24 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Yazarlarımızın En Son Eklenen Yazıları

  • 25 KASIM… “KA­DI­NA YÖNELİK ŞİDDETİ DUR­DUR­MA, KI­NA­MA GÜNÜ” İMİŞ
    Yazan Selma Erdal
    25 KASIM…   “KA­DI­NA YÖNELİK ŞİDDETİ DUR­DUR­MA, KI­NA­MA GÜNÜ” İMİŞ 25 KASIM… “KA­DI­NA YÖNELİK ŞİDDETİ DUR­DUR­MA, KI­NA­MA GÜNÜ” İMİŞ Tü­ke­tim top­lu­mu­nu; “an­ne­ler günü” ve de “ka­dın­lar günü” kes­me­miş ol­ma­lı ki ka­dın­la­rın bir başka günü daha oldu; “ka­dı­na yö­ne­lik şid­de­ti dur­dur­ma” adına…
  • NEREYE VARILACAK BAKALIM !..
    NEREYE VARILACAK BAKALIM !..   NEREYE VARILACAK BAKALIM !.. Bu gün, gündüz  TV ekranlarındaki gündem programlarından birkaç tanesi sanki sözleşmişler gibi  aynı konuyu  gündeme getirmişler, Neydi diye sormayın, Belli değil mi ki? Elbette TÜRK Tarımı…
  • İnsan Ne İçin Yaşar?...
    Yazan Selma Erdal
    İnsan Ne İçin Yaşar?... İnsan Ne İçin Yaşar?... Dün­ya­ca ünlü Rus yazar TOLS­TOY; “ İnsan Neyle Yaşar ?...” so­ru­su­na yanıt ara­mış…Kuş­ku­suz ben Tols­toy ol­ma­ya so­yun­ma­dım, öy­kün­me­dim ama bu ya­zım­da bi­raz­cık ondan esin­le­ne­rek “insan ne…
  • Neremiz tam bağımsız anlamıyorum
    Yazan Erol YILDIZ
    Neremiz tam bağımsız anlamıyorum Neremiz tam bağımsız anlamıyorum Millet aya gidiyor biz hala kavgadayız kelimesini ben kabul etmiyorum. Millet aya gitti de ne oldu. Ortada hala bir şey yok. Ben çocukken astronotlar ilk olarak…
  • BÖYLE Mİ OLACAKTIK…
    BÖYLE Mİ OLACAKTIK…   BÖYLE Mİ OLACAKTIK… Bize mercimek lazım,çünkü açız,yerlisi yok mu? Hem karnımızı doyuracağız,hem de paramız bize kalsın diyoruz ama ne gezer, Mercimek KANADA’ dan Beslenmemiz için protein’e  ihtiyacımız var, yani hayvansal…
  • SEVR Açı­lı­mı Bu Ya­şa­nan­la­rın Adı
    Yazan Selma Erdal
    SEVR Açı­lı­mı Bu Ya­şa­nan­la­rın Adı SEVR Açı­lı­mı Bu Ya­şa­nan­la­rın Adı Yıl­lar önce (1999 yılı; ANAP-DSP-MHP Ko­alis­yo­nu dö­ne­mi) MÜ­DA­FAA-İ HUKUK Der­gi­si’nde ya­zı­yo­rum… Ve Prof. Dr. Çetin YETKİN; Bursa Tem­sil­ci­li­ği’ni öne­ri­yor der­gi­nin…Bu aşa­ma­da der­si­mi iyice ça­lış­mak, der­gi­yi…

PRIENE & DOĞANBEY ÇEVRESİ

Bodrum'dan kuzeye, Didim'e doğru otomobille yola çıktıktan en fazla iki saat sonra antikçağa damgasını vurmuş üç İon şehrine gelirsiniz. Aynı gün içinde gezilebilecek kadar birbirine yakındır bu üç antikçağ kent harabesi...

Milet'teki 15.000 kişilik dev amfitiyatro insanı bugün bile etkileyen bir görünüm taşımaktadır.

Didim'deki Apollo Tapınağı ise nefes kesicidir.

Priene ise, Menderes Nehri'nin üzerindeki bir yamaca kurulmuştur ve olağanüstü bir manzaraya sahiptir.

Priene'nin M.Ö. 300'lü yıllarda yaklaşık 3.000 kadar insanın yaşam alanı olduğu tahmin edilmektedir. Buradaki harabelerde yapılan arkeolojik kazılarda çıkan bulgulara göre kent, ortaçağda yaşadığı bir depremle yıkılmıştır.

Samsun Dağı eteklerinde kurulmuş bir İon şehri olan Priene, Büyük Menderes Nehri'nin 10 kilometre kadar kuzeyindedir. Kentin Belus'un oğlu Aegyptus yönetiminde İonlar tarafından kurulduğu kabul edilir. Priene, sonraları Lidyalı Ardys tarafından ele geçirilmiştir. M.Ö. VI. yüzyılın ortalarında 'şehrin bilgesi' Bias yönetiminde şehir tekrar canlanmış ve zenginleşmiştir.

M.Ö. 545 yılında Pers Kralı Cyrus tarafından fethedilen Priene, M.Ö. 499'daki Perslere karşı girişilen 'İon Başkaldırısı'na 12 gemiyle katılmıştır. Ancak komşusu Samos (Sisam) ile ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve Büyük İskender'in ölümünün ardından çıkan karışıklardan dolayı şehir giderek güçsüzleşmiştir. Roma İmparatorluğu, şehri 155 yılında Pergamon (Bergama) ile Kapadokya krallarından geri almıştır.

Kapadokya Kralı'nın asi oğlu Orophernes, Romalıların şehri almasıyla Priene’ye gömülü gizli hazineye ulaşmış ve jest olarak şehirdeki Artemis Tapınağı'nı onarmıştır. Uzun yıllar Roma ve Bizans yönetimi altında zengin bir şehir olarak kalan Priene, XIII. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir.

Günümüzde şehir planının ortasındaki tüm yapılar gibi, Isis ve Asclepius tapınakları tamamen harap haldedir. Yapılan arkeolojik kazılar, Priene şehrinin ortasında büyük bir stadyumun varlığını ortaya çıkarmıştır.

Antik Priene, yeşilin her tonunun rüzgarla buluştuğu, caddeleri altın ve fildişinden Athena heykelleriyle dolu cıvıl cıvıl bir yerleşme olarak tarihe geçmiştir.

DOĞANBEY
Doğanbey Köyü, Milet-Priene-Didyma'nın, yani bölgede yaşamış eski uygarlıkların yerleşim alanlarının tam kalbinde, eşsiz Büyük Menderes Deltası'nda, Samsun (Mikale) Dağının eteklerinde kurulmuştur. Ege Denizi'ne bulunduğu yamaçtan bakan köy, Dilek Yarımadası Milli Parkı'nın sit alanı içinde yer almaktadır.

Yerleşik Yunan nüfusunun, Yunanistan'daki Türk nüfusla mübadelesinin yapıldığı 1924 yılına kadar adı Domatia olan bu köy, 1980'lerde yöreye gelen göçmen köylülerle nüfusunu arttırarak, balıkçılık ve pamuk tarımıyla uğraşmak üzere kıyıdaki Yeni Doğanbey Köyü'ne taşınmıştır. Ormanın kıyısında konumlanan ve bazıları 100 yıllık olan taş evler ise doğal ve kültürel çevreyle uyum içindedir.

Doğanbey Köyü, Kuşadası'na 40 kilometre, Bodrum'a 155 kilometre, Söke'ye 25 kilometre, Didim'e 35 kilometre, İzmir'e 125 kilometre, İstanbul'a ise Bandırma feribotuyla 420 kilometre (Yalova feribotuyla 530 kilometre) mesafededir.