19 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Yazarlarımızın En Son Eklenen Yazıları

  • Şaşkınlıkla izliyorum
    Yazan Erol YILDIZ
    Şaşkınlıkla izliyorum Şaşkınlıkla izliyorum Gerçekten gözlerim yaşardı. Bir ülke bu derece çark eder mi? Evet ediyor. Bu derece çark ediyor. Ya biz çok salağız anlamıyoruz, ya da bu ülke hakikaten suyun akışına…
  • Duy­du­nuz mu?...​ Egemen Bağış; Bize Ül­ke­mi­zi Ba­ğış­la­mış
    Yazan Selma Erdal
    Duy­du­nuz mu?...​  Egemen Bağış; Bize Ül­ke­mi­zi Ba­ğış­la­mış Duy­du­nuz mu?...​ Egemen Bağış; Bize Ül­ke­mi­zi Ba­ğış­la­mış 9 AK­BA­BA+4 KI­RI­KOK+1KURT... 5 Ocak 2015 günü otu­rup; pa­zar­lık ya­pa­cak­lar­dı...​Hangi ko­nu­da der­se­niz?... El­bet­te ki 4 adet "pa­ra­ya"bakan za­tı-ı muh­te­re­min; "ki­ri­ni arıt­ma­ya gerek var mı,…
  • BİR 16 NİSAN’I, BİR DE 16 KASIM’I UNUTMAYIN…
     BİR 16 NİSAN’I, BİR DE 16 KASIM’I  UNUTMAYIN… BİR 16 NİSAN’I, BİR DE 16 KASIM’I  UNUTMAYIN… Cumhuriyet tarihinde unutulmaması gereken o kadar güzel günler var ki,unutulmamalı, Ancak hiç hatırlanmaması gerekenler de var mutlaka, Bu tarihi ve önemli günler…
  • Mi­sa­fir
    Yazan Selma Erdal
    Mi­sa­fir Mi­sa­fir Biz mil­let­çe se­ve­riz mi­sa­fi­ri; ne­re­den gel­di­ği­ne, kim ol­du­ğu­na bak­mak­sı­zın “Tanrı mi­sa­fi­ri” der, bağ­rı­mı­za ba­sa­rız…Haf­ta­so­nu da bizim bir mi­sa­fi­ri­miz vardı; uzak di­yar­lar­dan, taaa Riyad’dan…Riyad’dan de­diy­sem, orada ya­şı­yor olsa da mi­sa­fi­ri­miz…
  • Doğa kat­li­amı ne­re­ye kadar
    Yazan Erol YILDIZ
    Doğa kat­li­amı ne­re­ye kadar Doğa kat­li­amı ne­re­ye kadar Em­per­ya­list ül­ke­ler bir araya gel­sey­di bizim yap­tı­ğı­mı­zı asla ya­pa­maz­lar­dı. Bu ül­ke­yi mah­vet­mek için ne varsa ya­pı­yor­lar. Her­kes de­lik­siz uy­ku­ya dal­mış, asla uyan­ma­ma­ya yemin et­miş­çe­si­ne, uyu­ma­ya inat…
  • YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - XI
    Yazan Musa Dinç
    YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - XI Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir   YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR - XI * Var olan sistemde ne sağlıklı sanat yapılır, ne de icra edilir, sağlıklı yapıtlar da gün yüzüne…

BÜYÜK İSKENDER ve SONRASI

Ancak görkemli İon Uygarlığı'nın sona erişi yaklaşmıştı...

Milet, İon kentlerinin Persler’e karşı başkaldırısının sembolü olan ve M.Ö. 494’te cereyan eden Lade Savaşı'na tam 80 gemilik bir destek göndermişti. Lakin savaşı kazanacak olan Persler, diğer İon şehirleri gibi Milet’i ve dolayısıyla Apollon Tapınağı'nı ve çevresindeki yerleşimi de yakıp yıktılar. Yöre halkından sağ kalanları ise Fırat Nehri ağzındaki Ampe şehrine sürgüne gönderdiler. İşte bu olaydan sonra Milet (ve ona bağlantılı olan Didyma), İon kentleri arasındaki üstün konumunu hepten yitirdi ve ihtişamlı günlerine bir daha hiç dönemedi.

Büyük İskender'in İon kentlerini yeniden bağımsızlığa kavuşturmasından sonra, Apollon Tapınağı'nın yapımına M.Ö. IV. yüzyıl sonlarında yeniden başlandı. Suriye Kralı 1. Selukos, bir jest yaparak savaşlar esnasında tapınaktan götürülmüş olan bronz Apollon heykelini M.Ö. 300 yıllarında İran'ın Ecbatana kentinden buraya geri getirdi ve tapınağın yeniden yapımına yardım etti. Tapınağın mimarları, Efes'teki Artemis Tapınağı'nın mimarlarından olan, Efesli Paionios ve Daphnis idi. Bu dönemde yenilenen tapınak daha büyük boyutlarda bir dipterosa, yani çevresini iki sıra sütunun sardığı dev bir tapınağa dönüştürülmek isteniyordu.

Tapınakta bugün bulunan Medusa başı kabartması ise Roma İmparatorluğu döneminde buraya getirilmiş ve monte edilmiştir. Mitolojiye göre Medusa, Gorgonlar adıyla bilinen üç kız kardeşten en tehlikelisiydi. Kendi güzelliğini, Yunan Tanrıçası Athena'dan daha üstün gördüğünden dolayı bizzat bu tanrıça tarafından cezalandırılmış ve çok çirkin, bakışlarıyla insanı taşa çevirebilen bir yaratığa dönüştürülmüştü. Ancak savaşçı Perseus, Athena'nın isteğiyle Medusa'ya parlak yüzü olan kalkanıyla yaklaşarak ışınlarını gerisin geriye yönlendirmiş. Medusa sersemleyince de başını keserek onu yok etmişti...

Böylece insanlık tarihine M.Ö. XVI. yüzyılda başlangıç yapan Didim yerleşkesi, önce Eski Yunanlılardan Akalar'ın Anadolu'da oluşturduğu Miken kültürünün eline geçmiş; bir dönem Giritlilerin hakimiyetine girmiş; akabinde Perslerin hakimiyetine girmiş. Hemen sonrasında ise, Antakya'yı başkent olarak kullanmış olan Selevkos İmparatorluğu'nun sınırlarına katılmış; ardından da Attalid Hanedanlığı'nın ve Roma İmparatorluğu'nun yurdu olmuş; nihayetinde Doğu Roma İmparatorluğu, yani Bizans'ın bayrağı altına dahil edilmiş bir yöredir...

Didim, Truva Savaşı esnasında ise bir Karya şehridir. 1071'deki Malazgirt Savaşı'ndan 15 sene sonra, 1086 yılında Türklerin hakimiyeti altına girmiş; ancak 8 yıl sonra, 1098'de yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. 1280 yılında ise Milas ve yöresinde hakimiyet kurmuş olan Menteşe Beyliği ve 1300'den sonra ise Aydın ve çevresinde etkin olmuş olan Aydınoğlu Beyliği'ne bağlanmıştır. Didim'in Osmanlı imparatorluk sınırlarına dahil oluş tarihi ise, Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Birinci Mehmed döneminde ve 1413 yılında gerçekleşmiştir...