23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Musa Dinç

Musa Dinç

Web sitesi adresi:

Cumartesi, 27 Mayıs 2017 07:56

KABAK ÇEKİRDEĞİ

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

KABAK ÇEKİRDEĞİ

Kabak çekirdeği birçoğumuzun zevkle yediği bir kuruyemiş. Aslında yine bir çoğumuzun da bilmediği, ancak kuruyemişçilerin ahkâm kestiği ve de çok bildiği  (pahalı satacak ya) bir sağlık kaynağı.

Kabak çekirdeği bağırsak kurdunu düşürüyormuş.

Kabak çekirdeğinin asıl mucizesi iyi huylu prostat büyümesinin önüne geçermiş, idrar yolları bozukluklarına da faydalıymış.

Kalın bağırsak kanseri riskini azaltıyormuş. Ayrıca içerdiği E vitamini ile hücre zarının okside olarak bozulmasını önlüyormuş.

Pazartesi, 22 Mayıs 2017 15:51

HÂKİM BEY’İN SELAMI

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

HÂKİM BEY’İN SELAMI

Güneydoğu Anadolu’muzun şirin bir ilçesi, tan güneşi tepelerin arkasından ışıklarını saçmış, kahvaltı faslı bitmiş, gün yeni başlıyordu.

Sabah mesai saati. Davası olanlar erkenden adliyeye gelmişlerdi. Koridor bir hayli kalabalıktı. Duruşma salonu kapısının yanındaki bankta üç kişi oturuyordu. Her üçü de bir birinden inatçıydı. Bankta kıçlarına yer vermek için habire birbirleriyle kıyasıya mücadele ediyorlardı. Her üçünün de köyden geldikleri yüzlerinden okunuyordu.

Hâkim Bey, Duruşma salonuna girerken kapıdaki bankta oturan üç kişiyle göz göze gelir;

“Selam”deyip,içeri geçer.Koltuğuna oturur oturmaz,koridordan bağrışmalar,tepinmeler üzerine mübaşire seslenir:

“Git bak hele, koridorda neler oluyor?”

 

Cuma, 19 Mayıs 2017 12:54

ATA / TÜRKİYEM

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

ATA / TÜRKİYEM

İnsanda iki gerçek birbirini tamamlar. Us ve yürek. Bunun birini kabullenip diğerini yadsıyamayız. Bir elma örneği; insanın yarısı ussa, yarısı yürektir. İkisinin el ele vermesiyle kişiliğimizi, varlığımızı ortaya koyabiliriz. Birinde düşünceler çimlenir, diğerinde sevgiler.

İşte bu nedenle;  o usumuzda olduğu değin, yürek atışlarımızda da yaşıyor. İnsanımız duygularının coşkun evrenini Atatürk’le dolduruluyor. Benliğimizde saran türkülerde, O çiçekleniyor. Bunca şiirimizin,  destanımızın kahramanı O’dur.

Umutsuzluğumuzun umuda,  yokluğun varlığa dönüşü kolay mı? Yeryüzünde kaç önder olmazı olura çevirebilmiştir?  Bu başarı Mustafa Kemal Atatürk’ündür.

Düşmanları bu topraklardan kendi bileğimizin gücüyle süpürdük; ama onun ışığıydı yolumuzu aydınlatan.  O, Kurtuluş Savaşımızın yaman bir ustasıydı. Bu nedenle de “mazlum uluslar” için kurtuluş bayrağı oldu.

Türk ulusunun çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasında yine O önümüzdeydi. Ortaçağ yaşamından çağdaş yaşama geçmek,  Batı’ya ulaşmak kolay değildi. O yüzyıllık süreci yıllara indirdi.  Bu bakımdan yeryüzünün en büyük devrimcisidir Atatürk.

Cumhuriyetimiz Atatürk ilkeleri üzerine yükselir. 1919’da başlayan uzun ve güçlüklerle dolu bir yürüyüşün sonuçlarıdır bu ilkeler. Bunlar bütünsel bir yapıya sahiptir, birbirini tamamlar. Temelinde devrimci bir öz vardır.  Evrenseldir,   dünyanın tüm uluslarında uygulanabilir.  Atatürk türlü deneyimlerden çıkardığı bu ilkeleri bize armağan etmiştir. Bizlerde bu ilkeleri koruyup geliştirerek ve uygulayarak çağdaşlaşma yolunda ilerleyeceğiz.

Evet,  O,  şimdi bir ölümsüzlük ağacı Anadolu’da. Sevgi sevgi damarlarımızda dolaşıyor. Yüreğimizden şiir şiir kaynıyor. Gönlümüzden nehir nehir çağlıyor. Bir düşün ve dostluk güneşi olarak Anadolu yaylasından evrene ve sonsuzluğa ışık ışık uzuyor, yayılıyor. Atatürk toprağın mayasıdır.  Tüm ulusların bağımsızlık sesidir ve

ATA / TÜRKİYEMDİR.

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

AYDIN ŞAİRLER VE YAZARLAR DERNEĞİ BAŞKANI ŞAİR YAZAR

SAYIN ŞÜKRÜ ÖKSÜZ İLE RÖPORTAJ

 

33 yıl Kamu hizmeti ve bir yıl da özel olmak üzere toplamda 34 yıl bilfiil çalıştım. Devlet memurluğu süresince hep Aydın iline tayin yapmak istedim. Her seferinde münhal yer yok yanıtıyla karşılaştım. Ben de emekli olduktan sonra pusulayı Aydın / Didim’e çevirdim ve Didim’e yerleştim.

Yazar kimliğimizden kaynaklı Anadolu’da yayımlanan sayısızca kültür, sanat ve edebiyat dergilerinde öyküm, şiirim ve deneme yazılarım da yayımlandı Bugüne kadar 5 tane derginin de temsilciliğini yaptım. Haliyle yazarlar ve şairler dünyasında olmamızdan dolayı bazı şair ve yazarlarla da yollarımız kesişti ve dost olduk. Söke de ikamet eden Sayın Abdülkadir Güler 25 yıllık dostum; İncirliova’da düzenlenen Söke Yazarlar ve Şairler Derneği ile Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği’nce ortak düzenlenen Şiir Şöleni’nde sürpriz bir ziyaret yaptım. Didim’de ikamet eden şair ve emlakçılık yapan Sayın Hüseyin Zeybek Bey’le de tanıştım, onu da bir, iki kere ziyaret ettim.  Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Sayın Şükrü Öksüz Bey’le ismen ve bir telefon görüşmesi dışında yüz yüze tanışmamıştık. O gece kendisiyle de tanışma şansımız oldu, kendisine son kitabım olan “ Bir daha Asla / Öykü seçkisi “ kitabımdan imzaladım.  Çok yönlü bir hayat / özgeçmişi olduğunu gözlemledim. Kendileriyle röportaj yapacağım fikrine sıcak ve olumlu baktı. Hem kendisini hem de Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği’nin çalışmalarını; doğrusu bende çok merak ediyorum. Aydın / Didim’e yerleştiğimize göre efe diyarıyla yakın olmak boynumuzun borcudur, diyor ve

“Mavi Didim / Gazetemiz” adına röportajımıza başlıyoruz.

 

*Musa DİNÇ: Sayın Şükrü Öksüz sizin çok yönlü bir biyografiniz var; öncelikle bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

*Şükrü ÖKSÜZ: Böyle bir röportajı benimle yapmayı uygun gördüğünüz için önce teşekkür ederim. Kısaca özgeçmişim: 1951 Yılında Aydın İlinin Bozdoğan İlçesinin Amasya Köyünde doğmuşum. İlkokulu köyümde, ortaokulu Bozdoğan’da, Liseyi Nazilli’de okuduktan sonra, en son Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldum. Memuriyet hayatına atıldım. 39 yıllık memuriyet hizmetimden sonra 2016 yılında emekli oldum. Yazları Didim’de kışları Aydın’da oturuyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım.

 

*Musa DİNÇ: Şiir ve edebiyat tutkunuz nasıl başladı?

*Şükrü ÖKSÜZ: Okuma alışkanlığını daha ilkokulda kazandım. Bir köy okulundan mezun olmama rağmen. İlkokulu bitirdiğimde 28 kitaptan oluşan bir kitaplığım vardı. İlkokulda şiir yazmağa başladım. İlk şiirim ise Ortaokul birinci sınıfta iken. Okul duvar gazetesinde yayınlanmıştı. Ortaokulda tuttuğum şiir defterime ünlü şairlerin popüler şiirlerini derledim. Bu şiirlerinden bir kısmını da ezberlemiştim. Kendi yazdığım şiirleri de ayrı defterlerde tutmağa başladım. Yazdığım bütün şiirleri defterime yazarım. Kenarına da hangi gazete ve dergide yayınlandıysa tarih ve sayısıyla birlikte yazarım. Ortaokuldan itibaren bir roman özet defteri tuttum. Türk ve Dünya klasiklerinden 58 adet romanın özetini çıkarmıştım. Lisede ve üniversitede okurken Türkiye’nin muhtelif il ilçelerinden yayınlanan haftalık, aylık, iki aylık gibi periyotlarla yayınlanan 32 mevkutenin abonesi olmuştum. Örneğim TÜBİTAK’ın çıkardığı BİLİM VE TEKNİK Dergisinin 1. sayısından beri yani 50 yıldır abonesiyim. Geçmişte, Türk Edebiyatı, Ilgaz, Varlık, Hisar, Yeni Adam, Çağrı, Sevgi Yolu, Bizim Ece vs. dergilerin takipçisi idim. Bunların bir kısmı ile yeni dergi aboneliklerim devam etmektedir. Aydın Yazarlar ve Şairler Derneğinin kurucuları arasında yer aldım. Derneğin iki ayda bir yayınlanan AYDIN EFESİ adlı derginin sahipliğini ve Genel Yayın Yönetmenliğini yürütmekteyim. 60’ dan fazla antolojide yer aldım.

 

*Musa DİNÇ: İmzalı bir eseriniz bende yok henüz, bu konuda bir yorum yapamayacağım, Yayımlanmış kitaplarınız hakkında biraz bilgilendirebilir misiniz?

*Şükrü ÖKSÜZ: Bugüne kadar 10 şiir kitabım, 1 deneme kitabım yayınlandı. 11 tane de antoloji hazırladım. Şiir kitaplarımın isimleri: 1) Gözümdesin, 2) Sevgi Pınarı, 3) Evrensel Sevgi, 4) Sevgi Işığı, 5) Sonsuz Sevgi, 6) Sevgi Yolunda, 7) Bendeki Sevgi, 8) Sevgi Dünyası, 9) Vatan Sevgisi, 10) Sevgiyle Yaşamak, Bu kitaplarımın her biri 144 sayfadan ibarettir. Deneme kitabımın adı ise: Kelimeler Dile Geldi olup 164 sayfadan ibarettir. 11 antoloji kitabımın adını tek tek yazmama gerek yok.

 

*Musa DİNÇ: Sayın ÖKSÜZ, Şiir ve Edebiyat çalışmalarınız nasıl gidiyor? Bu alanda Neler yapıyorsunuz?

*Şükrü ÖKSÜZ: Yirmi yıldan fazla Aydın’daki 4 yerel gazetenin kültür sanat sayfalarını yönettim. Köşe yazarlığı yaptım. Yerel ve ulusal basında şiir ve düz yazılarım yayınlandı. Halen de yayınlanmaktadır. Dernek olarak dergimizi çıkarmağa devam ediyoruz. Bugüne kadar Mart / Nisan 2017 sayısı 37. sayı olarak yayınlandı. 38. sayının hazırlıkları devam ediyor. Aydın’ın merkez ve ilçelerinde 2000 yılından beri çalışmalarımız devam ediyor. Bir Bahar Akşamı, Bir Yaz Akşamı, Bir Kış Akşamı, Bir Güz Akşamı, Necip Fazıl, M. Akif Ersoy, Cahit Sıtkı Tarancı, Attila İlhan, Nazım Hikmet, Abdürrahim Karakoç gibi edebiyatımızda öne çıkan şair ve yazarların anma şiir ve müzik geceleri tertip ediyoruz. Bunun yanında Türkiye genelinde çeşitli ödüllü şiir yarışmaları düzenliyoruz ve bu şiirleri kitap haline getiriyoruz. Yılda bir Didim’de Şairler Şiir şölenlerini düzenlemeğe devam ediyoruz. Daha önce Nazilli İlçemiz ve Güzelçamlı Beldemizde de düzenledik. Ayrıca her yıl 21 Mart Dünya şiir gününü kutluyoruz.

 

*Musa DİNÇ: Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanısınız? Derneğinizin çalışmalarını az çok takip ediyor ve takdirle karşılıyorum. Bunun hakkında ne söylemek istersiniz?

Pazartesi, 15 Mayıs 2017 15:18

KUTSAL YOL VE DİDİM’İN GÜZELLİKLERİ

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

KUTSAL YOL VE DİDİM’İN GÜZELLİKLERİ

 

Her yıl geleneksel olarak yapılan yürüyüşün bu sene 5.si yapıldı.

Saat 07.30 da Belediye servisleri ile ilk önce Orman Kampı’na uğranılıp, verilen kahvaltılıklar yenildi. Saat 09. 00 da hareket edilerek Akköy meydanındaki topluluğa katılım sağlandı.

Kutsal yol Yürüyüşüne katılan Didim İlçe Kaymakamı Sayın İskender YÖNDEN yürüyüş hakkında kısa bir konuşma yapıp, önce Anneler Günü’nü kutlayıp; “ Yürüyüşten zevk alın!” dedi.

Meydanda RAMADA HOTEL Turizm sorumlusu Sayın Şebnem GÜLSEVEN Hanım tarafından kahvaltılık sandviç ve elma dağıtıldı.

Didim Belediyesi tarafından hazırlanan “Kutsal Yol Yürüyüşü hatıra standında” Fotoğraflar çekildi.

Yürüyüş başlangıcında Didim Belediyesi tarafından yürüyüşçülere şapka, Atatürk armalı tişört ve su dağıtıldı. Ayrıca güzergâh boyunca konulan su istasyonları yürüyüşçülerin ihtiyacını giderdi.

Yürüyüş sonunda otobüsler ile Apollon Tapınağı’nın oraya geçildi. Belediye Başkanı Sayın Ahmet Deniz ATABAY tüm yürüyüşçüleri tek tek karşıladı. Çalınan müzik eşliğinde oyunlardan ve İzmir Marşı’ndan sonra yürüyüşe katılan grup temsilcilerine ve Ramada Hotel Temsilcisi Sayın Şebnem GÜLSEVEN Hanımefendi’ye katılım belgesi, çiçek ve hediyeler verildi. Çok güzel geçen bir Kutsal Yol yürüyüşünde bizimle baştan sona kadar yürüyen Didim Kaymakamı Sayın İskender YÖNDEN Bey’e Garnizon Komutanı Albay Çetin GÜLSEVEN Bey’e, Belediye Bşk.Yrd. Sayın. Salih BANKOĞLU’ na yürekten teşekkürler.

Bu güzel donanımlı hizmetlerinden dolayı da Didim Belediyesi’ne ve Değerli Başkanı Sayın Ahmet Deniz ATABAY a sonsuz teşekkürler…

Cumartesi, 13 Mayıs 2017 10:34

HEMŞİREM

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

HEMŞİREM


HEMŞİREM, taşıdığın sıfatın ve giydiğin beyazın sözlükteki karşılığı: KIZKARDEŞ.

Seni, koca bir yılın yalnızca 12 Mayıs’ına sığdırmak mümkün müdür?

Seni anmaya, mensubu bulunduğun yüce mesleğini anlatmaya bir 12 Mayıs yeter mi?


Senin mesleğinin kutsallığını yalnızca bir makale ile ifade edebilmek çok zordur HEMŞİREM.


HEMŞİREM, sağlığı yerinde olmayana, tedaviye ihtiyaç duyana, sıhhat bulma özlemiyle nefes almaya çalışana; sabrın, şefkatin ve merhametinle hizmet götürdüğünün bilmem farkında mısın?


Çalıştığın ortamdan ve toplumdan neler beklediğini, neleri istemeye hakkın olduğunu pek çoğumuz hatırımıza bile getiremeyiz HEMŞİREM.


Kimimiz genç yaşta, kimimiz orta yaşta, kimimiz ihtiyar; tedavi olma ihtiyacı duyup SENİN dünyanla yüz yüze geldiğimizde, beklenen ve bilinen psikoz içerisinde çok şeyler bekleriz SENDEN.


SEN; mesleki bilgi ve becerin, sosyal ve kültürel birikiminle SENDEN beklenen her türlü yeterliliği gösterebilmelisin. Karşılaştığın sorunların üstesinden gelebilmelisin HEMŞİREM.
Tek koşul: yaşıtına oranla olman gerekenden çok çok önce yetişkin bir şahsiyet, oturmuş bir kişilik kazanabilmendir HEMŞİREM.


“ Yükselmezse kadın, alçalır millet “ sözündeki anlamı öncelikle SEN ölçü olmalısın ki, kıymetin bilinsin. Sen duaya kara sevdalı olmalısın ki ruhen ya da bedenen “ hasta “ teşhisi konmuş, yaratılmışların en şereflisinden belki her gün aldığın dua sana ulaşabilsin.


Yüreğin, mesleki şevk ve inanca ayarlı olmalı ki, dengesiz nabızları ölçebilesin HEMŞİREM.


Hasta başındaki nöbeti “ Sevda Nöbeti” bilmelisin HEMŞİREM.

Perşembe, 11 Mayıs 2017 08:47

TEETH FİLMİ İNCE­LE­MESİ - 2007 /

TEETH FİLMİ İNCELEMESİ - 2007 /

Musa DİNÇ

Oyuncular: Jees Weixler, John Hensley, Ashley Spinger, Josh pais, Hale Appleman

 

Yönetmen ve Senaryo: Mitchell Lichtensteiin

 

Film es­ra­ren­giz bir mü­zik­le baş­lar, se­çi­len mekân ve göze çar­pan nesne ter­mik sant­ral. Yö­net­men us­ta­ca çok önem­li bir mesaj ve­ri­yor as­lın­da.

Ter­mik sant­ral­den çıkan gaz­lar, tarım ürün­le­ri, hay­van­lar, su var­lık­la­rı ve or­man­lar üze­rin­de ka­lı­cı tah­ri­bat bı­ra­kı­yor.

 

Yine bu ter­mik sant­ral­ler­den çıkan kü­kürt di­ok­sit, azot oksit ve par­ti­kül madde gibi mad­de­ler içer­dik­le­ri ağır me­tal­ler­le in­san­la­rın mer­ke­zi sinir sis­te­mi­ni et­ki­li­yor, anor­mal do­ğum­la­ra sebep olu­yor ve ge­liş­me ve öğ­ren­me ye­te­ne­ği­ni azal­tı­yor.

 

Yine sant­ral­ler­de çıkan kül­ler­de var olan radon gazı kan­ser va­ka­la­rın­da ar­tı­şa neden olu­yor.

 

Pazartesi, 08 Mayıs 2017 10:09

YÜREĞİMDEN DA­MI­TI­LAN­LAR III

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR III

*Yozlaşmış politikacıları tedavülden kaldırmak gerek.

*Doğu, batı, kuzey, güney / Tüm Türkiye toplumunu kucaklayacak; Ön yargısız, Hipokrat andıyla donanımlı bir akademisyen gerek. Başkan adayı için bu vasıflarda olan birisini düşünün.

*CHP / (sosyal demokrat !?) bir parti olduğunu hep unutuyor.

*Fikri Sağlar; tutarlı bir politika sürdürüyor; Sayın Fikri Sağlar’ın politikalarını SHP Genel Sekreter’i iken, Kültür Bakanlığı’nı yaparken ve en son Susurluk Raporu’ndan biliyorum.

* ACI GÖZLEM
CHP / 'Sosyal Demokrat' yönünü sola çevirmezse, eriyip gidecektir. REFORM şart. (Aydınlara, ihraç edilen memur, işçi, akademisyen, polis, subay; özellikle haksızlığa, hukuksuzluğa uğrayan insanların haklarını kim sahip çıkacak? Eğer vatandaş kendi göbeğini kesecekse, o zaman partinin fonksiyonu nedir? Seçmenlerinin hakkını, hukukunu koruyamayan bir parti ayakta kalabilir mi (?)

***

*ÇELİŞKİLER YUMAĞI SİSTEMİ
Bugün Etüt Merkezini işleten biriyle tanıştım, Siirt / Kurtalanlı. İlk görev yerim de Kurtalan olunca dost olduk. Biraz muhabbetten sonra;' bir dokun bin ah işit' misali beni kendisine yakın görüp, biraz dertleşti.
" 9 Şubatta ruhsat veriyor Etüt Merkezine, akşamı ise KHK kararı ile kapatılma kararı çıkıyor. " Pes doğrusu!

*KEDİ SEVDİM

Bugün yürüyüş sonrası, bir kedi sevdim.
Poz verdi bana, fotoğrafını çektim.
Ders yüküm olmasaydı,
Sahiplenecek tim.

***

SÖZDE ÖĞRETMEN EVİ

*Öğretmen Evleri; tam konaklama zamanlarında bir hafta-on gün önceden ararsın yer ayırmak için, mümkün-atı yok; 'yerimiz yok ' derler.

*Öğretmen Evleri; öğretmenlere hizmet vermekten ziyade, düğün salonu işletmeciliği, üst katlar da özel lokanta işletmeciliği, ayrıca öğretmenlerden çok farklı iş kollarına hizmet veren bir kurum konumuna gelmiş. Bari ismini de değiştirin de olsun bitsin.

*İÇ BARIŞ VE HUZUR

'İç Barış Huzuru' onarılamayacak düzeyde. Bir memurun, işçinin eğer bir suçu varsa disiplin maddeleri uygulanır. Öyle yekten oldubittiye getirip, milletin özlük haklarını hiçe sayıp, işten atmak, dünyanın hiç bir ülkesinde görülmemiştir.

Vicdan sahibi olan bu duruma üzülür. Yazık günah; öğretmen, akademisyen, polis, subay, doktor, hemşire, memur, işçi, belediye personeli. Seyirci kalmak vicdana sığar mı (?)

* Millet zaten işsiz; bu yetmiyormuş gibi KHK ile milletin var olan işine de son veriyorlar. Önce öğretmenler, sonra akemisyenler, polisler, subaylar, memurlar... Memleket nereye gidiyor? Bu kadar insan hepsi Fetöcü mü ?/ Terörist mi? Yoksa iktidarın partisine yakın olmadıkları için mi? 12 Eylül Darbesinde bile bu kadar olmamıştı. Tek kelimeyle Korku İmparatorluğu yaratılmaya çalışılıyor.

***

SAVRUK YORUMLAR

*Mutsuzluk tablosu üzerine bina inşa edilemez.

*Vatandaşın %60 'ı mutsuz, % 30'u mutlu, % 10'u için dünya umurlarında değil.

*İzmir Tüyap Kitap Fuarı / kalabalıktı, yoğundu, ama alım gücü yoktu.

*İşte Empati / CHP'li Tuncay Özkan, Demirtaş'ı ziyaret etti.

*Fakir fukaranın çocuğuna 23 Nisan da bile, bir makama oturmak hayal oldu.

*Bir ülkede HUKUK ölmüşse, Demokrasiden söz edile bilinir mi (!?)

*Parti Devletine adım adım...

*Zamanında gönlümdeki Cumhurbaşkanı adayım Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'di.

*Bazı vakıflar, icraatlarıyla bar ve pavyondan farkı yok.

*Dürüst siyaset istiyoruz, kaypak siyasetle işimiz olamaz.

***

*En çok güvenebileceğimiz kurum YSK olmalıydı. Burası çürümüşse hiç bir sınav TEOG, KPSS, ÜGS, ÜYS, Dil sınavı; hiç biri sağlıklı değil. Güven bunalımı yaşanıyor.

*Çocuk bayramında; makamlara oturan çocuklar da, iktidara yakın bürokratların çocukları oturdu. 18 yaş diyorlar ya; o da öyle olacak.

*Yargıtay Onursal Başkanı Anayasa Başsavcısı Sayın Sabih Kanadoğlu derki: "YSK'nın kararı geçersizdir, ama en acı tarafı bundan sonra yapılacak seçimlerin hiç birisinin sağlıklı yapılamayacağıdır."

Formun Üstü

*Buğday ithalatı bile yapılıyormuş. Vah ki vah!...

*Kanun birilerine işler, bazılarına işlemez; nalıncı keseri gibi işlev görür.

*Bu YSK ile seçime bir daha gidile bilinir mi?

*OHAL ile seçim olur mu? Bu sistemle yapılan seçimlere kim güvenir?

***

*MELANKOLİ


İşten atılanlar, ihraç edilenler, atanması yapılmayanlar, sınavı 1dk. Gecikmeyle kaçıranlar, borcunu ödeyemeyenler, iflas edenler, uykusuzluk sendromuna girenler, açlık grevine girenler, intiharlar, kafayı yiyenler/ sıyıranlar, cinnet geçirenler, kendini yakanlar; toplum hasta, ayarlarla oynandı.

(Suriyeli ‘ye sahip çıkıyorsunuz da vatan evladı öz yurttaşınıza sahip çıkmıyorsunuz. Bu mu Adaletiniz?)

*İşsiz genç canına kıydı: Cebinden çıkan not kahretti.

Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde, iple kendini ağaca asarak yaşamına son veren 24 yaşındaki Murat Akar'ın cebinden, "Parasızlık ve işsizlik yüzünden intihar ettim" yazılı not çıktı.

*Referandumu bile futbol maçına çevirdiler.

*Şaibeli ve hile kokan referandum asla kabul edilemez; göz, göre göre lades!Formun Altı

*Oylar çalınmış, hırsızlık olmuş, kim aç, hangi esnaf iflas etti ? Hiç kimsenin umurunda değilmiş gibi, herkes futbol sevdasında. Vay be!...

*Memleketin bunca sorunu varken, futbol müsabakaları sonuçları pek ilgilendirmiyor beni.

*Hiç bir partiye üye olmadığım için yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebiliyor ve gerektiğinde eleştirebiliyorum.

 

 

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

ÜNLÜ PSİKİYATRİST /

PROF. DR. EROL ÖZMEN İLE RÖPORTAJ

Saygıdeğer Hocam Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Hizmetlerinde İletişim Ana Bilim Dalı Başkanı / Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. Erol ÖZMEN Bey ile röportaj yapmayı düşündüm. Bu düşüncemi zatıâlileri ile paylaştım. Sağ olsun, Hocamız olumlu ve sıcak karşıladı.

İletişimin bir ayağı da medyadır. Hocamızın engin bilgisi, hoşgörüsü ve ‘Sağlık Hizmetlerinde İletişim Uzaktan Yüksek Lisans’ konusundaki başarıları takdire değerdir;  belki de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşatıyorlar bizlere.

Kıymetli Hocamızı Mavi Didim Gazetesi’nde kendi köşeme konuk ettim, öğrencisi olduğum için de beni kırmadı.

Hocamız; biz öğrencilere sınavlarda ve online / çevrimiçi ders saatlerinde bize hep sorular sorar, izniyle bu sefer gazete adına soruları ben soracağım.

*Musa DİNÇ: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

* Prof. Dr. Erol ÖZMEN:1962 yılında Polatlı’nın Sakarya Köyü’nde doğdum. İlköğrenimimi Polatlı’da, ortaöğrenimimi Eskişehir Anadolu Lisesinde tamamladım. 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Psikiyatri uzmanlığı eğitimimi İzmir Devlet Hastanesinde yaptım. 1995 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent, 2001 yılında profesör unvanını aldım.

Mesleki ilgi alanlarım arasında sağlık hizmetlerinde iletişim, kişilik, sosyal psikiyatri ve psikodinamik psikiyatri bulunmaktadır.

Bugüne kadar Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesinde ve Tıp Fakültesinde çok değişik idari görevler üstlendim. Başhekim yardımcılığı, döner sermaye işletme müdürlüğü, dâhili tıp bilimleri bölüm başkan yardımcılığı, dekan yardımcılığı yanında 2004-2007 yılları arasında Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini yürüttüm. İki dönem Manisa Tabip Odası Onur Kurulu Üyeliği ve bir dönem büyük kongre delegeliği yaptım. Halen Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Hizmetlerinde İletişim Anabilim Dalı Başkanlığını yürütüyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında yayımlanan birçok makalemin yanı sıra meslektaşlarıma yönelik “Organik Mental Bozukluklar”, “Geriatrik Psikiyatri”, “Genel Tıpta Psikiyatrik Sendromlar” ve “Genel Tıp ve Ruhsal Bozukluklar” adlı kitapların yazarları arasında yer aldım. Ayrıca, halka yönelik “Depresyon Hakkında Her Şey”, “Kendini Tanıma Rehberi”, “Geçinilmesi Zor İnsanlarla Geçinme Sanatı” ve “Burası Türkiye / Hiçbir Şeye Şaşırmayacaksın” adlı kitaplarım bulunmaktadır. Diğer yandan kişisel gelişim ve popüler psikiyatri alanlarında çeşitli dergilerde ve gazetelerde birçok yazım yayımlandı.

www.psikoloji-psikiyatri.com adlı web sitesinde halka yönelik çok sayıda yazım yayımlanmaktadır.

Evliyim ve bir çocuğum var.

*Musa DİNÇ: Mesleğinizden mutlu musunuz?

* Prof. Dr. Erol ÖZMEN: Evet mutluyum. Severek yapıldığında sonsuz doyum sağlayan iki işi hem eğitimcilik hem hekimlik bir arada yürütüyor olmamı büyük bir şans olarak görüyorum. İnsanların acısını dindirmek, yaşama bakış açılarını olumlu hale getirmek, yaşamlarına olumlu dokunuşlarda bulunmak, kişisel gelişimlerine ve kendilerini tanımalarına katkıda bulunmak bana mutluluk veren en önemli etmenler. Bazen hobileriniz var mı? diye soranlara en büyük hobimin ‘mesleğim olduğunu’ söylüyorum. Bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi?

Pazartesi, 24 Nisan 2017 08:00

TEMPLE GRANDİN / 2010

Musa DİNÇ / Eğitimci Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

TEMPLE GRANDİN / 2010

Yönetmen: Mick JACKSON

Oyuncular: Claire DANES, David STRATHAİM,

Juli ORMOND

Yönetmenliğini Mick Jackson’un üstlendiği 2010 yapımı Otizmi konu alan Temple Grandin filmi konusu ve öyküsüne geçmeden önce Otizm hakkında bilgi vermek istiyorum.

: Temple Grandin filmi Otizm’i konu almış bir filmdir.