23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Rastgele Galeriler

Reklam

Tarihe Göre Haberler

« Kasım 2017 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Perşembe, 02 Kasım 2017 18:10

Ta­ti­le çık­ma­yın pilav yiyin

Ta­ti­le çık­ma­yın pilav yiyin

 

Biz hala bir ta­ra­fı­mı­zı yır­ta­lım, mem­le­ke­tin tu­riz­mi ba­şa­rı­lı diye. Ne­re­de bu işin ba­şa­rı­sı acaba merak için­de­yim. Ya­ban­cı elini aya­ğı­nı sa­hil­le­ri­miz­den çekti. Tu­ris­tik böl­ge­ler­de ev alan­lar ise sat­ma­ya baş­la­dı. Zaten alan­lar gel­dik­le­ri ül­ke­de as­ga­ri üc­ret­li ça­lı­şıp da, bizim bu­ra­lar­da biz­den iyi ge­çi­nen bu­ra­nın zen­gin­le­ri. Gel­dik­le­ri yerde ise ora­la­rın en fa­kir­le­ri. Ora­nın, baş be­la­lı­la­rı, ora­nın hır­sız­la­rı, gasp­çı­la­rı. Mem­le­ket­le­rin­de geçim zor­lu­ğu çekip, darp ve gasp­tan hüküm giy­miş, bir şe­kil­de ya emek­li olmuş, ya da iş­siz­lik maaşı alan boş in­san­lar. Bun­lar bile bizim in­sa­nı­mız­dan daha hür ve daha mutlu ya­şı­yor­lar. Gerçi şimdi kış geldi. Sa­hil­ler bo­şal­dı ama, yaz olsa da do­la­rın ha­re­ke­tin­den tu­rizm­ci daha acı çe­ke­cek­ti. Bun­dan emi­nim.

Bizim tu­rizm ne ola­cak so­ru­su­na ge­lin­ce, valla böyle gi­der­se tu­rizm diye bir şey kal­ma­ya­cak. Kal­ma­ya­cak çünkü yer­li­si bile artık git­mek için gasp ve hır­sız­lı­ğa baş­la­ya­cak. Belki de so­kak­ta di­len­me­yi mes­lek edi­nen­ler, emek­li ve dar ge­lir­li­den daha im­kan­la­ra sahip ola­rak ta­ti­le çı­ka­bi­lir. Birde kısa me­sa­fe­li, günü bir­lik ta­til­ci­ler var ki, onlar zaten te­sa­dü­fi ya­şı­yor­lar bu ül­ke­de. Zaten ha­ya­tı­mız te­sa­düf­ler­le dolu ol­du­ğu­nu, geçen bir­kaç yılda bir­lik­te ya­şa­ma­ya baş­la­dık. 301 ma­den­ci­mi­zi bir kere daha an­mak­ta yarar var. Giden gitti de ge­ri­de bı­rak­tık­la­rı halen ken­di­le­ri­ni to­par­la­ya­rak bir şey­ler ya­pa­mı­yor­lar, on­la­ra ya­na­rım.

Bu ül­ke­nin zen­gi­ni ta­ti­li­ni çok iyi ya­pı­yor. Geri kalan ise, banka kre­di­si veya kredi kar­tı­na yük­le­ne­rek ta­ti­li­ni yap­ma­ya ça­lı­şı­yor. Yeni fi­kir­le­ri ba­sın­dan gör­dü­nüz sa­nı­rım. Emek­li­ler ve dar ge­lir­li­le­re uzun va­de­li ve in­di­rim­li ta­til­ler baş­la­dı diye. Plan­la­ma ol­duk­ça güzel. Beş yıl­lık kal­kın­ma planı gibi aynen. Beş yılda bir ta­ti­le çık. O da zaten en fazla bir hafta. Ban­ka­dan borç­lan. Ancak beş yıl sonra borcu biter ve ikin­ci beş yılda ha­yat­ta ka­lır­san yeni tatil seni bek­li­yor.

Önem­li gün­le­rin in­sa­nı ol­muş­ken, her günü kut­la­ma­lar­la ge­çi­ri­yo­ruz. Belki de dar ge­lir­li­yi avut­ma­nın en kısa ve güzel yönü bu. Kısa me­sa­fe­li gün­lük tur­lar. Topla en az on ki­şi­yi ver elini gör­me­di­ğin yer­le­re. Kim gö­tü­rü­yor, nasıl gö­tü­rü­yor, kim­ler gö­tü­rü­yor, araç el­ve­riş­li­mi, tür­sap kaydı var mı? Artık say sa­ya­bil­di­ğin kadar. Araç­lar şart­na­me­le­re göre di­zayn edil­miş mi? Ta­şı­yan şo­fö­rün uy­gun­lu­ğu var mı? Bu ül­ke­de ne soran var, ne de takip eden. Henüz yeni ya­şa­nan ve an­ne­ler gü­nün­de yi­tir­di­ği­miz can­la­rın he­sa­bı or­ta­day­ken, yeni ya­şa­nan ka­za­lar bu ye­ter­siz­lik­le­ri or­ta­ya ko­yu­yor.

 

Yol­la­rın ye­ter­siz­li­ğin­den tutun, araç­la­rın ye­ter­siz­li­ği­ne kadar her şey bu dü­zen­de yoğ­ru­lu­yor. Peki ne olu­yor? Olan va­tan­da­şa olu­yor. Olan bu ül­ke­de yıl­la­rı­nı verip, ço­cuk­la­rı­na, eşine yap­tı­ra­ma­dı­ğı tatil için kah­ro­lu­yor. Kah­rol­duk­ça ehil ol­ma­yan ki­şi­le­rin ku­ca­ğı­na dü­şe­rek, bozuk dü­zen­de sey­re­di­yor. Vay mil­le­tin ha­li­ne.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Perşembe, 02 Kasım 2017 18:09

Günah Ke­çi­si

Günah Ke­çi­si

 

Kaçış yok; ke­sin­lik­le bir “günah ke­çi­si” ya­ra­tı­la­cak, sal­dı­rı­la­cak bir düş­man gös­te­ri­lecek…

Hit­ler de öyle yap­ma­dı mı?… Musa’nın ço­cuk­la­rı­nı hedef gös­te­re­rek; “İşte bun­lar; sizin işsiz kal­ma­nı­zın ne­de­ni­dir” di­ye­rek Ya­hu­di­ler’in yok edil­me­si için ge­rek­li or­ta­mı oluş­tur­ma­dı mı?…Ve Ya­hu­di­ler’i yok ede­rek; ik­ti­da­rı­nı sağ­lam­laş­tı­rıp, Dünya’yı ele ge­çir­me düş­le­ri kur­ma­dı mı?…

 

Bi­lin­di­ği gibi; in­san­la­rın iki temel iç­gü­dü­sü var­dır:Ya­şat­ma iç­gü­dü­sü ve öl­dür­me iç­gü­dü­sü…

Öl­dür­me iç­gü­dü­süy­le kuş­ku­suz insan; her önüne ge­le­ni öl­dür­mez ama in­san­la­ra düş­man­lık duyar, on­lar­dan nef­ret eder, sal­dır­gan­lık eği­li­mi gös­te­rir.

Ve ya­şat­ma iç­gü­dü­süy­le de; sever, mer­ha­met eder, korur, kol­lar…

İşte AK­DÜ­ZEN’i ko­ru­yup, kol­la­mak için de; düş­man­lar ya­ra­tıl­mak­ta, “iç­gü­dü­le­riy­le tutum ve dav­ra­nış­la­rı­nı ser­gi­le­yen” ege­men­ler ta­ra­fın­dan… Üs­te­lik yal­nız­ca dış­dan, dı­şa­rı­dan değil; içden, içe­ri­den düş­man­lar ya­ra­tıl­mak­da, ka­mu­sal dü­zey­de yan­daş ta­ife­si­nin öl­dür­me iç­gü­dü­le­ri­nin do­yu­ma ulaş­tı­rıl­ma­sı bağ­la­mın­da…Ki on­la­rın ya­şat­ma iç­gü­dü­le­ri­nin dışa vu­ru­mu yö­ne­lik olsun; yal­nız­ca ve yal­nız­ca ik­ti­da­ra, güce, oto­ri­te­ye, yet­ke­ye…

 

İkti­da­ra gel­dik­le­ri gün­den beri AK­DÜ­ZEN’de; her gün yeni bir günah ke­çi­si, yeni bir düş­man ya­rat­ma ope­ras­yo­nu/iş­le­mi ya­pı­lı­yor sü­rek­li.Ses­siz­ce ve sin­si­ce değil; ban­gır, ban­gır…Gü­rül­tü­lü, san­cı­lı, sal­ya­lı, sü­mük­lü, ağ­la­mak­lı… Bu ope­ras­yo­nun ya­rat­tı­ğı günah ke­çi­le­rin­den bi­ri­si de, bi­lin­di­ği gibi; Baş­ba­kan­lık kol­tu­ğun­da “tem­si­li ola­rak” otur­tul­muş olan Ahmet Da­vu­toğ­lu ya da nam-ı diğer David Efen­di idi… Ga­ri­bin; Tay­yi­ban’ın ga­za­bın­dan ko­run­ma­sı­na, hekim olan zev­ce­si­nin oku­yup, üf­le­me­le­ri bile kar et­me­miş­di…Bir de bu nisa; bi­lim­sel araş­tır­ma­lar so­nu­cu bu­lu­nan sa­ğal­tım yön­tem­le­ri­ni ve ilaç­la­rı kul­lan­mak ye­ri­ne, oku­yup üf­le­me­li te­da­vi yön­tem­le­ri tav­si­ye et­miş­di has­ta­la­rı­na… Vay ha­li­ne bu ni­sa­nın söz­le­ri­ne ka­na­nın!…Kadın ko­ca­sı­nı kur­ta­ra­ma­dı, değil ki has­ta­la­rı­nı kur­ta­ra­bil­sin...​Gerçi bun­lar da gö­zar­dı edil­me­me­si ge­re­ken çet­re­fil­li ko­nu­lar da…Neyse biz dö­ne­lim asli ko­nu­mu­za, sap­ma­ya­lım tali yol­la­ra…

 

Kuş­ku­suz ik­ti­da­rın se­la­me­ti, be­ka­sı için üre­ti­len, tü­re­ti­len, ya­ra­tı­lan düş­man­lar ya da günah ke­çi­le­rin­den en üst rüt­be­li­siy­di; Da­vu­toğ­lu… Ondan ön­ce­ki düş­man­sa; Pa­ra­lel Yapı, sanki yıl­lar­ca aynı yol­lar­da be­ra­ber yü­rü­dük­le­ri ger­çe­ği­ni unut­muş­ça­sı­na ya da biz­le­re unut­tur­muş­ça­sı­na… Ve ev­ve­li, ezeli, fo­re­ver düş­man, en bi­lin­dik günah ke­çi­si; el­bet­te ki ve de bit­ta­bii ki laik kim­lik­li ve de kı­lık­lı cümle insan…

Eği­tim­li kö­pek­ler; “sal­dır” diye gös­te­ri­len he­de­fe nasıl koşar ve sal­dı­rır, ısı­rır, par­ça­lar, pa­ra­lar hani ya…İkti­dar­da olan­lar için; hal­kın ya da Üm­met-i Tay­yi­ban’ın öl­dür­me iç­gü­dü­sü­nü do­yu­ra­cak düş­man da se­çil­miş, günah ke­çi­si ta­nım­lan­mış, ölüm­cül duy­gu­la­rın ışın­la­na­ca­ğı hedef bu­lun­muş de­mek­tir. Artık bun­dan sonra ya­şat­ma iç­gü­dü­süy­le; Üm­met-i Tay­yi­ban, ik­ti­dar­da­ki gücü ko­şul­suz sever, sor­gu­la­maz, yar­gı­la­maz, korur, kol­lar, ya­şa­tır.

Üs­te­lik bu sevgi or­ta­mı­nı ya­şat­mak, sür­dü­rü­le­bi­lir­li­ği­ni sağ­la­mak için de özel­lik­le La­ik­ler’in var­lı­ğı­nı ko­ru­mak ön­ko­şul­dur. Çünkü La­ik­lik il­ke­si ol­maz­sa, La­ik­ler ya­şa­tıl­maz­sa; “günah ke­çi­si” bulma so­ru­nu ya­şa­nır.

Öl­dür­me iç­gü­dü­sü; do­yu­ma ulaş­mış, günah ke­çi­si ola­rak be­lir­le­nen he­de­fe söv­gü­ler dü­zül­müş, yeri gel­miş düş­man dö­vül­müş, ör­se­len­miş ve belki de son aşa­ma­da öl­dü­rül­müş…Aman ne güzel!… Ayak­to­pu ma­çın­da, karşı ta­kı­mın ta­raf­ta­rıy­la ka­pı­şır gibi; kus öf­ke­ni, hır­sı­nı, ki­ni­ni…Sonra?… Son­ra­sın­da ege­men güç ses­le­ni­yor işte:

-Sen ya­şat­ma iç­gü­dü­nün yan­sıt­tı­ğı ne varsa; yal­nız­ca bana ver!...​Bana, ik­ti­da­ra, AK­DÜ­ZEN’e, Tay­yi­ban’a!… Ben ki AK­DÜ­ZEN’in ya­ra­tı­cı­sı, ku­ru­cu­su, ko­ru­yu­cu­su, kul­la­nı­cı­sı; sen ey Üm­met-i Tay­yi­ban !… Tapın bana !…

İşte bu kadar; günah ke­çi­si so­ru­nu çö­zül­dük­ten sonra,artık ya­şat­ma iç­gü­dü­sü­nün yön­len­di­ri­le­ce­ği tek bir hedef var; AK­DÜ­ZEN’in ba­şın­da­ki zat-ı muh­te­rem…

Onun ko­ru­nup, kol­lan­ma­sı, ya­şa­tıl­ma­sı, ik­ti­da­rı­nın sağ­lam­laş­tı­rıl­ma­sı böy­le­ce çok daha kolay… Çünkü eği­tim­li kö­pek­le­rin sal­dır­ma­sı için hedef gös­te­ril­miş­dir.

Ne zor iş; şu Ak­ba­ba­lar’ın Koca Çınar’da tü­ne­me­si, ya­ra­tıl­ma­yın­ca bir günah ke­çi­si…Ger­çek­ten de zor iş, çok zor iş…

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Perşembe, 02 Kasım 2017 15:28

KILIÇDAROĞLU’NDAN RADİKAL HAMLELER

KILIÇDAROĞLU’NDAN  RADİKAL  HAMLELER

Sayın Kılıçdaroğlu, son  seçimlerde ,ön seçim kararını MYK’dan geçirerek özelliklede  büyük şehirlerde ,   aday adaylarını sandıkta  yarıştırarak , tüm üyelerin seçtiği milletvekillerini meclise taşıdı.Bunun’lada  yetimeyip  kontejandan parlemontaya  giren milletvekillerine aynı ilden birkez daha  vekil  olamama kaydını getirerek, hem onların bir dahaki dönemde  çok çalışmasını olanak tanımış oldu ,hemde  merkez yoklaması ile parlemonto’ya girmek isteyen diğer adayların önünü açmış oldu .bu uygulamanın getirdiği başarı anlaşılan  yeni radikal kararlarıda beraberinde getirmiştir.

Ön seçimle ,hem tüm üyelerin seçime dahil edilmesi  sağlamış , adayların  partililerin  ayağına kadar  gidilmesi  partilileri    hareketlendirmiştir ,  en sade üyenin dahi seçime  yoğun katılımı  doğal  olarak  CHP’nin yüzünü güldürmüştür.

Cumhuriyet   Halk  Partisinin  özelliklede,  İzmir , İstanbul Ankara, gibi  metropol  illerde başarısının  altında’da bu uygulama yatmaktadır. Deyilse inanın, milletvekili bazında, bu sayıları yakalamak mümkün olamayacaktı, olmayacaktı.EĞER, BENDEN OLSUN, ÖNEMLİ DEYİL, AZ OLSUN ANLAYIŞI HAKİM KILINSA  İDİ   kazanım  mümkün olamayacak ve  CHP’ de halen  varolan  milletvekillerden bir çoğu  bugün parlemento  sıralarında olmayacaktı.

 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun son hamlesi  yerel seçimlerde aday  belirleme yöntemi oldu, ve oldukcada’da ses  getirdi. Alınan kararla bundan böyle, yani,önümüzdeki dönem belediye başkanlığı seçimlerinde ,  belediye başkan aday adaylarına yönelik, birtakım uygulamalar, kıstaslar  getirildi, partililerin görüşü, halkın  beklentısi, stk’ların ve hayır kampanyası ,partnerlerinin düşüncelerinin alınması  bunların önde gelenleri . Burada yeni bir uygulama dikkate değerdir .Alınan karlara ilave olarak, aday adayı olacak belediye  başkan adaylarının  sözlü sınavdan geçirileceğidir, son derece anlamlı bu uygulama aday adaylarının partiliğini,yöneticiliğini , yerel yönetimler konusundaki bilgisini yaşamındaki  başarısını ölçmeye yöneliktir. Bu  uygulama en azından aday adayları enflasyonunu azaltacak,ve  söyleyecek sözü olanları yüreklendirecektir.

Anlaşılan o’ki sayın Kılıçdaroğlu özelliklede önümüzdeki belediye başkanlığı seçimlerinde başarılı olmak adına, benden olsun kelimesini   kullanmayarak, kendisi adına  belediye başkan aday adaylarını  başkanlğa taşıyan veya taşımaya çalışan  ve bunu meslek haline  getirenlerinde önünü kesmiş oluyor.Eğer iktidar olma iddianız  varsa böyle yaparsınız. Sayın kılıçdaroğluda bu yolu tercih ediyor, iyide ediyor.

 

 

 

 

 

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş
Perşembe, 02 Kasım 2017 15:19

VAKA-İ EKİM !..

VAKA-İ    EKİM !..

Tarihte  Vaka-i Hayriye diye bir olay vardır,Çandarlı kara Mustafa Paşa isimli bir Osmanlı paşası  tarafından Yeniçeri ocağının yok edilmesi olayı.

Bu olay dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olaydır.

Bir devletin kendi ordusunu topla tüfekle yakıp yıkarak yok etmesi olayının adıdır Vaka-i Hayriye olayı.

Tıpkı bu olay gibi  bu günün koşullarında  “OHAL  altında” ve de böyle devlet yönetimi anlayışı içinde yani Hedef 2023  gösterilmiş iken 2019’u hatasız kazasız aşmaya çalışan bir anlayışa karşı Erken seçim istemek tıpkı bir Vaka-i Hayriye ye benzer Vaka-i Ekim olayı olacaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin sonunu hazırlayan bir seçime çağrıdır,

Laik Türkiye Cumhuriyeti için bu olağan üstü hal ile seçime gitmek siyasi intihardan öteye hiçbir anlam taşımaz.

Her türlü Tak iye yapılanmalarına rağmen göz göre, göre bu koşullar içinde seçim istemek sizce ne anlam taşır,

Ülke siyaseti artık ıslah olmaz anlayışa girmiştir,

İktidarı elinde tutanların,

Ana muhalefet görevindeki bir partinin yöneticileri ile yapılan atışmaların seviyesine dikkat edildiğinde “..gemi azıya almış” derler ya aynen öyle durumdadır.

Ağza alınmayacak sözler,

Küfüre varan sözler,

Hakaret derecesinde sataşmalar,

TÜRK Siyasi tarihinde görülmemiş manzaralar.

Yani bu ne demektir  biliyor musunuz,

Artık ok yaydan çıktı,nereye vurursa demektir.

Görevleri gereğince  yapmaları gerekeni yapma noktasında hedefe yaklaştıkları bir ortamda na müsait durumlara gelindiğini görenlerin sapacağı yoldur,,

Bunu, bu Devleti kuran ve  Laik Cumhuriyeti savunan en azından seçmen ve savunan kitle olarak CHP’lilerin bu tuzağa düşmemeleri gerekir,

İstenilen ortamları,yaratmama görevi beğensek de beğenmesek de CHP’yi yönetenlerin gelmemesi gerekmektedir.

İstedikleri kulvarda koşmalarını sağlamamak gerekir.

Artık dünya kamuoyu kimin ne olduğunu bilmiyor değil, emperyalistler tavşan kaç tazı tut derler onlara da güvenmemek lazım,

Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün söylediği gibi  ….milletin azim ve kararlılığı önemlidir,bakılacak yerde orasıdır.

Bir daha söylüyorum,

Söyleyeceklerimiz, savunacaklarımızı çok ölçülü ve kararlı bir şekilde yarınlarda nelere gebe bırakılacağımızı hesap ederek yapmalıyız.

Onun için Vaka-i Hayriye  bize ders çıkartmalı ve Vaka-i Ekim olmasın diye yazdım,amacım yöneticilerimizi uyarmaktır…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya

DİDİM TİCARET ODASI 3. KEZ DÜZENLENEN TURİZM ŞURASINA KATILDI

Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan 3. Turizm Şûrası, 1-3 Kasım tarihlerinde, Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un ev sahipliğinde, kamu kurum ve kuruluşları, turizm meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, sektör temsilcileri ve akademik camianın katılımı ile gerçekleşti.

Didim adına davetli olan Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Üstündağ, Meclis Başkanı Hilmi Yıldırım ve Meclis Üyesi Ali Hikmet Atilla turizm şurasına katıldı. Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Üstündağ “tanıtma ve pazarlama”, Meclis Başkanı Hilmi Yıldırım “turizm eğitimi ve istihdam”, Meclis Üyesi Ali Hikmet Atilla’da “seyahat acenteliği ve ulaşım” komisyonlarına katılarak.   İlçe ve ülke turizmimizin sorunları ve çözüm önerileri ile sektörün beklentilerini muhataplarına aktarma şansı buldular .

Turizm sektörünün mevcut durumunun değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik ulusal bir turizm politikasının oluşturulabilmesi amacıyla, 01 - 03 Kasım 2017 tarihleri arasında kamu kurum ve kuruluşları, turizm meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, turizm sektörü ve akademik camianın katılımı ile “3. Turizm Şûra’sında, turizm sektörünün mevcut durumunun değerlendirilmesi, uygulama prensiplerinin güncellenmesi ve sektörün uzun vadeli, sağlıklı gelişimini sağlamak üzere ulusal bir turizm politikasının oluşturulabilmesi amaçlanıyor.

Sahip olduğu doğal, kültürel güzelliklerle dünyanın sayılı destinasyonlarından biri olan Türkiye’nin, turizm potansiyelini daha da geliştirerek etkin ve doğru şekilde kullanmasının hedeflendiği Şûrada değerlendirilmek üzere birçok konu başlığı ele alındı.

Turizm şurasının açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Turizm insanlığın tarihi kadar eski olduğunu belirterek, günümüzdeki anlamıyla bir sektör haline dönüşmesi geçtiğimiz yüzyılda ortaya çıktı. Bugün doğrudan ve dolaylı etkileriyle dünya ekonomisine 7.5 trilyon dolar katkı sağlayan ve 300 milyon istihdama ulaşan bir sektörden bahsediyoruz. Ülkemizdeki terör eylemleri ve darbe girişimi turizmimize çok ciddi darbe vurmuştur. Turizm gelirlerinde halen kat etmemiz gereken çok mesafe var. Turist sayısındaki artışa paralel gelirlerin yükselmemesinde, uygulanan düşük fiyat politikasının da etkisi olduğu açıktır” dedi. Turizmde en kötüsünü artık geride bıraktık, yükseliş dönemi başladı diyen Erdoğan, “Devletimiz tüm imkanları ile bu sektörün yanındadır. Turizmde kaybettiğimiz pazarların daha büyükleri bir el uzatımı mesafede bizi beklemektedir” dedi.

Önümüzdeki günlerde Didim’e dönecek olan Didim Ticaret Odası Heyetinin Şûra görüşlen konularla ilgili ayrıntılı bilgiler paylaşmaları bekleniyor.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 02 Kasım 2017 15:17

Hükümet Özel Okullara Çalışıyor!

Hükümet Özel Okullara Çalışıyor!

Özel okullardaki öğrenci sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken bir açıklama yapan Eğitim Sen Didim Temsilciliği Yürütme Kurulu üyesi Öğretmen Turgay Elçi, Hükümetin Özel Okullara çalıştığını iddia etti.

Turgay Elçi sayısal verilerle destelediği bir basın bildirisi yayınladı ve bildiride “2017-2018 eğitim öğretim yılında, özel okullara devam eden öğrenci sayısı, geçen döneme kıyasla %13'lük artışla 1 milyon 300 bine ulaştı.

Sadece bir yıl içinde iktidarın özel okulları teşvik politikalarının etkisiyle 1.777 yeni özel okul açıldı. Öğrenci sayısı bir dönem içinde en az 150 bin arttı.

AKP hükümeti, kamu kaynaklarını özel okullara aktararak, 2002’de yüzde 1 olan özel okulların payının 15 yıl içinde 8 kat artarak yüzde 8’e çıkmasında doğrudan rol oynamıştır.

Özel okullara yönelişteki artışın temel nedeni, eğitimde 4+4+4 düzenlemesi ile devlet okullarında yaşanan yoğun dinselleştirme politikalarıdır. Veliler ekonomik koşullarını zorlayarak çocuklarını özel okullara göndermeye başlamıştır.” Dedi.

 

Elçi çözüm önerisi olarak Devlet okullarının desteklenmesini istediği açıklamasını şu sözlerle bitirdi; “Kamu kaynakları sadece devlet okulları için kullanılmalı, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır! Her biri birer ‘ticari işletme’ olan özel okullara hiçbir şekilde kamu kaynağı aktarılmamalıdır!”

Yayınlandığı yer Didim

UYUŞTURUCUYA KARŞI WHATSAPP İHBAR HATTI KURULDU

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce; uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapan şahıs ve grupların deşifre edilmesi ve mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi ve halkımızın desteğinin alınarak daha seri bir şekilde ulaşılabilmek amacıyla direkt aranabilmenin yanında watsapp vb. uygulamalardan resim, ses ve video gönderilebilecek 0552 155 09 09 numaralı telefon hattı ALO NARKO adı altında faaliyete geçirilmiştir. İhbar hattına gelen ihbarlar mutlak suretle değerlendirilecek olup; ihbarcının bilgilerinin kesinlikle gizli tutulacaktır.

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 02 Kasım 2017 15:16

ECOTROPHEA 2017’YE SEÇİLEMEDİK

ECOTROPHEA 2017’YE SEÇİLEMEDİK

Kesin Gözüyle Lanse Edilen Akköy Serası İlk Üçe Giremedi

Geçtiğimiz yıl Mart ayından Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay ve DRV Yurt Dışı  Komisyonu üyesi ve Didim Ticaret Odası Meclis üyesi Hikmet Atilla Didim’in Ecotrophea 2017’ye aday olmak için girişim başlattıklarını söylemiş hazırlanan dosyayı DİTAB Başkanı Sevinç Karataş ile birlikte  Berlin Fuarında yetkililere teslim etmişlerdi.

Mart ayında konuyla ilgili olarak : “ Alman Seyahat Acenteleri Birliği DRV’nin 1987 yılından beri sürdürdüğü ülkelerdeki sağlıklı bir çevre ve sağlıklı yaşam koşulları, başarılı ve sorumlu bir turizmin temelini oluşturması hedeflenen, çevre bilinci ge dünyadaki çevresel faktörlerin kötü gidişinden endişelenerek, çevre bilinci ve farkındalığı oluşturmak amacıyla başlattığı merkezi bir yarışmaya bu yıl Didim Belediyesi  Akköy Tıbbi ve aromatik Bitkiler Sera’sını tanıtan  projesi ile Didim’in de baş vurduğunu açıklanmıştı.

Hikmet Atilla ; “Jürisini  turizm endüstrisindeki iş şirketleri, üniversiteler, eğitim kurumları ve diğer kuruluşların temsilcileri ile DRV Sürdürülebilirlik Komitesi üyelerinin oluşturduğu yarışmada üç adet ödül verileceğini, Ödül Töreninin, 7 Aralık-9 Aralık 2017 tarihleri ​​arasında Birleşik Arap Emirliklerin’de  Ras Al Khaimah'da yapılacak DRV Yıllık Konvansiyonu'nda yapılacağını” da eklemiş ve Didim’in projesinin iddialı projeler arasında olduğunu belirtmişti.

24 Ekim günü DRV internet sitesinden yapılan açıklamada Didim Dahil 21 projenin başvurdu ve Angela Bürvenich, (Bavyera Pilgrim Ofisi ve DRV Sürdürülebilirlik Komitesi üyesi), Jan-Ole Jacobs, (Alman Lufthansa ve DRV Sürdürülebilirlik Komitesi Üyesi), (Claudia Mitteneder, Turizm ve Kalkınma İçin Çalışma Grubu), Prof. Dr. Julia Peters, (Kempten Uygulamalı Bilimler Üniversitesi), Dr. Stefanie Pfahl, (Federal Çevre, Doğa Koruma, İnşaat ve Nükleer Güvenlik Bakanlığı) ile DRV Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Prof. Dr. Harz Harald Zeiss’ten oluşan jüri yaptığı seçimlerde Didim’in ilk üç’e giremediğini açıkladılar ve sıralamaya giren ilk üç proje olarak  Hotel Schani Wien Projesini, La Tigra Rainforest Lodge tur operatörünün doğa yolculuğu projesini ve TUI Turları projesini seçtiler.

Seçilen ilk üç projenin içerikleri de şöyle:

1- Hotel Schani Wien : Nisan 2015'te açılan otelde sürdürülebilirlik öncelikli öncelik taşıyordu. Böylece, bina halihazırda yapım aşamasında olan sürdürülebilir ve enerji açısından verimli inşaat için GreenBuilding ödülüne layık görüldü. Çeşitli çevre dostu önlemler, otelin geleneksel otellere göre yüzde 41 daha az enerji kullanmasını sağlıyor. Akıllı telefonun check-in ve oda anahtarı olarak kullanımı gibi yenilikçi çözümler, çalışanların kişisel tavsiyeleri ve konukların isteklerini yerine getirmesi için daha fazla zaman tanıyın. Otel lobisinde Viyana'lı konuklar ile otel misafirleri arasında toplantılara izin veren bir "çalışma alanı" vardır.
Otelin iyi düşünülmüş ve yenilikçi sürdürülebilirlik konsepti, jüriyi ikna etmiştir ve bakış açısından bakıldığında, diğer birçok şehir ve iş oteli için bir model oluşturabilir.

2- La Tigra Rainforest Lodge tur operatörünün doğa yolculuğu: Kosta Rika'daki La Tigra Lodge'da, adil çalışma koşulları ve ücretler üzerinde büyük önem verilmektedir. Bölgedeki insanlara iş yaratarak, göçe karşı koymak ve küçük bir okulun kapatılmasını önlemek mümkün oldu. Yurdun hergün konukları da okulu dört dolarla destekliyor. Jüri, çalışanların hissedar haline gelebileceğine ikna edildi. Günlük kullanıma mahsus yiyecekler kendi bahçesinden veya bölgeden gelir ve lodge fotovoltaikden elektrik alır. Ayrıca, her konuk, yağmur ormanlarını yeniden ağaçlandırmak için bir fide diker ve doğayı koruma konusunu elle tecrübe eder.

 

3- TUI Turları: Cruise operatörü TUI Cruises'ın çevre stratejisi, hava kirliliği kontrolü, kaynakların korunması, iklim koruma ve atık yönetimi alanlarını kapsamaktadır. 2016 sonbaharında şirket, Birleşik Atık Karşıtı Çevreci girişimle işbirliği yaparak gemilerdeki gıda atıklarını azaltmak için bir proje başlattı. Bu girişim, ilk kez, gemilerden birinde üretilen tüm gıda atıklarını sistematik bir şekilde kayıtlar ve analiz eder, kaçınma ve azaltma potansiyellerini ortaya çıkarır ve daha sonra filo boyunca uygulanan tedbirleri geliştirir. Jüri, konukların konuyla doğrudan ilgili ve duyarlı olduklarını belirtti. İlk küçük önlemler, atık miktarını zaten yüzde 20 azalttı.

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 02 Kasım 2017 15:15

AGC’den Kınama

AGC’den Kınama

Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semra Şener son günlerde Gazeteciler yönelik tehdit ve saldırıları kınayan bir açıklama yaptı. Nazillide saldırıya uğrayan meslekdaşları için hukuki süreç başlattıklarını son olarak Koçarlı da stadyumundaki haberle ilgili olarak sözlü hakarete uğrayan gazetecinin rencide edilmeini kınadı ve sorumlulardan özür beklediklerini bildirdi.

Başkan Semra Şener  konuyla ilgili olarak yaptığı açıkla da “Son yıllarda özellikle gazetecilere karşı fiziki saldırıların arttığı, çeşitli mecralar vasıtasıyla da haddi aşan, küfürlü ve üstelik tehditvari açıklamaların yapıldığını üzülerek yaşıyor ve görüyoruz.

Şu unutulmasın ki; basın, bir ulusun sesidir, aynasıdır. Basın mensubu da bu anlayışla görevini yapandır.

Gazeteci, anayasadan aldığı hakla; Kimseden emir almaz, kimsenin hoşuna gitsin diyerek haber yapmaz, Gazeteci, sorumluluk anlayışıyla, haber değeri olduğunu inandığı bilgiyi okurlarına, dinleyicilerine veya izleyicilerine aktarmak için çalışan kişidir. Mesleki tanıtımı özetle budur.” görüşlerini paylaştı

Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semra Şener ayrıca: “

Yapılan haber, bazılarının hoşuna gitmeyebilir, canını sıkabilir, konumunu sarsabilir.

Ancak, böyle bir haber yaptı diye, kimsenin gazeteciye özellikle sosyal medya üzerinden küfür edemeye hakkı yoktur. Gazeteciye, şunu yaz, bunu da yaz diyemez.

Kimse gazetecinin yalnız olduğunu sanmasın. O’nun arkasında adaletiyle ve okurlarıyla kamu vardır. Onun arkasında üyesi olsun ya da olmasın meslek kuruluşları vardır.

Doğru, tarafsız yapılan bir haber için gazetecinin ilk dayanağı kanunlardır.

Kanunlarla gazeteci mesleğini icra ederken, sivil toplum kuruluşlarıyla da sesini duyurur.

Aydın’ın Nazilli İlçesi’nde son yaşanan ve bir gazeteci meslektaşımızın yaptığı haber nedeniyle, üstelik de bir eğitimci tarafından sosyal medya üzerinden yapılan küfürlü açıklamayı şiddetle kınadığımızı belirtirken, gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını bilmenizi isteriz.

Yine, Koçarlı ilçesinde, stadyumdaki soyunma odalarıyla ilgili olarak bir gazetecinin konuyu gündeme getirmesi sonucu, yine ilçe sorumlusunun gazeteciyi argo ifadeler kullanarak rencide etmesini de şiddetle kınadığımızı, ilgili kişilerden gazeteciler olarak da, en kısa sürede özür beklediğimizi kamuoyunun dikkatine sunarız.

Gazeteci, anayasadan aldığı hakla; Kimseden emir almaz, kimsenin hoşuna gitsin diyerek haber yapmaz, Gazeteci, sorumluluk anlayışıyla, haber değeri olduğunu inandığı bilgiyi okurlarına, dinleyicilerine veya izleyicilerine aktarmak için çalışan kişidir.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

Bu hafta Futbolseverin Göz Kulağı Deplasmanda Olacak

Amatör Kümede ilk Yarı bitiyor

Geçtiğimiz hafta kötü maçlar çıkarak Didimspor ve Yenihisarspor deplasmanda kaybettikleri puanları geri almak için mücadele edecek.

Bağarası Belediyespor Deplasmanına gidecek olan Didimsporlular çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da  hakem hatalarından dolayı kaybettikleri maç için yargı yoluna gitmeyi planlıyor.

Davutlar Belediyespor deplasmanına hazırlanan Yenihisarspor’da takımdaki yıldız futbolcularının 4 maç sahaya çıkmama cezasından dolayı zorlu bir maça çıkacak.

Her iki takımda bu maçlarla ligin ilk yarısını tamamlamış olacak. Didim futbolseverler arasında önceki hafta hafta Yenihisarspor’a çıkarılan kırmız kartlar, geçtiğimiz haftada Didimspor maçındaki kırmız kartlar ile Aydın Amatör  Küme 2. Gurupta Didim özeline yönelik kasıt olduğu rivayetleri de dolaşmaya başladı.

Aydın Derbisi Pazar Günü

Didim Belediyespor Süper Amatördeki liderliğini pekiştirmek için Aydın Derbisi olarak nitelendirilecek maça hazırlanıyor.

Antrenör Ayhan yıldız  ile taktik ve performans çalışmaları yapan takımın bu maçı da alması hedefleniyor.

 

Pazar günü ( 5 Kasım 2017) Aydın 1 no’lu sahada saat 14’te başlayacak maç için Didimli taraftar gurupları da hazırlıklar yapıyorlar. Didim Belediyespor taraftarlarının tribün liderlerinin, yönetim ile görüştüğü yeterli sayıya ulaşılırsa araç temini konusunda yardımcı olacakları da öğrenildi.

Yayınlandığı yer Didim
Sayfa 1 / 2