14 Aralık 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cumartesi, 01 Temmuz 2017 19:04

SİVAS KATLİAMI BASIN AÇIKLAMASI

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

2 Temmuz yangını, Cumhuriyetimizi de, milletimizin birliğini de yakmaya devam ediyor. Sivas katliamı, Türkiye’nin 70 yıldır yaşadığı karşı devrim sürecinin önemli bir kilometre taşıdır. Madımak yangını, “Küçük Amerika” olmak zavallılığıyla başlayan, “Yeşil Kuşak”, “Türk-İslam Sentezi”, “Ilımlı İslam”, “Dinler Arası Diyalog” vb adı altında Yeni Dünya Düzeni saldırısıyla sürdürülen ve nihayet Büyük Ortadoğu Projesi ile doruğa çıkan karşı devrim sürecinin sıçrama noktalarından biridir.


2 Temmuzu bize ABD’nin ülkemiz ve bölgemizdeki uygulamaları anlatıyor. 2 Temmuz, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin ilk adımlarından birisidir. Başında ülkemizin yer aldığı, 24 Asya ve Afrika ülkesinin haritalarını yeniden düzenlemeyi, bölgeyi ABD’nin mutlak egemenliği altına almayı hedefleyen BOP uygulamasında, etnik ve dinsel ayrışmaları kışkırtmak, iç karışıklık ve iç savaşlarla milli devletlerin ortadan kaldırılması,  bölge halklarını devletsiz bırakmak amacı vardır.

BOP’un Türkiye uygulamasında Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dindar ayrışması yaratmak, böylece milletin birliğini bozmak önemli yer tutmaktadır. Türkiye gibi devrimle kurulmuş ve güçlü bir milletleşme atağı ile milli devletini inşa etmiş bir ülkenin yıkılmasında etnik ve dinsel ayrışma önemli bir silahtır. İşte bunun için Maraş, Malatya, Sivas, Çorum katliamları gereklidir. Bunun için Madımak yangınları, Başbağlar katliamları kaçınılmazdır.

Plan Amerika’nın, tamam da peki ya uygulayıcılar? Madımak’ın önüne yığılıp, “yak, yak” naralarıyla, “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” diye haykıran binlerce kişi nereden çıktı? Kim örgütledi, kim topladı? 1950’lerden bu yana Amerikan emperyalizminin projelerinde roller üstlenen hükümetler, onların kontrgerillaları, Süper NATO’ları, Fetullahçı Gladyoları…
Aydınlanma hareketimizi boğmak için bu katliamları yaptılar.

Tıpkı İstiklal Savaşımızın, 23 iç isyanını kurgulayan ve uygulayan Kuvvayı inzibatiye gibi… Emperyalizmin emrinde, onun planlarını uygulayan işbirlikçiler!

2 Temmuz 1993 günü Madımak’ta canlarımız yakıldı. Onlar bütün Türkiye’nin canlarıydı. Madımak’tan 3 gün sonra PKK Başbağlar köyünde 34 köylümüzü kurşuna dizdi.
Başbağlar baskını da, Madımak’ın yakılması gibi halk düşmanı bir eylemdi. Ciğerimiz hem Madımak’ta hem de Başbağlar’da yandı.


Yanan, her iki yerde bizim halkımız, bizim vatanımız, bizim Cumhuriyetimizdi.
Madımak ve Başbağlar kırımları, insanlığa karşı cinayetler olmanın ötesinde, milleti ve halkı bölmeye yönelik büyük tertibin uygulamalarıdır.
Tetikçiler kim olursa olsun, her iki katliam da ABD’nin emrindeki Gladyo’nun saldırılarıdır.


1993 yılı, işte bu yüzden çok önemli bir yıl olmuştur.

Uğur Mumcu 24 Ocak 1994 günü bu nedenle katledildi.

Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağı 17 Şubat günü bu nedenle düşürüldü.

2 Temmuz’da Madımak’ta 35 aydın bu yüzden yakıldı.

5 Temmuz’da Başbağlar köyü bu yüzden basıldı, 33 köylü işte bu yüzden kurşuna dizildi.

Madımak yangını devam ediyor. Yangını, “kebapçıyı kapatıp müze yapmak”, “Alevi kimliği -bir anlamda azınlık kimliği- oluşturmak” veya “Cemevlerine ibadethane statüsü kazandırmakla” söndürmek mümkün mü? Ortaçağı tasfiye etmeden, emperyalizme bağımlılığa son verip tam bağımsızlığı sağlamadan, kısaca yangının siyasal ve toplumsal zeminlerini yok etmeden yangını söndürmek mümkün mü?

Yangını söndürmek ve yeni yangınların zeminini yok etmek, ancak bunu hedefleyen bir program ve iktidar ile olanaklıdır. Ülkemiz, sınanmış ve başarılmış bir programa sahiptir. Bu Kemalist Devrim’in programıdır.


Türkiye, karşı karşıya olduğu tehditleri ancak yeniden yapılanarak, Kemalist Devrim’in kurumlarını ve toplumunu yeniden örgütleyerek göğüsleyebilir.


Türkiye halkı, Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırarak ve Cumhuriyet’i kurarak, Türk milletini devrimle oluşturmuştur. Cumhuriyeti kurma iradesine ve eylemine, eşit yurttaşlık bağına, ortak millî kültüre ve birlikte yaşama arzusuna dayanan millî birliğimizi pekiştirmek ve kaynaşma sürecini ilerletmek; özgürleşmenin gereğidir.

Laiklik, millî egemenliğin ve halk iktidarının şartıdır ve demokratik devrimlerdeki bu içeriğiyle hayata geçirilmelidir. Din bir vicdan işidir. Dünya işleri, devletin bağımsızlığı, milletin egemenliği, vatanın bütünlüğü ve halkın mutluluğu esaslarına göre düzenlenmelidir. "Türkiye şeyhler, müritler, dervişler ve meczuplar ülkesi olamaz. Alevi yurttaşlarımızın azınlık konumuna düşürülmesine izin verilmesi düşünülemez.

Herkes, vicdan, kanaat, dinî inanç veya inanmama özgürlüğüne sahiptir. Herkes, ibadetini serbestçe yapar. İnsanların ibadet ihtiyaçlarını karşılayan yerler kapatılamaz.

Bütün mesele, bağımsız millî devletimizi Mustafa Kemal’in 6 oku temelinde yeniden örgütleyecek bir meclis ve hükümetin oluşturulmasıdır. Yangını söndürmenin birinci adımı buradadır!

Vatan Partisi Didim İlçe Başkanı

Bülent Boyer

 

 

Son değişiklik Cumartesi, 01 Temmuz 2017 19:09
mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü