Tam bir buçuk yıl evde kaldım. Korona virüs korkuları aşı ile azalmıştı. Türkiye kırmızı seyahat listesinde yer aldığı halde, iki hafta tatil yapma nasip oldu.
Kızımın cesaretiyle yola koyulduk. Doksan yaşında eşimi, kalp doktoru damadıma emanet ettim. Geziyle korona yorgunluğunu gidermek ve her ihtimale karşı hanımların yalnız seyahate alışmaları amacımızdı. 
Facebook’ta yayıldığı gibi kontrolsüz olmadı. Turistler ve Yurtdışı Türkleri elini kolunu sallayarak, kontrolsüz Türkiye’ye seyahat etmiyorlar.
Uçuş gününden iki gün önce T.C. Sağlık Bakanlığından HES kotu numarası alınıyor. İnternet kullanmada sorunu olanlar için, formular doldurmak kolay değil. İngilizce olması da ayrı bir sorun, kızım ve torunum yardım etti.
Hem Almanya’dan çıkışta hem Türkiye’ye girişte aşı sertifikası kontrolü var. Aynı işlemler Babavatan’a geri dönüşte de geçerli.
Türkiye’de bütün havayolları çok düzenli çalışıyor. Pozitif deneyimleri sık sık duydum. Aynı şeyi BER Willy Brandt Havaalanı için söylemek mümkün değil.
Elli yılda ilk defa rastladım, kızımın bavulu kayboldu. Bir hafta üstündeki giysilerle idare etmek zorunda kaldı. Sun Express bir hafta sonra gönderdi, bavul Berlin’de kalmış.
Anavatan’ı zenginleştiren insanlar tatilimizin iyi geçmesini sağladı. Servis firması bizi kapıya kadar götürdü ve dönüşte zamanında Adnan Menderes Havaalanına getirdi.
Karşılaştığım güzel insanlar, görüştüğümüz için sevindiklerini gösterdiler. Sevdiklerimi bir daha görememek korkusu geçti, bir rahatlama hissettim. Duygulu anlar yaşadım, insan güzel olan şeylerin, iyi insanların kıymetini kaybetmeden önce bilmeli, diye düşündüm.
Taksi ve dolmuş şoförleri maske takıyor, arabaları çok güzel havalandırıyordu. Maskeler kaydığı için, zorlanıyor. Bizim Berlin’de kullandığımız FFP 2 maskeleri yoktu.
Şehirde bunalmış bir hanım yolcu, bir dolmuş şoförüne pencereyi açmasını söyledi. Şoför beğenmiyorsanız taksiye binin, dedi. Başka negatif hiçbir olaya rastlamadım.
Ege’nin okşayan rüzgârı, temiz ozon yüklü deniz havası hem cilde hem de ruha çok iyi geliyor. Sağlık turizmine önem verilmesiyle, on iki ay turizm hizmeti verecek kapasitesi var.
Çevre Derneği, Turizm Derneği, Didim Ticaret Odası, Belediye ve diğer kuruluşlarla çok uyumlu çalıştığını, basında takip etme fırsatım oldu.

Havaalanında bekleme zamanı uzun olduğundan dolayı, diğer yolcularla konuşma fırsatım oldu. Gerek Alman gerek Yurtdışı 
Türk turistler, diğer sahil kentlerde de çok iyi tatil geçirdiklerini söylediler. Olumsuz hiçbir şey duymadım. Altmış yılda alınan yol başarılı olmuştur.
Aydınlardan en fazla duyduğum söz, Türk asıllı iki Bilim insanının Korona virüse karşı aşıyı bulmalarına sevindikleri, oldu. Keşke Türkiye’de bulsalardı, diyenlere aynı sözümü tekrarladım. 
Bilim ilgi gördüğü, desteklendiği ülkeye gider, sınır tanımaz.
Çocuklarını yurtdışına göndermek isteyenlere tahsil için evet, ama sonra Türkiye’ye dönmeleri şartını önerdim. Almanya geç te olsa göç ülkesi olduğunu kabul etti. İnternet çağında beyin gücüne ihtiyacı var ve seçiyor. Bu, uzmanları gönderen ülkenin fakirleşmesi anlamına geliyor.
Araştırmalar, sağlık personellerin Türkiye’de çok daha iyi tahsil yaptığını gösteriyor. Altmış yıl önce misafir işçilerde yapılan hata yapılmıyor. Temel tahsili olduğu için, gelmek isteyenlere Almanya’ya gelmeden önce Almanca dersi veriliyor.
Kendi anadilini iyi bilmeyene, yabancı dil öğretmek oldukça zordur.
Almanya Almanya oldu, çünkü akraba ve tanıdık özel olarak kimseye Almanya’da iş veremez. Resmi yollarla gelenler için sorun yoktur. Aniden, davetsiz Türkiye’den gelenlerin durumlarının çok zor olduğunu onlara anlattım.
Kurallar ülkesinde, kurallar geçerlidir. Bazen aşırı olabilir. 1978 yılında konuk işçi olarak gelen iki işçi tanışıp, evlenmeye karar verirler. İlk çocukları olunca oturdukları daire iki metrekare küçük olduğu için, bebeğe oturma izini verilmez. Ana baba çocuğu üç yaşına kadar Yugoslavya’ya, büyük ana babanın yanına gönderirler. Daha büyük ev bulunca, ancak çocuğu yanlarına getirebiliyorlar.
Ne zaman tekrar gidebileceğimi bilmediğim için olsa gerek, Türkiye’den sanki veda eder gibi ayrıldım. Hiç böyle üzülerek dönmemiştim. 
Şu anda Avrupa dördüncü dalga Korona virüs belâsına karşı savaşıyor. Virüsle daha önce tanışılmamıştı. Rapor özeti geç bildirildi. Beş aydan sonra üçüncü aşı olunması gerektiği yeni açıklandı.
Araştırma sonuçları Avrupa’ya biraz daha geç geliyor. Zira ilk aşıyı İsrail, Amerika ve İngiltere yapmıştı. Bu nedenle deneyim neticeleri, ilk önce o ülkelerde açıklanıyor.
Pandemi bize ölüm konusunu yakınlaştırdı. Ebediyen veda etmek artık yetmiş artı nesil için zor değil, fakat oraya yolculuktan öncesi korku veriyor. Yahya Kemal Beyatlı, Rindlerin Akşamı şiirinde ne güzel yazmış. İyi ki Münir Nurettin Selçuk şiiri bestelemiş. Tarkan da sesiyle bal eylemiş.

Dönülmez Akşamın Ufkundayız

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

Cihâna bir daha gelmek hayâl edilse bile
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle 

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan 
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece
Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince

Ya aşk içinde harap ol ya şevk içinde gönül
Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahut gül


Sağlıkla kalın, üçüncü aşıyı ihmâl etmeyin.

  
  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner12

banner13


Fatal error: Call to a member function set() on null in /home/mavidid1/public_html/index.php on line 344