23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Konuk Yazar

Konuk Yazar

Web sitesi adresi:

Çarşamba, 03 Eylül 2014 16:50

Didim’in Beş Yıllık Çalışma Sunumu

Didim’in Beş Yıllık Çalışma Sunumu

 

Didim; denizi, havası, güneşi ile bir dünya markası, tartışmasız bir yurt köşemiz. Fakat bir hazinesi daha varki, tarihinin derinliklerinde neler var. Hazine avcıları yıllardır kazılar yapar, çalar, çırpar, talan ederler. Öyle bir zenginliği var ki onları yok edemezler. İsteselerde Apollon Tapınağını, Haç Yolunu ve düşünceyi Miletli 14. Filozofu Felsefenin babalarını sorgulamanın nedeni, niçini, niyesini bu topraklarda gömülü bunları gün ışığına çıkarmak bir insanlık borcu olmalı.

Didim bir tatil beldesi ve Kültür Merkezi neden olmasın. Didim düşün merkezi olabilir dünya çapında fakat bu yüzeysel olmamalı.

Başta Büyük Şehir Belediyesi, Didim Belediyesinin akademisyenlerinin katkıları ile alt yapısı hazırlanarak, mevsim olarak hangi aylarda olur ise dünyanın önde gelen düşün insanlarını davet ederek Didim neden dünyanın düşün merkezi olmasın.

Didim A.D.D. Şubesi olarak çalışmalarımız oldu. Milet Müzesinden İzmir Müze Müdürlüğü yapmış Cahitkoç Çoban’dan  (Heyke 1 Traş) ayrıca Aydın Üniversitesi’nin çalışmaları oldu. Akademik olarak alt yapısı var.

Yaz Turizminden sonra Kültür Turizminin (Düşün) başkenti olabilir. Didimin bir köşesini süsleyen fikirleri, heykelleri renklendirmez mi ?

Bu projeye Kültür Bakanlığının katkısı da daha zenginlik kazandırır. Bu düşüncemi Barış Şenlikleri toplantısında bir daha ki seneye Barış Şenliği konusu Miletli Düşünürler olsun. Kent Konseyi Baş. Sayın Osman Ayyıldız’la düşüncemi paylaştım, sayın Ergun Korkmaz’la uzun uzun söyleştik.

Arzum Didim Belediyemiz ve mülkü amirimizin öncülük etmesidir.

 

MEHMET ALİ PEKDEMİR

Perşembe, 17 Temmuz 2014 16:39

EN AŞILMAZ DUVAR…YALAKA DUVARI…..

EN AŞILMAZ DUVAR…YALAKA DUVARI…..

 

AşıImaz gibi görünen dağlar, duvarlar vardır...

Çin Seddi gibi, Himalayalar gibi, And dağları gibi, ülkemizdeki Ağrı dağı gibi…

Ama yine de insanoğlu bu aşılmaz gibi görünen engellerin hepsini zaman içerisinde aşmış, çıkılamaz denilen zirvelerine bayrak dikmiştir…

Tüm bu zor engelleri aşan insanoğlunun bu güne kadar aşamadığı tek engel, tek duvar, kendi elleri ile seçip makama oturttuğu siyasilerin etrafını saran "YALAKA DUVARI"dır….

Bu duvar öylesine hızlı bir şekilde örülür ki, duvarın sahibi bile başını kaldırıp, daha üç gün önce görebildiği manzarayı göremez, daha üç gün önce yanında olan insanlara ulaşamaz olur..

Tüm bunlara rağmen bu YALAKA duvarının sihirli bir büyüsü olması gerek ki, bu güne kadar tanıdığım, bildiğim tüm siyasiler kısa bir süre sonra kendilerini bu duvarın ardında görmekten mutlu ve güvende hissetmişlerdir.

Haksız da değillerdir aslında….

Bu duvarın önünde el pençe divan duranlar, bir çeşit afyon etkisine sahiptirler….

Seçilmişe bir süre her şeyi toz pembe gösterir, sorunları yok saydırır, iyi ve dürüst insanları şeytan kisvesine büründürür, hatta yoldaki çukuru bile bir önceki yönetime mal ederken, kapatmayı da kendilerinden sonra gelecek yönetimin görevi saydırır…

Seçilmiş, bu duvarın arkasına hapsedilirken, uyanık yöneticiler, seçilmişin tüm yetkilerini har vurup harman savurur, kral adına köylüye zulmeden derebeyi edası ile astığı astık, kestiği kestik pozlarında piyasa da arzı endam ederler.…

Tabi bu arada iyi icraatları kendilerine, kötü icraatları ise seçilmişe mal etmeyi ihmal etmezler…

Zor günler geldiğinde ise, seçilmişi arenadaki aslanların önüne atmaktan bir saniye olsun imtina etmezler…

Bu uyanık yöneticiler, "Bizim ondan neyimiz eksik" sorusunu sık, sık kendilerine sorduklarından, kalınlığı daha dar olan bir YALAKA duvarı da kendilerine örmeyi hem hak, hem de vazife edinirler.

Seçilmiş, sivil hayattan, siyaset hayatına geçişin bir gereği gibi görüp, ilk günlerde bu YALAKA duvarından tatlı bir huzur alsa da, zamanla kendine ve yöneticiliğine verdiği zararları gördükçe kurtulmanın yollarını arar….

Ama artık iş işten geçmiştir…

Davulun kendisinde, tokmağın başkasında olduğunu fark ettiğinde tüm nağmeler çalınmış, Atı alan Üsküdar'ı geçmiştir…

Geriye yapılacak tek bir şey kalmıştır….

Günü geçen Bor'un pazarını beklemek yerine, eşeği yavaş, yavaş Niğde'ye sürmek….

Zaten Niğde yolunda, daha önce bu YALAKA duvarının arkasına kendilerini hapsettikleri için yola erken çıkan diğer seçilmişleri görüp, konusu pişmanlık üzerine olan şarkılar mırıldanacaktır…

Günümüz seçilmişlerini hep antik çağın insan görünümlü tanrılarına benzetmişimdir…

Her ikisi de varlıklarının sorgulanmasını, kendilerine sunulan kurbanlar sayesinde engellemeye çalışmışlardır…Ne zaman işler kötü gitmeye başlar, hemen bir kurban seçilerek insanların önünde infaz edilir..

Ne diyelim… Allah herkese YALAKA duvarlarını aşacak güç versin…..

Çarşamba, 18 Haziran 2014 17:17

VERGİ VE SİGORTA BORCU OLANLARA AF GELİYOR

VERGİ VE SİGORTA BORCU OLANLARA AF GELİYOR

1-VERGİ BORCU OLANLAR

A)30 Nisan 2014 tarihinden önce ki dönemlere beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken gelir kurumlar vergisi, katma değer vergisi, stopaj vergisi, beyannamelere, vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları gecikme faizleri gecikme zamları

B)30 Nisan 2014 tarihinden önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları gecikme zamları 2014 yılı tahakkuk eden birinci taksit motorlu taşıtlar vergisi

C)30 Nisan 2014 tarihinden önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarından kesinleşmiş olup vadesi geldiği halde ödenmemiş olan veya ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklara kısmi bir af düşünülmektedir.

D) TAKSİTLE ÖDEME

Yasa teklifine göre çıkacak yasanın yayınlandığı tarih itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş olan yada ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme zammı, gecikme faizi gibi alacakların yerine kanunun yayınlandığı tarihe kadar tüfe/üfe aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ikişer ay ara ile 18 taksitte 36 aya kadar ödenmesine kolaylık sağlanacak daha önce bu vergiler için hesaplanan gecikme zammı gecikme faizi cezai faizin tahsilinden vazgeçilecek

ÖDEMELER NASIL YAPILACAK

1-6 taksit için

2-9 taksit için

3-12 taksit için

4-18 taksit için

5-Kat sayı ile çarpılarak ödenecek tutar bulunacaktır bulunan tutar ikişer aylık dönemler halinde ödenecektir.

E)ŞİRKET KASASINDAKİ PARAYA'DA AF GELİYOR

Türkiye'de şirketler daha ziyade kasadan harcama yaptıkları için şirket kasalarında olmayan miktarlarda kasada para gözükmektedir. Şirketin kasasında gözüken hayali paralar ve şirketten ortakların çekmiş olduğu borçlar içinde af geliyor. Bu  durumda olan şirketler %3 oranında vergi ödediklerinde bu kasa fazlalıklarından kurtuluyorlar.

Yasa çıktıktan sonra ikinci ayın sonuna kadar başvuru yapılacak ilk taksitte başvuru tarihinden bir ay sonra ödenecektir.

2-SİGORTA BORÇLARI

2014 Nisan ve öncesi dönemlere ait olan tüm sigorta primleri emeklilik keseneği kurum karşılığı işsizlik sigortası pirimi sosyal güvenlik destek pirimi, isteğe bağlı sigorta pirimi, genel sağlık sigorta pirimi, damga vergisi.(sigortanın takip etiği) özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı eksik işçilik  tutarları üzerinden hesaplanan sigorta pirimlerinin faiz ve cezaları silinecek üfe/tüfe göre yeniden yapılanmaya alınacaktır.

Pirim borçları için kanunun yayımladığı tarihi izleyen ay başından itibaren 4 ay içinde başvuru yapılacaktır.

Pirim borçları için daha önce haciz uygulamaları varsa ödemeler yapıldıkça ödemenin miktarına göre kaldırılacak.

SEDAT ÖZKAN (SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR)

Salı, 20 Mayıs 2014 17:15

"Bir engellinin kaleminden”

"Bir engellinin kaleminden”

 

Bir engellinin kaleminden yazılan bu satırları sizlere ne kadar şanslı olduğunuzu bir kez daha iletmek için yazdım.

Bir engellinin bir günü sizce nasıl geçiyor olabilir? Hiç düşündünüz mü? Lütfen bir dakikanızı ayırıp düşünün sizce nasıl geçiyor diye? Bir engelli gün içerisinde o kadar çok öldürülüyor ki sayısı imkansız. Bu dediğim fiili bir hareket olmasa da mecaz anlamda gerçek bir durum.

Nasıl gerçek diye soracak olacaksanız, ben açıklayayım; Bir engelli sabah kalkar kalkmaz yardıma muhtaç bir bebek misali yardım ister ki bazıları yardıma ihtiyaç duysa bile yardım istemez çünkü sağolsun herkes sanki bir yaratık görmüş gibi o engelliye bakar ve kalbini kırar. Tek bu mu sebep? Hayır. Başka sebepler de var; örneğin bir kaldırıma çıkmak istediğinde tek başına asla çıkamaz; çünkü o kaldırımlar, engelliler için yapılıp, fakat engellilere hizmet edilmeyeceği tasarlanmış gibi düşünülerek yapılmıştır. En basit örnek, yağmur yağdığında, suların tahliye olabilmesi için kaldırım kenarlarına yapılmış su kanalları tekerlekli sandalyeler için en büyük tehlikeli olduğunu biliyor muydunuz? Bizler o kanallara girdiğimizde kendi çabalarımızla çıkamıyoruz. Desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Üstelik o kanalcıklardan düşmemiz bile an meselesi. Sokakta yürüdüğünüzde kaldırımlara yapılan sarı yollar hiç dikkatinizi çekti mi? İşte sizler arabalarınızı o yollara park ediyorsunuz. O yolların görme engelli yolu olduğunu biliyor musunuz? yada bilseniz bile uyuyor musunuz? Bu duyarlı kişilere teşekkür ederim sayelerinde mutlu olmaya çalışan bizleri o dikenli sözleri ve incitici bakışlarıyla üzdükleri için! Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Yaşam alanı olarak en fazla vakit geçirdiğim yerde bile, benim için önemli aygıtta mahsur kaldım. Bu esaretim tamamıyla bir tesadüf sonucu son buldu, peki sizlere bir soru sormak istiyorum. Ya orada kalan siz olsaydınız? Sorum, sizi bir cevap bulmakta zorlayabilir. Düşünün ki ben bu sorularla her an, her dakika iç içeyim. Bu duyarlılık herkese ait olmalı. Hiçbir engelliliğin bilerek ve isteyerek olmadığını unutmayalım. Bir dakika düşünün, sevdiğiniz böyle bir durumda olsaydı yine böyle vurdumduymaz olur muydunuz?

Sayfa 9 / 9