23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cumartesi, 15 Temmuz 2017 13:25

EĞİTİMSEN’DEN 15 TEMMUZ DEĞERLENDİRMESİ

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

“15 Temmuz sonrasında kamuda başlatılan ‘kitlesel kıyım’ın hukukla, adaletle evrensel hukuk ilkeleri ile açıklanacak hiçbir yanı bulunmamaktadır

EĞİTİMSEN’DEN 15 TEMMUZ DEĞERLENDİRMESİ

Eğitim Sen Didim Temsilciliği  Yürütme Kurulu adına Öğretmen  Turgay Elçi 15 Temmuz Darbe Girişimini değerlendirdiği bir basın açıklaması yayınladı.

“OHAL ve KHK’LERİN EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİNE ETKİLERİ” başlıklı basın bildirisinde “Mücadele tarihi boyunca darbelerin, baskıların ve anti demokratik uygulamaların hedefi olan Eğitim Sen, nereden gelirse gelsin her zaman darbelere karşı olmuş, darbelerin asıl hedefinin emek ve demokrasi mücadelesi olduğunu savunmuştur. Bir yıl önce gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişimi başarısız olmasına rağmen, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL ve ardından peş peşe çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile iktidar, ‘darbecilerle hesaplaşmak’ adı altında kendisine muhalif olan herkesi hedef almıştır.” Denildi.

“15 Temmuzun ardından kamuda tarihin en kapsamlı tasfiye hareketi yaşanırken, bugüne kadar iktidarın önünde engel olarak görülen Anayasal ve yasal düzenlemeler, ülkenin içinde bulunduğu “olağanüstü” koşullar gerekçe gösterilerek ‘askıya’ alınmış, iktidarın çizgisinde hareket etmeyen sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kurumlar, basın ve yayın organları ağır baskı ve tehditlerle karşı karşıya kalmışlardır.

Cumhurbaşkanı ve hükümet, OHAL ilan edilirken  “OHAL’i halka karşı değil, devlete karşı ilan ettik” iddiasında bulunmuştur. Ancak OHAL uygulamaları ve yasakları doğrudan halkın, emekçilerin yaşamına ve hak mücadelesine yönelmiştir. Son olarak Cumhurbaşkanı’nın yabancı yatırımcılara seslenirken  OHAL’i gerekçe göstererek işçi grevlerini yasakladıklarını açıklaması, OHAL’in asıl hedefinin darbeciler olmadığının itirafı niteliğindedir” denilen bildiride ayrıca ; “ 15 Temmuz askeri darbe girişiminin başarılı olması halinde darbecilerin atması beklenen adımların bizzat sivil iktidar eliyle hayata geçirilmiştir. Üstelik yıllardır fiilen yaptıkları gibi, kendi koydukları hukuk kurallarını bile daha bir iştahla çiğneyerek, toplumdaki darbe karşıtlığını kendi baskıcı, otoriter yönetim tarzlarını meşrulaştırmak için kullanmışlardır. Kamuda yaşanan ihraçlar, muhalif gazeteler, dergiler, TV, radyo ve internet siteleri birer birer kapatılması, siyasetçi, gazeteci, yazar, öğretmen, akademisyen, sanatçı, belediye başkanı ayrımı yapmadan iktidara biat etmeyen tüm muhalif kesimlerin darbeci bir mantıkla gözaltına alınıp tutuklanması ancak darbe koşullarıyla açıklanabilecek bir durumdur.

Hukuken somut delillere, yargı kararlarına, mevzuata uygun yürütülen idari soruşturmalara dayanmaktan uzak bir şekilde verilen tüm ihraç kararları hukuksuzdur. Bu nedenle 15 Temmuz sonrasında kamuda başlatılan ‘kitlesel kıyım’ın hukukla, adaletle evrensel hukuk ilkeleri ile açıklanacak hiçbir yanı bulunmamaktadır.

Ömürleri darbelere karşı mücadele ile geçmiş, her darbenin ardından en ağır bedelleri ödeyen eğitim ve bilim emekçileri onların sendikal ve mesleki örgütleri yeniden büyük bedeller ödemeye mahkum edilmek istenmektedir. Laiklik ve bilim düşmanı eğitim politikalarına karşı çıkan eğitim ve bilim emekçilerine ve onların örgütlü mücadelelerine darbecilerin başarılı olması halinde yapılacakların bizzat sivil iktidar eliyle hayata geçirilmesini onaylamamız ve seyirci kalmamız mümkün değildir” denildi.

Öğretmen  Turgay Elçi   yayınladığı basın bildirisinin sonunda “Emek, demokrasi, hak, özgürlük ve barış talebini örgütlü mücadelesinin olmazsa olmazı olarak gören Eğitim Sen’li eğitim ve bilim emekçileri, darbe girişimine karşı dik duruşlarını her dönem ortaya koymuştur. Örgütlü mücadelesi boyunca laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi savunan, her fırsatta demokrasiye, temek hak ve özgürlüklere sahip çıkan eğitim ve bilim emekçilerinin darbeci zihniyetle mücadelesi kesintisiz sürecektir.

Hukuksuz ihraç edilmelerine karşı işlerine geri dönme talebiyle açlık grevine başlayan üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 128. Gününde ölüm sınırına daha da yaklaşmıştır. Başta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça olmak üzere, OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin talepleri dikkate alınmalı, çok geç olmadan derhal somut adımlar atılmalıdır.

 

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde siyasi iktidara çağrımız, darbe girişimini gerçekleştirenlere karşı yürütülen mücadeleyi sulandırmaya son vermesidir. 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı, kamudan hukuksuz bir şekilde ihraç edilen ve açığa alınan tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte görevine iade edilmesidir. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olması halkın darbeden kurtulduğu anlamına gelmemektedir. OHAL ve KHK’ler halka, emekçilere karşı yapılan bir ‘sivil darbe’ işlevi görmektedir. OHAL kaldırılmalı, hukuksuz KHK’ler yol açtığı bütün sonuçlarıyla birlikte iptal edilmelidir” dedi.

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü