22 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Salı, 17 Ekim 2017 15:51

BAFA ve LATMOS’U KURTARMAK GEREK

Yazan  mavi didim
Oy ver
(0 oy)

BAFA ve LATMOS’U KURTARMAK GEREK

“Rantınız bitmedi, madeniniz bitmedi, ama siz yettiniz bittiniz gari be!..”

Didim Söke ve Milas’ın ortak sınırı olan Bafa gölü ne yakın bölgede Kuvars ve Kuvarts çıkaran şirket 1996 yılında aldığı ruhsatla maden çıkarmaya devam ederken yeni maden sahaları açmak istemesi üzerine ÇED raporu  alabilmek için yaptığı köy toplantısı tartışmalı geçti.

Söke’ye bağlı Yeşilköy’de yapılan  toplantıya EKODOST Derneği, Didim Kültür Varlıklarını Koruma Derneği,  TEMA, Vakfı Söke Temsilciliği, Söke Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri ile az sayıda köylü katıldı. Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Aydın Bölge Müdürlüğü, DSİ, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı toplantıda zaman zaman tansiyonlar yükseldi.

Toplantı Firma tarafından seçilen Çevre Değerlendirme Raporu hazırlamak için Akçevre Danışmanlık firması raporu anlatmak için firma yetkililerinin de katılımıyla yapıldı. Katılımcılar maden ocağının çevreye verdiği doğal ve sosyal zararlar anlatılarak madene yeni ruhsat verilmemesi istendi.

Firma yetkilileri madenin yaratığı çevre zararının minimum düzeyde olduğunu savunarak yeni açılacak olan maden sahasının da doğaya saygılı proje olduğu ve yapılan duyurular ve gazete ilanları ile sosyal medya üzerinden toplantıyı duyurduklarını köylüleri bilgilendirmemek gibi bir düşüncelerinin olmadığını söylediler.

Didim’den Aydın’dan ve Söke’den gelen çevreciler ve kurum temsilcileri de doğaya verdiği tahribatın yanında bölgedeki doğal ve kültürel varlıklara zarar vereceğini dolayısıyla yeni ruhsat verilmemesini hatta eski ruhsatında iptal edilmesini istediler ve madenin işletilmeye başlamasından sonraki yıllarda köylerinde kanserden ölüm oranının son 15 yıl içinde %90’a çıktığını, içme kullanma sularının kalitesinin bozulduğunu, köyde hastalıkların arttığını, köy içinden geçen nakliye kamyonlarının hayati tehlike yaratığını ve köye ulaşım yollarını bozduğunu, köy sınırları içinde kalan Doğal ve kurumayan bölgedeki tek tatlı su gölü olan Azap gölündeki doğal dengenin bozuldğunu bu gölde balıkçılık yaparak geçimlerini sağladıklarını ancak son on yılda hem balık  tükendiğini ve aynı zamanda bir kuş cenneti olan göle artık kuşların gelmediğini belirterek tahibatın büyük olduüunu savundular. .

Maden sahası içinde kalacak olan Serçin Köyü Muhtarı Mustafa Çay, asıl zarar gören bölgenin kendi köyü sınırları içinde kaldığını belirterek bu toplantının Serçin köylülerinden bilgi kaçırılarak yapılmak istendiğini, kendisine bilgi verilemediğini kendisinin başka mecralardan öğrenerek toplantıya katıldığını köylülerinin görüşünü bildiğini ve bu madenin bu sahalarda yapılmasının engellenmesini istedi. Rantınız bitmedi, madeniniz bitmedi, ama siz yettiniz bittiniz gari be!..”  dediler.

Toplantıda söz Alan Köy Muhtarı Mehmet Topan kendilerinin de bu madeni istemediklerini belirtti ve saha genişletilmesine karşı olduklarını söyledi.  Maden şirketi iki maden sahası için aynı günde yaptıkları toplantıda köylülerle maden firması ve ÇED Raporu hazırlayan firma yetkilileri arasında  zaman zaman sert sözlü tartışmalar yaşandı. Köylülerden bazıları yeni madeni istemedikleri gibi eskisinin de ruhsatını iptal edilmesini şayet devam edilirse köy halkı olarak araç geçişlerine ve madenin işletilmemesi için tüm yasal haklarını kullanacaklarını belirtiler.

Kuşadası Ekodost Derneği de konuyla ilgili olarak Türkiye’nin en güzel göllerinden biri olan Bafa Gölü’nün kuzey kıyılarında, Antik Latmos dağlarının Bafa’yla buluştuğu Milli Park olması gereken alanlara yine maden ocağı açmak istiyorlar. İkiz adalardan, Sobran koyuna ve Serçin kışlası sınırlarına kadar olan çok büyük bir bölgede işletme yapan  maden sahasını büyütmek istiyor.

Binlerce yıllık tarihin izleri ve kalıntılarının olduğu, yüzlerce balıkçı ailesinin geçimini sağladığı, yöre insanlarının zeytincilik ve hayvancılık yaptığı bu bölge yaşanmaz hale gelecektir. Bafa Köyleri olan Kapıkırı, Gölyaka, Serçin’de yapılan turizmin sonunu getirecektir. Söke -Milas karayolundan geçerken, hayranlıkla baktıkları Bafa Gölü'nün doğu kıyılarında uzanan dağların delik deşik edildiğini, muhteşem doğal peyzajın ve tarihin tahrip edildiğini çaresizlik içinde izleyecekler. Önceki nesillerin gelecek nesillere emaneti olan Bafa Gölü ve ülkemizin en nadide tarihi ve doğal sit alanların biri olan Latmos (Beşparmak) Dağları büyük bir tehdit altında” görüşünü savundu.

 

Didim Kültür Varlıklarını Koruma Derneği başkanı Mustafa Şentürk’te toplantıda bölgenin doğal bir turizm alanı olduğunu bu bölgenin eko turizme açılması için çalışmaların yürütüldüğünü bu çalışmalar yürütülürken maden işletmesinin bu bölgeye yakışmayacağını savundau ve bölgeyle ilgili olarak hem kendi derneğinin hemde tüm turizm ve çevre derneklerinin doğanın korunması yönündeki mücadeleye omuz vermesi gerektiğini savundu.

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü