18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 15 Mayıs 2017 15:10

301 SOMA ŞEHİDİ ile NURİYE ve SEMİH UNUTULMADI

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

“Marmaris'te Trafik Kazasında Yaşamını Yitiren 23 Kişi İçin Saygı Duruşu Yapıldı”

301 SOMA ŞEHİDİ  ile  NURİYE ve SEMİH UNUTULMADI

Didim Emek Ve Platformu Bileşenleri  Soma'da 2014 yılında meydana gelen ve resmi rakamlara göre 301  madencinin yaşamını yitirdiği ölümler güçlerince yıl dönümünde unutulmadı. "Kaza değil bu bir katliam", Soma'yı unutma ,unutturma" sloganları atan  kitle, basın açıklaması öncesi Soma katliamı başta olmak üzere, tüm iş cinayetlerinde katledilen ve önceki gün Marmaris'te trafik kazasında yaşamını yitiren 23 kişi için saygı duruşu ile başladı.

Soma'da maden cinayetinde yaşamını yitiren Erdal Demirel için yapılan parkta yapılan basın açıklamasını Didim SES Temsilcisi Selçuk Altunok yaptı. Soma'daki katliamın unutulmadığını, unutturulamayacağını belirten Altunok, İş cinayetlerinin artarak devam ettiğini, yılda yaklaşık iki bin işçininiş cinayetlerine kurban edildiğini söyledi.

SEMİH ÖZAKÇA VE NURİYE GÜLMEN'E DESTEK

Daha sonra söz alan Didim Eğitim Sen Temsilcisi Turgay Elçi'de açlık grevinde 65.gününü yaşayan, İşlerinden hukuksuz şekilde atılan, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yetkililerden çözüm üretmelerini istedi. Kritik bir süreçte olduklarını söyleyen Elçi, "Ölüm istemiyoruz, yaşam istiyoruz, işlerinden gerekçesiz bir şekilde uzaklaştırılan tüm emekçilerin işlerine döndürülmesi gerektiğini” belirtti. ‘Nuriye ve Semih yalnız değildir’ sloganları atan kitle, çözümün derhal ortaya konmasını istedi.

KESK'İN yanı sıra ,eyleme destek veren CHP, HDP, HAZİRAN, EMEP, ABKD ve Cemevi,Didim Derneği, Emekli Sen üyeleri olaysız olarak dağıldılar.

TURGAY ELÇİ YÜREĞİMİZ SOMA’DA

Eğitimsen Didim Temsilcisi Turgay Elçi  yaptığı konuşmasına “Yüreğimiz Soma’da. Unutmadık unutturmayacağız! Affetmeyeceğiz”  diyerek başladı.

“301 madencinin hayatını kaybettiği, 162 işçinin yaralandığı 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen yüzyılın en büyük işçi katliamı olan Soma faciasının yıldönümünde başta Soma katliamında yitirdiğimiz Didimli Erdal Demirel ve tüm  madencilerimizin ailelerinin ve hepimizin başı sağ olsun…

İş cinayetlerinin önlenebilir olduğunu, iş cinayetlerinin kaza, kader ya da fıtrat olmadığını, ölüm, sakatlanma ve meslek hastalıklarına yakalanmanın çalışma koşullarından kaynaklandığını ve bu kölelik koşullarının ortadan kaldırılmasının zor olmadığını ifade ediyor, gerçek adaletin yerine getirilmesi için alanlarda SOMA katliamını anıyor, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz diyoruz!” diyen Eçli’nin konuşması şöyle devam etti; “ 13 Nisan 2015 tarihinde ancak başlayabilen SOMA davasında ise katliamın gerçek sorumlularının kamuoyu önünde hesap vermediği yargılama süreci hala devam etmekte, buna karşın OHAL/KHK düzenindeki “Yeni Türkiye’de  ise iş cinayetleri değil, insanca yaşam koşulları sıfırlanmaktadır.

Soma gibi bir facia yaşandıktan sonra dahi her ay onlarca emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etmektedir. Ülkemiz, iş cinayetlerinde, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Bu tablo AKP’nin iktidarıyla daha da vahim bir hal almıştır. AKP iktidarları döneminde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin sayısı 6 kat artmış, 2002’den bu yana yapılan özelleştirme ve taşeronlaştırma ile iş cinayetlerinde son 15 yılda 20 bin işçi hayatını kaybetmiştir.

Soma’da ve ülkede yaşanan acı gerçeğin nedenleri ortadadır. Ne yazık ki, bu nedenlerle hesaplaşılmadığı sürece inşaatlarda, madenlerde, fabrikalarda ve tüm çalışma alanlarında bizleri bekleyen yeni SOMA’ların yaşanması kaçınılmazdır. Neoliberal ekonomi politikaları sonucunda iş güvencesinin azalması, esnek çalışma biçimlerinin artması, çalışma koşullarının ağırlaşması, örgütsüzleştirme, sendikasızlaştırma, köleci çalışma sistemi, özelleştirme ve taşeronlaşmanın yaygınlaşması her gün yeni SOMA’lara davetiye çıkarmaktadır.”

Öğretmen Turgay Elçi konuşmasının son bölümünde ; “ OHAL ve KHK yasalarıyla insanca  yaşam koşullarının giderek sıfırlandığı, binlerce emekçinin haksız-hukuksuz yere işten atıldığı ülkemizde çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, hukukun ve adaletin sağlanması, işçi ölümlerinin durdurulması için mücadele etmeyi temel görevi sayan bizler böylesi katliamların yaşanmaması için “Kader”, “fıtrat” diyerek sorumluluklarını unutturmaya çalışanlara inat unutmayacak, güvenceli iş, insanca yaşam ve çalışma hakkımız için mücadeleyi her alanda büyütecektir.

İş cinayetlerinin son bulması, ancak ve ancak işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın kendilerini ilgilendiren tüm konularda söz, yetki ve karar hakkının olduğu eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye ile mümkündür.” Dedi.

Elçi’nin Konuşması şöyle bitti; “Yüzyılın en büyük iş faciasını, 301 canımızı unutturmamak için yüreği insandan yana atan herkesi, tüm emek dostlarını ve halkımızı bu mücadelemizde birlikte olmaya davet ediyoruz”

ALTUNOK; HUKUKSUZCA İHRAÇ EDİLEN TÜM KAMU EMEKÇİLERİ GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİDİR

Didim SES Temsilcisi Selçuk Altunok Ankara’da bedenlerini açlığa yatıran kamu görevlileri Nuriye Gülmen, Semih Özakça’nın durumlarıyla  ilgili olarak yaptı açıklamaya; “Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Hukuksuzca İhraç Edilen Tüm Kamu Emekçileri Görevlerine İade Edilmelidir” diyerek başladı.

Selçuk Altunok açıklamasına  “Hükümetin, darbecilerle mücadele edeceğiz diyerek ilan ettiği OHAL ve çıkardığı KHK’lar ile haklarında somut ve hukuki hiçbir delil olmayan 1542’si üyemiz, toplam 105 bin kamu emekçisi bir gecede işsiz bırakılmış ve en temel haklarını kullanabilmeleri fiilen engellenmiştir.

Ülkenin üzerine karabasan gibi çöken bu hukuksuz uygulamalar nedeniyle ihraç edilen kamu emekçileri aileleriyle birlikte zor koşullara mahkûm edilmiş, çocukları ağır travmalarla karşı karşıya bırakılmış ve bugüne kadar 37 kişi intihara sürüklenmiştir.

Sendikamız bu sürecin başından itibaren üyeleriyle dayanışma içerisinde olmuş, örgütlediği çeşitli eylem ve etkinliklerle yaşanan hukuksuzluklara karşı gerek ulusal gerekse uluslararası alanda emekçilerin taleplerini gür sesle dile getirmiştir.

KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ise Ankara’nın göbeğinde “işimi geri istiyorum” talebiyle süresiz açlık grevine başlamış ve eylemlerinde kritik bir döneme, 66. güne girmişlerdir.

Bilindiği üzere Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarının hızla doldurulduğu dönemlerde dahi temel yaklaşımımız “yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” olmuştur. Bu nedenledir ki örgütlü gücümüz tüm sinir uçlarına kadar üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklarından ve yaşamlarından endişe etmiş ve etmeye de devam etmektedir.” Dedi.

İki kamu görevlisinin eylemini destelediklerini  söyleyen  Selçuk Altunok açıklamasını  “ Talebimiz açık ve nettir! Hükümet,  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklı biçimde yaşamlarına devam edebilmeleri için acilen harekete geçmeli, üyelerimizin taleplerini karşılamalı, haksız ve hukuksuz ihraç edilen tüm emekçileri görevlerine iade etmelidir.

Aksi halde gelişebilecek tüm olumsuzluklardan hukuk dışılığı ve keyfiyeti OHAL/KHK’lar yoluyla bir yönetim biçimi olarak hayata geçiren, “yaşamı ve yaşatmayı” değil kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı sorumlu olacaktır.

Didim Demokrasi Platformu  olarak, yaşamları kritik bir aşamada olan Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve tüm kamu emekçileri işlerine iade edilinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” diyerek tamamladı.

 

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü