19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 13 Şubat 2015 17:52

DİDİM DEMOKRASİ PLATFORMU EĞİTİM SİSTEMİNİ BOYKOT ETTİ

Yazan  mavi didim
Oy ver
(1 Oy)

DİDİM DEMOKRASİ PLATFORMU EĞİTİM SİSTEMİNİ BOYKOT ETTİ

Aralarında Eğitim Sen Didim Temsilciliği, Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi, SES Didim Temsilciliği, BES Didim Temsilciliği, Didim Derneği, Çarşı Grubu, Birleşik Haziran Hareketi, CHP, EMEP, HDP ve ÖDP’ İlçe örgütlerinin yer aldığı Didim Demokrasi platformu üyeleri, Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam için düzenlenen boykot eylemini İlçemiz Didim’de gerçekleştirdi.

Ülke genelinde düzenlenen Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik yaşam için düzenlenen boykot eylemini İlçemiz Didim’de Didim Demokrasi Platformu üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Didim  Eski adliye önünde bir araya gelen Demokrasi Platformu üyeleri, Atatürk Bulvarı üzerinden Kent Meydanına yürüdü. Yürüyüş esnasında Laik ve Anadilde eğitim için sloganlar attı; hükümeti eleştirdi.

Kent Meydanında hükümetin Eğitim noktasında yaptığı çalışmaları protesto edildi. Didim Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını Eğitim sen Didim Temsilcisi Turgay Elçi tarafından okundu. Yapılan basın açıklamasında “12 Eylül darbeci zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP iktidarı, başta eğitim sistemi olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarını kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar üzerinden tüm topluma dayatmaktadır.

Yıllardır özellikle eğitim sistemi üzerinden hayata geçirilen ve pedagoji bilimine tamamen aykırı olan bilim düşmanı politika ve uygulamalar geçtiğimiz 12 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar artmıştır. Okulöncesi eğitimden üniversitelere kadar eğitim sistemi, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılarak, iktidar tarafından sürekli istismar edilen dini kural ve referanslara göre düzenlenmektedir. Siyasi iktidar, eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı, ötekileştirici politikaları hayata geçirmektedir. Çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye halkları, iktidar tarafından okulda, işyerinde, mahallede ve sokakta inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırıp karşı karşıya getirilerek bölünmeye çalışılmaktadır. Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında gündeme getirilen karma eğitimi kaldırma girişimleri, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının zorla başının kapatılması, okullara zorunlu mescit uygulaması, ders kitapları ve müfredatta dini söylemlerin kullanılması ve son olarak içeriği itibariyle din şurası şeklinde gerçekleşen 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar, bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur. 12 Eylül askeri darbesi sonrasında uygulanmaya başlanan zorunlu din dersi, yıllardır din ve vicdan özgürlüğü açıkça ihlal edilerek uygulanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiş, ancak yargı kararlarına rağmen bugüne kadar gerekli adımlar atılmamıştır. Türkiye’de yıllardır okullarda zorunlu din derslerinde okutulan İslam’ın Sünni-Hanefi mezhebinin kurallarıdır. Bu nedenle bütün din ve inanışlar öğrencilere eşit mesafede tanıtılmamakta, bu durum okullarda özellikle Alevi ve gayri Müslim öğrencilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.   AKP’nin geçmiş iktidarlardan miras alarak sürdürdüğü “tekçi” bakış açısı, toplumun farklı inanç ve kimliklerine yönelik ayrımcı uygulamaları arttıran, onları ötekileştirmeye aşağılamaya hatta yok saymaya dayanan uygulamalar ile eğitimin ve ülkenin Ortaçağ zihniyetine göre düzenlenmek istendiği görülmektedir.  Türkiye’de okullar ve üniversiteler başta olmak üzere, bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile eliyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Son olarak “iç güvenlik paketi” gibi örneklerini ancak faşist, totaliter rejimlerde göreceğimiz düzenlemelerle laik, bilimsel eğitim anlayışının yanı sıra eşit, özgür ve demokratik yaşam anlayışına karşı iktidar tarafından açık bir savaş ilanı söz konusudur.  Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim ancak demokrasinin, eşitliğin, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi, bütün yurttaşların eşit haklar temelinde, barış içinde bir arada yaşaması ile mümkündür.  Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı değerleri benimsemiş insanlardan oluşmamaktadır. Devletin bütün inanç, kimlik ve dünya görüşleri karşısında eşit mesafede ve tarafsız olması gerekirken, sadece belli bir inanç sisteminin kural ve ibadetini okullarda bütün öğrencilere dayatması kabul edilemez. Devlet, kişisel bir alan olan inanç alanından elini tamamen çekmeli, inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir.

Toplumun eşit, özgür ve demokratik yaşamdan yana olan bütün ilerici emek ve demokrasi güçleri ile birlikte iktidarın dayatmalarına, asimilasyoncu politikalarına karşı sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir.  Eğitimin gerçek anlamda demokratik, bilimsel ve laik bir içerikte örgütlenmesi, herkesin kendi anadilinde eğitim almasının sağlanabilmesi için ;çocuklarının ve ülkenin geleceğinden endişe eden veliler ve emekçiler olarak; bir günlük uyarı boykotu ve iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor, çocuklarımızın ve öğrencilerimizin geleceğimize sahip çıkmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.  Eğitim sistemi ve okulların tamamen siyasi tamamen iktidarın denetimine girmesine ve egemen ideolojiye teslim edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bugün ülke çapında gerçekleşen hem okul boykotu ve iş bırakma eylemimiz siyasi iktidara yönelik toplumun vicdanının sesini yansıtmaktadır. Siyasi iktidarı, toplumu din, dil, mezhep ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırma politikalarına son vermeye, kamusal, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim karşıtı uygulamalarını derhal durdurmaya çağırıyoruz.” denildi.

“EYLEMİ DESTEKLİYORUM”

Didim belediye Başkanı A. Deniz Atabay’da Ülke genelinde gerçekleştirilen boykot eylemiyle ilgili de yazılı basın açıklamasında bulundu. Başkan Atabay yatığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “T.C Anayasasına göre laik bir ülkede, laik bir eğitim sistemini savunmak, eğitimde fırsat eşitliğini korumak, ayrımcı eğitim sistemini istememek adına, ülkemizin geleceği çocuklarımızın yarınları için Eğitim neferleri öğretmenlerimizin ve velilerin ve toplumun gösterdiği hassasiyet son derece önemlidir. Eğitim sistemimizin çağdaş, yarının dünyasına geleceğin Türkiye Cumhuriyetine uygun olarak yapılandırılması mevcut sorunların, endişe ve rahatsızlıkların giderilmesi adına gösterilen toplumsal hassasiyetler geleceğimizin teminatı çocuklarımız içindir. Biz siyasetçilere düşen en önemli görev toplumsal hassasiyetleri doğru okumaktır. Eğitim Sistemi için gösterilen toplumsal hassasiyetin oluşturduğu tavrı öncelikle bir baba hassasiyeti ile sonra diğer tüm kimliklerimle ve sıfatlarımla elbette destekliyorum.” dedi.

 



mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü