23 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Rastgele Galeriler

Reklam

Tarihe Göre Haberler

« Kasım 2017 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Konuk Yazar

Konuk Yazar

Web sitesi adresi:

Perşembe, 05 Ekim 2017 14:31

Demokrasi

Demokrasi

 

Demokratik haklar, özgürce kullanıldığında demokrasiden söz edebiliriz. Aksi olsa ne denir; ‘cici demokrasi’ denir ki bu durumda haktan, hukuktan, adaletten söz edilemez. Demokrasi kuralları, kurumların belirlediği anayasal haklarla belirlenir. Seçme ve seçilme hakkı da il ilçe seçim kurulları ve yüksek seçim kurulunun kararı son mercidir. Seçimlerin yasal olup olmadığına karar verirler. Şu günlerde garip işler oluyor; İstanbul Belediye Başkanı ve sırada olanlar var. Bir gerekçe sunmadan görevlerinden istifa ediyorlar. ‘Açıklama yapmadıysa ne var bunda’ diyebiliriz, aslında çok şey var; Kadir Topbaş’ın hiç bir sağlık sorunu yok ama verdiği beyanat düşündürücü ve soru işaretleri de var. Bir şirket düşünün; şirketin CEO’sunun görevine son verilecek. ‘Tazminat talep etmeyin; biz size ikramiye verelim. İstifanızı siz verin ki piyasada önünüz açık olsun.’ Ülkemizde antidemokratik partiler ve seçim yasalarının geçerli olması, genel başkanın ve parti meclisi üyelerinin onayı ile adaylar tayin ediliyor ve görevden alınıyorsa herhangi bir şirketten ne farkı var? Şu farkı var: Şirketler kar-zarar üzerine ar-ge projelerle varlığını sürdürür. Siyasi partiler insan odaklı; halkın refahı, mutluluğu, bağımsızlığı, bireylerin özgürlüğü, geleceği için programlarla yurttaşların karşısına çıkar. Demokrasi, demokratik uygulamalarla varlığını sürdürür. Şimdi işin özüne gelelim: Siyasi partiler Millet Vekili ve Belediye Başkanı’nı Genel Merkez belirliyor ise; halk mı seçmen yoksa oy veren mi seçmeni seçendir ? Kendi adayını seçer, o zaman seçmen olur. Demokratik hakkını kullanmış olur. Burada da halkın iradesi değil; hükmedenlerin iradesi var. Ne demek bu: siz bilmezsiniz, biz sizin yerinize düşündük. Siz gidin tıpış tıpış oyunuzu verin. İşte cici demokrasi uygulaması: oy veren değil, önemli olan seçmen olmak. Gerisi tırı vırı.

Salı, 19 Eylül 2017 10:15

HEYKEL

HEYKEL

Heykel antik çağdan günümüze kadar gelen inanç ve devlet yöneticilerini karşı duyulan sevgiyi taşlandırma adına yapılan sanat eseridir.

İslam anlayışında putlara tapıldığı için yıkılmıştır. Bu başka bir olaydır. Tapınma sadece yaratana olur. İnancını taşır dolayısı ile put ile heykelin mesajı ayrıdır.

Zamanın ruhuna uygun yapılan uygulamalarda, öyle eski Mısır firavunlarının iç organları alınarak mumyalanır, mezara öyle konurdu. Böyle bir uygulama bizim inancımızda kültürümüzde varmı? Yok.

Kanuni’nin Belgrat seferine bakanlım. Kanuni  vefat edince neler olmuş?  Hangi sebeple olursa olsun, ölümü ordudan gizleniyor. İç organları alınıp cesedini ilaçlayıp, bir nevi mumyalanıp otahumayında ceset tahta oturtuluyor. Belgerat seferi sonlanıyor. Kanuninin naşı Peyitah da (İstanbul) defnediliyor. Böyle bir hal bizim inancımızda kültürümüzde var mı? Yok. İşte zamanın ruhu.

Heykellerin dili ayrıdır. Sembol kahramanlık mesajları verir. Ülkenin gününe ve gelecek nesillere bir çocuğun elinde kitap ne söylüyor dersiniz, bu heykelin illa dilimi olmalı, o halde kırın bütün robotları konuşuyorlar, savaşıyorlar. Heykellerin tarzı tavrı ile ve duruşu ile verdiği mesajlar ayrı ayrıdır.

İki belediye, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın heykel ve büstünü meydanlara koydu. Ne amaçla koymuş olursa olsun, karşı bir itiraz Recep Tayyip Erdoğan’dan. Derhal kaldırın bizin kültür ve geleneğimizde yok. Tam da Atatürk heykellerine saldır yapıldığı günlerde. Yetmiyor tekbir nidaları ile cenazeye saldırmak hangi dinde ve kültürtürde var. Amamsın fakatsız insanlığı bittiğinin resmidir.

Akıl tatilde araki bulasın.

Güzel bir Türkiye’de yaşamak umuduyla....

Pazartesi, 18 Eylül 2017 15:54

HAYAL

HAYAL

İnsanların farkılı dönemlerde farklı hayalleri olur. Çocukken geçici hevesleri diye aldırış etmeyiz, anlayamayız. Çünkü yetişkinler çocukların penceresinden bakmayız ki.

Peki bunun farkına ne zaman varırız.

Bir ülke yönetimi, şirket tarafları olduğunuz kulüp Belediye Ah ben olacağım ki oysa bunun hayalini kurmanın da farklı yollarının da olduğunu. Kendini tanımaktan geçtiğini anladığımız o zaman daha objektif değerlendirmede bulunuruz.

Önemli olan düşünce amaç.

Hürriyet Gazetesinin seyahat ekinde. “Eğer yaz bitti diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, Güneşin, denizin tadını almak istiyorsanız, en güzel sahillerimiz” başlığında tatil sayfası düzenlemiş. Didim’in adının geçmemesi içimi acıttı.

Güneşi, Denizi, güzel koyları ve Astıma iyi gelen havası ile doğal tedavi merkezi olan, Yurdumuzun cennet köşesi olduğumuzdan itirazı olan yoktur herhalde.

Didim’in bir farklılığı da Tarih ve Kültürüdür.

Antik Didim Ege uygarlığının bir parçasıdır. Kimlerden bizlere tarihi miras kaldığını çok önemlidir. Dahası Düşüncenin (Felsefenin) babası Miletli TALES...

TALES BİZE, BİZDEN MİRAS. İşte tarih kültür. Didim’in diğer tatil yerlerinden farklılığıdır. Önemli olan yaşadığımız topraklara farklı pencereden bakmak, görmek. Apollon, İnanç merkezi, Kahinler beldesi, Beşparmak dağlarında kaya yazılar, Kutsal Yol. İşte benim hayalim Turizmi 4 aydan 12 aya yayılması, buna inanıyorum. Çocuklarımızın hayallerinide önemsemek, dinlemek, bireysel düşünceden toplumumuzun mutluluğu yönünde kurgulamak almalı. Hayal fakirin ekmeyi, ye mehmet ye dese de. Hayal kurmaktan vaz geçmeyin.

Yaşanır bir TÜRKİYE hayal edin.

Her şeyin be­da­va ol­du­ğu bir se­zo­nu daha ta­mam­la­dık. Artık sezon bitti. Ya­ban­cı tu­rist zaten yoktu. Türk­le­ri de tem­muz ağus­tos dı­şın­da arada bu­la­sın. Koca bir sezon topu topu 35 - 40 gündü. O da bitti.

 

Her şey be­da­vay­dı. Yük­sek se­zon­da,tem­muz ağus­tos ay­la­rı­nın or­ta­sın­da Rus acen­ta­nın yet­ki­li­si gün­lük 20 do­lar­dan (70 lira) Her­şey Dahil otel arı­yor­du. Yok artık de­me­yin,bu­la­bil­di,hem de bir çok otel­ci oda ve­re­bil­mek için sı­ra­ya girdi. Şa­şır­ma­nın an­la­mı yok; Türk­le­rin kapı müş­te­ri­le­ri­ne 80 li­ra­dan Her şey Dahil ve­ri­len bir yerde,el­bet­te grup ha­lin­de gelen Rus­la­ra 70 li­ra­dan Her şey Dahil ve­ri­lir.

Hani,halk ara­sın­da denir ya,"so­nun­da şe­yi­ni çı­kar­dık". Biz bunu Didim için söy­le­ye­bi­li­riz,so­nun­da bk."unu çı­kar­dık. Yet­miş li­ra­ya Her­şey Dahil yatak verip,son­ra­da tu­rizm yap­tık di­yo­ruz. Bir Rus için Didim adeta cen­net, 20 dolar ve­ri­yor,bir anda Her şey Be­da­va olu­yor. Gece oda­sın­da ya­tı­yor,ban­yo­su­nu ya­pı­yor,kli­ma­sı­nı ça­lış­tı­rı­yor,sabah kah­val­tı­sı,öğle ye­me­ği,akşam ye­me­ği,günün her saati meş­ru­bat,çay kahve,içki,hatta su bile hepsi için­de 20 dolar. Yani,20 do­la­ra yat­tı­ğı yer­den elini uza­tı­yor,ne is­ter­se be­da­va. Zaten ona cen­ne­ti de böyle tarif et­miş­ler­di.

Rus"a böy­le­de,yer­li­ye fark­lı mı. Ondan sa­de­ce 10 lira fark alı­nı­yor. O da kapı müş­te­ri­si ol­du­ğu için,tek tek gel­di­ğin­den. Grup ha­lin­de gel­se­ler,60 li­ra­ya bile yer bu­la­bi­lir­ler. Koca koca beş yıl­dız­lı otel­le­rin,Mayıs Ha­zi­ran ay­la­rın­da dok­tor­lar,kır­ta­si­ye­ci­ler,ec­za­cı­lar gibi ka­la­ba­lık grup­la­ra,Bul­gar­la­ra,Ro­men­le­re kaç li­ra­ya Her şey Dahil ver­dik­le­ri­ni bil­me­yen mi var. Or­ta­la­ma 60 - 70 li­ra­nın üs­tün­de fiyat duyan mı var?

 

Bat­mı­şız­da ha­be­ri­miz yok. Bu yüz­den şehir için­de­ki küçük otel­ler birer birer apart­man olu­yor. Sa­hi­bi ba­kı­yor,mas­ra­fı­nı bile çı­ka­ra­mı­yor,mü­te­ah­hi­de verip kur­tu­lu­yor. Sıra beş yıl­dız­lı büyük otel­le­re gel­di­ğin­de ne ola­cak. On­lar­da şimdi yerli tu­ris­te kal­dı­lar. Ya­ban­cı yok artık. Olsa bile çok ucuza ge­li­yor. O da sa­de­ce yük­sek se­zon­da. Yerli tu­rist kime yeter,pa­ra­sı kı­sıt­lı ga­ri­ban hal­kı­mız dev te­sis­le­ri bes­le­ye­bi­lir mi? O otel­ler mü­te­ah­hi­de ve­ri­le­mez. Okul mu olur,has­ta­ha­ne mi olur,çü­rü­me­ye mi ter­ke­di­lir,ya­şa­yıp gö­re­ce­ğiz.

Es­ki­den de İngi­liz tu­ris­te otel­ler ucuza ve­ri­li­yor­du. Yük­sek se­zon­da 10 pound,düşük se­zon­da 5 - 6 po­un­du geç­mi­yor­du. Ama bunun bir man­tı­ğı vardı,bir ka­zan­dı­ran farkı vardı. İngi­liz,klima için 4 pound,kasa için 2 pound fark ödü­yor­du. İngi­liz müş­te­ri para har­car. Ye­mek­le­ri­ni yer,bütün gün iç­ki­si­ni içer. Ona bira,votka be­da­va de­ğil­di. Ye­mek­te be­da­va de­ğil­di. Meş­ru­bat ta be­da­va de­ğil­di. Hatta su bile üc­ret­liy­di. İyi bir Barı ,düz­gün bir res­to­ra­nı olan otel para ka­za­nı­yor­du. Ote­lin gi­de­ri azdı. Ver­di­ği­nin pa­ra­sı­nı ala­bi­li­yor­du. Hiç­bir şey be­da­va de­ğil­di. Sa­de­ce otel­ci değil,çevre es­naf­ta para ka­za­nı­yor­du. Ama şimdi Her­şey Dahil icad edil­di. Es­ki­den üc­ret­li olan her­şey şimdi be­da­va oldu. Ka­za­nan kal­ma­dı. Hatta öyle bir nok­ta­ya ge­lin­di,her­kes kay­be­den ha­li­ne geldi. Ba­tı­yo­ruz da,hep bir­lik­te ba­tı­yo­ruz. Küçük otel­le­rin müş­te­ri­le­ri­ne göz dikip,her şeyi be­da­va ya­pa­rak ken­di­le­ri­ni kur­ta­ra­cak­la­rı­nı sanan büyük otel­le­rin du­rum­la­rı­nı önü­müz­de­ki yıl­lar­da gö­re­ce­ğiz. Artık bil­me­yen mi kaldı ;Mayıs - Ha­zi­ran otel­ler boş veya çok ucuza grup müş­te­ri­si bu­la­bi­li­yor­lar. Sezon yerli tu­ris­tin gel­me­ye baş­la­ma­sıy­la 15 tem­muz­da baş­lı­yor,20 ağus­tos­tan sonra gi­riş­ler ke­si­li­yor,ey­lül­le bir­lik­te yerli tu­rist bi­ti­yor. Hem de öyle bir bi­ti­yor ki,kimse kal­mı­yor. Yerli tu­ris­tin tem­muz - ağus­tos dı­şın­da tatil alış­kan­lı­ğı yok. İşi var,ço­cuk­la­rı­nın okulu var. Yaz­lı­ğın­da bile dur­maz. Para verip,otel­de ne ara­sın. Artık koca koca otel­ler eylül so­nu­na doğru ka­pa­nır ha­li­ne geldi. Sezon iki aya düştü.

Büyük otel­le­rin yerli tu­ris­ti kap­mak için kış in­di­rim­le­ri % 40"ları bu­lu­yor. Beş yıl­dız­lı bir ote­lin,tem­muz ağus­tos ay­la­rı için ultra Her­şey Dahil kış ay­la­rın­da alı­nan re­zer­vas­yon fi­ya­tı or­ta­la­ma kişi başı 150 TL"yi geç­mez. Buna 12,hatta 14 ya­şın­da kazık kadar iki ço­cuk­ta dahil. Yani dört ki­şi­lik bir aile yük­sek se­zon­da 300 li­ra­ya whis­ki­nin bile ve­ril­di,24 saat açık bü­fe­li bir otel­de ka­la­bi­lir. Evden ucuz.

Böyle bir iş­let­me­ci­lik an­la­yı­şı sür­dü­rü­le­mez. Bu otel­le­rin öden­me­si ge­re­ken kre­di­le­ri var. Otel­le­rin yedi yılda bir ye­ni­len­me­si ge­rek­mek­te­dir. Gi­der­le­ri çok faz­la­dır. Böyle iş­let­me­ler çark­la­rı­nı bir kaç yüz li­ray­la dön­dü­re­mez. Onlar ka­ra­ya vu­rur­ken peş­le­rin­den çok ki­şi­yi,te­si­si,iş­let­me­yi de sü­rük­ler­ler. 22 yıl­dır bu işi ya­pı­yo­rum. Böyle bir tu­rizm­ci­lik sür­dü­rü­le­mez. Hele kavga edip,Av­ru­pa­lı tu­ris­ti ka­çı­ra­rak hiç devam et­ti­ri­le­mez. So­nun­da ote­li­ni tem­muz ba­şın­da açıp,ağus­tos so­nun­da ka­pa­tır­sın veya ka­pat­mak­tan beter olur­sun.

FERDA AYKAN

Ha­zi­ran­da Şeker bay­ra­mı geldi ve bitti. Az çok yerli tu­rist geldi. Sonra su­ku­net; 15 tem­mu­za kadar otel­ler­de yerli tu­rist çok azdı. Asıl yo­ğun­luk 15 tem­muz­dan sonra baş­la­dı. Ve 20 ağus­tos­ta Al­man­cı­la­rın dön­me­siy­le bir­lik­te otel do­lu­luk­la­rı tek­rar düştü. Şimdi önü­müz­de Kur­ban bay­ra­mı var. Bir kaç gün tek­rar bir do­lu­luk ya­ka­la­na­cak ve sonra 4 ey­lül­de her şey bi­tecek. Bay­ram­dan sonra yerli tu­ris­ti ara da bu­la­sın. Okul­lar açı­lı­yor. Yaz­lık­la­rın­da olan­lar bile dö­necek. Tu­riz­min son haf­ta­sı ey­lü­lün ilk haf­ta­sı ola­cak.

Daha şim­di­den bir çok otel ka­pan­ma ha­zır­lık­la­rı­na baş­la­dı bile. Bay­ram­dan sonra per­so­nel azal­ta­cak­lar. Yeni gi­riş­ler ol­ma­dı­ğı için son kalan bir kaç oda­nın çı­kı­şı­nı bek­le­ye­cek­ler ve sonra otel­ler ka­pa­na­cak. Otel­le­re ba­ğım­lı olan res­to­ran,cafe ve çe­şit­li iş yer­le­ri­ni de ayın kader bek­li­yor. Didim"de bize bize ka­la­ca­ğız. Didim in­sa­nı­nın sa­yı­lı gücü,ka­pa­si­te­si, im­ka­nı ve sa­yı­sı bu kadar iş ye­ri­ni dol­du­ra­bi­lir mi? Kış­tan bi­li­yo­ruz ki,dol­du­ra­maz. Bu yüz­den bir çok iş yeri ka­pan­ma­sa ve kış dö­ne­mi­ne gi­recek,kış uy­ku­su­na ya­ta­cak. Per­so­nel azal­ta­cak,mas­raf­la­rı kı­sa­cak ve ayak­ta kal­ma­ya ça­ba­ya­la­cak.

 

Bu mu tu­rizm?

Ben Didim"de oteli ilk aç­tı­ğım yıl­lar­da,Be­le­di­ye iş­yer­le­ri­nin Nisan ayın­da da açıl­ma­sı için top­lan­tı­lar dü­zen­li­yor­du. Mayıs geldi mi,tüm iş­yer­le­ri açı­lır,otel­ler dolar ve yo­ğun­luk ekim so­nu­na kadar devam eder­di. Şimdi ise,otel­ler Ha­zi­ran or­ta­la­rın­da açı­lı­yor,ey­lü­lün ilk haf­ta­sın­da ka­pa­nı­yor. Top­la­san 2,5 ay. İş ya­pı­lan süre ise 15 tem­muz­dan - 20 ağus­to­sa kadar hepsi hepsi 35- 40 gün. 10 ay işsiz güç­süz,boş boş bekle ve so­nuç­ta 35 - 40 gün iş ya­pa­rak ge­çin­me­ye çalış.

 

Bu mu tu­rizm ?

Bu feci durum sa­de­ce Didim"de mi? Bod­rum,Ku­şa­da­sı,Mar­ma­ris"te aynı du­rum­da. Hatta An­tal­ya"da ben­zer sı­kın­tı­la­rı ya­şı­yor. Koca koca otel­ler kış ay­la­rın­da yerli tu­ris­ti ka­pa­bil­mek için bo­şu­na mı, % 40 - 45 erken re­zer­vas­yon in­di­rim­le­ri uy­gu­la­dı­lar.Sa­de­ce İndi­rim­ler bu ka­dar­dı; en az % 20 - 15 acen­ta ko­mis­yon­la­rı,ne­re­dey­se iri bir pan­si­yon fi­ya­tı­na oda sat­tı­lar. İkisi kazık kadar çocuk,dört ki­şi­ye koca koca 5 yıl­dız­lı,Her­şey Dahil otel oda­la­rı­nın 300 li­ra­ya erken re­zer­vas­yon­la pa­zar­lan­dı­ğı­nı bil­me­yen mi var. Bu kadar ka­la­ba­lık bir aile evin­de kalsa bile daha fazla para har­ca­ya­bi­lir.

 

Tem­muz so­nun­da,Ağus­tos ba­şın­da ve önü­müz­de­ki bay­ram­da,topu topu bir kaç hafta do­lu­luk ya­şa­yan,mil­yon­lar­ca insan Bod­rum"a aktı diyen Bor­dum"lar mayıs ve ha­zi­ran ay­la­rı­nı,tem­mu­zun ilk iki haf­ta­sı­nı,boş Bod­rum so­kak­la­rı­nı,boş so­kak­lar­da, dük­kan­la­rı­nın önün­de şi­ka­yet eden es­na­fın söz­le­ri­ni,üç ku­ru­şa dol­du­rul­ma­ya ça­lı­şı­lan ıssız otel­le­ri ne çabuk unut­tu­lar. Unut­sa­lar bile,ge­lecek yıl mayıs ve ha­zi­ran­da kom­şu­la­rı­mı­za tek­rar ha­tır­lat­mak fır­sa­tı bu­la­bi­le­ce­ğiz. Veya şimdi Eylül ne ola­cak,hele ekim ne ola­cak? Hani ne­re­de o Bod­rum"a akan mil­yon­lar de­me­ye­ce­ğiz mi? Kimse baş­ka­la­rı­nı,en başta kendi ken­di­ni kan­dır­ma­sın.

Böyle bir tu­rizm sür­dü­re­bi­lir mi?

Ya­la­ka tu­rizm der­nek yö­ne­ti­ci­le­ri ik­ti­da­ra ya­ra­na­bil­mek için atıp tu­tu­yor­lar. Yok,bu yıl artış ya­ka­la­mı­şı­sız,gelen tu­rist sa­yı­sı % 15 art­mış. Evet,tem­muz ağus­tos ay­la­rın­da Kaf­kas halk­la­rı­nı üç beş do­lar­la otel­le­re top­lar­san el­bet­te sayı ola­rak art­tı­rır­sın. Ya tu­rist ba­şı­na düşen har­ca­ma, O niye 630 do­lar­la­ra kadar düştü? Ya para har­ca­yan Av­ru­pa­lı tu­rist sa­yı­sın­da neden % 12 ek­sil­me var?

Şimdi eylül geldi. Düğün der­nek bitti. Türk­ler ev­le­ri­ne dö­nü­yor. Ta­ti­le henüz yeni yeni çık­ma­ya baş­la­mış Kaf­kas in­sa­nı tem­muz - ağus­tos dı­şın­da gel­mez. Uk­ray­na desen bir avuç ülke,tüm nüfus gelse ne ola­cak. İranlı da alış­ve­riş için Ege"ye,An­tal­ya"ya gel­mez. Hele de­ni­ze gir­me­yen,gü­neş­len­me­yen Arap tu­ris­tin, An­tal­ya"nın kum­sal­la­rın­da,otel­le­rin­de ne işi var. Av­ru­pa­lı ol­maz­sa,sa­hil­le­ri­miz­de tu­rizm bitti de­mek­tir. Ya­kın­da otel­ler peş peşe ka­pan­ma­ya baş­lar­sa,şa­şır­ma­mak ge­re­kir.

Bu yıl Ak­de­niz ve Ege böl­ge­sin­de az mik­tar­da Alman ve Av­ru­pa­lı tu­rist gö­rül­müş­se de,ge­lecek yıl bun­la­rı da bu­la­ma­ya­ca­ğız. Bun­lar gel­mek zo­run­da olan tu­rist­ler­di. Nisan ayın­da,re­fe­ran­dum sı­ra­sın­da ara­mız­da Av­ru­pa ile çıkan kav­ga­dan önce re­zer­vas­yon­la­rı­nı yap­tı­ran tu­rist­ler­di. İptal ede­me­dik­le­ri için zo­run­lu ola­rak gel­di­ler. Bir ba­ka­lım,bir kulak ve­re­lim aynı in­san­lar ge­lecek yıl için ne di­yor­lar. Tür­ki­ye"ye gel­mek is­te­yen­le­rin sa­yı­sı ne kadar.

Evet, 4 eylül iti­ba­riy­le Türk­ler gi­di­yor. Didim"de İngi­liz­ler­de yok.

No"lacak şimdi.

 

Ferda Aykan

Perşembe, 03 Ağustos 2017 12:24

İNGİLİZ YOK,YERLİYE KALDIK

İNGİLİZ YOK,YERLİYE KALDIK

Didim turizm destinasyonu olarak İngiliz turistle adını duyurmuş bir şehirdir.  Uzun yıllar Didim"in şehir içi otellerini İngilizler doldurdu. Bu nedenle Altınkum ve çevresinde onlarca otel yapıldı. Bu otellere konaklamak için gelen İngilizlerin sadece otel sahiplerine hayrı dokumadı. Şehrin restoranlarını,cafelerini doldurarak esnafa ve Didim"lilerede faydalı oldular. Şehir halkı yazın turizmden kazandığını,kışın harcayarak seneyi geçirmeye alıştı. Uzun yıllar Didim"in ekonomisi bu şekilde sürüp gitti.

Daha sonra İngilizler çok alıştıkları Didim"den ev almaya başladılar. Bir anda inşaat patlaması yaşandı. Şehrin her köşesine binalar yapıldı,yüzme havuzlu siteler kuruldu. O günlerde emlakçi sayısı öyle rakkamlara ulaşmıştı ki,4,5 milyonluk İzmir"in emlakçi sayısını geçti. Ev alımları ile birlikte bu evlere eşya satan mağazalarda açıldı. Mobilyacılara,beyaz eşyacılara gün doğdu. Evler bir seferde,toptan olarak döşenmeye başlandığından caddelerden ağzına kadar eşya dolu kamyonetler geçmeye başladı.

Ancak güzel günlerin sonu aniden geldi. İngilizler çok çeşitli nedenlerden dolayı,en başta onlara yapılan hatalardan dolayı ilk olarak ev almaktan vazgeçtiler,sonrada evlerini satıp gitmeye başladılar. Bir ara 13 bine yaklaştığı söylenen İngilizlere ait evlerin sayısı her sene hızla düşmeye başladı. Günümüzde kaç tane olduğu bilinmiyor ama sayını çok azaldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kalan bir avuç İngiliz ise eskisi gibi aylara yayılan sürede evlerinde yaşamak istemiyor. Aradıklarını bulamadılar. Mutlu olamadılar. Türk komşuları ile anlaşamadılar. Havuzları kapandı. Elektirikleri kesildi. İngiliz komşuları Didim"i terketti.

Didim"in otelleri de benzer bir süreç yaşadı. Zaten bir çoğu otel olarak uygun olmayan projelerle yapıldığından ve pasiyondan öteye gidemeyecek yapılar olduklarından,ekonomik ömürlerin tamamlayarak yıkıldılar ve küçük arsalarında küçük apartmanlar haline dönüştüler. Bu dönüşüm hızlanarak hala sürmektedir. Önümüzdeki kış bile çok sayıda otel yıkılacaktır. Sahipleri arsalarını müteahhitlere çoktan vermişler,sezonun bitmesini,inşaat yasağını kalkmasını beklemektedirler.

Kalan otellerin büyük kısmı ise kendilerini yenilememiştir. Tadilat yapmamışlar,sahipleri sezonu kapatıp Didim"den ayrılmıştır. Daha sonrada nisan ayında bir miktar boya,bir kaç tamiratla oteller açılmıştır. Çoğu tarihi eser görünümündedir. Kullandıkları,sahip oldukları inşaat malzeleri artık üretimden  kalkmış eski model malzemelerdir. Binalar ve odalar bakımsız kalmış ve eskimiştir.  Haklı olarak söz konusu otel sahipleri artık kazanamadıklarını,otellerini yenileyecek güçleri olmadığını söylemektedirler.

Avrupalı bu otellerden çekilmiştir. Bu gün Didim"de İngilizlere hizmet veren şehir içi otel sayısı bir elin parmak sayısını geçmez.

Geçmişin anlı şanlı küçük otelleri ya yıkılmış,ya da Türk turiste dönmüştür.

Kimse aksini söyleyemez yerli turistin sayısı bu otellere yeterli değildir. Biraz ekonomik gücü olanlar,zaten kriz nedeniyle fiyatları çok düşmüş,kış aylarında Erken Rezervasyon adı altında % 40 - 45 indirimler yapan 5 yıldızlı otellere gitmektedirler. Didim"in küçük şehir içi otellerine gelen yerli turistler ekonomik durumları ,ya fiyatları ucuzladığı halde bu 5 yıldızlı otellere bile gidemeyecek durumda olanlarda,ya da geç kalmış,tatillerini bir iki güne indirmiş gezgin yerli turistlerdir. Otellerde kalış süreleri 2 veya 3 güne düşmüştür. Yakın bölgelerden hafta sonları gelip,bir iki gün Altınkum"da konaklayıp,tekrar aynı hızla geri dönmektedirler.

Kimse kendisini kandırmasın. Otel fiyatları,yerli turisti kapabilmek için "yerlerde sürünmektedir".  Herşey dahil yatak fiyatları kişi başı 80 liraya kadar inmiştir. Alkolsüz Herşey Dahiller icat edilmiştir. Otelciler,çok kısa bir süreye yayılan sezon içinde otellerine yerli turist kapabilmek için ne yapacaklarını şaşırmışlardır.  Artı herkes bilmektedir ki,Didim"in yerli turiste dayanan sezonu temmuz ortalarına da başlayıp,20 ağustos sonrasında hızla azalarak,eylül başına kadar sürmektedir. Yani, 35,zorlayarak söyleyelim 45 gündür. Bundan bir gün fazla olduğunu kimse iddia edemez.

Böyle bir ekonomik şartlara hiç bir işletme uzun süre dayanamaz. Görünen o ki,otel sayısı aynı hızla azalmaya devam edecek ve yakın bir gelecek,gerçek ihtiyaç sayısına kadar inecektir. Bu da en fazla 10 - 15 oteldir. Bunlarında bakımlı olması,tadilatlarını yaparak,yenilenmeleri tamamlamaları gerekmektedir. Ancak az sayıdaki böyle oteller yaşama şansını bulabileceklerdir.

Peki,bu otellere gelen turistlerden ekmek yiyen,onlara cafelerinde,restoranlarında,kebapçılarında hizmet veren,hediyelik eşya satmaya çalışan esnafa ne olacaktır. İşte onların geleceği Allaha emanettir.

FERDA AYKAN

 

 

Salı, 01 Ağustos 2017 12:05

TURİZMDE NELER OLUYOR.


TURİZMDE NELER OLUYOR.

Uzun süredir,Mavi Didim gazetesine yazmıyordum. Yazacak fazla bir şey olmadığından yazmıyordum. Didim"de hayat fazla bir değişiklik olmadan,her sene bir sene önceki gibi devam edip gidiyordu. Ancak geçen sene ve özellikle bu sezon hiç bir sezonla mukayese edilemeyecek kadar farklı oldu. Bunu nedenlerini incelemek,gelecek yıllara da ışık tutacaktır. Bu bir kaç yazı ile bu araştırmayı yapmaya çalışacağım.

Didim"de,Panormos Hotel nedeniyle 23 yıldır turizmcilik yapıyorum. Artık Didim"lilerin turizm duayeni olduğumu düşünüyorum. Elbette buna ben değil,yine Didim"ler karar verecek,takdir edecektir. Ben ancak bilgilerimi ve görüşlerimi paylaşabilirim.

Turizm bölgelerinde yaşayanlar,bunlara sadece Ege değil,Antalya bölgeside dahildir,turizmde yaşanan sıkıntının nedenlerini ve nerelere kadar varacağını merak etmektedirler. Herkes bir şekilde turizmdeki gerilemeden etkilenmektedir. Turizmin sorunları geçen yıl başlamıştı. Rusların gelmemesi,özellikle Antalya bölgesinde büyük bir çöküşe neden olmuştu. Bu yıl Rusların yarısı gelse dahi,bu defa Avrupalı turistte büyük bir azalma yaşanmaktadır. Bu da sadece Antalya bölgesini değil,Ege"yi de etkilemektedir.

Bu sezon başta Alman olmak üzere Avrupalı turist yok denecek kadar azdır. Bu azalmanın başlıca nedeni AlmanyaYla olan kavgamızdır.Almanların,özellikle Alman halkının kendilerine Nazi muamelesi yapılmasını kabullenmesi mümkün değildir. Hükümetler kavga ederler,sonra çıkarları birleşir,barışırlar,ancak halklar arasında kırgınlıklar yavaş oluşur ve çok zor ortadan kalkar. Özellikle Alman halkı sakin bir halktır,ani kararlardan kaçınır,sert tepkiler göstermez. Tepkileri yavaş yavaş oluşur ancak kalıcı olur. Görünen o ki,Alman halkı ile aramızda büyük bir mesafe oluşmuştur. Kimse kendi kendini avutmasın; Almanya"da yapılan anketler Almanların % 92"sinin Türkiye tatile gitmek istemediğini ortaya koymaktadır.  % 50, % 60,%70 değil,tam tamına % 92. Bu dehşet verici bir orandır. Türkiye turizmi için tehlike çanlarının çalmaya başladığının habercisidir. Alman demek,Avusturyalı demektir,Hollandalı,Belçikalı demektir. Hatta Fransız demektir. Alman halkı,bu hakların öncüsüdür. Diğer Avrupalı halklar Yönlerini zengin Almanya"ya göre tayin ederler. Alman gelmezse,onlarda gelmez. Bu böyle biline.

Dün yılın ilk yarısının,yani Haziran sonuna kadar olan altı aylık turizm gelirleri açıklandı. Geçen yıla göre % 6.5 artmış. Geçen yıl Türk turizminin en düşük gelir elde ettiği yıldı. Ruslar yoktu,Antalya çökmüştü. Bu yıl Ruslar"ın bir kısmı geldi ancak Avrupalı yok. Bu yüzden de turizm gelirleri ancak % 6.5 artabilmiş. Yani geçmiş yıllara,turizmin başarılı olduğu yıllara göre artmamış,hatta düşük kalmış. 2016 yılı turizm gelirlerini dibe vurduğu bir yıldı,2017"de ise sadece % 6.5 artmış gözüküyorsa,belki bu durumla politik olarak övünülebilir,turizm iyiye gidiyor propagandası yapılabilir ama gerçekte çöküş devam ediyor demektir. Kimse kendini kandırmasın,hele turizmle uğraşıp,ayakta kalma mücadelesi veren otelciler,esnaf hiç kendilerini avutmasınlar. Turist sayısı artmazsa,hele Avrupalı turist gelmemekte ısrar ederse,bir işletmenin,bir çok kişinin geleceği karanlık demektir. Gerçekleri bilip ona göre kararlar vermek gerekir.  Katrilyonlarca liralık devlet hazinesinden geçinip,sırtını devlete dayamış tuzu kuruların her şeyi pembe gösterme masallarına inanmak kimseye fayda sağlamaz.

Bu sezonu gördük,bu sezonu yaşadık. Gelecek senenin,gelecek sezonun çok daha iyi olacağı yönünde bir işaret var mı?

Bu sezon otellerin sadece Türk turiste kaldığını artık Didim"de, bilmeyen,duymayan kaldı mı. İngiliz yoktu,Avrupalı yoktu. Sadece bir miktar Bulgar,Polonyalı ve Ukraynalı geldi. Onlarında kaça geldiklerini,Herşey Dahillerde nasıl tükettiklerini artık herke biliyor. Koca bir şehir bu turistlerle ayakta kalamaz. Bu turistin esnafa,otellere faydası dokunmaz. Otelleri dolduran yerli turist ise her zamanki gibi temmuz ortalarında geldi. 20 ağustostan sonra çekilmeye başlayacak,bayramın son günü olan 4 eylülden sonrada arada bulasın. Koca bir şehir,para harcamayan,Herşey Dahillerde yiyip içen ve sadece 1,5 ay içinde gelen bir yerli,yabancı turist profili ile turizm destinasyonu olma iddiasını sürdüremez. Olsa olsa Erdek olur. Senin bizim oğlanın yazları kısa bir süre için gelip kaldığı,ufak bir kasaba haline dönüşür.

Bu kadar moral bozucu,herkesi korkutucu haberlerden sonra bir tesellimiz var. Yine de bir umut mevcut. Didim"i Didim yapan sevgili İngiliz halkı.

Onlarla henüz böyle bir sorun yaşamıyoruz. Eli kulağındadır demek istemiyorum,büyük bir endişe içinde inşallah yaşamayız

diye temenni ediyorum. Ancak bu sezon İngilizlerde çok önemli bir azalma olmuştur. Azalmanın başlıca nedeni,uçak sayısının azlığıdır. İngiliz acentalar,uçak planlarını Ekim ayında yaparlar. O ülkeye kaç uçak kaldıracaklarını,haftanın hangi gün uçuracaklarını planlar. Bu bildirimlerini Ekim ayı sonuna kadar yapma zorunluluğu vardır. Havaalanlarında yer,yani "slot" almak zorunlulukları vardır. Gecikirlerse havaalanlarında yer bulmakta zorluk çekerler. Geçen yaz,15 temmuz askeri darbesi İngiliz acentalarını ürkütmüştür. Ülkenin nereye sürükleneceği belli olmadığı için Ekim ayında tedbirli davranarak,kendilerini riske atmadan uçak sayısını azaltmışlardır. Örneğin Dünyanın ikinci büyük acentası olan Thomas Cook başta Ege bölgesi olmak üzere,neredeyse Türkiye"den çekilmiştir. Bir diğer büyük acenta olan Jet2, haftalık 7 olan uçak sayısını,haftada bir güne ve sadece 3 uçağa düşürmüştür. Bu da uçak fiyatlarını pahalandırmış,bir çok havaalanından uçak bulunamaz olmuştur. Bir ingilizin Türkiye"ye gelmek için başka şehirlere gitme zorluğu ortaya çıkmıştır. Bu da İngiliz turist sayısını azaltmıştır. Hatta öyle azaltımıştır ki,bir çok İngiliz evlerine bile gelememiştir.

Ancak İngiliz acentalar gelecek yıl için uçak sayılarını arttırmışlardır. Hatta öyle arttırmışlardır ki,bir önceki yılların önüne bile geçmişlerdir. Bunun nedeni,bu sezon yanlış kararları yüzünden talepleri karşılayamadıklarını görmeleri,İspanya,Yunanistan gibi ülkelere giden İngilizlerin euro yüzünden çok fazla para harcayarak tatil yapmak zorunda kalmalarını sayabiliriz.  Örneğin Jet2,bu yıl sadece haftada 3 olan uçak sayısını,haftanın dört gününe ve 8"e çıkarmıştır. Diğer acentalarda da benzer artışlar görülmektedir. Görünen odur ki,gelecek sezon Ege"de İngiliz turist konusunda fazla sıkıntı yaşanmayacaktır.

Bu gelişmeler Didim için hayırlı haberlerdir. Didim"liler kadim dostu olan İngilizler"i ; Didim"lilerin yıllardır cafelerini,restoranların dolduran,onlara ev sattıkları,mobilya sattıkları,dostluklar kurdukları İngilizleri tekrar kazanmak zorundayız. Onları üzdük,kandırdık,gerçek misafirperverlik göstermedik. Ancak yine de Didim"den tam anlamıyla vazgeçmediler. Evlerini satıp gidenler oldu ama hala önemli bir kısmı gelmeye devam ediyor. Bunu değerini bilmeliyiz.

Son yıllarda,kısa bir zamana sıkışsa bile yerli turistinde kadrini bileceğiz,temmuz ağustos ayları dışındaki ayları da dolduran İngiliz turistin...   Hiç bir şehir tek bir pazara dayanarak varlığını sürdüremez. Bunun asla unutulmaması gerekir.

Ferda Aykan

 

 

Çarşamba, 17 Mayıs 2017 11:22

18 madde oflaması

18 madde oflaması

İktidar içeriğinde neler olduğunu anlatmadı, şaibeli bir şekilde ve yasal olmayan sayım.

Olağanüstü halin gölgesinde devletin tüm imkanlarını, maddi ve manevi kullanarak, hiç zaman geçirmeden parti devletinin taşlarlarını döşemeye başladılar.

Yabancı kurum ve gözlemcilerinin raporlarında oylamanın ve sayımın adil olmadığıdır. Meshepci ve ırkçı evetçi öncü kadrolar söylemlerini bu yolda sürdürdüler. Yüksek Seçim Kurulunun açıklaması %51 olsa da halk ikna olmadı. Nedeni kural dışı uygulamalardan dolayıdır.

Hayırda birleşenler tıpkı kurtuluş ve kuruluş da olduğu gibi ümmet ve kulluktan millet olmuş. Ayrı mahallelerde değil, aynı mahallede birlik, laik, özgür ve barış içinde yaşamak herkesin yasama  isteğidir. Yasalar ve demokratik bir ANAYASA güçler ayrılığıdır.

Kuruluş ilkelerine bağlı cumhuriyet parlementer sisteme bağlı tam bağımsız Türkiye’dir.

Peki bu duruma nasıl geldik, çok geriye gitmeden cumhuriyet ve devrim karşıtı FETÖ hain darbe girişimi millidirenişle püskültülmesi, yüzlerce şehit ve gazi vererek önlendi.

Akabinde bir miting yapıldı, Yenikapı ruhu altında, çok geçmedi yılardır gizli acentelerini dillendirildi. kim tarafında? Yıllarca iktidara söylemediğini bırakmayan Bahçeli tarafından. Başkanlık devletin karşı karşıya olduğu bir yığın sorun varken, hani nerede kaldı birlik beraberlik, Yenikapı ruhu.

Dış siyaset, ekonomi, enflasyon, işsizlik, Avrupa Birliği, ABD’nin, Rusya’nın Tavşana kaç, Tazıya tut ve terör illeti referandumla karpuz gibi 2 ye ayrılan bir Türkiye.

Oysa bizleri bir arada tutacak olan kuvaimilliye ruhu olmalı idi.

Bakın bu günlerde Türkiye’nin kuruluş ve kurucularına başka Atatürk’e, Annesine ve Afet İnan’a nefret kusuyor kuduz itler, salyalarını saçarak. Eğer karantinaya alınmaz ise yakınlarına da nüfus edecektir.

Genel Kurmay Başkanı’nın, AKİT yazarının anlamlı ziyareti.

Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere hukuk içinde itirazlarını yapıyor. Referandum sonucuna.

Hayır birlişenleri düşüncelerini ve görüşleri farklı da olsa siyaseten uzlaşmacı, tavırlarını misyonlarını sürdürmelidirler.

Atı alan Üsküdarı geçtimi HAYIR, Atın dizginlerini tutup geri döndürmek zorundadır.

İnsanca yaşamak, Ya hep beraber, ya’da hiç birimiz...

Salı, 09 Mayıs 2017 09:41

REFERANDUM DUMA DUMA DUM

REFERANDUM DUMA DUMA DUM


Gü­lü­yo­ruz ağ­la­na­cak ha­li­mi­ze 16 Nisan şaş­kın­lı­ğın­dan kur­tul­mak, İkti­dar ne tür tepki ve­recek, nasıl bir yol iz­le­yecek. Top­lu­mun tep­ki­si ne ola­cak, Bine yakın par­ti­li hakim ata­na­cak.

Cum­hur­baş­ka­nı­nın par­ti­li ve genel baş­kan olun­ca, 21 mayıs da hem genel baş­kan ve (REİZ) Cum­hur­baş­ka­nı.

Bu du­ru­mun ne an­la­ma gel­di­ği­ni dü­şü­ne­bi­li­yor­mu­su­nuz?

İl ve ilçe baş­kan­la­rı bu­lun­duk­la­rı yerde genel baş­kan gibi ola­cak. Du­rum­dan va­zi­fe çı­ka­ran yö­ne­ti­ci­ler ola­bi­lir. Olmaz diye bi­lir­mi­si­niz?

Size olmuş bir olayı ha­tır­la­ta­yım. Bir olaya ka­rı­şan AK Par­ti­li bir yö­ne­ti­ci­nin oğlu ka­ra­kol­da. Polis me­mur­la­rı­nı hi­za­ya sokan em­ni­yet mü­dü­rü, AK Par­ti­li bir yö­ne­ti­ci­nin oğ­lu­na “Gös­ter ba­kı­yım han­gi­si” di­ye­rek dev­le­tin me­mu­ru­nu, si­ya­si­le­rin kar­şı­sın­da nasıl ez­di­ği­ni bu mil­let unut­ma­dı.

Mu­ha­le­fet bir­le­şen­le­ri Yük­sek Seçim Ku­ru­lun­dan şi­ka­yet­çi. San­dık ba­şın­da ka­za­nı­lan seçim eli­miz­den alın­dı der­ken. Ka­mu­oyu da böyle ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Hayır bir­le­şen­le­ri­nin lo­ka­ma­tif­li­ği­ni yapan CHP’nin so­rum­lu­lu­ğu daha bir önem ka­za­nı­yor.

CHP Genel Baş­ka­nı­nı tu­za­ğa çe­ki­yor­lar, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı aday­lı­ğı­nı açık­la diye zor­lu­yor­lar. Hele biri var ki, Ek­me­let­tin va­ka­sı­nı unut­muş ola­cak ki, Ab­dul­lah Gül’ü gün­de­me ta­şı­yor.

Genel baş­kan Hayır bir­le­şen­le­ri­ni tek tek zi­ya­ret ede­rek, dü­şün­ce­le­ri­ni alıp yol ha­ri­ta­sı­nı be­lir­le­me­ye ça­lı­şı­yor. Bence de doğ­ru­su budur.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li­ler ses­len­di­ri­len bir şar­kı­nın bı­rak­tı­ğı hoş seda ile kal­mak is­te­mi­yor.

1- Ha­zi­ran se­çim­le­rin­den ik­ti­dar yenik çık­mış kroşe yemiş bok­sör gibi Sayın Bay­kal ne yap­tı­ğı­nı bil­mi­yor.

Deniz Bay­kal, “Er­do­ğan’la ancak ga­ze­te­ci­le­rin önün­de ko­nu­şu­rum” de­miş­ti. Sa­ray­da Baş­ba­şa gö­rüş­tü. Ne sı­fat­la gö­rüş­tü bi­lin­mez ama bu bir parti su­çu­dur.

2 - Soner Yal­çın 3 mayıs da köşe ya­zı­sın­da, (Bay­kal’ın ka­ra­ka­tü­rün­de) “Ek­si­ği var, faz­la­sı yok.” diye yaz­mış­tı.

Sayın Erdal İnönü’ye karşı Deniz Bay­kal Genel Baş­kan­lık ya­rı­şı­nı kay­bet­tik­den sonra, Kimse ko­nuş­mu­yor su­su­yor­du. Kim­ler der­se­niz, Erol Tun­cer, Altan Öğmen, Ali Topuz vs. vs.

Bu isim­ler CHP’nin 2. Genel Baş­ka­nı­na Sayın İsmet İnönü’ye mu­ha­le­fet eden, Sayın Ece­vit’in ya­nın­da yer al­dı­lar. Sayın İnönü’nün ya­nın­da Os­ma­lı Ba­ka­ya­la­rı vardı. Başta Turan Fev­zi­oğ­lu, Kemal Satır gibi.

Ece­vit bir umut ol­muş­tu, Tavrı, söy­lem­le­ri ve me­saj­la­rı ile ne de­miş­ti. “Ne ezen, ne ezi­len, in­san­ca halk­ça bir düzen” di­yor­du. Top­rak re­for­mu yaptı “Top­rak eke­nin, Su kul­la­na­nın. Af­yo­nu biz eke­riz kimse ka­rı­şa­maz.” di­yor­du.

İstan­bul’da genç­ler 6. filo as­ker­le­ri­ni de­ni­ze dö­kü­yor ve “Tam ba­ğım­sız Tür­ki­ye” diye yeri göğü in­le­ti­yor­du.

Bü­lent Ece­vit Genel Baş­kan olun­ca, Sayın İnönü, Ece­vit için bir gün olsun müs­fet menfi hiç bir şey söy­le­me­di.

Bu günkü mu­ha­lif­ler ku­rul­tay da ku­rul­tay diyor. Al­dı­ğım du­yum­la­ra göre imza top­la­ma­ya baş­la­mış­lar. tek der­le­ri Genel Mer­ke­zi ele ge­çir­mek.

Sözün kı­sa­sı CHP’nin ra­ki­bi AKP’değil, için­de­ki İrlan­da­lı­lar­dan sonra, bir de şu gö­rül­me­li, CHP ha­fı­za­sı ol­ma­yan ak­de­mis­yen­de olsa, de­ne­yim ka­zan­ma­dan Genel mer­kez­de bir yer­le­re ge­ti­ril­me­si yan­lış. (Sühey Batum, Emine Tar­han, son ola­rak da Sayın Böke.)

 

Sa­mi­mi ise­niz ya nor­mal pro­se­dü­rü takip edin. Yada mil­le­tin ya­ka­sın­da düşün. Su akıp yo­lu­nu bu­la­cak­tır.

 

De­mok­ra­tik dü­şün­ce ile Ha­yır­da bir­le­şen­le­rin umu­du­nu ki­şi­sel hırs ve ikbal uğ­ru­na kim­se­nin yok et­me­ye hakkı yok­tur.

Salı, 25 Nisan 2017 09:57

23 Nisan Törenleri

23 Nisan Törenleri

 

23 Nisan neyi ifade ediyor anlayan beri gelsin. Didim Kent meydanında halk ve protokol yerini aldı. Ananons yapıldı çelenk koyma bir tek ilçe milli eğitim müdürlüğünün çelengi var, başka yok. Partileri, sivil Toplum kuruluşlarının çelenkleri, yetim çocuklar gibi bir köşede.

İktidar ve ortağı partinin çelengi zaten yoktu.

Bunun adı 23 Nisan Bayramı töreni. Tam bir kara mizah. Manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış gördün mü?

Öyle anlaşılıyor ki, bu kararı verenlar köşelerinde kıs kıs gülmüşlerdir. Cumhuriyet çınarının dallarının budandığını sanıyorlar. Ama hevesleri kursaklarında kalacak.

Alternatif tören için Didim CHP İlçe Başkanı Gökmen Karataş’ın adı anons yapıldıktan sonra. Halkın ve Belediye Başkanı A. Deniz Atabay’ın da katılımıyla başlayan tören. Çelenk koyma merasimi, saygı duruşunun ardından, istiklal marşı hep bir ağızdan söylendi.

Önümüzde 19 mayıs gençlik ve spor bayramı var. Nasıl bir kutlama yapılacak,  Hükmedenlerin aldığı karar doğrultusunda mı?

Milli bayramlarımız gerçekten bayram gibi, Halkın çoşkusu ile kutlanmalı.

Milli Bayramlarımız çakma milliyetçilere bırakılmayacak kadar kutsaldır.

Milli Bayramlarımız emperyalizme karşı direnişimizin ve zaferlerimizin, özgürlüğümüzün ve Bağımsızlığımızın sembolüdür.

Bağırmalıyız avazımız çıktığınca

"Dur yolcu!

23 Nisan neyi ifade edi­yor an­la­yan beri gel­sin. Didim Kent mey­da­nın­da halk ve pro­to­kol ye­ri­ni aldı. Ana­nons ya­pıl­dı çe­lenk koyma bir tek ilçe milli eği­tim mü­dür­lü­ğü­nün çe­len­gi var, başka yok. Par­ti­le­ri, sivil Top­lum ku­ru­luş­la­rı­nın çe­lenk­le­ri, yetim ço­cuk­lar gibi bir kö­şe­de.

İkti­dar ve or­ta­ğı par­ti­nin çe­len­gi zaten yoktu.

Bunun adı 23 Nisan Bay­ra­mı tö­re­ni. Tam bir kara mizah. Manda yuva yap­mış söğüt da­lı­na, yav­ru­su­nu sinek kap­mış gör­dün mü?

Öyle an­la­şı­lı­yor ki, bu ka­ra­rı ve­ren­lar kö­şe­le­rin­de kıs kıs gül­müş­ler­dir. Cum­hu­ri­yet çı­na­rı­nın dal­la­rı­nın bu­dan­dı­ğı­nı sa­nı­yor­lar. Ama he­ves­le­ri kur­sak­la­rın­da ka­la­cak.

Al­ter­na­tif tören için Didim CHP İlçe Baş­ka­nı Gök­men Ka­ra­taş’ın adı anons ya­pıl­dık­tan sonra. Hal­kın ve Be­le­di­ye Baş­ka­nı A. Deniz Ata­bay’ın da ka­tı­lı­mıy­la baş­la­yan tören. Çe­lenk koyma me­ra­si­mi, saygı du­ru­şu­nun ar­dın­dan, is­tik­lal marşı hep bir ağız­dan söy­len­di.

Önü­müz­de 19 mayıs genç­lik ve spor bay­ra­mı var. Nasıl bir kut­la­ma ya­pı­la­cak, Hük­me­den­le­rin al­dı­ğı karar doğ­rul­tu­sun­da mı?

Milli bay­ram­la­rı­mız ger­çek­ten bay­ram gibi, Hal­kın çoş­ku­su ile kut­lan­ma­lı.

Milli Bay­ram­la­rı­mız çakma mil­li­yet­çi­le­re bı­ra­kıl­ma­ya­cak kadar kut­sal­dır.

Milli Bay­ram­la­rı­mız em­per­ya­liz­me karşı di­re­ni­şi­mi­zin ve za­fer­le­ri­mi­zin, öz­gür­lü­ğü­mü­zün ve Ba­ğım­sız­lı­ğı­mı­zın sem­bo­lü­dür.

Ba­ğır­ma­lı­yız ava­zı­mız çık­tı­ğın­ca

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.


Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bir tümsek, Anadolu'nda,

İstiklâl uğrunda, namus yolunda

Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.


Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed'in düşmanı boğduğu sele

Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir. diye devam eden di­ze­le­ri hay­kır­ma­lı­yız.

Ka­za­nı­yo­ruz der­ken, kay­det­tik­le­ri­nin far­kın­da de­ğil­ler, top­lu­mun sinir uç­la­rıy­la per­vat­sız­ca oy­na­mak, halkı bu denli yor­mak kime ne ka­zan­dı­rı­yor.

Hür­ri­yet yo­lun­da bay­ram­lar he­pi­mi­ze ar­ma­ğan­dır, an­la­ya­na.

 

 

 

 

 

 

 

 

diye devam eden dizeleri haykırmalıyız.

Kazanıyoruz derken, kaydettiklerinin farkında değiller, toplumun sinir uçlarıyla pervatsızca oynamak, halkı bu denli yormak kime ne kazandırıyor.

Hürriyet yolunda bayramlar hepimize armağandır, anlayana.     MEHMET PEKDEMİR

Sayfa 1 / 9