20 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 25 Kasım 2016 19:20

Didim Kibele Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği dün bir basın açıklaması yaparak Kadına yönelik şiddeti kınadı.

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

Didim Kibele Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği  dün bir basın açıklaması yaparak Kadına yönelik şiddeti kınadı.

Dernek Yönetim Kurulu üyesi Leyla Eker’in yaptığı açıklamada şöyle denildi. ; Merhaba arkadaşlar, bugün 25 Kasım;  Dominik Cumhuriyeti'ni yöneten Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele veren Mirabel kardeşler, araba kazası süsü verilerek 25 kasım 1960 yılında tecavüz edilerek öldürüldü. . Kurdukları Clandestine Hareketi öldürülmelerinden bir yıl sonra diktatörlüğün yıkılmasında önemli rol oynadı. BM Genel Kurulu 1999 yılında Mirabal Kardeşler'in ölüm yıl dönümü olan 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti.

Bizler, dilimiz, ırkımız, işlerimiz, konumlarımız farklı da olsa aynı acıları yaşayanlarız.  Bizler, yok sayılan, mal gibi satılan, dövülen, tecavüze uğrayan, üç kuruşa çalıştırılanlarız.Bizler, eğitim-sağlık hakkı elinden alınan, intihar etmeye zorlananlarız.Bizler, faili meçhullerde kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleriyiz,Berfo ananın yoldaşlarıyız.Bizler, bize rağmen sürdürülen savaşlarda çocuklarımız ölmesin diyen Barış Anneleriyiz..

Yüzyıllardır kadın üzerinde uygulanan cinsel, ulusal, sınıfsal sömürü ve şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Bugün küresel sermaye;  eşitsizliği, ayrımcılığı ve yoksulluğu derinleştiriyor ve hep biz kaybedeniz. Bizler, yüzyılların isyanını, öfkesini, acısını biliriz.

2015 yılı verilerine göre; toplam 414 kadın ve aile bireyi öldürüldü, kimisi ağır 91 kadın ve aile bireyi de yaralandı. Genç kızlar, kadınlar sevgililerinden ya da kocalarından ayrılmak, boşanmak istedikleri, boşandıkları için öldürüldüler… Doğu illerinde ise genç kızlar, kadınlar “şaibeli intihar”ların kurbanı oldu… Ki şaibeli ölümler acaba sadece doğu, güneydoğu illeriyle mi sınırlı?..

BM verileri , Dünya Kız Çocuğu Günü'nde yayınlanan rapora göre önlem alınmazsa gelecek 10 yılda dünyada, 142 miIyon kız cocuğu 18 yaşından önce evlendirileceğini,ülkemizde TÜİK verilerine göre ise Türkiye’deki çocuk gelin sayısı 181 bini aştığı görülüyor.TÜİK verilerine  göre 15 yaşın altında doğum yapan anne sayısı 2002’de 2 bin 561iken bu sayı  2012’de 21 bin 992’ ye cıktı;  yani kız çocuğu “anne“ oldu.

Yaşamın varoluş temeli olan kadın, ataerkil sistemde; ötekileştirilme ile birlikte yaşamdan ve üretimden koparılarak sistemin nesnesi haline getirilmiştir. Şiddeti adeta bir kadermiş gibi yaşamlarımıza zorla sokan erkek egemen sistem her gün yaşamlarımızı çalmaktadır.

İnsanlık tarihinden bu yana birileri ' KADERİNİZ 'deyip biz kadınları temel mülk olarak elinde tutmak istedi. Bedenimiz eril dünyaya sunuldu, enerjimiz kucağımıza verilen çocukları büyütmeye harcandı. Aklımız evde yapılması gereken kadına mahsus ev işlerinde ücretsiz köleler olduk.  Aile ve devlet sermayesinde özel mülkler haline getirildik. Fakat şunu çok iyi biliniz ki BİZLER AİLE DEĞİL KADINIZ!

Rujumuzun rengine, saçımıza, eteğimizin boyuna, şortumuza, attığımız kahkahaya, hamile olarak sokakta olmamıza, kadın başımıza gece dışarıda olmamıza tahammül edemeyen eril sistemin yarattığı siz erkekler ve temsilcileriniz; sizlerin mırıldanmalarınızı tanımıyoruz.

Trujillo yönetiminin yaptıkları günümüzde çok tanıdık, değil mi? “Kadın mı kız mı bilmem” diyenler, “Hamile kadın evinde otursun.” diyenler, “Kadın tecavüze uğradıysa niye çocuk ölüyor annesi ölsün.” diyenler, “Bir kadın olarak sus!” diyenler, “Ülkemizde kadına yönelik şiddet konusu abartılıyor.” diyenler…  Ve bir diktatörlük dönemi yaşananlardan farklı mı yaşıyoruz. Takvim yapraklarının her günü kan damlatıyor. Okula giderken bir dolmuşta yanma korkusu yaşayan bir Özgecanız, barış istediğimizde bombayla vücut parçalarımız sokaklarda dağılanlarız.

Demokrasi havarisi altında Kanun hükmünde kararnameler ile İhraçlar, açığa almalar, sürgün ve cezalar ile iktidardan olmayanı açlık, yoksulluluğa mahkum etmektedir.  Bu durum toplumsal muhalefete darbe indirmedir, biz kadınlar ne darbe ne dikta;  laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye şiarıyla alanlardayız.

Savaş sarmış yurdumu; her gün yandaşını ve düşmanını yaratan zihniyetiniz ile; çağdaş hukuku uygulamayı görev edinmiş veya kadına ve çocuğa şiddeti durdurma mücadelemizi verdiğimiz derneklerimiz kapatılıyor. Maddenin hallerini aşan hallerdeyiz. Tabiata ters gidiyor yaşam. Ölüm ile yaşam arasında güvercin ürkekliği hallerimiz ve ülkemiz.

Biz kadınlar Düşünüyor ve yaşıyoruz. Peki sizler de düşünebiliyor musunuz?  bizim çocukken yaşadıklarımızı? Çocuk yaşta erkeğin zevkine sunulmuş özde 'çocuk',  sözde 'hanım' olmuş KADIN hallerimizi! Kadına şiddet, tam da çocuk yaşta yaşadığımız tecavüzlerle başlamaktadır.  Karaman’da ENSAR VAKFI ve KAİMDER’e bağlı ev ve yurtlarda ortaya çıkan 45 çocuğa tecavüz olayından sonra, sistemin pislikleri çorap söküğü gibi döküldü. Gün geçmiyor ki çocuklara yönelik bir taciz ve tecavüz haberi duymayalım. “Çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunmasından sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, “…bir kere rastlanması, kurumları karalamak için gerekçe olamaz” diyerek, Ensar Vakfı'nda tecavüze uğrayan çocuklara sahip çıkmak yerine vakfa sahip çıkıyor, siper oluyor. Daha beteri de olamaz dediğimiz bir ilkbaharından sonbaharına tecavüzü meşrulaştırma yasa önergesi ile bir sabaha, günümüz karanlık kalkıyoruz.

AKP'nin on dört yıllık iktidarı sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet ve İslami Vakıflar üzerinden hayata geçirdiği laiklik karşıtı, cinsiyetçi, dinci eğitimini de, çocuk istismarını meşrulaştıran fetvalarını da, yaşananların böyle bir karanlıkta, gericiliğin hayatımızı kuşattığı bir ortamda gerçekleştiğini de biliyoruz! Ve biz kadınlar bu karanlık günlere “teslim olmayacağız!”

Taciz, tecavüz ve şiddetinize karşı biz kadınlar hep birlikte direneceğiz. Çocuklarımızı, kızlarımızı size kurban etmeyeceğiz. Biz kadınlar yaşamı doğuranlarız ve bilin ki özgür yarınlarımızı kendi mücadelemizle kuracağız.

“Çocuklarımızın bu yolsuzluk ve zorbalık dolu rejimde büyümesine izin veremeyiz. Buna karşı savaşmalıyız ve ben her şeyimi vermeye hazırım, gerekirse de hayatımı!” diyen Patria Mirabel’in yoldaşları biz kadınlar bu zorba rejimde yaşamayı reddediyoruz.”

 

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü