19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 30 Haziran 2017 12:34

Eğitim Sen Kaygılı"OKULLARDA DİNİ İNANÇ İSİTİSMARI GELİYOR

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

Eğitim Sen Kaygılı"OKULLARDA DİNİ İNANÇ İSİTİSMARI GELİYOR

"Eğitim Sen Didim Temsilciliği Yürütme kurulu adına bir basın açıklaması yayınlayan Turgay Elçi ; "Eğitim Kurumlarında İktidar Eliyle Dinselleştirme Uygulamaları Artarak Sürüyor!" dedi.

Elçi açıklamasında okullar tatile girdiği günlerde Milli Eğitim Bakanlığı “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”  Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğini ve bu yeni düzenlemelerin en dikkat çekici yönü, yeni açılacak bütün eğitim kurumlarına abdesthane ve mescit açma zorunluluğu getirilmesi olduğunu ve daha önce ortaöğretim kurumları ile sınırlı olan mescit zorunluluğu son yönetmelik ile yeni açılacak bütün eğitim kurumlarında zorunlu hale getirilmiştir." dedi.

Elçi açıklamasında ; " MEB “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği” ile eğitim kurumlarında abdesthanenin yanı sıra “İbadet ihtiyacı için doğal aydınlatmalı uygun mekânda kadın ve erkek için ayrı ayrı olmak üzere mescit” açılması zorunlu hale gelmiştir. Türkiye gibi farklı kimlik ve inanç gruplarının bir arada yaşadığı bir ülkede, bütün eğitim kurumlarında mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesi, eğitimin ve toplumsal yaşamın dini kurallara göre düzenlenmesi çabasının en son örneği olarak dikkat çekmektedir.
Özellikle eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında yaygınlaşan ve eğitim sistemi üzerinden din ve inanç istismarına dayanan uygulamaların artması, okulların hızla eğitim kurumu olmaktan uzaklaştığını, okul ortamının belli bir inancın ve mezhebin kurallarına göre düzenlenmeye başladığını göstermektedir.
Türkiye’de kimi okullarda sınıf mevcutlarının ortalamanın çok üzerinde olduğu, tekli eğitime geçiş iddialarına rağmen ikili eğitimin halen yoğun olduğu, okullarda yeterince laboratuar ve kütüphane bulunmadığı bilinmektedir. MEB, eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek için çalışmak yerine, imam hatip okullarının sayısını artırmayı kendisine temel görev haline getirmiştir. Yönetmelik ile imam hatipler için daha önce 50 bin olan nüfus koşulu 5 bine düşürülürken, Fen liseleri için kontenjan limiti yüzde 5’e düşmüştür. Fen liselerinde öğrenci kontenjan limiti, ildeki 8. sınıf öğrenci sayısının yüzde 5’i ile sınırlanmıştır.Son 10 yılda binin üzerinde imam hatip lisesi açan MEB, Anadolu İmam Hatip Lisesi açılması için gereken 50 bin nüfus koşulunu, yerleşim birimi merkez nüfusu için 5 bine kadar düşürdü. Öğretim binasında ise en az 8 derslik, binada veya bahçesinde uygulama mescidi, geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, mûsikî/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5 bin veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10 bin olması kararlaştırılmıştır. MEB, yeni yönetmelik ile her mahallede bir imam hatip okulu açılmasının önünü açarken, bugüne kadar izlediği ayrımcı politikayı daha da pekiştirmiştir." dedi.

Sendika olarak kaygılarını ; "MEB’in ‘Eğitime yeterli bütçe, okullara yeterli ödenek’ ayırarak gerekli altyapı yatırımları yapmak ve eğitimin çözüm bekleyen o kadar sorunu varken, her ilçede imam hatip okulunun açılması koşullarını kolaylaştırması, sırf siyasi propaganda ve inanç istismarı amacıyla eğitim kurumlarında ‘mescit’ açılmasını zorunlu tutması, öğrenciler, öğretmenler ve kurum personelleri arasında ‘ibadet yapanlar-yapmayanlar’ şeklinde ayrışmalar yaratacaktır." diye dile getiren Elçi açıklamasını şöyle sürüdrdü;" Geçmişte yaşanan deneyimlere bakacak olursak, böylesi bir uygulamanın öğrencilere ve eğitim emekçilerine yönelik dini ve siyasi fişlemeleri, baskıcı ve ayrımcı uygulamaları arttırması kaçınılmaz görünmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı, bugüne kadar bilimi ve eğitim sistemini büyük ölçüde iktidarın siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir içerikte biçimlendirmeye çalışmış, bunu yaparken sık sık halkın masum dini duygularını kullanarak ‘inanç istismarı’ yapmaktan çekinmemiştir. Eğitim kurumları olması gereken okullarda, ‘her inancın farklı ibadet biçimi olduğu gerçeği’ yok sayılarak, fiilen tek bir dinin ve tek mezhebin inancı doğrultusunda abdesthane ve mescit açılması, devlet eliyle ayrımcılık yapılmasından başka bir şey değildir ve okullarda sonuçlarını tahmin bile edemeyeceğimiz düzeyde tehlikeli sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

Toplumda ve okullarda bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarda yaşamak ve aynı kurallara uymak durumundadır. Gerçek anlamıyla laiklik, devletin bütün inançlar karşısında tarafsız olmasını, herhangi bir gruba ya da mezhebe dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınmamasını, farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlanmasını gerektirir. Bunun gerçekleşmesi için devletin hiçbir inancın lehinde ya da aleyhinde düzenlemeler yapmaması gerekmektedir.

 


Türkiye’de yıllardır ‘Tek din, tek mezhep’ anlayışının fiilen tüm topluma ‘tek inanç’ gibi dayatılması ve bunun bir yansıması olarak bütün eğitim kurumlarında mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesi, Türkiye gibi, çok inançlı, çok mezhepli ve çok kültürlü bir toplumda, neresinden bakılırsa bakıldın yeni bir ‘inanç istismarı’ ve açık bir dayatma anlamına gelmektedir.Türkiye’de yıllardır yaşandığı gibi dinin siyasallaşması ve siyasal çıkarlara alet edilmesinin engellenmesi, ancak devletin din ve inanç alanından elini tamamen çekmesiyle mümkündür. Gerek ülkemiz, gerekse eğitim sistemi, tarihte hiçbir dönem, son 15 yılda olduğu kadar yoğun bir inanç istismarına maruz kalmamıştır.
Türkiye’de uzunca süredir yapıldığı gibi eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın dini kurallara göre düzenlenmek istenmesi, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmek istenmesinin kaçınılmaz sonucu olarak okullarda öğrencilerin inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz, ibadet eden ya da ibadet etmeyen gibi yeni gerilim alanları yaratmaya başlamıştır. Devlet, eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalı, özellikle eğitim sistemini dini kurallara göre değil, bilimsel gerçekleri referans alarak ve çocukların üstün yararını gözeterek düzenlemelidir.

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü