18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Doğan Ersoy

Doğan Ersoy

Web sitesi adresi:

CHP’nin SEÇİM TAHHÜTLERİ ve ARA CEVAPLAR…


Hayvan sevgimize göre çirkin görünse de, güzel bir özdeyişimiz var:

Nihayet dananın kuyruğu kopacak…

Bu haftasonu; SEÇİİİMMM

Ben de bu köşemde, haftaboyu; Cumhuriyet Halk Partisi seçim vaadlerine yer vereceğim…

Tabii ki bazı gerçekdışı suçlamaları da cevapsız bırakmayarak…

Örneğin; bir ‘Vatan’cı arkadaşımız, sanırım CHP’nin seçim programını okumuş ve oradaki birçok önemli vaadi yazısında sıralayarak seslenmiş;

“Meclisteki o düzen partilerinden duydunuz mu?”

Ve devam etmiş;

“…bu projeler ancak ve ancak Politikalarını ve siyasetini Kemalizm üzerine oturtmuş Vatan Partisinden duymaktasınız.”

Sonra da bize seslenmiş;

“Yüzünüz kızarmayacak mı?”

Ne diyeyim?..

Cevabını gelecek yazılarımda bulacak ve kızaracaktır…

***

Bir başka ‘Vatan’cı arkadaşımız da hiç sıkılmadan;

“Türkiyenin AKP'nin on üç yıllık iktidarının en karanlık dönemlerinde Vatan Partililer geri çekilmediler, tersine BOP eşbaşkanlığıyla çetin bir savaşımının içinde oldular. Bu durumuyla Vatan Partililer kamuoyunun geniş kesiminin saygısını kazandı.” (Adil Hacıömeroğlu–Ulusal Kanal-23.05.2015)

diye yazmış…

Yok artık!..

Yarım asırlık; İdol konumuna gelmiş “İŞÇİ PARTİSİ”ni sırtından hançerleyerek, kimbilir hangi zorunlukla oluşturdukları ‘Vatan Partisi’nin kuruluşu daha birkaç ay olmadı mı?..

Sayın Hacıömeroğlu,

Vatan Partisi’nin; söylem ve eylemleriyle CHP  tabanlarından oy alabileceğini de açıkça yazabiliyor...

Şimdi anlaşıldı “Vehbi’nin kerrakesi…”

Biz de anlayamıyorduk;

Yıllardır sürdürülegelen bu “Muhalefete Muhalefet” niye?..

*****

Zorlu bir haftaya giriyoruz…

Çok çalışmalıyız…

Rakiplerimiz sınır tanımıyor…

 

Gerekirse savunmayı bile öbür haftaya öteleyip, bir “Hükümet Programı” niteliğindeki seçim programımızı kısa özetlerle tekrar tekrar hatırlatmamız gerekiyor…

Kolay gelsin.

Cuma, 29 Mayıs 2015 11:42

Aynaya kızılmaz ki!..

Aynaya kızılmaz ki!..

Bugün yazım kısa olacak.

Ama sizinle güzel bir yazı paylaşacağım…

Sözcü Gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın Tokmak” köşesinden…(29.05.2015)

Sayın Turan’ın muhatabı belli ama başkaları da üzerine alınabilir…

***

Aynaya kızılmaz ki!..

Seçim kampanyası çok zarif (!) sözler ve anlamlı (!) ifadelerle devam ediyor.

Meydanlarda (özellikle iktidar kanadından) yükselen sesler, sinirleri geriyor:

“Cibilliyetsizler!”

“Aşağılık soysuzlar!”

“Edepsiz reziller!”

“Paralel tetikçiler!”

“Haddini bilmez aymazlar!”

“Bunlar katil Çakal Carlos’tan beter!”

“Brütüs gibi arkadan hançerleyen hainler!”

“İhanet, dalalet içindeler!”

“Don Kişot, Sanço Panço gibi herkesi kendilerine güldürüyorlar!”

Vesaire, vesaire…

Öfke, kin garez…

Yolda karşılaşsalar birbirlerinin gırtlaklarına sarılacaklar sanırsınız!

Hakaretler gırla gidiyor!

Biz bunları isim vererek yazarsak, kendimizi hemen savcının karşısında buluruz!

Aleyhimize hakaret davası açılır!

Ne hakareti Allah aşkına? Hakareti onlar kendi kendilerine yapıyorlar!

Hiç saygınlıkları kalmadı!

Biz, olsak olsak ayna oluruz. Onların çirkinliklerini yansıtan bir ayna!

Aynaya kızılmaz ki!..”

*****

Sayın Rahmi Turan’ın bugünkü İç Köşe’nden de bir fıkra;

Aksi huylu profesör

Aksi huylu ünlü bir profesör günün birinde siyasete atılır.

Karısıyla birlikte çıktığı seçim gezisinde sık sık rastladığı eski öğrencilerinin selamlarına karşılık, sürekli olarak:

“Bilmukabele.. Aynen mukabele..” deyip durur.

Sonunda karısı dayanamayıp sorar:

“Niçin boyuna ‘Bilmukabele, aynen mukabele’ diyorsun?”

Profesör açıklar:

“Onlar bana selam verirken, içlerinden ne dediklerini çok iyi biliyorum da ondan.”

*****

 

Sağlıklı, huzurlu bir haftasonu diliyorum…

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE” “MEGA KENT”Gazete köşe yazarları ne diyorlar?.. - 4 -

Köşe yazarlarından alıntılara devam ediyorum:

Bugünkü ilk alıntı, Cumhuriyet yazarı Şükran Soner’den… Ancak, Sayın Soner, MegaKent sunumunu birlikte izledikleri Cumhuriyet yazarı Mustafa Sönmez’in görüşlerine de yer vermiş…

*****

‘ŞÜKRAN SONER – (MUSTAFA SÖNMEZ) – Cumhuriyet’

“ Kısa görsel sunumda Türkiye’nin 4.5 saat uçuş mesafesi ile 58 ülkeye, 1.5 milyar nüfusa, 21.6 trilyon dolarlık bir pazara erişim olanağı ile söze girilirken haritada kurulacak merkez için konulmuş noktayı görünce, Mustafa Sönmez:

‘Galiba Malatya civarı’ dedi. Ben;

‘Aslında Erdoğan da başında benzer bir proje ile yola çıkmıştı, ama İstanbul’u merkez seçmekle kilitlendi.

Burada ise tüm Anadolu’ya dengeli yayılma, nefes aldırma var galiba’ yanıtını verdim.

Sönmez;

’3. havaalanı projesindeki çevre katliamının benzerleri yaşanmayabilir’i yapıştırdı.

Görüntüler, Kılıçdaroğlu’nun broşürde de yer alan ana çerçevelerdeki söylemlerine dayanarak, satır arası notlarımı Sönmez’le paylaşıyorum;

‘Çevreci kaygılarının altının çizilmesi anlamlı.

En çok da halen genç nüfusu yüksek ülkede kalkınma için en büyük engel eğitim kalitesi, işsizlik gerçeklerinin altı çizilmiş.

Kısa dönem için 15 bin öğrenciye yurtdışında doktora yapmalarını sağlayacak burslarla kaliteyi yükseltmekten, mega kent, Merkez Türkiye’nin özel yasasının çıkarılması ile uygulamaya geçilecek..

Proje için hedef seçilmiş bu seçim için uzak 2023’ten söz ederken, kazma vurulması ile gündeme girecek yeni yatırım olanaklarının da altı çizilmiş..

Türkiye genelinde toplam 317 milyar dolarlık bir yatırımdan, uygulanabilirliğinin güvencesi de verilerek kapı açılmış..’

Sönmez;

‘Aslında küresel pazarlar oluşturulması gelişmelerinin bütünü içinde, dünyada gerçekleştirilmesi tamamlanmak üzere olan üç projenin 4.’üncüsü olarak gündeme getirilecek projenin Dünya Bankası başta evrensel sermaye, pazarlarının da desteği ayağının olacağı’

yargısını eklemliyor.. Ben de;

‘Aslında Erdoğan’ın da dünya ile bütünleşme çerçevesinde iktidarlarının ilk yıllarında, benzer yaklaşımları olduğunu, ancak İslam dünyası liderliği, mezhep siyasetini de bulaştırmış olarak, ilk yıllardaki sıcak para akışını, yatırımlara, üretime aktaramadan rant, vurgun, yağma düzeni içinde, sonrasında yüzüne gözüne bulaştırmış olarak kilitlendiğini, günümüzde götürüsü getirisinin çok üstünde bir kaosa sürüklendiğini..’

gözlemlemelerimi ekliyorum..

Sönmez;

‘Doğrudan üretim, insan odaklı olacak denilemese de, ben bu projeyi sevdim..’ sözleri ile noktayı koyuyor.”

“gazeteye döner dönmez, televizyon kanallarından ekonomist gazeteciler ağırlıklı yorumları dinlerken de;

‘Uygulanabilir doğru..’,

‘Değerler zincirine eklemlenebilir..’,

‘Geleceğe dönük söyleyeceklerinin olması, Türkiye’nin var olan konumu, kaynaklarının kullanılmasının hedeflenmesi önemli..’ benzeri izlenimler dikkatimi çekiyor..

Bana göre en anlamlı izlenim ise;

‘Diğer partilerde söz konusu olamayacak özgünlükte, rahatlıkta, üretime, ülke insanımıza yansıtılabilirliği.’ ve

‘Sosyaldemokrat parti kimliği güvenceli, patentli.’ olmasında…”

*****

‘SÜLEYMAN YAŞAR – Taraf’

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün merakla beklenen Merkez Türkiye projesini açıkladı.

Sunumun ardından ilk karşılaştığımız soru ‘Bu proje gerçek mi, uygulanabilir mi?’ oldu.

Evet, bu proje gerçek ve uygulanabilir bir proje.

Çünkü Türkiye emlak değeri yüksek bir ülke.

Türkiye’den 1,5 milyar nüfusa ve 21,6 trilyon dolarlık bir pazara 4,5 saate ulaşılabiliyor.

Ama Türkiye bu emlak değerinden son 13 yılda faydalanamadı.

İhracata yönelik mal üretmek yerine dış ticarete konu olmayan lüks AVM, lüks konut, lüks kamu binaları ve lüks otomobillere kaynaklarını harcadı.”

“Tabii böyle bir projenin gerçekleşmesi için ön şart, hukuk devleti ve demokrasinin ülkede geçerli olması oluyor.

Son dönemde hukuk devletinden uzaklaşılması Türkiye’den yabancı sermaye kaçışına neden oldu.

Ve bu yılın ilk üç ayında 24 milyar doları doğrudan sermaye ve 17 milyar doları portföy yatırımı olmak üzere toplam 41 milyar dolarlık yabancı sermaye bu ülkeyi terk etti.

O hâlde CHP’nin ilk yapacağı iş hukuk devletinin kurulması ve demokrasinin ülkede hâkim kılınması olacak.

İşte bu nedenle dün yaptığı sunumda Kemal Kılıçdaroğlu hukuk devleti ve demokrasinin Mega Kent projesinin ön şartı olduğunu belirtti.”

“Bu projenin hayata geçirilmesinde fayda var.

Bir de CHP’nin, Merkez Türkiye projesiyle ekonomide bir adım daha öne geçtiğini belirtmekte fayda var.”

*****

‘ALİ CEMAL TÜRKMEN – Radikal’

“…..Yüz Yılın projesini, incelediğinizde; bizim sosyal yapımıza uygun bir proje olduğunu,

Öyle çok uçuk kaçık bir şey olmadığını,

Ayakları yere bastığı için de inandırıcı bir proje olarak algılanacaktır diye düşünuyorum.

Ayrıca CHP'nin ekonomi ayağında kendisini göstermesi açısından çok önemli olduğunu düşünuyorum.

Bu proje ülkemiz açısından önemli çünkü;

Bizi güçlü, sözü dinlenen, demokrasisi gelişmiş, refahı yüksek bir Türkiye yapacak, topraklarımıza iş, evlerimize  aş ve mutluluk getirecektir..

Eski algı ve çekişmeler bir tarafa; ülkemiz büyüyecektir.

Son sözümü şöyle bağlamak istiyorum:

Merkez Türkiye Projesi ortak üstün aklın projesidir…

Biz ve bizden sonrakilere yol haritası olacaktır.”

*****

CHP’nin “MegaKent”i; yine CHP’nin KöyKent’inin çok büyütülmüş bir modelidir…

Köykent, Türkiye Cumhuriyeti'nin Köy Ensitüleri Projesi'nden sonraki en kapsamlı kırsal kalkınma projesinin adıydı. Yüzeysel bir yaklaşımla; Köykent, kırsal kesimin ve köylerin kalkınmasını sağlayacaktı; MegaKent ise Türkiye’yi kalkındıracaktır.

Neyle, nasıl? diyenlere cevabı ATATÜRK vermişti…

 

O’nu izleyen CHP de başaracaktır…

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE”

“MEGA KENT”

Gazete köşe yazarları ne diyorlar?.. - 3 -

Köşe yazarlarından alıntılara devam ediyorum:

‘GÜNERİ CIVAOĞLU – Milliyet’

“CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dün CHP’nin “sır” gibi saklanan “vizyon projesini” açıklarken “ters köşe” birvuruş daha yaptı.

Gerçekten 7 Haziran seçimleri kampanyasında CHP başından bu yana ‘ters çatala’ vuruyor.
Yaşadığımız yüzyılın ‘başarı simyası’ iki kelimeyle mesaj veriyor:

‘Fark yaratabilmek...’

Sadece iç siyaset değil çevredeki bütün ülkelere fark yaratmaktan söz ediyorum.”

AK Parti tek başına iktidara gelse de bu projeyi Türkiye insanından esirgememek siyaset olgunluğunu göstermeli.”

“Araştırmalar oyları yönelten etkenler arasında ‘ekonomik’ söylemleri en öne alıyor.

CHP ’pragmatist’ yaklaşımla iktidara ekonomiden vuruyor. Halka ekonomik vaatleriyle uzanıyor. 1500 TL asgari ücret... Emekliye 2 bayramda 2 maaş ikramiye...”

“Dünyanın üç ülkesinde uygulamaya konmak üzere olan bu ‘ekonomik mimari’ hangi siyasi partinin fikri olduğu bir yana konulsa bile kendi başına heyecan verici ve çağdaş bir proje...”

***

‘MELİH AŞIK – Milliyet’

CHP’nin Anadolu’ya bir mega kent kurulmasını, dünya ticaretine merkez olmasını ve 2 milyon kişiye istihdam imkânı sağlanmasını öngören projesi ilgi gördü.

Projeye göre... Karadeniz ve Akdeniz’deki tüm limanları dünyaya bağlayan, otoyol ve demiryollarının tam ortasında yer alan bir megakent kurulacak...

Tüm Akdeniz’deki limanları bu merkezden dünyaya bağlayacak. Bir sanayici dostumuz dün dedi ki:

‘Projenin en önemli yanı, ulaşımın önemine vurgu yapmasıdır. Bizim Gebze Organize Sanayi bölgesinde bir fabrikamız var. Limana uzaklığı neredeyse 5 kilometre. Ama ürünü limana TIR’la taşıyoruz. Bayramdı, tatildi derken ulaşım müthiş gecikiyor.

Basit bir demiryolu yapılmıyor. Yapılsa ürünü demiryolu ile limana nakledip müthiş tasarruf sağlayacağız.

Bölgedeki yüzden fazla fabrika bizimle aynı durumda.’

Başbakan Davutoğlu ‘Ben bunları kitabımda yazmıştım’ diyerek projedeki fikirlere destek verdi.”

***

‘MUSTAFA PAMUKOĞLU – Aydınlık’

“…..Ülkemizin stratejik bir ülke olması nedeniyle büyük düşünmemiz gerekiyor.

Büyük kalkınma hamlesi için büyük projeler şart.

Bu açıdan baktığımızda CHP’nin de bu projesine iyi niyetle yaklaşmalıyız.

Ama gerçekçilik adına Mega Kent projesini sunulduğu biçimi ile fantezi bulduğumuzu da söylemeliyiz.

Hele kalkınma planını hazırlamadan ve mevcut üretim modelini değiştirmeden bu tür projeleri gündeme getirmeyi de popülist bir anlayış olarak görmek gerekir, diye düşünüyoruz.

***

‘AYDIN ENGİN – Cumhuriyet’

“…..Kılıçdaroğlu’nun saklayamadığı coşkusu ve övüncü ile uzun uzun anlattığı projeyi dinledik.

İtiraf ediyorum:

Önyargım haksızdı. Şapkadan tavşan çıkarmaya dönüşmüş bir laf salatası ile karşı karşıya da değiliz.
CHP iyi düşünülmüş, ayrıntılandırılmış, hesabı kitabı titizce yapılmış bir proje ile çıktı karşımıza.

Kanımca vahşi kapitalizmin insafsızlığına teslim olmayan, kalkınmayı sadece inşaat yapmaktan ibaret sanmayan, Türkiye’nin jeostratejik konumunu o kabak tadı vermiş ‘askeri önem’le tanımlamayan, modern, rekabetçi ve yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir kapitalist model benimsenmiş.

Dilerseniz kestirmeden gidip ‘çağdaş sosyal demokrasi’nin modeli diyebilirsiniz…….”

***

‘ERDOĞAN ŞAHİN – Özgürses Didim’

“…..Dünya ekonomilerinin en büyük sorunu seri dağıtım sorunudur. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle tüm üretimlerin bir dağıtım merkezi olabilir.

CHP, Anadolu’nun orta yerinde kuracağı bir mega kentle tüm Dünya ile merkezî bir ağ kurmayı amaçlıyor…

Tüm üretimleri seri bir şekilde Dünya’nın her tarafına ulaştırmayı amaçlayan bu proje şimdiden ülkemizde bir heyecan yaratmış durumda…

20 yılda 200 milyar Dolarlık bir yatırımla gerçekleşecek proje 2 milyon 200bin kişiye de iş imkânı sağlayabilecek…

Oto yollarla, demir yolu ağlarıyla, hava yollarıyla ve limanlara seri olarak bağlantıların kurulacağı bu mega kentin nerede kurulacağına dair ip uçları da ortaya çıkmaya başladı…

Mega kent enerjisini de rüzgar ve güneş enerjisinden sağlayacak olması çok önemli ve çevreci bir anlayıştır…”

“Gerek arazi şartları, gerek coğrafi konumu, gerek enerji kaynaklarına uygun olması, deprem bölgesi olmaması nedeniyle Mega Kentin Konya- Kayseri arasında kurulacağını düşünüyorum…

Bu proje, öncelikle felsefe olarak doğrudur…

Sadece Türkiye ekonomisine değil, tüm Dünya ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır…

Seri ulaşım ağlarıyla, üretim fazlası ürünler Dünyanın her tarafına ulaşabilecek…

Açlıkla ve yoksullukla karşı karşıya kalan uluslar için de bu proje bir umut olacaktır…

İnsanoğlu, kurulacak bu ulaşım ağlarıyla daha çok paylaşacak, daha çok birbirlerine yardım edecektir…

Bu projeyi çok olumlu buluyorum. Siyasi parti farkı gözetmeden tüm partilerin de bu projeye destek vermesini umuyoruz…

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle Dünya’nın merkezi konumundadır.

Bu özelliğini de tüm insanlık için kullanmak zorundadır…

Merkez Türkiye projesinin uygulanabilirliğine de yürekten inanıyorum…

Bu projeye inanarak ve hayata geçirecek anlayışın da iktidar olmasını diliyorum…

*****

Devamı Yarın

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE”

“MEGA KENT”

Gazete köşe yazarları ne diyorlar?.. - 2 -

Dün başladığım, “Değişik görüşdeki gazetelerin köşe yazarları; CHP’nin ‘Yüzyılın Projesi’ olan ‘MegaKent’e ne diyorlar?..” sorusunu cevaplamaya devam ediyorum:

Köşe yazılarından yorumsuz alıntılara bu gün, değerli bir genç yazarımız ile başlıyorum:

ÖZGÜR MUMCU – Cumhuriyet’

“CHP beklenen büyük projesinin adını koydu.

Merkez Türkiye, CHP’den kapsamlı ve iddialı projeler beklemeye alışık olmayan iktidar cenahında hafif çaplı bir sarsıntıya yol açtı.

“Vallahi önce ben düşünmüştüm” diyenden, projeyle dalga geçmeye kadar giden bir yelpazede belli ki hazırlıksız tepkiler verildi.

Proje, dünyanın çok tartıştığı “Yeni İpek Yolu” meselesiyle bağlantılı.

Türkiye’nin, önceliğini dev bir lojistik merkezi olmaya vermesi ve ülkenin yükünü İstanbul’dan alması enine boyuna tartışılmayı hak ediyor.

Asya ve Avrupa pazarlarını demiryollarıyla birbirine bağlamada Türkiye’nin ön plana çıkması önemli. İlk izlenim Kanal İstanbul denen felaket projesinden daha rasyonel bir kalkınma hamlesi olduğu…”

***

‘EMRE KONGAR  – Cumhuriyet’

“1970’lerin romantik ve yerel Köy- Kent projesinden, 21. yüzyılın gerçekçi ve küresel Mega Kent projesine...”

Rant ekonomisinden, üretim verimliliği ekonomisine...

Sözün kısası umutsuzluktan umuda bir sıçramadır!..”

“Teknolojiyi ve elbette yenilikçiliği, lojistiği, eğitimi, üretim verimliliğini ve çevreciliği dikkate alan entegre bir projedir...
Devletin öncülüğünde özel kesim ile işbirliği halinde gerçekleştirilecektir...”

İstihdamı artırmaya yönelik olduğu için, Türkiye’nin toplumsal sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacaktır.”

“CHP, artık sadece ithalata ve inşaata dayalı hale gelmiş olan bugünkü rant ve yağma ekonomisinden, üretim ekonomisine geçişin sağlanması için anlamlı bir proje üretmiştir.”

Anadolu’nun dengeli kalkınmasına büyük hizmetler yapacaktır.”

İyi hesaplanmış, dengeli kalkınmayı hedefleyen gerçekçi, entegre bir projedir... Türkiye’yi geriye götürmeye çalışan, “bizden mucit yetişmez, ancak ara eleman ülkesi oluruz” diyen örümcek kafalılara çok güzel bir yanıt olmuştur!”

***

‘TAHA AKYOL – Hürriyet’

“Eminim CHP'liler beğenmiştir, karşıtları ya izlememiş veya beğenmemişlerdir.

İşte beni rahatsız eden bu: Bizden olan her şey iyi, öbürünün her şeyi kötü……”

“Mesele yurtdışına doktora öğrencisi göndermekten ibaret değil. Önemli olan bunun niye gerekli olduğunu kavramak ve Türkiye'nin geleceğine bu kavrayışla bakmaktır:

Çağımızda ekonomi ileri derecede küreselleşmiştir, bilgi artık en kudretli üretim faktörüdür. Trilyonlarca doları ihtiva eden küresel ekonomik kaynaklara entegre olmak ve bunun gerektirdiği yüksek kaliteli insan gücünü yetiştirmek hızlı kalkınmanın tek yoludur.

Kılıçdaroğlu da şöyle diyor:

‘Kültürler, kentler, bütün bunlar hepsi entegre olacak. İnsanlık farklı bir sürecin içine girdi zaten. Biz de o sürecin içine girmekte geç kalmayacağız.’

Bunun CHP geleneğinde bir yenilik, yeni bir açılım olduğu bellidir ve doğrudur.

Merhum Turgut Özal söylerken doğruydu, Tony Blair söylerken doğruydu, günümüzde Ali Babacan ya da Kemal Kılıçdaroğlu söylerken de doğrudur.

Artık parti ve ideoloji kalıplarını aşarak çağımızın dinamiklerini kavramak üzere bilgi edinmek ve düşünmek zorundayız.”

***

‘YALÇIN BAYER – Hürriyet’

“CHP, iktidara gelmesi halinde hangi stratejik hedefleri öngördüğünü açıkladı; 'Türkiye'nin Kaderini Değiştirecek Yüz Yılın Mega Projesi'... Kılıçdaroğlu, kısaca 2035'de 'Merkez Türkiye' dedi.

Birinci sınıf demokrasi, rekabetçi ve üreten bir ekonomi, hakça bölüşen, liyakate dayalı sürdürülebilir bir sosyal devlet yapısı, yakın coğrafyaya barış ve refah ihraç eden bir politik düzen...”

“CHP 2035 tarihi itibariyle, bir merkez ülke olarak dönüşümün tamamlanmasını programlıyor.

Coğrafi konumun ve genç nüfusun avantajlarını, farklı sektörlerdeki ulaşım ağları, enerji hatları, mega kentler, Ar-Ge öncelikli bilim ve sanat merkezleri ile bir arada değerlendirip, küresel ölçekte bir ticari konsolidasyonun merkez ülkesi olma planlanıyor.”

"Kişi başına düşen gelir de bugün içine düştüğü 10 bin dolar tuzağından kurtarılıp 2035'de 30 bin 294 dolara çıkarılacak... 2.2 milyon vatandaşa iş."

CHP, uluslararası ilişkilerde, ideolojik yakınlıklara değil, demokrasi ve 'hukukun üstünlüğü'nün getireceği avantajı öne çıkarıyor.

AKP, Cumhurbaşkanı ile organik bağını koparamadığı için, nevi şahsına münhasır bir 'başkanlık modeli'nin baskısı altında, hukukun siyasete tabi olduğu bir düzlemde yol almaya çalışıyor.

CHP ise hukuk devleti vurgusunu öne çıkararak bir merkez ülke olmanın yollarını arıyor.

***

‘ÜNSAL YALÇINKAYA – Mavi Didim’

“Büyük düşün, evet büyük düşün  dediysek de at demedik, Mega, mega düşünceler, Nereden ve nasıl,

İşte tamda bu nokta ‘Atma memo atma, din gardaşız derler…’ Atmakta sınır tanımayanlar ülkesi,

Kaf dağının arkasında cennet var, Oraya ulaşman için önce beni iktidar yapacaksın, sonra ben sana oraya ulaşman için yollar yapacağım, Köprüler yapacağım, Dağları delip tüneller açacağım, …..cım,    ….cım…

Ya sonra, Sorma birader sorma, sen yeter ki beni iktidara taşı, Ötesini düşünme. Bunca yıllık uyutulmuşluğa bir yenisi daha, Küresel dayatmalara yeni bir hedefe imza atma, Şimdi de ANADOLU  merkezli MEGA KENT, Vay anam be, 2 Milyon 500 bin işsizimize iş, Kalkınma, Başlangıçta 3 milyon nüfus, Eeeeeeeee,

20 yıl  öncesinden ortaya konan hedef, 200 milyar  tl’lik bir mega proje, 20 yıl sonrasını bilen var mı ne olacak, Dünyamız nasıl şekillenecek, Hangi sınırlar, Hangi Devletler,

Hangi milletler var yada yok olacak,”

*****

Köşelerden alıntıya yarın Devam edeceğim…

 

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE” “MEGA KENT”Gazete köşe yazarları ne diyorlar?..

CHP’nin “Yüzyılın Projesi” olan “MegaKent”e değişik görüşdeki gazetelerin köşe yazarları ne diyorlar merak ettim; birçoğunu okudum…

Bunları sizlerle paylaşacağım.

Ancak; muhafazakar gazete Zaman’ın köşe yazarı Turhan Bozkurt, konuyu değişik yönleri ile objektif bakışla irdelemiş ve detaylı bir yazı kaleme almış…

Genelde bize göre aykırı bir gazetenin kalemi olduğu için; 22 Mayıs 2015 günlü yazının uzunca bir bölümünü aktarıyorum:

Yazının başlığı:

“Megakent için geç bile kaldık.”

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün İstanbul Conrad Oteli’nde büyük bir coşku ile açıkladığı lojistik üssü (Megakent) projesi için geç bile kalındı.

Salondan yükselen alkışlar, Kemal Bey’in seçime giderken emekliye iki ikramiye vaadinde olduğu gibi Yüzyılın Projesi’nde de isabetli adım attığını teyit etti.

Proje anlatıldıkça daha fazla benimsenecek, destek bulacak.

Türkiye’nin bir türlü faydaya dönüştüremediği jeo-stratejik konumu CHP’nin son projesinin de çıkış noktası.

4,5 saat uçuş mesafesinde 58 ülkeye, 1,5 milyar nüfusa ve 21,6 trilyon dolarlık pazara erişim imkânı niye değerlendirilmez?

Doğu ve batı arasında tarihî bir kavşak.

Üç tarafı denizlerle çevrili, Asya, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’nun tam ortasında adeta pırlanta taşı gibi parlayan Türkiye; demiryolu-karayolu-havayolu-denizyolu bağlantılarını güçlendirerek küresel bir liman niye olmasın?

Bugüne dek petrol ve doğalgaz boru hatları haricinde fazla istifade edemedik coğrafi konumumuzdan.

Kılıçdaroğlu’nun paylaştığı bilgilere göre 20 senede toplam 200 milyar dolarlık yatırımla kurulacak Megakent ile Türkiye’nin Singapur, Hollanda (Amsterdam) veya Hong Kong gibi modern kervansaraylardan biri haline getirilmesi hedefleniyor.

Yatırımın 40 milyar dolarını 20 yılda kamu deruhte edecek.

Kamu yatırımları önden yüklemeli olacak.

Yüzde 70’i 2023’e kadar tamamlanacak.

Projeyle 1 milyon 633 bin kişiye, çevresiyle birlikte toplam 2,2 milyon kişiye istihdam sağlanacak.

Fert başına gelir ise 30 bin 323 dolar olacak.

Merkez için seçilecek şehir ya da şehirlerin isimleri şimdilik sır gibi saklanıyor.

Zira arsa tacirlerine havadan para kazanma fırsatı sunmak istenmiyor.

Geniş yetkileri olan vali tarafından yönetilecek Megakent’in hususi kanunu olacak.

Bürokrasi en aza indirilecek.

Dünyanın lider lojistik, finans, hafif imalat, otomotiv markaları, teknoloji şirketleri bu merkezde faaliyet gösterecek.

Lojistik sadece kendi malınızı en hesaplı ve hızlı şekilde pazara ulaştırmanızı sağlamaz.

Başka ülke mallarının transit taşımaları ile daha yüksek katma değer elde edilebilir.

Türkiye, lojistikte daha üst sıralara çıkmak mecburiyetinde.

Bu da konvansiyonel gümrük idareciliği yaparak olmaz.

Taşımacılık, depolama, yük sevkiyatçılığı gibi ihtisas isteyen dallar özel sektör marifeti ile geliştirilmeli.

Dünya Bankası’nın ticaretin kolaylaştırılmasına matuf projelere sadece 2013’te 5,8 milyar dolar destek verdiği dikkate alındığında Türkiye’nin Megakent projesine yabancı kaynak bulmak hiç zor olmayacaktır.

Üzerinde emek verilmiş Megakent projesini külliyen ademe mahkum etmek yerine artıları ve eksileri ile tartışalım.

Böyle bir müzakereden zarar görmeyiz.

Bilakis ülke kazançlı çıkacaktır.

CHP lideri Kılıçdaroğlu konuşmasını nihayete erdirmeden önemli bir çağrıda bulundu.

Kemal Bey’in, “Eski kavgaları bir kenara bırakalım. Gelişmekten, kalkınmaktan yanayım.” sözlerine ehl-i insaf herkes iştirak edecektir.”

*****

Zaman Gazetesi köşe yazarı Turhan Bozkurt, önyargılı saplantılardan uzak bir yaklaşımın tipik örneğini vermiş.

Tespitlerine ve değerlendirmelerine katılmışlığım biryana, konuya bu tür, objektif yaklaşımı da beğenimi çekti…

Kutluyorum...

Diğer gazete köşe yazarlarından kısa değerlendirmeleri topluca paylaşmaya devam edeceğim.

*****

 

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE”

“MEGA KENT” -2-

Bir önceki yazıma:

“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun; ‘Yüzyılın Projesi’ ve ‘Chp’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE’ değerlendirmeleri ile, heyecanla açıkladığı ‘MEGA KENT’; gerçekten Türkiye geleceğinin güvenilir ellere teslim edileceğini müjdeledi…” diye başlamış ve bir benzetme yaparak;

“CHP’nin ‘MegaKent’i; yine CHP’nin KöyKent’inin çok büyütülmüş bir modelidir…” nitelemesiyle, KöyKent’ten bahsetmiştim.

“MERKEZ TÜRKİYE - MEGA KENT” Projesinin ek getirilerine geçmeden önce; kaynağı (İktidar:AKP ve Muhalefete Muhalefet:VATAN) itibariyle beni gerçekten şaşırtan iki ortak sese değinmek istiyorum:

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun iki vaadi:

1. Girdi fiyatları nedeniyle üretim yapamayan Çiftçi’ye ön tedbir olarak mazotu 1,5 Lira’dan vereceğim sözüm söz…

Ortak itiraz: Bol keseden atıyor, niye sadece çiftçiye, balıkçıya yok mu?..

Cevap: Bu sadece bir başlangıç…

2. Yüzyılın Projesi’ ve ‘Chp’nin Vizyon Projesi: MEGA KENT

Ortak itiraz: ‘Atma memo atma. Şimdiden 20 yıl sonrası?.. Neyle?   Nasıl?..

Cevap. Ulu Önder ATATÜRK, bugünkünden çok çok daha kötü şartlarda, yokluk içinde bugünleri (70-80 yıl) düşünmeseydi AKP bugün neleri satacaktı?..

Bu ortak sesler hakkındaki daha fazla yorumu okuruma bırakıyorum… Sadece ‘Ortak Ses’e dikkat çekmek istedim…

*****

“CHP’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE”

“MEGA KENT”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Yüzyılın Projesi” ve “Chp’nin Vizyon Projesi: MERKEZ TÜRKİYE” değerlendirmeleri ile, heyecanla açıkladığı “MEGA KENT”; gerçekten Türkiye geleceğinin güvenilir ellere teslim edileceğini müjdeledi…

“MEGA KENT”; açıklanan getirilerinin dışında daha birçok yararlar sağlayacaktır Türkiye’ye…

Bu proje beni, 1960’lı, 1970’li yıllara; CHP’nin ECEVİT dönemine götürdü…

Sayın Rahşan Ecevit’in “Köylü Derneği” ve Rahmetli Bülent Ecevit’in “KÖYKENT” projesine…

Birbirlerinin tamamlayıcısı olan bu iki girişimde de yeraldığım için, “KÖYKENT”ten bahsetmek istiyorum…

CHP’nin “MegaKent”i; yine CHP’nin KöyKent’inin çok büyütülmüş bir modelidir…

Köykent, Türkiye Cumhuriyeti'nin Köy Ensitüleri Projesi'nden sonraki en kapsamlı kırsal kalkınma projesinin adıdır.

Yüzeysel bir yaklaşımla; Köykent, kırsal kesimin ve köylerin; MegaKent ise Türkiye’nin kalkınmasını sağlayacaktır.

Köykent, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1969 yılı seçim bildirgesinde yer almış, daha sonra da bu dönemde kurulan Köy İşleri Bakanlığı tarafından benimsenerek geliştirilmiştir.

Köykent projesinin amacı şu üç maddede özetlenebilir:

1. Az sayıda personel ve az yatırımla, en kısa zamanda kırsal kesim nüfusunun tüm gereksinmelerinin karşılanması,

2. Hızlı nüfus artışının ortaya çıkardığı fazla nüfusun bir bölümü ile işsiz nüfusun köykentlerde iş olanaklarına kavuşturulması,

3. Böylece; iş olanaklarına kavuşturulan kırsal nüfusun kentlere akımı sonucunda büyük kentler civarında oluşacak nüfus yığılmalarını engelleyerek, sağlıklı kentleşmenin sağlanması.

***

Köykentler’de; köyler değil, hizmetler, okullar ve sağlık ocakları birleştirilecektir.

Kendi başına fabrika kuramayacak olan köylüler, biribirine yakın konumda olan ve emekleri, bilgileri ve maddi olanakları birleşen köykentler sayesinde, verimli tarım işletmelerinin yanı sıra, ortaklaşa sanayi işletmeleri de kurabileceklerdir…

Kültür ve spor tesislerinden ortaklaşa yararlanabileceklerdir.

Böylelikle sosyal ilişkiler sağlıklı gelişebilecek, kent olanakları kısmen de olsa köylere ulaşmış olacaktır.

Köykentler ile, köylünün kalkınması ve kırsal alanların sanayileşmesi için zorunlu olan altyapı ve hizmetlerin köylülere daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle sunulabilmesi, böylece, tarımsal sanaileşme altyapısının da hazırlanması amaçlanmıştır.

Proje, 1978–1979'da Ecevit başkanlığında, CHP iktidarı döneminde Van (Mesudiye) ve Bolu'da (Taşkesti) birer köyde uygulanmaya başlamış ama 1979'da yapılan ara seçim sonrasında CHP'nin iktidardan ayrılması ile sonuçlanmamıştır.

Bülent Ecevit, Köykent ile ilgili düzenlenen bir törende yaptığı açıklamada, projenin “30 yıllık hayali” olduğunu söylemişti.

İşte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; Bülent Ecevit’in, o günlerin koşullarında köy ölçeğindeki 30 yıllık hayaline benzer bir dev projeyi, “MEGA KENT”i; haklı olarak “Yüzyılın Projesi” ve “Chp’nin Vizyon Projesi” nitelemeleri ile açıkladı…

*****

“MERKEZ TÜRKİYE - MEGA KENT” Projesi:

1. Özellikle Batı illerimizdeki ve Ankara’daki yığılma duracak…

2. Doğu, Güneydoğu bölgelerindeki az gelişmişlik sona erecek.

3. Gelişmişlik yaygınlaşacak.

4. Genel barış sağlanacak.

5. Türkiye, Ortadoğu batağından çıkarılacak, barış sağlanacak.

6. AKP’nin özellikle İstanbul’a yığdığı, ‘Rant Yatırımları’na karşın, “MegaKent” projesi; yeri ve amacı itibariyle CHP ile AKP arasındaki anlayış farkını ortaya koymaktadır. (AKP’nin, üçüncü köprü, mega havaalanı, ütopik kanal projeleri gibi…)

7. “MegaKent” projesi, Halk’ı içine alan, bölgeciliğe saplanmadan; hizmette eşitlği, topyekün kalkınmayı, katılımcılığı, öne çıkaran, bir yatırım olarak görülmektedir.

8. Son on yıldır uygulanagelen yanlış politikalar nedeniyle yalnız kalmışlığımıza karşın, komşularımız ile birlikte, dünya devletleri ile ilişkilerimize ve barışa katkı yapacaktır.

9. CHP’nin seçim kampanyasında daha önce açıkladığı vaadlerin, daha da gelişerek artmasına güven ve katkı verecektir.

10. CHP’nin vaadlerine koyduğu; ilk bir ay, 100 gün, bir yıl, dört yıl gibi kendini bağlayıcılığı, planlı ve gerçekçi iktidar hazırlığının bir göstergesidir.

“MegaKent” projesi de; uzun vadeli, ilk yatırım ivmesi ile kısa sürede gerçekleşecek olan ve Sosyaldemokrasi’nin “Halk İçin, Halk’la Birlikte” prensibine uygun bir yatırım olarak görülmektedir…

*****

 

“REJİM SEÇİMİ” ve

“MUHALEFETE MUHALEFET PARTİSİ”

 

Evet; “07 Haziran 2015 Genel Seçimi”, sıradan bir iktidar belirleme seçimi değildir.

Yaşadığımız olaylar göstermektedir ki; gerçek anlamda rejim değişikliği korkusu, ya da gelecek kâbusu yaşamaktayız.

Bu tehlike; daha, yerel seçimler öncesinden gözlemleniyordu, ve dillendiriliyordu:

“Muhalefet birleşsin, anlaşsın…”

CHP’nin, iyiniyetli çağrılarına rağmen, “Muhalefete Muhalefet”in yoğun çabaları ile, Başkent Ankara ve Dünya İncisi İstanbul; rant düşkünü, rejim değişikliği yanlısı ve ‘Atatürkçü Düşünce’ karşıtı iktidara teslim edildi…

Yetmedi…

Sıra geldi; ‘Cumhurbaşkanı Seçimi’ne…

Başbakanımız, Cumhurbaşkanı olmayı kafasına koymuştu…

‘Kendi Halkı’nı çok iyi tanıdığı için, Cumhurbaşkanı seçildiğinde neler yapacağını açık açık (halk deyimi ile; mertce) söylüyordu…

“Ben, benden öncekiler gibi bidiğiniz Cumhurbaşkanı olmam. Devletin yönetimi benden sorulur… Bunun adı da ‘Başkanlık’tır…”

Benzer uygulamasını da, daha adayken sergiliyordu,,,

Adayı olduğu seçim çalışmalarını Başbakan olarak yürütüyor.

Yani, seçildiğinde herşey peşin peşin belli…

Belli de!..

Anayasa?.. Demokrasi?.. Özgürlükler?.. 17 – 25 ?..Tapeler?..

Eşitsizlikler?.. Yargı?.. Ülke Bütünlüğü?.. vb…vb…

ATATÜRKÇÜLÜK?..

Durum ciddi… Ortalık toz-duman…

*

Halk’dan bildik öneri:

“Muhalefet birleşsin, anlaşsın, ortak aday çıkartsın…”

Çözüm bu…Başka çare yok… CHP ve MHP uzun araştırmalardan sonra bir ÇATI adayda anlaşıyorlar:

Sayın Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu…

10 küçük parti daha katılıyor bu ÇATI’ya…

Aldı mı ‘Muhalefete Muhalefet Partisi’ni bir telaş…

CHP’den birkaç küskünün de katılımı ile çıkan ortak ses:

“İSTEMEZÜK!!!.. Bakmayın siz onun dünya çapında başarılı, bilgin, uluslararası saygınlığı olan bir profesör olduğuna…

Öncelikle,ismi faul…Sonrası, babası da islamcıymış…”

CHP’yi cezalandırmak için yeni bir taktik:

Olabildiğince yaygın; BOYKOT…

“Ama, boykot diğer adaya yarar… Rejim tehlikesi var…”

Cevap hazır:

“Önemli olan prensip !..”

Peki, ya “REJİM?..”

Boykot taktiğini uyguladılar. Kullanılan oy oranı, beklenenin altında olunca; Sayın Tayyip Erdoğan’ın yüzde kırklardaki oyu, %51,8’e çıktı ve Cumhurbaşkanı seçildi… Başarıldı !..

*****

Gelelim günümüze… Genel seçim öncesine…

Seçim konusuna girmeden önce, samimi olarak bir üzüntümü paylaşmak istiyorum:

“İşçi Partisi’nin, Vatan Partisi’ne dönüştürülmesi…”

Facebook’daki sayfamda 16 Mart 2015 günü aşağıdaki yorumumu paylaşmıştım:

“Tertemiz geçmişi ile, oy kaygısı gütmeden, kapanmaları göze alarak cizgisini koruyan, İŞÇİ PARTİSİ'nin; bizzat kurucusu tarafından, hangi nedenle kapatıldığını ve ‘İP EKOLÜ’ ile taban tabana zıt, koşulsuz, 'ne olursan ol gel' anlayışı ile yeni bir 'VATAN PARTİSİ'nin kurulma nedenini düşündünüz mü hiç?..

O ‘İP Ekolü’ ki; yarım asırdan fazla geçmişinde her kapatılışında, isminin önüne, arkasına yapılan eklemelerle yeniden açılmış, bu uğurda ne çileler çekilmiş, ne Başkan'lar nöbet değiştirmişlerdir.

(Sayın Başkanlar BEHİCE BORAN’ı ve HASAN YALÇIN’ı tanımaktan ve kısa da olsa birlikte çalışmış olmaktan gurur duyuyorum, saygıyla anıyorum…)

İP bayrağı indirilmemiştir...

Ne acıdır ki; bu Bayrak, en çok çile çeken başkanlardan biri olan Sayın Doğu PERİNÇEK tarafından indirilmiştir…

İnanamıyorum doğrusu…

’İŞÇİ’nin kime ne zararı vardı?..

Neden kapatıldı İP?..

Emeği geçen onca insanın kemikleri sızlamıştır mutlaka…

Seçim barajı nedeniyle, bu gömlek değiştirme hareketinin de; bundan önceki genel, yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, CHP’nin alacağı oylara yönelik olabileceğini ve AKP’ye yarayacağını düşünüyorum…”

*

Tam da, bugün “İşçi Partisi”ne daha çok gereksinim varken, yukarda belirttiğim gibi mevcut, yarım asırlık parti kapatılıyor ve, İşçi ile ilgisi olmayan yeni bir partiye dönüştürülüyor, anlayamıyorum…

Bundan 20-30 yıl önce var olan sendikalar ve sendikalı işçi sayısı, bugün birkaç misli azalmışsa, bu iktidar döneminde icadedilen ‘Taşaron’ sisteminin payı çok büyüktür.

Özellikle son 12 yıldır, işçilerin çalışma koşulları, iş kazaları, asgari ücret, geçim sıkıntısı, işsiz sayısı karşısında; bırakın mevcudu kapatmayı, daha da güçlendirmek dururken ‘İP’yi tarihe gömmenin nedeni merak konusudur…

Daha önce İşçi Partisi’ne oy verenler arasında, bu vefasızlığı kabullenemeyenlerin azımsanamayacağını düşünüyorum… İP’nin bilinen %1 civarındaki oyu, son anketlere göre Vatan Partisi’nde %0,3 (binde üç) olarak görülmektedir…

Bu düşüşün bir başka nedeni de, yeni Vatan Partisi’nin; kapatılan İşçi Partisi yayın organları olan ‘Ulusal TV’ ve ‘Aydınlık Gazetesi’ vasıtası ve Mv. Adayları’nın ortak söylemleri ile; ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratma çabaları olsa gerektir…

İşte Vatan Parti’li köşe yazarından bir itiraf cümlesi:

“Sandığı boykot etmek pek işe yaramadı.”

İşe yaradı, birilerine yaradı, hem de çoook…

Sayın R.T.Erdoğan, bu boykot sayesinde seçildi…

Aslında; ‘İtiraf’dan da anlaşılacağı gibi, boykotun bu sonucu getireceğini biliyorlardı, göze alınmıştı…

Önemli olan CHP’ye ders vermekti !!!..

*****

Dilerim; tarihi “İşçi Parti Ekolü”nden birşeyler geçmiştir ‘Vatan Partisi’ne..

Önümüzdeki seçimin bir “REJiM SEÇiMi” olduğunun ayırdına varırlar ve Halk’ın üçüncü kez uyarısını duyarlar:

“Muhalefet birleşsin, anlaşsın…”

Ben ekliyorum:

“En azından birbirini yemesin…”

*****

Ve, 50 yıllık CHP’li olarak samimi inancımla bitiriyorum:

CHP İktidarı’nın sağlayacağı; Atatürk İlkeleri’ne bağlı, Özgürlükçü Demokrasi ve Huzur ortamında;

“İşçi Partisi” yeniden kurulacaktır… Kurulmalıdır…

Cumartesi, 25 Nisan 2015 13:07

CHP SEÇİM BİLDİRGESİ

CHP SEÇİM BİLDİRGESİ

Cumhuriyet Halk Partisi 07 Haziran 2015 Genel Seçim Bildirgesi’ni açıkladı.

Genelde büyük ilgi uyandıran ve sanki bir Hükümet Programı gibi değerlendirilerek çok olumlu bulunan bu bildiriyi; Hürriyet Gazetesi’nin ünlü köşe yazarı Ertuğrul Özkök, tarafsız gözle ve açık yüreklilikle (cesaretle) yorumladı.

*****