20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

Cumartesi, 29 Nisan 2017 07:39

17 NİSAN NİSAN­LAR…

17 NİSAN NİSAN­LAR…

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­nin ta­ri­hin­de iki tane 17 Nisan var­dır,

Bi­ri­si Ay­dın­lan­ma­nın ışı­ğı­nı saçan Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin Ku­ru­lu­şu,

Bir di­ğe­ri de 17 Nisan 2017 ya­şa­dı­ğı­mız YSK ka­yır­ma­sı ile Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Dev­le­ti­nin re­ji­mi­nin de­ğiş­ti­ril­me­si şoku.

Ya­pı­lan re­fe­ran­dum so­nuç­la­rı­nın şa­ibe­li bir şekil açık­la­na­rak Par­la­men­ter De­mok­ra­si­ye in­di­ri­len bir sivil darbe.

Bi­ri­si Or­ta­çağ ka­ran­lı­ğın­dan bir Mil­le­tin kur­tu­lu­şu olan 17 NİSAN Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ku­ru­lu­şu,

Di­ğe­ri ise Ay­dın­lan­mış ve ay­dın­lan­ma­mın devem et­ti­ril­me­si mü­ca­de­le­si­ni darbe vuran sivil dar­be­nin ya­şan­dı­ğı gün.

Biz bu gün­ler­de Çağ­daş dün­ya­nın bir par­ça­sı olmak için Ay­dın­lan­ma IŞI­ĞI­NI yakan KÖY ENSTİTÜLERİNİN ku­ru­luş yıl dö­nü­mü­nü kut­la­ma­ya ha­zır­la­nır­ken ka­ran­lı­ğa giden yolu açan Sivil Dar­be­nin şo­ku­nu ya­şa­mak­ta­yız.

Te­me­li 1935’ lerde atı­lan ay­dın­lan­ma ha­re­ke­ti­nin 1939 yı­lın­da Ka­nu­nu çı­kar­tı­la­rak yasal KÖY ENSTİTÜLERİ ku­ru­lu­şu ta­mam­lan­mış­tır.

Cum­hu­ri­yet Hü­kü­met­le­ri­nin gel­miş geç­miş en çağ­daş dünya ile bü­tün­leş­miş gö­rüş­le­ri ile ta­nı­nan HASAN ALİ YÜCEL’ in Milli Eği­tim ba­kan­lı­ğı dö­ne­min­de öğ­ret­men okul­la­rı genel Mü­dür­lü­ğü­ne ge­ti­ri­len İsmail Hakkı TON­GUÇ’ un çetin mü­ca­de­le­le­ri so­nu­cun­da kı­sa­cık öm­rü­ne rağ­men Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ye­tiş­tir­di­ği Cum­hu­ri­yet öğ­ret­men­le­ri sa­ye­sin­de ülke bu gün­le­re ge­ti­ril­miş­tir.

Ben şah­sen ilk okul bir­le­şik sı­nıf­lar­da ilk okulu okmuş biri ola­rak 4-5 sı­nıf­la­rı­nı böyle bir öğ­ret­me­nin elin­de oku­mak­la şans­lı ki­şi­ler­den bi­ri­si oldum.

On­la­rın ver­di­ği temel eği­ti­mim sa­ye­sin­de el be­ce­ri­le­ri­mi,okuma sev­da­mı ve resim ko­nu­sun­da ye­tiş­me­mi on­la­ra borç­lu­yum.

O okul­lar ne büyük bir şans­sız­lık­tır ki 1946 da ka­pa­tıl­ma ka­ra­rı­na kar­şın yavaş, yavaş yok edil­me­ye ve ar­ka­sın­dan ge­liş­ti­ri­len Öğ­ret­men okul­la­rı ve son­ra­sın­da­ki Eği­tim Ens­ti­tü­le­ri hiç­bir zaman Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin ye­ri­ni tu­ta­ma­mış­tır.

Eğer 1940 da ku­ru­lan KÖY ENSTİTÜLERİ en azın­dan 1960 yıl­la­ra kadar devam et­ti­ri­le­bi­lin­sey­di bu gün içine düş­tü­ğü­müz çık­maz­da ol­maz­dık,

Nasıl ki Sanat’ı sanat için değil de top­lum için is­ti­yor­sak,

Eği­ti­mi de Üre­tim için,tek­no­lo­ji için,ARG’ nin ya­şa­tı­la­ca­ğı ve Tek­no­lo­ji­ye açık bir üre­tim - eği­tim iliş­ki­le­ri için­de ya­şa­ta­bil­sey­dik İmren­di­ği­miz Av­ru­pa bizi im­re­nip gıpta ile ba­ka­cak­tı.

Bu kadar yer altı ve yer üstü doğal zen­gin­li­ği­miz ve kül­tü­rel mi­ra­sı­mız için dünya dev­le­ri ara­sın­da ye­ri­miz ola­cak­tı,

Ne yazık ki,

Bizim kendi ya­rat­tı­ğı­mız kendi fe­odal bey­le­ri­miz­den olu­şan o dönem Mec­li­si­miz­de­ki Me­bus­la­rın ya­ban­cı ser­ma­ye­nin bas­kı­la­rı ile ço­ğal­mış­lar, Ge­liş­mek­te olan Ka­pi­ta­liz­min em­per­ya­list amaç­la­rı­na hiz­met­kar olun­muş­tur,

So­nuç­ta kendi Mec­li­si­miz eliy­le dün­ya­nın gıpta ile bak­tı­ğı Ay­dın­lan­ma yu­va­la­rı­mız birer, birer dev­le­ti­mi­zi yönet hü­kü­met­ler­ce bo­ğaz­lan­mış­tır.

Kur­tu­lu­şu­muz, eli­miz­de çok yönlü ör­ne­ği bu­lu­nan Ay­dın­lan­ma yu­va­la­rı­nın tek­rar ben­zer­le­ri ku­ru­la­rak Üre­tim için Eği­tim, Çağ­daş eği­tim yu­va­la­rıy­la müm­kün­dür.

Yoksa si­ya­si bo­ğuş­ma­lar artık bo­ğaz­lan­ma se­vi­ye­si­ne gi­re­rek Laik Cum­hu­ri­ye­ti­mi­ze veda ede­ce­ğiz.

Hedef 2023 der­ken belki yarın,belki de ya­rın­dan da yakın ola­bi­lir…

Çarşamba, 26 Nisan 2017 12:12

RAMAK KALDI…

RAMAK   KALDI…

 

Bu gün 26 Nisan,

Mayıs ayının girmesine ramak kaldı,

Sabahın serinliğine kapılmayın sakın, günün sıcaklığı neredeyse 30 dereceye varmak üzere,

Artık  sabah yürüyüşlerinde sahilde gördüğümüz Martıların yerine insanlar yer almaya başladı,

Koca kış günlerinde sayımız beş’i geçmiyordu,  sabah  yürüyüşlerimizde,

Şimdilerde artık yolumuzda dostlarımızı görmekten mutluluğumuzu sormayın,

Sağlıklı bir şekilde tekrar görüşmeler ne kadar mutluluk verici,

Daha henüz tamamı gelmedi belki ama,

Azar, azar çoğalmaya başlamamız güzel.

Güzel olmayanları yazmak için oturdum klavyemin başına,

Hani içinizden bazılarınız şunu söyleyebilir,

Hocam,sen zaten hep muhalefetsin dediğinizi duyuyorum,

Ne yapayım, güzel şeyleri görmeyi,duymayı herkes isterde ah şu eleştirileri yazanlar olmasa nasıl olacak o güzel şeyler,

Kanser hücreleri gibi sarmış tüm ruhunuzu şu RANT sarmalı,

Bu sarmalın içinden eleştirilerimiz de olmasa nasıl kurtulacağız.

Bakın insanlarımız yavaş, yavaş  Akbük’ümüze gelmeye başladı,

Plajlarımızda hareketlenmeler yavaş da olsa artık  yerlerini almaya başladı

Ancak Belediyemizin yapacağı temizlik çalışmaları ufukta gözükmemekte,

Bakınız AKBÜK batı yıldızındaki  Zübeyde hanım parkı hizmete hazırlandı,

Ama yanı başındaki BATI YILIDIZI plajı ellerini havaya açmış yalvarıyor her gün,

Bu plaj ve  sağlıklı yürüyüş yolumuz bu Parktan geçmekte,

Buraya sayın Belediye yöneticilerimize kaç kez rica etmemize rağmen hala bir el atılmadı,

Ben şahsen bizzat Belediyeye gittim başkanı bulamayınca  Özel Kalemdeki yetkili emekli öğretmen arkadaşa ricamı ilettim  kendimin de emekli öğretmen olduğumu  söyleyerek,

Mahalle belediye temsilcimize de söyledim,

Referandum öncesinde Başkanın kendisine  bizzat söyledim,

Hala bir el atan yok Plaja ve Yürüyüş yolumuza,

Akbük körfezi S.O.S vermekte,

Deniz dibinin ne kadar pis olduğunu bilmeyen yok,

Deniz dibinin ne kadar bulanık olduğunu çıplak gözle görebiliyorsunuz,

Yakında körfezde canlı bulmak bile zorlanacağını söyleyenler var,

Akbük’ün  Kanalizasyon sorununu  gündeme alıp  biran önce hayata geçirmek gerekli,

Yoksa  Körfezi temizlemek bile yıllar alacağı gibi Parasal çözüm Büyük Şehir Belediyesinin boyunu da aşabilir

Tıpkı İzmir Körfezi gibi, İstanbul Haliç gibi…

CHP’li belediyeler arasında koordinasyon bozukluğunun nedenini anlamıyorum.

Böyle mi halka hizmet verilecek anlamakta zorlanıyorum,Halka da anlatmakta…

CHP’li Belediyelerimizi  AKP’ ye  kaptıracağımızı aklımıza getirmiyor muyuz  hiç?

Böyle giderse önümüzdeki seçimde nasıl zorlanacağımızı bildirmek isterim,

Bu işler elbet Demokrasiyi sahip çıkmak adına Demokrasiyi  savunan siyasetlere sahip çıkmaktır ama,

Hizmetten de geçtiğini unutmayalım…

Salı, 25 Nisan 2017 08:01

GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSINIZ !..

GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSINIZ !..

Evet,” Güneş  balçıkla sıvanmaz” sözümüzdeki gerçek neyse bu güne geldiğimiz noktada gerçekleri saklayamazsınız.

Merkez bankamızdaki 490 ton Altın rezervimizin 450 tonunun İngiltere rehinesi olması gerçeği niçin bu Milletin gündeminde değildir,

15 yılda ülkemizi getirdiği noktada AKP hükümetlerinin vereceği yanıtlar çok önemlidir,

Hatta ve hatta daha 16 Nisan referandumunda EVET için çırpınanlar, Sandıktan EVET çıkması konusunda her şeyin mubah sayıldığı ,Yüksek Seçim Kurulunu bile Kanunsuz  iş yaptırtmak adına neden böyle bir yola sapıldığını bizden yani HAYIRCILARDAN çok EVETÇİLERİMİZ sormak zorundadırlar.

İşte  bu 450 ton altınımızın İngiltere’ye niçin rehine verildiğini sormalarının yanında 15 yılda Tüketilen TÜRKİYE ekonomisinin getirildiği noktanın hesabı çok önemlidir.

İngiltere’ye 450 ton altının niçin rehine edildiğinin sebebi ise,

TÜRK Sanayisinin bitirilmesi,

Türk tarımının bitirilmesi,

Türk endüstrisinin   bitirilmesi,

Türk Turizminin bitirilmesi,

Türk Dış politikasının  bitirilmesi,

Ülkenin kanun ve hukukunun bitirilmesi,

Yargı bağımsızlığının askıya alınması,

TÜRK Demokrasisinin   tek adam yönetimine gayri resmi kanunsuzda olsa teslim edilmesi ki 16 Nisan referandumu ile yasal kılıfa sokulmaya çalışıldı.

Böyle bir ülkeye yatırım için yabancı sermaye niçin gelsin,

Devlet zaten yatırımdan eline eteğini çekmiş vaziyette,

Ha hakkını yemeyelim Devletin yatırım yapmadığını söylemekle,

Hükümet eliyle SARAYLAR yapıldı,

Külliyeler kuruldu,

Köprüler kuruldu,

Deniz altı tünelleri kuruldu,

Kim mi kurdu,

Devlet garantisi ile Özel sektörümüz,

Yani yandaş inşaat firmalarımız,genellikle yap işlet devret modeli ile,

Hazine garantili  yatırımlar,

Sonra da garantiler  tutmayınca  da DEVLETİMİZİN  Hazinesi,, vatandaşlarımızın alın terleri  tıkır, tıkır  yandaş yatırımcı sektörümüze aktarılma garantisiyle,

Finansman mı,Devlet ganartisi ile yabancı  bankalardan kredi,

Cari açıkmış,

Kurlarmış, vız gelir,

Ver hazinenin altınlarını rehineye,

Tıkır, tıkır işlesin iktidarın,saltanatı

Bütün bunların yanıtlarını dün “Yetmez ama evet “ diyenler,

Bu gün ise  Hayırcılar FETOCU;PKK’lı dır diyerek destek verenler,

Bütün bu soruları  İktidar saltanatı sürenlerin,

Hemen  yanıt vermeleri gerekmez mi?

Referandumdan önce gerçekleşen bu 450 ton altınımızın rehin edilmesi olayı HALKTAN saklanmış,gizlenmiştir,

Takke düşmüş,kel gözükmüştür,

Onlar da biliyordu “Güneş Balçıkla Sıvanamaz” dı…

 

Pazartesi, 24 Nisan 2017 10:44

TARİH YAZACAKTIR …

TARİH YAZACAKTIR …

Dün 23 Nisan’dı,

Yani T.B.M. Meclisi’ nin ilk açılışının yıldönümü,

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türk ve Dünya Çocuklarının Bayramı olarak ilan ettiği ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINININ  yıl dönüm kutlaması yapıldı,

Gerçeği bu,

Ama içeriği böyle değil,

Ulus egemenliğinin padişahtan yani tek adamdan alınıp Milletin vekillerinin oluşturduğu Millet Meclisine devredilmesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920 de açılışının yıl dönümü kutlamalarıdır.

Devletin ve Milletin iradesinin tek adam idaresinden Milletin iradesine devredilmesidir.

Dün yaşanan kutlama da böyle bir Meclis açılışının 97.Yılının kutlamalarıdır.

Bu kutlamalara bir çok gölge düşürülmüş ancak yinede kutlanması engellenememiştir.

Ne acıdır ki böyle bir durumun tersi bir hafta öncesinde de hile ve kanun tanımazlıkla yine Milet’ten alınıp tek adamlığa devredilmesi yaşanmıştır.

AKP iktidarı boyunca her Milli Bayramlarımızın kutlanması Sancılı olmuş,bu sancılı kutlamalardan biri de dün yaşanmıştır.

1920’ de Açılan Yüce Meclisin ilk Başkanı Milletvekillerinin oy birliği ile seçtikleri Meclis başkanlığı koltuğuna ilk olarak Mustafa Kemal Paşa oturmuştur.

İşte o koltuk hep Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün manevi şahsında oluşan o saygınlık içinde oraya oturanlarca layık olunmaya çalışılmıştır,ta ki düne kadar.

O Makamda oturan sayın Meclis başkanı İsmail Kahraman, İsmini bile anmak kendisine zul olsa gerek ki Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün adının anılması yerine  o zevat demiştir.

İşte bu noktada bir şeyi de hatırlatmak isterim.

Dünkü Meclis oturumu özel olmuş ve 23 Nisanı anma töreni için yapılmış ve açılışta  geleneksel olarak  büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının manevi huzurunda saygı duruşu ve istiklal marşımızın söylenmesinden sonra Meclis Başkanınca yapılan açılış konuşması ile oturum açılmış olurdu.

Tüm uyarılara rağmen ne saygı duruşu yapılmış,ne de Mustafa Kemal adı söylenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca bu durum tespitini tarih sayfalarına kazınmıştır, tarihe mal olacaktır, tarih de bu günü unutmayacaktır.

Türk Milleti olarak ki onların dil sözlüğünde “ Türk Milleti  kavramı yok ama bizim var”, Türk Milleti olarak soruyoruz,

Nedir sizin bu Mustafa Kemal ATATÜRK düşmanlığınız,

Özellikle ATATÜRK’ten,

Zaman,zaman Mustafa Kemal ismini sözcükleriniz arasında duyuyoruz, ama ATATÜRK’ ü hiç duymuyoruz,özellikle söylememe inadınıza anlamış da değiliz.

ATATÜRK, Mustafa Kemal’in soyadıdır  ve soy ad kanuna göre TÜRK’ün atası anlamında bu soyadı TÜRK Milleti tarafından ATASINA  verilmiştir,

Sormak gerek, ATATÜRK kelimesine niye bu kadar karşısınız,neden kullanmaktan kaçıyorsunuz?

1-Mustafa Kemal’e yakıştıramadığınız için midir?

2-TÜRK kelimesine karşı olduğunuz için midir?

3-ATATÜRK  kelimesi Laik Cumhuriyetle özdeşleştiği için midir?

Bu soruların yanıtlarını  TÜRK  Milleti olarak öğrenmek istiyoruz,

Zaten sizi tarih önünde bu millet bir gün anlayacak ve yargılayacaktır, tarihin tozlu sayfaları arasında kalmayacaktır bütün bunlar,

Bir gün elbet, mutlaka…

 

Cumartesi, 22 Nisan 2017 16:48

EŞEK ADASI KİMİN ?..

EŞEK ADASI KİMİN ?..

Değerli okurlarım,2004 yılından bu yana işgal altındaki EŞEK adasının yanında daha niceleri işgal edilmiş,

Kiliseler  yapılmış, Papazlar  görevlendirilmiş, Askeri güçler yerleştirilmiş,

Yani Komşunun işgaliyle burnumuzun dibine kadar silahlandırılmış adalarımız elimizin altından kayıp gitmiş.

Sayın ÜMİT YALIM’ da olmasa  kimsenin haberi bile olmadan yıllar geçip gidecekmiş.

İyide ÜMİT bey ilgilendi de gün yüzüne çıktı bu işgaller,

Sonuç ne oldu,

Koskocaman bir hiç.

Koskocaman dediğimiz bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti  karşısında İstanbul kadar bir küçük  devlet tarafından işgal  edilen ADALARIMIZ niçi sahip çıkılmıyor,

Hükümet kanadından tık yok,

Ana Muhalefet kanadından da cılız sesler,

Milliyetçiliği kimselere kaptırmayan yavru muhalefetin ise sesi soluğu çıkmaz zaten böyle bir Milli davada,

Çeşitli söylemlere göre AB üyeliği için Yunanistan’ın vetosuna karşı, karşı çıkmasına karşı Türkiye’nin adalarımızın işgaline göz yumulmuş,hatta daha da öteye Kıbrıs gözden çıkarılmıştır.

İyi de Ey Hükümet bu tavizi verdin mi, vermedin mi?

Verdin ise ne oldu AB rüyası,

Neredeyse  seyahatini bile izin vermeyi gözden geçiren AB ülkeleri sözlerini tutmadılar ise sen niye susuyorsun,

Korkundan mı,

Koltuğundan olmaman için mi  suskunluğun, göz yummuşluğun.

16 Nisan’daki Referandum tezgahını ile boğuşan Türkiye, meşguliyeti fırsat bilenler bakın ne yapmışlar o gün,

Yunan Savunma bakanı  TÜRK Hava Sahasını  çiğneyer,hatta yazılanrlara göre Küfürler savurarak EŞEK adasına iniyor,

Askeri törenle karşılanan Bakan,

Kuzu çevirmesi yemeğe gelmiş,

Müzikler eşliğinde eğlenmiştir.

Şimdi buradan sormak gerekmez mi?

Bu ada AYDIN ili sınırları içinde olduğuna göre,

Aydın ilimizin İktidar Milletvekilleri,

Muhalefet Millet vekilleri ya sizler Kuzu çevirmesinin kokularını da mı duymadınız Didim’den,Kuşadası’ndan,

Hatta AYDIN ilimizden.

Sayın AKP Milletvekilleri ,Sayın CHP Milletvekilleri, Sayın MHP Milletvekili bari ilinizin sınırları içindeki işgal edilmiş EŞEK adasını sahip çıkmak adına birlikte olun ve Vatan toprağını sahip çıkın,

Adam sınırlarınızı kevgire çevirmiş,üstelik hava sahamızı tanımadığı gibi küfürler ederek uyarıları takmamı  adaya inmiştir.

Böyle mi yurt savunması yapıyorsunuz vekillerimiz olarak,

Didim ve Kuşadası  ilçelerimizin Yerel yönetimleri,Siyasi parti örgütleri,Sivil Toplum örgütleri sizler de mi bu kadar duyarsız oldunuz,

Sizler nasıl sahip çıkmazsınız sınırlarınız içindeki topraklarımızı.Bence bu konu siyasi parti ,yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri biran önce  bir araya gelmeli ve Hükümete harekete geçirmek üzere baskıcı olmak zorunda  olduğunu ortaya koymalıdır.

Bu ülkenin milli  birliği, misakı milli sınırlarının savunulması sadece VATAN partisinin görevi midir?

**************

Buradan Didim Belediyesi yönetimine de bir uyarım olacak,

Sayın yönetim AKBÜK Mahallesi sahipsiz kalmış vaziyette,Müstakil ve Site içindeki evlere ait HAVUZLARIN içi bakımsız ve ilacsız sularla dolu.

SİVRİ SİNEKLERİN üremesi mevsimi olmalı ki,Havuzlar birer sinek yuvası,

Daha şimdiden sivrisineklerle birlikte  yaşamaya başladık,

ÇEVRE ilaçlaması yapan  belediye görevlilerine uyarmamıza rağmen adamcağızlar da ne yapsınlar ki tüm havuzlar bakımsız ve korumasız.Atılan ilaçlar ayda bir,sineğe üç-beş gün etkiliyor.Ötesinde havuzlar birer  üreme merkezi.

Lütfen Belediye yetkilileri bu sorunu bir el atın…Havuzların bakımı ve temizliğinin sorumluları hakkında gerekeni yapın…

“ 23 Nisan  ULUSAL EĞEMENLİK VE ÇOÇUK  bayramı  ÜLKEMİN VE  tüm  dünya çocuklarına kutlu olsun…”

 

Cuma, 21 Nisan 2017 12:32

NASIL BİR RUHTUR !..

NASIL BİR RUHTUR !..

İnsanın aldatılması,

Hep aldatılması nasıl bir ruh hali yaratır bilemiyorum,

Ancak çok kötü bir ruh hali olacağını tahmin edebiliyorum.

Hele, hele  sadece kendini etkileyecek bir aldatılma olsa ne ala,

Ya başkalarının da yaşamını etkileyecek,

Hele, hele koca bir Devleti etkileyecek,

Koskocaman bir Milleti etkileyecek bir aldatılma nasıl bir travma yaratır düşünmek bile istemiyorum,

Ya bizde ruh kalmadı ,

Ya da ruhumuz kalmadı.

Ruhun bedenden çıkması halini düşünmek istemiyorum.

Ülkemizi yönetenlerce yapılan açıklamalardan anlaşılıyor ki yöneticilerimiz hep aldatılıyor, dolayısı ile  Milletimiz yani Devletimiz hep aldatılıyor.

Millet olarak ne kadar etkilendiğimizi merak da etmiyor değilim,

Ülkemin bilim adamlarına göreve çağırıyorum,

Toplum bilimcileri,

Ruh bilimcilerini, psikoloğlarını,

Pisikatrislerini göreve çağırıyorum,

Bu milletin ruh halini lütfen bir incelemeye alınız ve sonucu da bilimsel kurallar içinde hiçbir etki ve baskı altında kalmadan açıklayınız,

Bu Milletin ya ruh hali kalmadı,

Ya da Millet olma özelliği…

Dün sabah TV ekranında alt yazı geçiyordu,gözüme takıldı,

Sayın Cumhurbaşkanı El Cezire Televizyonuna mülakat vermiş ve orada yazılanlara göre “ …sayın OBAMA’ nın  PKK;PYD;YPG örgütleri ile ilgili verdiği sözlerden bahsederek OBAMA bizi kandırdı..” diyor.

Kandırmayan kaldı mı ki diye de içimden sormak geldi,

Ülkemizi 15 yıldır yöneten iktidarı ve iktidarın başındakileri kimler kandırmadı ki.

Kandıran kandırana.

Şöyle bir beyin süzgecinizden geçirin bakalım,

Yapılan açıklamaları,verilen mülakatları,demeçleri,açıklamaları.

En son YSK başkanı da kandırdı bu Milleti,

Kanun ne diyor,

Sayın YSK başkanı ne diyor,

Yani ülkemizin mevcut Anayasasına göre kanunları TBMM çıkartıyor yasama görevi gereğince,en üst kanun yapıcı makam,

Ama kanunu dinleyen kim,

Kim kimi kandırırsa.

Ama bu Millet yine kandırıldı,

Yine kandırılmaya hazır.

Onun için bu Milletin Ruh halini,

Toplumun Ruh hali mutlaka bir toplum bilimci,Ruh bilimcisi olan   bilim gurupları tarafından tarafsızca incelenmeli ve önlem alınmalıdır.

Yoksa ne ruh kalacak,ne de HUZUR…

 

Çarşamba, 19 Nisan 2017 15:22

İŞTE İTİRAZIMIZ BUYDU!..

İŞTE İTİRAZIMIZ BUYDU!..

İtirazımız, Parlamenter Demokrasinin  rafa kaldırılıp Tek adam yönetimineydi,

Onun için HAYIR’ ın başındaydık,

İtirazımız haklı çıktı,

Tek adam yönetimi işte bu,

Çok kolayca etkileyebilinecek, ekilebilinecek bir sistem,

Hani dilim varmıyor söylemeye ama,

Satın alınmak, etkilemek, baskı kurulmak, korkutmak, v.s.

Güney doğuda  Ağalık yönetimi hala devam ederken, Ağayı ele geçirdin mi iş tamam,

Ağanının adamı muhtarı ele geçirdin mi,iş tamam,

Gitme güney doğuya,

Her tarafta etkin ve yetkin kimlikleri  satın aldın mı,

Baskı altına aldın mı,

Her neyse bir şekilde ele geçirdin mi iş tamam,

Al sana Milli irade,

Tek adam Demokrasisi işte bu.

Türkiye’nin dikkatini çekti mi bilmem, Güneydoğu Anadolu bölgemizde  Harran ovasından adını alan bir yerleşkede bir tane bile Hayır çıkmaması,

Bilmem sizin dikkatinizi çekti mi?

Hiç mi Cumhuriyetin nimetlerinden faydalanan bir zat-ı muhterem yoktu burada ki tüm sandıktan  EVET  çıkmış,

Kim nasıl ele geçirilmiştir bilmem,

Ama bildiğim tek şey var ki etkili ve yetkili tek kişiyi ele geçirmek kolay ve işi bitirmek  bu demek olsa gerek.

İşte bu örnekleme  ortaya çıkartıyor  yani bizlerin yani “Hayır” guruplarının haklılığı ortaya çıkmış oluyor.

Bizlerin bu örnekleme bile haklılığımızı  ortaya koyuyor,

Bunun içindir  ülkemin Rejiminin değiştirilip Tek adam yönetimine geçilmesine karşı çıkışımız,

2010 referandumu ile ele geçirilen yargının bizi getirdiği nokta ortada,

Kanunları yargıçlar uygulamaz,

Bu ülkeyi yönettiklerini söyleyenler uymaz ise,

Bu ülke nasıl yönetilecektir şimdi anladınız mı?

Daha dün  Feto yargıçlarının Yargıyı ne hale getirdiklerini tüm ülkemin insanları gördü ,

Bunu EVETCİ kardeşlerimiz de gördü,

Biz hayırcılar bu yapılanmaya karşı çıktığımızda BİAT kültürlü kardeşlerimiz yine bize  vesayetçilikle suçlamışlar ve karşı çıkmışlardı,

Ne oldu 15 temmuz gerçeği keşke olmasaydı da bizleri haklı çıkarmasaydık,

Yarın ülkem işgal edildiğinde,ya da Diktatörlükle yönetildiğinde,

Yani Tek adam yönetimi teslim alındığında bizler yine haklı çıkacağız biz bunu görüyoruz ve biliyoruz,

Ama gerçekler çok acı bir şekilde bu ülkede yaşanmakta ve yaşanmaya da devam edilmekte,

Evet’ çi kardeşim,

Yargı ve hukuk bir gün sana da lazım olacak,

Demokrasi senin içinde geçerli,

Bırak artık şu BİATÇILIĞI da Demokrasini sahip çık,

Hukuka saygılı ol,

Yargı bağımsızlığı sana da lazım,

Yaşananlar acı gerçeği gözler önüne sermekte,

Yarın yaşanacakların göstergesidir bütün bunlar,

Demokrasi hepimiz için gerekli,

Hukuk hepimiz için geçerli,

Minareyi çalmayı kafaya koymuşlar kılıfını da hazırlayıp ortaya öyle çıkarlar,

Boşuna mı söylendi, “ Atı alan üsküdarı çoktan geçti “ diye,

Sen hala hukuk, kardeşlik diye dur,

Bırak artık kibar feyzoluğu da kaybedeceklerini iyi düşün,

Vatandaş görevini yaptı, sandığını sahip çıktı ,

 

Sende OYLARINI sahip çık vatandaşın kadar…

Salı, 18 Nisan 2017 12:49

MUSMUTLU BİR TÜRKİYE !..

MUSMUTLU  BİR  TÜRKİYE !..

Bir sancılı dönemi yine sancıları ile birlikte geride bırakarak yürümeye devam etmek için ayaklarımızın üzerinde durmaya çalışıyoruz.

Ülkemin güzel insanları,

Vefakar insanları,

Cefakar insanları

Tüm olumsuzlukları göğüs gererek,

Tüm zorlukları bir, bir atlatarak,

Emin olmayan adımları ile ilerlemeye çabalayarak

Mutlu olmaya çalışması, en azından mutluluğunu gösterebilmek adına gülümsemeye çalışmaktadır.

Ne bekliyordu,

Ne oldu.

Mutlu yarınlara emin adımlarla ilerlemek, ileriye  gitmek isterken

Şu an ne olacakları yaşamaya  devam ediyor.

En sonunda Milli iradeyi aşamadıklarını görünce de Hülleli ve hileli  bir yarışı bitirmeye karar verildi ve başarıldı mı?

YOKSA,  başarıldığı gösterilmeye mi çalışılıyor anlamış değiliz.

Hayır Cephesinden cılız bir ses,

Kibar feyzo misali…

Öte yandan “Atı alan üsküdarı geçti” misalinden  alaylı  ima.

Hani EVET Çıkacak, terör bitecek ti, Terörden yine Şehit haberleri ile yankılandı Seçim sandıkları,

Evet çıkarsa  Ekonomi takla atacaktı,

Döviz tavan yapmaya devam…

EVET çıkarsa dünya barışına katkı sunulacak,

BOP eş başkanlığı  bildirisi yayınlanacaktı,

EVET çıkınca Komşuluk ilişkilerimiz ayyuka çıkacaktı,

Çıkacaktı,olacaktı,varacaktı, ..tı,… tı, …tı…

Artık başarıldı

Tek adam yönetimi  kazandı,

Milli irade tecelli ettirildi,

Ülkemin güzel insanları artık MUSMUTLU.

 

Mutlu ol ey TÜRKİYEM…

Perşembe, 13 Nisan 2017 07:38

17’ SİNDE HEP BİRLİKTEYİZ…

17’ SİNDE HEP BİRLİKTEYİZ…

16 Nisanda oylanması yapılacak olan Anayasa değişikliğinin yapılmasına  dört “4 “ gün kaldı,

Hayır’lı  tercihleri ile TÜR(K Milletine kurulan tuzak  oyununa TÜRK Milleti bozacaktır,

Daha doğrusu hayırlısı ile atlatılacaktır.

Kim ne yaparsa yapsın,

Toplumu kim germeye çalışırsa çalışsın,

Sağ duyu galip gelecektir,

TÜRK Milleti kazanacaktır.

Eğer HAYIR  % 50 üzerinde çıkarsa Demokrasimiz kazanacak,Parlamenter Demokrasiye devam edeceğiz,

Eğer Evet  % 50 üzerinde çıkarsa Anayasamız büyük bir kısmı değişmiş olacak hatta ilk dört madde dışındaki tüm maddeleri değişmiş olacak,hatta Anayasacılara göre ilk dört madde bile bir başka madde değişikliği ile  etkisi ve yetkisini yitirmiş olacaktır iddiası vardır.

Ülkemizin  94 yıllık sistemimiz yani parlamenter sistemimiz değişmiş olacak,

Uzun, uzun yazdık çizdik, neler değişecek aşağı yukarı milletimiz  biliyor sanırım.

Ancak bu Cumhuriyetin temeli atılırken öyle kolayca atılmadı,

Büyük mücadele verilerek sistem kuruldu,

Bu Demokratik Parlamenter sistemden Tek adam yönetim sistemine geçiş öyle kolay olmayacaktır.

Hatta bazı evet’ ci teorisyenlerce itiraf gibi açıklamalar gelmeye başladı,

Bu sistemi birkaç  sene deneriz, başaramazsak geriye dönüş yaparız demeye başladılar,

Beyler bu işler çocuk oyuncağı değildir,

Burada  bir Rejim değişikliği yapıyorsunuz,

İktidar değişimi sağlayacak seçim yapmıyorsunuz.

Bunu söylemek bile popilizm’den öteye bir şey değildir.

Belki de Pabucun pahalılığın gördüğü için yumuşatma çabalarıdır diye de düşünüyorum.

Ancak  sayın Cumhurbaşkanının  pek sayın danışmanlarının ve de AKP yöneticilerinin yaptıkları açıklamalar öyle yutulur açıklamalar değildir.

Resmen ve alenen Ülkenin Uniter yapısının paramparça edileceği açıklamalardır.

Bunu yalanlayan bir açıklamada da gelmiyor EVET Cenahından.

Hatta Başbakanın açıklamaları bir yerde yapılan danışman açıklamalarını teyit eder biçimde.

Her şeye rağmen bu referandumda  yani 17 NİSAN’ da evet de çıksa, Hayır’da çıksa biz millet olarak TÜRK Milletiyiz,

Yani milliyetimiz değişmeyeceğine göre bizi birbirimize karşı kışkırtmaya çalışanlara karşı uyanık olup birbirimizi sarılmayı başarmalıyız,

Ülkemizin  ve Milletimiz birlik ve bütünlüğüne karşı yapılacak her eylem ve saldırıya karşı tek vücut olup karşı koymalıyız.

Bu gün bizi yöneten veya yönetmeye çalışan  bu Değişiklikleri çok isteyip de kazanmak için her şeyi göze alan sayın Cumhurbaşkanı yerine yarın bir başkası aday olurda yada aday yapılırsa “1999 da  kurtarıcı gönderilen Kemal Derviş misali” gökten zembille indiriliverirse geriye dönüşü yapabilecek miyiz,

Yani bizi yönetecek   tek adamı birileri seçtirirse ne olacak hiç düşündünüz mü?

Daha bunun gibi birçok senaryoyu yazabiliriz.

Buradan sesleniyorum,

Eğer parlamenter sistemdeki gibi bizi yönetecek  siyasi iktidarı, milletvekillerini ve Başbakanı seçmek işi olsaydı iyi kardeşim,sen  partine oy verme hakkın var istediğini seçebilirsin derdik,

Bu bir seçim değil ki!..

Bu bir Rejim değişikliği,

Bu bir sistem değişikliği,

Burada ne Başbakanı,

Ne Cumhurbaşkanını seçmiyoruz,

Burada Rejimi tercih ediyoruz,

Hem de geriye dönüşü olmayan bir REJİM seçimini oylayacağız.

Bunun için Dikkat et kardeşim diyorum,

Evet  ile geleceğini ipotek etme,

HAYIR’ la  tüm Milletinin,ülkenin geleceğini kurtar…

 

Çarşamba, 12 Nisan 2017 12:44

KEL GÖZÜKTÜ !..

KEL GÖZÜKTÜ !..

“ Görünen köye kılavuz gerekmez’ i”  aştık artık KEL GÖZÜKTÜ.

16 Nisan’da yapılacak ANAYASA  DEĞİŞİKLİĞİ Referandumu için can hışla çalışmalar yapılmakta,

Hayır ve Evet gurupları olarak sürdürülen çalışmalara,

Evet  cephesi Devlet imkanlarını her türlüsünü kullananlar,

Başta sayın Cumhurbaşkanı,diğer tarafta Sayın Başbakan ve Bakanları ve de yetmedi AKP örgütünün tam tamına hepsi ve bürokrasisi ile birlikte tam gaz,

Hayır Cephesi ise cılız bir kampanya, kendi imkanları ile çalışan  ancak kocaman yürekleri ile Parlamenter Demokrasiyi,Cumhuriyet Sistemini savunanlar,

Emekli maaşları ile karınca kaderince sesinin çıkabildiği kadarı ile yapılan çalışmalar.

Ama Vatandaş en büyük kampanyayı yapmakta,

İzliyoruz ve dinliyoruz,

Tek adam sistemi mi, Cumhuriyet sistemi mi diye sorulan sorulara vatandaşın verdiği yanıtlar elbet HAYIR, cılızda olsa tek tük evet sesleri.

Demek ki en büyük kampanya  vatandaşın kampanyası,

Ben Halkım,

Ben Cumhuriyet  sistemini savunan TÜRK Milletiyim yanıtlarını verenler kazanacak,

Çünkü o HALK.

Tek adam sistemine geçit vermeyecek gibi gözükmekte.

Buna gözlemleyenler  ne yaparlarsa yapsınlar, hangi imkanları kullanırlarsa kullansınlar,

Türk Kelimesini kullanmayanlara ŞAMAR gibi cevabını vermekte,

HAYIRDA Hayır vardır diye.

Benim anlamadığım  ve anlatmaya çalıştığım şu ki,

Bu gün 1982 Anayasası yürürlükte,

Bu Anayasa üzerine yemin etmiş Devleti yönetenler,

Bu Anayasa’ ya görev yapan CUMHURİYETİN  savcıları ve de yargıçları,

Niçin bu Anayasa’ ya göre size verilen görevlerinizi yapmamanız,

Bu anayasal Devlet Sistemini yıkmaya çalıştıklarını açık açığa ilan edenlere karşı görev niçin yapılmaz,

Devletin Bölünmez bütünlüğünü, Milletin birlik ve beraberliğini  korumakla ve de Anayasal Düzeni korumakla görevlerini niçin hatırlamazlar,

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarının söyledikleri,AKP’li Belediye başkanlarının söyledikleri resmen ve alenen  bu Anayasa güvencesi altındaki Devletin Parlamenter Demokrasisini yıkmaya yönelik söylem ve eylemleri suç oluşturmuyor da ne suç oluşturuyor,

Bağışlayın Merakım da tam bu noktadadır.

Bu Devlet, sayın Cumhurbaşkanının ve AKP yönetimlerinin Devleti midir?

Bu Devletin Adı TÜRKİYE Cumhuriyeti Devletidir,

Devleti oluşturan halkın adı da TÜRK Milletidir.

Bunu söylemeyenlere karşı,buna karşı koyanlar ne amaçlamaktadırlar merak da etmiyor musunuz sayın Cumhuriyetimiz savcıları?

Bu Devlet bu kadar mı teslim alınmış vaziyette,

O zaman niye bunca çabalar,bunca harcamalar,

Biz neyin referandumunu yapıyoruz ki,

Bir OHAL  Kararnamesi ile bu Anayasa askıya alınmıştır,

Yerine şu kararname ile açıklanan Anayasa geçerlidir deyiverin olsun bitsin,sonra dönün Halka bunun adı da Tek adam DEMOKRASİSİ’ dir  deyiverin.

Söylenenler, olanlar ve de yapılanların hepsi budur.

Kel göründü artık, başka bir şey aramaya bilmem gerek var mıdır?