19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Rastgele Galeriler

Reklam

Tarihe Göre Haberler

« Kasım 2017 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Çarşamba, 01 Kasım 2017 15:21

Selçuk Özsoy Ortaokulundan Kermes

Selçuk Özsoy Ortaokulundan Kermes

Selçuk Özsoy Ortaokulu’nun Okul Aile Birliği okulun giderlerine katkıda bulunmak için  okul bahçesi ve Merkez Cami olmak üzere, aynı gün iki farklı yerde kermes düzenlendi.

Serap Turan’ın başkanlığındaki Okul Aile Birliği 01.11.2017 Çarşamba günü, sabah saatlerinde okul bahçesinde yapılan kermesin yanı sıra öğle saatlerinde de Merkez Cami önünde kermes düzenledi. Kermeste Okul Aile Birliği’nin ve velilerin kendi yaptıkları kek, börek vs. ürünler satılmasının yanı sıra yaklaşık 20 kg mantı ve balık gibi ürünlerinde satışı yapıldı.

Okul Aile Birliği Başkan Yardımcısı gazetemize yaptığı açıklamada; “hem aile birliği olarak bizler, hem de öğrencilerimizin velileri olarak hep beraber el ele verip, yapabileceğimiz yiyecekleri yapıp getirdik. Beklentilerimize bakıldığında güzel bir kermes oldu. Kermesten elde edilen gelir ile yetebildiğimiz kadar okulun giderlerini tamamlamak için kullanacağız.’’ Şeklinde konuştu.

 

Yayınlandığı yer Didim

Didim Belediye Meclisi Toplandı Kasım Ayı İkinci Oturumu Cuma Günü

Belediye Meclisi 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 20. maddesi gereğince 01/11/2017 günü saat 14:oo'de Belediye Başkanlığı Meclis Toplantı Salonunda yapıldı.

Meclis Üyeleri Mustafa Kıray, Nuhali Yılmaaz, Celalettin Erol ve Ercan Atasoy’un mazeretli olarak karılmadığı toplantıya ek gündem maddesi önerisi de olmadı.

Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın başkanlığında yapılan toplantıda  olarak  Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün   “İller Bankası’ndan Kredili Araç Alınması İçin Belediye Başkanı Deniz Atabay’a Yetki Verilmesi” konulu yazı   ile  Fen İşleri Müdürlüğü’nün   “Scooter Motor Alınması” konulu yazısı oy birliği ile kabul edildi.

Yine Fen İşleri Müdürlüğü’nün   “Didim İlçesinde bulunan muhtelif sokak ve caddelerin beton parke döşenmesi yapım işi için İller Bankası’ndan kredi kullanılması için Belediye Başkanı Deniz Atabay’a yetki verilmesi” konulu yazısının görüşülmesi sırasında söz alan Ak Partili Meclis üyesi Murat Parmaksız bu öneriye geçilmeden önce taş taş üstüne koyan her çalışmayı destekleyeceğini belirtti ve oylamada oyunun evet olacağını söylemesinin ardından yapılan oylamada  gündem maddesi oy birliği ile kabul edildi.

Gündemin 4. Maddesinde yer alan  İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün   “ Boş Kadro Değişikliği” konulu yazısına açıklama getiren Başkan Atabay, boş olan Tekniker kadrosunun Şehir plancısı olarak değiştirilmesi ve yetmediği düşünülen hizmetlerin daha da hızlanacağı açıklamasının ardından yapılan oylamada oy birliği ile geçti.

30 Ekim günü toplanan İmar komisyonu    “Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın talebine ilişkin olarak; Didim Esnaf Sanatkarlar Odası Kurucusu Mehmet Ali Karaca’nın isminin uygun görülen bir parka, tesise, cadde veya sokağa verilmesi” konusunu görüşmüş komisyonda Meclis üyesi Hasan Yavuz’un komisyondaki itirazına rağmen meclise getirilen komisyon kararı yine Hasan Yavuz’un ret oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildi. 1408. Sokaktaki  halen düzensiz olan Park alanına Mehmet Ali Karaca parkı yapılmasına kara verildi.

Belediye Meclis üyeliğinden istifa eden Özgür Makaçıoğlu’nun  üyesi olduğu   Kıyı Ege Belediyeler Birliği’ne  yeni üye seçimi gündem maddesinde de Makasçıoğlu’nun yerine seçilen Eda Yücel İlhan’ın görevlendirilmesi oy birliği ile kabul edildi.

Akbük’teki 195 ada 2 parselin ilave uygulama imar planı teklifinin konusu İmar komisyonuna oy birliği ile sevk edildi.

1 Ekim tarihinde değiştirilen İmar yönetmeliğine uyum sağlamak amacı ile 3 madde de yine meclis gündemine gelecek. Bunlardan; “ “Mimari Estetik Komisyonu Kurulması” konu oy birliği ile kabul edilirken son iki madde olan  “Yapı Ruhsatı Uygulamalarına İlişkin Hazırlanmış Olan İlave İmar Plan Notları” konusu   “…yapı ruhsatı uygulamalarımıza esas olmak üzere “kısmen ya da tamamen yapılaşmış yapı adalarında çatı şeklinin belirlenmesi” konuları imar komisyonuna gönderilmesi  oy birliği ile kabul edildi.

 

Sona eren birinci oturumun ardından komisyonlara sevk edilen gündem maddelerinin komisyon raporları görüşülmek üzere 3 Kasım Cuma günü  saat 15’te ikinci oturumunda görüşülmesine karar verilmesinin ardından oturum kapatıldı.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 01 Kasım 2017 15:18

TvDEN’de Didim Belediyespor Konuşuldu

TvDEN’de Didim Belediyespor Konuşuldu

Aydın Bölgesi TVlerinden Olan TvDen önceki gün (31 Ekim 2017) Suat Deniz’in yönettiği Spor Saati adlı programa konuk oldular.

Aydın’daki sportif faaliyetlerin değerlendirildi programda her hafta bir takım yöneticileri ya da bir spor branşından yetkili isimlere yer veriliyor.

Didim Belediyesporlu yöneticiler Başkan Cezmi Arslan, Genel Kaptan Mustafa Teke, İkinci Başkan Evren Ermurat, ve takım Antrenörü Ayhan Yıldız konuk oldular.

Didim Belediyespopr’un dünü ve bugününden bahsedilen programda 10 yıldır mücadele edilen BAL’dan geçen sene düşüşün sebeplerinin de anlatıldığı programda takım için nelerin düşünüldüğü de konuşuldu.

Geçtiğimiz yıl olağan üstü genel kurulla göreve başlayan yöneticiler olarak takımın yıllar boyu verdiği mücadeleye rağmen alt yapı ve tesisi eksikliğinin de içinde olduğu bazı sorunlarla boğuştuğunu bazı futbolculların süper amatörde oynamasının statü gereği mümkün olmaması üzerine geç de olunsa yeni bir takımla lige başlandığı anlatıldı ve ligin başlamasına 10 gün kala bir araya getirilen takımın 7 maçta yedi galibiyetle inancını ve çabasına da vurgu yapıldı.

Geçen yıl da yönetimde olan Evren Ermurat BAL’ın  kuralları gereği bazı zorluklar yaşandığını 3. bitiren takımın bile düşmemek için play of oynamak durumunda kalmasının bir handikap olduğunu belirterek geçen yıl en çok eleştirilen maçlardan olan Söke’yi yenip Uşak’a yenilmelerinin Aydın’dan 3 takımın birden Amatör lige düşmesinin futbolun gereği ve BAL kuralları gereği olduğunu belirtti.

Değişmesi gereken bir konu olduğu konusunda herkesin görüş birliğinde olmasına rağmen aynı kurallarla devam eden ligin sorununun çözümünün yetkilerde olduğunu söyledi.

Takımın Genel Kaptanı Mustafa Teke’de oyuncuların her türlü ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını ancak altyapıda 8 takımları olmasına rağmen Didim’in sosyo ekonomik nedenlerinden dolayış sürekli göç alan ve sürekli değişen yapısından dolayı bir türlü altyapıdan gerekli sayıda oyunca yetiştirmediklerini söyledi ve stadyumun fiziki şartlarınında çok iyi olmadığını ancak Aydın Spor il Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerden bir sonouç çıktığını soyunma odaları ve bazı sosyal tesislerin yapılacağı bir tadilat çalışmasına önümüzdeki günlerde başlanacağını belirtti.

Antrenör Ayhan Yıldız’da Didim’de yaşayan bir spor adamı olarak takımın BAL’a çıktığından beri kısa ayrılıklar dışında hep başında olduğunu belrtti ve “her sahaya çıktığımızda galibiyeti hedefliyoruz, ancak futbolda karşı takıma olduğu kadar bize aynı kurallar geçerli, kimi zaman şanssızlık, kimi zaman taktik hatalar bazende oyuncu hatalarından kaynaklı olarak kötü maçlar çıkarıyoruz, ancak; Didim Beleidyespor yönetimi ve oyuncuları ile her sezon kendimizden bahsettirecek maçlar çıktık, bu senede hedefimiz lideerlik ve BAL’a geri dönmek ardından da 3. Lig hedefimize doğrı yürümek” dedi.

Program sunucusu Suat Deniz Aydın’daki futbol camiası içinde amatör kümede olmasına rağmen en çok para harcayan takım görüntüsü veren Didim Beleidyespor’un bunu nasıl başardığı ile ilgli soruya cevap veren Evren Ermurat “ Didim’de alışıla gelmiş bir taraftar kitlesi var ancak oyuncu konusunda transferler zorunlu bizde bunu sponsorlarımız ve taraftarlarımızla çözüyoruz, yönetici arkadaşlar işin ekonomik boyutunun büyük bir bölümünü kendimiz çözerken, halen devam eden ‘Takımına Sahip Çık Bir Forma da sen al’ başlıklı bir kampanya yürüttüklerini ve bu kampanyaya gösterilen yoğun ilgli le çözmeye çalıştıklarını belirterek takıma sahip çıkan taraftarlara çok teşekkür etti.

Takımın ekonomik sorunlarına yardımcı olmak için Kasım ayının 11’inde bir konser düzenlediklerini ve Resul Dindar’ın sahne alacağı konserle biraz daha rahat alabilecek bir gelir elde etmeyi hedeflediklerini belirtti ve tüm Didim’deki tüm futbol severleri bu konsere davet etti.

Hafta sonu oynanacak olan Aydın Derbisi sayılabilecek olan Yıldızspor karşılaşmasına da çok sayıda taraftar ile gelmeyi planladıklarını, takımın şu anki performansının bu maçtan galip ayrılmak için yeterli oladuğunu ancak antrenmanların planlı ve programlı olarak da devam ettiğini belirtti. ,

 

 

Yayınlandığı yer Didim

DİDİM BELEDİYESİ ARTIK HAVAİ FİŞEK KULLANMAYACAK

Geçtiğimiz günlerde Havai fişek ve çeşitli patlayıcılarla ilgili yayınlanan valilik  genelgesinden önce başlatılan bir uygulama ile belediye tarafından düzenlenen ya da destek olduğu eğlence, tören ve kutlamalarda havai fişek atmayacak.

Dünyanın ikinci vegan kenti olmakla övünen Didim Belediyesi haklı olarak doğaya ve hayvanlara saygılı bir çevre yaratmak adına bu adımı attı.

Bilindiği gibi “Havai fişek patlamasının yarattığı gürültü, başta insanlar olmak üzere bütün yabani ve evcil hayvanları korkutuyor. Onların sağır olmalarına, paniklemelerine, şok nedeniyle ölümlerine yol açıyor. Ayrıca, patlayan havai fişeklerin yakınında olan kuşlar yanmakta, bu yanma ölüm derecesinde dahi olmakta, gözlerine zarar vermekte, göç eden kuşların bir süre oryantasyonunun bozulmasına neden olmakta.
2003’te New York’ta yeni yıl kutlaması için yapılan havai fişek gösterisinde yaklaşık iki bin kuş panikten ve panik içinde birbiriyle çarpışmaları sonucu öldü. Yoğun havai fişek gösterilerinde oluşan dumanın da kuşların ölmesine neden olduğu biliniyor.”

Konuyla ilgili yapılan bir çok bilimsel çalışmada “Işıklara aldanıp onların etrafında sürekli uçuşan kuşlar sonunda aşırı yorgunluktan düşüp ölüyor veya özellikle camlarla kaplı kırk kat ve üzeri yükseklikteki gökdelenlerin meydana getirdiği yansıma nedeniyle hızla bu binaların camlarına çarparak can veridikleri tespit edilmiş.
Bu şekilde yılda yüz milyondan fazla kuş kaybedildiği tahmin ediliyor. Gece aydınlatmasının, kuşlar ile yarasalar, kurbağalar ve kertenkeleler üzerinde dolaylı etkisi de var. Işıklar gece gören böcekleri kendilerine çektiğinden, bunlarla beslenen kuşlar, yarasalar, kurbağalar ve kertenkelelerin besin kaynakların azaldığı ve  böcek popülasyonundaki azalmanın bitki çeşitliliğini azalttığı, tohum oluşumu da azaldığından, bu durum besin zincirinin en üstünde bulunan insanları bile etkilendikleri” sonucu çıkarılmış.

 

Didim Belediyesi sosyal medya hesabından duyurduğu açıklamasında “değerli Didimliler Türkiye'nin ilk Dünya'nın ikinci vegan dostu belediyesi olarak kutlamalarda havai fişek kullanmak kuşlara zarar vermekte, sokak hayvanlarını korkutmaktadır bu sebeple etkinliklerimizde tercih edilmemektedir. Lütfen sizlerde tercih etmeyiniz” denildi.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 01 Kasım 2017 15:17

ASKF NE İŞ YAPAR!!!

ASKF NE İŞ YAPAR!!!

ADALETİ SAĞLAYIN# HERKESE EŞİT MESAFEDE OLUN# HAKEM ADiL KARAR VERMEK ZORUNDADIR # SEN GÖRDÜĞÜNÜ ÇAL# ASKF GÖREVE

Didim Spor Kulübü Adına Başkan Kadir Akar hafta sonu oynanan Davutlar maçında yenilmelerinin başlıc sebebinin hakem hatalarından olduğunu düşündükleri konusunda bir açıklama yaptı.

Başkan Akar: “ASKF ne iş yapar!!! Adaleti Sağlayın# Herkese Eşit Mesafede Olun # Hakem Adil Karar Vermek Zorundadır # Sen Gördüğünü Çal # ASKF Göreve” başlıklarıya yaptığı açıklamasında şunları söyledi: “Takımımız Davutlar Spor ile oynadığı maçtan 4-2 mağlup ayrılmış(tır).

Maçın hakemi daha maç başlamadan bütün emniyet tedbirleri alınmasına rağmen , ekstra güvenlik birimlerinin gelmesi talebini  emniyete bildirip onlar da geldikten sonra maçı başlatmıştır .

Bu yaptığı tavır  bile nasıl bir maç yöneteceğine dair işaretler vermiştir .

Eğer sen adil düdük çalacağına inansaydın böyle bir isteğe  gerek bile  duymazdın. Kendine güveni olmayan birinin bu maçı nasıl katlettiği açıkça ortadır.

Böylesine önemli bir maçta hakemlerin gerek hak edilen 2  tane net penaltının verilmeyişi , gerekse haksız yere oyuncumuzun kırmızı karttan oyundan atılması ve takımımıza karşı adil olmayan duruşu maçı katletmesine neden olmuştur” dedi.

Didimspor Başkanı Kadir Akar hakemin maçı katlettikten sonra kendi sporcularının kırmızı kartlık pozisyonunda hakem tarafından utangaçça sarı  çevrildiğini belirterek hem futbolcusunu eleştridi hem de hakemin tavrını kınadı.

Akar, bu konuyu da şöyle açıkladı ; “Maç 4-2 olduktan sonra (işi bittikten  sonra )  futbolcumuz Erdal'ın rakip oyuncuya sportmenlik dışı tekmesini  görmüş ve net kırmızı kart çıkartması gereken pozisyonu da vermiş olduğu haksız kırmızı kartların ve de veremediği net 2 tane penaltının ezikliğini yaşadığı için anca sarı kart gösterme cesaretinde bulunmuştur.

Biz hiçbir zaman bizim Lehimize düdük çalınsın istemedik . Sadece adil çalınsın istedik .

Maçın orta hakemi maçı pozisyonlara çok uzak bir mesafeden yönetmiştir 30-40 metre uzaktan kararlar vermiştir .

Elbette bizim de hatalarımız vardı. Ancak hakem gördüğünü çalmak zorundadır sonuca bakmadan ve etki altında kalmadan.

Biz takım olarak gecemizi gündüzümüze, yağmurda çamurda, Didim sevdasıyla gençlerimize futbolu sevdirmeye çalışırken bunca emeğin tek çırpıda katledilmesi  camiamızı bir hayli üzmüştür”

 

Didimspor yönetimi olarak konuyu değerlendirdiklerini de açıklayan Başkan Akar; “Hakem müsabakaların adaletini sağlar. Ama bunu başaramayan görevini layıkıyla yapmayan bir hakem üçlüsüyle karşı karşıya kaldık . Gerekli mercilere başvurularımızı ve şikayetlerimizi dile getirip işin peşini bırakmayacağız. Takım olarak elimizden gelen çabayı gösterip şampiyonluk yolunda mücadeleye devam edeceğiz.Bizleri yalnız bırakmayan taraftarlarımıza minnettarız”diyerek sözlerini tamamladı.

Yayınlandığı yer Didim

Didim’de “Temiz ve Sağlıklı Okul” Projesi

Aydın İl Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen törenle, İlçe Milli Eğitim Müdürü Recep Akdemir, “Temiz ve Sağlıklı Okul” projesi kapsamında projeyi kazanan okulların, okul müdürlerini makamında ağırlayıp, Beyaz Bayrak ve Sertifika verdi.

Didim’de “Temiz ve Sağlıklı Okul” projesine ilçemizden bir çok ilkokul, ortaokul ve liseler müracaat ederek dahil oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Sağlık Bakanlığı ile beraber uyguladığı projeye katılmak isteyen ilçemiz okulları daha önce müracaat etmişti. Projeye katılan okullardan 9’u projeyi kazanıp, Beyaz Bayrak ve Sertifika almaya hak kazandı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Recep Akdemir, projeyi kazanan okulların yöneticilerini tebrik edip, kendilerine Beyaz Bayrak ve Sertifika verdi. Recep Akdemir yaptığı konuşmada; “Yeni bir nesil yetişiyor, amacımız mümkün olduğunca bilinçli ve sağlıklı bireyler yetiştirmek. Onlar ne kadar bilinçli olursa Dünya o kadar güzel olur. ‘Temiz ve Sağlıklı Okul’ projesinde gösterdikleri hassasiyet, onlara bir şeyler katabilmek açısından önemli bir proje oldu. Onlarda bu proje için ellerinden geleni yaptılar. Hedefimiz ‘Temiz ve Sağlıklı Okul’ projesi kapsamında bu okul sayılarının artması. Çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Bu çocukları yetiştiren aileleri ve eğitmenleri de ayrıca tebrik ediyorum.’’ Dedi. Recep Akdemir yaptığı konuşmada; İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak geçen yıldan bu yana çeşitli projeler üretmek için çalıştıklarını, ‘Temiz ve Sağlıklı Okul’ projesinin de bunlardan biri olduğunu fakat bu projenin de sona ermedğini, proje kapsamında Temiz ve Sağlıklı Okul sayısını arttırmayı hedeflediklerini

ve yeni projelere devam edeceklerini dile getirdi.

Proje kapsamında Beyaz Bayrak almaya hak kazanan okullar: Akbük Nurullah Kocabıyık İlkokulu, Mahir Özgür Damar İlkokulu, Özel Şirinler Anaokulu, Fevzipaşa Akbudak İlkokulu, Gazi İlkokulu, Gazi Ortaokulu, Zeynep-Mehmet Dönmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Valiler İlkokulu, Cumhuriyet İlk/Ortaokulu

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 01 Kasım 2017 13:56

KUBALİÇ BYPASS OLDU

KUBALİÇ BYPASS OLDU

Didim EKK Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Kubaliç,  Adnan Menderes Üniversitesi Kardiyoloji bölümü tarafından konulan kalp damarlarındaki tıkanıklık için  By Pass ameliyatı oldu.

Kardiyoloji servisinde konulan teşhisin ardından ADÜ Kalp Damar Cerrahisi Servisine alınan Kubaliç hafta başında ameliyata alındı. Başarılı bir ameliyat geçiren Kubaliç ameliyat sonrası nekahat dönemi boyunca Yoğun bakım servisinde kalıyor.

 

Önümüzdeki günlerde servise çıkarılacak olan Başkan Kubaliç’e ve ailesi ne çok sayıda geçmiş olsun mesaj gelireken bazı dostları ziyaret etmek istemelerine rağmen yoğun bakım servisinde kalan Kubaliç’i  ziyaret fırsatı bulamadılar. Mavi Didim Gazetesi Didim Matbaa olarak ailesine ve dostlarına ile  EKK camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 01 Kasım 2017 08:39

KA­DIN­LA­RA BİR ANIM­SAT­MA

KA­DIN­LA­RA BİR ANIM­SAT­MA

Ben usan­ma­dan ka­dın­lar için ne çok söz­ler söy­le­mek­te­yim... Ve bi­li­yo­rum ki ka­dın­lar için ne kadar çok söz söy­len­se azdır...​Ka­dın­lar al­dır­maz­sa onlar için söy­le­nen söz­le­re; bu dünya ka­dın­la­ra hep dar­dır...

Ama...

Son yıl­la­rın sim­ge­sel bir adı olan Öz­ge­can'a ve nice, nice ka­dın­la­ra kıyan oğul­la­rı ye­tiş­ti­ren­ler de ka­dın­lar­dır... Ka­dın­lar eğit­me­dik­çe ken­di­le­ri­ni; ger­çek an­lam­da bir ERKEK ye­tiş­tir­mek ko­nu­sun­da...O zaman onlar da ka­dın­la­ra kıyan; ca­na­var ka­dın­lar­dır... Ve bi­lin­me­li­dir ki ya­şa­nan bu kat­li­am­lar­da on­la­rın da çok büyük suç payı var­dır...

 

Bey­ni­ni tür­ban­la sak­la­ma kadın... Bugün; ya­rı­nı­nı dü­şün­me­den at­tı­ğın her yan­lış adım, gün gelir seni de kat­le­der... Ama ar­kan­dan ağıt­lar ya­ka­cak bir kadın bile bu­la­maz­sın...

Dün…Dün de­di­ğin; AKP’den ön­ce­sin­de kal­mış…Dün­den bu­gü­ne; top­lum pek çok ya­ra­lar almış…

En çok da ka­dın­lar…Ya­ra­la­rı; kan revan için­de…Ve sü­rük­le­ni­yor­lar yok edi­li­şe…Oysa dün…

Dün; gün­ler­den 8 Mart 1994…Bursa’dayız, top­lan­mı­şız yerli, ya­ban­cı pek çok kadın; tar­tı­şı­yo­ruz kadın hak­la­rı üze­ri­ne ve Türk An­ne­ler Bir­li­ği Bursa Şu­be­si’nce dü­zen­le­nen DÜN­YA­DA KADIN HAK­LA­RI ko­nu­lu panel ne­de­niy­le…

Bugün neler ya­şa­nı­yor, ka­dın­lar nasıl ya­ra­la­nı­yor, nasıl da kan kay­be­di­yor, nasıl da tü­ke­ti­li­yor, gi­de­rek yok edi­li­yor diye; işte ben de bu ne­den­le dünü dü­şün­mek, dünü ta­şı­mak is­te­dim bu­gü­ne…

İste­dim; çünkü kadın hak­la­rı-er­kek hak­la­rı diye bir cin­sin, di­ğe­ri üze­rin­de ege­men­lik kurma gi­ri­şim­le­ri­nin ne denli yer­siz ve de yan­lış ol­du­ğu­nu sa­vun­muş­tum yıl­lar­ca…Bir de is­te­dim ki kendi içi­miz­de, se­siz­ce;ATA­TÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’nin Türk hal­kı­na ta­nı­dı­ğı hak­lar çer­çe­ve­sin­de, ka­dın-er­kek ne­den­li eş ve eşi­tiz, bir kez daha dü­şü­ne­lim dün ve bugün bağ­la­mın­da… Bir başka de­yiş­le; dün ne­re­dey­dik ve bugün de yü­rü­yo­ruz bir yer­le­re, acaba ne­re­ye ?…

Dün…Gün­ler­den 8 Mart 1994 gü­nün­de­yiz…

Türk An­ne­ler Bir­li­ği’nin Bursa Şu­be­si’nin dü­zen­le­di­ği top­lan­tı­da…

Otu­ru­mu yö­ne­ten; Pror.​Dr. Ülkü ÖZALP (O gün­ler­de Bursa Ana­kent Be­le­di­ye Baş­ka­nı olan Te­oman ÖZALP’in eşi diye ta­nım­la­ma­ya, ta­nıt­ma­ya gerek yok ken­di­si­ni; çünkü Bayan ÖZALP kendi kim­li­ğiy­le top­lum­da va­ro­lan bir kadın)…

Os­man­lı Dö­ne­mi’ndeki ka­dın­dan, Cum­hu­ri­yet Dö­ne­mi’ndeki ka­dı­na; Türk ka­dı­nı­nın top­lum­sal ya­şam­da­ki ge­li­şi­mi­ni an­la­tı­yor. An­la­tır­ken de Ata­türk’ün öz­le­di­ği Türk ka­dı­nı­nın canlı bir ör­ne­ği ola­rak kar­şı­mız­da du­ru­yor.

Konuk ko­nuş­ma­cı­la­ra ge­lin­ce; ilk ko­nuş­ma­cı Al­man­ya’nın İstan­bul Baş­kon­so­lo­su’nun eşi ola­cak­mış ama onun ye­ri­ne kon­so­los­luk gö­rev­li­le­rin­den bir başka ko­nuş­ma­cı ka­tı­lı­yor top­lan­tı­ya… Onun an­la­tı­mın­dan da öğ­re­ni­yo­ruz ki ge­liş­miş Batı Ül­ke­le­ri’nden Al­man­ya’da da ka­dı­nın, pek de yu­ka­rı­lar­da ol­ma­dı­ğı­nı Türk ka­dı­nın­dan …Üs­te­lik Al­man­ya’da sa­yı­sal üs­tün­lük ka­dın­lar­da ol­ma­sı­na kar­şın hiç de öyle mutlu ço­ğun­luk falan de­ğil­miş Al­man­ya’da ka­dın­lar… Neden mi?…

 

Nasıl ol­sun­lar ki?…

1949’daki Ana­ya­sa ile kadın hak­la­rı, er­kek­le­rin­kiy­le eşit­len­miş…(Oysa Türk ka­dı­nı bu hak­la­rı 1924 Ana­ya­sa­sı ile elde et­miş­ti…İşte bu ne­den­le; yoz­lar, yo­baz­lar NEDEN SEVSİNLER Kİ KEMAL ATA­TÜRK’Ü ?…)

15-65 yaş arası eko­no­mik an­lam­da etkin sa­yı­lan ka­dın­la­rın daha çabuk işsiz kal­dı­ğı­nı an­la­tı­yor Alman ko­nuş­ma­cı… Ül­ke­miz­de ka­dın­la­rın ege­men ol­du­ğu eği­tim kad­ro­la­rı bile; ön­ce­lik­le er­kek­le­re öne­ri­li­yor­muş Al­man­ya’da… El­bet­te ki er­kek­ler çocuk do­ğur­mak gibi, ne­sil­le­rin üre­ti­mi iş­le­vi­ni üst­len­me­dik­le­ri ge­rek­çe­siy­le ön­ce­lik­liy­miş işe alın­ma­da…

Ve Al­man­ya’da ka­dın­lar az üc­ret­le ça­lı­şı­yor­lar­mış, ama ka­dın­la­rın aynı iş ye­rin­de­ki er­kek­ler kadar ücret ala­bil­me­le­ri için dava açma hakkı var­mış. Oysa bizim 1475 Sa­yı­lı İş Ya­sa­mız’da “eşit işe, eşit ücret” il­ke­si ge­çer­li­dir. Tür­ki­ye’de cins­le­re göre ücret gös­ter­ge­le­ri dü­zen­len­mez.

 

1918’den beri Alman ka­dı­nı­nın seçme ve se­çil­me hakkı var­mış. Ama po­li­ti­ka­da aktif kadın sa­yı­sı azmış. Bu ne­den­le Alman Sos­yal De­mok­rat Par­ti­si kadın ko­ta­sı ayır­mak­tay­mış… An­la­şı­lan bizim SHP’liler de bu Alman ben­zer­le­rin­den yüzde 25 kadın ko­ta­sı uy­gu­la­ma­sı­nı kopya çek­miş­ler, 90’lı yıl­lar­da, ama… Kon­ten­jan uy­gu­la­ma­yan par­ti­le­re oran­la yine de en az ka­dı­nı SHP’de gör­dük o gün­ler­de ya, neyse…

Bu ko­ta­la­ra kar­şın; Alman par­la­men­to­sun­da 4 kadın bu­lun­mak­tay­mış. Bir de o bizim o gün­ler­de­ki mec­li­si­mi­ze bak­tı­ğı­mız­da ille de hak is­te­riz diye or­ta­lı­ğı bu­lan­dı­ran PKK’lı­la­rın, par­don DEP’li­le­rin bile bir Leyla ZANA’sı vardı o gün­ler­de, başka ka­dın­la­rı yoktu, ama bir kadın va­li­miz, bir de kadın baş­ba­ka­nı­mız ol­muş­tu Türk kim­li­ğin­den…

Ge­lir­sek Azer­bay­can ka­dı­nı­na…

O gün­ler­de ken­ti­miz üni­ver­si­te­sin­de konuk öğ­re­tim gö­rev­li­si ola­rak bu­lu­nan Ulduz AS­LA­NO­VA; Azer­bay­can ka­dın­la­rı­nın her alan­da et­ki­li ol­duk­la­rı­nı an­la­tı­yor ka­tı­lım­cı ka­dın­la­ra…

1917’de seçme ve se­çil­me hak­kı­nı ka­za­nan Azer­bay­can ka­dı­nı­nın yüzde 30’unun par­la­men­to­da ol­du­ğu­nu söy­lü­yor (Bence şük­ran borç­lu ol­ma­lı Azeri ka­dın­lar Lenin Amca’ya)…Yine üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri­nin yüzde 60’ının kız öğ­ren­ci­ler­den oluş­tu­ğu­nu be­lir­ti­yor…Azer­bay­can ka­dı­nı­nı gök­le­re çı­ka­ran AS­LA­NO­VA; bugün de Azer­bay­can ka­dı­nı­nın ül­ke­si­nin zor gün­le­rin­de (Er­me­nis­tan’la so­run­la­rı vardı ve Rus tank­la­rı ge­çi­ver­miş­ti bir uçtan, bir uca Azer­bay­can top­rak­la­rın­dan o gün­ler­de) er­ke­ğiy­le omuz, omuza sa­vaş­tı­ğıy­la öğü­nü­yor…

“Bir soy­daş ülke, bir kar­deş ülke ka­dı­nı da olsa; ger­çek­ten ka­dın-er­kek omuz, omuza sa­vaş­mış ol­sa­lar­dı, bir Er­me­ni dü­ve­li­ni ül­ke­le­rin­den ata­maz­lar mıydı?… Dün­ya­da hiç­bir ülke ka­dı­nı yok­tur ki Ana­do­lu ka­dı­nı gibi yok­luk için­de, yedi dü­ve­li­ne karşı er­ke­ğiy­le bir­lik­te bir BA­ĞIM­SIZ­LIK SA­VA­ŞI ver­miş olsun; haydi neyse, ne de olsa kar­deş ülke, ül­ke­mi­zin ka­dı­nıy­la kar­şı­laş­tı­rıp yorum yap­ma­ma­lı­yım yine de…”

Üçün­cü konuk, aynı za­man­da Ulu­dağ Üni­ver­si­te­si öğ­re­tim gö­rev­li­si (ki o gün­ler­de) Yrd. Doç. Dr. Oya İZMİRLİ…El­bet­te­ki o bir Türk ka­dı­nı…Ama İtalya’nın Fahri Baş­kon­so­lo­su un­va­nıy­la din­le­yi­ci­le­re İtal­yan ka­dı­nı­nı an­la­tı­yor.

Onun an­lat­tık­la­rı­na göre; 1968 öğ­ren­ci dev­ri­mi ön­ce­si­ne değin silik kal­mış, ke­na­ra itil­miş tipik bir Ak­de­niz ka­dı­nıy­mış İtal­yan ka­dı­nı… Zayıf bir cin­si­yet ola­rak de­ğer­len­di­ri­len İtal­yan ka­dı­nı­nı; Va­ti­kan ve Ka­to­lik inanç ikin­ci sınıf ola­rak gö­rü­yor­muş.

1968 yı­lın­da Av­ru­pa’da esen dev­rim rüz­gar­la­rıy­la, İtal­yan ka­dı­nı­nın etek­le­ri ha­va­lan­mış ve o gün­ler­de ül­ke­miz özel te­le­viz­yon ka­nal­la­rın­da da göz­len­di­ği gibi; İtal­yan ka­dı­nı ön­ce­lik­le ken­di­ni teş­hir etme öz­gür­lü­ğü­ne ka­vuş­muş…

 

İtal­yan ka­dı­nı­na 1946’da se­çil­me hakkı ta­nın­mış ama bu hak kağıt üze­rin­de kal­mış. Ancak 1968’ler­den sonra ka­dın­lar; Va­ti­kan ki­li­se­si­nin bas­kı­sı­na rağ­men, ta­bu­la­rı yık­ma­ya baş­la­mış.İlk yap­tı­ğı işler de; si­ga­ra içmek ve pan­to­lon giy­mek olmuş. Tıpkı bizim fe­mi­nist­ler gibi on­la­rın öz­gür­lük an­la­yı­şı da; er­kek­ler­le be­den­sel ya­rı­şa gi­riş­mek olmuş, be­yin­sel ya­rı­şa gi­riş­mek ye­ri­ne…

Ve daha da inmek ge­re­kir­se de­ri­ne; her 8 Mart gü­nün­de derim ki ulu­or­ta her­ke­se:

– Ben fe­mi­nist de­ği­lim… Bir kadın ola­rak benim kut­sal gün­le­rim; 29 Ekim Cum­hu­ri­yet’in ku­ru­luş gü­nü­dür. 4 Ekim 1926 Türk Me­de­ni Ka­nu­nu’nun (Yurt­taş­lar Ya­sa­sı) yü­rür­lü­ğe gir­di­ği gün­dür. 5 Ara­lık 1934 Türk Ka­dı­nı­na Seçme ve Se­çil­me Hakkı’nın ta­nın­dı­ğı gün­dür.

Çünkü ben; Atası’nın tüm Türk yurt­taş­la­rı­na ta­nı­dı­ğı hak­lar doğ­rul­tu­sun­da, er­ke­ğiy­le eşit bir Türk ka­dı­nı­yım ve tüm Türk ka­dın­la­rı­nı da bu bi­linç­len­me doğ­rul­tu­sun­da hak ve ödev­le­ri­ne sahip çık­mak, on­la­rı ko­ru­mak ko­nu­sun­da üzer­le­ri­ne düşen gö­rev­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­ye ça­ğı­rı­yo­rum…

Çünkü…

8 Mart 1994’den, bu­gün­le­re gel­di­ği­miz­de… ki bir­kaç ay son­ra­sın­da 8 Mart 2018 günü ne­de­niy­le ka­dın­lar yine ge­le­cek­ler bir araya…Çı­ka­cak­lar so­kak­la­ra; var ol­du­ğun­da ayır­dı­na va­ra­ma­dık­la­rı, de­ğe­ri­ni bilip, kul­la­nıp, ko­ru­ya­ma­dık­la­rı hak­la­rı­nı ara­ma­ya…

Çünkü…

2018’e doğru yol alır­ken ya­şam­la­rı­mız şu Dünya adlı ge­ze­gen­de; Türk ka­dı­nı­nın ki­şi­li­ği, Ata­türk İlke ve Dev­rim­le­ri’nden kay­nak­la­nan say­gın, er­ke­ği­ne eş ve eşit yurt­taş­lık kim­li­ği kal­ma­sın diye or­ta­da… Her türlü sal­dı­rı, yoz­luk, yo­baz­lık; ka­dı­nın tüm de­ğer­le­ri­ni to­zu­ma­ya uğ­rat­mak­da…

Ka­dı­nın top­lum­sal ya­şam­da­ki yeri yok edil­mek­de…Yolu, yönü, pu­su­la­sı; ka­ran­lık­la­ra çev­ril­mek­de…

Do­ğu­ra­ca­ğı çocuk sa­yı­sı­nın be­lir­len­me­sin­den, nasıl gi­yi­ne­ce­ği­ne, nasıl ya­şa­ya­ca­ğı­na iliş­kin da­yat­ma­lar­la; kadın tut­sak alın­ma­ya ça­lı­şıl­mak­da…

 

Öğ­re­tim­de tev­hi-i ted­ri­sat ka­nu­nu(*) yok sa­yı­lıp; kız­lar ve er­kek­ler ay­rış­tı­rı­lıp, bir­bi­rin­den so­yut­la­nıp, top­lum­sal cin­si­yet ay­rım­cı­lı­ğı­na gi­dil­mek­de…

Özel­lik­le de ka­dın­la­rın eko­no­mik ya­şam­dan, iş dün­ya­sın­dan ko­pa­rı­la­rak; ev­le­re ka­pa­tıl­ma­sı için yoğun ça­ba­lar gös­te­ril­mek­de… Üret­ken kadın kav­ra­mı­nın kar­şı­lı­ğı ola­rak “özel­lik­le yerel yö­ne­tim­le­rin gi­ri­şim­le­riy­le”; dan­tel­ci, ör­gü­cü, yuf­ka­cı, göz­le­me­ci, kon­ser­ve­ci kadın ör­nek­le­ri ço­ğal­tıl­mak­da…

Dün; bu­gü­ne göre ne kadar ça­ğı­mı­zın ge­ri­sin­de kal­mış­sa… Bu­gün­kü kadın da; dün­de­ki ka­dı­na göre, o kadar ça­ğı­nın ge­ri­sin­de kal­mış­dır, dün­de­ki ka­dı­na göre ge­ri­le­me­ye baş­la­mış­dır…

Zaman ve kadın ol­gu­sun­da gözle gö­rü­lür bir ter­si­ne iş­le­yiş, ter­si­ne yö­ne­liş ve ke­sin­lik­le ra­hat­sız edici, us dışı bir ters oran­tı var­dır… Gö­rü­nen odur ki bu ül­ke­de ka­dın­lar için kı­ya­met günü yak­la­şı­yor, yak­laş­mak nedir ki?… Kı­ya­met ko­pu­yor…Ka­dın­lar için mah­şe­rin dört at­lı­sı yola çık­mış ge­li­yor, ama ka­dın­lar çok acı­dır ki at­la­rın nal ses­le­ri­ni duy­mu­yor…

Belki de umur­sa­mı­yor kı­ya­me­ti­ni, kı­ya­mı­nı… Kim bilir ?…

Ka­dın­la­rın yal­nız­ca be­den­le­ri değil, ben­lik­le­ri de bir soy­kı­rı­ma uğ­ra­mak­da, yok edil­mek­de… Ama ka­dın­lar bu ya­şa­nan­la­rın ayır­dın­da değil her ne­den­se…

(*) Bir anım­sat­ma:

Tev­hid-i Ted­ri­sat Ka­nu­nu (Öğ­re­tim Bir­li­ği Ya­sa­sı), Tür­ki­ye Büyük Mil­let Mec­li­si ta­ra­fın­dan 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Nu­ma­ra­sı ile kabul edil­miş olan ve ül­ke­de­ki bütün eği­tim ku­rum­la­rı­nın Ma­arif Ve­ka­le­ti’ne (Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı’na) bağ­lan­ma­sı­nı ön­gö­ren ya­sa­dır.

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nde eği­ti­min temel ka­nu­nu kabul edil­miş ve daha sonra çı­ka­rı­lan ka­nun­la­ra esas teş­kil et­miş­tir. 1982 ana­ya­sa­sın­da 174. mad­dey­le ko­ru­ma al­tı­na alın­mış “in­kı­lap ka­nun­la­rın­dan” bir ta­ne­si­dir.

Tür­ki­ye’de eği­tim ala­nın­da re­form ya­pa­bil­mek; mil­li­lik, la­ik­lik, mo­dern­lik esas­la­rı­nı uy­gu­la­ya­bil­mek için eği­tim ku­rum­la­rı­nın bir­leş­ti­ril­me­si­ne ih­ti­yaç du­yul­ma­sı se­be­biy­le ha­zır­la­nan kanun; ül­ke­nin eği­tim iş­le­rin­de çok­baş­lı­lı­ğın kal­dı­rıl­ma­sı­nı sağ­la­dı. Ha­li­fe­li­ğin kal­dı­rıl­ma­sı’na dair kanun ve “Şe­ri­ye ve Evkaf Ve­ka­le­ti’nin Kal­dı­rıl­ma­sı hak­kın­da kanun“la aynı gün çı­ka­rıl­dı.

Tev­hid-i Ted­ri­sat Ka­nu­nu ay­rı­ca tekke ve za­vi­ye­le­rin ka­pa­tıl­ma­sı; din­sel ol­du­ğu dü­şü­nü­len Arap harf­le­ri­nin kal­dı­rı­lıp Harf Dev­ri­mi’nin ya­pıl­ma­sı gibi diğer bazı Ata­türk dev­rim­le­ri­nin ger­çek­leş­me­si için de alt­ya­pı­yı oluş­tur­muş­tur.

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Çarşamba, 01 Kasım 2017 08:39

İÇİ BAŞKA DIŞI BAŞKA

İÇİ BAŞKA DIŞI BAŞKA

Si­ya­si ik­ti­dar iç po­li­ti­ka­da bö­lü­cü, dış­la­yı­cı; dış po­li­ti­ka­da gö­rü­nür­de mil­li­ci bir tarz ge­liş­ti­ri­yor. Özel­lik­le Or­ta­do­ğu düz­le­min­de ABD ve Ba­tı­lı em­per­ya­list­le­re yük­sek per­de­den kafa tu­tar­ken, içte em­per­ya­liz­me karşı ilk kur­tu­luş sa­va­şı­nı baş­la­tan M.​Kemal Ata­türk’e ol­ma­dık ka­ra­la­ma­lar, in­ci­ti­ci söz­ler sarf edi­li­yor.

An­ka­ra’da bir cami açı­lı­şı ya­pı­lı­yor, söz dön­dü­rüp do­laş­tı­rı­lıp Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de baş­ken­tin ca­mi­ler­den yok­sun bı­ra­kıl­dı­ğın­dan söz edi­li­yor. Sahi, anti pa­ran­tez, Cum­hu­ri­yet ön­ce­si küçük bir Ana­do­lu ka­sa­ba­sı gö­rü­nü­mün­de­ki An­ka­ra’da mi­na­re­le­ri gök­le­re uza­nan ca­mi­ler vardı da; az buçuk tarih bil­gi­si olan biz­ler mi far­kı­na var­ma­dık?

Yine 29 Ekim günü, ik­ti­da­rın en üst erki ta­ri­hi­mi­zin 19 Mayıs ve 23 Ni­san­lar­dan baş­la­tıl­ma­sı­na karşı çı­kı­yor; ta­ri­hi­miz­de yep­ye­ni bir devir açan­lar do­lay­lı ola­rak eleş­ti­ri­li­yor.

Baş böyle ya­par­sa, ayak ta­kı­mı durur mu? Kimi mec­zup sa­tı­rı eline alıp, güpe gün­düz Ata’nın hey­ke­li­ni yık­ma­ya yel­te­ni­yor. Ki­mi­le­ri sabah akşam Ata­türk’ü dik­ta­tör ola­rak ilan edi­yor. Beyaz cam otu­rum­la­rın­da; Kur­tu­luş Sa­va­şı sı­ra­sın­da Yunan or­du­su­nu kur­ta­rı­cı ilan edip, An­ka­ra’yı düş­man gös­te­ren İski­lip­li Atıf Ho­ca­lar ale­nen övü­lü­yor.

Ulu­su­mu­zu in­ci­ten ve bölen bu tür söy­lem­ler yo­ğun­la­şır­ken, si­ya­si ik­ti­dar, ABD em­per­ya­liz­mi­ne karşı “2.​Kurtuluş Sa­va­şı” verme adına Irak ve Su­ri­ye’de, as­ke­ri mü­da­ha­le­ler dâhil, yoğun bir fa­ali­yet yü­rü­tü­yor.

“Mil­li­lik” adına yü­rü­tü­len bu dış po­li­ti­ka kim­se­ye güven ver­mi­yor. Çünkü em­per­ya­liz­me karşı mü­ca­de­le­de ba­şa­rı, içte Ata­türk’ün yap­tı­ğı gibi ulu­sal bir­li­ği sağ­la­mak­la müm­kün­dür. Si­ya­si ik­ti­dar ve onun başı, ter­si­ne Ata­türk’e sal­dı­ra­rak ulusu kamp­la­ra ayı­rı­yor. Gerçi sözde Ata­türk’e zaman zaman övgü ya­pı­lı­yor­sa da bunun gös­ter­me­lik ol­du­ğun­da her­kes hem­fi­kir.

 

M.​Kemal Ata­türk ve dev­rim­le­ri Tür­ki­ye’yi Tür­ki­ye yapan ha­mu­run ma­ya­sı­dır. O’na ve dev­rim­le­ri­ne karşı çıkıp; içte re­ji­mi de­ğiş­tir­me ey­lem­le­riy­le ABD em­per­ya­liz­mi­ne karşı ba­şa­rı şansı yok­tur. Ulu­sal bir­lik­ten yok­sun si­ya­set­ler enin­de so­nun­da em­per­ya­liz­me tes­li­mi­ye­ti ge­ti­rir. Bu­gün­kü sıcak dış po­li­ti­ka­da ba­şa­rı sağ­la­ya­bil­mek için, Ata­türk’ü ka­ra­la­ma­yı bir ke­na­ra bı­ra­kıp, Ata­türk’te bir­leş­mek ge­re­kir.

Yayınlandığı yer Ferhan Ercan
Çarşamba, 01 Kasım 2017 08:38

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - X

Musa DİNÇ /  Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - X

* Bezelyeli baklava / Bir gün canımız Gaziantep baklavası yemek istedi. Bol fıstıklı baklavayı satın alıp, eve getirdim; yiyorum; ama tadı bana tuhaf geliyordu. Meğerse içindeki fıstık değil, bezelye imiş. Vay sahtekarlar vay!...

*

* Dünyanın Süper Devletleri ve Japonya; yeni icatlar, keşifler, otomasyon amaçlı robotlar üretirken, ülkemizdeki gıda hilebazları ise; sahte bal, sahte pul biber, sahte yoğurt, sahte sucuk ve en son icat ettikleri sahte döner ile sahtekârlıkta özendirme ödülüne layık görüldü.

*

* Yaz-Kış / saati uygulamasıyla sözde elektrik tasarrufuna gidiliyormuş, günün aydınlığından yararlanıyormuş. Hep miş, muş; yani masal anlatıyorlar. Elektrik tasarruf edilmiyor, aksine daha fazla elektrik tüketiliyor; ama asıl sebebini buldum galiba: " İnsanlar uykulu, uyurgezer işe gitsin – gelsin, okula da öyle gitsin, gelirken de çok yorgun ve uykusuz gelsin;, sersem bir kafa, ayakta uyusun, dumura uğrasın. Uykusuzluk ve yorgunluktan haliyle kafa da çalışamaz, beyin durduğunda, düşünce eylemi de olmaz. Egemenler öyle istiyor,  işlerine çomak sokulmasını istemiyorlar galiba. Yorgun, argın, uykusuz, sersem bir kafa; sağlıklı düşünemez zaten!

*

* Bizim oralarda bir söz vardır: " Daha bu nina, tırninası vardır!..."

*

* Cumhuriyet güzeldir, tadından geçilmez; ama' Demokratik Cumhuriyet;' tekçi zihniyetin egemen olduğu bir Cumhuriyet, sadece bir kesime, egemen sınıfa hizmet eder. "

*

* Yeni bir parti kuruldu, parti genel başkanının mazisi yeni değil, eski. Amblemine bakıyorsunuz, basit: " Biz iyiyiz, " diyorlar. Bırakın da halk size: "İyisiniz," desin.

*

* Haberleri dinledim. Haber konuları: “Gözaltılar, canlı bombalar, tutuklamalar, şehit haberleri, cinsel taciz, linç ve operasyonlar... Normal bir yaşam yok şiddetten başka. Oysa gelişmiş, çağdaş, gerçek demokrasiyi özümsemiş bir ülke olsa; daha nasıl iyi yaşanılır, sağlıklı bir toplum nasıl inşa edilir, ömür nasıl uzatılır, yeni kaynaklar ve istihdam nasıl sağlanır?” Gibi konular gündemde olurdu.

*

* Demokrat, demokrat değildi; sol, sol değildi; sosyal demokrat, sosyal demokrat değildi; ak, ak değildi; doğru, doğru değildi; adalet, adaletli değildi; iyi, iyi olabilecek mi? ama şunu biliyorum; sağ her zaman sağdı; milliyetçi her zaman milliyetçi idi; dinci de her zaman dinci oldu.

*

* Helva, helvadır; ha kakaolu, ha vanilyalı...

*

* Vay be! Gözlerimiz yaşardı (!) iktidarın iki bakanı daha, Ana Muhalefet Partisi’nin Eski Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ı hastanede ziyaret etmişler. İyileşmesi için dua da bulunmuşlar.

*

* Elin adamı bilim, teknoloji peşinde koşarken, bizim Türkiye'de de; kimileri tekbirle zikir çeker, kimileri de düğünlerde ha bire:  “ Ho, ho, ho!” deyip halay çeker.

*

* Politikacı =   En çok kıvıran.

*

* Liyakat yoksa çürüme vardır.

*

* Yeni Terimler Sözlüğü / Faşizm: Bu dünyanın cehennemi, Faşist: Bu dünyanın zebanisi

*

* Memlekette yaşam= İsot

*

* Çivi tutmaz.

*

* Bundan sonra, pekâlâ; bundan öncesi ne olacak (?)

*

* Millet konuşmazsa, içine atsa; herkes kanser olur.

*

* Korsan kitaplarının varlığı, dağıtımı, alenen satış noktaları; beni kitap yazmaktan ve yazarlıktan soğutuyor

* Susan değil, konuşan bir Türkiye istiyorum.

***

.

 

 

Yayınlandığı yer Musa Dinç
Sayfa 1 / 2