23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

BÜYÜK İSKENDER ve SONRASI

Ancak görkemli İon Uygarlığı'nın sona erişi yaklaşmıştı...

Milet, İon kentlerinin Persler’e karşı başkaldırısının sembolü olan ve M.Ö. 494’te cereyan eden Lade Savaşı'na tam 80 gemilik bir destek göndermişti. Lakin savaşı kazanacak olan Persler, diğer İon şehirleri gibi Milet’i ve dolayısıyla Apollon Tapınağı'nı ve çevresindeki yerleşimi de yakıp yıktılar. Yöre halkından sağ kalanları ise Fırat Nehri ağzındaki Ampe şehrine sürgüne gönderdiler. İşte bu olaydan sonra Milet (ve ona bağlantılı olan Didyma), İon kentleri arasındaki üstün konumunu hepten yitirdi ve ihtişamlı günlerine bir daha hiç dönemedi.

Büyük İskender'in İon kentlerini yeniden bağımsızlığa kavuşturmasından sonra, Apollon Tapınağı'nın yapımına M.Ö. IV. yüzyıl sonlarında yeniden başlandı. Suriye Kralı 1. Selukos, bir jest yaparak savaşlar esnasında tapınaktan götürülmüş olan bronz Apollon heykelini M.Ö. 300 yıllarında İran'ın Ecbatana kentinden buraya geri getirdi ve tapınağın yeniden yapımına yardım etti. Tapınağın mimarları, Efes'teki Artemis Tapınağı'nın mimarlarından olan, Efesli Paionios ve Daphnis idi. Bu dönemde yenilenen tapınak daha büyük boyutlarda bir dipterosa, yani çevresini iki sıra sütunun sardığı dev bir tapınağa dönüştürülmek isteniyordu.

Tapınakta bugün bulunan Medusa başı kabartması ise Roma İmparatorluğu döneminde buraya getirilmiş ve monte edilmiştir. Mitolojiye göre Medusa, Gorgonlar adıyla bilinen üç kız kardeşten en tehlikelisiydi. Kendi güzelliğini, Yunan Tanrıçası Athena'dan daha üstün gördüğünden dolayı bizzat bu tanrıça tarafından cezalandırılmış ve çok çirkin, bakışlarıyla insanı taşa çevirebilen bir yaratığa dönüştürülmüştü. Ancak savaşçı Perseus, Athena'nın isteğiyle Medusa'ya parlak yüzü olan kalkanıyla yaklaşarak ışınlarını gerisin geriye yönlendirmiş. Medusa sersemleyince de başını keserek onu yok etmişti...

Böylece insanlık tarihine M.Ö. XVI. yüzyılda başlangıç yapan Didim yerleşkesi, önce Eski Yunanlılardan Akalar'ın Anadolu'da oluşturduğu Miken kültürünün eline geçmiş; bir dönem Giritlilerin hakimiyetine girmiş; akabinde Perslerin hakimiyetine girmiş. Hemen sonrasında ise, Antakya'yı başkent olarak kullanmış olan Selevkos İmparatorluğu'nun sınırlarına katılmış; ardından da Attalid Hanedanlığı'nın ve Roma İmparatorluğu'nun yurdu olmuş; nihayetinde Doğu Roma İmparatorluğu, yani Bizans'ın bayrağı altına dahil edilmiş bir yöredir...

Didim, Truva Savaşı esnasında ise bir Karya şehridir. 1071'deki Malazgirt Savaşı'ndan 15 sene sonra, 1086 yılında Türklerin hakimiyeti altına girmiş; ancak 8 yıl sonra, 1098'de yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. 1280 yılında ise Milas ve yöresinde hakimiyet kurmuş olan Menteşe Beyliği ve 1300'den sonra ise Aydın ve çevresinde etkin olmuş olan Aydınoğlu Beyliği'ne bağlanmıştır. Didim'in Osmanlı imparatorluk sınırlarına dahil oluş tarihi ise, Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Birinci Mehmed döneminde ve 1413 yılında gerçekleşmiştir...