21 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Hasan Sani Güneş

Hasan Sani Güneş

Web sitesi adresi:

Hoca Ahmet Ye­se­vi Tür­kis­tan pi­ri­dir.​Hacı Bek­taş-ı Ve­li­yi Ana­do­lu ya gön­de­rir. Ve son­ra­sı Yunus Emre, Pir Sul­tan Abdal ve diğer eren­ler­le Ana­do­lu top­rak­la­rın da hayat bulan , özün­de ‘eline di­li­ne be­li­ne sahip ol’ an­la­yı­şı­nın hakim ol­du­ğu bir kül­tü­rün , fel­se­fe­nin , yaşam bi­çi­mi­nin kı­sa­ca­sı Ana­do­lu is­la­mi­ye­ti­nin ye­şe­rip fi­liz­len­me­si ve bu fi­li­zin “ Ya Allah Ya Mu­ham­ma­ed Ya Ali “ ile dile dö­nüş­me­si sü­re­ci­dir.

Ha­cı­bek­taş-ı Veli :

Aşk Bül­bü­lü­yüz kah- Hakka tu­ta­rız mana gev­he­ri­ni sa­ta­rız müş­te­ri­miz var­dır. Haber Aldık Mu­ham­med­den geç­me­yiz, Zat-ı sı­fat­tan balım Nihal söy­ler zat­tan ir­şa­dı­mız­dır. Bizim

Yunus Emre:

Ali almış san­cağ­nı eline , çekip gi­der­ler mah­şer ye­ri­ne .

Hasan hü­sey­ni almış ye­ri­ne , Ah üm­me­tim diye ağlar Mu­ham­med

Pir Sul­tan Abdal :

Ak gül Mu­ham­me­din Alın te­rin­den , Kerem Mu­ham­med­den Mür­vet Ali­den,

Pir Sul­ta­nım Böyle aldık ulu­dan.

Bir kanım var , bir Mür­vet Eren­ler.

Ana­do­lu Eren­le­ri ,yani Türk­men­ler tarih bo­yun­ca hep za­li­min zul­mü­ne uğ­ra­mış,

Hal­la­cı Man­sur­la­rın de­ri­si yü­zül­müş. Börk­lü­ce Mus­ta­fa­lar dar ağa­cı­na çe­kil­miş, Pir Sul­tan Abdal Sizde ŞAH di­ye­ni öl­dü­rür­ler­se bende bu yay­la­dan Şaha gi­de­rim De­di­ği için dar ağa­cın­da kat­le­dil­miş­tir.

Son 198 Os­man­lı pa­di­şa­hı­nın Hı­ris­ti­yan ha­tun­lar­la ev­len­me­le­ri , bun­la­rın gü­zel­li­ği ya­nın­da zeki ve eği­tim­li ol­ma­la­rı da dik­ka­te alın­dı­ğın­da Ana­do­lu’da Türk­men­le­re ya­pı­lan bu za­lim­li­ğin an­la­şı­lır ol­du­ğu gö­rü­le­cek­tir.

Başta sad­ra­zam ve dev­let-i ali­nin ve diğer şü­ra­nın Türk ol­ma­yan­lar­dan se­çil­me­si Türk Eren­le­ri­nin dev­şir­me asker ya­pıl­ma­sı hiçte te­sa­düf, de­ğil­dir. Os­man­lı­da­ki bu an­la­yış ve uy­gu­la­ma doğal ola­rak Ana­do­lu Eren­le­ri­ni her dönem po­tan­si­yel düş­man gör­me­ye, gös­ter­me­ye ve kat­li­ne vacip fer­man­la­rı­nın çı­ka­rıl­dı­ğı bir süreç ola­gel­miş­tir.

Ana­do­lu’nun öz ev­lat­la­rı Türk­men­ler bu ne­den­le hep ikin­ci sınıf va­tan­daş ol­muş­lar­dır. On­la­ra sa­vaş­mak reva gö­rül­müş es­naf­lık , ta­cir­lik kı­sa­ca­sı zen­gin­lik gayrı Müs­lim­le­re ve­ril­miş­tir.

 

İşte Nazım Hik­me­tin vatan mil­let sev­gi­si , Ya­şa­sın Tam Ba­ğım­sız Tür­ki­ye de­dik­le­ri için Deniz ve Ar­ka­daş­la­rı, son ola­rak gezi di­re­ni­şin­de de­mok­ra­si vur­gu­su­nu dil­len­dir­dik­le­ri için kat­li­am­la­ra ezi­yet­le­re tabii tu­tul­muş­lar­dır.

Geç­miş­te Hz Mu­ham­me­din hem am­ca­sı­nın oğlu hem de da­ma­dı Hz Aliyi camii de namaz es­na­sın­da han­çer­le­yen­len­ler, Hz Mu­ham­me­din benim gö­zü­mün nur­la­rı de­di­ği to­ru­nu Ha­sa­nı ze­hir­li­ye­rek Hü­se­yi­ni Ker­be­la­da susuz bı­ra­ka­rak kı­yan­lar, yani o günün ye­zit­le­ri bu gün de ya Allah Ya Mu­ham­med Ya Ali de­dik­le­ri için Mus­ta­fa Kemal ATA­TÜR de­dik­le­ri için Laik Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­ne sahip çık­tık­la­rı için hala kat­le­dil­mek­te­dir­ler.

Bu gün de­mok­ra­si çağ­daş­lık ada­let ve insan hak­la­rı gibi 20. Y. Yılın temel de­ğer­le­ri­ne sahip çık­tık­la­rı ve on­la­rı göz be­bek­le­ri gibi ko­ru­duk­la­rı için yine ölüm­le­re kı­yım­la­ra uğ­ra­tıl­mış­lar­dır. En son Çorum, Maraş Kat­li­am­la­rı Gezi di­re­ni­şi ve de­mok­ra­si yü­rü­yü­şü ey­lem­le­ri­ne ka­tı­lan bu yurt­se­ver ay­dın­lar. Bu kat­li­am­la­rın birer he­de­fi­dir.Yıl dö­nü­mü­nü ya­şa­dı­ğı­mız 2 Tem­muz 1993 Sivas kat­li­amı ola­rak geçen ve ya­kı­la­rak can­la­rı­na kı­yı­lan şarkı söy­le­mek türkü söy­le­mek ti­yat­ro ve şiir oku­mak­tan başka suç­la­rı ol­ma­yan o ta­rih­te yaşı 12 oplan sev­gi­li Kerem Kaya’yı sev­gi­li Muh­lis Akar­su ‘yu Sev­gi­li Has­ret Gül­te­kin’i ,sev­gi­li Gül­süm Ka­ra­ba­ba’yı ve diğer 33 + 2 otel ça­lı­şa­nı­nı sev­gi­li can­la­rı rah­met­le anar­ken Na­zı­mın ;

Sen yan­ma­sam ben yan­ma­sam nasıl çıkar ka­ran­lık­lar Ay­dın­lı­ğa şi­iri­ni anım­sa­ma­dan ge­çe­mi­yo­rum….

Perşembe, 22 Haziran 2017 10:18

DÜNDEN BÜGÜNE CHP GENÇLİĞİ VE DİDİM

DÜNDEN BÜGÜNE CHP GENÇLİĞİ VE DİDİM

Bir akşam vakti Nazım Hikmet’i anma toplantısındayız, Didim Altınkum’dan sevgili CHP’li gençler ve onların çalışkan başkanı Eren ile merhabalaşıyoruz ve kendimi tanıtıyorum.  Kendisi 80 öncesi Gençlik kolu başkanı ve yöneticisi olduğumu öğrenince konuşmamız gerektiğini ifade etti.

Benimde içinde bulunduğum 1980 öncesi ve bir dönem sonrası CHP gençliği, Atatürkçü Laik kimliğinin yanı sıra devrimci sol söylem ve eylemi içinde olmuştur. Özellikle sosyalist hareketler ve sol söylemin yoğun yaşandığı DİSK, TÖB-DER hatta TÜRK-İŞ’in bile iş, ekmek, özgürlük mücadelesinde sol söylem ve mücadele biçimini seçmesi CHP ‘yi daha da sol düşünceye taşımış, CHP gençliğini etkilemiş ve tetiklemiştir. CHP ‘nin ve SHP ‘nin iktidar ortağı ya da iktidar olmasındaki temel taşlardan biriside kuşkusuz bu idi. Yani; CHP ‘li gençlerin sol söylem ve eylem biçimini tercih etmeleri.

1980 öncesi CHP Gençliği ya da onların temsilcileri bilirlerdi ki; gün geldiğinde CHP ‘nin Belediye başkanlığı, milletvekilliği vs yolları onlara açıktır. O dönemin gençlik kollarına baktığımızda, içinden birçok belediye başkanı ve milletvekili çıktığını görürüz (Süleyman Genç, Ali Dinçer vb). Peki ne oldu da CHP gençliği o eski günlerdeki nicel ve nitel konumundan uzaklaştı? Cevabı çok basit:

Birincisi; son döneminde ön seçim uygulamasının yaygınlaşması ile nispeten önleri açılsa bile ne yazık ki gençlik kolları genel başkanı dahil gençlik kolları yöneticilerini belediye meclis üyesi, belediye başkanı veya milletvekili makamlarında görememekteyiz. Ama bu mevkilere soyunanların, işi kısa yoldan haletmek isteyerek, mücadele ve emek isteyen bu yöntemi tercih etmedikleri, öncelikle paranın padişahlığının yanında ahbap çavuş ilişkilerini koyarak belediye meclis üyesi, belediye başkanı yada milletvekili olma yolunu seçtikleri bir gerçektir. Hem de emeğin partisinde bu ne yaman çelişki…

İkincisi ise daha vahim; tabandan gelmeyen, CHP ‘ye ve onun emekçi kadrolarında yer almadan tepeden inme belediye başkanı, milletvekili olanların vefa duygusu olmadığından, CHP gençliğine sahip çıkmamaları ve onlara iş-aş isteyecekler diye mesafeli durmalarıdır. Cumhuriyet Halk Partisinin kurucu Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”  der. Benimde şahsi kanaatim; CHP‘li Belediye Başkanlarının, milletvekillerinin vs. CHP’ye emek vermiş sözde değil özde CHP’lilerden çıkmasını arzularım.

Nazım: “Çocuklara kıymayın efendiler” der.  Evet, çocuklara tabii ki kıymayalım ama CHP’nin çocuklarına, gençlerine de hiç kıymayalım çünkü onlar Atasının mirasını gelecek nesillere taşıyacak tek güçtür. Bunu sağ veya gerici partilerin insafına bırakmak veya onlardan şefaat beklemek kuru bir hayaldir. Bu nedenle CHP’li çocuklara ve gençlere kıymayın efendiler.

 

Hasan Sani GÜNEŞ

Pazar, 18 Haziran 2017 09:07

KILIÇDAROĞLU İLE İKTİDARA YÜRÜMEK

KILIÇDAROĞLU İLE İKTİDARA YÜRÜMEK

27 Nisan 2017 tarihli “DİYAP AĞA , HAYIRCILAR VE KILIÇDAROĞLU” ile ilgili yazımda :

Dersimli Kılıçdaroğlunun 16 Nisan hayır referandumunda gösterdiği performasyon ve başarı ile tüm kuvvacıları aynı hedefte buluşturduğunu belirterek, bundan sonraki sürecin hemehrisi Diyap Ağa gibi direnme hakkını kullanmaktan geçtiğini ifade etmiştim.

Sayın Kılıçdaroğlu yazımda da ifade ettiğim gibi iktidarın anti demokratik hukuk tanımaz uygulamalarına karşı demokratik direnme hakkını kullanarak adalet yürüyüşünü başlatmıştır. Provakasyonlara açık kitlesel hareketlerin canların yanmasına neden olacağı varsayımı ile benim canım yansın diyerek tek başına yollara düştü.

Sayın Kılıçdaroğlu bu anlamlı ve meşru demokratik direnme hakkını kullanarak yollara düşmesi başta iç kavgadan yorulan CHP örgütlerinde de heyecan yaratmış onlar da genel başkanlarının arkasında yollara düşmüşlerdir. Sayın Kılıçdaroğlu bu eylemiyle adaletsizliğe hayır derken arkasına aldığı yüzde ellilik hayır oylarının arttırılmasını amaçlamaktadır. Yine adalet istiyorum diyerek tüm kesimlere iktidara giden yolda umut vermiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu uzun yolda yolunun açık olmasını sorunsuz sonuçlanmasını dilerken öncelikli olarak emniyet ve jandarma güçlerinin sağ duyulu hareketlerinin bundan sonra da devam etmesini diliyoruz. Bu eylem iktidara hayırlar getirmesini dilerken iktidar hanesinde olumlu yansımaları da olacaktır. İktidar gerek iç kamuoyunda gerekse dış kamuoyunda adeta yerlerde sürünen  adalet ve demokrasi imajını biraz olsun silmek ve çizilen karizmasını az da olsa onarmak istiyorsa bu yürüyüşün acısız bitirilmesine katkı sunmalıdır. Değilse artık Türk halkının büyük çoğunluğunun ve dünyanın dillendirdiği diktatörlük söylemi meşrulaşacaktır.

Kraldan çok kralcı kesilenlere bu eylemin anti demokratik hukuk dışı olduğunu söyleyenlere bunun başını çeken Bahçeliye de bir iki söz söylemek lazım.  Sayın Bahçelinin dağarcığında sadece PKK bölücü örgütü ile mücadelenin dışında başka bir Türkiye sevdası olmadığı için bu yürüyüşü de anlaması mümkün değildir. Bilmez mi ki Türk ordusu ve Emniyet güçlerimiz canı pahasına mücadelesini Bahçelinin sözleri için değil vatanın bekası için yapmaktadır. Bu nedenle söyleyecek başka sözü olmadığı için Kılıçdaroğlu’nun bu yürüyüşünü dahi anlamakta zorluk çekmektedir. Genel merkezden Balgata dahi çıkamayan Bahçeli bırakın Türkiyeyi Ankarada dahi yürümekten imtina etmektedir. Sayın Bahçeliye önerim hiç bilmiyorsa türkü söylemesini , şarkı söylemesini yada espri yapmasını önereceğim. En azından allah aşkına bari gül diyeceğim. Ama Sayın Bahçelide hiç biri yok.

Merak ediyorum. Baston değneği, stepne ile iktidara yürünmüş bir ülke örneği var mı?  Ülkücülere Allah kolaylık versin ve sabır versin başka ne diyeyim.

 

 

 

Çarşamba, 07 Haziran 2017 07:24

DİDİM CHP de İKTİDARA YÜRÜMEK

DİDİM CHP de İKTİDARA YÜRÜMEK

Yüzde 49 hayır oyu yanına alan CHP  ve onun lideri olan  Kemal Kılıçdaroğlu  şimdiden yaptığı hamlelerle bu çıtanın üstüne çıkmayı amaçlamaktadır. Tabidir ki bu iddia sadece genel başkanın söylem ve eylemleri ile gerçekleşecek  bir olay değil .bunun birkaç ayağı var Birinci ayağı CHP örgütlerinin hayır kampanyasında gösterdikleri perfermasyonun dahada ileriye taşınmasıdır. İkinci ayağı ise önümdeki ilk yerel seçimlerde mevcut büyük şehirleri koruyarak başta Ankara , İstanbul , Adana, Antalya gibi şehirlerin mutlak suretle kazanılmasıdır. Bunun için doğru adaylarla gidilmesi zorunludur. Bu günlerde CHP Kamuoyunda dillendirilen İstanbul için Hamza Cebi ismi gibi.

CHP nin ilk genel başkanı ve ulusal kurtuluş savaşımızın lideri  Mustafa Kemal Atatürk ; Benim iki emanetim var birisi Türkiye Cumhuriyeti , diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir. Sağ iktidarların özellikle son AKP iktidarlarınca Cumhuriyetimizi  aşındırma süreci dikkate alındığında CHP ve onun kadrolarına daha da büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu vesile ile  Didim özelinde geçmiş yerel seçimlerde yaşanan yada yaşatılan ve CHP ye hiç yakışmayan ilkesi siyasetin  ‘’ incinsende incitme

Ama hiçbir şey olmamış gibi sineyede çekmeden intikam duygusu ile de hareket etmeden düsturyle yine CHP içinde çözümler üreterek önümüzdeki süreçte duygusal patlamalara pirim vermeden barışçıl, aklıselim hareket etmektir. Geçmişte yaşanan ve yaşatılan CHP yi yaralamanın dışında hiçbir şeye yaramayan bu davranışların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Önümüzdeki kurultay sürecinde İlçe İl delege seçimleri yapılacaktır. Burada  başta yöneticiler olmak üzere tüm sade üyelerin aklın yolunu seçerek  ‘’ bir olalım diri olalım ‘’ şiarıyla kimseyi dışlamadan ötekileştirmeden ortak listeler hazırlamaları ve ilçe seçimine de bu anlayışla gitmelidir. Ancak bu şekilde ilk genel başkanları Mustafa Kemal Atatürk’e layık birer partili olabilirler ve ancak bu şekilde özelde Didim genelde Türkiye de iktidar alternatifi olabilirler.

Başta Didim olmak üzere tüm CHP kadrolarına 13. Yüzyılda yaşayan Hünkar Hacı Bektaş Velinin dizelerini ithaf etmek istiyorum.

HARARET NARDADIR SAC ‘DA DEĞİLDİR

KERAMET SENDEDİR TAC ‘DA DEĞİLDİR

HER NE ARAR İSEN KENDİNDE ARA

KUDÜS’ DE MEKKE ‘DE HAC’ DA DEĞİLDİR.

 

Cuma, 26 Mayıs 2017 09:52

CHP DE KU­RUL­TAY HE­SAP­LA­RI

CHP DE KU­RUL­TAY HE­SAP­LA­RI

CHP ‘de ku­rul­tay he­sap­la­rı­nı iki al­ter­na­tif­li gö­re­bi­li­riz.

Bi­rin­ci­si ola­ğa­nüs­tü ku­rul­tay; Ola­ğa­nüs­tü ku­rul­tay is­te­yen­ler mev­cut ku­rul­tay de­le­ge­le­ri ile ku­rul­tay­dan ba­şa­rı­lı çı­ka­cak­la­rı­nı dü­şün­mek­te­dir­ler. Ken­di­le­rin­ce hak­lı­dır­lar çünkü mev­cut de­le­ge­ler, bir ön­ce­ki dö­nem­de ku­rul­tay de­le­ge­li­ği devam eden ancak mil­let­ve­ki­li, be­le­di­ye baş­ka­nı, be­le­di­ye mec­lis üyesi ola­ma­yan­lar ve ön se­çim­le mil­let­ve­ki­li olan­lar­dır.

İkin­ci­si ise Genel Mer­ke­zin öne çek­ti­ği nor­mal ku­rul­tay sü­re­ci­dir. Bu sü­reç­te mev­cut ku­rul­tay de­le­ge­le­ri­nin tas­fi­ye­si yö­nün­de adım­lar atı­la­cak ve yeni ku­rul­tay de­le­ge­le­ri ile se­çi­me gi­di­le­cek­tir.

Bi­rin­ci ola­sı­lık ger­çek­le­şir ge­rek­li im­za­lar top­la­nır ise, Sayın KI­LIÇ­DA­RA­OĞ­LU ‘nun baş­kan­lı­ğı son­lan­dı­rı­la­bi­lir. Bu­ra­da başta An­ka­ra, İstan­bul ve İzmir’in tavrı önem­li­dir. An­ka­ra ve İstan­bul de­le­ge­le­ri­nin büyük ço­ğun­lu­ğu Kı­lıç­da­roğ­lu’nun ya­nın­da yer ala­cak­tır. İzmir ise Aziz Ko­ca­oğ­lu’nun tav­rı­na bağlı ge­li­şe­cek­tir, yani Ko­ca­oğ­lu eğer Kı­lıç­da­roğ­lu derse, ibre Kı­lıç­da­roğ­lu’na yö­ne­le­cek­tir ve ola­ğa­nüs­tü ku­rul­tay ta­le­bi so­nuç­suz ka­la­bi­lecek.

Ge­le­lim şimdi Özlem Çer­çi­oğ­lu’nun tav­rı­na; Aydın Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı, To­puk­lu Efe Özlem Çer­çi­oğ­lu her ne kadar son dö­nem­de şer odak­la­rı­nın he­de­fi ha­li­ne ge­ti­ri­lip yıp­ra­tıl­ma­ya ça­lı­şıl­sa da, sağın ka­le­si Aydın’ı CHP‘ye ka­zan­dır­ma­nın ba­şa­rı­sı­nı ne genel baş­kan nede aklı selim CHP ‘liler asla gör­mez­den gel­me­ye­cek­ler­dir. Zaten şuan CHP böyle bir lükse de sahip de­ğil­dir ve büyük ola­sı­lık­la Çer­çi­oğ­lu’nun da Kı­lıç­da­roğ­lu’nun ya­nın­da ola­ca­ğı­na ina­nı­yo­rum.

Son ola­rak; ola­ğan üstü kong­re­de im­za­lar top­lan­mış dahi olsa Kı­lıç­da­roğ­lu’nun genel baş­kan­lık­tan in­di­ril­me­si zor bir ola­sı­lık ola­rak gö­rü­lü­yor. Nor­mal ku­rul­tay­da ise bu ta­ma­men im­kân­sız­la­şa­cak ve Kı­lıç­da­roğ­lu genel baş­kan­lı­ğa devam ede­cek­tir.

Bu sü­reç­te CHP’nin zarar gör­me­me­si için ta­ban­dan ta­va­na tüm CHP ör­gü­tü azami has­sa­si­yet gös­te­rip, CHP ile gönül bağı kuran %49’a moral bo­zuk­lu­ğu ya­şat­ma­ma­lı­dır.

PİR SUL­TAN ABDAL‘ın da de­di­ği gibi;

Koyup dünya da­va­sı­nı

Hak‘ka verip sev­da­sı­nı

Doğ­ru­la­yıp öz nef­si­ni

Şey­ta­nı öl­dü­ren gel­sin.

 

CHP‘yede ya­kı­şan budur...

Cuma, 12 Mayıs 2017 07:51

YEREL YÖNETİMLER VE ULUSAL BİLİNÇ

YEREL YÖNETİMLER VE ULUSAL BİLİNÇ

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “TÜRK’E EV VE BARK OLAN HER YER, SAĞLIĞIN, TEMİZLİĞİN, GÜZELLİĞİN, ÇAĞDAŞ KÜLTÜRÜN ÖRNEĞİ OLACAKTIR” diyerek  1 Kasım 1935 de yerel yönetimlerin önemini ortaya koymuş ve kurduğu Cumhuriyetle birlikte  yerel örgütler oluşmaya başlamıştır.

“5393 sayılı Belediye kanunu” ve “5216 sayılı Büyükşehir Belediye kanunu” ile Belediyeler Türk toplumunun hizmetinde var olmaya devam etmektedir.

Özellikle CHP Genel Merkezi yerel yönetimler komisyonunun gündeme aldığı, benimde bir Belediye Bürokratı olarak naçizane katkımın olduğu,  yerelde ve yerinde yerel yönetimler beyannamesini de içeren çalışması; gerçekçi ve doğru bir yaklaşımdır. Ancak; merkezden ayrı olmayıp,  tüm talimatların merkezden alındığı bu hizmet anlayışını bazı kesimler “özyönetim”, daha da ileri giderek “özerkil” kavramı ile sulandırarak, CHP ve onun kadroları haksız ithamlarda bırakılmak istenmektedir.

Nasıl ki bugün Evetle de onaylanan tek adam yönetimi ile tüm kararların tepeden talimatla uygulanması anlayışı yanlışsa, aynı şekilde CHP nin yerel yönetim, yerinde yönetim anlayışı da o kadar doğru ve gerçekçidir.

Yerel yönetimlerde Ulusal güçlerin yani Atatürkçü, Laik, Demokrat kesimlerin, STK ‘ların, Sendikaların, odaların katılımları ve yerel yönetimde söz sahibi olmaları; çağdaş bir toplumun oluşumuna bu vesileyle katkı sunacaktır. AKP ‘nin 15 yıldır nemrut uygulamalarının önüne geçmek ve Laik Cumhuriyetimizin değerlerini daha da ileriye taşımak için, bu anlayışın yerel yönetimlerde hakim kılınması zorunludur.

Rahmetli Vedat DALOKAY, Ali DİNÇER, Ahmet İSVAN ‘larda bu yolda yerel yönetimlerin onur taşlarıdır. Bugün İzmir de Aziz KOCAOĞLU,  Eskişehir ‘de Yılmaz Büyükerşen ve güzel Aydınımız da TOPUKLU EFE lakabını hak eden ÖZLEM ÇERÇİOĞLU’nun halktan yana yerel STK lar ile olan dayanışması ve ulusal duruşları, Başkanlıklarını bir dönemle değil birkaç dönemle taçlandırmaktadır.

AKP iktidarının, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü yok sayan anlayışı, Cumhuriyetimizin kazanımlarının korunması ve kollanması ve her şeyden önemlisi iktidar olabilmenin yollarından en önemlisi de yerel yönetimlerde ulusal bilinci daha da geliştirmek ve kitlelere yaymaktır, bu da Hayır oylarıyla kazanılan İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde iktidar olmaktan geçmektedir. İşte hep sorulan CHP ‘nin iktidar olması için ne yapmalıdır sorusunun somut cevabı da budur. O halde mevcut CHP ‘li yerel yöneticiler, ulusal değerlerimizi, Vatan ve Bayrak sevgisini içinde taşıyan tüm kesimleri ayrımsız ve amansız kucaklayabilmeli, bu konuda onlara her türlü desteği sağlamalıdır.

Hasan Sani GÜNEŞ

 

1 MAYIS İŞÇİ SI­NI­FI­NA SELAM SELAM OLSUN BU UĞUR­DA CAN VE­REN­LE­RE!.

Nazım Hik­met RAN;

TÜRKİYE İŞÇİ SI­NI­FI­NA SELÂM

Tür­ki­ye işçi sı­nı­fı­na selâm!

Selâm ya­ra­ta­na!

To­hum­la­rın to­hu­mu­na, ser­pi­lip ge­li­şe­ne selâm!

Bütün ye­miş­ler dal­la­rı­nız­da­dır.

Bek­le­nen gün­ler, güzel gün­le­ri­miz el­le­ri­niz­de­dir,

haklı gün­ler, büyük gün­ler,

gün­düz­le­rin­de sö­mü­rül­me­yen, ge­ce­le­rin­de aç ya­tıl­ma­yan,

ekmek, gül ve hür­ri­yet gün­le­ri.

Tür­ki­ye işçi sı­nı­fı­na selâm!

Mey­dan­lar­da has­re­ti­mi­zi hay­kı­ran­la­ra,

top­ra­ğa, ki­ta­ba, işe has­re­ti­mi­zi,

has­re­ti­mi­zi, ay­yıl­dı­zı esir bay­ra­ğı­mı­za.

Düş­ma­nı ye­necek işçi sı­nı­fı­mı­za selâm!

Pa­ra­nın pa­di­şah­lı­ğı­nı,

ka­ran­lı­ğı­nı yo­ba­zın

ve ya­ban­cı­nın ro­ke­ti­ni ye­necek işçi sı­nı­fı­na selâm!

Tür­ki­ye işçi sı­nı­fı­na selâm!

Selâm ya­ra­ta­na!

12 Ağus­tos 1962

Demiş;

Bize de düşen 1 Ma­yı­sın kısa ta­ri­hi­ni siz­le­re bir kez daha not düş­mek­tir.

1886 yı­lın­da ABD’nin Şi­ka­go ken­tin­de bu­har­la ge­li­şen sa­na­yi dev­ri­mi ile bir­lik­te 8 sa­at­lik iş gücü için greve gi­di­len gün­dür. Ve 3 yiğit işçi sı­nı­fı li­de­ri­nin sudan ba­ha­ne­ler ve düz­me­ce ta­nık­lar­la asıl­dı­ğı gün­dür.

- İlk 1 Mayıs dağ­la­rın­da çi­çek­le­rin hep aç­tı­ğı İzmir’de 1906 da kut­lan­mış­tır.

- 1977 de 500 bin kişi ile ef­sa­ne işçi sı­nı­fı li­de­ri Kemal TÜRK­LER’in öcü­lü­ğün­de ger­çek­le­şen ve ta­ri­hi­mi­ze de kanlı bir mayıs ola­rak geçen ve 34 ki­şi­nin ölümü ile so­nuç­la­nan Tak­sim­de ger­çek­leş­miş­tir.

- 1980 yı­lı­na kadar ya­sak­la­nan 1 Mayıs, 1980 son­ra­sı ül­ke­miz­de İŞ, EKMEK, ÖZ­GÜR­LÜK slo­gan­la­rı ile tek­rar kut­lan­ma­ya baş­lan­mış­tır. Ve artık 1 Ma­yıs­lar ül­ke­miz­de işçi bay­ra­mı­nın öte­sin­de an­lam­la­şa­rak emek­çi­le­rin, sö­mü­rü­len­le­rin , hak ara­yan­la­rın öz­gür­lük ve de­mok­ra­si mü­ca­de­le­si­ne ev­ril­miş­tir. Ve Dev­rim­ci­le­rin ortak pay­da­sı ol­muş­tur.

- O kara gün dahil 1 Ma­yıs­la­ra ve mi­ting­le­re ka­tı­lan ve bedel öde­yen kişi ola­rak yine Nazım Us­ta­nın “ Özgür ve eşit ge­lecek için için mü­ca­de­le ver­dik, Elbet bir gün güneş do­ğa­cak ve ka­ran­lık­tan ay­dın­lı­ğa çı­ka­ca­ğız.

 

Güzel gün­ler gö­re­ce­ğiz ço­cuk­lar, gü­neş­li gün­ler.” Di­ze­le­ri ile söz­le­ri­me son ve­ri­yo­rum.

Diyap Ağa, Hayırcılar ve Kılıçdaroğlu

Diyap ağa; birinci dünya savaşında Siirt ve Bitlis’in Rus işgalinden kurtarılma savaşlarına katılmış, Sivas ve Erzurum kongrelerini ilk destekleyenlerden olmuş, Hamidiye alaylarında milis komutanlığı yapmış, milli mücadelede Mustafa Kemal’in yanında yer alarak Dersim milletvekili olarak birinci Mecliste yer almıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Dersim’li Kemal”; CHP genel başkanı olarak özellikle de 16 Nisan referandumunda gösterdiği yüksek performansla Hayır hareketinin lokomotifi, kitlelerin maestrosu ,  kısacası günümüz kuvvacılarını bir araya getiren kişi olmuştur.

Hayırcılar yani sandıkta oyu çalınanlar; birileri her ne kadar  “Maç bitmiştir”,  “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir” desede, milli maçlarda sloganlaştırılan “Biz bitti demeden maç bitmez!” haykırışlarını alanlara taşımışlardır.  Demokratik taleplerini yüksek sesle seslendirerek mücadeleye devam edeceklerini göstermektedirler.

İşte burada CHP ‘ye ve onun genel başkanına önemli görevler düşmektedir. Bir Dersim’li olarak; Dersim’li aşiret reisi Diyap ağanın direnişçi mücadelesi ile kendisiyle özdeşleşen soğuk kanlı, aklıselim ve aynı zamanda birleştirici davranışını harmanlayarak hayırcıların onurlu demokratik mücadelelerine desteğin de ötesinde onlara öncülük etmelidir. Hatırlandığı gibi şanlı Gezi direnişinde kamuoyu CHP ‘nin hareketin dışında kaldığı ve bu nedenle provokasyonlara açık eylemlerde ölümlerin, acıların ve sakatlıkların yaşandığı ifade edilmişti. Gerçekten de CHP ‘li milletvekillerinin gezicilerin yanında saf tutmaları, daha da doğabilecek acıların engellendiğini göstermiştir.

Bu kez de sandıkta alın terleri ile kazandıkları fakat gasp edilen oylarına sahip çıkmak için demokratik haklarını kullanmakta kararlı gözüken hayırcıların bu haklı talebine genel başkan Sayın Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri ve tüm örgütleri aktif olarak destek vermeli ve olası provokasyonlarla yaşatılacak acılara kalkan olmalıdır. Aksi takdirde CHP, bırakın sandığa sahip çıkacak partilileri, sandığa götürecek seçmen dahi bulamayacaktır. Bu da atalarımızın kanlarıyla kazanılan Laik Demokratik Cumhuriyetimizin temellerini ciddi anlamda sarsacaktır.

Süreç artık demokratik yollardan sonuna kadar direnmeye ve mücadeleye evirilmiştir, bu sebeple CHP’ye ve Sayın Kılıçdaroğlu’na bundan sonra da çok büyük iş düşüyor. Ne dersiniz?

 

Hasan Sani Güneş

Vicdanları sızlatan “evet” ve “emek hırsızlığı”…

16 Nisan’da mühürsüz oylar ile geçerli sayılan evetler; bir emek hırsızlığıdır.  Yüksek seçim kurulunun resmi kararı beklenmeden ben yaptım oldu mantığı ile “Atı alan Üsküdar’ı geçti” denilerek evetler onanmıştır!  Bundan sonra YSK’nın haddine mi seçimleri iptal etmek! Yüce Manitu “evet”i onayladı ya, gerisi nafile çabalar...  Evete itirazlar tabi ki yapıldı ve yapılmalı ama Manitu evet çıktı dediyse, evet çıkmıştır! Değilse; kelle gider, makam gider, mevki gider, giderde gider… İşte tam tek adamlığa yakışanda budur. Üsküdar da Hayırcıların kazanmasına rağmen Sayın Cumhurbaşkanının “Atı alan Üsküdar’ı geçti” demesi,  tek adamlığın en açık göstergesidir. Tek tesellimiz, çıkan evetlerin; “HAYIR”lara vesile olmasıdır.

Kasa kasa paralar, ayakkabı kutusundaki dolarlar çıktığında, bu paralar İmam Hatip yapımında kullanılacak yasal paralar denilmemiş miydi?

Peki Zarraf şimdi nerede, emir kulu Halk Bankası bürokratı nerede? Amerika’da hapiste.

Ya Türkiye’dekiler? Dört Bakanda dışarıda…

Hatırlayalım o zaman ne olmuştu? Yüce Manitu sahneye çıkmış, parlemento aracılığı ile hırsızlığın, yolsuzluğun önünü kapamış ve aklanmasını sağlamıştı. İşte Yüce Manitu 16 Nisan’da yine yapacağını yaptı ve bu kez YSK vasıtası ile sandıkta evet in çıkmasını sağladı. 15 yıldır yapılan tüm hırsızlıklara, bu kez de emek hırsızlığı eklendi. Evetçilere hayırlı olsun! Zaten tek adamlıkta bu değil mi? O da kendisine yakışanı yapıyor. Herkes layık olduğu şekilde yönetilir.

Ve hayırcılar… Yani; Anadolu’da Pir Sultan’ın isyan ateşi ile yananlar,  Bolu Bey’ine “Fakirleri ezmesin geliyorum!” diyen Köroğlu’nun torunları,  Şeyh Bedreddin’in, Börklüce Mustafa’nın çocukları, emperyalizme karşı mücadele  eden Deniz’lerin yoldaşları ve sarı saçlı mavi gözlü Mustafa Kemal’in askerleri…Yani; Laik Cumhuriyet diyen, demokrasi diyen milyonlar, her türlü fedakarlığı yaparak “HAYIR” kampanyasına omuz verenler, ülkemin onurlu, yiğit ve dürüst insanları… Onlar emeklerin çalınmasını asla kabullenmeyeceklerdir. Dün olduğu gibi bugünde pes etmeyerek, zalimin zulmüne direnecek ve hep bir ağızdan,

“YAŞASIN CUMHURİYET,

YAŞASIN DEMOKRASİ!”  demeye devam edeceklerdir ve etmelidirler.

 

 

Salı, 11 Nisan 2017 15:45

Alkışlıyorum…

Alkışlıyorum…

Sayın Kı­lıç­da­roğ­lu “HAYIR” kam­pan­ya­sı ile ken­di­si­ni ve CHP’yi aşa­rak “BEN DEĞİL BİZ, BİZ DEĞİL HEPİMİZ!” di­ye­rek; sağ­cı­sı, sol­cu­su, li­be­ra­li, ay­dı­nı, ül­kü­cü­sü, mu­ha­fa­za­kâ­rı yani tüm top­lum ke­sim­le­ri­ni “HAYIR” da bir­leş­ti­re­rek Tür­ki­ye’de bir ilki ger­çek­leş­tir­di­ği için ken­di­si­ni al­kış­lı­yo­rum.

Yine; CHP için­de­ki küs­kün, dar­gın tüm par­ti­li­le­ri hiç­bir komp­lek­se ka­pıl­ma­dan bir araya ge­tir­di­ği için, hatta CHP genel baş­kan­lık aday­lı­ğın­da bahsi geçen Sayın Bay­kal’ı, Sayın İnce’yi tüm ola­nak­la­rı sağ­la­ya­rak “HAYIR” kam­pan­ya­sı­na kat­ma­sı­nı al­kış­lı­yo­rum.

Yine; AKP’yi, MHP’yi ve en önem­li­si Sayın Er­do­ğan’ı “HAYIR” kam­pan­ya­sı ile “Topal Ördek” du­ru­mu­na dü­şü­re­rek re­fe­ran­dum­da oyun dı­şın­da bı­rak­tı­ğı için ken­di­si­ni al­kış­lı­yo­rum.

Topal ördek oyunu; An­ka­ra’da, özel­lik­le­de Ayaş, Güdül, Kı­zıl­ca­ha­mam, Bey­pa­za­rı ve Sin­can’da oyun ha­va­la­rı eş­li­ğin­de oy­na­nan ve geç­mi­şi olan çok eski bir oyun­dur. Bu oyun­da se­çi­len bir kişi bi­le­ğin­den bal­dı­rı­na iple bağ­la­nı­la­rak aya­ğı­nın biri yer­den ke­si­lir ve oy­na­tı­lır. To­pal­la­ya­rak oy­na­ma­ya ça­lı­şan kişi alaya alı­na­rak gü­lünç du­ru­ma dü­şü­rü­lür.

Sayın Kı­lıç­da­roğ­lu’da Der­sim’li ola­rak ha­la­ya aşina ol­mak­la bir­lik­te, uzun yıl­lar­dır An­ka­ra’da ya­şa­ma­nın avan­ta­jı ile “HAYIR” kam­pan­ya­sı­nı Topal ördek oyu­nu­na dö­nüş­tü­re­rek, Sayın Er­do­ğan’ı da “Topal Ördek” du­ru­mu­na dü­şür­müş­tür.

Sonuç ola­rak Sayın Kı­lıç­da­roğ­lu “HAYIR” kam­pan­ya­sı ile ya­pıl­ma­sı ge­re­ken her şeyi yap­mış “SÖZ MİLLETİN!” di­ye­rek al­kış­la­rı hak et­miş­tir..

Bu ve­si­le ile; Didim öze­lin­de “HAYIR” kam­pan­ya­sı­na önem­li katkı sunan CHP İlçe Baş­ka­nı Sayın Gök­men Ka­ra­taş’ı ve eki­bi­ni­de al­kış­la­ma­lı­yım. Ay­rı­ca, “HAYIR” kam­pan­ya­sın­da­ki bit­mez tü­ken­mez ener­ji­si ile Ata­türk, Vatan ve Bay­rak sev­da­lı­sı, Cum­hu­ri­yet’imi­zin çi­men­to­su Didim’de ki alevi va­tan­daş­la­rı­mı­zı ve Ce­me­vi Baş­ka­nı Hü­se­yin İlhan’ı, Didim de­mok­ra­tik kitle ör­güt­le­ri­ni, sen­di­ka­la­rı ve “HAYIR” kam­pan­ya­sı­na ka­tı­lan tüm Didim hal­kı­nı al­kış­lı­yo­rum.

Nazım’ın de­di­ği gibi, 17 Nisan sa­ba­hı­na,

“YA­ŞA­MAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR

VE BİR ORMAN GİBİ KAR­DEŞ­ÇESİNE” uyan­mak üzere…

Sayfa 4 / 4