Fransızcadan Türkçemize giren aksiyon kelimesinin “Hisse Senedi” dışındaki anlamı : “ Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması; insan faaliyetinin ya da iradesinin açığa çıkması; iş, çalışma, faaliyet, tesir , nüfuz” olarak geçer.
    Bir milletin, bir devletin hatta bir işletmenin ayağa kalkmasında, neşvü nema bulmasında aksiyonun ve aksiyonerin (aksiyon adamının) büyük rolü vardır. Kişiler veya milletler reaksiyonla değil aksiyonla yükselirler, yücelirler. Sanatta, kültürde, sanayide, eğitimde, sağlıkta, tarımda ve diğer dallarda çağdaş toplum düzeyine ulaşabilirler. Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük aksiyon adamlarından birisi hiç şüphesiz ki Mustafa Kemal Atatürk’tür. Totaliter rejimden  Cumhuriyet rejimine, Arap alfabesinden Latin alfabesine geçme, kadınlara verilen seçme ve seçilme hakkı, kılık kıyafette yapılan değişmeler, velhasıl Batı Medeniyetinin bütün donelerine geçiş kararlı bir aksiyonla gerçekleştirilebilmiştir.
    Atalarımız : “ Nerede hareket, orada bereket” diye boşuna söylememişler. İş, çalışma, faaliyet olan her yerde daha fazla üretim olur. İnsanlar daha fazla mutlu ve müreffeh bir hayat yaşarlar. Tembel tembel durmanın, üretime katılmamanın, hareketsiz kalmanın hiçbir faydası yoktur. Çünkü bir  dünya atasözünde “ Durgun su, solucan yetiştirir.” denmektedir. Yine bir Türk Atasözünde ise: “İşleyen demir pas tutmaz.” denmektedir. Bu atasözünde de hareketin, aksiyonun ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır.
    Kainattaki büyük alem ve küçük alemin tamamı devinim halindedir. Atomlar hareket halindedir. Ay, dünya, güneş ve galaksiler hareket halinde olup adeta bir bilinmeyene doğru akmaktadırlar. Yazar Gürbüz Azak : “ Durmak, devrilmenin bir öncesidir.” der. Onun için hareket halinde olan bir canlının durması demek onun devrilmesinin yakın olduğunun delaletidir.
    Gerek fertlerin, gerekse milletlerin daha canlı, daha aktif, daha müreffeh ve mutlu bir hayat yaşayabilmesi için aksiyon adamlarının, aksiyonerlerin yol göstericiliğine ihtiyacı vardır. İşte o zaman çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabilme şansımız olacaktır.
    Satırlarımızı Jim Rohn’un şu güzel sözüyle sonlandıralım.
    “Öğrendiklerimizin bilgiye dönüşmesi yeterli değildir. Öğrendikleriniz eyleme, aksiyona dönüşmelidir.”

----------------------- ŞİİR KÖŞESİ----------------------

BEN DEĞİL MİYİM ?

Sana olan aşkım koyudan koyu
Her ikimizin de asildir soyu
Ayda, yılda değil bir ömür boyu
Karşılıksız seven ben değil miyim?

Senden bir menfaat beklemeksizin
Doğrulara yalan eklemeksizin
Sürekli çalışıp teklemeksizin
Karşılıksız seven ben değil miyim?

Her zaman her yerde oldum ileri
Katiyen olamam kimseden geri
İlk defa gördüğüm o günden beri
Karşılıksız seven ben değil miyim?

Arzunla Aydın’a geldiğin için
Gerçekten seveni bildiğin için
Ok gibi kalbimi deldiğin için
Karşılıksız seven ben değil miyim?

Dönüp dönüp bana baktığın için
Baktıkça kalbimden yaktığın için
Kalbimin içine aktığın için
Karşılıksız seven ben değil miyim?

İdeal kadını bulduğun için
Sürekli aşkınla dolduğum için
Bundan sonra senin olduğum için
Karşılıksız seven ben değil miyim?
   Albeni AKÇAY – NAZİLLİ

------------------------------------------------

UNUTURUM DERDİ KEDERİ

Başımda eserken bir kavak yeli
Kimi aşık dedi, kimi ise bir deli
Görmezler gözümden dökülen selİ
Karşılıksız aşkın buymuş ederi. 

Ne olurdu sanki beni anlasan
Anlatsam sevgimi sen de dinlesen
Bir de alay edip bana gülmesen
Unuturum inan derdi kederi. 
Şaban KAHRAMAN - YOZGAT

-------------------------------------------

  MUTLUCA YAŞA

Uzak dursun senden gam ile tasa
Ömrünü geçirme beyhude boşa
Kötülük geçmesin aklından asla
Her zaman dürüst ol mutluca yaşa. 

Sofranda bulunsun yemyeşil marul
Şiddetten uzak dur, sakinleş yoğrul
Kendi soğanınla, yağınla kavrul
Her zaman dürüst ol mutluca yaşa. 

Haramdan uzak dur, helale yakın
Olmasa da olur evin ve barkın
Aklından hileyi geçirme sakın
Her zaman dürüst ol mutluca yaşa. 

İyilik edenler iyilik bulsun
İnsanlık sevgisi kalplere dolsun
Ölüm denen mefhum aklında olsun
Her zaman dürüst ol mutluca yaşa. 
Ayten BOZKIR – SÖKE

---------------------------------------------

SENDİN GELEN SENDİN GECEME

Sendin gelen geceme, yağmuruma
Bitti, kapandı sandığım paslı umuduma 
Kilitli kapılar, açıldı bir anda 
Yılların susamışlığı, özlemi sardı bir anda
İki kalp kucaklaştı, yağdı, aktı saatlerce
Soluksuzca yandı, aktı gece boyunca 
Çabuk gel sevgili, üşürüm sensizlikte...

Bu kez, aşka yağdı bulutlar, ince, ince
Sevdaya aktı, gök ışıdı, yıldızlar gülümsedi
İki kalp ağladı, aşk ile yandı,  aktı, aktı
El ele, göz göze koştuk saatlerce
Dindi keder bulutları, aşk ile dize geldi...
İstemsiz yüreğim, ruhum, uçtu sevginle
Çabuk gel sevgili, üşürüm sensizlikte...

Sen bana, ben sana yakıştık sevgili
Yakıştık...Hem de çok...!

Melek (MERAL) GÜLER - AYDIN

--------------------------------------------------

 ÖZLEDİM GÜZELİM

Yüreğime aşkın dolduğu için
Uzaktan, yakından gözledim seni
Görmeyeli aylar olduğu için
Özledim güzelim özledim seni. 
 
Girdabın içine battığım için
Hayli zaman ayrı yattığım için
Ayrılık acısı tattığım için
Özledim güzelim özledim seni.     

Bir hatıran bile yok ki düğünden
Yaktığın tüm mumlar hep söndüğünden
Hayalin gözümde dört döndüğünden
Özledim güzelim özledim seni. 

Bir türlü murada ermediğinden
Baharda gonca gül dermediğinden
Gelme tarihini vermediğinden
Özledim güzelim özledim seni. 

Hayalleri gerçek sandığım için
Aşkınla tutuşup yandığım için
Gün boyu adını andığım için
Özledim güzelim özledim seni. 

Yıllardır canımı sıkmadığından
Bu Öksüz Aşık’tan bıkmadığından
Bir türlü içimden çıkmadığından
Özledim güzelim özledim seni.    
        Şükrü ÖKSÜZ

-----------------------------------------------

DİLİMİN SESİ 

Kendini zikir ulah kıblesi sanma
Senin gibi nice  kıbleler gördüm
Daha çar günü gelip çatmadan
Yıkıldılar serin bir yel esmeden.

Söyler misin bana sahte kıblegahım
Benim sana ibadet günüm gelirse
Haykırırsam anlatırsam gerçekleri
Vicdanım kadar ağır olur dilimin sesi.

Hey kul hakkından bihaber şaşkın
Ben böyle yaralı derbeder iken
Sus diyorsun susmak zikir kapısı
Ben susayım kim anlatsın derdimi.

Söyler misin bana sahte peygamber
Sabrım taşar aklım şaşarsa bir gün
Ben söylersem haykırırsam derdimi
Yaram kadar ağır olur dilimin sesi.

Boşa nutuk atma boş söz söyleme
Yaşam kudretimin sınırı bozma
Bu alemde senin kulunum sanma
Yeter  onurumla gururla oynama.

Ben benden  başkasına ağırım
Gerçek benim hakikatin özüyüm
Ben kızarsam arar isem hakkımı
Hakkım kadar ağır olur dilimin sesi.

Seni sevdim dedin girdin aklıma
Bir sevda sözcüğü yazdın canıma
Sanki hami oldun koca dünyamda
Usandırdın .beni bu şirin candan.

Bir gün toplar isem kaçan  cesaretimi
Alır isem kendi kaderimi  ellerime
Eyer anlatırsam  özgürlüğü aleme
Sözlerim kadar ağır olur dilimin sesi,
Sevim KILIÇ ÖZKAN - ALMANYA

-------------------------------------------------

GÖÇER GİDERİM (5)
Canım çok özlüyor dost kapısını, 
Yaradan bir kapı açar giderim. 
İstemem faninin mülk tapusunu, 
Ecel şerbetini içer giderim. 

İmanla yaşarım arsız değilim, 
Haramdan kaçarım hırsız değilişm, 
Sadık yarım toprak yarsız değilim, 
Kalmam bu fanide göçer giderim. 

Çok şükür getirir insaf dilerim, 
Tövbeyle zikirle kalbim silerim, 
Yetimle mazlumla lokmam bölerim,
 Kazançtan servetten geçer giderim. 

Ha birde mizan var mezardan sora, 
Orda ne rütbe var ne geçer para, 
Herkes ameliyle çıkar didara, 
Ektiğim hasadım biçer giderim. 

Nizamoğlu işe uyandım yeter, 
Ömür belli gündür tükenir biter, 
Dilerim hak Resul elimden tutar, 
Hak cennet yolunu seçer giderim.
 
 Vahdettin IŞILDAK – BURSA 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner26

banner27


Fatal error: Uncaught Error: Call to a member function set() on unknown in /home/mavidid1/public_html/index.php:344 Stack trace: #0 {main} thrown in /home/mavidid1/public_html/index.php on line 344