18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya

Ünsal Yalçınkaya Hakkında

Web sitesi adresi:

Pazartesi, 06 Mart 2017 07:59

HAYIR DEMEK İÇİN -5-

HAYIR  DEMEK  İÇİN -5-

Madde :  8

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri maddesi,

Cumhurbaşkanı, "devlet başkanı" sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlayacak. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü TBMM'de açılış konuşmasını yapacak. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verecek.

Cumhurbaşkanı, kanunları yayımlayacak ve kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderecek. Kanunların, TBMM İçtüzüğü'nün tümünün veya belirli hükümlerinin anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açacak.

Madde : 9

Söz konusu maddeyle, Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşüp ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verecek.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclis'teki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı, ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığı’na sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilecek.

Bu anayasa değişikliği  maddelerinin esas itibari ile karşı çıkılan ve Demokrasiyi askıya alacağını iddia ettiğimiz bu maddelerle başlıyor.

Mesela Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri maddesi ile Cumhurbaşkanı DEVLET BAŞKANI  sıfatı veriliyor, Böylece milletin birliğini temsil edeceği ve de  Anayasanın  uygulanmasını sağlayacağı yazılmaktadır.

Çok güzel,

Peki şu anda görevi  Mevcut Anayasayı uygulamak ve milletin birliğini sağlamak,Milletin  temsil yetkisi yok mudur sayın Cumhurbaşkanın,

Üzerine yemin ettiği Anayasaya uymak gibi bir sorumluluğu yok mudur?

Hiçbirini yerine getirmekte midir?

İşine geldiği yerde Milleti ayrıştırmaya ilk o öncülük eden kendisidir,

Basında  dinlediğimiz kadarı ile ben bu Anayasa Mahkemesi  kararını tanımıyorum diyende kendisi değil midir?

Hiçbir zaman üzerine yemin ettiği mevcut Anayasa sınırları içinde tarafsız kalmış mıdır?

Peki yarın Devlet Başkanı sıfatıyla aynı şeyleri yapmayacağının garantisi nedir?

Bu değişiklikten sonra yapılacak seçimi  sayın Cumhurbaşkanının kazanacağı garantisi nedir?

Emperyalizmin dayattığı bir başkası Hitler gibi, Mussolini gibi biri seçilirse ne olacaktır o zaman.

9. MADDEYLE DE  Devlet başkanını  hakkında soruşturma  açmak  mümkün müdür?

Genellikle  iktidarı kazanan partinin meclis çoğunluğunu da kazanması  her zaman mümkündür, aksini düşünmek Bilinçli ve Demokrasi bilinci  yerleşmiş toplumlarda belki, ama bizim gibi toplumlar ne mümkün!

İktidarı ele geçiren her zaman çoğunluğu da ele germiş demektir.

Bu koşullarda  600 vekilin bulunduğu Mecliste  iktidarı eline geçirme şansı en az 400 vekil demektir.

600 vekilin 3/5 çoğunluğu ile soruşturma açılabilecek,yani 360 vekil oyu ile soruşturma açılması karar verilecek,

Soruşturma komisyonu üyeleri ise, mevcut siyasi partilerin güçleri oranında üç katı kadar aday göstererek içlerinden ad çekme yöntemiyle  15 kişilik soruşturma komisyonu kurulacak, ve bu komisyon soruşturmayı sürdürecek deniliyor.

yani tavşan kaç tazıyı da tut demek gibi bir şey bu.

Bu koşulların  zaman kazandırma ve önlemlerin biran önce alınması taktiğidir bu engellemeler.

Bu soruşturmanın  da  ne kadar Bağımsız ve Tarafsız olacağını  malumun ilanıdır….

 

Cuma, 03 Mart 2017 21:36

HAYIR DEMEK İÇİN -4-

HAYIR DEMEK İÇİN -4-

Madde :6

TBMM'nin bilgi edinme ve denetim yollarına ilişkin maddesindeki değişiklik ile yasamanın belli bir konuda Meclis Araştırması yapması, Genel Görüşme açarak Genel Kurulda görüşmesi ve milletvekillerinin, cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanların cevaplaması istemiyle yazılı soru sorması yeniden düzenleniyor.

Buna göre, TBMM, Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Meclis Soruşturması ve Yazılı Soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanacak. Gensoru, denetleme yetkisinden çıkarılacak.

Madde açıkça  göstermektedir ki TBMM üyeleri yani Milletvekilleri Devleti yönetenler üzerinde hiçbir  etki ve yetkisi olmayacak diyor.

O zaman Meclise ne gerek var,

Eğer gerek var diyorsak da böyle kadük edilmiş,yani yetkileri kısıtlanmış hatta Milletin temsilcisi bile olmayan Bakanların  üzerinde,hatta ve hatta Seçilmemiş atanmış BAKANLARI, BAŞKAN YARDIMCILARI  üzerinde hiçbir etkisi ve yetkisi bulunmayacak  bir meclisin hangi görevler için seçilecek ve de vekil sayısı 550 den 600’ e neden çıkartılıyor.

Öyle kurgulanmış bir  Cumhurbaşkanlığı sisteminde  Mecliste ,yürütme de , Yargı da , yürütmenin başı Tek kişilik bir yönetime teslim edilecek.

Yani Milletin iradesi bir yere kadar,

Yani Başkanı seçinceye kadar,tabi ki bir daha seçim milletin önüne gelirse.

Madde : 7

Maddeyle, cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilmesine yönelik düzenleme kaldırılıyor. Böylelikle doğrudan halk tarafından seçilen ve siyasal bir kişilik olan cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin kesilmesine dair hükmü yürürlükten kaldıran ilga normunun, halk oylamasında kabulü akabinde yürürlüğe girmesi anında bir siyasi partiyle ilişki kurması mümkün hale getiriliyor.

Bu getirilen  madde ile ülkemiz maalesef Parti Devleti haline getirilmiş olacaktır.

Yani Cumhur başkanı  Devletin başkanı değil,Partililerinin başkanı durumuna geçecektir,

Bu bir şekilde Milleti ötekileştirme ayrıştırma değil de nedir ki?

Yani hangi partiden olursa olsun kabul edilebilinecek bir durum ve konum  olmamalıdır,

Farz edelim 2019 da yapılacak seçimde   İmralı canisi APO Şimdiki adıyla HDP olan partiden aday oldu ve teveccüh ki çok adaylı ( parçalı) seçimde  Bölgesel destek ile ve ülkemizin bölünmesi parçalanması için uğraşan emperyalist ülkelerin her türlü desteği ile seçildiğinde  ne diyeceksiniz,

Milli irade deyip kabullenip ülkemizin işgali ve parçalanmasını izin mi vereceksiniz?

Bu değişiklik her türlü riski taşıyan bir seçim olacaktır.Bundan dolayı bu Anayasa değişikliği teklifini  HAYIR diyerek Milli iradenin tescili ile her düşüncenin temsil edildiği güçlendirilmiş bir meclisten korkmamamız gerektiği inancındayım…

 

Cuma, 03 Mart 2017 07:54

HAYIR DEMEK İÇİN -3-

HAYIR DEMEK İÇİN  -3-

Anayasa değişikliği referandumunda vereceğimiz Evet veya HAYIR  oylarının 4. ve 5. maddelerini inceleyelim ki  aydınlanarak tercihimizi ona göre kullanalım.

4. Madde  ne içeriyor;

"TBMM'nin Seçim Dönemi  " başlıklı maddesi, "TBMM ve Cumhurbaşkanının Seçim Dönemi" olarak değişiyor

Teklife göre, TBMM seçimleri 4 yılda değil, 5 yılda bir yapılacak. Cumhurbaşkanı seçimleri de TBMM seçimleri gibi 5 yılda bir olacak ve seçmenler, iki seçim için aynı gün sandığa gidecek. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilecek. Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde, belirtilen usule göre ikinci oylama yapılacak.

Burada  durum şu,TBMM üyeleri ile Cumhurbaşkanı seçiminin birlikte yapılması öngörülüyor ve Cumhurbaşkanı seçimi iki turlu olması öngörülüyor.Birinci tur oylamada gerekli  oy alarak seçilemeyen cumhurbaşkanı ikinci tur oylama yapılır diyor.Peki Milletvekili seçimi de iki turlu mu olacak açık ve net değil,

Cumhurbaşkanlığı makamı her ne sebepten olursa olsun boşalması durumunda  Millet Meclisi üyeliği de boşalmış mı sayılacak,Milletvekilliği seçimi de mi yapılacak,ya da Cumhurbaşkanının yetkisi dahilinde olan Kararname ile Meclis  fesih edilirse Cumhurbaşkanlığı seçimi de mi yenilecek,bütün bunlar açık ve net olarak belirtilmemiş.

5.Madde ne içeriyor:

TBMM nin görev ve yetkileri başlığındaki bu Madde:

"..kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, TBMM üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek, anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek" olarak sıralanıyor.

Burada da çok büyük bir sorun yatmakta.İşte bizim niçin Hayır dememizi gerektiren maddelerden birisidir bu madde. Burada Devletimizi yönetecek hükümetleri güven oyu verme,güvensizlik verip düşürme,Ülke kalkınmasını,bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak amaçlı Planlı Bütçeyi hazırlama ve yürürlüğe koyma,Ülkenin yönetilmesi için gerekli Temel Kanunların çıkartılması,ülkenin imar edilmesi için yapılması gerekli Planlama  kanunun yapılması v.s. gibi temel kanunları çıkartma  meclis yetkisinden çıkartılmış Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerine bırakılmış,yani Gazi Meclis,Şehit edilmiş olduğu için Hayır deme sebeplerimizden bir tanesi olmuştur bu madde ve en önemlisidir.Ülke yönetiminde söz sahibi Bakanların denetimi Meclis yetkisinden alınmış,Millet vekillerinin seçim bölgeleri ile ilgili soru sorma ve takibi ortadan kaldırılmıştır.

Meclisi, Millet iradesinin dışında bıraktığı için HAYIR deme sebeplerimiz arasındadır bu madde  ve en önemlilerinden bir tanesidir.

Halbuki Millet olarak  bizler,  Milletin Meclisini daha yetkili kılınıp Tüm halkın temsil edildiği,her görüşün temsil edilebildiği daha güçlü bir Millet Meclisi yaratılıp yaşatılabilinseydi  bu Anayasa Metni ile  tüm halkı kucaklamış olurdu ve bütün  bu kavga ve gürültü,patırdı ötekileştirme ve ayrıştırma yaşanmazdı.

Bu ekonomik kriz içinde  milyonlarca TL. paramız boşa harcanmış olunmazdı.işsiz vatandaşımıza,geleceğimiz gençlerimize bir iş kapısı  yaratmak adına Yatırımlar yapılır ve Ülkenin kalkınması gerçekleşirdi,

Ey Halkım,Milletim,bu referandumun maliyetini düşünün bir kez,kaç fabrika ve kaç işsizsimize iş imkanı sağlanırdı.

Eğer Tercih edilirse neyi kurtarmış olacağız  biliyor muyuz?  elbette  ki bu halkın   sorunlarını değil bir zümrenin  sorunlarını bitirmiş olacaktır. Halkın sefaleti  ve daha da yoksulluğu demektir…

 

Perşembe, 02 Mart 2017 11:47

HAYIR DEMEK İÇİN -2-

HAYIR DEMEK İÇİN -2-

Bizim Hayır demek için bir çok sebebimiz var demiştim,Bunların da getirildiği değişiklik maddelerine göre yorumlamasını devam edeceğim.

Geçen yazımda  1.ve 2. Maddesi hakkında görüşlerimi yazmış  ve yorumlamıştır.Tek kişinin atadığı Yargı Hakim ve Savcıları Bağımsız ve Tarafsız olasılığı mümkün mü  diye de sizlere sormuştum.

Bu gün ise,

Değişiklik  Madde -2-

Gazi Meclisimizin Şehit Meclis edilmiş halinde  550 Vekilin 600’e çıkartılması göz boyama ve Tek kişi iradesinin işlerinin daha güvence altına alınması ve Matematik olarak hesaplamaları zorlaştırmak için eli kolu bağlanmış Millet vekili sayısının arttırılması ne işe yarar,

Bence göz boyamadan öteye de gitmez.

Yasama “Kanun yapma”  yetkisi elinden alınmış bir mecliste,

Denetim yetkisi elinden alınmış bir mecliste,

Bütçe yapma yetkisi elinden alınmış bir mecliste,

Bütçe denetimi elinden alınmış bir mecliste,

Meclisi hiç ciddiyetle dinlemeyen bir Yürütme için soruşturma ve araştırma yaptırılamayacak bir mecliste,

Yürütme hakkında Gen soru  verilemeyecek bir mecliste,

Yürütmeyi  Güven oyu veremeyecek bir mecliste,

Sayın Cumhurbaşkanının kendi söylemiyle “Meclis yan gelip yatma yeri mi” cümlesinin tam anlamıyla gerçekleşeceği bir yer olması artık kaçınılmaz olacaktır.

Değişiklik Madde -3-

Millet vekili seçilme yaşının 25’ den 18’e indirilmesi

Bu maddenin öncesi haline bakmak gerekli,

2010 referandum ile getirilen 25 yaş değişikliği  sonucu 550 millet vekilinden kaç tane 25 yaşında milletin vekili vardır önce bunun yanıtını vermek gerekirken,şimdi bu yaşı 18’e indirmek niye diye de sorarsak,yanıt şöyle olduğunu görürüz,

25 yaş uygulamasında Millet vekili adaylarını partilerin genel idare veya Merkez yürütme kurulları eliyle yapılıyor olması nedeni ile pek etkin olamamıştı,

Şimdi ise Tek kişi yönetimi gerçekleştireceğini düşünenlerin aynı zamanda da Parti genel başkanı olacağını hesaplayanlar istediklerini  Millet vekili listelerinin başına yazarak seçilmelerini teminin garanti görmektedirler.

Etkisiz ve yetkisiz 600 vekil içinde

ŞEHZADELER,

VELİHAT PRENSLER   veya PRENSESLER  olması sağlanacaktır.

Bütün hesap kitap budur.

Özünde bakıldığında insan hakları ve demokrasi açısından 18 yaşı Uygar ülkelere göre  olması gerekendir,

Ama dünyanın hiçbir Demokrasi ile yönetilen ülkesinde böyle bir uygulama yoktur.

Yani Meclis tabir caiz ise yan gelip yatma yerine dönüştürülecektir,

Yarınlara bırakılacak koltuklar için velihat Prens ve Prenses  yaratmak için konmuş ince hesap maddesidir.

İşin bir başka boyutunu da ele alarak incelersek,

Bu ülkede açlık ve yoksulluk sınırı 500-600 tl civarında devir alanlara bu gün açlık ve yoksulluk sınırını 3000-4500 seviyesine çıkartanlarca  sorulması gereken bu sorunun yanıtını elbet bu Millet vermelidir.

Bu günkü şartlarında  bir milletvekili  Bütçemize  MALİYETİ  aylık/Tl olarak 100.00 TL. olduğu gerçeğinden ve bunu 550 ile çarpılırarak vekil sayısı 600’ e çıkartıldığında bu rakamın kaç yoksulu yoksulluktan,üretime katkısı olan bir emekçinin ücretinin yoksulluk sınırından kurtulacağını hesaplarsak israftan öteye ne getirecektir ki, bu vekillerin “Gazilikten Şehit edilmiş bir mecliste” ne işe yaracaklardır.

Karar Milletimizindir,

Söz sizdedir  Halkım,

Milli irade tecelli edecektir  mutlaka…

NOT: yarın 4 .cü ve 5.ci maddeleri değineceğim…

 

Cumartesi, 25 Şubat 2017 14:01

HAYIR DEMEK İÇİN …

HAYIR DEMEK İÇİN …

Hayır demek için o kadar çok nedenimiz var ki,

Ya siz evet diyecekler, kaç sebebiniz var,

Benim bildiğim bir kaçını  söyleyeyim,

Sizin tabiriniz ile PRANGALARIZI kırmak için,

Neyin vesayeti ise “Vesayeti” kaldırmak için

Yani Laik Cumhuriyet prangalarınızı  öyle demi,

Sonra Hilafeti kaldırdığı için,

Laikliği getirdiği için Mustafa Kemal Nefreti için,

Ve ABDÜLHAMİT HAN’ınız için…

Birde sayın Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan Karizması için.

Ya hayırcıların ne kadar çok  sebepleri var biliyor musunuz?

Yazmakla,saymakla bitmez.

Zamanım yettiği kadarı ile,

Bilebildiğim kadarı ile,

İsterseniz getirilen Anayasa Değişikliği Maddelerini birebir  ele alarak  niçin Hayır dediğimizi  inceleyelim ve  yazalım.

Madde -1

…Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağına dair hüküm, "Bağımsız ve tarafsız" mahkemelerce kullanılacağı şeklinde değişecek.

Türk Milleti adına karar veren Bağımsız mahkemelerimiz 12 Eylül 2010 referandumunda “yetmez ama evet’ çilerimizin” destekleri ile  Bağımsızlığını kaybetmiş  ve şimdi de 16 Nisan 2017 referandumu ile de Tarafsızlığı getirilerek  taraflı olduğunun onaylanması istenmektedir.

Nasıl mı?

HSYK ‘nın Y’si kaldırılarak HSK olacak ve HSK; 13 üyeden ve 2 daireden  oluşacak.

Bu üyelerden Başkan Adalet Bakanı,

Adalet Bakanı Müsteşarı  asil üye olacak,

Kalan 11  üyeden 3 tanesini Yargıtay’dan, 1 üyesi de Danıştay’dan  Cumhurbaşkanı tarafından seçilecekmiş.

Kalan üyeler yine Meclis çoğunluğu  elinde bulunan yine Cumhur başkanı tarafından seçilecek.

Böyle bir oluşumla  meydana gelecek olan  Üst yargının Bağımsız ve Tarafsız olması ne mümkündür.

Bağımlı ve Taraflı bir üst kurulun yapacağı yargı üyelerinin atamalarının da ne kadar tarafsız ve bağımsız olacağını takdiri  siz  evet yada HAYIR  tercihinde bulunacak vatandaşlar karar versin.

Niçin Bağımsız ve Tarafsız olmasını isteyen Anayasa hazırlayıcıları bu HSK üyelerinin atanmasını Yargıtay,Danıştay ve Sayıştay üyeleri arasından aday adaylar  çıkartılarak  sandık konarak seçimi yaptırtmıyorlar,

Yani Üst düzey yargıçları mı güvenmiyorlar,

Yoksa Tarafsız ve Bağımsız olmasını istemedikleri için mi?

Bir ülkenin Yargısının Bağımsız ve Tarafsız olmaması o ülkenin yaşanan ve yaşatılan Demokrasisi ile orantılı olduğunu bilmeyen yoktur,

Hakimlerimiz Bağımsız ve Tarafsız bırakılırlarsa Hukuk Çerçevesinde kanunlarımızın elverdiği ölçüde Vicdanlarının sesini dinleyerek karar vereceklerdir.

Cumhuriyet tarihi boyunca bu böyle olmuştur ve huzur ortamında yaşanmıştır.

Hele Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhuriyetin Savcıları bağımsız ve tarafsız olarak Cumhuriyetimizin verdiği yetkileri kullanarak görev yapmışlardı,

Ya şimdi!..

Gemi ufukta değil artık,limanda.

Bu gün Cumhuriyetimizin savcılarının durumunu bilmeyen kaldı mı ki,

Adalet Bakanından emir almadan bağımsız ve tarafsız görev yapabilsinler,tabi ki istisnalar  hariç.

Hele birde bu Anayasa değişikliği gerçekleşir ise,vay halimize.

 

Başkanın emrindeki Adalet Bakanının ve müsteşarının emirleri dışında görev yapmaları mümkün olacak mıdır ?  acaba!..

Cuma, 24 Şubat 2017 16:04

KAZANMAK İÇİN !..

KAZANMAK İÇİN !..

Kazanmak için neler yapılmalı diye düşündüğümde,neler,neler geliyor insanın aklına,

Uygulamada güçlükler çekiliyor,

Uyumsuzluklar yaşanıyor,

Bireysel davranılıyor,

Çıkar ve menfaatler ön plana geçiyor,

En önemlisi de KOLTUKLAR…KOLTUKLAR vaz geçilemiyor.

Bu referandumla neleri kaybedeceğimizi düşündüğümde  kendimden geçiyorum,

Böyle mi olacaktı benim güzel ülkem, devletim ve milletim diyerek ağlamak geliyor içimden,

Ağlamak çözüm mü?

Elbette HAYIR.

Ne yapmalı,

İşte bu noktada neler yapılmaz ki,

Söz konusu Millet,

Vatan sevgisi,

Devletimizin varlığı ise…

Öncelikle şunu vurgulamak isterim,

Birleşmek, Birleşmek gerektiğidir.

Birlikten kuvvet diye niye söylemişler,

Bir elin nesi var ama  iki SESİ kuvveti var derler.

İşte bu noktada isterim ki

Tüm  Ulusal güçlerin,

Tüm Kemalistlerin,

Tüm Milliyetçilerin,

Yani Devletimizin ve Milletimizin birliğinden yana olanların,

Laik Cumhuriyetimizi savunanların,

Demokrasi güçlerimizin hiçbir engeli bakmadan birleşmeleridir,

Birlikte güç oluşturup var gücümüz ile

Ev,ev,

Kişi,kişi

Bire, bir görüşüp kaybedeceklerimizi

Bir daha kazanamayacaklarımızı,

Bu mücadelenin her şeyin üstünde olması gerektiğini anlatmamız gerekmektedir.

18 Maddelik Anayasa Değişikliğinin TÜRK Milletine ne kazandıracağını,

Ama  neler KAYBETTİRECEĞİNİ,

Kaybettiklerimizi  bir, bir anlatmamız gerekmektedir.

Bence en küçük yerleşkelerden en büyük il  merkezlerine kadar her yerde Demokrasi güçleri birleşerek örgütlü biçimde Çocuklarımızın geleceği için, Mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyor ve uygulamak için girişimlerde bulunulması gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenledir ki Didim de birkaç girişimim oldu ve olmaya da devam ediyor,

İki  örgütten olumlu yanıt almış olmama rağmen bir örgüt biz zaten yapıyoruz çalışmaları diyerek sanki ben büyüğüm ben yaparım,ederim dercesine   önerimi  ret edercesine   bir yerde de RET etmiş oldular.Ama o büyük örgüt olduğunu ima eden örgütün yönetiminin bu öneriyi ciddi ,ciddi ele alması gerektiğini savunuyorum.

Burada sen ben kavgasını bırakarak mücadelenin birlik olmaktan geçtiğini unutmadan hep birlikte  mücadele etmenin gerekliliği bilinci içinde  DEMOKRASİ  güçlerinin birleşmesi gerektiğini söylüyor ve hazır olmamız  gerektiğini  söylemek istiyorum…

Gün koltuk sevdalılığı günü değil,

Gün Mücadele etme günüdür.

Gün Rant kapma günü değil,

Gün KAVGA verme günüdür.

Bu mücadele bir seçim mücadelesi değil,

Mücadele Demokrasinin var olma  mücadelesi olduğu unutulmamalıdır.

Laik Cumhuriyetin Yaşatılması,

 

Milli iradenin  yaşatıldığı Gazi Meclisin ŞEHİT  ettirilmemesi mücadelesidir…

Perşembe, 23 Şubat 2017 10:47

SAYIN CUMHURBAŞKANIM …

SAYIN CUMHURBAŞKANIM …

Sayın Cumhurbaşkanım,

Şu anda 1982 Anayasasına göre yemin etmiş,Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının Cumhurbaşkanısınız,

Tüm Milletinin  Cumhurbaşkanısınız yani,

AKP’lisiyle,CHP’lisiyle,MHP’lisiyle,HDP’lisiyle Vatan Partisiyle,Saadet Partilisiyle  v.s.

Tüm Milletin Cumhurbaşkanısınız.

Bu nedenle siz diğer Tüm siyasi liderlerden daha titiz, daha itinalı  ve daha özverili davranmak, konuşmak ve hatta mesajlar vermek zorundasınız,

Bu ülkenin bir tek ferdinin bile burnunun kanaması sizi bağlar,

Bir tek evladının yaşama  güvencesi sizi ilgilendirir,

Kadınlı ,Erkekli

Büyüklü ,Küçüklü,

Genci, ihtiyarı…

Bu ülkenin tüm vatandaşları, sizin  o görevde bulunduğunuz sürece kendi öz evlatlarınızdan pek farkı olmamalıdır,

En azından biz öyle olduğunu düşünürüz,

Meydanlara çıkıp yemininize sadık kalmadan Milletinizi  sanki düşman kamplarını ayırt edermişçesine söylemlerde bulunup Troller yaratmaya,

Parti militanlarına  daha doğrusu militarizme karşı uyarıcı olmanız gerekmiyor mu,

Gerek Devletimizin kurucu iradesine karşı saldırıları durdurmak,

Ya da hangi sebepten olursa olsun  kamplaşmaya fırsat verenleri durdurmak ve de uyarmak göreviniz içinde olduğunu sanıyoruz,

Şu anda ülkemiz bir siyasi proje içinde referanduma hazırlanmakta,

İdeolojileri doğrultusunda EVET ve HAYIR gurupları çalışmalarını sürdürmekteler.

Her iki gurupta yer alan tüm vatandaşlar bizim öz be öz vatandaşlarımızdır,

Hiç birini ÖTEKİLEŞTİRMEYE   kimsenin ama kimsenin  hakkı olmadığı gibi başta siz ve hükümet başkanının görevi olmalıdır,

Ve Hatta Ötekileştirmeye kalkanlara da dur diyerek önlemek görevi siz hükümet yetkililerinin görev olmalıdır diye düşünüyorum.

Dağdaki Terör örgütünü destekleyenleri,

Laik Cumhuriyeti Kanlı darbeyle ortadan kaldırmaya kalkışanları bu Millet bilmektedir,

Sizin gönlünüzden EVET  taraftarı olmak geçebilir,

Hatta açıklamalarınızla bunu desteklediğiniz artık küçücük bebeler bile bilmektedir,

Ama,HAYIR  taraftarlarını da bu Devletin başı olarak ötekileştirenlere dur demek gerekirken sizlerin ötekileştirme söylemlerini  yapması kamplaştırmaya yol açacaktır.

Bu tutum,ülkemizde  tedavisi mümkün olmayacak  yaralar açmasını  sebep olacaktır.

16 Nisan gelip geçecektir,

Ama Türkiye Devleti  hep var olacaktır.

Bunu sağlamak da tüm aydınların,vatan sevgisini yüreğinde taşıyan herkesin,

 

Ama en çok da siz Devleti yöneticilerin görevi olmalıdır…

Çarşamba, 22 Şubat 2017 09:19

NİÇİN HAYIR’DAYIZ…

NİÇİN  HAYIR’DAYIZ…

Değerli Okurlarım,

Bu referandum hiçbir siyasi partiyi hedef almadan,

Hiçbir siyasi kimliğe hedef almadan,

Sadece Referandumda  kullanılacak Evet yada HAYIR  oylarını savunanların niye ve niçin adına  kullanacaklardır.Bizde  bilgilendirme ve aydınlatma adına bu yazılarımızı sürdüreceğiz.

Doğruları, tabi ki bize göre doğruları savunmak için yazacağız,

Aydınlatma,bilgilendirme görevimizi yapacağız.

Tekrar söylüyorum,

Amacımız hiçbir  siyasi kimliğe veya kuruma karalamak yada kötülemek değildir.

3Y  “YASAKLAR, YOLSUZLUKLAR ve YOKSULLUK  “   kararına dayalı iktidar olmuşlar bu gün bunlara yaslanmış vaziyetteler,hani  siz bu 3 Y’leri ortadan kaldırmak için yetki almıştınız,

Ne oldu da şimdi bu  3Y’lere sığındınız.Yani ülkeyi temelli bu üç Y’lerle baş başa bıraktınız.

İşte bunlar gibi  dayanaklarınıza karşı olduğumuz için HAYIR’ dayız bizler.

Kaderin cilvesine bakınız,

Kaldırmak için iktidar gelmiştiniz,ya şimdi can simidi yaptınız bu üç Y’yi

Derdiniz ne Laik Cumhuriyet mi?

Demokrasi size bol mu geldi ki sığılaştırmaya çalışıyorsunuz,

Demokrasi treninin durağı belli,

Kemalist Laik Cumhuriyet,

Aman sizin durağınız nedir açıklayın da bu Millet de öğrensin.

Bu Demokrasi ve Laik Cumhuriyet Durağını bekleyen bizler bunun için HAYIR durağını tercih ettik.

Ya sizler ne için  evet tercihini yapıyorsunuz, bir anlatınızda bu Millet de öğrensin.

Söyleyemezsiniz,

Çünkü niyet açık ama gizli hafiyecilik oynuyorsunuz,

“Takke düştü Kel gözüktü”

Neymiş  HAYIR diyenler,FETO’culukla, PKK’cılıkla suçlanıyorsa millet de soruyor,

PKK ile kol kola halaylar çeken,

Feto’yu ne istediniz de vermedik diyenler HAYIR’cılar  mı idi,

Kime inandıracaksınız.

Artık yeter,

Mum ışığı buraya kadar aydınlattı sanırım, erkenden PÜF dendi ve söndü sönecek,

AYDINLATMACILAR Mum ışığının karanlığını yırtıp, aydınlık  gerçekleri ortaya koyuyorlar,

Bu Millet Kimin kandırıldığını,

Kimin kandırıcı olduğunu anladı artık,

Bu defa kandırılamayacak.

 

Kandıranlara da, Kandırılanlara da HAYIR  diyecektir…

Salı, 21 Şubat 2017 09:29

BİZ HAYIR DİYORUZ!..

BİZ HAYIR DİYORUZ!..

Biz  HAYIR  diyoruz,

Çünkü ;

Laik Cumhuriyetle eğitildik, büyüdük ve  yaşamımızı böyle devam ettirmekteyiz,

Çağdaş Demokrasi bilinci içinde  vatandaşlık ruhuyla yoğrulmuşuz,

Çağdaş hukuk düzeni içinde, bağımsız yargıyla yaşadık,yaşıyoruz,

Laik eğitimle yetiştik,

Demokratik toplum düzeni içinde yaşıyoruz,

Kızlı, erkekli  karma eğitimle  eğitildik,

Karşı cinslerimizi  bir insan gözüyle bakarak yetiştirildik,

Sapık düşünce ve zihniyetlerin hiç etkisinde kalmadık,

Delikanlılık yaşadık,

Arkadaşlıklarımız  hep düzeyli kalmış,Vatan,Millet,Bayrak ve ATATÜRK sevgisiyle  yetiştirildik,

Hiç de zararını görmedik,

Elbet bir siyasal düşünce ve Zaaflarımız olmuştur,

Ama hep Laik Cumhuriyetimizi savunduk,

Kemalist Çizgimizden taviz vermedik.

Üniversiteler bitirdik hem de Ülkemin en kritik dönemlerinde  70’li yıllarda hiç bir akımın etkisi içinde dönemin rüzgarına savrulmadık,

Aldığımız  Çağdaş ,Demokratik,Laik Cumhuriyet eğitim sisteminde yetiştirildiğimiz için tek ideolojimiz vardı,

Onun Adı da KEMALİZM’ dir.

30 yıla yakın  laik Cumhuriyetimizin   Öğretmenliğini yaptım,

Tıpkı bu günkü gibi  geçim sıkıntılar içinde, iktidarların baskı ve zulümleri altında yılmadan,bıkmadan görevimizi dürüstçe yaptık,

Hiçbir siyasi iktidarın yalakalığını yapmadan,

Yağdanlığı olmadan,

Alnımızın akı ile  görevimizi tamamladık ta ki 2005 yılına kadar,emekli olduk.

Ne yazık ki bu gün içinde yaşadığımız koşulları bizleri yaşatan AKP iktidarlarına rağmen ülkemizi sevdik, insanlarımızı ötekileştirmeden kardeşçe yaşamayı hep özen gösterdik,

Nice Başbakanları,

Cumhurbaşkanlarını gördük,

Ama bu gün yaşadıklarımızı hiç birisiyle yaşamadık.

Bu demokratik Hukuk Devleti yönetim biçimi ile  yaşamayı sürdürmek istiyoruz,

Laik Cumhuriyetimizi sahip çıkarak yaşamak istiyoruz,

Yoksullarımızı,

Ekonomik Krizleri aşarız,

Ama bir defa elimizin altından özgürlüğümüz,Demokrasimiz kayıp gitti mi!,

Milli irade ile oluşan Parlamenter rejimimiz yok edildi mi!,

Bir daha bize yani Millete NASILSINIZ  diyende olmayacağı için  getirilmek istenen sisteme  Referandumda   bu ideallerimizi savunanlar olarak HAYIR  diyeceğiz.

 

Ya siz evet’ çiler,gerekçeniz  nedir?  söyler misiniz?

Cumartesi, 18 Şubat 2017 14:04

BİR BAŞLAYALIM BAKALIM…

BİR BAŞLAYALIM  BAKALIM…

Bir yılı aşkın süredir  yazmıyordum, daha doğrusu yazmak için kendimi zorlamak istemiyordum,

Nedeni,

Sağ gözümdeki rahatsızlıktan dolayı,

Geçti mi?

Hayır,

Zorunluluktan, yani Cumhuriyet aydını olma  sorumluluğundan dolayı zorlamadan tekrar yazmaya karar verdim,

Ve

Geçtim klavyemin başına.

Çünkü önümüzdeki süreç  Cumhuriyetimizin var olma,yok olma süreci olduğunu gördüğümden,

Demokrasimizin var oluş yok oluş mücadelesi olduğunu gördüğüm için,

Laik Cumhuriyetimizi,

Gazi Meclisimizin Şehit edilmesi söz konusu olduğu için,

Milli irade diye, diye

Halk iradesinin katledilmesini  göz göre, göre kabul etmemek için,

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının halkıyla bütünleşerek kurdukları Demokratik,Laik Cumhuriyetin yok edilişini karşı koymak için

Tek kişi İradesine HAYIR  DEMEK   için  bende  klavyemin başına geçtim ve yazmaya karar verdim.

Buradaki hedefim,

Laik Cumhuriyet,

Demokrasi,

Ve MİLLET   İRADESİ  diyerek Milletin prangalanmasını  karşı koymaktır amacım.

Çünkü  bize bu görevi  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  Bursa nutkunda ve de en çok da Gençliğe Söylevinde vermiştir.

Bu görevi yerine getirmek her TÜRK gencinin,Kemalist Ruhu yaşayan ve yaşatacak olan Milliyetçiyim diyen her TÜRK gencinin görevi olmalıdır.

Karşımızda kim olursa olsun, hangi siyasi güç olursa olsun bize verilen görevi yerine getirmek görevimiz olmalıdır.

Çünkü bu görev  bize Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından verilmiştir,

 

Kemalist’im, Milliyetçiyim  diyen her TÜRK  genci görevi başındadır ve hazırdır…