlanmayla  Kurucu iradenin ideolojini çağa göre yenileme çabası ile ortanın solu, daha sonrasında sivil darbe ile ele geçirilen CHP’deki Demokratik sol ve sosyal demokrasi yamaları artık dikiş tutmaz olmuş,

Bu gün gelinen noktada ne kadar yama yaparsanız yapın artık dikiş tutturamazsınız.

Kurucu ideoloji bu ülkenin geleceğini kurtarmaktır,

Yeniden oradan yapılanmaya girilmelidir,

Sulandırılmadan,

Tam bağımsızlık temelinde,

Üretime dayalı,

Milli burjuvazi işbirliğinde,

Milli seferberlik içinde ehil ellerde,

Tekrar kurucu ideolojiyi yaşamak ve yaşatmakla kurtuluşumuzu ,

Bağımsızlığımız kazanabiliriz.

Ancak, bu bağımsızlıktan yoksun siyasi kadrolarla bunu yapmak yama yapmaktan öteye gidilemez,

Liberalizm ve emperyalizm işbirlikçileri eliyle bunu yapamazsınız,

Tam bağımsızlıkçı kadrolar siyaset sahnesinde yerlerini almalı,

Kurucu partinin  kurucu milli ideolojisi  KEMALİZM’ e  dönülmeli,

CHP bu ehil ellerde ancak kendisini ve ülkeyi kurtarabilir,

Yamalı bohçalı olmakla değil…

 

Pazartesi, 15 Mayıs 2017 11:13

KISA KISA…

KISA   KISA…

Dün, yani 14 Mayıs Pazar günü  5.si yapılan geleneksel KUTSAL YOL  yürüyüşü yapıldı.

Didim, Söke ve Milas Dağcılık ve doğa yürüyüşçülerinin protesto etmeleri ile  gerçekleşen  yürüyüş aksaklıklar yanında katılımın az olması dikkatlerden kaçmamıştır.

Bu dağcılık ve doğa yürüyüşçüleri gurupları  boykotlarının nedenleri önemlidir ancak duyduğum kadarı ile gelecek yıllarda bu KUTSAL YOL YÜRÜYÜŞÜ  uluslararası düzeyde yapılacağıdır.

Bu iş Profesyonelce yapılmalıdır,

Amatör bir ruh ile yapılırsa dünkü gibi yapılır,

Rezillik diz boyu olur.

Evvelki yıl katılmıştım ben bu yürüyüşe,

Nisan ayında olmuştu bildiğim kadarı ile,

Hava serindi, hatta yol kenarlarından  sular akmaktaydı,

Yol güzergahında geçtiğimiz tarla kenarları bile bataklık gibiydi,

Ya dünkü yürüyüş,

Hava sıcaklığı 30’ derecenin üstünde,

Üstüne üstlük bir de saat 10,30 ‘u geçmiş, hala start verilmemiş,

Kaymakamı orada, Garnizon komutanı orada ama Belediye başkanı beklenmekte,

Olmaz arkadaş olmaz,

Sen o kadar kişiyi orada bekletme hakkına sahip değilsin,

Kulak misafiri oldum,bir çok kişi

Yani etkili yetkili kişiler  mırıldanmaya da başladılar,

Sonra ne oldu,

Akköy’den çıktıktan sonra iki km. kadar rampa, yokuş ve sıcak

Yaş ortalaması 50 olan yürüyüşçülerin içindeki bazı bayanların yürüyemedikleri ve hatta geriye dönmeye karar verdikleri gözlendi.

Her neyse yol belli yerden sonra  tıkandı ki Dağa vuruldu, çalılar,taşlar ve insana işkence gibi  acı  veren bir yürüyüş  oldu.

Ta ki Mola verilen suyun başına kadar, iyi de suyun başı kızılca sıcak, gölgelik yok,bir ağaç dibine gölgelenilecek yer değil ve de 45 dakika mola.

Bu sıcak’ın altında 45 dakika geçmek bilmiyor.

Bu 45 dakikalık moladan gurup koptu,kendi başlarına giden gidene.

Yol bilinmez,

Bu yürüyüşün eksiklerini yazmak için kaleme aldım,

Birincisi  profesyonel Rehberlik olması gerekir ve guruba hakim bir ekip kurulmalı,

İkincisi  bölgemiz sıcak bir bölge ve bu düşünülerek bu yürüyüşün zamanlaması çok önemli olduğundan katılımcıların ızdırap ve acı çekmemeleri için hava koşulları dikkate alınarak organize edilmeli,

Üçüncüsü Yürüyüş stardı 10.30 değil de  08.30 gibi olmalı yani sıcak  kızışmadan,

Bu yürüyüşün bitiminde  Apollon tapınağında ise   katılımcılara Müze gezdirilmeliydi,

Ne yapıldı biliyor musunuz?

Azıcık bir gurup tarafından müzik eşliğinde oyun ve marş gösterisi,

Millet yorgunluktan ve sıcaktan bitmiş,ne alaka diyenlere duymamazlıktan gelindi…

Buradan sayın Cumhurbaşkanının Çin gezisinden edindiğim  bilgiler eşliğinde “Haber ajanslarından” sayın Cumhurbaşkanı bir çok ikili görüşmeler yapmış,hatta aile fotoğrafı çekiminde bir yanında Çin Lideri,diğer yanında ise Rus liderini almış,

Bir de Yunanistan  Başbakanı ile ikili görüşme yaptığını ve bu görüşmede Yunanistan’a sığınan  FETO’ cuları  gündeme getirerek görüşmüş, haber bu.

Peki Yunanistan ile sorunumuz sadece Feto’cu kaçaklar mı?

Peki işgal altındaki 158 tane  ege denizindeki  AYDIN;İZMİR ve MUĞLA il sınırlarımız içindeki adalarımız,adacıklarımız  kayalıklarımız,

Bunlardan 18 tanesi büyük çaplı ada ve silahlandırılmış,askeri güç konuşlandırılmış adalarımız,

Bu adalar bizim topraklarımız ve yunan askeri güçleri tarafından işgal altında,

Bu sorun değil mi?

Bu sorunu sayın Cumhurbaşkanı görmezlikten nasıl gelir,

Bu adalarımızı korumak Hükümetin görevi değil mi?

TÜRK Kamuoyunun gündemi  Feto’cu Çetelerden daha önemli olan bu işgallerdir.

Hükümetin ve sayın Cumhurbaşkanının gündeminde yok sanırım…

Nasıl ülke yönetimidir,Misak-ı Mlli sınırlarımızı,topraklarımızı korumaktır anlamak zor…

 

Cuma, 12 Mayıs 2017 09:38

BU NASIL ORTAKLIK!..

BU NASIL ORTAKLIK!..

Tüm ortaklıklar karşılıklı çıkar ilişkileri içinde kurulur,yoksa yürümez ve bozulur.

Bizim ki ise tam  da bu nokta tek taraflı olarak yürütülmekte.

ABD ile Türkiye arasında STRATEJİK ORTAKLIK  varmış,

Nasıl bir ortaklık ise,

Görünen o ki bu ortaklığın devamını isteyen tek taraf Türkiye,

ABD bu ortaklığı tek taraflı kullanmak ve hatta olmazsa bozarım şımarıklığını kullanmakta,

Nasıl bir ortaklık bu,

Ticari mi?

Ekonomik mi?

Stratejik derinlikte mi?

Yoksa güvenlik işbirliği içinde mi?

Ne anlam  taşıyor

Ben ve benim gibi düşünenler anlamış değiliz,

ABD kendi çıkarına geldi mi Stratejik ortağız deyip kanırtıyor,

İşine gelmedi mi oooop,  dur bakalım,biz ortak değilmiyiz,bu nasıl ortaklık diye dayatıyor.

Çin’den uzun menzilli  teknolojisi ile birlikte füze alımına giriştiğimizde aynen öyle yaptı,

Oooop olmaz, biz stratejik ortağız, NATO  ortaklığımız da var, alamazsın,yoksa !..

Güney komşumuzda  yarattığı  kendi canavarı için  aynı bildik tutum ve davranış,

Bizim ne gibi bir sorunumuz vardı ki SURİYE  ile,

IRAK, özellikle  Musul ve Kerkük petrollerini göz diken emperyalistler  IRAK saldırısından  sonra Yeşil Kuşak projesini  hayata geçirmek üzere BOP’ u kullanıp özellikle  TÜRKİYE’ yi de yönetenleri ele geçirip ortak ederek,eş başkanlığı lütuf ederek kullanan, Koalisyon adı altında  NATO güçlerini devreye sokup “TEREYAĞDAN KIL ÇEKERCESİNE”  Suriye işgaline kalktı,

Ne yazık ki bizi yine kandırdı  RUSYA kayasına tosladı.

Sonrası malum,

Hiç canını sıkmadan  Kerkük’ü ve Musul’u yarattığı İŞİD  Canavarı eliyle boşaltıp  rahatça  sessiz sedasız yerleşiverdi Peşmerge başı Barzani eliyle.

Kürt koridoru denen Türkiye’nin güneyi sınırında ve Komşu Suriye’nin  kuzey bölgesinde rahatça kullandığı ve hatta açıkça söylediği “KARAGÜCÜM” dediği PYD,YPG güçlerini tabi ki bu arada PKK örgütlerini terör örgütlüğünden çıkartarak

AĞIR SİLAHLARLA  donatarak  bir ordu yaratmaya çalışması tam da TÜRKİYE -ABD stratejik ortaklığına uygun biçimde hayata geçirmiş oldu.

Eskiden gerek AB üyeleri, gerekse ABD,  PKK terör örgütüne el altından yaptıkları silahlandırmayı şimdi artık açıkça yapmakta ve dünya kamuoyundan saklamadan KARARNAME ÇIKARTARAK yapabilmekte.

Ya biz ne yapmaktayız,

Cılız  çıkan bin ses tonuyla kırmızı çizgimiz var der gibi yaparak sessuzluk deyüp geçiştirmeyi tercih etmekteyiz.

Ya sonra sözde FETO’nun iadesi ve Sarraf davası  için ABD ye gidecek olan sayın Cumhurbaşkanı  bu silah satışını masaya koyacaklarını dillendirebilmekte.

Sayın Cumhurbaşkanına buradan sormak istiyoruz,

Türkiye’nin Devlet-i ali çıkarları mı önemli,

Yoksa FETO ve SARRAF iadesi mi önemli?

Elbet Türkiye’nin çıkarları önemli olmalıdır bizce,ABD ise bu kozu çok iyi kullanmakta,blöf üstüne blöf yapabilmekte,

Ne feto’yu verecekler, Ne de Sarrafı,

Ne de PYD’ ve PKK’yı satacakları ağır silahları satmaktan vaz geçecekler.

Çünkü  bizi göbekten bağımlı kılan yılların birikmiş ABD alışkanlığımızı bilen ABD bu oyunu ustaca oynamaya devam edecektir.

Bu  işler ancak ve ancak akıllıca kullanabileceğimiz DİPLOMASİ dili ile çözmemiz gerekmektedir.

Ne MİT müsteşarının,ne de Genelkurmay başkanının ne de sizin sözcünüzün  girişimleri ile çözüm bulamayız…

Çözümü çözümsüzlükte değil, Çözümü Diplomaside aramalıyız…

 

Perşembe, 11 Mayıs 2017 13:17

KUŞATILMIŞIZ !..

KUŞATILMIŞIZ !..

Bağımsız bir ülke nasıl olurda bu duruma düşürülür, o halde bağımsızlığımız düşündürücüdür.

Meydanlarda  bağırıyoruz

Bağımsız TÜRKİYE  diye,

Nice şehitler verdik,

Nice gençlerimiz bu uğurda can verdi

Hepsi boşuna mıydı?

Şimdi birisi diyecek ki ülkemizin bağımsızlığını hiç kimse sorgulayamaz.

Peki bu kuşatılmışlık niye,

Bağımsızca hiçbir şekilde hareket edemiyoruz,

Hadi dış politikada NATO, Avrupa parlamentosu, vs..

Ya içte,

Tarımda bağımsız değilsin, şunu ekemez,bunu dikemez ve yetiştiremezsin,

Bu ne demek,

İsrail’in ürettiği genetiği oynanmış tohumlarının dışında yerli tohum kullanamazsın,

Yasak beyim yasak,

Ne demek yerli tohum…

Peki söyler misiniz bunun adı nedir

Yerli ırk inek “Hayvan” larımız vardı, dediler ki daha  verimli ırklar var, daha verimli onları yetiştireceksiniz,

Bunun adı bağımsızlık mı?

Dayatma mı?

Yoksa kuşatılmışlık mı?

Adı ne olursa olsun bağımsızlık değildir,

Tarlalarımız verimlilik adına kimyasal gübrelerle işgale uğratılmış,

Yetiştirdiğimiz ürünlerimiz doğal mı?

İlaçsız  ürün alabilmek mümkün mü?

Benim küçüklüğümde hiçbir ilaç vermeden yetiştirdiğimiz domateslerimiz vardı,

Salatalıklarımız vardı,

Tadı damaklarımızda kalır domates gibi domates yerdik, verimde iyiydi,

Ne oldu onlara,verimlilik adına,

Ticari anlamda verimlilik, karlılık adına terk ettirdiler ve İsrail tohumu,hibrit tohumu diye bir şey türettiler,

Al sana kendi tohumunu yetiştiremezsin ,

Tohumda bağımlılık yaratarak,

Ne oldu şimdi bağımsız mı olduk,

Bal gibi bağımlı …

Tarımda  kuşatılmışız,

Sanayide  kuşatılmışız,

Makine kimyada  kuşatılmışız,

Her yerimizle kuşatılmışız.

Siyasette kuşatılmışız, birilerinin istediği kişilerin dışında Milletvekili yapmazlar,yaptırtmazlar,

Birilerinin istemediği siyasi parti iktidara gelemez ve getirtilmez,

Ülkenin savunması için alacağın füze,silah v.s. leri alamazsın,

Yine ülkenin savunması için  gerekli silahlarını kendini ürettirmezler, çünkü ittifak ettiğin örgütlere ters düşer kafa tutarsın diye,

Dünyayı hükmediyorlar silah tüccarları.

Bunun adı bağımsızlık mı oluyor?

Hemen burnunun dibinde bir terör devleti kurulacak,başın hep belada olacak, müdahale  edeceksin dur bakalım ben istiyorum sen karışamazsın diyecekler,

Yoksa karşında beni bulursun diyecekler,bunun da adı bağımsızlık mı?

Kime kandırıyorsunuz beyler kime,

Bunun adı ne olursa olsun,

Her yerimizden kuşatılmışız,kuşatılmışız…

 

Çarşamba, 10 Mayıs 2017 11:28

NEREDEN NEREYE !..

NEREDEN NEREYE !..

Yemyeşil Anadolu topraklarımdan  şairin dediği gibi sıksan hep şüheda fışkırır

Aydın için söylenir ama Tüm Anadolu ve Trakya topraklarımız içinde geçerlidir,

“ Dağlarından yağ,Ovalarından Bal akar”.

Bir zamanlar Buğday deposu olan KONYA ovamıza ne oldu da Meksika’dan, Rusya’dan, Amerika’dan Buğday ithal eder olduk,

Çukurova ,Harran,Söke ovalarımıza ne oldu da Uzak doğudan  Pamuk ithal eder olduk,

Çin’den, Hindistan’dan ithal tekstil ürünlerimize feda edilen TEKSTİLİMİZ..

Anadolu topraklarının her yerinde burcu,burcu kokan nerede kaldı o Domatesler,

Hani nerede bu bölgenin iri çekirdekli Selçuk karpuzları,

Bayındır’ın, Ödemiş’in  Karpuzları,

Ödemiş’in sarı kızı denen Patatesleri,

İzmir Kemal Paşa, Tekirdağ’ın Kirazları,

Hani nerede  Malatya’nın  şekerparesi

Dünya’da  kendi kendine yeten 7 ülkesinden birisi olan ülkemin TARIMINA  ne oldu,

Bitirildi, tüketildi,

Üretmeden, tüketen bir toplum yaratıldı,

Konya ovası kadar toprakları olan bir Avrupa ülkesi HOLLANDA’NIN  tarımsal ihracatı 90-100 milyar avro,

Hayvancılığımızı hiç sorgulamayalım,

Köylerimiz mahalle yapılarak MERALARIMIZ  hazine arazisine çevrilip hayvancılığımıza vurulan ayrı bir darbe,

Tarım destekli daha doğrusu destekten kastım sade parasal değil,teknik ve eğitim dahil her türlü destekten bahsettiğim şey devlet elini ayağını çekerek çökertilmemize imkan verilmiş durumda,

Yapılan her şey AVRUPA  BİRLİĞİ üyeliğine  kurban edilerek vardığımız nokta.

Peki AB’ ye üye olduk mu?

HAYIR,

Olacak mıyız ?

Belirsiz,

Süre var mı?

Ucu açık.

Ya hukukumuz,kanunlarımız,

Örf ve adetlerimiz,

Gelenek ve göreneklerimiz her birini feda ederek .

Endüstriyel,

Sanayi kalkınma,

Fabrikalarımız, üretim ve istihdam yaratan fabrikalarımız özelleştirme adına Peşkeş çekilen  KİT’lerimiz,

Daha, daha…

Var mı, yok mu Duble  yollarımız,

Otobanlarımız,

Asma köprülerimiz,

Tünellerimiz,

Tüp geçitlerimiz,

Devlet yani HAZİNE     garantisi ile yapılan projeler ve yap işlet devret modelinde kazanılmayan paralara devletin ödemesi,

Sonuç,

Bu yoksul Anadolu halkının ödediği alın teri vergilerinden biriken Hazinedeki,Merkez babasındaki 490 ton altının 450 tonu İngiltere’de,19 tonu Kanada’da rehin.

Ne adına Hazine garantisiyle alınan özel sektör kredilerinin kefilliği için,

Bütün bu kayıplar 1980 darbesinden sonra iktidarı ele geçiren Liberalizmin eseri.

2002 de , ABD ve AB emperyalizm’e verilen  iktidar koltuğuna  oturabilmek için verilen tavizler ve sonuçta Türkiye Cumhuriyeti devletinin  getirildiği yer,

Yokluktan, batırılmışlıktan, işgalden  alınıp 1980’e kadar getirilen bu ülke 1938’den sonra adım, adım  teslimiyetinin sonuçlarını yaşamaktadır.

Yinede  1980 darbesine kadar ülkeyi yönetenlere haksızlık da etmek istemem ,

Taş üstüne taş koymuşlar,

Demir Çelik tesislerini,

Barajları,

Ağır ve hafif olmak üzere sanayi tesislerini yapmışlardı,

Ya 1980’den sonra taş üstüne taş konmamış, hele,hele 2002’den sonrasında ise bırakın taş üstüne taş koymayı var olanları da peşkeş çekmişler ve gelinen nokta Ülke büyük bir kaos içine sokulmuştur.

Şimdi de bu Ateş Çemberi içinden nasıl çıkacağımızı düşüneceğimiz yerine kayıkçı kavgasına tutuşulmuş,

Koltuk sevdalıları  yine koltuk kapma yarışı içinde kavgaya başlamışlardır.

Yine Halk,

Yine  Türk milleti,

Boynuna geçirilen kement’i çıkarma mücadelesinde.

Yazık oldu bu ülkeye, bu Millete.

Bu ülke nereden alınıp nerelere taşınmıştı.

Ya şimdi,

Ateş çemberi içinde boynuna geçirilen KEMENT’İ çıkartma mücadelesi vermek zorunda bırakılmıştır.

Bu millet başka Milletlere benzemez,

Elbet bir gün

Ama mutlaka o özgürlük mücadelesini kazanacaktır…

 

Salı, 09 Mayıs 2017 07:55

DOĞRU ÇIKTI !..

DOĞRU ÇIKTI !..

Bazı ger­çek­ler, tarih önün­de or­ta­ya çıkar ve ger­çek­le­şir,

Sonuç ola­rak o gün ka­bul­le­nil­me­yen,hatta hedef ola­rak gö­rü­len dü­şün­ce­ler ak­la­nır,

Bun­lar­dan bi­ri­si de benim bir za­man­lar yani Y-CHP nin son GENEL SEÇİMLER­DE yap­tı­ğı bir gizli gö­rüş­me so­nu­cu Yö­ne­ti­min al­dı­ğı ka­rar­lar­dı,

Ne de­miş­tim o dö­nem­de,

Sayın Kı­lıç­da­roğ­lu’nun ABD Büyük el­çi­li­ği­ne arka ka­pı­dan kim­se­nin ha­be­ri ol­mak­sı­zın giz­li­ce gi­re­rek yap­tı­ğı gizli gö­rüş­me­niz neydi, diye sor­muş­tum,

Sayın Genel Baş­kan,giz­li­ce neyi gö­rüş­tü­nüz büyük el­çi­lik yet­ki­li­le­ri ile diye ,

Tık ses çık­ma­mış­tı,

Ama,eylem ola­rak her şey ayan beyan or­ta­day­dı,

Seçim ön­ce­si ya­pı­lan bu gö­rüş­me­de ABD is­te­ği yani em­per­ya­list­le­rin is­te­ği olan bazı kim­se­le­rin Aday gös­te­ril­me­si hatta liste başı kon­ten­jan ya­pıl­ma­sı ol­du­ğuy­du,

Me­se­la,

Sayın Selin Saya Böke,

Meh­met Be­ka­roğ­lu,

Enis Ber­ber,

Se­li­nay Doğan, gibi…

Kimse iti­bar et­me­miş­ti.

Ya şimdi,ger­çek­ler gün ışı­ğın­da, , tah­mi­nim doğ­ru­lan­dı

Sor­muş­tum sayın genel baş­ka­na bu kö­şem­den,

Bu Par­ti­nin ne­re­si­ne otur­tu­yor­su­nuz sayın Selin Saya Böke’ye diye,

Sayın genel baş­kan da ka­nıt­la­mış­tı, Genel Baş­kan yar­dım­cı­sı ve parti söz­cü­sü yap­mak­la.

Sayın Böke ne yap­mış­tı en son ,

ABD Büyük El­çi­si ile gö­rü­şe­rek Par­ti­de­ki gö­rev­le­rin­den is­ti­fa etmk ol­muş­tu,

Sayın Böke’yi dü­rüst tav­rın­dan do­la­yı kut­lu­yo­rum,

Çünkü, Proje de olsa et­ki­li ve yet­ki­li kim­se­ler­den gö­re­vin­den ay­rıl­ma iz­ni­ni al­ma­sın­dan do­la­yı,

Demek ki biz­ler hak­lıy­dık,

Parti için­de kon­ten­jan­dan ge­le­rek, gerek ve­kil­li­ğe,ge­rek­se parti yö­ne­tim­le­ri­ne gi­ren­ler birer proje ürü­nü­dür,

Ger­çek Par­ti­li­ler de­ğil­dir,

Hiz­met­kar­lar­dır,

Kime mi?

Elbet, on­la­rı oraya ta­şı­yan­la­ra hiz­met­kar­lık­tır.

Ne par­ti­ye,ne halka,ne de Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Dev­le­ti­ne,

Sayın Kı­lıç­da­roğ­lu da bir proje ürü­nü­dür, kaç seçim kay­bet­miş bir li­der­dir,

Daha ne bek­le­nir bi­le­mi­yo­ruz ama tah­min et­ti­ği­miz ise ağa­la­rı­nın izin ver­me­si­ni bek­le­mek­te­dir,

Bence CHP ta­ba­nı sayın par­ti­li ol­duk­la­rın­dan hiç şüp­he­min ol­ma­dı­ğı sayın Ku­rul­tay de­le­ge­si ar­ka­daş­la­rım sab­rı­nız daha ne­re­ye ka­dar­dır,

Mus­ta­fa Kemal ATA­TÜRK’ün tüm eser­le­ri­nin yok edil­me­si­ni se­yir­ci ol­ma­ya devam mı di­ye­cek­si­niz,

La­ik­lik çöpe atıl­dı ama bari Cum­hu­ri­ye­ti­miz yı­kıl­ma­dan,

Dev­le­ti­mi­zin yö­ne­tim bi­çi­mi Ana­do­lu İslam Cum­hu­ri­ye­ti ol­ma­dan

Önce par­ti­miz,sonra da Dev­le­ti­miz ve Cum­hu­ri­ye­ti­mi­zin kur­tu­lu­şu bu PROJE yö­ne­tim­le­rin­den kur­tul­mak­tan geç­ti­ği­ni gö­re­lim artık.

Ayan beyan her şey gün ışığı al­tın­da, açık­ça or­ta­da iken daha ne­re­ye kadar bek­le­ye­cek­si­niz,

Par­ti­yi el koyma vakti geldi de ge­çi­yor bile,

Par­ti­mi­zin ba­şı­na Ger­çek Altı ok il­ke­le­ri­ni ha­ya­ta ge­çi­recek,

Ke­ma­list Lider ve kad­ro­su­na tes­lim et­me­niz bek­le­ni­yor siz­ler­den,

Hal­kın­da bek­len­ti­si bu yönde,

Özel­lik­le Halk­çı,Ke­ma­list bir yö­ne­ti­mi ik­ti­da­ra ta­şı­ya­cak kad­ro­la­rı tes­lim edin par­ti­mi­zi,

Ke­ma­list bir ik­ti­da­ra par­ti­mi­zi ta­şı­ya­cak kad­ro­la­rı seç­me­niz bek­le­nir siz­den.

Belki de kur­tu­lu­şu­muz ola­cak­tır bu ku­rul­tay.

Yarın çok geç olmuş ol­ma­ya­cak mı sizce?

2019’u bek­le­me­yin,yoksa bir daha 2017 gel­me­yecek,2023’e bile bek­le­me­ye ta­ham­mül­le­ri kal­ma­dı artık,

2019 çok geç olmuş ola­cak,

HA­BA­RENİZ OLA…

Pazartesi, 08 Mayıs 2017 13:51

DOĞRU ÇIKTI !..

DOĞRU ÇIKTI !..

Bazı gerçekler, tarih önünde ortaya çıkar ve gerçekleşir,

Sonuç olarak o gün kabullenilmeyen,hatta hedef olarak görülen düşünceler aklanır,

Bunlardan birisi de benim bir zamanlar yani Y-CHP nin son GENEL SEÇİMLERDE yaptığı  bir gizli görüşme sonucu  Yönetimin aldığı kararlardı,

Ne demiştim o dönemde,

Sayın Kılıçdaroğlu’nun  ABD Büyük elçiliğine arka kapıdan kimsenin haberi olmaksızın gizlice girerek yaptığı gizli görüşmeniz neydi, diye sormuştum,

Sayın Genel Başkan,gizlice neyi görüştünüz büyük elçilik  yetkilileri ile diye ,

Tık ses çıkmamıştı,

Ama,eylem olarak her şey ayan beyan ortadaydı,

Seçim öncesi yapılan bu görüşmede ABD isteği  yani emperyalistlerin isteği olan bazı kimselerin Aday gösterilmesi hatta liste başı kontenjan yapılması  olduğuydu,

Mesela,

Sayın Selin Saya Böke,

Mehmet Bekaroğlu,

Enis Berber,

Selinay Doğan, gibi…

Kimse itibar etmemişti.

Ya şimdi,gerçekler gün ışığında, , tahminim doğrulandı

Sormuştum sayın genel başkana bu köşemden,

Bu Partinin neresine oturtuyorsunuz sayın Selin Saya Böke’ye diye,

Sayın genel  başkan da kanıtlamıştı, Genel Başkan yardımcısı ve parti sözcüsü yapmakla.

Sayın Böke ne yapmıştı en son ,

ABD Büyük Elçisi ile görüşerek Partideki görevlerinden istifa etmk olmuştu,

Sayın Böke’yi  dürüst tavrından dolayı kutluyorum,

Çünkü, Proje de olsa  etkili ve yetkili kimselerden  görevinden ayrılma iznini almasından dolayı,

Demek ki bizler haklıydık,

Parti içinde kontenjandan gelerek, gerek vekilliğe,gerekse parti yönetimlerine girenler birer proje ürünüdür,

Gerçek Partililer değildir,

Hizmetkarlardır,

Kime mi?

Elbet, onları oraya taşıyanlara hizmetkarlıktır.

Ne partiye,ne halka,ne de Türkiye Cumhuriyeti Devletine,

Sayın Kılıçdaroğlu da bir proje ürünüdür, kaç seçim kaybetmiş bir liderdir,

Daha ne beklenir bilemiyoruz ama tahmin ettiğimiz ise   ağalarının izin vermesini beklemektedir,

Bence CHP tabanı sayın partili olduklarından hiç şüphemin olmadığı sayın Kurultay delegesi  arkadaşlarım  sabrınız daha nereye kadardır,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün tüm eserlerinin yok edilmesini seyirci olmaya devam mı diyeceksiniz,

Laiklik çöpe atıldı ama bari Cumhuriyetimiz yıkılmadan,

Devletimizin yönetim biçimi  Anadolu İslam Cumhuriyeti olmadan

Önce partimiz,sonra da Devletimiz ve Cumhuriyetimizin kurtuluşu bu PROJE  yönetimlerinden kurtulmaktan geçtiğini görelim artık.

Ayan beyan her şey gün ışığı altında, açıkça ortada iken daha nereye kadar bekleyeceksiniz,

Partiyi el koyma vakti geldi de geçiyor bile,

Partimizin başına  Gerçek Altı ok ilkelerini hayata geçirecek,

Kemalist Lider ve kadrosuna teslim etmeniz bekleniyor sizlerden,

Halkında beklentisi bu yönde,

Özellikle Halkçı,Kemalist bir yönetimi iktidara taşıyacak kadroları teslim edin partimizi,

Kemalist bir iktidara partimizi taşıyacak kadroları seçmeniz beklenir sizden.

Belki de kurtuluşumuz olacaktır bu kurultay.

Yarın çok geç olmuş olmayacak mı sizce?

2019’u beklemeyin,yoksa bir daha 2017  gelmeyecek,2023’e bile beklemeye tahammülleri kalmadı artık,

2019 çok geç olmuş olacak,

HABARENİZ OLA…

 

Çarşamba, 03 Mayıs 2017 08:36

CHP’NİN ROTASI BELLİ…

CHP’NİN  ROTASI  BELLİ…

Bu ülkenin  kuruluş ideolojisi KEMALİZM’ dir,

Bu ideolojiden sapıldığı an ülke ROTASINDAN çıkar,

Kazalar ,kazalar…

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün vefatına kadar tam rotada yürüyen Devlet hiç toslamadan yoluna  devam etmiş,hemde tam hızla.

Ülkenin ideolojisi tam bağımsızlık olduğu için  bağımsızlar gurubuyla hareket eden,karşılıklı menfaat ilişkileri içinde barış içinde Devletler arası ilişkiler sürdürülmüş,

Mustafa Kemal hiçbir Devletin kapısına gitmemiş,

Ama,

Hep onun ayağına gelinerek işbirlikleri geliştirilmiştir.

Ülkenin bağımsızlığı özellikle komşu ülkelerle karşılıklı iyi niyet ilişkileri içinde götürülmüştür.

Ne zaman Demokrasi adına çok partili  demokratik  hayata geçişimizle birlikte verilen tavizler,ödünler sonrası ülke göbekten emperyalizme bağımlı kılınmış,

Devletin Bağımsızlığı ,

Milletin özgürlüğü  tehlikeye sokulmuştur.

İktidarı ele geçirenler  Devletin Rejimi Parlamenter Demokrasi sistemi olsa dahi Sözde Demokraside  bırakılmıştır,

Gelişen olaylar içerisinde iktidarı elinin altından kaçıran CHP arayışlar içinde KEMALİZM’ den uzaklaştıkça çıkmaza girilmiş,

Önce ortanın solu, Demokratik sol ve en sonunda da Sosyal Demokrasi denilerek birde  başına yeni eklenerek Y-CHP  yapılmış,

Ama, gelinen nokta ortada.

Bu nedenledir ki Siyasi hayatımızdaki siyasi partiler içersinde sadece geçmişinden gelen gelenek ve ideolojisi nedeni ile sadece CHP ile mümkündür  Kemalizm.

Ancak CHP’nin öncelikle ideolojisini gözden geçirmesi gerekmektedir,

Yönetim kadroları ile,Tüzük tekrar yeniden ele alınmalı Kemalist ideoloji öncelikle TÜZÜKLEŞTİRİLMELİ ve bu tüzüğe hayata geçirecek Kadrolar göreve getirmelidir.

Ne acıdır ki  daha şimdiden anti demokratik uygulamalar başlatılmış,

Parti içi demokrasisi yerine baskı,disiplin gibi durumlar “Hz. Ali’nin kılıcı gibi” havalarda uçurulmaya başlanılmıştır.

Artık şu bilinmelidir,

Bu Partiye getirildiği noktadan sorumlu olanlara dur bakalım denmeli,

Eski  yöneticiler koltuklarını bırakmalı,

Söz konusu vatan olunca, koltuk ne anlam taşır ki,

Sayın genel başkan,

Bu partinin üyelerine,

Tıpış tıpışın hesabını vermeli, istikşafı  görüşmelerin hesabını vermeli ve de ABD Büyük elçiliğine arka kapıdan girerek kimseye haber vermeden neler görüştüğünün,ne tavizler veya ne emirler aldığının hesabını vermelidir.Başarısızlıklarının hesabını vermelidir.

Sonra da kendi isteği ile genel başkanlık koltuğunu bırakmalıdır.

Sayın Baykal da artık Ağabeylik görevini yapmalıdır,

Önce Parti yönetimi Kemalistlerden oluşmalı,Ağızlarından hiçbir zaman ben sosyal demokratım  sözünü duymadığım ama hep Kemalistlikleri  ile gündeme gelen sayın Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal gibi isimlere görev verilmelidir.

CHP tabanı bütün bu uyarıları dikkate almalıdır.

Program ve tüzük Kemalist ideolojiye göre düzenlenmeli,

Yani ALTI OK İLKELERİ HAYATA GEÇİRİLMELİDİR.

Hiç zaman kaybedilmeden bu yapılmalı,

Baskın bir erken seçim gündeme her an gelebilir…

 

Salı, 02 Mayıs 2017 11:18

ROTA BELLİ…

ROTA BELLİ…

Türkiye’nin  Rotası belli,

KEMALİZM…

Dış politikası  “Yurtta Barış,Dünyada Barış”,

Ekonomisi ise  “ ÜRETİM EKONOMİSİ”

Ticareti “ Ahlaklı”

Yönetim anlayışı  “Milli irade’nin emrinde yaşamak.

Sanayi ve Ticaret “Milli Burjuvazi” yani yerli sermaye…

Bütün bunların temeli ALTI OK’ da saklı

Kim uygular,

Altı oku  savunanlar,

Yani Özü ‘de sözü de KEMALİZM OLAN yada olması gereken CHP.

O halde CHP artık bırakmalı Y-CHP’liliği,

Aslan Sosyal Demokratlığı,

Üretim ekonomisini de yabancı sermaye ile değil  Yerli Sermaye, “Milli Burjuvazi”

Devlet desteği ile gerçekleştirme,

Bakınız Mustafa Kemal ATATÜRK o kısacık ömründe ve daracık kadroları ile nasıl becerdi bu işleri,

Öncelikle Milletine güvendi ve Milli iradenin  desteğini alarak ve onları ikna ederek,

Öncelikle  Devlet imkanlarını kendisine, çevresine  talan ettirmeden,

Varsa Milletine verdi ve armağan etti,

Bakınız yukarıda kısacık ömründe demiştim,

Evet  kısacık ömründe ,

Cumhuriyet 1923 de kuruldu,

ATATÜRK 1938 de gözlerini yumdu,

Hesabımızı yapalım, 1938-1923 =15 sene

Neler yaptı bu 15 senede,neler…

Bu gün talan edilen ekonominin ve sanayinin temelini o dönemde atarak,

Basma Fabrikalarını,

Sümerbank yatırımlarını,

Taş kömürü, Demir çelik tesislerini,

Barajları, “Gerek sulama, gerekse elektrik üretimi”,

Tarıma  örnek Çiftlikleri,

Özel sektör “Milli burjuvazi” destekleyerek  uçak fabrikasını,

Şeker fabrikalarını,

Eğitimde Aydınlanma devrimini gerçekleştiren Köy enstitülerinin ilk temeli olan EĞİTMEN  yetiştirme okullarını, daha sonrasında KÖY ENSTİTÜLERİNİ,

Daha,daha,

Hatırladıklarım bunlar,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu günlere bu felsefeyi takip eden siyasi iktidarların sayesinde  gelinmiştir.

Ya bu gün,

Tüketildik,yok satıyor artık Türkiye Cumhuriyeti devleti, Satılacak nem  kaldı şarkısı söyletiyorlar.

Laik Cumhuriyet’inde  sonuna getirmeye çalışıldığı bu günlerde,

Parlamento devre dışı,

Devlet Parlamento ile değil, KHK’larla ve tek bir kişinin emir ve direktifleri ile yönetilmekte,

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adının da “Anadolu İslam Cumhuriyeti” olmadan,

Bir avuç bırakılmaya çalışılan Anadolu topraklarının elden çıkarılmadan bu Devletin temelini atan Kemalizm’e ilke edinmiş bir CHP’yi kurtaralım ve yaşatalım ki ülkemiz ve Milletimiz kurtulsun.,

Kemalist bir yönetim ve kadrolar artık görev başı yapmalıdır,

Türkiye’nin de  ,CHP’nin de rotası KEMALİZM’ dir.

Ey CHP’liyim diyen değerli arkadaşlarım,

Milli benliğimize dönme zamanı geldi geçti bile,herkes elini taşın altına koymalı ve birilerinin görevlendirmesi ile değil,

Kavgaysa, kavga,

Dövüşmek ise dövüşerek,

Partimizi sahip çıkarak,Azgın kapitalizmin dişlerinin arasında, saldırgan EMPERYALİST’ lerin  saldırılarına rağmen KEMALİST’ leri  göreve getirelim,

Yoksa Laik Cumhuriyetimizin  sonunun  getirilmesine  ramak kaldı,

Kurtuluşumuz KEMALİZM’ dedir…

 

Pazartesi, 01 Mayıs 2017 07:54

17 NİSAN NİSAN­LAR…

17 NİSAN NİSAN­LAR…

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­nin ta­ri­hin­de iki tane 17 Nisan var­dır,

Bi­ri­si Ay­dın­lan­ma­nın ışı­ğı­nı saçan Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin Ku­ru­lu­şu,

Bir di­ğe­ri de 17 Nisan 2017 ya­şa­dı­ğı­mız YSK ka­yır­ma­sı ile Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Dev­le­ti­nin re­ji­mi­nin de­ğiş­ti­ril­me­si şoku.

Ya­pı­lan re­fe­ran­dum so­nuç­la­rı­nın şa­ibe­li bir şekil açık­la­na­rak Par­la­men­ter De­mok­ra­si­ye in­di­ri­len bir sivil darbe.

Bi­ri­si Or­ta­çağ ka­ran­lı­ğın­dan bir Mil­le­tin kur­tu­lu­şu olan 17 NİSAN Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ku­ru­lu­şu,

Di­ğe­ri ise Ay­dın­lan­mış ve ay­dın­lan­ma­mın devem et­ti­ril­me­si mü­ca­de­le­si­ni darbe vuran sivil dar­be­nin ya­şan­dı­ğı gün.

Biz bu gün­ler­de Çağ­daş dün­ya­nın bir par­ça­sı olmak için Ay­dın­lan­ma IŞI­ĞI­NI yakan KÖY ENSTİTÜLERİNİN ku­ru­luş yıl dö­nü­mü­nü kut­la­ma­ya ha­zır­la­nır­ken ka­ran­lı­ğa giden yolu açan Sivil Dar­be­nin şo­ku­nu ya­şa­mak­ta­yız.

Te­me­li 1935’ lerde atı­lan ay­dın­lan­ma ha­re­ke­ti­nin 1939 yı­lın­da Ka­nu­nu çı­kar­tı­la­rak yasal KÖY ENSTİTÜLERİ ku­ru­lu­şu ta­mam­lan­mış­tır.

Cum­hu­ri­yet Hü­kü­met­le­ri­nin gel­miş geç­miş en çağ­daş dünya ile bü­tün­leş­miş gö­rüş­le­ri ile ta­nı­nan HASAN ALİ YÜCEL’ in Milli Eği­tim ba­kan­lı­ğı dö­ne­min­de öğ­ret­men okul­la­rı genel Mü­dür­lü­ğü­ne ge­ti­ri­len İsmail Hakkı TON­GUÇ’ un çetin mü­ca­de­le­le­ri so­nu­cun­da kı­sa­cık öm­rü­ne rağ­men Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ye­tiş­tir­di­ği Cum­hu­ri­yet öğ­ret­men­le­ri sa­ye­sin­de ülke bu gün­le­re ge­ti­ril­miş­tir.

Ben şah­sen ilk okul bir­le­şik sı­nıf­lar­da ilk okulu okmuş biri ola­rak 4-5 sı­nıf­la­rı­nı böyle bir öğ­ret­me­nin elin­de oku­mak­la şans­lı ki­şi­ler­den bi­ri­si oldum.

On­la­rın ver­di­ği temel eği­ti­mim sa­ye­sin­de el be­ce­ri­le­ri­mi,okuma sev­da­mı ve resim ko­nu­sun­da ye­tiş­me­mi on­la­ra borç­lu­yum.

O okul­lar ne büyük bir şans­sız­lık­tır ki 1946 da ka­pa­tıl­ma ka­ra­rı­na kar­şın yavaş, yavaş yok edil­me­ye ve ar­ka­sın­dan ge­liş­ti­ri­len Öğ­ret­men okul­la­rı ve son­ra­sın­da­ki Eği­tim Ens­ti­tü­le­ri hiç­bir zaman Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ye­ri­ni tu­ta­ma­mış­tır.

Eğer 1940 da ku­ru­lan KÖY ENSTİTÜLERİ en azın­dan 1960 yıl­la­ra kadar devam et­ti­ri­le­bi­lin­sey­di bu gün içine düş­tü­ğü­müz çık­maz­da ol­maz­dık,

Nasıl ki Sanat’ı sanat için değil de top­lum için is­ti­yor­sak,

Eği­ti­mi de Üre­tim için,tek­no­lo­ji için,ARG’ nin ya­şa­tı­la­ca­ğı ve Tek­no­lo­ji­ye açık bir üre­tim - eği­tim iliş­ki­le­ri için­de ya­şa­ta­bil­sey­dik İmren­di­ği­miz Av­ru­pa bizi im­re­nip gıpta ile ba­ka­cak­tı.

Bu kadar yer altı ve yer üstü doğal zen­gin­li­ği­miz ve kül­tü­rel mi­ra­sı­mız için dünya dev­le­ri ara­sın­da ye­ri­miz ola­cak­tı,

Ne yazık ki,

Bizim kendi ya­rat­tı­ğı­mız kendi fe­odal bey­le­ri­miz­den olu­şan o dönem Mec­li­si­miz­de­ki Me­bus­la­rın ya­ban­cı ser­ma­ye­nin bas­kı­la­rı ile ço­ğal­mış­lar, Ge­liş­mek­te olan Ka­pi­ta­liz­min em­per­ya­list amaç­la­rı­na hiz­met­kar olun­muş­tur,

So­nuç­ta kendi Mec­li­si­miz eliy­le dün­ya­nın gıpta ile bak­tı­ğı Ay­dın­lan­ma yu­va­la­rı­mız birer, birer dev­le­ti­mi­zi yönet hü­kü­met­ler­ce bo­ğaz­lan­mış­tır.

Kur­tu­lu­şu­muz, eli­miz­de çok yönlü ör­ne­ği bu­lu­nan Ay­dın­lan­ma yu­va­la­rı­nın tek­rar ben­zer­le­ri ku­ru­la­rak Üre­tim için Eği­tim, Çağ­daş eği­tim yu­va­la­rıy­la müm­kün­dür.

Yoksa si­ya­si bo­ğuş­ma­lar artık bo­ğaz­lan­ma se­vi­ye­si­ne gi­re­rek Laik Cum­hu­ri­ye­ti­mi­ze veda ede­ce­ğiz.

Hedef 2023 der­ken belki yarın,belki de ya­rın­dan da yakın ola­bi­lir…