21 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Rastgele Galeriler

Reklam

Tarihe Göre Haberler

« Kasım 2017 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      

DENİZ KÖY YOL AYRIMINDA TEHLİKE DEVAM EDİYOR

Didim Milas yolunda yapılan düzenleme ile çift şeritli yol haline getirilen Didim Çevre yolu özellikle meskûn mahal olan Deniz Köy’ün yola dahil olduğu kavşakta kazarlar devam ediyor.

Yol yapımındaki özellikten kaynaklı olarak Milas yol bağlantısı tarafından Didim’e doğru gelirken yolun görülmemesi ve çift şeritli yollardaki sürat konusunda dikkat edilse bile kavşağa yaklaşırken her hangi bir işaretin olmaması ve yola Denizköy’den  girmek isteyen sürücülerin zaman zaman kaza yapmalarına neden oluyor.

Cumartesi günü Denizköy’den tali yoldan  çıkıp Milas yoluna doğru gitmek isteyen bir sürücü son anda gördüğü aracın karıştığı bir kaza yaşadı.

Kazayı hafifi sıyrıklarla atlatan sürücüler maddi hasarla kurtulduklarına sevinirken,  bu kazanın ardından bu yolun düzenlenmesini istediler ve yolun görülmeyen kısmına bir işaret  levhası konulması ve köy çıkışındaki tali yoldan anayola girişe trafik ışığı konulmasını ve uyarıcı levhalarla bu yolun tali yol olduğuna ait işaretlemelerin yapılmasını, yapıldığından beri sürekli kaza yaşanan bu kavşak için çözüm istediler.

 

 

 

Yayınlandığı yer Didim

TÜM EMEKLİ SEN SAĞLIK İÇİN VE SAĞLIKTA KATKI PAYINA İTİRAZ ETMEK İÇİN YÜRÜDÜLER

Tüm Emekli Sen Didim Şubesi üyeleri geçtiğimiz günlerde  CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in ‘Sağlıkta Katkı Payları Kaldırılsın’ konulu MeClise önerge vermesini desteklemek amacıyla ve başlattıkları Sağlıklı yaşam seminer ve etkinlikleri kapsamında Didim Cumhuriyet Meydanından Altınkum’a kadar yürüdüler.

Cumhuriyet Meydanında bir konuşma yapan Tüm Emekliler Sendikası Didim Şube Başkanı Asaf Pınarbaşı hiçbir toplumsal asayiş olaylarına etkisi olmayan bir yürüyüş için izin almak zorunda kaldıklarını anlatarak, “bu uygulamadan görüldüğü üzere toplu yapılan eğlencelerde bile Terör bahanesiyle sosyal hayata müdahale edilmek isteniyor.

Sağlıklı kalmak için doktorların önerilerini dinlemek ve bunları uygulamanın yanı sıra muhalif eylemliliklerde istenmeyen bir şey söylenmesin diye engellenmeye çalışılıyor, asıl sağlığımız bozacak olan bu saldırılara karşı dikkatli olmalıyız “ dedi.

Başkan Pınarbaşı sağlık hizmetlerinin eşit ve parasız olma mücadelesi sürdürülmesi gerekiyor, hastanelerde katkı payı adı altında yapılan soygunun durması lazım, yıllarca maaşlarımızdan kesilen katkı payları yetmeli ve ilerlemiş yaşlardakiler başta olmak üzere tüm kesimlerden katkı payı kaldırılmalı, insanların sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi kolaylaştırılmalı” dedi ve Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in meclise verdiği önergenin içeriğindeki sağlıklı yaşan için başta katkı paylarının kaldırılmasını ve daha kolay sağlık hizmetine ulaşım yollarının açılmasını istedi.

Konuşmaların ardından Didimli emekliler ve aileleri ellerinde balonlarla sessizce yürüyüşe başladılar ve Altınkum’da Pegasus Bar’da simit ve çaylarıyla kahvaltı yaptılar.

Burada da ülkenin gidişi ve eğitim sistemimin laiklikten uzaklaşmaya başlaması ve yeni sınav yöntemlerinin aydınlık Türkiye düşüncesindeki insanları memnun etmediği değerlendirmesi yapıldı.

 

Burada Pazar gününü değerlendiren Tüm Emekli Sen üyeleri ve Didimliler başka zamanlarda yine sağlıklı yaşamla ve günlük gelişmeler ışığında başka aktivitelerinden düzenlenmesini istediler.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 06 Kasım 2017 15:59

8 Gollü Mağlubiyet Yenihisar’ı üzdü

8 Gollü Mağlubiyet Yenihisar’ı üzdü

Aydın Futbol 1. Amatör Küme 2. Grup'ta mücadele eden Davutlar Belediyespor, 7. hafta mücadelesinde Didim Yenihisarspor’u 8-1’lik skorla mağlup etti.

Deniz Karadeniz, Hakan Akkaya, İsmail Kaya hakem üçlüsünün yönettiği maçta Yenihisarspor’un skorer oyuncularının kırmızı kart ve Disiplin suçlarından dolayı 4 maç ceza almalarından kaynaklı olarak moralsiz ve performanssız bir maç  çıkartıldı. Atkımın antrenörü  Naim Engin’inde görevi bırakmış olması yenilginin sebeplerinden birisi oldu.

İlk yarıda 15. Dakikada Güray’ın, 18, 42 ve 73. Dakikada Bünyamin’in 22. ve 43. Dakikada Ahmet ile 65. Dakika ve 67 dakikada Ladik’in golleri ile namağlup unvanını karıyan Davutlar puanını da 18 yaptı.

 

Amatör kümede ilk yarı  bu hafta sona erdi ve hemen ardından devam 11 Kasım itibariyle yeniden başlayacak.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 06 Kasım 2017 15:57

DİDİMSPOR GALİP DÖNDÜ

DİDİMSPOR GALİP DÖNDÜ

Aydın 1. Amatör Küme 2. Gurupta mücadele eden Didim Takımlarından Didimspor hafta sonu oynadığı Bağarası Beledİyespor maçından puanla dönerek lideri takip etmeyi sürdürdü.

İkinci Amatör Kümede 2017-2018 sezonunun ilk yarısını tamamlayan Didimspor  4 Galibiyet 2 Mağlubiyetle rakip kalelere 24 gol attı ve 10 gol atarak 12 puanla puan tablosunda Lider Davutların ardından 2. olarak  fikstürü tamamladı.

 

Önümüzdeki hafta BAY takım olan Didimspor’un maçını Alper Nalbant, KaanCan Yıldız, H. Efe Kır yönetti. Didimsporlu Metin, Deniz ve Kadir’in golleriyle maçtan galip gelen ekip yöneticileri kendilerini centilmence ağırlayan Bağarası taraftarına, futbolcularına ve Bağarası Spor Başkanı Güven Palamut’a teşekkür ettiler.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 06 Kasım 2017 15:57

PUAN KAYBIYLA DÖNDÜLER

PUAN KAYBIYLA DÖNDÜLER

Didim Belediyespor Hafta sonu oynadığı Yıldızspor deplasmanından namağlup ünvanını sahada bırakıp  döndü.

Puan sıralamasında liderlik koltuğunu bırakmayan takımın maçını hakemler Kadir Gönülaçar, Selçuk Efe, Sinan Sinav yaptı. Didim Belediye takımının önemli isimlerinden Uğur Şeremet , Cihad Toker ve Yusuf Asa sakatlıklarından dolayı kadro dışı kalmaları Didim Belediyespor’un zaafı olarak sahaya yansıdı.

Maç eksiği bulunan Yıldızspor Didim Belediyespor ile birlikte gurubun Namağlup iki takımı olma özelliğini taşıyordu.

Didim’den giden 50 kadar taraftarında desteğiyle oynayan Didim Belediyespor ilk yarının 28 ve 36 Dakikasından  yediği gollerden sonra ikinci yarıda yaptığı ataklardan sonuç alamayınca puan farkıyla Liderlik koltuğunu bırakmasa da  namağlup unvanını kaybetmiş oldu.

Yinde yüksek moralini kaybetmeyen Didim Belediyespor bu hafta oynayacağı,  gurubun alt sıralarında bulunan Nazilli Sanayispor’dan puan alarak Liderliğini sürdürmesi bekleniyor.

 

Aydın’a destek için giden taraftarlarda takımın mağlup ayrılmasına rağmen takımı oynadığı güzel futboldan dolayı alkışlayarak desteklerinin devam edeceğini belli ettiler.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 06 Kasım 2017 11:44

KARAOĞLAN ECEVİT…

KARAOĞLAN  ECEVİT…

Karaoğlan denince akla ilk gelen Rahmetli Bülent Ecevit gelir,ölüm yıldönümlerinde ve Kıbrıs barış harekatlarının yıldönümlerinde  rahmetle anılır,

Bizde KARAOĞLAN  Bülent ECEVİT’ i rahmetle anıyoruz.

Dürüstlüğü  ile, devletçilik anlayışı ile, yurtseverliği ile halkının kalbini fetih etmiş bir siyasi insandır Karaoğlan Bülent Ecevit.

Bülent ECEVİT Türk siyasi hayatında çok önemli bir yere sahiptir,

Özellikle CHP tarihinde,

Cumhuriyet Halk Partisi, tarihte Cumhuriyet Halk Fırkası iken  devletimiz Türkiye Cumhuriyetini kurmuş bir partidir,

İktidarı döneminde Genç Cumhuriyetin  “KEMALİST  DEVRİMLERİ “ ini gerçekleştiren bir partidir.

Yani Devrimci bir partidir.

Bu devrimciliğini  çok partili demokrasi geçişinden sonra  da devam ettirmiş ancak 1960 devriminden sonra İsmet Paşanın genel başkanlığında genç bir milletvekili Bülent ECEVİT’ in  parti içindeki hareketliliği ile Ortanın solu ve daha sonrasında da Bülent ECEVİT harekatı, Demokratik Sol hareketi ile gelişen daha sonrasında da İsmet Paşa döneminin kapanması ve Bülent ECEVİT dönemi ile 1970’li  yıllara gelinmiştir.

Bülent ECEVİT’ in  Demokratik sol hareketi 1970’li yıllarda damgasını vurmuş,

Tıpkı Kemalist Devrimlerin ışığı olan Altı ok harekatında içerik olarak aynı olmak üzere isimlerini değiştirerek CHP ideolojisi olarak devam etmiştir.

Bizim gençlik yıllarımıza denk gelen,bizim kuşağın fırtına biçtiği o dönemlerde işte Karaoğlan ECEVİT olması bu nedenle TÜRK Siyesi tarihine geçmesi  olmuştur.

1974 seçimleri ile iktidar ortaklığı ve o günün koşullarındaki Kıbrıs Barış harekatı ve sonrasında ABD  emperyalizmine karşı koyması ve Demokrat partiden miras kalmış ve Adalet Partisiyle devam eden  Emperyalizm bağımlılığına karşı çıkış ve sonrasın ABD ve Ambargoları.

Ecevit harekatının en önde gelen Demokratik sol projeleri yarıda bıraktırılmış, ambargo kıskacında nefes aldırılmaz duruma getirilmiş, ülkede yarım yamalak bir hükümet ortaklığında Demokratik Sol projeler  ile devam ettirilmiştir CHP tarihinde.

Karaoğlan’ın Demokratik solu Devrimci. Milliyetçi ve tam bağımsızlıkçı laik devlet anlayışından uzaklaştırılarak “BİZİM ÇOCUKLARIN  “ darbesi ile sosyal Demokratlığa soyundurulmuş ve liberalizme kaydırılmıştır.

İşte Cumhuriyet Halk Partisinin  tarihinde KEMALİZM ile başlayan devlet kurma ve devlet yönetme anlayışı  Ortanın soluna dönüşmüş ve sonrasında Demokratik Sol düşünce ile ECEVİT önderliğindeki  Türkiye  Cumhuriyeti Devleti yönetim biçimi 1980  darbesi ile Sosyal Demokrat olan CHP bu günlere öylece taşınmıştır.1990’lı yıllarda bir Karaoğlan ruhu daha sonra  DEMOKRATİK SOL PARTİ adı altında  devam ettirilmeye çalışılsa da maalesef kuşatılmış Türkiye,Yeşil Kuşak Projesi içinde nefes aldırılmamış ve BOP projesi hayata geçirilmeye çalışılmış ve iktidara taşınmıştır.

Karaoğlan ECEVİT tam bağımsızlıkçı ve Özgür birey anlayışı içinde Kemalizm’in karma ekonomisini  bir başka ad altında sürdürmeye çalışmış,ne yazık ki emperyalizmin siyasi ve ekonomik baskısı içinde hayata geçirilememiştir.

Ne mükemmel bir ideoloji, felsefe idi  o Demokratik sol  düşünce,

Tüm ülkede bir heyecan getirmişti.

Ecevit’in   “Toprak işleyenin,su kullananındır” ilkesi,

“ Emek en yüce değerdir” ilkesi,

Köy-KENT projesi,

Haşhaş ekimi konusundaki ABD ye karşı koyması

v.s. gibi atılımlar emperyalizmi ürkütmüş ve sonuçta al aşağı edilmiştir.

Ecevit’in ölümü bile  şaibe altındadır bana göre

Uydurulmuş bir hastalık,

Bence araştırılmaya  değerdir

Turgut ÖZAL’ ın,  ECEVİT’ in  ölümleri,

Hatta son günlerde yaşanan sayın BAYKAL’ ın  rahatsızlığı.

Ancak şu anki yönetim anlayışı ile mümkün değildir

Belki  bir gün…

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ de…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya

AÇIKLANAN BÜYÜK SIRRIN İÇERDİĞİ DERSLER

Türk siyasetinin büyük [!] sırrı açıklandı:

- Meğer Anayasa kitapçığı havalarda niçin uçmuş?..

Bu konuda yıllar sonra Sözcü Gazetesi’ne konuşan eski Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, meselenin devrin Başbakanı Bülent Ecevit’le yaşadığı bir sürtüşme olduğunu kamuoyuna açıklıyor ve şöyle diyor:

- Gerilim, Fazilet Partisi’ne açılan kapatma davasıyla başladı. Ecevit iki kez gelip Fazilet’in kapatılmaması için arkadaşım olan Anayasa Mahkemesi üyelerine telkinde bulunmamı istedi. Hukukun üstünlüğüne inanan ve yıllarca o mahkemede görev yapan bir kişiye bu sözleri söylediği için kırıldım ve reddettim… Bir süre sonra yeniden gelip aynı istekte bulundu. Yine reddettim. Aramızdaki gerginlik daha da arttı. Bu durum sürerken Milli Güvenlik Kurulu’ndaki o olay yaşandı.

O olay nedir? Devrin Cumhurbaşkanı devrin Başbakanına doğru Anayasa kitapçığını fırlatmıştır. Cumhurbaşkanı, Başbakan’a bu küçük kitabı “Oku,” demektedir…

Anayasa’da okunması gereken, yargının bağımsızlığı ve üstünlüğü ilkeleridir!

Ahmet Necdet Sezer, 7 Mart 1983 tarihinde, Yargıtay üyeliğine,27 Eylül 1988 tarihinde ise, Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine atanmıştır. 6 Ocak 1998 tarihinde ise, Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilmiş [sahici] bir hukuk adamıdır.

Hukuk adamının en önde gelen niteliği nedir?

Tarafsızlığı ve hukukun üstünlüğünü en üst değer kabul eden sağlam [eğilip bükülmeyen] bir kişiliğin sahibi olmak…

Ve bu hukuk adamı Cumhurbaşkanı olduğunda kendisine bu ilkelerin dışına çıkması için yapılan telkinlere [yani baskılara] direnmiş, karşı koymuş, isyan etmiştir.

Ve bu olay, zaten erimekte olan ülke ekonomisinde zaten ucu gürünmüş olan ekonomik krizin nedeni[!] olarak gösterilmiş ve zaten kriz içinde yaşayan Türk siyasetinin üstüne yamanmıştır…

Şimdi… Türk siyasetinin bugünkü temsilcileri ve tüm yandaşları “olay”a sadece siyaset gözlüğü ile bakacaklardır…

Ve asla, gerçek bir devlet ve hukuk adamı kriteri ile dürüst, ahlaklı gerçek bir birey olma nitelikleri yapılacak yorumlara katılmayacaktır…

Oysa aralarında gerginlik oluşan kişilerden bir tanesi, parlamenter sistem içinde sorumluluk üstlenen siyasetçilerin en dürüstü, en demokratı Sayın Başbakan Bülent Ecevit…

Diğeri, hukuk sistemimiz içinde en üst yargı kurumu olan Yargıtay üyeliği ve Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak hukukun üstünlüğünün sorumluluğunu üstlenmiş Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer…

Olayın içeriği, Türk hukuk ve siyaset tarihi açısından son derece önemlidir. Hatta bir kilometre taşıdır…

İşte Türkiye, o noktalardan koparak bugünkü siyaset ve hukuk kaosunun içine yuvarlanmıştır.

Yıllar önce yaşanan olayın içeriği, sakin… soğukkanlı… ve siyasal yandaşlıklarımızı [geçici olarak da olsa] bir kenara koyarak… üstünde uzun uzun düşünmemiz gereken çok önemli bir dersler içermektedir…

Eğer gerçekten bir kişi olarak, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine kendimizi bağlı hissediyorsak bu dersleri özenle ve dikkatle sorgulamak zorundayız.

@farukhaksal42

www.haksal.av.tr

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yayınlandığı yer Av. Faruk Haksal

TÜM EMEKLİ’SEN DİDİM ŞUBESİ  VE STK‘LAR

Açı­lı­mı, sivil top­lum ör­güt­le­ri, yani STK’lar. De­mok­ra­si­mi­zin ol­maz­sa ol­ma­zı, yet­me­di sos­yal de­mok­ra­si­nin vaz­ge­çil­me­zi, de­mok­ra­tik sol, sos­yal de­mok­ra­si­nin kıl­cal da­mar­la­rı.

Tüm Emek­li Sen Didim Şu­be­si’de bun­lar­dan biri. Baş­ka­nı sayın Asaf Pı­nar­ba­şı, 26 Ey­lül­de ken­di­si­ne gü­ve­nen yol yol­daş­la­rı ile söz ko­nu­su sendi-kayı oluş­tur­muş, iyide yap­mış , ne kadar sivil top­lum ör­gü­tü o kadar de­mok­ra­tik mü­ca­de­le.

Bugün iti­ba­rı ile üye sa­yı­sı 200’ü geç­miş, ma­şal­lah, Yücel Er­do­ğan mu­ha­sip üye ola­rak bu sa­yı­yı kat kat ar­tı­ra­cak ka­pa­si­de’de, ina­nın elin­den kaçan bile kur­tul­mu­yor.

Kısa sü­re­de üç et­kin­lik ger­çek­leş­ti­ril­miş, son et­kin­li­ği­ne bende ka­tıl­dım, üye­le­ri kadın ağır­lık­lı ve eği­tim­li, iş­çi­si de, emek­li me­mu­ru bir arada. EMEKLİLER İÇİN KATKI PAYI KAL­DI­RIL­SIN DİYE yol­la­ra düş­mü­ler, emek­li­le­rin hak­la­rı­nı sa­vu­nu­yor­lar, iyide ya­pı­yor­lar, öyle ya ör­güt­lü güç, so­ru­nun çö­zü­mü­ne artı değer ka­zan­dı­rır.

Amaç­la­rı; Emek­li­le­rin hak­la­rı­nı sa­vun­mak, ve on­la­rın ör­güt­lü güç ol­ma­la­rı­nı, diğer emek­li sen­di­ka­la­rı gibi sağ­la­mak. EMEKLİLERİN KATKI PA­YIN­DAN MUAF TU­TUL­MA­SI için bir­lik­te yü­rü­yo­ruz, Cumhuriyet Meydanından baş­la­yan yü­rü­yüş, Altınkumda kah­val­tı ile son bu­lu­yor ve görev son­lan­dı­rı­yor.

Son dö­nem­de, özel­lik­le­de ola­ğan üstü hal ya­sa­sı ge­rek­çe gös­te­ri­le­rek de­mok­ra­tik hak arama yön­tem­le­ri ta­ma­men kı­sıt­lan­mış du­rum­da, STK’lara düşen görev kendi alan­la­rın­da mü­ca­de­le­le­ri­ni ka­nun­lar la devam et­tir­me­le­ri­dir. Özel­lik­le STK’lara yö­ne­lik bas­kı­lar son dö­nem­de on­la­rı et­ki­siz du­ru­ma ge­tir­miş­tir, çıkış yolu yine de­mok­ra­si­nin sı­nır­la­rı­nı ge­liş­tir­mek, ör­güt­lü mü­ca­de­le­mi­zi alan­la­ra ta­şı­mak­tır.

Müf­tü­le­re nikah kıyma yet­ki­si gibi ya­sa­la­rın geç­me­si STK’ların sı­nıf­ta kal­ma­sı­nın so­nu­cu­dur, çıkış yolu yine dev­rim­ci de­mok­ra­tik mü­ca­de­le­den geç­mek­te­dir ve bu­ra­da Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si­ne ve onun yö­ne­ti­ci­le­ri­ne çok iş dü­şü­yor, Hayır kam­pan­ya­sın­da gös­te­ri­len da­ya­nış­ma bu günde ke­sin­ti­siz ola­rak devam et­me­li­dir. CHP ‘nin ik­ti­dar yo­lun­da bu­ra­dan geç­mek­te­dir.

Ya­şa­sın de­mok­ra­tik mü­ca­de­le, ya­şa­sın sivil top­lum ör­güt­le­ri.

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş

Musa DİNÇ/ Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

EĞİTİMCİ YAZAR ZEKİ SARIHAN İLE GÖRÜŞME

Yazar Hakkında

Öğretmen ve yazar Zeki Sarıhan, 1944’te Ordu iline bağlı Fatsa ilçesinin Beyceli köyünde doğdu. 6 yıllık Akpınar İlk öğretmen Okulu’nu, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Kamu Yönetimi Lisansüstü Programını bitirdi. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaptı. Ülkenin karışık ortamından ötürü 7 yılı okul ışında geçmiş, bu arada yayıncılık gibi işler yapmıştır. Yurdun pek çok yerinde ve Almanya’da konferanslar vermiş, radyo ve televizyon programlarında Kurtuluş Savaşı’nı anlatmıştır.

Beyceli Kalkındırma Derneği, Fatsa Köycülük Derneği, Gazi Eğitim Enstitüsü Öğrenci Derneği, Ankara Yüksek Okullar Talebe Birliği, Kore Dostluk Derneği, Eğitim Hakkını Savunma Komitesi, Ulusal Eğitim Derneği’nde başkanlık, 1980’de arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Öğretmen Dünyası dergisinde uzun yıllar yöneticilik yapmıştır.

Kurtuluş Savaşı tarihi, eğitim, anı, deneme gibi türlerde yayımlanmış 37 kitabı bulunan Sarıhan’ın çalışmalarından Kurtuluş Savaşı Günlüğü 1990’da Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü’ne, Kurtuluş Savaşı Kadınları 2006 Yunus Nadi Sosyal Bilimler Ödülü’ne, Milli Mücadelede Maarif Ordusu 2014’te Nafi Atuf Kansu Eğitim Araştırmaları Ödülü’ne değer bulunmuştur.

1993’te emekli olmuştur. Evli ve iki evlat babasıdır. Ankara’da oturmaktadır.

Öğretmen Dünyası Dergisi’nin bir dönem Diyarbakır Temsilciliğini üstlenmiştim. Sayın Zeki Sarıhan ile yollarımız o zaman kesişmişti. Dile kolay 25 yıla yakındır dostluğumuz aynı tazelikte sürüyor. Yazılarını severek ve beğenerek okuyorum. Özü, sözü birdir. Mevlana’nın sözü sanki onun için söylenmiştir: “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.”

Onun dünya görüşünü beğeniyor ve takdir ediyorum. O aynı zamanda çok iyi bir araştırmacıdır. Yazdığı her yazının mutlaka hakkını verir ve taşları yerine oturtur. Çok değerli ve saygı duyduğum bir eğitimci ve yazın emekçisidir. Üretkendir, kalemi güçlüdür, yazı dili arıdır. Hep yararlı olma ilkesi gözeten, evrensel değerleri her şeyin üstünde tutan Sayın Zeki Sarıhan’la Röportaj yapmak, benim gibi bir dostu için, bir ayrıcalıktır.

Musa DİNÇ: Eğitimcisiniz, ama aynı zamanda objektif siyasi analizlerde yapıyorsunuz; eleştiri kültüründen yoksun bir toplumda, stresi göğüslemek zor olmuyor mu?

Zeki SARIHAN: Şu sıralar yayımladığım ‘Biraz da ezber bozalım’ yazılarımdan söz ediyor olmalısınız. Ezber bozmak kolay iş değil. Kırk yıllık dost bildiğim bazı arkadaşlardan bir kısmı bu ezberleri dolayısıyla bana karşı hücuma geçtiler. Olsun. Hamama giren terler! Gerçek eninde sonunda kendini kabul ettirir.

Yayınlandığı yer Musa Dinç
Pazartesi, 06 Kasım 2017 08:25

Vurun bakalım abalının sırtına

Vurun bakalım abalının sırtına

Bu ülkede ilk yapılması gerekenlerin başında vergi reformu gerekiyor. Alınan vergilere bakıldığında, en büyük verginin dar gelirli vatandaş ve çalışanın üzerinden alındığını görüyoruz. En büyük vergi tahsilatı yakıtta gerçekleşiyor. Bunca dostumuzun olduğu söylenen Arap ve Ortadoğu ülkelerinden getirilen petrol ürünleri, ne hikmetse ülkemize girdikten sonra el yakacak halde halkın kullanımına sunuluyor.

Vurun abalının sırtına diyerek, abalı gördükleri vatandaşın sırtında patlıyor zamlar ve vergiler. Üç kuruşluk araçlara binerek, deposunda taşıdıkları gaz bombası ile, camdan sol kolunu sarkıtarak, sonuna kadar açtığı Ankara oyun havaları ile hava atan zavallı gariban, ödediği bedellerle ne kadar zararda olduğunun adeta farkında değil. Aracı zamlarla besleniyor, vergilerle yürüyor, kendisi ise afyon yutmuş gibi ayakta uyuyor.

Vergiler toplandıkça ülkenin ekonomisi rahatlar. Bizde öyle değil. Vergilerin adil biçimde toplanması mümkün değil. En rahat verginin vatandaştan toplandığı bir gerçek. Zengin ve iş sahiplerinden vergiler istenildiği gibi toplanmıyor. Nasıl olsa bir vergi affı ile bu işi çözerim zihniyeti ile hareket edildiğinden, devletin bütçe açık vermeye mahkum bırakılıyor.

Enflasyonun çift hanelere gelmesini sivri bibere bağlayanlar, işin aslının zamların neticesi olduğunun farkında bile değil. Farkında da söylenecek söz bulamayınca işin özü bu yana kayıyor. Artan zamlar şu günlerde karşımıza çıkan enflasyon canavarını yükseltirken, enflasyon ise, faizlerin yükselmesine neden oluyor.

Faiz lobisiymiş. Ben mi yarattım faiz lobisini yoksa vatandaş mı? Biz bu ceremeyi çekerken, Avrupa’daki insanlarla eşit görülüyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Avrupa’da yaşayan vatandaşların asgari ücretiyle, ülkemizde beş ay babalar gibi tatil yapabiliyor. Bunun örnekleri Ege ve Akdeniz bölgelerinde var. Bunun örneklerini isterseniz anlatayım. Ege’de ev sahibi olmuş İngiliz vatandaşı, İngiltere’nin en avam kesiminden gelenlerdir. Aldığı emekli maaşı bizim emekli maaşının neredeyse on katı. Bu para ile harcayacak yer bulamıyor. Bizim insanımız ise değil harcayacak yeri, parasını dikkatli harcamazsa aç bile kalabilir.

 

Bizim vatandaşımız, kırk derecelik güneşin altında pazara yürüyerek giderken, İngiliz ise kiralama şirketinden araç kiralayarak işlerini görüyor.  Aradaki fark bu derece bariz. Dengesiz bir tüketim politikası izliyoruz. Bir yandan araba sektörü yeni üretim yaparken, diğer taraftan vatandaşın eski aracına göz dikerek, satışı arttırma yönünde yeni müşteri arıyoruz. Üstelik de araç bedelinin yarısından fazlasını vergilendirerek. Bununla da bitmiyor. Araç sattığımız insandan MTV vergisi ve sigorta bedellerini ümüğünü sıkarak alıyoruz. Bazen diyorum da anlamak ne mümkün. Ne akıllı bir milletiz biz ya.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Sayfa 1 / 2