23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

Cumartesi, 18 Mart 2017 07:46

18 MART DAHA DA ANLAMLI ŞİMDİ…

18 MART DAHA DA ANLAMLI ŞİMDİ…

18 Mart ÇANAKKALE ZAFERİ eskidende çok anlamlıydı, bu yıl bir başka anlamlıdır,

Neden?

Çanakkale Zaferi  Türk Bağımsızlık savaşının öncüsüdür,

Çanakkale Savaşı  Bağımsız  son TÜRK devletinin  kuruluş zaferidir,

Çanakkale Zaferi  Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeline konan ilk harçtır,

Eğer Çanakkale’yi geçselerdi  son TÜRK Devleti de kurulamazdı,

Bu gün yaşadığımız Cumhuriyetimizi kuramamış olaurduk.

Bu yüzden Çanakkale  Zaferi ile ÇANAKKALE’ ye  geçemeyenler yoktan var edilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasını engel olamamışlar,TÜRK Bağımsızlık zaferini engelleyememişlerdir.

Bu gün niye anlamlıdır,

Çünkü ne olduğu belli olan, artık kendilerinin de saklayamadıkları  Laik TÜRKİYE Cumhuriyeti rejiminin sonlandırma  mücadelesi  olan bu ucube sistemi dayattıkları günlerde ÇANAKKALE ZAFERİ  bir başka anlamlıdır.

Türk Milleti;

Sana dayatılan bu ucube  tanımlı sisteme şöyle önüne koy ve incele,

Sana ne getiriyor,

Senden ne götürüyor.

Kararını o zaman daha kolay verirsin.

Bende sizden birisi olarak ne getirip getirmediğini önüme koydum,

Ve dedim ki:

Getirdiği şuymuş,

Güçlü Türkiye olacakmışız,

İyi de birader yeni mi aklınıza geldi,15 yıldır iş başındaydınız,

Ülkenin Yer altı ve yer üstü tüm zenginliklerini Babanızın malı yok ederken güçlü TÜRKİYE değil miydi,

95 yıllık  birikimi bir çırpıda yok pahasına ortadan kaldırırken Güç kaybettirdiğinizi hiç mi görmediniz,

Yani yine mi KANDIRILDINIZ,

Efendim neymiş,

TBM Meclisi çabuk karar almalarına engelmiş, güç yokmuş ellerinde,

Yapmayın,

Güldürmeyin insanı,

Sizi engel olmak ne mümkündü ,

Mecliste iki Can simidi Muhalefeti kendiniz yarattınız,

Diğer  ayrılıkçı muhalefeti de kendi çıkarınıza göre hep şekillendirdiniz,

Hangi kararı alamadınız,

Hatta 2010 referandumunda bile yarattığınız “Yetmez ama Evet” çilerinizle tüm yargıyı ortağınız FETO ile ele geçirip Hem Savcı,Hem Yargıç oldunuz,

Size kim engel olabildi.

Bütün bunlar biz halkın kaybettikleridir.

Bunlar yetmedi size şimdi daha da istiyorsunuz,

Şimdi de Şerefli Gazi Meclisimizi yetkisiz ve etkisiz hale getirip,

Denetimsiz bir YÜRÜTME,

Tam teslim alınmış bir yargı

Ve

Her sabah kalktığımızda yeni Başkanlık kararnameleri ile kalan azıcıklarımızı da elimizden almak istiyorsunuz,

Hatta bütün bunlar yetmiyor,

Aile iktidarını kurmak izin  16 NİSAN’ da bizleri kandırarak son hamlenizi yapmak istiyorsunuz.

Bunu bizden istemeyiniz,

Biz Millet olarak EĞEMENLİĞİMİZİ çok düşkün bir Milletiz,

ÇANAKKALEYİ geçilmez yapan EĞEMENLİĞİMİZE düşkünlüğümüzdür.

Nasıl Çanakkale de geçit vermediysek  16 Nisan’da da geçit vermeyeceğiz,

Özgürlük ve Bağımsızlık TÜRK Milletinin karakterinde vardır

Ne egemenliğimizi, Ne Özgürlüğümüzü ve de ne Bağımsızlığımız veremeyiz…

 

1950-1960 YILLARI ARASINI  HATIRLARMISINIZ ?..

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1950-1960 yılları arasındaki siyasi yaşamı bizim yaş gurubumuz pek hatırlamaz yaşımız gereği,

Gerek büyüklerimizden duyduklarımız,gerekse kaynaklardan okuduğumuz kadarı ile  bu ülkede Partili Cumhurbaşkanlığı yaşanmıştır,

Hemen itiraz edenleri duyuyorum,

O dönemde Cumhurbaşkanı Celal Bayar Partili değildi,

Öyle mi?

Demokrat partiyi  rahmetli Menderes kimlerle kurdu,içlerinde Celal Bayar yok muydu,

O dönemde Anayasa maddesi izin vermiyordu da istifa etmişti,

Tıpkı İsmet İnönü gibi.

Partili Cumhurbaşkanlığı  sistemi o gündür bu gündür böyle uygulanmıştır.

Parti genel Başkanlığından Cumhurbaşkanı seçilmişler dahi  mümkün olduğunca o tarafsızlık ilkesini sadık kalmaya çalışmışlardır.

Tıpkı  ÖZAL gibi, Demirel gibi, Abdullah    Gül  gibi.

Gerçi Özal Cumhurbaşkanı  olduktan sonra  istifa etmesine rağmen Partisine çok müdahale etmiş ama partisine çok zarar vermiştir.

Abdullah Gül ise Partisine müdahale etmemiştir ama Partisinin yani hükümetinin NOTERİ gibi çalışmış, önüne her gelen kanunu  imzalamıştır.

Gelelim 50-60 arası partisiz ama taraf Cumhurbaşkanlığını kullanan Celal Bayar ve Menderes ikilisi ülkeyi nereye getirmiştir,

Darbeye kadar,

Milli irade temsilcileri olan Meclis eliyle denetlenmesine rağmen Çoğunluğunu kullanarak  ülkede halkı birbirlerini düşürmüş,

Halkın gittiği Kahvehaneleri bile ayrıştırarak Milleti ikiye bölmüşlerdir,

Kurdurduğu VATAN CEPHESİ  ile OCAK BAŞXKANLIKLARI eliyle kendilerini devletin yerine koyarak Valileri, Kaymakamları,Mahkemelerin bağımsız yargıçlarını  hazır olda durdurmuşlardır.

Köylerdeki, mahallelerdeki vatan cephesi üyesi OCAK başkanları  Emniyet müdürlerini,Jandarma komutanlarını ayaklarına getirtmişler ve emrettiklerini yerine getirtmişlerdir.

Aynı duruma getirilmek  için Partili Cumhurbaşkanlığı ile oluşacak Başkanlık  sistemi “Cumhurbaşkanlığı sisteminde” Parti örgütlerinin başkanları, temsilcileri birer ocak başkanı olacak ve kendilerinden olmayanların vay haline.

Demokrat Parti dönemini yaşayan bu Milletin genç nüfusu bunu bilmez belki,

Ama 50-60 dönemlerini yaşayanlar,bilenler  o dönemde yaşananları bu millete anlatmaları gerekmektedir.

Şu anda bile sayın Cumhurbaşkanına böyle bir yetki vermeyen mevcut Anayasaya göre Tarafsızlık üzerine de yemin eden Cumhurbaşkanı acaba tarafsız mıdır?

Yoksa AKP genel başkanı yetkisini ve de  Devletin tüm imkanlarını kullanarak  Rekabetsiz bir Referandum süreci mi yaşamakta  bu ülkeyi bir düşünün.

Ya sizden bu referandumda yetki de alırsa varın siz düşünün  ülkenin haline,

Tıpkı şimdi olduğu gibi bir KHK ile yapılanlar gibi her sabah kalkmışsınız,aklınızın bile alamayacağı kararları görünce gözlerimiz fal taşı gibi açılacak ama, NAFİLE…

Bu millet neler yaşayacak,nelerle karşılaşacak,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti  yeryüzünde kalacak mıdır? hep birlikte yaşayacağız,

Acı da olsa bu gerçek yakındır…

 

Perşembe, 16 Mart 2017 07:51

NİYET MESELESİ !..

NİYET MESELESİ !..

İnsan oğluna mahsustur, NİYET.

Bir şeyi yapmak ayrı bir şey, yapmaya niyet etmek ayrı bir şeydir.

Niyet bu nedenle önemlidir,

Yapmak istediğini o an başaramayabilirsin ama niyetinde var ise,bir fırsatını kollar,en sonunda gereğini yaparsın.

İşte bu nedenle niyet etmek önemlidir,

Niyet edersin, zaman ve mekan uygun değildir,vaaz geçmiş gibi yapar fırsat kollarsın,

Ya da eline geçirdiğin en  müsait anında bindirirsin gerçekleştirirsin,

Önemli olan hep niyet etmektir.

Bunların niyeti  Gazi Mustafa Kemal  ATATÜRK  ve silah arkadaşlarının  kurduğu LAİK Cumhuriyeti yıkmak,

ATATÜRK’ ü tarih sayfalarından silmek,

Hatırlanabilecek en küçük  “ki hiç de öyle küçük bir eseri yoktur,” ortadan kaldırmaktır.

Niyetleri budur,

Ta ki Mustafa Kemal ATATÜRK fani olarak gözlerini yumduğu andan itibaren,

Hep fırsatları kollamışlardır,

En küçük fırsatları değerlendirmişler,hiç atlamamışlardır,

Mustafa Kemal ATATÜRK’ den sonra göreve gelenlerin her tavizlerini en ince ayrıntısına kadar değerlendirmişler,

50’lili yıllarda fırsatları  sonuna kadar değerlendirmişler, 60’ lı yıllarda da kollanmışlar, 70’ li yıllarda yoklama çekilmiş ancak 1980 darbesiyle tam fırsat yaratılmışken,

Özal eliyle başlanmış, ancak  örgütlü halk muhalefetini aşamamışlardır.

90’ lı yıllardaki aşındırmalarla Milenyumda  niyetleri gerçekleştirme yılları olmuş, Emperyalizm bu fırsatı hiç kaçırır mı?

Tamda istedikleri ortam,

Örgütsüzleştirme,

Krizler,

Ve Terör bitirilmiş gibi yapılıp halkın  tamam denmesi beklenmiş,

2010 referandumu ile  bir el ense çekilmiş,

Sonuçta başarılacak gibi gözükmesi üzerine  işbirlikçiler görev almış,

Haydi,yürü kim tutar seni dercesine kolları sıvanmışlardır.

Ve yaşanan günlere gelinmiştir.

Ama unutulan bir gerçeği unutmuşlardır.

O da bu Milletin mayası  KEMALİZM  olduğudur, yani gazi Mustafa Kemal ATATÜRK sevdasıdır,

Eserlerini sahip çıkanları unutanları hatırlatırcasına sert bir KAYA gibi suratlarının tam ortasında hissettirmeye başlanınca,felekleri şaşmıştır.

Bütün çırpınışlar tamda bundandır.

Bu millete  ne yaparsanız yapın o Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK sevgisinden vaaz geçiremezsiniz,

TÜRK Milleti ATA’ sının çizdiği yoldan, Laik Cumhuriyet sevdasından vaaz geçiremezsiniz,

Çünkü TÜRK Milletinin  bu sevdası ASİL kanında mevcuttur...

 

Çarşamba, 15 Mart 2017 08:02

NİÇİN HAYIR DİYORUZ !..

NİÇİN HAYIR DİYORUZ !..

Bir hukukçu kardeşimiz oturmuş,çalışmış,

Niçin hayır dememiz gerektiğini kısaca şekillendirmiş

Ve Milletimizin bilgisine sunulması için  yayınlamıştır.

İşte bende  bu köşemden bu çalışmayı  yayınlamayı  uygun gördüm ve sizlerle paylaşıyorum.

Yeni Anayasa değişikliği ile getirilen yenilikler şöyle,

Getirilmek istenen değişiklikte Millet iradesi  denen TBM  Meclisi sistemi yerine Cumhurbaşkanlığı sisteminde,

YASAMA:

1-Cumhurbaşkanı Partisinin genel başkanı olacak,Milletvekillerini kendisi seçecek.

2- Cumhurbaşkanı  Meclisi fesih edebilecek,

3- Cumhurbaşkanı Devletin yıllık bütçesini hazırlayacak,

4-Cumhurbaşkanı ,çıkardığı Kararnameler ile Kanun alanlarını daraltacak,

5- Cumhurbaşkanı  Kanunları veto edebilecek,

DEVLETİ YAPILANDIRACAK:

1-Kamu kurum ve kuruluşlarını kuracak,

2-Kamu Tüzel kişilerini kuracak ve yetki verecek,

3-Bölgesel  idare yapıları kurabilecek,

ULUSLAR ARASI İLİŞKİLERİ BELİRLEYECEK:

1-Cumhurbaşkanı uluslar arası antlaşmaları akdedecek,

2-Cumhurbaşkanı  Büyükelçileri atayacak ve görevden alabilecek,

YARGIYI ŞEKİLLENDİRECEK :

1-HSK başkanını atayacak,

2-HSK’nın üyelerinin  yarısından fazlası atayacak ve atatacak,

3-Anayasa Mahkemesinin  “AYM”  15 üyesinden 12 sini atayacak.

GENİŞ YETKİ ALANLARI :

1-Milli güvenlik politikalarını belirleyecek,

2-Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanlığını temsil edecektir.(Şu an TBMM adına temsil ediyor)

3- Türk Silahlı kuvvetlerini “TSK’ nın” kullanılmasına karar verecek,

4-OHAL ilanına karar verecek.

BÜRAKRASİYİ-DEVLETİ ŞEKİLLENDİRECEK :

1-Tüm üst düzey kurum yöneticilerini atayacak,

2-Atama  kriterlerini belirleyecek,

3-Eğitimi şekillendirecek “YÖK- REKTÖRLER”

4-Orduyu şekillendirecek.

Kısaca Cumhurbaşkanlığı sisteminde Cumhurbaşkanına verilen bu geniş yetkiler kısaltılmış olarak  böyle,

Ya detaylarına girer ve gerekçeleri yazmaya kalkarsak kimse de okumaz,Ama bu kadar bilgi bile beni HAYIR dememe gerekçedir.

Birde bu kadar yetkiyi alanın denetimi nedir diye sorarsanız,

O da şöyle,

DENETİM

1-Tüm bu yetkileri Cumhurbaşkanı  tek başına:Herhangi bir      denetim olmadan kullanacak,

2-Yargı denetimi daraltıldı, “sadece AYM.”

3-Danıştay’dan ön inceleme kalkıyor,

4-Tek denetim: 400 milletvekili  ile Yüce divan’a sevk / cezai suç durumunda.

5-Ömür boyu hukuki koruma,

6- Üç dönem seçilme imkanı (Madde 116)

 

Bu yetkileri  en hafifinden melake’lere bile verirsek  şeytanlaşmaya imkan vermiş olacağımız için  HAYIR  diyoruz…

AVRUPA KAPILARINDA  DÜN NEYDİK, YA BU GÜN !..

Osmanlı torunlarıyız diyenlere bir sorum olacak,

Dün ATA’ larımız Avrupa kapılarında  neydik bir düşünelim,

Viyana kapılarını, Budapeştelerde, Macaristanlarda,Avusturyalarda,hatta Almanya,Fransa  kapılarında ne mi yapıyorduk?

Elbet biliyorsunuzdur, bilmeyenlerde  bir zahmet öğreniversinler.

Ya şimdilerde neler yapıyoruz Avrupa kapılarında biliyor musunuz?

Bilmeyenleri söyleyeyim,

2002 başlarında  Oval ofislerden alınan, verilen tavizler  sonrasında ,

Brüksel’de

Viyanalarda,

Rotterdam’ da,

Paris’te,

Roma’da,

Berlin’de…

Bir yerlere tırmanış için aşındırmadığınız AVRUPA’DA kapı mı kalmıştı,

Çaldığınız kapılarda sizden neler karşılığında tadımlık verdiler, ne zaman unuttunuz,

Her seferinde alışkanlıklarınız kazanmayacaktır,

Elbet bir gün ters tepeceğini bilmeniz gerekirdi,

Ama ne çare.

Elin oğlu acımasızdır,

Düştün mü bir kere kaldırır, kaldırır çarpar yere,

Bir şey daha, “Etme bulma dünyası “ diye bir sözümüzü hatırlatmak isterim.

Hep pilav yedirmezler,

Arada birde çökelek peynire talim etmek gerek.

Hükümet,yani AKP iktidarı 2002 den ta bu günlere kadar  her dönem Mağduriyeti kullanarak geldi,

TÜRK MİLLETİNİN  milli duygularını çok iyi kullanarak,kendi çıkarlarına dönüştürmeyi iyi bildi.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok,15 Temmuz adice bir kalkışmaya bile kendi çıkarına dönüştürmeyi ne de güzel becerdi,

Mevcut Muhalefet kadroları sayesinde,

Mübarekler sanki birer KEFALLER.

Her oltaya atlamakta üzerlerine yok sanki,

Ülke içinde EVET oylarının HAYIR’ ları geçmediğini görenler,

Soluğu Gurbetçilerimizde almaya kalkınca ve bunu gören uyanık  Avrupa’ lılar da gelecekte neyle karşılaşacaklarını bildikleri için bu oyunu bozmaya çalıştılar.

Tabi ki TÜRK Milletinin tepkisiyle karşılaştılar,

Neden mi,

Tepki AKP’li de olsalar

Devletimizi Temsil eden T.Cumhuriyeti Devletinin Bakanları sıfatını taşıdıkları için

Ama yeter artık yeter,

Devletimin itibarını ayaklar altına  aldırmaya kimsenin hakkı olamaz,

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin geleceği ile oynamaya ve oynatmaya kimsenin hakkı da yoktur.

Bundan dolayı bu Olayları soğuk kanlı bakarak ve birilerini rant sağlatmadan hareket etmek zorundayız Millet olarak.

Buradan bir çift sözüm  de Muhalefet  liderini olacak,

AKP iktidarı ne zaman dara düşse sizden başka imdat diyen olmamıştır.

Tıpkı Yeni Kapıda olduğu gibi, şimdi de Avrupa ayak oyununda olduğu gibi.

Utanmadan AKP İzmir Millet vekili bu olaylar bize iki puan kazandırdı, Hollanda’ ya teşekkür borçluyuz diyebiliyor,

Bir başkası, bir  bakan ise bitti artık bitti,Avrupa defteri kapandı diyebiliyor.

Şimdi anladık mı sayın Muhalefet Lideri,

Yavru vatanın kahramanı Rahmetli DENKTAŞI  Türkiye’de  yani ANA  Vatanında  miting yapma iznini vermeyen sen olacaksın,

Yurt dışında Miting yapma yasağını  getiren kanunu sen çıkartacaksın,

Sonra da sonuçların  kötüye gittiğini görünce de  gavurun  memleketinde Bakanlarını gönderip hem de Devletimin imkanlarını kullandırarak Referandum çalışması yaptıracaksın,

Ey Muhalefet bunu da sen yutacaksın.

Bu ülkenin geldiği bu noktada yetti artık, iktidarı ile,muhalefeti ile

Yönetimlerindeki tüm  kadrolar gitmelidir artık gitmeli…

 

Pazar, 12 Mart 2017 21:46

AVRUPANIN ŞIMARIK ÇOCUĞU…

AVRUPANIN ŞIMARIK ÇOCUĞU…

20.Yüzyılın  daha başlarında Emperyalist dünyanın, kıta Avrupa’sının  şımarık çocuğu Yunanistan’dı,

21.Yüzyıldayız, yine  bu şımarık çocuk kıta Avrupa’sının  şımarık çocukluğunu devam ettirmekte.

Yani Yunanistan tarihin her döneminde bu görevini hep devam ettirmekte.

İster Demokrasisi ile,

İsterse Cuntasıyla,

İsterse Krallıkla yönetilsin,

Emperyalizmin maşaları hep görev başında olurlar,

Dün olduğu gibi,

Bu günde görev başındadır, yarında görev başında olacaklardır.

Ne  acıdır ki  20.Yüz yılın başında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın attığı tokattan ders almamış olmalılar ki yine  ülkemizin gerek siyasal, gerekse  ekonomik olarak güçsüzleştiği dönemleri kollamakta gecikmemektedirler, görev başındadırlar,

Yine saldırgan ve sömürgeci tavırlarını ortaya koyarak işgallerini sürdürebilmektedirler.

Tabi ki bu bizim masumiyetimizi gerektirmez.

Bizi bu durumlara getirenler,

Siyasal ve ekonomik olarak çöküşümüzü hazırlayanların hiç mi suçları yok,

Elbet bütün suç bu  duruma düşürenlerin, yani bizlerindir.

90’lı yıllarda  Tansu Çiller HÜKÜMETİNDE  girişilen “KARDAK KAYALIKLARI için” bir yoklama harekatında,  karşılarında Milli Mukavemeti görenler 2002 de   iktidarı ele geçirenlerin koltukları için verdikleri hangi tavizler olduğu yeni, yeni ortaya çıkmaktadır.

2004 yılından bu yana adım, adım  EGE DENİZİNİ   Yunan gölü haline getirme planı uygulamayı konulmuş,

İrili ufaklı, ada, adacık ve kayalık olmak üzere 157  TÜRK toprağı işgal edilerek kimine yerleşim,kimine askeri güç yerleştirilmiş,kendi sınırlarımız içinde bulunan bu topraklarımızı pasaportsuz girememe durumuna düşürülmüşüz.

TBMM  gündemine de taşınan bu işgal girişimleri  hükümet  tarafından SESSUZLUK  denircesine  sineye çekilmiş,

Bu işgal olaylarını ne TBMM el koyabilmiş,

Ne de TSK gündeme taşıyarak Milli güvenlik kuruluna taşıyabilmiştir,

Ne de Hükümet işi ciddiye alarak üzerine gidebilmiştir.

En son olarak Genelkurmay ve Kuvvet komutanları Bodrum karşısındaki KARDAK  kayalıklarına bir çıkartma yaparmış  gibi yaparak “Bir Bardak Suda Fırtına Koparmak” işini yapmışlardır.

Karşılığında geçen haftalarda da yine Bodrum’un karşısında hem de 4-5 mil mesafedeki  işgal altındaki KEÇİ ADASINA  Yunanistan Cumhurbaşkanı ziyaret edebilmiştir.(Basından)

Haklı olarak bende,

Didim’de yaşayan biri olarak, endişe içindeyim,

Hemen Didim’in dibindeki PANAYIR  adası ne zaman yunanlılar tarafından işgal edilecek diye de endişe ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, meydanlardan, kürsülerden yanı başımızdaki komşularımıza söylediğiniz,hatta dünya  güçlerine söylediğiniz ve EYYYYY diye başladığınız o söylemlerinizden YUNANİSTANA ‘ da ne zaman sesleneceksiniz,

Eyyyy, Yunanistan aklınızı başınıza alın,bakın bardağı taşırdınız,

Ayağınızı denk alın, gibi  söylemlerinizi ne zaman duyacağız,

İşte o zaman TÜRK Milleti olarak, milli birliğimiz sağlanıp yanınızda bulacaksınız Milletin birliğini,

Ne acıdır ki Muhalefet Parti liderlerine söylediğiniz o EYYY diye başlayan sözlerinizi de YUNANİSTAN  başbakanına,  Cumhurbaşkanına söyleminiz milletçe beklenmektedir ki belki şımarık çocuk aklını başına toplar.

Dünya da kafa tutmadığınız tek bir ülke kaldı,

O da batı komşumuz olan ve gerçekten bize ait olan ege adalarımızı işgal eden AVRUPANIN şımarık çocuğu YUNANİSTAN’ dır.

15 Temmuz’un hemen ertesinde yaşatılan Yeni Kapı ruhunu  bu Millet tekrar yaşatır size,

Yeter ki bu Milletten EGEMENLİĞİNİN  devrini istemeyin.

Seçimler, Referandumlar gelip geçecektir,

Baki olan TOPRAKLARIMIZ, VATANIMIZ, NAMUSUMUZ’ dur.

Kanla kazandığımız EGEMENLİĞİMİZDİR.

Bu Milletin egemenliğini Referandum ile  devretmesini istemeyi bırakın da,

Haklı davamızı ne zaman sahip çıkacaksınız…

 

Cumartesi, 11 Mart 2017 08:52

HAYIR DEMEK İÇİN -9-

HAYIR DEMEK İÇİN  -9-

MADDE  : 15

Teklifin 15. maddesine göre, kamu idareleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılacak.

Bütçe kanununa, bütçeyle ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacak. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, mali yılbaşından en az 75 gün önce TBMM'ye sunacak. Bütçe teklifi, Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Komisyonun 55 gün içinde kabul edeceği metin, Genel Kurulda görüşülecek ve mali yılbaşına kadar karara bağlanacak.

Madde : 16

Teklifin 16. maddesiyle, önerilen hükümet sistemine uyum için yeni düzenlemeler ile getirilen bazı kavramların nedeniyle anayasanın farklı maddelerinde bulunan bazı ibareler değiştiriliyor ya da metinden çıkarılıyor.

17. MADDE Bu madde uyarınca, TBMM'nin bir sonraki seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi, 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacak.

Seçimin yapılacağı güne kadar milletvekillerinin ve cumhurbaşkanının görevi devam edecek. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27'nci Yasama Dönemi Milletvekili Genel Seçimi, cumhurbaşkanı seçimiyle beraber yapılacak

MADDE 18.

Maddeye göre, "Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesileceğine" dair hükmün kaldırılması, değişikliğin yayımı tarihinde; mevcut anayasada Bakanlar Kurulu, sıkıyönetim, tasarı, kanun hükmünde kararname, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ibarelerinin kaldırılmasına dair değişiklikler de TBMM ve cumhurbaşkanı seçimleri sonucunda cumhurbaşkanının görevi başladığı tarihte yürürlüğe girecek

**********

15. maddesi ile de Ülkemizin yıllık geliri-giderini kapsayan Milli bütçenin hazırlanışı ne yazık ki bundan böyle Referandum onaylanırsa  TBMM meclisi yerine Cumhurbaşkanlığınca hazırlanacak ve onaylanması için Meclise  sunulacak.

Yani ülkemizin tüm yatırımları, Bölgesel kalkınma planları bundan böyle  Meclis Bütçe plan komisyonunca değil, Cumhurbaşkanlığının atadığı  atanmışlar tarafından  hazırlanıp uygulanacak.

Peki Seçim bölgelerine yapılması gerekli yatırımları Millet Vekilleri nasıl yatırım yaptırabilecekler.

Hangi vekil Cumhurbaşkanlığına, Atarmış Bakanlara ve Başkan yardımcılarına yakın ise onların sözü dinlenecek ama gerçekleşecek mi bilinmez.

Harcamalar da aynı şekilde Meclis denetimi olmaksızın yapılacak.

Gerçi şu anda Devletin bütçesi delik deşik,

Başbakanlığa ayrı örtülü ödenek,

Cumhurbaşkanlığına ayrı Örtülü ödenek, denetimsiz harcama.

İleride mutlaka göreceğiz ki Cumhurbaşkanlığının kullandığı örtülü ödenek mutlaka Başbakanın kullandığının kat ve kat üstünde olduğundur.

15 yıldır ülkenin  herhangi bir köşesinde ÜRETİME  DAYALI bir fabrika,tesisin kurulduğunu ben duymadım,bundan böyle de duymayacağımız gerçeği içinde TÜKETİM  toplumu olmaya teşvik edilemeye devam  edileceğiz.

95 yıldır tırnağımızla kazıyarak, yediğimiz içtiğimizden arttırarak  yarattığımız tüm değerlerimizin haraç mezat satılıp yerine yeni bir tesis kurulmadığı gerçeği içinde bu Anayasa değişikliği içinde bu madde ile de Bütçe denetimi ortadan kalktığı için sonumuzu varın siz düşünün.

Bu nedenle Ülkemiz, Çocuklarımız,yarınlarımız için

 

Geleceğimiz için  HAYIR’da  Hayır vardır diyerek  HAYIR  diyoruz…

Perşembe, 09 Mart 2017 20:07

HAYIR DEMEK İÇİN -8-

HAYIR DEMEK İÇİN  -8-

 

MADDE  : 13

Teklifin 13. maddesine göre, disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamayacak. Ancak savaş halinde asker kişilerin görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilecek.


MADDE : 14

Teklifin 14. maddesinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısında değişikliğe gidiliyor.

Maddeye göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun adı, Hakimler ve Savcılar Kurulu şeklinde değişecek. Kurulun üye sayısı 13, daire sayısı 2 olacak. Kurula Adalet Bakanı başkanlık edecek ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı da kurulun tabii üyesi olarak görev yapacak.

Kurulun 3 üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından, 1 üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hakim ve savcıları arasından cumhurbaşkanınca; 3 üyesi Yargıtay üyeleri, 1 üyesi Danıştay üyeleri, 3 üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından TBMM tarafından seçilecek.

Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması gerekecek.


Kurulun TBMM tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılacak. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyona gönderecek.

Komisyon, her bir üyelik için 3 adayı, üye tam sayısının 3'te 2 çoğunluğuyla belirleyecek. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu aranacak. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde her bir üyelik için en çok oyu alan 2 aday arasında ad çekme usulüyle aday belirleme işlemi tamamlanacak.

TBMM, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapacak. Birinci oylamada üye tam sayısının 3'te 2 çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu aranacak. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulüyle üye seçimi tamamlanacak.

Üyeler, 4 yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilecek.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki 30 gün içinde yapılacak. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan kurul üyeliğinin boşalması durumunda, bunu takip eden 30 gün içinde yeni üyelerin seçimi yapılacak.

************

Şimdi de bu maddelerle yeni Anayasa değişikliği neler getiriyor veya götürüyor,onu yorumlayıp bilgilendirme yapalım.

Madde 13’ün getirdiği  ve götürdüğü ise,Askeri mahkemelerin kaldırılması,

Yani askerler DİSİPLİN  suçları dışında yargılamaları sivil mahkemeler yapacak, ancak savaş durumunda Askeri mahkemeler kurulabilecek.Bu ne demektir biliyor musunuz?

Getirilen sistemle Yargı ne bağımsız,ne de tarafsız olacak,

Bir yerlerden gelen emirler yerine getirilecektir,yani yargıçların  atamaları  yapılan yerlerden gelen emirler yargıçların kılavuzu olacak,yargılama bir yerlerin istekleri doğrultusunda gerçekleşecektir.Tıpkı  Ergenekon, Balyoz davaları misalinde olduğu gibi.

Madde 14 de ise eskisinden farklı  sadece yükseği kaldırılıp Hakimler savcılar kurulu olacak,yapısal değişiklikte  daha da bağımlı hale getirilmiş olacak. 12 Eylül 2010 referandumunda yapılandırılan HSYK ile neleri gerçekleştirebildiklerini tüm Kamuoyu bilmekte hatta Dünya kamuoyu bilmektedir.İstediklerini yerine getirtemediklerini nasıl dama taşı gibi savurduklarını herkeslerin malumudur. Hakimler ve Savcılar, o dönemde birilerinin   özel kalem müdürleri gibi çalıştığını bilmeyen yoktur.Bırakalım üçünü birleri,beşini şurası, burası seçmesi  gibi sayısal  oyunları, hepsi birer göz boyamadan ibaret.Meclisi elle geçirilmiş,yönetimi tek kişiye teslim edilmiş bir Devletin yargısının bağımsız olacağını düşünmek ancak SAF DİLLİLİK’ tir.

Bunu çocuklar bile inanmaz.

Yani ha HSYK  olmuş ha  HSK olmuş, ne fark eder ki.

Referandum   onaylanırsa  Bağımsız Yargı rüyalarımızı süsler.

İşte bu nedendendir ki bu REFERANDUMDA ,Bağımsız yargı için,

Hukuk Devleti için, Laik Cumhuriyeti korumak ve kollamak için HAYIR  diyoruz…

 

Perşembe, 09 Mart 2017 08:02

HAYIR DEMEK İÇİN -7-

HAYIR DEMEK İÇİN -7-

Madde  : 11

Teklifin 11. maddesine göre, TBMM, üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu ile seçimlerin yenilenmesine karar verilebilecek. TBMM genel seçimi ile cumhurbaşkanı seçimi birlikte yapılacak. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde TBMM genel seçimi ile cumhurbaşkanı seçimi birlikte gerçekleştirilecek.

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabilecek.

Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam edecek. Bu şekilde seçilen Meclis ve cumhurbaşkanının görev süreleri de 5 yıl olacak.

Madde  :12

Teklifin 12. maddesine göre, cumhurbaşkanı; tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinin yanı sıra savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması; anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması; şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde olağanüstü hal (OHAL) ilan edebilecek.

Madde 11 göre ne kadar bir keyfilik  ortaya çıkmaktadır  görüyorsunuz değil mi,yani Mecliste öyle bir irade oluşacak ki Cumhurbaşkanı  (Devlet başkanlığı )

Seçiminin yenilenmesi durumunda Meclis seçiminin de yenilenmesi gerekmektedir Anayasa maddesi gereği.

Bunu hangi meclis karar verir,yani kendisini fesih kararı almayı hangi meclis karar verir ki.

Bakınız, aynı maddeyle yenilenen meclis ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde vekalet kullanılmıyor,gerek meclis,gerek Cumhurbaşkanı  “Devlet Başkanı” aynı yetkilerle görevini devam edebilmektedir.

Madde 12 de  yürütme Cumhurbaşkanlığı makamında “Devlet Başkanında” olacağı için belirtilen kararları alması zaten zorunluluktur.Bu sistemde Başbakanlık makamı ortadan kalkıp direk DEVLET BAŞKANI Sıfatı ile Yürütmeyi üstlenildiği için bu tip Tabi afet,Tehlikeli salgın hastalık, ağır yada hafif ekonomik bunalım,savaş ve Savaşı gerektirecek haller,Seferberlik ,ayaklanma ve gibi vs. sayılan hallerin yanında OHAL ilan edilmesi yetkisi verilmektedir.

Bu sistem gereğince zaten Yürütme ve Yasama yetkisi tekelleştiği için  başkaca bir şeyin düşünülmesi  elbet mümkün değildir.

Milletin Özgür iradesinin temsil edileceği Millet Meclisi yetkili olmadığı için bu referandumda bizden istenen  tercihi bu  değişikliğe HAYIR  diyoruz…

 

Perşembe, 09 Mart 2017 08:01

HAYIR DEMEK İÇİN -6-

HAYIR DEMEK İÇİN -6-

Madde : 10

Tek­li­fin 10. mad­de­siy­le "cum­hur­baş­ka­nı yar­dım­cı­lı­ğı" ge­li­yor. Madde, Cum­hur­baş­ka­nı­na, se­çil­dik­ten sonra bir veya daha fazla cum­hur­baş­ka­nı yar­dım­cı­sı ata­ya­bil­me­si im­ka­nı ta­nı­yor.

Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ma­ka­mı­nın her­han­gi bir ne­den­le bo­şal­ma­sı ha­lin­de 45 gün için­de cum­hur­baş­ka­nı se­çi­mi ya­pı­la­cak. Ye­ni­si se­çi­le­ne kadar cum­hur­baş­ka­nı yar­dım­cı­sı, cum­hur­baş­kan­lı­ğı­na ve­ka­let edecek ve cum­hur­baş­ka­nı­na ait yet­ki­le­ri kul­la­na­cak. Genel se­çi­me 1 yıl ve daha az kal­mış­sa, TBMM se­çi­mi de cum­hur­baş­ka­nı se­çi­miy­le ye­ni­le­necek.

 

Madde 8 ile Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ma­ka­mı,Dev­let baş­kan­lı­ğı sı­fa­tı­nı al­ma­sı­na rağ­men halen Cum­hur­baş­ka­nı sı­fa­tı için madde oluş­tur­ma­sı bile bir çe­liş­ki­nin eseri ol­du­ğun­dan­dır.Hala Cum­hur­baş­kan­lı­ğın­dan vaz ge­çi­le­me­di­ği­nin işa­re­ti olsa ge­rek­tir.

Ancak ister Dev­let Baş­kan­lı­ğı olsun,is­ter­se Cum­hur­baş­kan­lı­ğı olsun bu 10.​Madde ile ge­ti­ri­len atan­mış yar­dım­cı­lık olayı çok önem­li­dir.

Mil­let ira­de­si ile se­çil­miş ve­kil­le­rin yet­ki­le­ri kı­sıt­la­nır­ken atan­mış yar­dım­cı­la­rın yet­ki­le­ri tıpkı se­çil­miş baş­kan gibi yet­ki­ler kul­lan­ma­la­rı söz ko­nu­su­dur.

Bu ne çe­liş­ki­dir.

Yani bu madde ile keyfi bir yö­ne­ti­min ge­ti­ril­me­si­nin önünü açmış olu­yo­ruz.

Yani atan­mış­lar yö­ne­ti­mi.

Baş­kan yar­dım­cı­la­rı ata­na­rak yö­ne­ti­me ka­tı­la­cak,

Ba­kan­lar dı­şa­rı­dan ata­na­rak gö­re­ve ge­ti­ri­lecek,

Ama Se­çil­miş ve­kil­ler sa­de­ce Mec­lis kol­tuk­la­rın­da se­yir­ci ola­cak­lar ve atan­mış­lar üze­rin­de hiç­bir yap­tı­rım­la­rı ol­ma­ya­cak.

Yü­rüt­me için Baş­kan yar­dım­cı­lık­la­rı ge­rek­se Ba­kan­lar ku­ru­lu üye­le­ri­nin ni­te­lik­le­ri be­lir­li değil, sa­yı­la­rı be­lir­li değil yani sı­nır­la­ma yok,

Yani Baş­kan yar­dım­cı­lı­ğı­na Er­me­ni asıl­lı bi­ri­de ge­le­bi­lir,Rum asıl­lı da ge­le­bi­lir,Ba­kan­lar ku­ru­l u­na Rus kö­ken­li bi­ri­de ge­le­bi­lir,ilk okul me­zu­nu bi­ri­de.

Hatta Baş­ka­nın, oğlu,kızı,ha­nı­mı v.s.

En­gel­le­yecek bir merci yok­tur.

Yani Dev­le­ti ha­ne­dan­lık yö­ne­te­bi­lir.

Al sana Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ye­ri­ne HA­NE­DAN DEV­LETİ.

Tek bir ki­şi­ye yö­ne­ti­mi tes­lim eder­sek ve de­ne­ti­mi de or­ta­dan kal­dı­rır yar­gı­yı ba­ğım­lı kı­la­rak bu ANA­YA­SA re­fe­ran­du­mun­da EVET der­sek Laik Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti siz­le­re ömür, yani HA­NE­DAN­LIK yö­ne­ti­mi­ne evet demiş olu­ruz.

Üze­ri­ne yemin et­ti­ği mev­cut ANA­YA­SA­YI ta­nı­ma­yan, yok sayan bi­ri­le­ri­nin böyle sı­nır­sız yet­ki­ler­le do­na­tır­sak yarın hiç­bir kural, Ana­ya­sa, Yasa, Kanun, Nizam ta­nı­ma­ya­ca­ğı­nı bil­me­miz ge­re­kir.

Tak­tı­ğı­nı ta­kı­yor,bil­di­ği­ni oku­yor, ne dost ülke,ne komşu ülke,ne de si­ya­si ilke,

Ne dip­lo­ma­tik ilke, usul­ler,

Hiç­bi­ri­ni tak­ma­dan sağ­lam iliş­ki­le­ri­mi­zin kal­dı­ğı bir ge­liş­miş, konum komşu ülke kal­maz,tıpkı şim­di­ki gibi.

Çünkü ge­ti­ri­lecek sis­tem­de DUR di­yecek bir makam ol­ma­ya­cak ve kal­ma­ya­cak­tır.

De­mok­ra­si rafa kal­ka­cak­tır.

 

Bun­dan do­la­yı HAYIR di­yo­ruz…